Çeşitli Fıkralar

loading...

80 yaşında bir adam muayene için doktora gider. Doktor, adamın sağlığını sorduğunda şu cevabı alır:
-Sağlığım çok iyi. Ayrıca 18 yaşında bir karım var ve benden hamile
Bunun üzerine doktor, bir kaç dakika düşündükten sonra adama döner ve kendisine bir hikaye anlatacığını söyler ve başlar anlatmaya:
-Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla tüfeği yerine şemsiyesini almış ve ormana gitmiş. Ağaçların arasında yürürken karşısında bir geyik görmüş. Hemen şemsiyesini çıkarmış, nişan almış veee patt....Geyik yere yıkılmış.
Adam şaşırmış ve doktora dönerek:
-Olamaz!... Başka birisi vurmuş olmalı.
-Kesinlikle!!!...
fıkranın devamı

Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu!Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?
fıkranın devamı

Avcının biri palavra sıkıyormuş..
-"Geçen yaz Afrika'da 99 aslan vurdum.." Arkadaşı dayanamamış,
-"100 de şuna bari" demiş. Avcı da
-"1 aslan için yalan mı söyliycem sana" demiş.
fıkranın devamı

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. "Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamiş. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış.
fıkranın devamı

İsrailli güzel casus Suriye'den dönüp İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - Hafız Esad'ın son saldırı planını gece masasından çaldım.
fıkranın devamı

Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 doları, John'un ise 99 doları vardır.
fıkranın devamı

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.
fıkranın devamı

Sahranın ıssız bir köşesinde,bir din adamı lejyonerlere vaaz vermeye gelir. Vaaz'dan önce binbaşı askerleri uyarır:
fıkranın devamı

Adamin biri, yalniz yasadigi evini renklendirmek amaciyla papagan benzeri bir kafes kusu almak istemis.
Gittigi satici, adama kuslari tanitirken birden adamin dikkatini arkadaki maymun cekmis.
Kac para bu diye sormus. Satici 500 $ oldugunu ama isterse farkli yetenekteki diger
maymunlarini tanitabilecegini soylemis. Adamin istegi uzerine sirayla gostermeye baslamis:
Bakin bu maymun bilgisayar kullanabiliyor ve bu yuzden 1000$, bakin su yan taraftaki NetCAD ve AutoCAD
de biliyor ve fiyati tam 2000$.
fıkranın devamı

Elazığ'da adamın biri kahveye girer ve oyun oynayanlara hitaben :
"Hop abeler, bi dakka. Hanımından gorhanlar ayağa gahsın."
Ani bir gürültü, hayda herkes ayakta. Bir kişi hariç. Kahvenin tamamı hayretler içinde. Soruyu soran adam, oturan adama yaklaşır ve :
fıkranın devamı

Genç adam;  Istanbul'dan Ankara'ya otobüs ile giderken, Bolu
daginda verilen molada hemen tuvalete kosturdu.
Korkunç  s...ismisti. Sans?na bos kabin bulup
kendini oraya att?..
Tam oturmustu ki yan kabinden bir ses
- "Merhaba" dedi.
adam  saskin saskin
- "Merhaba" diye cevap verdi..
Ses devam etti
-  "Nasilsin...? "
Ilk defa basina boyle bir sey geliyordu...
yine saskin saskin cevap verdi
-  "Sag ol iyiyim...... Sen nasilsin....?"
Ses sordu
fıkranın devamı

kekemenin biri bigün lokantaya gitmiş
yemeği istemiş getirmişler bakmış tuz yok garsondan tuz istemiş garson getirmiş dökmeye başlamış
fıkranın devamı

iki kekeme bakkaldan hangimiz daha çabuk sigara alıcaz diye iddiaya girer. ilki girer ve;
"ba bab a bana bir samsun"
bakkal çıkarmış vermiş
fıkranın devamı

Adam bara gitmis tam arkasinda bir devekusu..
- Bir bira..! demis adam..
- Ben de..! demis devekusu.
Barmen servisi yapmis..
- Hesap üç dolar kirkiki! demis..
Adam elini cebine sokmus bir avuç para çikarip bara koymus. Saymis barmen.. Kurusu kurusuna 3 dolar 42!..
Ertesi gün
- Viski! demis adam.

fıkranın devamı

 Adam karışının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp yapıp ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş.. sonunda bir sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bi sokağa götürmüş, onu orda bırakıp doğru ise gitmiş... aynı akşam isten eve gelmiş bi bakmış kedi evin bahçesinde karışıyla oynuyor, kadın neşe içinde "ayy bütün gün onu aradim" demis.. "ama akşamüstü bi baktım gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim"
fıkranın devamı

 Adamın biri paraşüt almak için bir dükkana girer ve satıcıyla konuşmaya başlar: "Efendim, paraşüt açılmazsa ne olacak?"
Satıcı: "Olur mu beyefendi yedeği var onu açarsınız"
fıkranın devamı

 Anne ile kızı bir tuhafiyeye giderler. Birkaç ürün aldıktan sonra hesabı ödemek için kasaya giderler. Kasadaki adam kızdan çok hoşlanır ve "Borcumuz ne kadar" diyen kıza "İki öpücük" der.
fıkranın devamı

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yasam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi.  Kan nakli ilerlerken sordu: "Ne zaman öleceğim?"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama