Av Avcı Fıkraları

loading...

Olay Tokat'ın bir ilçesinde geçer:
Bir grup, karlı bir kış günü ava giderler, avcılar rastgele deyip birbirlerinden ayrılırken birbirlerine -falan yerde- işaret bırakmalarını söylerler ve ayrılırlar. İşaret bırakılacak yere ilk gelen ilçenin tapucusu ve bir köylüdür. Tapucu, işaret bırakmak için karın üzerine sidikle "BİZ GEL..." yazar ve sidiği biter. Yanındaki köylüye dönerek "Şu yazıyı sidikle tamamla" der. Adam gayet safiyane bir tabirle "Tapucum sidiğim var ama okuma yazmam yoktur. Al sen yaz" der...

fıkranın devamı

İki avcı ava çikmişlar. Avları hiç iyi gitmemiş. En sonunda biri ağaçta gördüğü kargayı vurur;
- Vurdum vurdum bıldırcını" der.Öbürü :
- Ne bıldırcını resmen karga bu." der.
- Hayır hayır bıldırcın bu. Geçen karısını vurmuştum da üzüntüden karalar giymiş...
fıkranın devamı

Adamım biri ormandan avlanırken yamyamlara yakalanır. Yamyamlar adamı kendi kabilelerine götürürler ve sonra kabile reisi gelir adama "ölüm mü mokoko mu" diye sorar. Adam bir an düşünür ölüm desem ölücem makok diyimde belki kurtulurum "mokoko" demiş. Kabile reisi arkasını dönmüş ve "oooo mokoko" demiş kabiledeki bütün yamyamlar adamı bir güzel becermişler. Sonra adamı serbest bırakmışlar. Adam aynı yerde tekrar avlanmaya çıkmış yamyamlar yine bunu yakalamışlar.
Kabileye götürmüşler reis gelmiş yine buna "ölüm mü mokoko mu" diye sormuş. Adam bu sefer de mokoko dersem gene beni düzerler diye düşünmüş,onun yerine ölürüm daha iyi demiş. "ölüm" cevabını vermiş. Reis arkasını dönmüş ve demişki "ooooooo ölene kadar mokoko."
fıkranın devamı

Avcılar kendi aralarında atıp, tutuyorlarmış. Avcının biri;
- Geçenlerde İstanbul'da Belgrad Ormanlarında ava çıkmıştım. Birde ne göreyim, karşımda 5 metre boyunda bir ayı.
Avcılardan biri hemen atılır:
- Hadi be sende İstanbul'da Belgrad Ormanlarında ayı ne gezer.
Avcı hemen cevap verir:
- İyide arkadaş Allahın ayısı oranın Belgrad Ormanı olduğunu nerden bilsin.
fıkranın devamı

Yolcu uçağı arızalanır ve bir ormana düşer. Yolcu uçağından sadece bayan bir yolcu kurtulur. Oda koma halindedir. Günler geçer kadın ayılır bir bakar iri bir ayının ininde yatmaktadır. Ayı kadına şefkatle yaklaşmakta sabah akşamda sevişmektedir. Bu böyle kadının bulunmasına kadar devam eder.
Hastaneye yatırılan kadın devamlı gelmedi gelmedi demekte kimse neolduğunu anlamamakta şuurunun yerinde olmadığını zannetmektedir. Sonunda doktorlardan biri dayanamayıp sorar bayan kim gelmedi diye kadın sorar. Ayım ayım aylar oldu beni görmeye gelmedi
fıkranın devamı

Bir kazanın kaymakamını yemeğe alırlar ve yemeğe kaymakam yazı işleri müdürünü de yanına alır, almasının tek sebebi kaymakam fazla yalan atarmış. Kaymakam yazı işler müdürüne demiş " Ben fazla atarsam kamışıma ip bağlıyacağım, ipin bir uçunu sana vereceğim. Sen de çekersin, ben de anlar dorumu düzeltirim." demiş ve yemekten sonra av muhabbeti açılmış bizim kaymakam dayanamayıp av maceralarını anlatmaya başlamış.
"Bir gün dağda avlanırken önüme 50 kurt çıktı ve ben çiftemi çekip 30 tanesini vurdum." deyince yazı işler müdürü ipek çeker kaymakam " 30 tane yoksa bile 20 tane vardı." der yazı işleri müdürü yine ipi çeker kaymakam " 20 tane yoksa bile 15 tane vardı." der yazı işleri müdürü ipe asılıp çekmeye devam eder kaymakam : "Koparsan bile 15 in altına inmem." der.
fıkranın devamı

Avcının biri palavra sıkıyormuş..
-Geçen yaz Afrika da 99 aslan vurdum.
Arkadaşı dayanamamış,
-100 de suna bari.
-1 aslan için yalan mı söylicem sana.
fıkranın devamı

Temel bir gün dertli dertli içiyormuş meyhanede.
"Ne bu hal" demiş Dursun.
"Boş ver" demiş Temel de. Dursun ısrar etmiş biz arkadaş değil miyiz diyerek. Temel dayanamamış "ama kimseye anlatma.. Hani ben bir zaman Afrika'ya gitmiştim ayı avlamaya. "Hatırladım bayağı da dönmemiştin" demiş Dursun...
"Günler sonra buldum en sonunda avlayacak bir ayı ama tam ateş edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken uçurumdan aşağı düştüm."
"Eeeee" demiş Dursun "Sonra..."
"Her tarafım kan revan içinde komaya girmişim. Sonra ayı beni yuvasına götürdü. Yaralarımı yaladı, balla, sütle besledi beni, iyileştikten sonra da bana tecavüz etti aylarca" demiş.
"buna mi üzülüyorsun, takma kafanı ya bak bu kadar zaman geçti. Çoluk çocuğa karıştın, mutlu bir hayatin var" demiş Durmuş.
Temel; "bu da hayat mi be birader... O Afrika'da, ben burada"
fıkranın devamı

Bir gün İngiltere den bir bilim adamı mavi maymunları incelemek için Trabzon gelir ve Trabzon'u çok iyi bilen temelden yardım ister. Temelde kabul eder ve ben bu işi bu uyuz köpeğimle hallederim der. Mavi maymunların olduğu bölgeye giderler ve temel silahı bilim adamına vererek ben ağaca çıkıyorum der sen hiçbir şeye karışma maymun yere düşünce benim köpek onu s*kerek etkisiz hale getirecek der ve ağaca çıkmaya başlar.
Bilim adamı:
-Temel her şeyi anladım da bu tüfek ne işe yarayacak.
Temelde:
-Ağaçtan maymun yerine ben düşersem tüfekle köpeği vuracaksın...
fıkranın devamı

Birinin karısının adı Havva ile Diğerinin karısının adı Döne olan iki avcı ava cıkmıslar...
Hava kapatır gibi olmus... Karısının adı Döne olan avcı:
-Havanın kıcı kara... Ne yapsak? demis
Karısının adı Havva olan
-Dönenin a...na koyayım. demiş.

fıkranın devamı

Malum, avcılar atıcılıklarıyla meşhurdurlar. Yine bir mecliste üç avcı karşılıklı olarak köpeklerini övüyorlarmış. Birincisi demiş ki:"Benim köpeğim çok akıllıdır, bakkala gönderirim, ne istersem alır ve getirir." Hemen ikinci avcı atlamış:" Ya benimki! Sadece istediklerimi almakla kalmaz, paranın üstünü de doğru olarak getirir, satış fişini de alır vs. vs.
Bu sırada üçüncü avcı kendinden emin bir tavırla aynen şöyle der:"Sizin köpeklerinizin alışveriş ettiği dükkanı benim köpeğim çalıştırıyor."
fıkranın devamı

Avcımız avlanmaya çıkar dağa tepeye.. Bir bakar ki bir ayı karşısında.. Çeker tüfeğini ateşler ama tüfek tutukluk yapar.. naaapsın, kaçmaya başlar, ayı da peşinde.. Ayı yakalar bunu, bir güzel becerir.. Avcımız hırs yapar öldürecektir illa ki bu ayıyı.. Bir müddet sonra bir daha görür ayıyı, çeker tüfeği, basar tetiğe yine tutukluk yapar, bizim ki kaçar, ayı peşinde, yakalar ayı bunu bir daha becerir.. Avcimiz iyice hırslanmıştır illa ki vuracaktır bunu, takılır ayının peşine, görür, çeker tüfeği, basar tetiğe yine tutukluk yapar, ayı bunu bir daha yakalar bir daha becerir.. Bu olaylar tekrarlanır gün boyunca..
Artık avcının dayanacak gücü kalmamıştır, hayat meselesi olmustur bu, son bir defa daha bakar ayı karşısında çeker tüfeği, basar tetiğe ve yine tutukluk yapar.. Ayı yakalar bunu ve der ki :
- Ya kardeşim avcı mısın ibne misin bea ?!!?..
fıkranın devamı

Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
fıkranın devamı

Adamın biri avcı arkadaşına anlatır: Birgün çok yorulmuştum, oturdum. Ayının o sıcak nefesini ensemde hissetmezmiyim.Derken ayının ayağı kayıp düştü.
fıkranın devamı

Malum, avcılar atıcılıklarıyla meşhurdurlar. Yine bir mecliste üç avcı karşılıklı olarak köpeklerini övüyorlarmış. Birincisi demiş ki:"Benim köpeğim çok akıllıdır, bakkala gönderirim, ne istersem alır ve getirir." Hemen ikinci avcı atlamış:" Ya benimki! Sadece istediklerimi almakla kalmaz, paranın üstünü de doğru olarak getirir, satış fişini de alır vs. vs.
fıkranın devamı

Avcı avlanmaya çıkmış.Önüne küçük bir kovuk çıkmış avcı demiş ki,bu kesin tavşan kovuğu demiş yatmış yere ve tavşan çıkmış tavşanı vurmuş.Biraz gittikten sonra biraz daha büyük bir delik çıkmış avcı demiş ki,bu kesin tilki deliği yatmış yere tilki çıkmış vurmuş.
fıkranın devamı

Adamın biri en iyi arkadaşının karısının cenazesine gitmiş. Cenazede bir bakmış tabutun üzerinde bir olta. Cenaze merasiminden hemen sonra taziyetlerini bildirmek üzere arkadaşının yanına gitmiş.
fıkranın devamı

İskoçyada iki avcı ava çıkarlar.Yürüme esnasında avcılardan biri yere düşer ve hareketsiz olarak yatar.Bunu gören arkadaşı hemen yanına gelir bakarki arkadaşı nefes almıyor,gözlerin deki ferin de
kaybolduğunu farkeder ve hemen acil sevisi arar.Arkadaşım öldü,der neyapmam gerekir diye sorar.Telefonun ucundaki ses:
fıkranın devamı

Bir cift , gol kiyisina tatile gider..
Golde bazi bolumlerde balik avlamak yasaktir...
Koca yasak olmayan bolumlerde avlanarak , kadin da kitap okuyarak gunlerin gecirmektedirler. Derken bir gun adam balik avlamaktan gelir ve ogleden sonra kestirmek uzere odasina cekilir. 
fıkranın devamı

İskoçyada iki avcı ava çıkarlar.Yürüme esnasında avcılardan biri yere düşer ve hareketsiz olarak yatar.Bunu gören arkadaşı hemen yanına gelir bakarki arkadaşı nefes almıyor,gözlerin deki ferin de
kaybolduğunu farkeder ve hemen acil sevisi arar.
fıkranın devamı

Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. 
fıkranın devamı

Bir AVCI diğerine sordu:
Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
fıkranın devamı

İdris methini çok duyduğu için Afrika'ya safariye gitmiş. Ufak ufak
avlanmaya başlamışlar. Akşam safariye çıkanlar konuşuyormuş. İşte,
ben bir aslan vurdum, ben iki kaplan vurdum. Bizimkine sıra gelmiş:
fıkranın devamı

Bir avcı, evine gelen misafirlerine eski bir ayı postunu göstererek der ki: "Bu ayıyı Bolu ormanlarında
vurmuştum."


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama