Diğer

loading...

Rüşvetci bir trafik polisi yoldan gecen araçları durdurur ve illaki bir eksiğini bulup ceza yazacam diyerek korkutup rüşvet alır.Polis yine iş başındadır.Ve bir aracı gözüne kestirir ve aracı durdurur.ehliyet ruhsat lütfen,sürücü verir.Bakar evrak tam,polis başlar sormaya,ilk yardım çantası varmı? var istetme varmı?var sağlam .Ölü torbası varmı? var jeton varmı?var.Kül tablasında su varmı?var.Trafik seti varmı?var.V.S.Polis ne sorsa var.Ceza yazacak hiçbir şey bulamaz ve sinirli bir şekilde sorar mezdeke kasetin varmı?sürücü şaşırır oda var der.koy kaseti kaset konur aç sesini ses açılır,polis başlar oynamaya bir süre oynadıktan sonra sürücüye döner,eşek deyilsinya tak artık bi yirmilik.....
fıkranın devamı

Ev telefonu faturası hayli yüksek gelince ev halkı toplanmış ; Baba : 'Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum. ' ......Anne : 'Aynen ben de... Akşama kadar çalıştığım bankada elimin altında telefon. ne yapayım bunu.' Oglan : 'Vallahi ben de Şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün görüşmelerimi yapıyorum.' Kız : 'E benim de Şirket hattim var. Ev telefonunu hic kullanmam ki..' Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar gözle bakarlar... Hizmetçi : 'Eee... Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını kullanıyoruz. :)))
fıkranın devamı

bir gün 2 nışanlı çift evlenmeye girişmişler ama damadın bir şartı varmış gardolabın üst çekmecesini hiç açmayacakmış neyse evlenmişler 12 yıl sonra kadın dayanamamış açmış çekmeceyi içinde 3yumurta ve 700 dolar varmış kocasından özür dileyip bunun anlamını sormuş kocası onu affedip "seni her aldattığımda bir yumurta koydum"demiş ama kadın hala 700 doların anlamını anlayamamış adam"yumurtalar çekmeceye sığmayınca onları sattım
fıkranın devamı

Kadının Günlügü Bugün 3 yıl bitti... Onun karşısına gelinlikle çıktıgım günkü kadar mutluyum... Tanrım onu ne kadar seviyorum... Mükemmel bi erkek.. Cazibeli, yakışıklı anlayışlı, sevecen her şey var... Bugün cumartesi... Bıraktım arkadaşlarıyla eglensin... En sevdigi yemek olan pastırmalı kuru fasülye ile pilav yaptım... Yemek pişti demleniyor... Banyo yaptım. En sevdigi kıyafetimi giydim... Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacagız... Eve geldi sonunda Beni öpüşü biraz soguktu... Aklı başka yerde sanki.. Aman tanrım yoksa?... Arkadaşlarıyla ne yaptıgını sordum, agzında bişeyler geveledi.. Yemekte keyfi biraz yerine gelir gibi oldu.. Ama hala dalgın.. Hala uzak.. Hala kabuguna çekilmiş.. Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor... Benden genç mi acaba?... İş yerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın sakın?.. Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken dayanamadım, neyin var diye sordum.. Gülümsedi... Zoraki bir gülümseme.. Yok bir şeyim diye geçiştirdi... Belki de kilo alıyorum... Çok mu vırvır yapıyorum... Elini tuttum... Elimi okşadı, ama elle hissiz, parmak uçları soguk.. Stepe mi başlasam.. Çocuk mu istesem.. Yalan, yalan, yalan!... Bitti.. Bitti..Bitti.. Tanrım um... Kendimi son kez onun kollarına attım.. Aglaya aglaya uykuya dalmışım.. Erkegin Günlügü Ortada bir günlük bulunamadı... Sadece, uykuya dalmadan önce, belli belirsiz bir serzenişi yansıtan mırıltı duyuldu: Öff be takım yine yenildi... Ama kuru fasülye güzeldi..
fıkranın devamı

iki arkadaş erzurumdan istanbula travesli olmak için giderler ve olurlar kendilerine çok güzel şekil yaparlar ve iş başlarlar isimlerini ayşe neşe olarak değiştiriler bir akşam yolu karşıdan karşıya geçerken neşeye araba çarpar yere düşer hiç hareket etmez ayşe durum karşısında neşe neşe kız neşe kalk diye ağlamaya başlar yanıt alamayınca ola halıt ağabeyi halıt ağabeyi
fıkranın devamı

BİR GÜN DELİLER AKIL HASTANESİNDEN KAÇAMAK İÇİN PLAN YAPIYORLARMIŞ DUVAR YÜKSEKSE ALTINDAN GEÇECEKLERMİŞ ALÇAKSA ÜSTÜNDEN ATLAYACAKLARMIŞ ARALARINDAN BİR DELİYİ GÖREVLENDİRMİŞLER GİT DUVARA BAK DUVAR NASIL DURUMDA BİR KAÇ SAAT SONRA GELMİŞ ÜZGÜNÜZ ARKADAŞLAR KAÇAMAYACAGIZ ÇÜNKÜ DUVAR YOK :))))))))))
fıkranın devamı

bir gün keloglan 'nın anası keloglanı çagırıp -bana 1 kg et al gel demiş. Keloglan giddiği yerde arkadaşları bilye oynuormuş. Keloglan bende oynum demiş. - Bizene git al gel oyna demiş. keloglan gidip almış gelmiş anasının verdiği parayla oynamış. Akşam olmuş eve dönmemiş. sonra et alacağı aklına gelince almaya gitmiş. ama aklına oynadıkları bilyeler gelmiş. sonra kasaptan bir bıçak alıp popo sunu ve çük -ünü kesip eve götürmüş. yemeği yedikten sonra anası gel seni yıkandırcam demiş. -yok ana - he lan demiş anası götürmüş anası keloğlanı banyoya sonra soyunmuş keloglan bakmış anası çük ve popo yok -noldu oglum senin eşyalara -bugün yedinya ana demiş keloglan
fıkranın devamı

ßir gün çocuk yolda yürürken 50 kuruşunu düşürmüş. Aramış taramış ama bulamamış .Ve ağlamaya başlamış .oradan geçen kadında ''niye ağlıyorsun evladım?''demiş.çocukta cevap verir:50 kurusumu kaybettim aradım, her yere baktım ama bulamadım demiş. Ve kadın da 50 kuruş vermiş . çocuk yine ağlıyormuş ? kadında demişki:şimdi niye ağlıyorsun evladım demiş. çocukta demişki: 50 kuruşumu kaybetmeseydim 1TL'm olacaktı demiş ....
fıkranın devamı

bir gün bir adam lakantaya gitmiş neden se üstünde para yokmuş ve diğer adamda karşısına oturarak kisibir corba içecekmişki adam anlamış parası olmadığını adam demiski senin paran yok demi adam ise evet der hadi çorbalar benden osun lokantanın sahibi onun içmesini bekler niye bekliyorsun be adam çişim geldi git yap tuvalet nerde ağzımın içinde töbe töbe görmüyomusun koskocaman tabela heeeeeeeeeeeeee desene adam çişini yapar gelir adam çorba içmesini beler niye içmiyosun be adam sen içki içeyim niye ya çorbanın içinde zehir varsa
fıkranın devamı

Amerika'da 50 katli bir otelin en üst katindan genç bir kiz kendini asagiya atmis o sirada üst katlarin birinde pencereden disari seyreden bir Fransiz, kizin yukaridan geldigini görünce hemen kollarini açmis ve kizi yakalamis. - Hayatim bak ne kadar genç ve güzelsin, neden intihar ediyorsun, bak hayat ne kadar güzel. Simdi seninle bir Fransiz lokantasina gideriz, karnimizi doyurduktan sonra bir diskoya gideriz, dans edip içki içeriz ondan sonra da benim odaya gelir sevisiriz diyince kiz birden "Genemi seks" diye bagirip adamin kollarindan kurtulup kendini asagiya birakmis. Otelin orta katlarinda bir Italyan kizin geldigini görünce kollarini açip yakalamis. O da Fransiz gibi, - Neden intihar ediyorsun güzelim, simdi seninle bir Italyan lokantasina gidip nefis bir spagetti yeriz, sonra da diskoya gidip egleniriz, oradan çikip benim odaya geliriz sana Italyan erkeklerinin gücünü gösteririm, diyince kiz yine "Genemi seks" diye çiglik atarak onunda kollarindan kurtulup kendini asagi atmis. Bu sirada otelin 10.katinda disariyi seyreden Temel, kizin geldigini görünce kollarini açip yakalamis. - Uyy ne kadar cüzel kizsin daa; neden ölmek isteysun. Hacan simdi bir lokantaya gidip karnimizi doyururuz ondan sonrada biraz egleniriz, daha sonra gelip seni odana yatiririm, bende kendi odama yatarim, dinleniriz, diyince kiz hayretler içinde "Ya seks" diye sormus. Bu soruyu duyan Temel kollarini yanlara açip "Orospiii" diye bagirarak kizi asagiya birakmis.Ve amına koyayım demiş
fıkranın devamı

iki sinek çiftleşir vaziyette uçuyorlarmış,çocuk hemen onları iki elinin arasına havada yakalamış ve annesine sormuş. anne demiş sineğin erkeği olurmu annede olur oğlum demiş .çocuk tekrar dişiside olurmu diye sormuş.anne çocuğun ne niyetle sorduğunu anlayınca olmaz oğlum demiş.bu sefer çocuk dişlerini gıcırdatarak iki ezmeye başlamış gebersin ibneler demiş.
fıkranın devamı

Konfüçyüs"e sordular: "Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?" Büyük filozof, şöyle cevap verdi:
fıkranın devamı


 Sehrin hayirsever vakiflarindan birindeki çalisanlar
 sehrin en basarili avukatindan henüz herhangi bir bagis
 almamis olduklarini fark ettiler.
fıkranın devamı

 Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik
 donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. GözcüOsmanlı donanmasının
 yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria"ya haber vermiş:
fıkranın devamı

-Ne kadar güzelsiniz
- Biliyorum... Onun için bu yaşta evliyim
- Pardon yenge


Adam kızın oturduğu masaya yaklaşır yanındaki boş sandalyeyi tutar ve dil sürçmek suretiyle
-Boş musunuz
-Hayır arkayı beşledik gör müyon mu
-Ben sandalye için sormuştum
-Ben sizi yanlız bırakayım o zaman
fıkranın devamı

Adamin tiki var, tek gözünü sürekli kirpiyor, bir isyerine müracaat etmis... Yonetici:
- Beyefendi okudugunuz okullar harika, sizi hemen ise alirdik ama gözünüzü sürekli kirpmaniz müsterileri rahatsiz eder" diye korkarim.
Bunun üzerine adam:
- Bir saniye, ben iki aspirin alirsam göz kirpmam duruyor, demis.
Ceketinin ceplerini karistirmaya baslamis; karistirirken bir prezarvatif çikmis, sonra kirmizi bir prezervatif, sonra yesil bir prezervatif, mor prezervatif, sari prezervatif, fosforlu prezervatif.. Sonunda iki aspirin tabletini bulmus, yutmus ve göz kirpmasi geçmis. Bunun üzerine yönetici:
- Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalisiyor, sizin gibi bir cinsi sapigi ise alamayiz!, demis Bizimki:
- Ne sapigi kardesim, ben çok mutlu evliligi olan bir adamim.
- Madem öyle bütün o prezervatifler ne demek oluyor?
- Siz hiç eczanede, eczaciya göz kirparak, "Iki aspirin" dediniz mi?


fıkranın devamı

Üç çocuk bakkala girmişler.1. çocuk ben bir lokum istiyorum demiş.bakkalda mevsim kış olduğundan lokumları kimse almaz diye sandığın en altına koymuş.lokumu almış çocuğa vermiş lokumu geri yerine koymuş.

2.çocuk bakkal amca bende bir lokum istiyom demiş.bakkal kızmış demin niye söylemedin demiş.lokumu yine yerinden almış.çocuğa vermiş çok yorulmuş bakkal.3. çocuğa sormuş sendemi bir tane lokum istiyorsun demiş.

Çocuk hayır demiş.bakkal lokumu yerine kaldırmış çok yorulmuş.Bitkin bir halde yavrum demiş sen ne istersin.

3. çocukta amca ben 2 tane lokum istiyom demiş.
fıkranın devamı

- Iyi ki dugunumuzu Belcika'da yapalim demissin
Goncagul
- Guzel oldu, degil mi Muhittin?
- Evet canim, herkes disarda evleniyor, bizim neyimiz
eksik?
- Beni kirmadigin icin tesekkur ederim.
- Sen istersin de ben yapmam mi bitanem?
- Muhittin, sana gecmisimle ilgili bir sey anlatmak
istiyorum.
- Once duvagini cozseydik Goncagulum.
- Cozeriz, dur bi... Cok onemli bu...
- Ee, ama sirasi mi simdi? Neyse, anlat bari...
- Ben kucukken tecavuze ugradim.
- Cok uzuldum bebegim. Ama su an kendini iyi
hissediyorsan önemli degil.
- Simdi iyiyim de bunlari bilmen lazim.
- Yakınlarindan biri tarafından mi?...
- Yok... Bi bakkal vardi bizim mahallede...
- Bakkal mi?
- Evet... Elma sekeri satiyordu, guzel cikolatalar
filan.
- Eee?
- Iste, bi gün bana, Cenk depoya gelsene dedi.
- Cenk kim?
- Anlatacagim bi tanem, sakin ol bi...
fıkranın devamı

adamin biri lokantaya gider garsona bana bir corba verirmisin demis,garson muzip biraz ,corbayi getirince beyfendi arkadan ne alirsiniz demis.adam kurnazgarsona cevap vermis oglum sen önümdekileri kaldir sonra arkadan döner verirsin.demis
fıkranın devamı

Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyor, bir yandan da pişpirik çeviriyorlarmış. İçlerinden biri (Mustafa Abi) televizyonda Ecevit'i görür ve;

" Ulan, Başbakan oldu yüzümüze bakmıyor. Eskiden böylemiydi be! Etrafımda dolanırdı! Hey be, zaman ne çabuk geçiyor..." der.

Kahvedekiler merakla sorarlar:

" Mustafa Abi? Sen nereden tanıyorsun Başbakanı yahu?"

Mustafa Abi istifini bozmadan cevap verir:

" Ulan üniversite yıllarında abilik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi!! Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana! "

Kahvedeki ahali inanmamış tabii ki. Mustafa Abi'de inandırmak için;

" Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız Ecevit'i. O zaman anlarsınız yalan mı, değil mi?"

Hep birlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit'i yakalarlar. Ecevit hemen Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkışır ve;

" Abim, Mustafa Abim; kusura bakma Başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki! Kusuruma bakma abi. "

Mustafa Abi kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini görür.

Başka bir gün gene kahvede ahali ile televizon seyreden Mustafa Abi televizyonda Süleyman Demirel'i görür;

" Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendisini birşey zannetti. Hayırsız çıktı bu da!!"

" Hadi canım. Ecevit'i belki şans eseri tanıyorsun ama buna inanmıyoruz!!"

Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen Ecevit gibi Mustafa Abi'nin ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna izin vermez tabi. Demirel ekler;

" Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tam da seni ziyarete gelecektim. " der.

Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözünde peygamber kadar yükselmiştir.

Yine birgün kahvede televizyon izlerken bu sefer televizyona Clinton çıkar. Mustafa Abi söze başlar;

" Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabi zengin oldun, Amerika'nında başına geçince unuttun bizi.. Hayırsız herif!!"

Ahali bu kadarının da fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri olabileceğine ama Clinton'u tanımasının imkansız olduğuna imece usûlü karar verirler.

Mustafa Abi'nin tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapıdaki görevliye Clinton ile görüsmek istediklerini söylerler.. Görevli de sadece bir kişinin girebilecegini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Abi'nin Clinton'u tanıdığını söyleyerek Mustafa Abi'nin gitmesini isterler.

Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz. Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için oradan geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar.

Şans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner;

" Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdan içeri bakıp neler oluyo, kaç kişi var bi baksana..."

Jordan camdan bakar ve cevap verir;

" Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçeride 6 kişi var. Biri Mustafa Abi, diğerlerini tanımıyorum."

fıkranın devamı

Meclis Genel Kurul Salonu'nun giriş kapısının tamiri gerekiyormuş. Konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş, fiyat istemiş... Birinci marangoz:

"500 YTL olur bu iş." demiş... "200 YTL malzeme, 200 YTL işçilik, 100 YTL da kâr..."

Bürokrat ikinci marangoza dönmüş:

"Siz aynı işi kaça yaparsınız?"

"2500 YTL..."

"Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?"

"1000 YTL bana, 1000 YTL size..." demiş ikinci marangoz, "500 YTL'de bu arkadaşa veririz kapıyı yapar..."
fıkranın devamı

Bir rahibe Chicago uçuşu için havaalanındaymış. Beklerken bir köşede bir makine görmüş, üzerinde "hem kilonuzu ölçün hem geleceğinizi öğrenin" yazıyormuş.. rahibe "hmm bi deneyelim" diyerek makineye para atmış, üzerine çıkmış veee cazurt cuzurt makineden bir kağıt çıkmış. Rahibe kağıda bakmış şunlar yazıyor:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz ve Chicago'ya gidiyorsunuz" Tabi rahibenin pek hoşuna gitmiş, ama sonra "yok canım" demiş "bu herkese aynı şeyi söylüyodur." Derken rahibe bu işi iyice kafaya takmış bi daha tartılıcam bakalım nolucak diye, gitmiş para atmış tartılmış cazurt cuzurt veeee bu sefer çıkan kağıt şöyleymiş:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz, Chicago'ya gidiyorsunuz, ve 20 dakika içinde kendinizi gitar
çalarken bulacaksınız".
Rahibe "al işte biliyordum" demiş.."ben kiiim gitar çalmak kim.. amma da yalan" diye gitmiş yerine oturmuş. Birkaç dakika sonra rahibenin yanına bir kovboy gelmiş, sırtındaki gitarı rahibenin yanına
bırakıp "5 dakika sonra dönücem gitarımı biraz size bırakabilir miyim?"
demiş, gitmiş.
Bizim rahibe kucağındaki gitari evirip çevirirken bir süre sonra yavaştan gitarın tellerini tıngırdatmaya başlamış... O anda kafasında şimşekler çakmış: "Aman tanrım gerçekten makinenin söylediği gibi oldu, burda oturmuş gitar çalıyorum!!!"
Hemen kalkmış tekrar makineye gitmiş, para atmış, tartılmış.. ve cazurt cuzurt bu sefer şöyle bir kağıt çıkmış:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz, Chicago'ya gidiyorsunuz ve birazdan herkesin içinde gaz kaçıracaksınız" Rahibe bunu okuyunca çok kızmış: "Yoooo bu kadarı da fazla..ben hayatımda asla böyle birşey yapmadım bundan sonra da yapmam!!! Bu sefer attı tutturamadı" Hışımla yerine doğru yürürken birden paaaat diye ayağı kaymış, popo üstü yere oturmuş ve o anda pırrrrt diye gaz
kaçırıvermiş!!! Rahibe artık çılgına dönmüş "Hayır..hayır buna inanamıyorum.. tanrım bi kere daha denemeliyim!!!" Ve koşa koşa tekrar makineye gitmiş, para atmış, tartılmış, cazurt cuzurt veeee kağıt gelmiş:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz, burda gitar çalıp gaz kaçırmakla meşgulken Chicago uçağını kaçırdınız!!!!!!!"

fıkranın devamı

Fakır bır adamın zengın bır komsusu varmıs. Zengın adamın bırde Oscar adında bır kopegı varmıs. Zengın adam bır gun hayrına fakır adamı evımde doyurayım demıs ve evıne cagırmıs. yemekte adam kurufasulyeyı cok kacırmıs ve gazı gelmıs. Ayıp olur dıye kendını tutmus fakat dayanamamıs ve bıraz bırakmıs. Sesı duyan zengın adam Oscaaaaaar dıyerek kopege bakmıd. Fakır adam, herhalde kopegın gaz kacırdıgını zannettı dıyerek bıraz daha bırakıyım demıs. Adam yıne kopegıne donmus vedaha yuksek bır sesle Oscaaaaaaaaaaaaaaar demıs. Adam, ev sahıbı kesın kpegın yaptıgını zannettı dıyerek hepsını bırakıyımda rahatlıyım demıs ve felaket bır ses cıkmıs. Bunu duyan zengın adam telasla Oscaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar kac yoksa adam ustune sıcıcak demıs. :)
fıkranın devamı

PADİŞAH KENDİNE YENİ BİR VEZİR ATAMAYA KARAR VERİR.HUZURA GELEN ÜÇ ADAYDAN BİRİNCİSİNE HÜNERİNİ GÖSTERMESİNİ SÖYLER
BİRİNCİ ADAY SARAYIN BALKONUNA ÇIKAR VE ELİNİ GÖZLERİNİN ÜSTÜNE KOYARAK BOĞAZIN KARŞI KIYISINA UZUN UZUN BAKTIKTAN SONRA PADİŞAHA DÖNEREK GÖRDÜM PADİŞAHIM DER
-KARŞI KIYIDAKİ YALINIZDA HANIM SULTAN NAKIŞ YAPIYOR.
PADİŞAH DA BALKONDAN KARŞI KIYIYA BAKAR AMA BİR ŞEY GÖREMEZ,YİNEDE BELLİ ETMEMEK İÇİN SESİNİ ÇIKARMAZ.SIRA İKİNCİ ADAYA GELİR.AYNI ŞEKİLDE İKİNCİ ADAY DA BOLKONA ÇIKAR VE ETRAFI DİNLEMEYE BAŞLAR.PADİŞAHA DÖNER VE DUYDUM PADİŞAHIM DER.NE DUYDUĞUNU SORAN PADİŞAHA.
-NAKIŞ YAPAN HANIM SULTAN ELİNDEKİ İĞNEYİ DÜŞÜRDÜ,TINN DİYE BİR SES ÇIKTI.
TABİ KİMSE DUYAMADIĞI İÇİN HERKES BİRBİRİNE BAKAR.PADİŞAH YİNE SES ÇIKARMAZ.
SIRA SON ADAYA GELMİŞTİR.
PADİŞAH ONUN HÜNERİNİ SORDUĞUNDA ADAM PADİŞAHIN KULAĞINA EĞİLİR VE
-PADİŞAHIM BEN DİĞERLERİ GİBİ GÖRÜP DUYAMAM AMA BÖYLE YALANCILARIN TAA A*ASI*I S*KERİM.
fıkranın devamı

Padişahlarımızdan biri bir şairimizi yanına çağırıp:
- Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrasında seni idam etmek isteyeyim, ikinci mısrada ise seni altına boğmak isteyeyim. Şair uzun süre çalıştıktan sonra şu dizeleri yazmış:
Azm-i hamam edelim sürtüştürem ben sana
Kese ile sabunu rahat etsin cism-i can

Le-ü şarap içirip ıslattırıp ıslattırıp geçirem
Parmağına yüzüğü hatem-i zerderahşan

Eyil eyil sokayım iki tutam azmıdır
Lale ile sümbülü kahkülüne ey nevcihan

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam
Bir gümüş ibrik ile testine abı revan

Salınarak giderken arkandan ben sokayım
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman

Öyle bir sokayım ki kalmasın dışarda hiç
Düşmanının bağrına hançerimi nagihan

Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim
Yeter ki sen kulundan iste her zaman

Sen her sabah gelesin, bu kuluna veresin
Allahın selamını Esselamı alayküm
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama