Çocuk babasından nasıl para isticeni düşünüyor sonra kafveye gidip babasına elini kaldır demiş sonra yüzüne çevir demiş işaret parmagını kaldır demiş sonra başbarmagınla birbirine sürt demiş
sonra babası cocuha elini kaldır der sonra avcunu yala der baba sonra parayı aldınmı der
fıkranın devamı
kadının biri doktara gitmiş doktorda azraili görmüş azrail:senin en az bir 40 yılın daha var demiş.kadın doktordan sonra yüzünü gerdirmiş,yağlarını aldırmış.1/2 ay geçtikten sonra kadına araba çarpmış kadın azraile:hani 40 yıl daha yaşayacaktım demiş.azrail :
-kız sen omuydun tanıyamadımda :D
fıkranın devamı
günün birinde üç tane genç kız ölmüşler.azrail bunlardan hesap soruyormuş birinci kıza anlat bakalım dedi ne yaptın kız ömrümde hiç kimseyle yatmadım daha bakireyim dedi azrail buna gümüş anahtarı vermiş ikinci kıza sen anlat demiş buda bende evliydim ama kocama bile vernedim demiş azrail bunada altın anahtarı vermiş üçüncüye sormuş sen anlat bakalım demiş kızda anlatmış ben herkese verdim herkesle yattım demiş azrail bunada al benim odamın anahtarı demiş..
fıkranın devamı
birgün öğretmen bir çocuğa 7 ile 9'u çarp demiş çocuk çok uzun zaman durmuş öğretmen çocuğa
-çocuğum niye çarmıyosun!
demiş çocuk korkak bir şekilde:
-öğretmenim korkuyorum.
demiş öğretmen şaşırarak:
niye korkuyorrsun çocuğum?
demiş çocuk bu sefer:
öğretmeni eğer çarparsam birşey olur korkuyorum canları acımasın sonra
fıkranın devamı
Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve yüksek sesle Cami Cemaatine sorar :
-Aranızda müslüman olan var mı ? korkudan kimse bişey diyemez. Bir müddet sonra yaşlı bir adam ayağa kalkar ve ' ben müslümanım' der.
fıkranın devamı
Akşam eve dönen adamı karısı kapıda karşıladı. Sonra da heyecanlı heyecanlı anlatmaya başladı:
-- Bugün neredeyse, duvardaki saat annemin başına düşecekti...
fıkranın devamı
Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş..
15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca;
"Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " Hep bana yedirdiniz.. Biraz da kendiniz yesenize.."
Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok.."
"Niye satın alıyorsunuz o zaman?.."
"Evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!.."
fıkranın devamı
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı.
Kurcaladı, kurcaladı.
Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı.
Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'Evde mi bıraktım acaba?'
Onun tam aradığım kız olduğuna karar verdim.
fıkranın devamı
Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:
"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.
"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..
3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..
Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı
fıkranın devamı
ABD'de 22 no'lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu izlerken bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve en az 50 km hızla gidilmesi gereken bu yolda aracın tam 22 km hızla gittiğini farketmiş. Bu araba yolu tıkıyormuş. Aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Aracın peşinden gidip aracı durdurmuş. Bir de ne görsün? Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var. Polisi görünce yaşlı sürücü endişeyle:
-Polis bey,çok mu hızlı gidiyordum?
Polis:
-Hanımefendi,hızlı değil, tersine çok yavaş gidiyorsunuz ve bu tüm otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarı ile 22 km hızla gidiyorsunuz. Yaşlı teyze:
-Ama otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve ben de bu kurala uymak istedim!
Polis:
-Teyzeciğim; o 22 otoyolun numarası. Bu yolda en az 50 km hızla gitmelisiniz.
Yaşlı teyze:
-Tamam,bundan sonra hızlanacağım.
Polis tam kendi arabasına gidreken,gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış ve sürücüye sormaya karar vermiş:
-Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturanların nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!
Yaşlı teyze:
-Valla ben de anlamadım, 250 no'lu karayolundan çıktıktan beri böyleler...
fıkranın devamı
Yaşlar ilerlemiş, artık çocukluk, gençlik yılları buğulu bir perdenin arkasında kalmış.
İki mahalle arkadaşı, birinin karısı vefat etmiş diğeri ise muhterem eşi hanımefendi ile birlikte hoş bir hayat sürdürmekte. Görüşülmeyeli hayli zaman geçmiş.
Günlerden bir gün Asım candostu Kemal'i ziyarete gider.
Kapıda hasret dolu kucaklaşmalar. Hanımefendiye uzatılan bir demet çiçek ve...
- Canım bitanem, bir sorar mısın, Asım orta içerdi galiba...?
- Hayatım, bir su rica edebilir miyim ?
- Güzelim, bir elbezi getirebilir misin?
Asım hem mutlu, hem de şaşkın.
- Kemal valla hayran kaldım üstadım. Bu ne incelik bu ne sevgi, ağzından "hayatım", "canım" "cicim" hiç eksik olmuyor.
- Asım'cığım, ah, ahh bi ismini hatırlayabilsem..!
fıkranın devamı
Psikiyatristin ofisinde hasta sormuş, "Bana yardım eder misiniz Doktor.. 38 yaşındayım ve hala yatağımı ıslatıyorum!"
"Sıkılmayın!" demiş doktor.. "Gelişmemiş benlik isyanı.. Sorumlulukları kabullenememe durumundan kaynaklanıyor.. Yatağınızı ıslatmamanızı iki yolla önleyebiliriz.. Birinci yol psikanaliz.. Haftada beş terapi, saati 50 Dolar..!"
"Peki ikinci yol??"
"Lastik don! Çifti iki dolar!"
fıkranın devamı
Başkan Bush talimat vermiş:
-Üzerinde resmim olşan pul imal edilsin, her zarfa bunlar yapıştırılsın artık, diye.
Pullar hemen basılmış. Bir süre sonra Bush zarflara bir bakmış pullar üstünde durmuyor. Hemen yetkililere haber vermiş, bu ne böyle demiş. Pullar zarfa yapışmıyor. Zamk sürmediniz mi bunların arkasına?
-Sürdük efendim, demişler... Ama genelde pulu eline alan arkasına değil ön yüzüne tükürüyor...
fıkranın devamı
Adamın sigarası bitmiş. Saat de gecenin 22.00'siymiş. Karısına sigara almaya gideceğini ve birazdan döneceğini söyleyerek, köşedeki bakkalın yolunu tutmuş. Köşeye vardığında bir de bakmış, bakkal kapalı. Bakkalın yanında da bir bar varmış. Adam paralı makinelerin birinden sigara almak ümidiyle bara girmiş. Sigarayı tam alıyormuş ki barda çok güzel bir sarışın görmüş. Kadın da adamı kesiyormuş. Adam kadının yanına yaklaşmış, muhabbet etmeye başlamışlar. Bardan çıkıp kadının evine gitmişler. Adam sabah telaşla kalkmış. Kadına biraz un getirmesini söylemiş ve ellerini unlayıp evden telaşla çıkmış. Eve gittiğinde, karısı öfkeyle kapıyı açmış. Adam karısına, "Vallahi sigara almak için çıktım, bakkal kapalıydı. Bara gittim daha sonra barda sarışın bir kadınla tanıştım. Onun evinde sabahladım" demiş. Karısı adama inanmayarak bakmış ve "Bana ellerini göster" demiş. Adam ellerini gösterince kadının tepkisi şöyle olmuş: - Adi herif yine yalan söylüyorsun. Bütün gece bowling oynadın değil mi?
fıkranın devamı
George Bush bir ilkokulu ziyaret eder.
Çocuklara:
-Sorusu olan var mı? der ve küçük Bob sözü alır.
-Benim üç sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
Aniden zil çalar ve çocuklar teneffüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük Tom alır.
Benim 5 sorum olacak;
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
4- Bu gün neden zil 30 dakika erken çaldı?
5- Bob nerede?
fıkranın devamı
Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır.Evin önünde masum bir
fısıltıdan sonra ateşlenir.
Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder.
Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki ,
Öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da
olmazsa kendisi gelecekmiş ama
o hayvan oğlu hayvana söyle elini ,
Diyafon düğmesinden çeksin dedi'' .....
fıkranın devamı
Biri 95 yaşında biri 92 yaşında karıkoca, boşanmak için hakimin karşısına çıkmış.
Hakim üzülmüş, "Yapmayın ya" demiş "yetmiş yıllık evlisiniz
niye boşanacaksınız?"...
"Yok" demiş "adam biz çoktan boşanmaya karar verdikte çocuklar etkilenmesin diye, Ölmelerini bekledik.
fıkranın devamı
Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim" demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" demiş. Kadın "Tamam" diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış.
İlk dilek olarak Dünya'daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. "Bu dilek, senin kocanı da Dünya'nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" demiş. Kadın ise; "Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya'nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek" demiş. Böylece Dünya'daki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, Dünya'daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: "Bu kocanı da Dünya'daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın; "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir" demiş ve böylece Dünya'daki zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş…
fıkranın devamı
Bir mahallede yeni komşularıyla çay sohbeti yapan kadına komşuları
- ''Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var. Kocanın BİR dediğini İKİ etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bizede anlat '' derler.
- ''Kısaca anlatayım'' der kadın ve anlatmaya başlar:
- ''Düğünümüz bittikten sonra kocam kendi atında , bende kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Kocam arkasına döndü ve benim atıma 'BİR' dedi. Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar arkasına dönüp atıma 'İKİ' dedi. Az sonra atım takrar aynı şekilde tökezleyince eşim arkasını döndü ve at'a 'üç' dedi ve belinden tabancasını çıkartıp atımı anlından vurdu.At oracıkta kanlar içinde yere yığılıp öldü. Ben şok olmuştum ve ata çok üzüldüm. Eşime bir hışımla çıkıştım '' Yazık değil mi atı neden vurdun!!?'' diye sordum. Eşim arkasını döndü ve bana ' BİR ' dedi.
Ve o günden sonra kocamın bir dediğini iki etmedim"
fıkranın devamı
Kız, babasına diplomasını gösteriyordu.
- Baba, nasıl diplomam? Kimya, fizik, matematik, edebiyat, felsefe, müzik, resim hepsi pekiyi? En iyi notlar benim? Babasının cevabı hazırdı.
- Oh oh? çok memnun kaldım kızım. İnşallah yemek pişirmesini, dikiş dikmesini, çocuk bakmasını, çamaşır yıkamasını iyi bilen bir kocaya düşersin de mutlu olursun?
fıkranın devamı
Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polisi görünce kaçabileceğini düşünüp basmış gaza.
Ancak polisi atlatamayacağını anlayınca, pes edip çekmiş kenara.
Polis arabasından inmiş. Bezgin, kızgın ve de küskün bir sesle:
- "Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de kaçık. Mantıklı bir özür söyle yoksa yaktım çıranı!"
Kısa bir ara ve Sürücü:
- "Karım geçen ay bir polisle kaçtı. Aynada sizin aracınızı görünce, kaçtığı polis, onu bana geri getiriyor sandım…"
fıkranın devamı
Siyasal gerginliğin dışında, iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulaştığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez:
-Anne! diye seslenmiş, "Ben Alman oldum!"
Annesi:
-O nasıl söz? Sakın bir daha tekrarlama!
-Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik, ben Almanım artık"
Annesi "sus bakayım!" diye tiz perdeden bağırırken, babası da içerden duyup koşmuş. Bir tokat, bir tokat daha.
Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş:
-Şu dünyanın işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!"
fıkranın devamı
Yaşlı adam ameliyat olacakmış. Ameliyatı cerrah olan oğlunun yapması için ısrar etmiş. Çok daha uzman olan doktorlar olduğu halde, bu ısrarının nedenini soranlara ise “Onun bu ameliyatı çok iyi yapmasını sağlayacak formülü biliyorum” diyormuş. Ameliyat günü gelmiş ve ameliyathaneye giderken oğlunu
yanına çağırmış ve söyle demiş:
- Oğlum, zor olduğunu biliyorum. Bana bir şey olursa annen içinde sakın üzülme. Zaten gelmeden annenle de konuştuk. Eğer bana bir şey olursa , eşyalarını alıp sizin yanınıza yerleşmesine karar verdik. Seninle ve geliniyle daha mutlu olur. O nedenle rahat ol..
fıkranın devamı
Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.
Ingiliz'e sormus
- "Titanik kaç yilinda batti?"
Ingiliz hemen cevap vermis
- "1912 ? diye.
Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:
- "Titanik'te kaç kisi öldü?"
Fransiz cevap vermis
- "1050 ?.
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis.
Ve Yahudi'ye dönmüs;
- "Say lan isimlerini*
fıkranın devamı
ABD'de top koşturan ünlü bir futbolcunun güzel bir karısı vardır.Futbolcunun karısı bir ara görünmemiş ve komşuları polise telefon etmiş ve futbolcunu karısı ortalıkta yok demişler futbolcu karısını öldürmüş olabilir diyen komşuların ihbarını değerlendiren polisler kadının ölmüş olduğu kanaatına dayanarak adamı tutuklamışlar.Futbolcunun mahkeme günü gelmiş.Çok para vererek birde avukat tutmuş.Avukat müvekkilini savunmak için hakime demişki:
HAKİM BEY MÜVEKKİLİM SUÇSUZDUR BİRAZDAN İÇERİYE KARISI GELECEK,KAPIYA BAKIN HERKES KAPIYA BAKIYORDU.HAKİM HANİ KADIN DEMİŞ avukat demiş ki:
Siz dahi inandınız kadının yaşadığına kapıya baktınız.HAKİM KARARI VERMİŞ FUTBOLCUNUN KARISINI ÖLDÜRDÜĞÜ VE 15 YIL HAPSİNE.... Avukat çıkışta hakime sorar neden bu kararı verdiniz oysaki siz de kapıya bakmıştınız. Hakim derki ben baktım ama BENİM BAKTIĞIMDA MÜVEKKİLİNİZ KAPIYA BAKMIYORDU.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerAbdest Ananı Matematik Prens Uçurum Pantolon Deli kamyon Teşkilat Derviş Tahlil Borç Yarışma İtiraz Akıllı Genç Dişi Bizim Soğuk Sinyal Telefon Arabam Yüzbaşım Kadınlar İlan-ı deli Çatlamış Taksimetreyi Evlilik Yine selcuk-erdem-223 Mühendis Kutup Bebek Babam Küçük Asit Bakan Tuzlu Eczane! Sağır Yazıcı Ahmet Türk Kadınlık yigit-ozgur-1351 Kekeme Kaybetmişsin Kadı Kamuflaj Tampon Bakış Çişşşş Beslenme Utanılacak Kapı selcuk-erdem-308 Doping