Deli Fıkraları

loading...

İki deli hastaneden kaçmışlar o kadar koşmuşlarki şehrin ortasına geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik ikisininde acil tuvalet ihtiyacı gelmiş, büyük olan ordan geçen genç bir delikanlıya:
- "Afedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok şıkıştık." Deli olduklarını anlayan genç ilerde cadde ortasında duran çöp varıllerini göstererek:
- "İşte burası tuvalet."
Dalgasını geçer ve gider. Bizmkileri hemen çöp varillerinin üzerine çıkarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu arada delileri gören halk seyretmek için etrafına toplanır. Bir kalabalık bir kalabalık büyük deli yanındaki deliye:
- "Ulan iyiki acele etmişiz şu tuvalet sırasına, bak bizi bekliyorlar."
fıkranın devamı

Üç deli hastaneden kaçmak için karar verirler. Fakat üçüncü katta olduklarından işleri biraz zordur. En yaşlılarının aklına bir fikir gelir. - "Hergün bir çarşaf çalacağız, birbirlerine bağlayıp pencereden ineceğiz, üç çarşaf, üç gün sonra özgürüz."
Anlaştıkları gibi her gün bir çarşaf çalarlar, üç çarşafı tamamladıktak sonra birbirlerine bağlarlar. En küçüklerinin denemesi için aşağıya sarkıtmaya karar verirler.
- "Şimdi deneme zamanı en küçüğümüz ilk olarak denesin."
En küçükleri bağlanan çarşaflardan aşağı iner bir süre sonra nefes nefese yukarı tekrar çıkar, gözleri çıkacakmışcasına:
- "Mahvolduk, bittik, işimiz zor, çarşaf otuz santim uzun geldi makas lazım...!"
fıkranın devamı

Bir deli doktoru, delilerin dışardan deli gibi görünüp görünmediklerini merak etmiş ve yoldan geçenlere sormuş:
- "Ben deli miyim?"
- "Evet."
- "Nasıl anladınız?"
- "Kimse yoldan geçenlere ben deli miyim diye sormaz da ondan."
fıkranın devamı

İki mahkum hapishaneden kaçmışlar. Üzerlerinde çizgili hapishane elbiseleri ile bir mezarlıkta saklanıyorlar. Zaman geçiyor ve çok acıkıyorlar ama yakalanmamak için mezarlığı terk edemiyorlar. Biri diğerine:
- "Yeni gömülen bir adamın karnını açalım yediği yemeği yiyelim" diyor ve o sırada bir cenaze geliyor, bunlar saklanıyorlar ölü gömülüp insanlar gidince hemen mezarı açıp ölünün karnını açıyorlar. Adam ölmeden az önce makarna yemiştir ikiside birer avuç alıyorlar ama sonra biri yemiyor. Daha sonra makarnayı yiyen adama:
- "Nasıl yedin onu, ya adam hastaysa vs."
deyip adamın midesini bulandırıyor ve adam yediği makarnaları ölünün açık olan karnına kusuyor, diğeri hemen onun kustuğu makarnaları yemeye başlıyor diğeri:
- "Sen demin ne dedin şimdi ne yapıyorsun?"
diye sorunca bizimki:
- "Ben hayatta soğuk makarna yiyemem"
diyor.
fıkranın devamı

İki deliden biri ağacın aşağısında diğeri yukarısında oturuyormuş.
Doktor gelmiş aşağıdaki deliye sormuş:
- O yukarıda ne yapıyor?.
Deli:
- O kendini armut zannediyor
doktor:
- Peki sen ne yapıyorsun burda?
- Onun olgunlaşması bekliyorum düşünce yiyeceğim.
fıkranın devamı

Yıl 1994 temmuz ayı cumartesi akşamı.. Ben ve kardeşim o akşam yemek yiyorduk ve aniden zil çaldı, kapıyı annem açtı.Kapıda olan kişiler arkadaşlarımdı ve bizi aşağıya çağırıyorlardı saat 10.00'na geliyordu sofradan kalkar kalkmaz aşağıya indik arkadaşlarımızla her gece korkunç hikayeler anlatırdık, (Gece dedim çünkü sabahlara kadar oturur hikayeler anlatır oyun oynardık) her kafadan bir hikaye çıkardı ortaya ama birbirimizi korkutmak için yarış yapardık.O akşam herkez hikayesini anlattıktan sonra oyun oynamaya karar verdik, o zamanlar 11 yaşındaydım ve saklanbaç oynamayı çok seviyordum. Ebe saymaya başladığında herkes yerini almıştı ve bende, tabiki ben o anki olacak olaylardan haberdar değildim, kim bilirdiki şeytanı karşımda göreceğimi neyse konuya geçelim ben yerimde ebenin saymayı bitirmesini bekliyordum ebenin saydığı binanın yan tarafındaydım ebebin sayması bitmediği için sıkıntıya girmiştim o, an arkamı dönmemle dona kalmam bir olmuştu şimdi şeytanla karşıkarşıyaydım o herkesin bildiği gördüğü bir tipten değildi (tabii ki görenler için..) 2 metre boyu,yumruğum kadar iri ve kıpkırmızı gözleri çatal biçiminde uzun asası 2 adet iri buynuzları ve üstünde siyah birşeyi vardı ama ayakları yoktu evet yanlış okumadınız ayakları yoktu adeta uçuyordu o, anda vücudum çözülü vermişti hemen bahçenin ortasındaki kuyunun arkasına saklanmıştım ebe ağladığımı duyunca hemen arkadaşlara haber verdi bu şeytanı yakın arkadaşımda görmüş ve oda çok korkmuştu. (ismini vermeyeceğim.) Ve bu olaylardan sonra her pisliğin yanında cinlerin olduğuna şaitlik ettim. Ertesi sabah şeytanı gördüğüm yere geldik orada bulunan ev bomboştu evin içinde bir el vardı ve sanki el bizi seyrdiyordu önce inanmadık sonrada banyoda gördük ev zemin kattaydı banyonun penceresinden içeri yumurta kartonu attık ve karton geri geldi ve bu olay bi kaç defa gerçekleşti ne zaman oraya gitsek üst kattakilerin kızını yerde baygın buluyorduk ve bu olaydan sonra bişey farkettimki ne zaman korkunç hikayeler anlatsak ozaman kötü şeyler oluyordu ama anlatmayıda seviyorduk. Bu yüzden siz siz olun sakın korkunç şeylerden bahsetmeyin eğer cinlerden bahsedecekseniz kötü varlıklar diye konuşun, bunu sakın unutmayın..
fıkranın devamı

iki deli hastaneden kçıp deniz kenarına gitmişler,biri cebinden iki şeker çıkarım denize atmış ve bir bardakla denizden su alıp içmiş sonrada arkadaşına dönerek
- "Ulan bu tatlanmamış"
der ötekide ona bakıp
- "Ulan salak daha karıştırmadınki"
der.
fıkranın devamı

Bir deli hastanesinde 5 hasta toplanır ve hastaneden kaçmaya karar verirler. sabah olunca elebaşları planı anlatmaya başlar; "ilk önce birinci kapıya yükleneceğiz, kapı kırıldıkdan sonra ikinci kapıya tos vuracağız, üçüncü kapıyı kırdıktan sonra özgürüz" demiş.
Hemen planı uygulamaya başlamışlar 1.kapıyı kırmışlar 2.kapıyı kırmışlar 3.kapıya gelindiğinde kapıyı açık bulmuşlar elebaşları
- "geri dönün planımız bozuldu."
fıkranın devamı

İki deli çölde seyahat ediyormuş. Bir vahada durup yanlarındaki yemekleri yemeye karar vermişler. Delilerden biri su içerken cam şişesinin kapağını açıyor, içince geri kapatıyormuş. Bunu sürekli tekrarlayınca yanındaki neden böyle yaptığını sormuş. O da "Eğer şişe düşüp kırılırsa içindeki su dökülmesin diye" demiş.
fıkranın devamı

Üç deli kayıkla denizde geziniyorlardı ki birdenfırtına patladı. Birbirlerine akıl danışmaya başladılar. Biri dedi ki:
- İkiniz suya girip kayığı itin, ben de dümene geçeyim
fıkranın devamı

Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir hastanın oturmuş, birşeyler yazdığını gördü.
Doktor:

-Kolay gelsin, ne yazıyorsun?
Deli:

-Mektup yazıyorum efendim.
Doktor:

-Yaaa...Kime yazıyorsun?
Deli:

-Kendime...
Doktor:

-Peki, ne yazılı mektupta?
Deli:

-İlahi doktor bey, deli misiniz siz?Mektubu daha almadım ki...İçinde ne yazdığını bileyim.
fıkranın devamı

Akıl hastanesinde delinin biri başhekimden iki tane şişe ister.
Başhekim şişe yerine,deliye iki tokat atar. Deli kızgın bir şekilde odasına döner.
Ertesi gün deli başhekimin odasına gider. Girer girmez başhekime iki tokat atar.
Ne olduğundan habersiz başhekim:
"Deliye naptığını zannediyorsun" diye çıkışır. Deli de:
"Birşey yaptıgım yok efendim,dün verdiğiniz şişeleri getirdim" der.
fıkranın devamı

Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş:
"Doktor bey çabuk bizim koğuşa gelin", demiş.
Doktor gitmiş, delilerden bir tanesi kendini ayaklarından tavana asmış öylece duruyor.
Doktor, "ne bu" diye sormuş.
Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış:
"Doktor bey bu zır deli kendisini ampul sanıyor".
Doktor kızmış:
"Olur mu öyle şey hemen indirin onu aşağıya".
Yine aynı deli:
"Doktor bey o zaman da biz ışıksız kalırız".
fıkranın devamı

Akıl hastanesinde 3 deli iyileşmek Üzereymiş ki doktor:
"Gelin bakalım yanıma siz üçünüz." der.
üç deli doktorun yanına gelir ve doktor der ki:
-Bakın şu buzdolabını şurdan şuraya taşıyın sizi taburcu edeceğim.
Deliler tamam deyip işe başlarlar, ve dolabı doktorun dediği yere koyarlar.
Doktor sorar:
-Öbür arkadaşınız nerde? Delilerden biri cevap verir:
-O dolabın içinde rafları taşıyor!
fıkranın devamı

Delinin biri bir gün balkondan aşağı olta sarkıtmış, yoldan geçen biriyse adama sormuş:
- Kaç balık tuttun?
Deli ise adama:
- Deli misin be adam! Burada balık ne arar.
fıkranın devamı

Delinin biri saatini hastane bahçesindeki havuza atmış. Bunu gören arkadaşı yanına yanaşmış ve konuşmaya başlamışlar:
- Niye attın saati havuza?
- Nasıl yüzdüğünü görmek için.
- Peki, kurdun mu?
- Hayır.
- Enayi, hiç kurmadan yüzer mi?
fıkranın devamı

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi." demişler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"
fıkranın devamı

İki deli gece yarısı sokak lambasının altında dururken iddialaşırlar. Birisi der bu aydır ötekisi inatlaşır hayır bu güneştir der, derken yoldan gecen üçüncü bir şahsa sorarlar. O da "üzgünüm ben bu mahallenin yabancısıyım bilemeyeceğim" der
fıkranın devamı

Delinin birisi bilmeden havuza düşmüş. Bunu da bir başka deli görmüş ve onu kurtarmak için havuza atlamış ve kurtarmış.
Doktorlar daha sonra kurtaranı çağırmışlar ve tebrik etmişler ve:
- Havuza düşeni çağır da, onunla konuşalım demişler.
Kutaran deli de:
- Olmaz, onu kurusun diye astım.
demiş.
fıkranın devamı

İki deli arasında konuşma :
-Saat kaç?
-Beş var
-Kaça beş var?
-Bilmiyorum, akrebini kaybettim.
fıkranın devamı

Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş .
-Neden ağaca çıktılar, demiş. o da :
-Armut sanıyorlar kendilerini, demiş.
Müfettiş :
-Sen armut değil misin?, demiş. o da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.
fıkranın devamı

Doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve
-"Seni en akıllı seçiyoruz" demişler.

Doktorlardan biri:
-"Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş.
Deli:
-"Gelemez ki!"

Doktor:
-"Neden gelemezmiş?"
Deli:
-"Çünkü kuruması için onu astım!"
fıkranın devamı

Doktor, akıl hastasına sorar:
- Bir kulağını kesersem ne olur?
- Canım yanar.
- Ya iki kulağını kesersem?
- O zaman iyi göremem.
- Peki ama niçin?
- Niçini var mı canım? iki kulağımı da keserseniz gözlüğümü nereye takarım?..
fıkranın devamı

İki deli hastanenin önündeki havuzun başında oturuyorlarmış
Birisi kalkıp havuza şeker atmış ve:
Havuzdan bir yudum almış sonra tükürmüş. Arkadaşına:
-Havuza şeker kattım ama tatlı olmadı
Arkadaşı :
-Tabi olmaz karıştırmadın da ondan
fıkranın devamı

Deliler hastanesinde bir deli sormuş;
-Neden şemsiyeyle duş alıyorsun?
Diğer deli cevap vermiş;
-Havlumu almayı unutmuşum da...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama