Av Avcı Fıkraları

loading...

avcılar kahvehanede maceralarını anlatıyorlarmış,avcı nın birtanesi bugün tüfeğimi bir ateşledim 39 tane güvercin düştü birde baktımki saçmanın biri kırkıncıyı kovalıyor buna duyan şöför de demişki buda birşeymi bugün öyle bir virajdan döndümki dikiz aynasında arabanın arka plakasını okudum.
fıkranın devamı

BİR GÜN İKİ ADAM ORMANDA AVCILIK YAPARMIŞ NEDENSE BİRİNCİ ADAM KÖR OLDUĞU İÇİN NE AVLADIĞINI GÖREMEZMİŞ. VE BİRİNCİ ADAM ONA HEP DİKKAT EDERMİŞ. VE BİR GÜN BİRİNCİ AVCI ATEŞ YAKMAYA GİDERMİŞ VE 2. AVCI KÖR OLDUĞU İÇİN OLDUĞU YERDE KALIRMIŞ. ODA BENDE BİRŞEYLER AVLIYAYİM DEMİŞ AMA KÖR OLDUĞU İÇİN ETRAFI GÖREMİYOMUŞ VE BİRİNİ AVLAMIŞ 1. AVŞI SES DUYUNCA 2. AVCININ YANINA GİTMİŞ 2. AVCI KÖR OLDUĞU İÇİN 1. AVCI ETRAFINA BAKMIŞ VE İÇİNDEN UMARIM TAVUĞU AVLAMIŞTIR DEMİŞ VE BİRDE BAKMIŞKİ KADIN 1. AVCI BAĞIRMIŞ OLMAZ KADIN AVLAMIŞDIN ... KAFADAN ASLLADIM 2 DAKKADA AMA NAPİYİM YİNEDE GÜZELDİR UMARIM BEYENMİŞSİNİZDİR :)
fıkranın devamı

bir gün alman aslan görmüş avcı silahsını alıp avlanmaya çalışıyordu. bir aslan gördüm galiba ateş atmış ama o tuzakmış, adam tuza düşmüş aslan ona gülmüş haha sen yakalandın tuzağa ben deyil.
fıkranın devamı

Haydar emmi diye biri avlanmayı çok seviyormuş. Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanınca olan parayı 15 günlük bir safariye yatırmış.
15 gün sonra dönmüş gelmiş haydar emmi köy kahvesine, ayakta karşılamışlar haydar emmiyi, hepbir agizdan "de hele anlat, neler yapmışsan haydar emmi, neler görmüşsan?" diye sormuşlar..

Bizim emmi demis ki "vuallah zebra avlamışam."
-Ulaaa zebrada ne oli? diye sormuş köylünün biri.
-Bizim eşşegi bilisen? Diye sormuş bizim emmi..
-He bilirem
-Ha iste bizim eşşegin çizgilisidir ha, böyle pijama giyimiş gibim oli.

Sonra zürafa avlamışam..
Aynı köylü yine sormu. "ula zürafada ne oli?"
-Bizim eşşegi bilisen?
-He bilirem
-Iste bizim eşşegin 3-4 metre daha uzuni oli

Vuiii, eee başka ne yapmışsan haydar emmi? Diye sormuş köylü..
Piton avlamışam demiş avcı emmi..
-La pitonda ne oli?
-Bizim eşşegi bilisen?
-He bilirem..
-Eşşegin s*kinide bilisen?
-He bilirem..
-Aha odir, ama eşşek yohtir.

fıkranın devamı

Bir tavşan durmadan tilki yavrularının yanına gelip
sizin ananızı s*kecem diyormuş.
Tabii yavrular bunu akşam anelerine söylemişler. Anneleride, "siz ona bakmayın yavrularım" demiş.
Ertesi gün yine tavşan sizin ananızı s*kecem deyip kaçmış, bunu duyan anne tilkinin tepesi atmış, "ben ona gösteririm" demiş. çoçuklarına bi sonraki gün evden çıkar gibi yapıp saklanmış bi ağacın arkasına.
Tavşan gelmiş yine tam sizin anan... derken tilki fırlamış ağacın ardından.
Tavşan önde tilki arkasında başlamışlar koşmaya,
kaç tavşan kaç,
tut tilki tut
misali :)
Tam bu sırada tavşan geniş bi ağaç kovuğuna dalmış, tabii tilkide peşisıra.
Tavşan rahatça geçmiş kovuktan ama tilki daha kovuğun girişinde sıkışıvermiş.
tabi tavşan bundan istifade sallana sallana geçmiş tilkinin ardına, bakmışki pozisyon ofsayt :)
şöle bi etrafına bakınmış ve demiş ki,
"yahu hiçte canım istemiyor ama nalet olsun, çocuklara söz verdik".

fıkranın devamı

Adamın biri eski bir macerasını kahvede arkadaşlarına anlatıyordu.Macera şöyleydi.
-"Ben dağa çıkmıştım.Önüme bir anda kocaman bir ayı çıktı.Ben kaçmaya başladım.Ayı beni kovalıyor ve bana da çok yaklaşıyordu.Ayı bana tam pençeyi yapıştırcak ayı kayıp düşüyordu.Bu 2-3 kez oldu böyle."
Kahve de oturan adamlardan biri şöyle dedi:
"Abi ben olsam altıma yapardım.
Adam cevap verir.
-"Lan ayıoğluayı, ayı neye basıpta düşüyor sanıyorsun!!!"
fıkranın devamı

birgün palavracı bir avcı kahvede etrafına milleti toplamış başlamış işkembeden sallamaya:
- geçen ormanda avlanıyordum... o da nesi tam 500 kiloluk bir ayı...
- eee demiş meraklı dinleyicileri
bir ateş etmişim tam iki gözünün ortasından indirdim. sağ bacağını kestim omzuma attım.
- sonra? diye ilave etmişler
sonra bir de ne göreyim? tam bir tonluk bir geyik. kaçmasına fırsat vermeden onu da indirdim aşağıya. onun da sol bacağını kestim attım diğer omzuma...
tam o esnada kahveye giren bir genç avcıyı yanına çağırır ve birşeyler söyler... avcı kalabalığa geri döndüğünde mevzuyu unutmuştur. kalabalıktan biri sorar:
-sonra ne yaptın abi?
-haa nerde kalmıştık?
- abi iki bacağı omzuna atmıştın...
- tabi tabii sonra verdim anam verdim i
fıkranın devamı

Iki arkadas pazar günü golf oynarlar. Bir pazar yine golf oynamaya hazirlanirken, biri de, onlara katilmak istedigini söyler. Elemanlar birbirine baktiktan sonra adamin teklifini kabul ederler. Oyun ilerler ve elemanlar, adama ne is yapyigini sorarlar. Adam:
-Ögrenmek istemezsiniz. Ben tetikçiyim. Tüfegim golf çantasinda ve nereye gitsem onu yanimda tasirim. Istersen bir göz at.
Biraz beklemeden sonra biri cesaretini toplayip çantaya bakar. Gerçekten de orada, büyük bir dürbünü olan tüfek vardir. Eleman heyecanlanir ve "Vaaay! Suna bak. Eminim ki, buradan, bu dürbünle bizim evi görebilirim" der. Bir iki saniye baktiktan sonra "Evet görebiliyorum! Hatta pencereden yatak odasini bile görebiliyorum. Iste karim... Dur bir dakika, çiplak! Yaninda da kapi komsum var, o da çiplak!!!" der ve düsünmeden tetikçiye dönüp "Bir atis için kaç para istiyorsun?" diye sorar. Tetikçi
-Her tetigi çekisim 500 milyon.
-500 milyon!!! Çok para. Ama tamam. Senden iki atis yapmani istiyorum. Birincisi karimin agzina, ikincisi ise, komsumun penisine... Güzel bir ders alsin!
Tetikçi kabul eder. Tüfegi kaldirip evi nisanlar ve beklemeye baslar. 5 dakikalik bir beklemeden sonra, eleman(golfçü)dayanamayip neden ates etmedigini sorar. Tetikçi, "Biraz daha bekle. Isi tek kursunda halletmek üzeriyim" der...



fıkranın devamı

Avcılar oturmuşlar başlarından geçen ilginç olayları anlatıyorlarmış, içlerinden biri bir gün gölde balık avlarken oltama büyük bir balığın takıldığını anlayınca yavaş, yavaş ve büyük bir mücadele ile kıyıya çektiğimde, büyük bir turna balığı olduğunu gördüm balığı tek başına taşıyamayacağımı anlayınca gidip köyden atımı aldım, fakat balığı ata koyduğum zaman bir taraftan başı diğer taraftansa kuyruğu yere deymesin mi, yapacak bir şey olmadığından yola çıktım ama oda ne az sonra balığın ağırlığından atın beli kırılmasın mı, deyince orada bulunan arkadaşlarından biride bizde üç arkadaş bir gün sisli bir havada domuz avına çıkmıştık, o arada çalıların arasında ses duyunca tüfeğimi ateşlememle acı bir feryat duyup, çalılıklara gidince vurduğumun arkadaşım olduğunu görünce hemen bir mezar kazmaya başladım, fakat o arada diğer arkadaşım gelerek seni katil deyince onu da vurmak zorunda kaldım, onun içinde bir mezar kazmaya başlamıştım ki bu sefer de orman memuru silah sesini duyup ta yanıma gelince artık yapacak bir şey kalmadı, ha iki ha üç kişi deyip onu da vurdum, tabii onu saklamak içinde bir mezar daha kazmaya başladığımda karşıdan bir traktör dolusu köylü yanıma doğru gelmiyor mu deyince, turnayı yakalayan avcı yok artık köylüleri de vurup gömdüm deme, diyince o zaman sende balığın boyunu daha makul bir ölçüye çekte bana bir traktör dolusu köylüyü vurdurma der.
fıkranın devamı

İki kafadar avcı bir araya gelmişler köpeklerinin ne kadarda marifetli olduğundan bahsediyorlarmış.
Birincisi:
Ya benimki dehşet bir şey geçenlerde ava gitmiştim, baktım havada kuş süzülüyor, hemen nişan aldım çektim tetiği, birde ne göreyim fişekleri evde unutmuşum. Hemen köpeğime köpeğimin namlusun bi koklattım köpeğim bir koşu gidip Fişeği aldı geldi taktım hemen ve kuşu indirdim demiş.
Öbürü o da bi şeymi demiş.
Geçenlerde karımı da aldım ve plaja gittim. Tam denize gireceğiz bir baktık ki karım mayosunu evde unutmuş, karımın orasını burasını bir koklattım, köpeğim bir koşu gitti alt kattaki komşunun şeyini koparmış geldi.
fıkranın devamı

Bir gün kadının biri kocasını allatır ve o sırada çocuğunu olayı görmesin diye dolaba koyar ve oynasın diye eline bir ayıverir.
Derken kadının kocası eve gelir. Kadın sevgilisini hemen oğlunun olduğu dolaba saklar.Olaydan habersiz koca karısını çıplak görünce hemen yatağa girer.
Bu sırada dolapta çocuk adama elindeki ayıyı göstererek
-Amca ben sana bu ayıyı satacağım" der.
Adam;
-Gerek yok yavrum almayacağım diye cevap verir,
fakat çocuk ;
-O zaman bende seni babama söyleyeceğim diye tam dışarı çıkarken adam almak zorunda kalır.Aradan 5 dakika geçmeden
çocuk;
-bana ayımı geri ver. der.adam;
-biraz önce aldım geri vermem deyince çocuk;
-bende seni babama söylerim der ve tam dışarı çıkarken adam ayıyı geri verir.5 dakika sonra çocuk ayni şekilde ayıyı adama satar ve geri alır.
Bu böyle sabaha kadar devam eder.Sabah olur kadının kocası ise gidince sevgilisi de evden ayrılır. Aradan birkaç gün geçer ve
çocuk yaptığına pişman olur ve annesine ;
-Anne ben çok kotu birsek yaptım nasıl rahatlarım der. Annesi;
-bak oğlum karsıda kilise var, git günah çıkar rahatlarsın der.Bunun üzerine çocuk kiliseye gider, rahip kabinine girer ve çocuk;
-amca benim bir ayım var" derken rahip sözünü keser ve;
-almıyorum lan essogluessek almıyorum param bitti!!

fıkranın devamı

Beş avcı ava çıkmış. Önlerine küçük bir delik çıkmış. İçlerinden en deneyimli olanı yatın yere buradan tavşan çıkacak demiş. Herkes yatmış yere az sonra gerçekten tavşan çıkmış ve vurmuşlar torbaya koymuşlar. Ava devam ederlerken biraz daha büyükçe bir delik görmüşler, yine tecrübeli avcı yatın yere buradan tilki çıkacak demiş ve herkes yatmış tilki çıkmış ve vurmuşlar. Ava devam ediyorlar yine karşılarına daha büyükçe bir delik çıkmış karşılarına yine tecrübeli olan yatın yere buradan ayı çıkacak demiş ve yatmışlar, ayı çıkmış ve vurmuşlar. herkes tecrübelinin herşeyi bildiğine karar vermişler ne derse yapıyorlarmış. devam ederlerken karşılarına oldukça büyük bir delik çıkmış ve Tecrübeli avcı yatın yere demiş herkes yatmış içlerinden biri buradan ne çıkacak usta demiş.
Tecrübeli düşünmüş valla çocuklar buradan ne çıkacağını bende bilmiyorum demiş. Eretesi sabah bütün gazeteler tünel çıkışında 5 avcı tren altında kalarak can verdi diye yazıyormuş.
fıkranın devamı

Bir baba oğulher abah koşuya gider,400 adım yürürlermiş.Birgün hava fırtınalı imiş.Böyle olunca
evin içinde 400 adım atmışlar.Tuzluğu evde unutmuşlar.Oğul zar zor 800 adımı tamamlamış.Kahvaltılarını yapmışlar.Baba kalk gidiyoruz demiş.Oğul ben bu gece korulukta kalacağım der ve kanaepeye uzanarak uyur.
fıkranın devamı

Fenerbahçe'nin kırabileceği rekorlar ve yapabileceği ilkler...

***

1. Sezon başlamadan şampiyonluk turu atmak.

2. Türkiye kupasında herhangi bir 3. lig takımına elenmek.

3. Dünyanın en büyük gay yürüyüşünü yapmak.
(Maçtan sonra bütün stad Bağdat caddesine çıksın yeter...)

4. Maçlardan önce taraftara posta ve e-mail yoluyla "lütfen maçta fener gol gol gol diye bağırın" şeklinde çağrıda bulunmak.

5. Tüm oyuncuları gay olan ilk futbol takımı olmak.
(Az kaldı...)

6. Şampiyonlar liginde(eğer katılabilirse) en kötü dereceyi yapmak.
(Halihazırda en kötü ikinci derecenin sahibi, yolu açık olsun)

7. Aynı sezonu 3 ya da daha fazla teknik direktörle bitirmek.

8. Fenerium'da isimsiz veya amerikan fermuarlı forma satışı.
(Taraftar kısa aralılarla kandırılınca uyuz oluyo...)

9. Fenerium'da yumurta satışı.
(Korkak tavuk yumurtası lezzetli olur... )

10. Türkiye kupası maçlarında maç başlamadan sahadan çekilmek.
(Kafaya taş yemekten ya da 2. lig takımına elenmekten iyidir...)

11. Havlayan meriç ısırabilir.

12. FB yönetiminin taraftara "Dünya kupasını alan ilk kulüp takımı olacağız" sözünü vermesi.
(Taraftarı kandırmada sınır yok...)

13. Kulüp binası yanına bağlanacak bir köpeğin burada 24 saatten fazla durması.
(Malum, köpek bağlasan durmaz...)

14. Seçimleri yönlendirdiğini zanneden FB taraftarının erken seçim ilan etmesi.

15. Yapılacak hazırlık maçı için lig maçının iptalinin istenmesi.
(Yakında bu da olur...)

16. Biraz yoğurtla fenerden cacık olabilir.
(Teknoloji gelişti bu da halledilir...)

17. Her sezon başında büyük vaatlerle uyutulan taraftara Fenerium'da indirimli yastık ve nevresim takımı kampanyası.

18. Futbolcuların dayak yememesi için tesislerin yurtdışına alınması.
(En azından taraftar "Yurtdışında da oynuyoruz" diye kandırılabilir...)

19. Sırf kupa almak için turnuva düzenlemek.
(Bu taraftar kandırılmayı hak ediyor...)

20. İstiklal Marşını FB marşı yapmak.
(İspanyolların kahramanlık şarkısını kendine marş yapan takımdan bu da beklenir, belki Mehmet Akif ERSOY da fenerlidir...)

21. Türkiye kupasında kendilerini eleyecek takıma filistin askısı, elektrik verme, araba arkasında sürükleme gibi işkenceler uygulanması.
(1986-87 sezonunda FB'li futbolcular kendilerini kupadan eleyen Samsunsporlu futbolcuları maç biter bitmez sahada bir güzel dövmüşlerdi, sıra işkencede...)

22. Transfer edilecek yıldız futbolcuyu uçaktan inmeden dövmek, kadroya almadan kovmak.

23. 18 yaşını doldurmayan ve okuma yazma bilmeyen birisini teknik direktör olarak görevlendirmek.

24. FB taraftarının orijinal beste yapması.

25. Stadta pirinç, balık, yosun gibi su ve deniz ürünleri yetiştirmek.
(Yağmurlar arttığında...)
fıkranın devamı

Hasta Cimbomlu gerçektende hasta olur ölüm dösegine düser. Her
zaman maçlara gittigi fanatik arkadaslari ziyaretine gelirler.Son defa
görelim derler.

" Allahin takdiri,elden birsey gelmez ama bir son istedigin varsa bari
onu yerine getirelim
" O zaman beni FB'ye üye yapin!
Herkes birbirine bakar:
"Yaav sen dogustan Galatasaray'lı degil misin? Ne yapiyorsun sen?
Hasta Galatasaray'lının birden yüzü güler:
"Ülen, bir CimBomlu ölecegine bir FB'li ölsün be!

fıkranın devamı

BABA: Matematikten kaç aldın?
OĞUL: Fenerbahçenin son on senedeki şampiyonluk sayısını aldım baba!
BABA: Ne 1 mi aldın? oglum hani sen sınıfın en akıllısıydın?
OĞUL: Baba sen demez miydin "şampiyon olmasak bile en büyük biziz" diye! Belki matematikten 1 aldım ama yine de en akıllı benim
BABA:...
BABA: komsunun oglu kaç almış?
OĞUL: Galatasaray'ın son beş yıldaki şampiyonluk sayısı kadar.
BABA: elin oglu yüksek not alıyor sen kırık not getiriyorsun. Rezil ettin beni!
OĞUL: Baba "ben Galatasaraylı arkadaşlar 'tüm kupalar bizim oluyor en başarılı biziz'" diye benle dalga geçiyorlar, bana feneri tutturmakla rezil ettin beni dediğim zaman "boşver yine de en büyük biziz" demiyor muydun? Aynı hesap bana ne başkasının yaptığından en akıllı benim.
BABA:....
BABA: öbür komşunun oğlu elinde bir belge ile geliyordu. Ne almış acaba?
OĞUL: ali mi? O da takdir almış. Ama baba herifler hep kopya çektiler, soru kağıtlarını değiştirdiler. Anlayacağın olayda hile var.
BABA: Sus be! Hem bir şey beceremiyor hem de başarılı insanlara çamur atıyorsun.
OĞUL: Haydaa! Yahu Baba sen değil miydin "Galatasaray kupa biz de nal topluyoruz" dediğim zaman "Galatasaray şike yapıyor, hileyle kazanıyor" diyen. Bu da aynı hesap değil mi baba?
BABA:....
BABA: Artık önümüzdeki dönem iyi olur karnen inşallah
OĞUL: Hayatta olmaz baba. Bu hocayla bu müdürle sitttigin sene bu okul bitmez.
BABA: Ne alakası var oğlum bitiren nasıl bitiriyor? Sınav kağıdına bir şey yazıyorsun da hocaların mı siliyor? Sen boş ver hocayı müdürü kendin çalış, dolu kagıt ver sınıfını geçersin. Hem madem okuldaki hocaların kötü dershane sınavında da sonuncu oldun buna ne diyeceksin? Oradaki hocalar ne seni tanır ne beni?
OĞUL: İyi de Baba ben sana "Baba madem fedarasyon ve hakemler bu kadar kötü Galatasaray nasıl şampiyon oluyor? Biz sanki ceza sahasına girip gol atabiliyoruz da hakemler mi saymıyor? Biz boşverelim hakemleri kendi oyunumuzu oynayalım. Hem madem Türkiye'deki hakemler kötü avrupada da macar üçüncüsüne gol atamadan elendik buna ne diyeceksin? Oradaki hakemler ne Galatasaray'ı tanır ne feneri" dediğim zaman "olsun oğlum yine de en büyük biziz" demez miydin. Bu da aynı hesap iste. Ne olursa olsun en akıllı benim.
BABA:....
fıkranın devamı

Bir filozof kırda tek başına giderken uzaktan acemi ve cahil bir okçu gördü. Oku hedefe nişanlıyor ama hep karavana atıyordu. Filozof oka hedef olmaktan korktuğu için gidip okçunun hedefine oturdu ve:
- Buradan daha emin ber yer olamaz. Çünkü okun hedefini bulmayacağından eminim!"
fıkranın devamı

Bandırma spor ile İnegölün maçı vardır..
büyük Bandırma taraftarı
- en büyük Bandırma-Bandrma-Bandırma diye tezarahüt ederken
karşı taraf aynee cevap verir...
- bandırcez-bandırcez-bandırcez
fıkranın devamı

Biri yaşlı diğeri genç iki avcı malzemelerini erzaklarını hazırlayıp dağda hem kamp yapmak hemde avlanmak üzere yola koyulmuşlar.8-10 gün sonra erzakları bitince karşıdan ışıkları gözüken bir evin kapısını çalmışlar.kapıyı bir kadın açmış,yaşlı avcı bizim erzağımız bitti bize biraz erzak verirmisiniz diye sormuş kadın tabii demiş siz dinlenin ben hazırlıyayım. Kadın geldiğinde yaşlı avcı kocanız alan yokmu yalnızmısınız diye sormuş kadın iç geçirerek ahh ahh demiş kocam öleli kaç yıl olduyalnızım yapayalnızım. Avcı bakmış kadın ihtiraslı kadını asılmış, bizde 10 gündür dağdayız kadınsısız hadi seni mutlu edelim bizde mutlu olalım kadın dünden razı gelin demiş samanlığa. Kadın soyunmuş uzanmış samanlığa genç avcı yaşlı avcıya dönerek sen tecrübelisin öncelik senin demişyaşlı avcı peki o zaman sende içerisi karanlık şu feneri tutta görelim demiş. Yaşlı avcı uzanmış kadının üzerine ama birtürlü sokamıyormuş, gence lambayı sağa tut olmadı sola tut, olmadı yukarı tut, neticede işi bir türlü becerememiş, kalkmış ver şu lambayı demiş geç sıra sende, genç avcı soyunmuş,a..na sokuvermiş kadın çığlık çığlığa bagırıyor,yaşlı avcı ulan demiş ya..... gördünmü lamba böyle tutulur işte
fıkranın devamı

Temel ile eşeği dağda gezinirken bir ayı çıkar karşılarına ve ayı derki "ya sizi mikecegim yada öldüreceğim çabuk karar verin". Temeli alır bir düşünce ama ölmekten de korkar, etrafta kimsenin olmadığını da görünce,"tamam mik bizi kabul "der. Bunun üzerine ayı ilk önce eşeği çağırır ve bir güzel becerir,isi bitince Temeli çağırır ve onu da bir güzel mikip gitmeleri söyler.Temel tam gideceği sırada merak edip sorar
- Yahu neden ilk önce eşeği,sonra beni miktin anlayamadım?
Ayı cevap verir:
- İlk önce seni siksem eşek kaçardı"
fıkranın devamı

Temel ile Idris bi gun stadyuma gitmişler.
Atletler kosarken aralarinda su konusma geçmis:
Temel :
- Ula, bu usaklar hacan niye kosayi?
Idris :
- Biri birinci gelecek, madalya alacak.
Temel :
- Haaaa!.. Peçi öbürleri niye kosayi???
fıkranın devamı

Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar. Bu sayfada bulunan kuşun gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap alamayınca diğer resme geçerler... Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alaylı biçimde "senin iyi bir avcı olman için daha çok çalışman lazım" deyince, acemi olan avcı mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer arkadaşlardan biri "arkadaşım senin adın neydi?" deyince acemi avcı pantolonunu indirip bacaklarını gösterir.
fıkranın devamı

Adam balık tutuyor. Bir elinde oltası öbür eli ise bir taşı tutmuş vaziyette havada... Kadın yanına yaklaşıyor ve soruyor:
- "Oltayı anladım da, bu taşı neden böyle tutuyorsunuz?" Adam:
- "Bir şartla söylerim!" Şartı duyan kadın kızıp gidiyor ama merakını yenemiyor, tekrar dönüp geliyor. "Peki diyor şartını yerine getirelim; ondan sonra söyle bu taşı neden böyle havada tuttuğunu.." Şart yerine geldikten sonra adam taşı neden öyle havada tuttuğunu açıklıyor..
- "Bu oltaya sabahtan beri hiç balık vurmadı. Ama sen bu taşa düşen üçüncü kadınsın."
fıkranın devamı

Milli Park Polisleri, adamın birini, nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan bir Boz Kartal'ı kesmiş, pişirip yerken görmüş ve derhal tutuklamışlar... Mahkemede adamın avukatları müthiş bir savunma yapmışlar:
- Bu adam ormanda yolunu kaybetmişti. Günlerdir aç olduğu için ya kartalı öldürecekti, ya kendisi ölecekti.
Yargiç bu savunmayı kabul edebileceğini söylemiş. Kararını açıklamadan önce, sanığa dönmüş:
- Son bir şey sormak istiyorum. Ben de av meraklısıyım da.. Bu Boz Kartalın tadı nasıl bir şey?
- Valla efendim! Tam olarak Kelaynak ile Mavi Gagalı Puhu Kuşu tatlarının arasında bir şey..!
fıkranın devamı

Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel: - "Yatın yere, tavşan deliği!" Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına. Temel: - "Yatın yere, tilki deliği!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel: - "Yatın yere, ayı ini!" - Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel: - "Uşaklar ne çıkacagını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza!" Ertesi gün gazetelerde: - "Dört avcı tren altında can verdi."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

1 2 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama