Diğer

loading...

İki kişi birlikte kamp yapmaya çıkarlar. Yiyip içerler ve gece olunca yatarlar. Gecenin bir yarısı içle-
rinden biri kalkar ve yanındakini de uyandırıp sorar:
-Yukarıya bak bakalım, ne göreceksin?
İkinci kişi, başını kaldırıp bakar ve derin tahlillere
başlar.
-Yukarıya astronomi açısından bakınca uzayın ne
kadar büyük olduğunu anlıyorum...Yukarıya dinsel bir tema ile bakınca yaradanın ne kadar büyük bir
kudrete sahip olduğunu görüyorum...Yukarıya mete
orolojik açıdan bakınca berrak ve pırıl pırıl bir gökyü-
zü görüyorum...Yukarıya şiirsel açıdan bakınca ne
kadar romantik bir ortamda olduğumuzu anlıyorum..
Yani muhteşem...Peki sen yukarı bakınca ne görüyorsun?
Diğeri cevap verir:
-Ne göreceğim, çadırımız çalınmış salak!
fıkranın devamı

Köyde yaşayan oduncu işleri iyi gitmeyince şehre gelmiş. Seside Gür olduğu için Başlamış sokakta bağıra bağıra odun satmaya. Oduncunun sesinden rahatsız olan terzi oduncu dükkanının önünden geçerken yanına gitmiş. Odunları göstererek
- Bu ne demiş
- Odun
Terzide
- Ben sana kodum
demiş. Hergün aynı şekilde tekrarlanan bu durumdan rahatsız olan oduncu dayanamayıp bir kaç gün sonra terzinin dükkanına dalmış.
Şaşıran Terziye Makası göstererek ne olduğunu sormuş.
Terzide sırıtarak cevaplamış.
- makas
Oduncu hemen cevabı yapıştırmış.
-ben sana kodum.
Terzi yine sırıtarak
- olmadıki demiş.
Bu sefer oduncuda sırıtarak
- Olsada kodum olmasada.

fıkranın devamı

Zamparanın birinin iki tane karısı varmış birisi hak diğeri huk.Adam hak'a akşam geç gelirsem bilki huktayım.Huk'ada akşam geç gelirsem bilki haktayım diyormuş.Adam gece kafayı çektikten sonra eve dönerken derin bir b*k çukuruna düşmüş adam yardım ister ama kimse yok adamın canına tak etmiş kendi kendine:
-Ulan hak hukta sanar huk hakta bilmezlerki herif boynuna kadar bokta...
fıkranın devamı

Alican birgün annesi banyodan cıkarken annesinin *mını görüyor ve annesine soruyor."Anne oraya noldu"diyor.Anneside"oğlum küçükken balta düştü" diyor.Alicanda "ulan şansa bak tamda *mının üstüne düşmüş"..
fıkranın devamı

Karakolun kapisindan iceri bir kucuk oglan girmi$...
"Polis amca, lutfen yardim edin babam sokakta 3 ki$iyle kavga ediyo..."
Ve birlikte sokaga inmi$ler gercekten de cocugun babasi 3 tane adamla tekme tokat dovu$uyo, polis sormu$:
"Peki hangisi senin baban????"
Cocuk cevap vermi$:

"Bilmiyorum.. zaten bu yuzden kavga ediyolar...."
fıkranın devamı

- Kadın hastalıklarından rahatsız olan kadın doktara gider.
- Doktor şikayetini sorar kadın anlatır..
- Doktor kadını rahimden muayene eder
- Reçetesini yazarken duraklar kadına sorar..
- Sevk aldınızmı???
*kadın ezilir,büzülür,ellerini ovalar cevap verir..
- Ehh biraz...
fıkranın devamı

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.
Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.
Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.
Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
-Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.
fıkranın devamı

Agop'un Hiristo'ya borcu vardır ama ödeyecek parası yoktur.
Borcun Vadesi gelmiş Agop evde dönelemektedir. Hanımı sorar :
-"Efendi bu ne haldir ?"
-"Sorma Hiristo'nun parasının günü yarın. Ödeyecek para yok uyku tutmuyor ki yatayım."
- "A efendi ben onu hallederim şimdi"
diyen kadın Hiristo'nun kapısını çalar
- "Hiristo Hiristo bizimkinin sana borcu vardır ya"
- "A evet"
- Ha onu yarın ödeyemeyecek parası yoktur. "Şimdi birazda sen uykusuz kal"
der.

fıkranın devamı

Temel Londra`da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor."ulan" diyor Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fisku.. yok böyle anlarlar
- Bana bir raki.. "yok" diyor "böyle de anlarlar..."
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor,Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. "Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen laz mısın? Temel
- uuuy nasıl anladın diyor;
- Burası resepsiyon bar karşıda

fıkranın devamı

Adamın biri arabasını park ettiği yerden almaya geldiğinde arabasına fena halde çarpılmış olduğunu görür. Camda bir not vardır.......:
-- Beyefendi ileri vitesle geri vitesi karıştırıp arabanıza çarptım. Olayı gören kimseler şu an çevremde benim bu notu yazmamı seyrediyorlar ve benim buraya adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar ama ben o kadar enayi değilim....:

fıkranın devamı

Yaslıca kadın kaldığı otelin merdivenlerinden hısımla inerek resepsiyon
memurunun karsısına dikilir :
- Bu ne rezalet!..
diye bağırmaya baslar :
- Dün gece delikanlının biri geç saatlere kadar kapımı yumrukladı durdu ve ben
bütün gayretime rağmen kapıyı bir türlü açamadım...

fıkranın devamı

Vitrinde bir saat varmış, saat tamir ettirmek isteyen biri gelmiş.
- Burası sünnetçi saat tamiri yapmıyoruz, demişler.
- Peki vitrine neden saat koydunuz?
- Ne koysaydık birader?

fıkranın devamı

23 Nisan'da çocuk öğretmenine sorar:
- Öğretmenim 23 Nisan çocukların bayramıdır değil mi? Ögretmen:
- Evet, diyerek soruyu cevaplar. Çocuk:
- Öğretmenim siz söylemiştiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini ziyaret ederler değil mi? Ögretmen:
-Evet yavrum. Çocuk:
- Anlamadığım bir şey var? "Niye 23 Nisan`da en çok yorulan biz oluyoruz".

fıkranın devamı

Bilgisayar acilis mesajlari:
- Ad Soyad girin
- Sifrenizi girin
- Ikametgah girin
- Nüfus sureti girin
- Annenizin gen? kIzlIk soyadInI girin
Internette gideceginiz adresi yazdiktan sonra ekrana
gelen mesajlar:
- Emin misiniz?
- Ciddi misiniz?
- Bak son defa soruyorum!
- Gunah benden gitti, bagliyorum.
fıkranın devamı

Mouse'un kırıla.
Tıklayamayasıca...
Hatların kopa da hiç bir yere bağlanamayasın.
Disk'lerin "crash" ola...
File'larına virüs bulaşa...
Networklerden atılasın.
Database'in patlaya...
Security key'lerin deşifre ola.
Back-upların bozulsun da geçmişe dönemeyesen.
Kartuşun bite

fıkranın devamı

Menekşe moru gözlüm, al yanaklım, seni bir daha dövmeyeceğim. Lütfen artık eve dön. Bak Yaşar halıya kustu, kusmuk seni bekliyor. Ayaklarım bugün de hep seni aradı, yıkanmak için. Seni çok arıyorum, bir haftadır akşam rakılarının tadı tuzu yok... Ev sensiz çok ıssız. Gerçi nasıl, nerede yattığımı, kime nasıl çaktığımı falan hiç hatırlamıyorum ama onun sen olmadığını bir büyük rakının sonunda dahi hissedebiliyorum.
Kezban, ben sana aşığım. Eve döndüğün gün, bunu arkadaşlarla kutlayacağım. Sen, kanlar içerisinde evden kaçarken nasıl duygulandığımı bilemezsin. Elimdeki şişeyi, hırsımdan ananın fotoğrafına fırlattım. (Artık duvarları gelince silersin.) Kezban bir de gelirken 2 paket kısa Maltepe getirebilir misin?
Dün Zeynep okula gitmeyip dolma sardı, ben de okeye dönerken dikkatleri dağıtmak için habire dolma yiyip,"yiyin yiyin nefis olmuş" dedim. Nasıl zeka ama.. Zeynep'in tezkeresinde okul ve sınıf kısmını boş bıraktım. Onu da mı ben dolduracağım?
Bu sabah seni kaçırışım aklıma geldi, efkarlanıp bir cıgara yaktım. On dört yaşlarında taş gibi kızdın. Nasıl; Mehmet, Abidin, Ramazan, Yusuf gelip seni döve döve taksiye atmıştık? Peki, seni piknik tüpü ile dövüşümü hatırlıyor musun? Yeni evliydik, bir boğaz gezisi dönüşüydü. Mehmetgiller kapıda bekliyorlardı, sen daha roka bile hazırlamamıştın ve Ramazan içeriden "ROKA!" diye bağırmıştı. Mutfağın kapısını içeriden nasıl kilitlediğimi, ocağın oradan tüpü nasıl kaptığımı falan hiç hatırlamıyorum. O gece Ramazan 'lar gidince sen Yaşar 'ı doğurdun. Huysuz mu huysuz, koca burunlu Yaşarımı... Bu arada son maaşınla Yaşar 'a don falan aldım...
Artık yuvana dön, asabımı bozma!

Kocan Haydar

fıkranın devamı

Kasabanın oduncusu papazın evine odun götürmüş. Odunları kömürlüğe boşaltırken, nasıl olduysa olmuş, bir tanesi gitmiş alt kattaki pencerenin camını kırmış. Oduncu çok telaşlanmış ve özür dilemek için papazı aramış ama bulamamış. Aynı telaş içerisinde evine dönmüş ve kapıda kiliseye derse giden oğluyla karşılaşmış. Çekmiş oğlunu kenara olanları anlatmış ve "bak oğlum papaz efendi sorarsa - babam boşaltırken bir kaza olmuş ve çok özür diliyor- dersin" demiş. Çocuk da telaşlanmış ama yapacak bir şey yok kilisenin yolunu tutmuş. Papaz o gün yaratılış hakkında konuşuyormuş. Ve oduncunun oğluna "söyle bakalım sen dünyaya nasıl geldin?" diye sormuş. Oduncunun oğlu da kekeleyerek: "babam çok özür diliyor, boşaltırken bir kaza olmuş!" demiş.

fıkranın devamı

Sirkette eski genel mudur kovulmus, yeni bir genel mudur atanmisti. Eski mudur gorevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmisti. Eski mudur yenisine ileride her basi sikistiginda bir zarfi acmasini soyledi. Ve yeni mudur ise basladi.
Alti ay isler yolunda gitti. Fakat sonra satislar birdenbire dustu. Ne yapacagini bilemeyen yeni mudur, en sonunda birinci zarfi acti. Zarfta soyle yaziyordu:
- Kendinden onceki muduru sucla...
Yeni mudur hemen bir basin toplantisi ayarladi ve sorunlar icin kendinden onceki mudurun politikalarini sucladi. Basin ve borsa bu aciklamalara olumlu bakti, sirket hisseleri toparlandi, bu arada da satislar duzeldi...
Isler bir sure daha yolunda gitti. Fakat sonra uretim sorunlari cikti. Onceki olaydan tecrubeli yeni mudur gecikmeden ikinci zarfi acti. zarfta su yaziyordu:
- Sirketi yeniden organize et.
Yeni mudur reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun cozuldu.
Bir sure sonra isler yine bozuldu. Yeni mudur kosa kosa gitti ve ucuncu zarfi acti. zarfta soyle yaziyordu:
- 3 zarf hazirla...:)
fıkranın devamı

Genç bir adam süpermarkette dolaşırken yaşlı bir kadının kendisini izlediğini fark eder. Fazla umursamadan alışverişine devam eder.
Bir şeyler alır ve kasaya gelir. Bu sırada yaşlı kadın adama:
- "Size bakmamdan rahatsız oldunuz ama yeni ölen oğluma çok benziyorsunuz bu yüzden size bakıyorum" der.
Bunun üzerine adam üzülerek:
- "Oğlunuzu kaybetmenize çok üzüldüm. Yapabileceğim bir şey varsa çekinmeyin söyleyin." der
Yaşlı kadında
- "Marketten çıkarken bana güle güle anne derseniz bu beni çok mutlu eder."
Ve kadın marketten çıkar. Adam da ona
- "Güle güle anne" diyerek veda eder.
Kasadaki tezgahtar alışverişinin 100 milyon tuttuğunu söyler.
Adam şaşırır ve
- "Ama nasıl olur ben sadece bir kaç ufak şey aldım." diye çıkışır.
Bunun üzerine tezgahtar kız
- "Anneniz onun aldıklarını da sizin ödeyeceğini söyledi."
fıkranın devamı

Bir adam uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. Adam ne yapayım ne yapayım diye düşünürken birden bir Afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür. Adam içinden "işte şimdi boku yedik" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar.
- Hayır evladım boku yemedin.
- Peki ne yapmam gerek.
- şuradaki mızrağı görüyor musun?
- Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır. Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır.
- Evladım iste şimdi boku yedin.
fıkranın devamı

Bir gemici geç vakit otele gelmiş.Yer olup olmadığını sormuş
- "İki kişilik bir odada tek yatağım var"
Demiş resepsiyon görevlisi ,
- "Ancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor."
- "Ziyanı yok"
Demiş gemici,
- "Verin bana o yatağı..."
Ertesi sabah gemici hesabi ödemeye indiğinde otelci sormuş
- "Nasıl uyuyabildiniz mi? "
- "Çok güzel uyudum"
Demiş gemici...
- "Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?"
- "Hiç horlamadı..."
- "Ama nasıl olur?.. "
- "Odaya girince yanağından "Merhaba güzel çocuk"
diye bir makas aldım. Sabaha kadar gözlerini kırpmadan yatakta oturdu..."
fıkranın devamı

alinin babannesi banyo yaparken ali babannesini kapının arasından kolluyor.bunu gören babannesi aliye kızar ve gitmesini söyler.bunun üstüne ali sana birşey soracagım babanne bu nedir diyerek bacaklarının arasını gösterir babanneside küçükken balta düşmüştüde o yarmıştı. buna karşılık ali bombayı patlatır::: bu *ikim baltaydı *mının ortasınımı yardı.
fıkranın devamı

Amerika'da küçük bir kasabada hemen hemen herkes birbirini aldatırmış. Sonra da kiliseye gidip günah çıkarırlarmış. Kilisenin papazı artık her şeyi açık açık anlatmalarından bıkmış ve böyle bir şey yaptıklarında;
- ''çukura düştüm'' demelerini istemiş.
Halk bundan sonra bu konuda günah çıkarırken bu ifadeyi kullanmaya başlamışlar... Bir süre sonra papazın tayini çıkmış, yerine yeni bir papaz gelmiş.. tabi halk çukur ifadesine alıştığından aynı şekilde günah çıkarmaya devam ediyorlarmış... Yeni papazın haberi olmadığından artık bıkmış ve belediye başkanının yanına gitmiş..
- ''Başkanım şu kasabanın yollarındaki çukurları kapatsanız artık halk çok düşüyor, karınız bile bu hafta dört defa çukura düşmüş, yanıma geldi'' demiş..
fıkranın devamı

Birgün üç yaşlı adam muhabbet ederken içlerinden biri:
-Yaa bu günlerde çok bunadım.Bir gün baktım kapıda bir kadın var,misafir zannettim,içeri aldım muhabbet etmeye başladım.Meğerse kadın benim karımmış.
Diğeri oradan atlamış:
-O da birşey mi?Ben merdivenlerden bizim kata gidiyordum.Birden durdum ve aşağı mı gidiyordum yoksa yukarı mı onu unuttum.
Sonuncusu da:
-Yaa siz de çok bunakmışsınız.Allah korusun benim öyle bir sorunum yok,der ve kulağını çekerek tahtaya vurur.
-tak..tak..tak...
-kim o?
fıkranın devamı

Tren rampada durur. Kondöktör anons eder:
- Herkes trenden inecek, treni düzlüğe kadar itecek!..
Tüm yolcular iner ve treni itmeye başlarlar...
Bu esnada bir yolcu ile kondöktör arasında tartışma, sonra münakaşa, sonra kavga başlar... Yolcular tarafları aralamaya ve yatıştırmaya çalışırken kondöktör öfkeyle bağırmaktadır...
- Utanmaz küstah herife bak!.. Kendisi 2.sınıf mevki yolcusu iken, gelip 1.sınıf mevkide treni itmeye utanmıyormusun!...

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1...5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama