Asker Fıkraları

loading...

Günün birinde aile meclisinde asker bir akraba varken gençlerden biri gelir sorar;


- Asker amca askerler neden sabah 6'da uyanıyorlar? Ben ne yaparsam yapayım 8'den aşağı uyanamıyorum.

Asker amca yanıt verir;

- Bana bak genç çocuk. İnan bana! Her sabah 6'da kalkınca öldürmekten başka birşey istemiyorsun. Bundan ideal bir zaman olabilir mi?

fıkranın devamı

Bir gün bir yerde askerlik okuyan bir erkek varmış . Komutan " Marş marş ! " demiş . Bunu duyan asker hemen " Canım çekti marşmellow . Komutanım sizde varmı marşmellow ?" demiş . Komutan bunu kızıp askeri hapise attırmış. Ben uydurdum nasıl?
fıkranın devamı

Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :
-Komutanım benim bir şikayatim var.
-Söyle.
-Mehmet onbaşı beni döğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbaşı :
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.
fıkranın devamı


Yeni gelen erata yzb. sırayla nereli olduklarını sormaktadır.
-Ispartalıyım.
-Adanalıym.
Sıra Nuh'a gelirNuh:
-Sivaslıyım gadasını aldığım yüzbaşım der.
Yüzbaşı:
-Senin şiven Kayseriliye benziyor.Doğruyu söylesene der.
Bizim Nuh:
-Sivaslıyım gözünün yağını yediğim.
Yzb.Nuh'u kulağından tutup,
-Son kez soruyorum doğruyu söylüyormusun?Yoksa seni vuracağım der.Öbür eliyle de çıkardığı tabancasını Nuh'un kafasına dayar.Yzb.adeta deliye dönmüştür.Bunun üzerine Nuh mırıldanır bir sesle:
-Gayseriliyim yüzbaşım der.
Yzb:
-Peki şimdiye kadar niye söylmedin?Diye kükreyince bizim Nuh:
-Öğünmek gibi olacaktı da yüzbaşım...

fıkranın devamı


Kara' cıların komutanı bir asker çağırmış. Asker
- "Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş.
Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek
-"İşte cesaret" demiş.
Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker yine
- "Emret komutanım "diyerek komutanının yanına gitmiş.
Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yereçakılmış ve can vermiş. Komutan da diğeri gibi dönerek
- "İşte cesaret " demiş.
Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve
-"Emret komutanım" demiş. Komutan
- Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş.
Asker;
- "Hadi lan" demiş.. Komutan diğer komutanlara dönerek
- "İşte asıl cesaret bu " demiş. Erdal KIRIKTAŞ

fıkranın devamı


Yzb.nizamiyeye gelince nöbetçi Memet silahını doğrultur ve dur parola der.Yzb.o sırada eşeğinin üstünde nizamiyeden geçip giden ve Memetçiğin parola sormadığıköylüyü gösterip oğlum bana parola soruyorsun adam eşeği ile geçip gidiyor ona sormuyorsunder. Memet
-Yüzbaşım o köylü...Parolayı ne bilsin:::
diye cevap verir.

fıkranın devamı


Başçavuş, karargahtaki erlerin teftişiyle meşguldür, aniden üçüncü katın penceresinde hava almakta olan bir çift iri kalça gözüne çarpar.Merdivenleri dörder dörder çıkar, hışımla odanın kapısını açar ve bağırır :
-Hangi sersem kıçını pencereye çıkardı!
-Ben başçavuşum, der genç bir asker.Hava o kadar sıcaktı ki...
-Ulan eşşoğlueşşek, ya general yoldan geçseydi.N`pardın?
-Ama geçti başçavuşum.
-Peki , bir şey demedi mi ulan!
-Dedi, başçavuşum, günaydın Başçavuşum, dedi.

fıkranın devamı


Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :
-Komutanım benim bir şikayatim var.
-Söyle.
-Mehmet onbaşı beni döğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbaşı :
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.

fıkranın devamı


Sahranın ıssız bir köşesinde,bir din adamı lejyonerlere vaaz vermeye gelir. Vaaz'dan önce binbaşı askerleri uyarır:
-Rahibin ziyareti sırasında, özellikle küfür ve müstehcen kelimeler istemiyorum! Dövüşmeyi bildiğiniz gibi, kendinizi tutmayı da bildiğinizi ona gösterin...
Daha sonra rahip, birliğin önünde vaazına başlar :
-Herşeyden uzakta yaşıyorsunuz, ama geleneklerinizle övünmeniz gerekir.Ben size kendisi de sizin gibi bir kahraman olan Hz. İsa'nın selamlarını getirdim.Söyleyin bana, kahramanlıktan daha saf, daha güzel ne vardır?
Tam o anda birkaç lejyoner ağızlarını açmaya hazırlanırken binbaşı ayağa fırlar ve haykırır :
-Popom, diyene onbeş gün hapis!...

fıkranın devamı


Mehmet askere gitmeden 1 gün önce geneleve gitmiş. Şans bu ya Memet'e belsoğukluğu bulaşmış. Acemilere kolay kolay hastane sevki olmaz ya durumun vahameti üzerne bizimkini askeri hastanenin üroloji (bevliye) polikliniğine sevketmişler. Sırası gelen Memet tabip binbaşıya şikayetini arzetmiş:Komutanı aciiiy sızliyyy ve yaniyyyy.akinti de geliyy... Doktor Memedin aleti alıp evirip çevirerek muayene ederken telefon çalmış ve binbaşı 1-2 dakika telefonla görüşmüş. Unutmuş tabii ve Memede dönüp tekrar şikayetini sormuş. Fakat Memet huşu içinde :
Memet deme komutanıııım, canım deee.....

fıkranın devamı


Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tektek sorar : -Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi? -Evet. -Sen Osman, benim sigaralarımdan otlamayacaksın değil mi? -Otlamayacağım. -Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi? -Yıkattırmayacağım. Herkesten gerekli yanıtı alınca Mehmet : -İyi, bundan sonra ben de karavanaların içine işemiyeceğim

fıkranın devamı


Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !

fıkranın devamı


Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- çok şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı yerler..)
Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı..)
Yuzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim...)
Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!!)

fıkranın devamı


Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.
Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir.
Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:
"Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya...

fıkranın devamı


"Anadolu kasabalarindan birinde jandarmalar bir eve "kitap baskini" yapiyor..

Jandarma timinin basindaki astsubayin dikkatini, duvara civilenmis birkac raftan ibaret kutuphanede bir kitap cekiyor:

"Bir Anti-Komunistin Mucadelesi"

Komutan kitabi eline alip soruyor:

"Bu tur kitaplarin yasak oldugunu bilmiyor musun?"

Evsahibi: "Komutanim, ben anti-komunistim, zaten kitap da oyle."

Komutan, kulyutmaz bir ifadeyle cevapilyor muhatabin:

"Farketmez, biz komunizmin her turune karsiyiz."


fıkranın devamı


Bilgi İşlem Kısmına bakılmak üzere bir Hp Yazıcı gelir. Aradan bir müddet geçtikten sonra yazıcıyı almak üzere bilgi işleme bir er gelir. Yazıcıyı hazırlarken diğer er, telefon çalar Telefonda başçavuş

- Bizim yazıcı ordamı..
- Evet Burda komutanım markası ne idi..
- Tankçı..

fıkranın devamı


Bir adamın 3 oglu varmış bir gün vezir gelmiş padişah savaşa gidiyor bir oğlunu gönder savaşmak için der adam gönderir oğlan savaşta ölür sonra yine savaş çıkar öbür oğlan gider oda ölür yine vezir gelir savaş çıktı yine padişah oğlunu göndermeni istedi der adam en küçük oğlunuda gönderir oda ölür,zaman sonra padişah veziri bi daha gönderir vezir gelir adamdan asker olması için çocuk ister adam çok kızar ve derki söyleyin padişaha benim ..kime güvenipte herkese savaş açmasın..



fıkranın devamı


Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tektek sorar : -Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi? -Evet. -Sen Osman, benim sigaralarımdan otlamayacaksın değil mi? -Otlamayacağım. -Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi? -Yıkattırmayacağım. Herkesten gerekli yanıtı alınca Mehmet : -İyi, bundan sonra ben de karavanaların içine işemiyeceğim



fıkranın devamı


Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !




fıkranın devamı


Askerde komutan okuma bilenlerin öne cikmasini istemisti. Ortaya firlayan bir tanesinden süphelemis. Tekrar sorunca, asker,
- Okumam yazmam yok, ama Kayseriliyim, demis



fıkranın devamı


Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölcüsünü tam olarak doğru söylüyormuş ve arkadaşları buna çok şaşırıyorlarmış.Bir gün bunu komutana götürmüşler ve olan biteni anlatmışlar.Komutan inanmamış.
-"söyle bakalım benim boyumun ölçüsü kaç demiş".Asker aşağıdan yukarıya komutanı süzmüş ve " 1.75 efendim demiş."Komutan "Doğru hayret nasıl bildin" demiş.Asker "Bilirim tabi efendim ben kereste uzmanıyım demiş"



fıkranın devamı


Iki denizci oturmus sohbet ediyorlar;

- "Sana iki haberim var, biri iyi, digeri kotu."
- "Once kotusunu soyle."
- "Biz seninle zamanimizin cogunlugunu seferde gecirirken karilarimizin dostlugu cigrindan cikti, ikiside lezbiyen oldu!."
- "Vay canina!, Peki iyi haberin nedir?."

- "Senden hoslaniyorum!"




fıkranın devamı


Komutan karargah garajina telefon acar:
Komutan: "Zirrr Zarrr..."
Er:"Aluuu"
Komutan: "Su anda garajda kac tane arac var?"
Er: "Su anda ipne generalin jipinden baska bi moh yokh
Komutan:" Ulan sen kiminle konustugunu bilir musun lan be o generalim!
Er: (mosmor)Yaa oyle mi? Eee peki siz kiminle konustugunuzu biliyor musunuz?
Komutan: "Yooo..."
Er:"O zaman bay bay mina godumun generali! Catt



fıkranın devamı


Bölük komutani Ali okulu nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalim.
Hasan Kastamonu'yu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayilir, komutanim.



fıkranın devamı


Mehmet askere gitmeden 1 gün önce geneleve gitmiş. Şans bu ya Memet'e belsoğukluğu bulaşmış. Acemilere kolay kolay hastane sevki olmaz ya durumun vahameti üzerne bizimkini askeri hastanenin üroloji (bevliye) polikliniğine sevketmişler. Sırası gelen Memet tabip binbaşıya şikayetini arzetmiş:Komutanı aciiiy sızliyyy ve yaniyyyy.akinti de geliyy... Doktor Memedin aleti alıp evirip çevirerek muayene ederken telefon çalmış ve binbaşı 1-2 dakika telefonla görüşmüş. Unutmuş tabii ve Memede dönüp tekrar şikayetini sormuş. Fakat Memet huşu içinde :
Memet deme komutanıııım, canım deee.....



fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...20 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama