Çeşitli Fıkralar

loading...

Birgün Moize maliyeden bir yazi gelir ve su su seneye ait defterlerinizi su tarihte kontrol için getirmeniz rica olunur. Moiz baslar kara kara düsünmeye
-"Acaba randevüye nasil gitsem, iyimi giyineyim yoksa kötümü.." diye.Baslar herkese sormaya, bazisi der" iyi giyin" bazisi
-"Olur mu Moiz çok para kazaniyorsun zannederler, kötü giyin"
Sonunda Moizin uykulari kaçar, haham basina sormaya karar verir.Sabah kalkar gider haham basini beklemeye baslar.Hahamin yaninda genç bir dul bayan vardir, onu bekler.Derken haham onu kabul eder, baslar Moiz anlatmaya..Haham dinler ve fikrini söyler. der ki :

-"Moiz yavrum, senin isin demin yanimdan çikan bayanin isine benziyor. Ona da aksam görücu gelicekmis, o da soruyor dar kisa etek mi giysem, yoksa uzun mu ? Bende dedim ki kizim ne giyersen giy adam seni sikecekkk!...".
fıkranın devamı

Hapishanenin birinde sayim yapilirken görevli bir de bakmiski oda bos ve odanin tabaninda masanin altinda bir tünel var.
-"Eyvah!, simdi yandim, nasil söylerim bunu müdüre?" demiş.Bir bakmis ki tünelden iki mahkum çikiyor.Görevliyi görünce sasirmislar.
Görevli:
-"Tünel kazmisken niye kacmadiniz? niye tekrar geldiniz?" demis.
Mahkumlar:

-"Aslinda biz yarin kaçacaktık,bugün provasını yapiyorduk"
fıkranın devamı

Mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir tetikçi buldu.Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba, yeni tetikçinin polisin eline geçerse, fazla bir şey anlatmasının mümkün olamayacağını düşünüyordu böylece..Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiye
adamlarını gönderdi. Adamların sağır dilsizle anlaşmaları mümkün olmadı tabii.Bunun üzerine "Baba" sağır dilsizi odasına aldırttı. Bir de işaret alfabesi bilen tercüman buldular.
Tercüman işaretle sordu:

"Para nerde?.."
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Ne parası.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti.
"Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş.."
Baba 38liğini koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı..
"Şimdi sor bakalım, para nerde?.."
Tercüman işaretle sordu:
"Para nerde?."
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Central Parkta, Batı 78inci Caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin dolar var."
Baba öfkeyle gürledi:
"Ne dedi?.."
Tercüman yanıtladı:

"Dediki hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Ayrıca diyor ki,o tetiği çekmeyi de kıçınız yemezmiş!.."
fıkranın devamı

Lokantaya giden iki adam yemekleri beğenmezler ve garsonu çağırırlar ve "Patronun nerede, bu yemekleri hiç beğenmedik" derler. Garson da "Şu anda yan lokantada yemek yiyor" demiş...
fıkranın devamı

Üç sarisin detektif olmak üzere polis teskilatina müracaat etmisler.
Yapilmasi icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek de Komiser Kâzima düsmüs. Komiser Kâzim birinci kiza bes saniye müddetle bir dosyadan çikarttigi bir resmi göstermis ve "Söyle kizim" demis "Bu bir suçlunun resmi, bu adamin bariz ne özelligi var? Bunu ileride nasil tanirsin?"
Kiz söyle bir durmus ve "Çok kolay" demis "Adam tek gözlü" Komiser Kâzim resime bakmis ve "Kizim bu resim profilden, yani yandan çekilmis. Tabi tek göz göreceksin..." demis ve ayni resimi ikinci kiza gösterip ayni suali sormus ve "Bana bak" diye ilave etmis "Dogru dürüst
bir cevap ver"
Ikinci kiz "Bu adami tanimak çok kolay" demis "Çünkü adamin tek kulagi var" Komiser Kâzim "Kizim" diye bagirmis "Bu resim profilden dedik yaa!...Adamin suratinin öbür yanini göremiyoruz. Onun için kaç gözü, kaç kulagi oldugunu bilemeyiz..."
Kâzim üçüncü kiza "Kizim lütfen akilli bir cevap vermeye çalis. Beni çildirtma. Bu adamin bariz özelligi nedir, bu adami ileride nasil tanirsin?" diye sormus Kiz "Bu adam lens takiyor" diye cevap vermis.
Komiser Kâzim saskin, saskin resime bakmis ama adamin lens takip takmadigini bir türlü anlayamamis. Merak etmis adamin dosyasini açip okumus, dosyadaki bilgiye göre hakikaten adam lens takiyormus.
Komiser Kâzim üçüncü kiza hayranlik içinde "Aferin be kizim" demis "Dogru bilmisin. Simdi söyle bakalim bu adamin lens taktigini resimden nasil anlayabildin?" Kiz "Çok kolay" diye cevap vermis:

"Tek gözlü, tekkulakli bir adamin gözlük takacak hali yok ya !!"
fıkranın devamı

Günün birinde İstanbul’da sarışının biri hayattan o kadar bezmiş ki kendini boğazın soğuk sularına bırakarak hayatına son vermeye karar vermiş. Boğaziçi köprüsünden geçerken arabasını durdurmuş, bari yerlere çıkmış ve titreyerek az sonra kendisini bu çekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka ağlarken yanına genç ve yakışıklı bir genç gelmiş.Genç ona acımış ve sarışının ellerini tutup "Bak, yasaman için çok neden var.Yarın sabah gemim Amerikaya gitmek üzere demir alacak.Eğer istersen, seni de çaktırmadan gemiye alıp saklayabilirim.Sana hem yemek getiririm hem de sana çok iyi bakarım." demiş. Sarışın bakmış kaybedecek bir şey yok; belki de Amerikaya gidip yeni bir başlangıç yaparım umuduyla denizcinin teklifini kabul etmiş. O akşam denizci genç onu gemiye almış ve filikalardan birine saklamış.Her gece sarışına üç sandviç ve bir meyve getiriyormuş, sonra da sabaha kadar sevişiyorlarmış. Bir kaç gün sonra, kaptan rutin kontrolleri sırasında sarışına rastlamış.Orada ne aradığını sormuş. Sarışın da "Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlaştım. O bana her gün yemek getiriyor ve Amerikaya gitmemi sağlıyor. Ben de onun benimle sevişmesine izin veriyorum." demiş. Kaptan, "Seninle seviştiği kesin küçük hanım da .... "Bu Kadıköy-Beşiktaş vapuru".

fıkranın devamı

Belediye otobusu agzina kadar dolu, yasli bir adamcagiz ayakta. Elindeki bastonu otobusun her kalkisinda ve durusunda kayiyor ve adamcagiz dusmemek icin olanca gucunu harciyor.Bu sirada oturmakta olan genclerden biri kustahca akil veriyor:
-Baba, baba, bastonunun ucuna lastik taksan kaymaz!
-Ah oglum, demis yasli adam, senin baban o lastigi zamaninda taksaydi ben simdi bu otobuste oturacak yer bulurdum!
fıkranın devamı

Polis genelevlere bir baskın düzenleyip izin belgesi olmayan hayat kadınlarını gözaltına alır ve ifadelerini almak için karakola götürür.Karakolda ufak olduğu için sıra dışarıya kadar taşar.Bu sırayı gören yaşlı bir kadın merak eder ve sorar:
“Evladım bu ne kuyruğu?” diye.Hayat kadını da:
“Teyze burası portakal kuyruğu, burda bedava portakal dağıtıyorlar” der.Bunun üzerine yaşlı kadın;
“O zaman ben de bekleyeyim.” der ve beklemeye başlar.Polis bütün kadınların ifadelerini alır ve son olarakta yaşlı kadına sıra gelir.Yaşlı kadını gören polis şaşırır ve sorar:
“Ya teyze sen bu iş için biraz yaşlı değilmisin?”.Yaşlı kadın cevap
verir:

-“Yok evladım yok, önce soyuyom sonra emiyom…”
fıkranın devamı

Peder, kiliseden iceri girer ve icerde onu bekleyen 4 tane rahibeyle karsilasir. Ne beklediklerini sorar. Rahibelerde gunah cikartmaya geldiklerini soylerler. Peder sirayla gelmelerini soyler.
1-nci rahibe gider ve;
-Peder, ben cok buyuk bir gunah isledim, sol elinle bir erkeyin cinsel organini elledim- der. peder de:
- git suradaki kutsal suyun icine sol elini sok rahibe gider elini kutsal suya sokup cikartir.
2-nci rahibede gider ve pedere
- peder, ben de sol elimle bir erkegin cinsel organini elledim ve birazda oksadim; peder
- sen de git sol elini kutsal suya sok ve elini ovala rahibe gider pederin dediklerini yapar. O sirada peder bagirismalar duyar yerinden cikar
- ne oluyor orda
3-ncu ile 4-ncu rahibeler kavga etmektedir. Peder niye kavga ettiklerini sorar
3-ncu rahibe, 4-ncu rahibenin kendi sirasini kapmak istedigini soyler
4-ncu rahibe de
- peder, ben sadece agzimi yikayacagim fakat o gotunu yikayacak.
fıkranın devamı

Arabası uçuruma düşen adam, kendini kurtarmak için camdan atlar, yuvarlanır veuçurumun kenarında bir dala tutunur. "İmdat! İmdat!" diye seslenir. Ses yok. Tekrar bağırır. Uzaktan garip bir ses "Bırak kendini, gel bana gel" diye yakınır. Adam sesi duyar, biraz bekler ve tekrar bağırır:
-Başka kurtaran yok muuuu!..
fıkranın devamı

İki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler.Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaş var mı?" Kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar: "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi. "Çok beğendim", dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz." O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. Aron titreyen elleri ile telgrafi açtı, okudu ve sevinçle seslendi: "Müjde Moiz, baban ölmüş!.."

fıkranın devamı

Adam, korkunc bir kazada kulaklarinin ikisini birden kaybetmistir.Bu alisilmadik durum onu oldukca hassas ve alingan bir kisi yapmistir.
Kaza sonucu sigorta sirketinden aldigi rekor tazminat, acisini oldukca hafifletmis ve ona her zaman hayalini kurdugu isini kurma olanagi
vermistir.Gider ve gelisen, kucuk bir bilgisayar sirketini satin alir. Ancak hic
yoneticilik deneyimi olmadigini gorur ve birilerini ise almaya karar verir. Uc tane
aday secer ve her biriyle tek tek gorusur.İlk aday oldukca iyidir ve adam onu sevmeye baslar. Derken adaya sorar
-" Bende alisilmadik birsey goruyormusun " Adam yanitlar,
-"Eger onu kastediyorsaniz, kulaklariniz yok." Adam uzulmustur, derhal adayi odadan kovar.
Ikinci aday, birinciden de iyidir. Konusmanin devaminda adam ayni soruyu ona da sorar,
-" Bende alisilmadik bir durum goruyormusun " Aday,
-"Evet" der,"Kulaklariniz yok! ".
Adam uzgun ve kizgin, onu da disari atar. Derken sira ucuncu adaya gelir.Ucuncu, tumunden de iyidir.Tum sorulara mukemmel yanitlar verir.Adam heyecanla sorar,
-" Bende, alisilmadik bir durum goruyormusun ".Aday,
-" Evet, kontakt lens kullaniyorsunuz. " der. Adam iyice heyecanlanmistir,
-"Cok iyi! bu senin zeki biri oldugunu gosterir, nasil anladin "

-" Basit Kulaklarin yoksa gozluk takamazsin! "
fıkranın devamı

Adamin biri bir gün bankaya kredi çekmeye gitmis.Karsisinda müdürü görünce,
-"Müdür bey, benim acilen nakite ihtiyacim var." demis.Müdür;
-"Bu parayi alabilmeniz için senden öncelikle gözünün ve götünün fotografini istiyoruz" demis.Adam mecbur kalinca mecburen veksikalik fotografini çektirip götürmüs.Müdür resimleri alinca:
-"Bir hafta sonra gel" demis.
Adam bir hafta sonra gitmis ve Müdür beye :
-"Benim isimi hallettiniz mi?" demis.
Müdür bey :

-"Kurulumuzu toparladik resimleri inceledik. Açikça konusmak gerekirse sende bu parayi alacak göz var ama ödeyecek göt yok!.."
fıkranın devamı

Bir turist, Cezayirde çöl arazisinde kaybolur..Yasamak icin tek sansi, hayat belirtisi olan bir yer bulmaktir ve caresizce yurumeye baslar.Zaman gectikce susuzluk, aclik derken adam bayilacak kadar yorgun duser.Artik tek adim atamayacak hale geldigi sirada bir cadir gorur.Yerlerde surunerek cadira ulasir ve
-"Su... biraz su lutfen..." diye inlerken bir adam kafasini uzatir:
-"Uzgunum efendim, hic suyumuz yok.. yine de bir kravat almak ister miydiniz?.." ve adam turistin onune rengarenk bir duzine kravat koyar....Turist bunun uzerine cilgina doner:

-"MANYAK MISIN SEN!!!!!!... OLUYORUM..HALIMI GORMUYOR MUSUN!!! BEN SU ISTIYORUM KRAVATI NE YAPAYIM!!!!!!"
Adam hic istifini bozmaz:
-"Efendim, madem su istiyorsunuz buradan 2 km. guneye yuruyun orada bulabilirsiniz..."
Ve turist adamin tarif ettigi yonde yurumeye baslar..gercekten de 2 km.sonra ikinci bir cadir gorur.Artik kalan son kuvvetiyle cadirdan iceri seslenir.Oldukca iyi giyimli bir adam kapida belirir:
-"Size nasil yardimci olabilirim efendim?"
Turist guc bela fisildar...
-"Su... lutfen...su..."
ve iceri girmek icin bir hamle yapar ama adam onu durdurur:

-"Uzgunum beyefendi, buraya kravatsiz giremezsiniz..."
fıkranın devamı

Turistin biri Cezayirde çölde susuz bir şekilde sürünüyomuş.Birden dükkan gibi bi yer görmüş ve oraya giderek:
-Su...lütfen bir yudum su
Adam:
-Beyeefendi maalesef suyumuz yok ama isterseniz kravat verebiliriz
Turist:
Ben napıyim karavatı susuzluktan geberiyorum
der.Adamda ona 2km. güneyde bi yer olduğunu,oraya gitmesini söyler.Turist güç bela oraya varır ve:
-Su... birazcık suuu
Adam:
-Maalesef beyefendi buraya kravatsız giremezsiniz!!
fıkranın devamı

Adamın birinin canı biftek çekmiş ve lokantaya gitmiş. Garsonu çağırmış:
-"Bana bir biftek getir delikanlı."
Garson birazdan biftekle geri dönmüş.Adam bifteğe bir bakmış,yenecek gibi değil ama hiç bozuntuya vermeden konuşmuş:
-"Bizim meslekte buna kaliteli mal derler delikanlı."
-"Yaa? Kasap mısınız efendim?"

-"Hayır. Kösele Tüccarıyım."
fıkranın devamı

Uzun cabalar sonucunda Alman vatandaşlığına kabul edilen genç, babasına sürpriz yapmak için sevinç içinde eve koşmuş:
- Babaaa, bak Alman vatandaşıyım artık...
Birinci kuşak milliyetçilerden olan baba çok sinirlenir:
- Ulan soysuz, hangi yüzle gider de Alman vatandaşı olursun," diye gürlerken oğlunun suratına bir de Osmanlı tokadı akseder... Koşa koşa geri donen oğlan bir yandan da söyle
söyleniyormuş:

- Su hale bak yaa, Alman vatandaşı olalı bir saat geçmedi Türklerle başım belaya girdi...
fıkranın devamı

Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler.. Bavullarını gösteriyorlar.Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler..Yolcular fena halde şaşırmışlar.. Nasıl şaşırmasınlar.. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.. yardımcı pilotun elinde bir köpek taşması.. Tasmanın ucunda bir Köpek.. Sağa sola çarparak öyle ilerliyorlar uçağa.. Günlerden bir nisan değil ama, "Saka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.. uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. yolcuların gözleri camda. uçak hızlanmış.. Yolcular endişelenmeye başlamışlar.. uçak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış.. uçak iyice hızlanmış.. Bazı yolcular paniklemiş dua etmeye başlamışlar. uçak son hiza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 10 metre sonra betonun bitip cimlerin başladığı gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş.. uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış. Derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş: "Biliyor musun?" demiş,"Bir gün çığlık atmayacaklar ve hepimiz öleceğiz!..getirmiyor...!!

fıkranın devamı

Ressam Çallı İbrahim, kendisine Fransızca hitap eden garsonu azarladıktan sonra:
-Ben, Pariste bile lokantacılara, kahvecilere, meyhanecilere Türkçe öğretmiş bir adamım.
Arkadaşı sorar:
-Nasıl şey öyle?
Çallı omuzlarını silker:
-Gayet kolay... Hepsine borç ederek...
fıkranın devamı

Adamin biri is ariyomus.Cok istedigi bi firmanin gorusmelerine girmis.Sorular.. Sorular.. Sinavlar.Yetkililer de fark etmis ki herif TIN TIN.Pek bi ise yaramaz.Neyse, Marketing istermisin demisler.
-"Yok ben daha guzel.. daha kalifiye bi is ariyorum" demis..
-"Allah allah sansini zorlama.. peki Satis dusunur muydun?"
-"Yok o da olmaz, cok basit bi is o, ne var ki mal satmakta,olmaz.."
-"Pekii icinde hem sex hem de seyahat olan bi is sunsak size"
-"Iste bu yaa, bunu niye bastan soylemiyosunuz. Tam boyle bisey ariyodum.Neymis o..??"

-"Siktir Git"
fıkranın devamı

Adamin biri hipermarketin manav bolumunde saticiyi ikna etmeye calismaktadir: "Kivi alacagim, fakat yarim istiyorum..." Saticiyla
olurdu-olmazdi tartismasina girerler, en sonunda satis elemani derki: "Ben icerde mudure sorayim, kivinin
yarisini satabilirmiyiz diye...".
Mudure olayi anlatmaya koyulur: "Patron, hayvanin biri geldi, kivinin yarisini almak istiyo, ne diyeyim?" Lafini bitirir bitirmez
arkasinda birisi oldugunu farkeder, donup baktiginda kivi isteyen musteriyle karsilasir ve konusmasina bozuntuya vermeden devam
eder:
"Bu beyefendi de diger yarisini istiyor kivinin..."
Mudur "tamam" der. Gonderirler musteriyi. Sonra mudur satis elemanini yanina cagirir: "Akilli bir adama benziyorsun. Kendi kendine
dustugun zor durumdan gene kendi basina kurtulmayi bildin. Nerelisin sen?"
Satici: "Yeni Zellandali"yim"
"Neden geldin peki Amerika"ya?"
"Orada iki cesit insan vardir:Fahiseler ve rugby oyunculari"
"Benim karim da Yeni Zellandali"
"Kariniz hangi takimda oynuyordu efendim?"
fıkranın devamı

Istanbula gurbete giden Erzurumlu, dönüste karisina istanbullu hanimlarin, aksam eve dönen kocalarini, kapida nasil karsiladiklarini "Hos geldin kocacigim, üsümüssün, yorulmussun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmis. Belli ki o da karisinin kendisini öyle karsilamasini istiyor....
Aksam eve gelmis, kar, tipi, soguk, karisi kapiyi açmis :

-Uy kocacigim, it gibi titriyisen...
fıkranın devamı

Film ekibi, çölün kizgin gunesi altinda cekim yapmaktadir.Zor sartlar altinda calisirlarken, ihtiyar bir kizilderili sete dogru yaklasir
ve yonetmenin yanina giderek ....
-"...Yagmur, yarin !" der ve gider.Sasiran yonetmen, ertesi gun yagan yagmuru hayretle izler. Bu sirada ihtiyar kizilderili yine gelir ve
- ".. Firtina, yarin!" der ve yine aniden uzaklasir. Gercekten de muthis bir firtina
cikar ve colu birbirine katar. Yonetmen emreder ..
- "Cabuk bana o kizilderiliyi getirin!İstedigi parayi verin. O olmazsa biz bu filmi bitiremeyiz!".
Adamlar, kizilderiliyi bulur ancak yasli apaci bir turlu razi olmaz.En sonunda teklif edilen bir milyon dolari reddedemez ve adamlarla birlikte kampa gelir.1 ay boyunca,ihtiyar kizilderilinin soyledigi her sey tutar, yagmur
der yagmur, col firtinasi der, col firtinasi, kavurucu sicak der,kavurucu sicak.Yonetmen gayet memnun mesut durumda filmi cekmeye devam eder. Derken bir gun yasli kizilderili susar ve hicbir sey soylemez. Yonetmen ...
-"Nasil olsa gecer" diye dusunurek bekler.1 gun, 2 gun, 1 hafta, 1 ay derken yonetmenin sabri taşar ve kizilderiliyi bir kenara cekerek ofkeyle sorar ..
-"Bana bak! sana bu is icin dunyanin parasini odedim! Eger susmaya devam edersen,seni buradan atacagim en sonunda !".
Kizilderili omuzlarini silker ...

- "Radyo,kırıldı!"
fıkranın devamı

Beyaz gocmen Kanadanin ucsuz bucaksiz ormanlarinda bir kulube yapmis, kisa hazirlaniyordu. Tam odun keserken bir kizilderili gecti.
"Hey kizilderili", diye seslendi, "Kis nasil olacak?"
"Soguk" dedi kizilderili ve yoluna devam etti. Yerlilerin doga bilgisine buyuk guven duyan gocmen epey endiselendi ve her ihtimale karsi daha fazla odun kesti.
Aksam kizilderili tekrar gecerken "Hey arkadas", diye beyaz gocmen bir kez daha seslendi. "Kis gercekten cok mu soguk gececek?"
"Cok hem de cok soguk", dedi kizilerili ve yoluna devam etti.
Gocmen artik fena halde korkmustu. Cilginlar gibi odun kesip istifledi. Ertesi sabah kizilderili seslendi, gecerken:
"Bu kis, insan oglunun yasayamayacagi kadar soguk olmak!"
"Nereden biliyorsun?" diye nefes nefese butun gece odun durmadan odun kesip bitkin dusen gocmen sordu.
"Eski bir kizilderili sozu var, beyaz adam cok odun kesmek, kis cok cok soguk olmak"
fıkranın devamı

Bütünleme sınavına girmişti Yılmaz.Akşam evde babası sınavının nasıl geçtiğini sordu :
-Sorulara cevap verebildin mi, oğlum?
-Evet babacığım... Ne sordularsa tümüne tek tek cevap verdim.
-Peki, ne cevaplar verdin bakalım?
-Bilmiyorum, dedim babacığım!...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama