Bektaşi pazara gitmiş gençler dalga geçelim demişler biri demişki:baba Bektaşi bakınca birine benzettim demiş 2-3 kere tekrarlayınca Bektaşi basmış narayı: namussuz!! diye bağırmış herkes ona bakınca :ammada namussuz varmış demiş yoluna devam etmiş
fıkranın devamı
Bektasinin bir uyuz esegi ile besili bir inegi varmis... Inekten süt sagip satiyor, kazandigi paranin yarisiyla uyuz esege arpa aliyormus. Esek bir ise yaramiyormus.Bir gün dayanamayip dua etmis:
-Ey yüce Allahim, beni su esekten kurtar!
Ertesi sabah ahirin kapisini açmis ki ne görsün? Inek ölmüs esek kalmis...
Bektasi o hirsla sokaga firlayip milleti basina toplamis:
-Ey ahali su yerde yatan nedir?
-Inektir!
-Ya su ayakta duran uyuz?
-Esektir!
Bektasi açmis ellerini yukariya:
-Ey ulu Allahim, sana kirk yilda bir ricada bulunduk, onda da esekle, inegi birbirine karistirdin!
fıkranın devamı
Adama sormuslar:
-Kaç gün oruç tuttun?
-Hastaligim nedeniyle, ancak bir gün tutabildim!
Ayni soruyu, orada bulunan Bektasiye sorunca, hiç istifini bozmadan yanit vermis:
-Bu arkadas benden bir gün fazla tutmus!
fıkranın devamı
Koyu sofu bir adamcagizla Bektasi, bir baska kenti gitmek üzere bir kervana katildilar. Sofu, ikindi üzeri namaz kilacagini söyledi.
Bektasi:
" Gec kalirsan kervani kacirrirsin; onun icin sünneti birak da yalniz farzi kiliver " diye ögüt verdi.
Bektasinin sözüne uydu adam. O gece bir yerde konakladilar.
Ertesi sabah sofu, Bektasiye sitem etti.
" Dün bana sünneti kildirmadin, gece rüyama Peygammer Efendimiz girdi."
Bektasi adamin sözünü agzina tikadi:
" Daha ne istiyorsun! Farzi da birak rüyana bu kez Tanri girsin!"
fıkranın devamı
Canlardan birine, Ramazanda sormuslar:
-Erenler kaç tane oruç tuttun?
-Henüz nasip olmadi.Tuzak kurdum bekliyorum.
fıkranın devamı
Bektaşiye sormuşlar :
-Rakı içer misin?
-Akşamdaaaan akşaaaama...
-Namaz kılar mısın?
-Bayramdan bayrama, bayramdan bayrama...
fıkranın devamı
Bir mecliste Kuran-ı Kerimden söz açılmıştı. Kuranın eşsizliğinden ve olağanüstü bir eser olduğundan bahsedilirken, odanın bir köşesinde kendi halinde çubuğunu içmekte olan bir Bektaşi söze karışarak:
- "Evet, Allahın kelamı cidden eşsizdir. Amma, yazısı biraz karışıktır!" der.Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar:
- "Karışık mıdır, nerden biliyorsun?"
Bektaşi acınacak bir tavırla cevap verir:
- "Alnımın yazısından!"
fıkranın devamı
Başıboş bir eşek nasılsa bir camiye girmiş, hoca eşeği döverek dışarıya çıkarmaya uğraşırken, oradan geçen bir Bektaşi babası bu hali görerek hocaya sormuş :
-Eşeği niçin dövüyorsun be hoca efendi?
Hoca hışımla cevap vermiş :
-Gelmiş camiye girmiş.
Bektaşi teskin etmek için şöyle demiş :
-Canım hoca efendi, onun aklı erer mi?Hayvan olduğu için yapmış bir yanlışlık, girmiş camiye, bak ben giriyormuyum hiç?..
fıkranın devamı
Softalar, Bektasiye, Tanrinin büyüklügünü ögretmeye calisip duruyorlar. Anlatip, anlatip, sonunda da diyorlar ki:
" Tanri isterse igne deliginden deve bile gecirir! "
Bektasi:
" Elbette,"
diyor.
"Nasil elbette?"
diyor softalar.
Bektasi cözüyor dügümü:
"Tabii ya! Onun yapamayacagi sey mi var? Cani ister, igne deligini büyütür veya cani ister, develeri kücültür, vizir vizir gecirir."
fıkranın devamı
Genç papaz ilk defa vaaz verecekti. Bu nedenle çok heyecanlı görünüyordu. Yaşlı papaz, bunu farketti ve şöyle dedi:
-Evlaım, şu şişenin içindekinden bir bardak iç. Sana iyi gelecek ve sakinleştirecektir.
Genç papaz, bir iki derken bir şişe şarabı bitirdi. Daha sonra çıktı ve vaazını verdi. Kürsüden aşağıya indi ve yaşlı papaza heyecanla sordu:
-Nasıldım peder?
-İyiydin evladım, yalnız bundan sonra şu üç noktaya dikkat et: 1; Kürsüden inerken merdivenleri kullan, trabzandan kayma. 2; Dua aralarında amin dedirt, oley değil. 3; İsa peygamber, Allahın oğludur, bilmemneyin çocuğu değil!...
fıkranın devamı
Sultan Abdülmecid bir gün Bogazicinde büyük bir bagin tam ortasindaki köskünde oturan bir Bektasi babasini ziyarete gitmis. Bektasi, o gün komsu bagdaki bir arkadasini ziyarete gitmis. O dönünceye kadar padisah bagin her tarafini dolasmis. Bektasi dönünce karsilikli konusmaya baslamislar.
"Erenler bagin masallah cok büyük. üzümünü ne yapiyorsun?"
"Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanim."
"Buradaki üzüm yemekle biter mi?"
"Yemedigimizi de sikip ficilara basar, suyunu iceriz!"
"Peki ama, sikilmis üzüm sarap olmaz mi?"
"Vallahi Sultanim, biz üzümü sikip ficilara basarriz. Allah ne isterse o olur. üst tarafina karismak haddimize mi?"
fıkranın devamı
Avci Sultan Mehmet bir gün adamlariyla beraber aksama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebinni de, sabahleyin gördügü bir dervisin ugursuzluguna baglar. Solaklara seslenir. Saraydan cikarken, su su tipte, sivri külahli, sirti kambur birinin önünden gectigini ve hemen bu adami bulmalari emrini verir. Tarife göre Bektasi babalarindan ayyas Hamza Babayi yaka paca huzura getirirler.
Sultan:
" Bre ugursuz, nabekar!.. Bugün sabahleyinkarsima ciktin. Bu yüzden aksama kadar bir ava rastlayamadim. Bu ne ugursuzluktur. Vurun kellesini... "
Bektasi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dilegini aciklamak icin söz alir:
" A devletlum siz beni gördünüz bir keklik vuramadiniz. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördügüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, ugursuzluk hangimizde!... "
fıkranın devamı
Bektasi kirlarda dolasirken yorulmus. Dinlemek icin bir agacin altina oturmus. Koyu, yesil gölgesine serilmis agacin. Yanina düsen meyvelerinden birkacini atmis agzina... Dislemis, agzi kavrulmus.
"Hay Allah kahretsin!" diye tükürmüs.
Biraz öteden durumu gören softa:
"Zindik, o zeytindir. Tanri, kitabinda över." demis.
"Hey Allahim, kitabina almadan önce bir tadina bakaydin ya sunun." demis Bektasi.
fıkranın devamı
Bir gün yolda yaya giden bir Bektaşinin önüne bir atlı çıktı :
-Baba, dedi, bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?
Bektaşi yanıt verdi :
-Elimden gelen bir şeyse, hay hay, oğlum.
-Şunu öğrenmek istiyorum : Şu anda Allah ne yapıyor?
Sualin münasebetsizliğine içerliyen derviş, hic belli etmemiş :
-Yanıt veririm ama, bir şartla, sen o attan in, ben bineyim.
-Neden?
-Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan!
Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş.
Adam:
-Hadi, demiş söyle bakalım. Allah şimdi ne yapıyor?
Bektaşi :
-Ne yapacak, demiş, atı senin gibi budalanın elinden alıp, benim gibi akıllıya veriyor, deyip atla uzaklaşmış.
fıkranın devamı
Kişin Bektasi ile Arap gemide ayni kamarada alt üst yataga düşmüşler. Aksama fasulya ile kafayi ceken Bektasi ve arkadasi, yataga girerler. Birara siddetli bombardimanla koku ortaligi zehirler. Bu durum arka arkaya yinelenince, Arap egilerek:
"Ya Bektasi, bu isi sessiz yapsan olmazmi?"
Bektasi umarsiz isi sessiz idare etmeye baslamis. Oysa ki, seslide Arap burnunu tikar zehhiri idareli kullanirmis, fakat ardi sira gelen sessizlere savunmasiz kalinca, daha cok rahatsiz olmus ve egilerek Bektasiye:
"şaklat ya bektaşi şaklat", demis.
fıkranın devamı
Bir mecliste Kuranı Kerimden söz açılmıştı .Kuranın eşsizliğinden ve olağanüstü bir eser olduğundan bahsedilirken, odanın bir köşesinde kendi halinde çubuğunu içmekte olan bir Bektaşi söze karışarak :
-Evet, Allahın kelamı cidden eşsizdir. Ama, yazısı biraz karışıktır!,...der.
Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar :
-Karışık mıdır, nereden biliyorsun?
Bektaşi acınacak bir tavırla cevap verir :
-Alnımın yazısından!
fıkranın devamı
Bektasiye sormuslar:
-Babaerenler, hangi nefesi seversin?
-Sigaranin ilk nefesiyle, kaynanamin son nefesini, demis....
fıkranın devamı
Hoca, camide içkinin kötülügünden bahsediyormus.Cemaat arasinda bulunan Bektasinin fena halde cani sikilmis.Gitmek üzere kalkayim derken, koynundaki sarap sisesi kayip yere düsmüs.Baba hiç istifini bozmadan söyle konusmus :
-Kör olasicayi iste kaldirip attim.Sizde varsa, tam zamani, siz de atin!
fıkranın devamı
Irza tecavüz davasiyla bir capkin mahkemeye getirdiler. Yargic sordu:
"Bu sucu ne diye isledin?"
Delikanli:
"Seytana uydum. Bana yol gösterdi, bu isi yaptirdi"
Bektasi olan Yargic:
"Be hey capkin! Hz. Ademe bile secde etmemekicin cennetten kovulmayi göze alan seytanin isi yok da sana pezevenklik mi yapacak."
fıkranın devamı
Softa, namazini bitirmis, selam verirken, komsusu olan ve onu yaptigi kötülüklerden iyi taniyan, Bektasi yanina iyice sokulup, "Aleykümselam" demis. Softanin cani fena halde sikilmis:
-Be adam! Sen de nereden çiktin? Namazimi berbat ettin.
-Selam verdin, ben de aldim.
-Yahu ben sana degil, meleklere selam verdim.
-Erenler, ben de melegim.
-Ulan defol git suradan!...Senden melek mi olur?
-Kizma birader!...Senin gibi Müslümanin benim gibi melegi olur...
fıkranın devamı
Bektaşi ile hacı osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler şeytana uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir. Bektaşiye sıra gelir ve derki ben Kadı efendi ben gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı Bektaşiyi serbest bırakır.Bektaşi kadıya sorar kadı efendi ben de şeadet getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür gavuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyıda affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende iman yokmu bire münafık deyip azarlar. Bektaşimizde gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?
fıkranın devamı
"Raki helal midir, haram mi?" diye sorulunca, Bektasi söyle yanıt vermis:
"Agiza göre degisir!"
fıkranın devamı
Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?
fıkranın devamı
Hostes, uçakta papazın yanına gelmiş, açıklama yapıyor:
-Muhterem peder, programa uygun uçuyoruz. 12 bin metre yükseklikteyiz. Size bir bardak şarap vereyim mi?
-12 bin ha!.. İstemem, patrona yakınız...
fıkranın devamı
Papa, çok önemli bir iş için Amerikaya gider. Uçak rötar yapınca karşılamaya gelenlerin hepsi gitmek zorunda kalır... Papa bir taksiyi durdurur:
-Oğlum, beni tanımışsındır herhalde. Acilen bir toplantıya yetişmem gerekiyor, beni götürür müsün?
-Tabi ki, seve seve...
Papa, şoförün yavaş gitmesinden tedirgin olur ve şoförü arka koltuğa geçirip arabayı kendi kullanmaya başlar. Tabii bu arada da toplantıya yetişmek için hızlı gider. İleride bir trafik polisi arabayı durdurur:
-Neden bu kadar hızlı gidiyorsunuz?
-Çok acele, bir toplantıya yetişmemiz gerekiyor evladım.
-Siz, hiç merak etmeyin papa hazretleri, ben şimdi hallederim...
Elindeki telsizle:
-Mekez, merkez!
-Alo merkez dinlemede...
-Buraya çok acil 50 kişilik bir eskort gönderin... Tamam...
-Neden? Tamam...
-Şehrimizde çok önemli biri var... Tamam...
-Kimmiş o önemli kişi... Tamam...
-Tanımıyorum... Tamam...
-Tanımıyorsan, nereden biliyorsun önemli kişi olduğunu? Tamam...
-Şoförlüğünü papa yaptığına göre mutlaka çok önemli biridir... Tamam...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerAbdest Ananı Matematik Prens Uçurum Pantolon Deli kamyon Teşkilat Derviş Tahlil Borç Yarışma İtiraz Akıllı Genç Dişi Bizim Soğuk Sinyal Telefon Arabam Yüzbaşım Kadınlar İlan-ı deli Çatlamış Taksimetreyi Evlilik Yine selcuk-erdem-223 Mühendis Kutup Bebek Babam Küçük Asit Bakan Tuzlu Eczane! Sağır Yazıcı Ahmet Türk Kadınlık yigit-ozgur-1351 Kekeme Kaybetmişsin Kadı Kamuflaj Tampon Bakış Çişşşş Beslenme Utanılacak Kapı selcuk-erdem-308 Doping