Çeşitli Fıkralar

loading...

Oflu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:
-"Paranyzy sokağa atıyorsunuz!Kazanan kim? Meyhaneci...
En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin...
En güzel ev kimin? Meyhanecinin...
Ya en güzel araba? Meyhanecinin.
Bu paralary veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:
-"Allah razy olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.."
Hoca memnun:
-"Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der.Adam düzeltir:

-"İçkiyi bırakmadım hocam, MEYHANE AÇTIM!"
fıkranın devamı

Bir karpuz tarlasi olan çiftçi, her aksam tarlasina çocuklarin dadandigini ve birkaç karpuzun eksildigini farketti.Epey düsündükten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi.
" Dikkat ! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi ! "
Ertesi aksam karpuz yiyemeden kaçan çocuklari keyifle izledi.Bir hafta sonra, çiftçi tarlasinda geziyordu.Karpuzlarini kontrol ederek eksik olmadigini düsünürken gözü kendi levhasinin yanina konan bir levhaya ilisti

" Simdi o karpuzlardan iki tane var ! "
fıkranın devamı

Yasli Fred, hastaneye kaldirilmis. Ailesi, aile papazini da kendilerine eslik etmesi ve geregi halinde gorevini yapmasi icin cagirmis.
Papaz ve aile efradi yatagin etrafinda beklerken, Fredin durumu aniden kotulesmis. Yatagindan yari dogrularak, el isaretleri ile yazacak bir seyler istemis.Papaz, anlayisli bir sekilde, Frede bir kagit e bir kalem uzatmis.Fred titreyen ellerle hizli hizli kagida bir seyler yazip kagidi papaza
uzatmis ve aniden olmus. Papaz, boyle acili bir anda kagittakileri okumanin dogru olmayacagini dusunerek kagidi cebine sokmus.
Birkac gun sonra, Fredin cenazesi sirasinda, Fredin verdigi kagidin cebinde oldugunu hatirlamis. Cenazenin gomulmesinden hemen once, Papaz ileri cikarak:
-"Sevgili Fred, olmeden hemen once benden kagit isteyerek birseyler yazdi.Zamani uygun olmadigi icin o anda bakmadim fakat simdi,
hepinizin onunde bu notu okumak istiyorum" demis ve cebinden kagidi cikararak yuksek sesle okumus:

-"Lutfen bir adim sola cekil.Oksijen hortumuma basiyorsun!"
fıkranın devamı

Adam İstanbuldan, Erzurumun bir köyüne misafirliğe gidiyor. Köylü ev sahibi misafirine izzet ikramda bulunuyor.Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer elması konuyor. Bu kadar çok ikramdan mahçup olan misafir:
-"Ağa ne zehmet ettin, diyor, bunlara ne lüzum vardı?"
Ağa zahmet olmadığını anlatmaya çalışıyor:

-"Ne zahmeti efendi farzet ki mısırlığa tökmüşem öküzler yiyir!"
fıkranın devamı

Adamin biri ölüyor ve öbür tarafa gidiyor. Orada bu kisiye tekrar dünyaya dönmesi için bir sans taniniyor ve dünyaya ne olarak dönmesi soruluyor, o da
-"Ben balina olmak istiyorum,bici bici yüzmek istiyorum" diyor.Bu istegi kabul ediliyor ve dünyaya gönderiliyor.Ancak bir süre sonra tekrar öbür tarafa geliyor. Ne oldugu sorulunca da

-"Boguldum" diyor.
fıkranın devamı

Adam sünnetçi dükkanının vitrinine şemsiye koymuş, biri de merak etmiş:
-Yahu sünnetçi vitrininde şemsiyenin işi ne be?
Sünnetçi fena fena bakmış :
-Yani vitrine ne koysaydım?
fıkranın devamı

Mahkemede bir cinayet davasi goruluyordu. Adamin katil oldugu hemen hemen kesindi, bunu goren davali avukatinin aklina bir seytanlik geldi.
-"Bayanlar baylar.. hepinize bir surprizim var" diyerek saatine bakti..
-"Tam bir dakika sonra, muvekkilim tarafindan olduruldugu iddia edilen kisi bu mahkeme salonundan iceri girecek..."
Bunun uzerine hakim, seyirciler, butun kafalar mahkeme salonunun kapisina dondu.. 1 dakika gecti.. Hicbirsey olmadi.. Bunun ardindan avukat:
-"Bakin..." dedi..
-"Ortaya bu iddiayi attim ve hepiniz heyecan icinde kapiya bakip 1 dakika boyunca beklediniz.Bu gosteriyor ki gercekten ortada bir olgu olduguna ve dolayisiyla muvekkilimin katil olduguna sizler tamamiyle inanmis degilsiniz..."
Bu sozun ardindan hakim kararini acikladi ve adami suclu buldu.Avukat sok icinde:
-"Ama nasil olur? Az onceki gosteriden hepiniz etkilendiniz.. Hepinizin kapiya baktigini gordum!"
Hakim:

-"Evet dogru.Hepimiz baktik ama muvekkiliniz bakmamisti!"
fıkranın devamı

Çocukla annesi, birgün plaja gitmişler. Annesi güneşlenirken çocuk, sürekli annesini üzerine kum serpiyormuş. Annesi, çocuğa ne kadar kızsa da, çocuk, devam ediyormuş. Bu sırada yanlarına bir kıro gelmiş. Kıranun geldiğini duyan kadın, kıroya:
-Amcası, bu çocuk yaramazlık yaparsa döversin, değil mi?
Adam pala bıyıklarını sıvazlayarak "Anasını bile *ikerim" demiş...
fıkranın devamı

Adamın biri fırına gidip 99,5 ekmek istemiş.Fırıncıda şaşırıp abi gel şunu 100 yapalım deyince adamda

-"Ya okadar ekmeği kim yiyecek"

fıkranın devamı

İki kardeş o yaz "Haki" renginin moda dünyasını kasıp kavuracağı haberini alırlar. Bunun üzerine piyasada ne kadar haki renk kumaş varsa hepsini satın alırlar..Sezon geldiğinde, satış yapmayı beklerlerken bir parça bile kumaş satamazlar.. batmak üzereler... bunun üzerine bölgedeki askeriye için bir komutan üniforma diktirmek ister bunun içinde haki renk kumaş gerekir... anlaşırlar.. Komutan derki
-"Yarın size saat 12:30a kadar telgraf çekmezsem siparişimi vereceğim."
Saat 12:29da kardeşlere bir telgraf gelir.. bunun üzerine diğer kardeş zarfı telaşla açar ve sevinçle haykırır;

-"Müjde kardeşim baban ölmüş!!"
fıkranın devamı

Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasinin bosalmasini beklemektedirler.
Mühendis:" Bu adamlar ne yapiyor böyle, 15 dakikadir bitirmelerini bekliyoruz."
Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik görmedim."
Rahip: "Iste görevli geliyor, onunla konusalim."
Rahip: "Merhaba, Su anda sahada olan grup ne zaman çikacak, neden bu kadar yavaslar?"
Görevli "Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çikan yanginda gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman
burada ücretsiz oynamalarina izin verildi.
Rahip: "ne kadar üzücü, bu aksam onlar için dua edecegim."
Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaslarla konusup onlar için bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim."
Mühendis:

-"Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?"
fıkranın devamı

Bir gün vücudun içinde isyan çikmis.Aralarinda bir toplanti yapip isyana son vermek için müdür seçmeye karar vermisler.Beyin hemen kendini tavsiye etmis. kalp itiraz edip kendini göstermis, kulak ,göz vs..Göt te kendisinin müdür olmasini istemis.
Hepsi bununla dalga geçmisler.
-"Sen siçmaktan baska ne ise yararsin" demisler.Göt tabii buna sinirlenmis, sonunda beyini müdür sesmisler.Göt bütün organlara küsmüs ve artik siçmamaya karar vermis.
Bir süre sonra vücut iflas etmis tabii.
Beyin siçmayi düsünüyor, kalp artik kan yerine bok pompalamaya baslamis vs..Sonunda dayanayip götü müdür seçmisler.

O gün bu gün bütün götler müdür olurmus.
fıkranın devamı

Kanuni Sultan Süleyman, büyük ve muhteşem bir sünnet düğünü yapmıştı. Bu düğün uzun müddet dillere destan oldu. Bundan evvel de veziri İbrahim Paşa, evlenmesi münasebetle büyük bir düğün yapmış ve Kanuniyi davet etmişti... Birgün Sultan Süleyman, Paşaya "Paşa! Senin düğünün mü, benim düğünüm mü daha muhteşem oldu?" diye sordu. Paşa "Benim düğünüm" diye cevap verdi.
Sultan Süleyman üzülerek ve hiddetlenerek sordu:
-Neden?
-Zira efendim, benim düğünüme dünyanın en büyük padişahı geldi. Sizin düğününüze ise böyle bir kimse gelmedi...
fıkranın devamı

Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair tartisiyorlarmis.
"Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demit Müslüman."Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben köyüme dönebildim.
Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim."
Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda "Sali" oldu.

fıkranın devamı

Bir Hiristiyan misyoner, Afrikada olanca gucu ile calisiyor, zencileri dinine uydurmaya calisiyordu.Bir gün yine bir zenciyi su ile vaftiz etti ve dedi ki:
- Bundan sonra senin adin Bikila degil, John. Cuma günleri et yemeyeceksin, balik yiyeceksin, anladin mi?
- Evet anladim, demis zenci.
O haftanin cuma gunu, misyoner, vaftiz yaptigi zenciyi kulubesinin onunde,kizarmis bir koyun budunu kemirirken görünce hiddetlenmis:
- Ben sana cuma günleri et degil balik yiyeceksin demedin mi?

- Evet dediniz demis zenci. Ben de bu koyun budunu sicak su ile bir guzel
yikadim ve ona bundan sonra senin adin koyun degil, balik dedim.
fıkranın devamı

Issizin biri, temizlik isleri icin Microsofta basvurur.Insan Kaynaklari, bir on gorusmenin ardindan test (yeri temizlemek) yaparlar ve personel muduru adama " ise alindin, e-mail adresini ver, sana basvuru formunu gondereyim, ayni zamanda, ise baslamak icin gelecegin gunu bildiririm" der.
Adam caresiz, bilgisayarinin, ve dolayisi ile e-mail adresinin olmadigini soyler. Insan Kaynaklarindan, onun adina uzulduklerini, fakat e-maili yoksa, kendisinin de varolmadigini ve kendisi de olmadigi icin ise alinamayacagini soylerler. Adam umutsuzca, ne yapacagini bilmeden, cebinde sadece 10$ ile cikar. Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alir. Kapi kapi dolasarak, 2 saat icersinde sermayesini ikiye katlar. Isini birkac kez daha tekrar eder ve aksam eve dondugunde 60$i vardir.
Ve bu sekilde yasayabilecegini anlar, her sabah erkenden evinden cikar ve aksam gec saatlere kadar calisir, ve her gun parasini uce,dorde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabasi alir, bunu bir kamyonla degistirir ve bir sure sonra artik, bircok aractan olusan bir nakliye sirketi sahibidir.
5 sene gecer, adamimiz Birlesik Devletlerin en buyuk gida nakliye sirketleriniden bir tanesinin sahibidir artik. Artik ailesini ve gelecegini dusunmektedir, ve hayat sigortasi yaptirmaya karar verir.
Bir sigorta sirketini arar, kendine uygun bir plan secer ve konusma biterken, sigortaci, teklifi gonderebilmek icin adamin e-mail adresini ister. Adam e-mail inin olmadigini soyler
"Sasirtici", der sigortaci, " e-mailiniz yok ve bu hanedanligi kurabildiniz, dusunun, ya bir de e-mail adresiniz olsaydi.."
Adam dusunur ve su cevabi verir:
- Microsoft ta temizlikci olurdum!!
fıkranın devamı

Gençliginde "büyük" bir yazar olmak isteyen bir adam vardi.Ona "büyük" kelimesinin tanimi soruldugunda
-"Dünyanin heryerinde okunacak ve okuyan
insanlarin gerçek heyecanlar duyacaklari, çiglik atip,aglayacaklari, feryat edecekleri, aci içinde inleyecekleri,gözlerinin dönüp,
öfke duyacaklari seyler yazmak istiyorum" demisti.
Simdi Microsoft Hata Mesajlarini yaziyor..

fıkranın devamı

Adamin biri hergun lokantaya geliyormus ve kendisine servis yapilinca (bos buyuk bi tabak, catal+bicak+kasik vs) menuye
bakmadan alip catali veya bicagi soyle boydan boya bi koklayip, garsona donup
-Bugun menunuzde falan filan mi var ?
Garson hayretler icinde
- aaa, nasi bildiniz efendim? adam sakin ve hafif gururla
- ben bilirim delikanli deyip siparisini verip yemegini yiyip gidiyor.
Bu bir sure hep boyle devam etmis ama garson bi turlu bunu nasi yaptigini ogrenememis ve en sonunda gidip sefe butun herseyi
oldugu gibi anlatmis, adamin nasi tertemiz catali bi koklamayla menuyu saydigini... Sef bunun uzerine eger o musteri tekrar
gelirse servisi yapmadan kendisine haber vermesini soylemis.
Adam ertesi gun ayni saatte yine gelmis ve garson elemani gorur gormez sefe haberi ulastirmis. Orada bi bulasikci bi kadin
varmis, kadin terden pislikten batmis zaten; tutup bay sef musteriye gidecek catali kasigi tabagi ne varsa hepsini o kadinin
koltuk altina yuzune gozune butun terini silecek kadar surmus ve bir iki dk catal vs.deki terin kurumasini bekleyip vermis onlari
garsona ve pis pis gulerek
- Hadi bugun de bilsin bakalim menude ne varmis ...
garson servisi yapar ve siparisi beklerken adam alir eline catali ve boydan boya bi koklar ve hayret ve saskinlik icerisinde bir
- Allah Allah der. Sonra bi kere daha dikkatlice koklar ve saskinlik icerisinde garsona donerek
- Kezban sizde mi calisiyo ??
fıkranın devamı

Adam ölür ve öbür dünyada sorgusu baslar :
- Hiç içki içtin mi?
- Aman efendim...
- Kumar oynadin mi
- Aman efendim...
- Kadinlarla aran nasildi?
- Aman efendim, ben kim çapkinlik kim.
Cebrail dönüp bagirir:
- Oradan bir çift kanat getirin!
Adam çok sevinir :
- Melek oluyorum, degil mi efendim? der.
Cebrail cevaplar:
- Hayir kaz oluyorsun!

fıkranın devamı

Cok iyi giyimli bir is adami Vatikana gelir papayla gorusmek istedigini soyler. Kendisini bir Kardinale gotururler. Adam israr eder.
- Sizinle degil, dogrudan Papa ile ve yalniz gorusmek istiyorum.
Sonunda adami Papanin huzuruna cikarirlar. Ama adamin ne istedigini merak eden Kardinaller kapinin disinda kulak kesilmis iceriyi dinlemektedirler.
Iceride sesler yukselmistir.
Adam : - 1 milyar dolar.
Papa : - Olmaz
- 2 milyar dolar.
- Hayir.
- 5 milyar dolar.
- Hayir.
Adam kapiyi carpar, hisimla uzaklasirken Kardinaller iceri kosusur.
- Sayin Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Dusunun bu para ile kac katedral, kac kilise yapilir, dunya uzerine kac misyoner gonderilirdi. Parayi nicin kabul etmediniz ?
- Ne yani ? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mi deseydik ?
fıkranın devamı

Adamin biri arabasiyla yola cikmis. Bir golun kenarindan gecerken kirmizi elbiseli bir adam elini kaldirmis,durmasini isaret etmis. Adam arabasini durdurmus.Kirmizi elbiseli adam:
-"Merhaba, ben ormanin kirmizili ibnesiyim,
Karnim cok ac. Bana yiyecek bir seyler verir misin" demis.Adam bir parca ekmek vermis tesekkurleri kabul edip yola cikmis.Daglik bir bolgeden gecerken karsisina sarilar icinde bir adam cikmis.Elini kaldirip adama durmasini isaret etmis.
-"Ben bu dagin sarili ibnesiyim. cok susadim. Suyun var mi?" demis.Adam bir sise su vermis yola devam etmis.Yol asfalta cikmis. Bir zaman gectikten sonra mavi elbiseler icinde bir adam el kaldirmis, durmasini isaret etmis.
Adam sinirlenmis :
- "Soyle bakalim asfaltin mavili ibnesi, Ne istiyorsun"

- "Ehliyet ve ruhsat".
fıkranın devamı

Güzel bir bahar gününün sabahinda IETT söförü garaja gider, otobüsünü çalistirir ve yola çikar. Sorunsuz bir sekilde bir duraktan digerine ilerler yolcularini alir, indirir. Derken; duragin birinde iriyari, güçlü kuvvetli ve oldukça tehlikeli görünüse sahip bir adam otobüse biner.Şöföre sert bir bakis firlatir ve,
- "Karagümrüklü bilet atmaz." diyerek arkadaki bir koltuga geçer ve oturur.Ertesi gün, ondan sonraki gün ve hergün ayni sey tekrar olur. Karagümrüklü, ayni sözlerle ve ayni sert bakislarla bilet atmadan koltuga geçip oturur. Bu durum otobüs söföründe kompleks yaratmaya baslar. Hat degistirme dilekçesi de red edilince son çare olarak bir jimnastik kursuna yazilir. Her aksam devam ettigi kursta; Judo, karate, aikido ve benzeri tüm dövüs teknikleri konusunda ihtisas yapar.Yazin sonlar na dogru, kendine güveni olan iyi bir dövüs ustasi haline gelmistir. Kurslar bitirdiginin ertesi günü tekrar otobüsüyle yola çikar. Uzaktan, Karagümrüklünün durakta bekledigini görür. Sinirini gizlemeye çalisirken, dislerini gicirdatarak otobüsün kapisini açar.Karagümrüklü otobüse biner, söföre sert bir bakis firlatir ve,
- "Karagümrüklü bilet atmaz." diyerek ilerleyecekken tam o sirada,siki bir kavgaya hazir olan söför birden koluna yapisir,
- "Neden atmiyor mussun !??"
Şöföre saskinlikla bakan adam söyle der,

- "Karagümrüklünün mavi karti var."
fıkranın devamı

Parisin ünlü müzikholüne gitti, müdürün karşısına çıktı:
- Efendim ben, masaj uzmanıyım. Bu alanda benim gibi bir uzman daha bulamazsınız.
- Memnun oldum. Bize niye geldiniz?
- Ayda onikibin frank karşılığında, müzikholünüzde çalışan bayan sanatçılara masaj yapmayı öneriyorum.Müdür gülümsedi:

- Onikibin frankı peşin verirseniz, hemen başlayabilirsiniz!
fıkranın devamı

Bir zamanlar Afyonun en meshur terzisi olan Sadik basina gelen bir olaydan dolayi hapise düsmüs ve kendi kendine
-"Eger buradan tez zamanda çikarsam bir kere vericem" diye ahdetmis.Gerçekten bir müddet sonra af çikmis ve bizim Sadik aftan yararlanip tahliye olmus.Tahliye olmus olmasina da yemini var.
-"Eger ben bu isi Afyonda yaparsam ve bu olay da duyulursa adimiz ibne terziye çikar."diye düsünürken birden aklina ;
-"Bu isi yapsa yapsa Manisa Tarzani yapar. O beni tanimaz bilmez hem kimseye söylemez hem de yeminimi yerine getirmis olurum" diye gelivermis.Atlamis dogru Manisaya gitmis. Tarzani bulmus ve durumunu anlatmis. Tarzanda memnuniyetle kabul etmis.Manisa tarzani Sadiki becerdikten sonra :
-"Çok tesekkür ederim Afyonlu Terzi Sadik" demis.
Bizim terzi sasirmis;
-"Yahu sen beni tanimazsin adimi meslegimi memleketimi bilmezsin nasil anladin bütün bunlari" diye sormus.
Tarzan açiklamiş:

-"Bana geldin gayet samimi bir sekilde durumunu anlattin ve kendi kendime dedimki olsa olsa bu adamin adi Sadiktir. Pantolonunu çikartirken dikislere dikkat ettim. Maharetli bir terzinin elinden çiktigi belliydi ve kendi kendime olsa olsa bu adam terzidir. Afyonlu olduguna gelince böyle kaymak gibi bir göt baska kimde olurdu".
fıkranın devamı

Bir manastırda yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış.
Birincisi Kızlar demiş Geçen gün baş papazın odasını temizlerken bir sürü seks mecmuası buldum.
Diğerleri Peki ne yaptın? diye sorunca ilk rahibe Hiiç demiş ne yapacağım hepsini çöpe attım
İkinci rahibe anlatmaya başlamış Bende bir ay önce baş papaz efendinin odasını temizliyordum bir sürü prezervatif buldum
İlk rahibe sormuş Peki sen prezervatifleri ne yaptın? Attın her halde
İkinci rahibe Yok canım demiş Hiç üşenmedim tek tek hepsini iğne ile deldim ve tekrar paketlerine koydum
Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış..
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama