Diğer

loading...

Coca Cola'nın pazarlama temsilcilerinden biri Ortadoğu'daki
görevinden büyük bir hayalkırıklığıyla dönmüş.. Bir arkadaşı ona
sormuş:
"Sence Araplar üzerinde niye başarılı olamadınız?"
"Beni Ortadoğu'ya ilk gönderdiklerinde kendime çok güveniyordum,
bir tek sorun vardı o da arapça bilmememdi.. O yüzden onlara vermek
istediğim mesajı yanyana 3 poster halinde düzenledim..
1. posterde kızgın bir çölde kumların üstünde sürünen, susuzluktan
kavrulmuş bir adam...
2. posterde adam yerde bulduğu Coca Cola alıp içiyor..
3. posterde ise adam diriliyor ayağa kalkıyor ve capcanlı oluveriyor.."
"Eee bu harika bir reklam, niye işe yaramadı?"
"Arapların sağdan sola dogru okuduklarını bilmiyodum ki?!"
fıkranın devamı

Dostlarinin baskisina dayanamayan Baba Erenler, camiye gitmis hocanin vaazini dinliyordu. Hoca ickinin kotulugunu anlatmak icinaklina ne geliyosa soyluyomus. Bi ara soyle dedi;

-Bir essegin onune bi kova su bi kova sarap koysan hangisini icer ? Elbette suyu icer. Peki essek neden sarabi icmez ?

Bektasi dayanamayip seslendi:

- Neden olcak essekliginden...
fıkranın devamı

Biri 95 yaşında biri 92 yaşında karıkoca, boşanmak için hakimin
karşısına çıkmış.
Hakim üzülmüş, "yapmayın ya" demiş "yetmiş yıllık evlisiniz
niye boşanacaksınız?"...
"yok" demiş "adam
biz çoktan boşanmaya karar verdikte
çocuklar etkilenmesin diye, Ölmelerini bekledik
fıkranın devamı

Hoca,camide ickinin kötülügünden bahsediyormus.Cemaat arasinda bulunan Bektasi,nin fena halde cani sikilmis.Gitmek üzere kalkayim derken,koynundaki sarap sisesi düsüp kirilmis.Ortaligi sarap kokusu sarinca Baba bozuntuya vermeden:

-iste kör olasicayi kaldirip attim,Sizde varsa,tam zamani,sizde atin!
fıkranın devamı

MANTIK NEDİR?
Yeni bir kitaplık yaptıran Abdülrezzakiye tanıdığı bir Kitapçıya gider ve şöyle renkli afilli, simli bir kitap almak ister arar tarar bir de bakar ki kırmızı yanları simli kalın bir kitap görür ve kitapçıya:
- Ule babo been şuu galin etrafi guzel olan girmizi kitabi istiyom...
- O kitap sana yaramaz Abdül!
- Niye babo biz gıromuyuz gi anlamayak? O nedir gi ağam?
- MANTIK'dır :)
- Ule MANTIĞ ne ola ki babo!
Kitapçı düşünmüş ,,,ulen bu kıroya gel de şimdi MANTIK'ı anlat anlatmadan da kolay kolay gitmez,,, diye düşünmüş, sonunda MANTIK'ı abdülrezzakiye'ye anlatmanın yolunu bulmuş ve başlamış anlatmaya:
- Abdül senin evde akvaryumun var mı?
- Vuuaarrr!
- Demek ki sen balığı ve suyu seviyorsun...
- Heeee...!
- O zaman sen denizi de seversin?
- heeee..!
- Eeee denizde; kum ve güneş olur?
- he babo olurrr...!
- Sen bunları da seversin?
- Heeeee...!
- O kumların üzerinde yatan kadınlara da ilgi duyarsın?
- Ohhhh babooooo heeeeee eee...!
- O zaman sen homoseksüel değilsin.
- O da ne ola gi babo
- ! Hani inbe var ya o işte.
- haaaaaaaa.
- İşte bak abdül gördün mü senin erkek olduğunu MANTIK yoluyla gösterdim işte MANTIK bu anladın mı?
- heeee yaaaa MANTIĞ guzel şeymiş babo yaov
der ve abdül MANTIK kitabını alır evine gider kitaplığın şöyle göze çarpan ve herkesin görebileceği yere koyar ardından arkadaşı abuzittine telefon eder:
- Abuzittin oğlim bizim eve kitapliğ var ya heee oğlim işte ondan ... geh de bir bah hele..
Der ve telefonu kapatır abuzittin gelir kitaplığa bakar ve MANTIK kitabını görür döner Abdülrezzakiye'ye:
- Ule abdül bu ne ola ööleee gocaman fistanlı...!
- MANTIĞ oğlim :)
- Ule MANTIĞ da ne ole gi ..?
Der ve Abdülrezzakiye'yi alır bir sevinç ,,, işte fırsat bi hava atiim bizim abuzittine,,, diye düşünmüş ve dönmüş abuzittin'e: - Babo seenin evde Egveryum var midir?
- Yuhturrr...!
- .... haaaa (!)
- O zaman sen İNBE'SİN be oğlim ...
fıkranın devamı

Köylünün biri bir gün istanbul gelir ve bir kuyumcuya girer. Kuyumcuya:
- Kardeş sen burda ne satıyon, der.
Kuyumcu da adamla dalga geçmek için:
- Eşek kafası satıyoruz, der.
Köylü de:
- Vayy bayağı iyi iş yapıyon baksana dükkan da seninkinden başka eşek kafası kalmamış...
fıkranın devamı

Adamin biri is ariyormus. Calismak istedigi firma ile gorusmeye girmis. Sorular... sinavlar... adam berbat,hic bir iste calismasi mumkun degil. Ama torpili yuzunden bir oneri getirmeleri de sart!!!
"Marketing dusunur musunuz?" diye sormuslar.
"Nee?!!" demis adam, "daha iyi birsey yok mu?!"
"Peki, satis sorumlusu olur musunuz?"
"Olmaz" demis, "daha nitelikli birsey isterim."
"Finans isleriyle ilgilenseniz?"
"Yok daha neler, hayatta yapmam; daha iyi birsey, daha iyi birsey!!!" diye sizlanmis bu sefer.
"Peki o zaman" demisler. "size icinde hem seyahat hem seks olan bir sey onerelim."
"Hah!"diye bagirmis adam "aynen boyle birsey ariyorum. Nedir o?"
"Siktir git."

fıkranın devamı

bir malikanenin çok güzel yemek pişiren bir aşçısı varmış.evin beyi birgün aşçıya demişki;
-sakın yanlış anlama ama dışarda yediğim işkembe çorbasının tadını senin yaptığında bulamıyorum!
aşçı gülerek yanıtlamış:
-beyefendi dışardaki ustalar işkembeyi fazla temizlemez,ondandır
fıkranın devamı

Türk ve Japon sirketleri arasinda bir kurek yarisi duzenlenmesine karar verildi. Her iki takimda performanslarinin en ust duzeyine varabilmek icin uzun ve zorlu bir hazirlik doneminden gecti. Buyuk gun geldi ve iki takimda kendini hazir hissediyordu..
Japonlar yarisi bir kilometre farkla kazandilar....
Yaris sonrasi Turk takimi cok sarsilmisti.Turk sirket yonetimi yarisin acik farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasina karar verdi. Yapilan arastirmalar,analizler ve uzun calismalar sonucu hata bulundu ve cozum onerisi getirildi.
Japonlarin takiminda 8 kisi kurek cekiyor,1 kisi dumencilik yapiyordu. Turk Takiminda ise 1 kisi kurek
cekiyor,8 kisi dumeni kullaniyordu.
9 kisilik Turk takimi Japonlarla bir yaris yapmak uzere yeniden yapilandi. Yeni yapilanma sekli soyleydi;;
- 4 dumen muduru,
- 3 bolgesel dumen muduru
- kurek cekmekle gorevli kisinin performansindan sorumlu bir Dumen yoneticisi,
- ve kurek cekme elemani.
Ikinci yarisi Japonlar iki kilometre arayla kazandilar. Tepesi atan Turk sirketi yonetim kurulu hemen harekete gecti; Yarisin kaybedilmesinden sorumlu tutulan kurekci kovuldu ve mudurlere sorunun cozumune olan katkilarindan dolayi ikramiye verildi.
fıkranın devamı

Bir kadın Adana'dan otobüse binmiş İstanbul'a gidiyormuş. Çok susayınca muavini çağırıp su istemiş. Muavin hemen getirmiş. 15-20 dakika sonra kadın tekrar susamış ve muavini çağırıp tekrar su istemiş. Muavin yine hemen getirmiş. Aradan yarım saat geçtikten sonra kadın tekrar susamış ve muavini çağırıp mahçup mahçup;
- Şey çok af edersiniz ama ben yine susadım, size zahmet olmazsa bana bir bardak daha su getirebilir misiniz?
Deyince muavin hemen;
- Zahmetine sokarım apla ne zahmeti görevimiz tabi getiririm. Demiş bunu duyan şöför arkaya doğru seslenmiş;
- Lan *ötünü *iktiğimin muavini kibar konuşsana bağyanla...
fıkranın devamı

Adamın biri aklını kuru fasulye ile bozmuş. Her gün en az 5 porsiyon kuru fasulye yiyormuş. Tabi doğal olarak sürekli gaz çıkartıyormuş. Bir gün bir kıza aşık olmuş. Sonuçta evlenmeye karar vermişler. Ama kızın bir şartı varmış, o izin verene kadar bir daha kuru fasulye yemeyecekmiş. Adam kızı çok sevdiğinden çaresiz kabul etmiş şartı ve evlenmişler. Aradan 2 yıl geçmiş. Kadın kocasının iş yerine telefon etmiş ve geç kalmamasını, kendisine bir sürprizi olduğunu söylemiş. Adam içinden "yaşasın" demiş "demek bana en sonunda kuru fasulye pişirdi". İşten izin alıp erken çıkmış. Tam evine doğru yürürken bir lokantanın önünde mis gibi kuru fasulye kokusu gelmiş burnuna. "Nasıl olsa evde de yiyeceğim şurada bir porsiyon yesem birşey olmaz" diye düşünüp girmiş lokantaya. Kuru fasulyeyi görünce kendisini kaybetmiş ve 10 porsiyon yemiş. Daha sonra hemen kalkıp evinin yolunu tutmuş. Karısı onu kapıda karşılamış ve sürprizi görene kadar gözlerini bağlayacağını, sakın açmamasını söylemiş. Adam denileni yapmış. Kadın kocasının gözlerini bağlayıp onu salona götürmüş. Tam gözlerini açacakken telefon çalmış.Kadın:
- Sakın bir yere ayrılma ve gözlerinide açma. Sürprizin bozulmasını istemiyorum.
Diyerek, diğer odada bulunan telefonu açmaya gitmiş. Sürprizin kuru fasulye olduğundan emin olan adam beklemeye başlamış. Tam o anda 10 porsiyon kuru fasulyenin gazı adamı sıkıştırmaya başlamış. Karısı gelene kadar rahatlamak için zaaaaart diye bırakmış. Koku gitsin diye el yordamı ile pencereyi açıp ceketi ile kokuyu dışarı doğru süpürmüş. Karısı telefonu kapatıp geri dönmüş. Tam gözünü açacağı sırada yine telefon çalmış. Kadın yine gözlerini açmamasını tembihleyip diğer odaya geçince adam yine koyuvermiş zaaaaaart diye. Hemen pencereyi açıp aynı şekilde havalandırmış salonu. Sonunda karısı gelmiş. Adamın gözündeki mendili açmış ve
-Müjde hayatım annemle babam bize geldi!
Demiş, heyecanla kanepede oturan yaşlı çifti göstererek.
fıkranın devamı

- Hıdır... Hıdıııırrrr...
- Hıııı??! Ne vaaarr??
- Uyuyon mu?
- Yok böğrülce ayıklıyom... Soru mu
lan bu Hacer? Uyuyom tabii ya ne edecem.
Yat sen de zıbar hade...
- Senin işin bitti tabii, devirip gıçını
yatabiliyon... Şipşak yap,sonra horul da horul
uyu... Bir kere de geç gelsen dişimi kırıcam...
- Gecen gece eve geç geliyon diye dırdır
ettiydin de, ben senin dişini kırdıydım ya,
daha ne istiyon?
- Ben o geç gelmekten bahsetmiyom...
Birlikte gelmekten bahsediyom...
- Beraber mi gelecen? Kız o saatte dışarda senin
ne işin var ki eve benimle gelecen lan?
- Off be Hıdıır off beee Hıdııırr. Sen beni anlamıyon...
- Ya sabıııırrr... Uykumu gaçırdın gene bak, de hele
ne istiyon...
- Orgazm neyin istiyom tamam mı? Orgazm olmak
benim de hakkım...
- Orgazm da ne lan?
- Hıdır... Bazen diyom ki kendi kendime acaba
bende zoofili mi var?
- Ne fili? Ne diyon ya?
- Zoofili... Yani hayvanlarla ilişkiye giren dimek.
Eh ben de senin gibi bir öküzle her gece yatağa
girdiğime göre...
- Sen bana öküz mü dedin?
- Bildiğin kelimelerden konuşunca anlıyon bakıyom...
- Ya Hacer yat diyom sana... Orgazmmış...
Yok bilmemne filiymiş...
- Ne fili be cahil ay... Zoofili...
- Hacer yarından tezi yok o kadının evine temizliğe
gitmiyon, tamam mı?
- O kadın dediğin koskoca bir yazar tamam mı?
Doğru konuş.femisnistlerin başı... Lideri...
İdolüm o benim.
- Ne dol ne dol?
- İdolüm deyyom... Onun evini temizlemek benim
için şerefdir, tamam mı?
Bütün kitaplarını, dergilerini okuyom ben onun...
- Sonra da yalan yanlış öğrenip benim uykumu
kaçırıyon... Sana ne lazım orgazm...
Onlar zengin garıları için...
- Heç de bile... O fizyolojik bir ihtiyaç...
- Fiz...yo...ne?
- Milletin kocaları evrim geçirdi, metroseksüel oldu...
Sen daha bir insan olamadın be Hıdır...
Evrim... evrim... eviluşın...
- Haceeeeerrr...
- Neeee?
- Gız bu deminden beri dediklerini tekrar etsene peş peşe...
- Ne oldun lan hıdır, yanakların al al oldu...
- Dediğimi yap seeennn.
- Eviluşın... Orgazm... Metroseksüel... Zoofili...
Fizyolojik...İdol...
İstersen apurçunist de diyem... Ne olcaksa...
- De Hacer deee... Bir daha söyleee...
- Ne yapıyon Hıdır... Kudurdun mu len?
- Sen bu gavurca lafları edince gözüme yabancı avratlar
gibi göründün de biran...
- İstemiyom Hıdır... Kendimi şu an ilişkiye hazır
hissetmiyom...
- Ama ben hissediyom... Gel buraya...
- Bu bir konsantrasyon meselesi Hıdır...
- Gonsontrosponon diyen dilerini yirin...
Gel buraya Helga...
- Ne Helgası be? Adım var benim... Bireyim ben...
Bıraaaak...Yetiiiişiiiin. Aile içi şiddete maruz kalıyom...
Heeellppp...
Heeellllpppp...

fıkranın devamı

Adam bir lokantaya gitmiş ve kuru köfte siparişi vermiş. Garson yemeği getirip masaya bırakmış. Müşteri bir lokma alınca köftenin içinden siyah bir kıl çıkmış. Adam hemen sinirli bir şekilde garsonu çağırmış ve kılı göstererek hesap sormuş. Garson:
- Efendim kusura bakmayın. Bizim aşçımız tek kolludur, kıymayı tek eli ile yoğurur daha sonra eli ile göğsüne bastırıp şekil verir ve pişirir. Köftenizden çıkan kıl onun göğüs kılı olacak, hemen size yenisini getireyim.
Deyince müşteri daha yüksek sesle bağırmaya başlamış. Gürültüyü duyan lokanta sahibi adamın yanına gelip:
- Beyefendi amma büyüttünüz, alt tarafı küçücük bir kıl.
Deyince adam yine bağırarak:
- Ben kıl için bağırmıyorumki, geçen gün buraya gelip kabak dolması yedim. Aşçının kabakları nasıl oyduğunu düşündüm ona bağırıyorum!...
fıkranın devamı

Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken:
-"Kolumun ağrısından ölüyorum,doktora gitsem iyi olacak" diye arkadaşına dert yanmış.Arkadaşı da
-"Yahu ne lüzum var,
-"İleride köşedeki marketin çıkışında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç dolara bir jeton alıyorsun kasadan, atıyorsun, yanında getirdigin idrar örneğini açılan kapaktan içeri veriyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun" demiş. "Gördüğün gibi ucuz ve çabuk" diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve bilgisayar 10 saniye sonra yazılı olarak cevap vermiş:
-"Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Teniselbo oluşmuş.Sıcak suya koyun, ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir"
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazı nasıl aldatılabileceğini düşünmeye başlamış.Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş. Tüm bu karışımın üzerine bir de mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış.Jetonu atıp kabı makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş:
1. Çesme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazi almayı düşünün
2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın.
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın.
4. Karınız hamile. İkizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez.

fıkranın devamı

Adamın biri çok kötü basurmuş. Yıllar yılı ne yapsa bu illetten
kurtulamamış. Günün birinde gittiği doktor onu bu hastalığından
kurtarabileceğini söylemiş.
- Nasıl? demiş adam
- Kıç nakli ile.
- Kıç nakli mi?
- Evet size ölen birinin kıçını takacağız.
Bir süre sonra birisi ölmüş ve kıçını bizimkine takmışlar. Adam acı, tatlı,
tuzlu, ekşi ne bulduysa yediği halde hiçbir şikayeti yokmuş. Berbat bir
kaşıntı hariç, doktora gitmiş;
- Nasılsınız? diye sormuş doktor
- İyiyim yalnız berbat kaşınıyor.
- Ben bunu bir araştırayım size haber veririm.
Bir kaç gün sonra adamın telefonu çalmış arayan doktormuş.
- Size kötü bir haberim var demiş doktor.
- Ne oldu?
- Kıçını size naklettiğimiz adam malesef o biçimmiş, kaşınması da bu yüzden
- Ee nolucak şimdi!
- Nasıl olsa sizin değil, zittirin gitsin !


fıkranın devamı

12 yaşındaki çocuk bir kadına tecavüz etmekten yargılanmaktadır. Tesadüf bu ya çocuğun avukatı da bir kadın. Kadın avukat mahkemede olayın imkansızlığını kanıtlamak için çocuğun pipisini çıkartıp mahkeme heyetine doğru sallar:
"Sayın hakim bu kadarcık pipiyle tecavüz edilir mi hiç? Akıl var nizam var!"
O sırada çocuk avukatın kulağına eğilir:
"Avukat hanım biraz daha sallarsanız davayı kaybedeceğiz!"

fıkranın devamı

Adamın biri köyden kasabaya alışveriş yapmak için gider
yol bayağı uzun olunca adamda kasabada yemek yeyip
köyüne öyle dönmek ister bir lokantaya girer garsondan
bir çorba ister ve masasına bırakıldıktan sonra afiyetle
yemeye başlar bu arada alaycı garsonda köylüyü görünce
bununla bir dalga geçeyim de ömrü boyunca anlayamasın der.
Adam çorbasını bitirince garson hemen yanında biter ;
-ehemm efendim arkadan ne alırdınız?
köylü birden kızarır ama altada kalmaz hemen cevabı yapıştırır!
-sen önümdekini kaldır sonra döner verirsin!!!

fıkranın devamı

Adamin biri is muracaatina gitmis. Bir gurubun onunde
gorusmeye almislar... "Simdi sana bazi sorularimiz olacak
bakalim bilecek misin?" demisler,
Adam da "sorun" demis.. "Yolcu tasir, karayolunda gider,
sofor kullanir bil bakalim bu nedir?" Adam dusunmus ve
"yolcu otobusu" demis..."Tamam dogru ama hangi marka,
Mercedes var, Mitsubishi var di mi?
Bilemedin ama sana bir sans daha verecegiz" demisler...
"Soyle bakalim havada yolcu tasir, pilot kullanir bu nedir?
" Adam hemen cevaplamis "yolcu ucagi ..."
"Tamam ama" demisler " Boeing var Airbus var di mi hangisi?"
Bunu da bilemedin diyip is gorusmesini bitirip adami gonderirlerken,
adam donmus demiski"Bir soru da ben sorabilir miyim?"
"Tabi buyur sor bu en dogal hakkin" demisler
"Kadinlarin iki bacagi arasinda bulunur, uremeye yarar nedir bu?"
demis... Hemen herkes o malum kelimeyi soylemis.
Adam "tamam bildiniz ama ananinki var ebeninki var di mi hangisi?..."
fıkranın devamı

Çok seksi ve çekici bir kadın elinde içki kadehi ile bar duvarına dayanmış etrafı gözlerken yine elinde içki kadehi olan bir adam kadına yaklaşmış
ve elini kadının bluzunun içine sokup göğüsünün birinin ucunu kıvırmaya başlamış. Kadın son derece soğuk bir ifade ile adama:
-"Ne yapıyorsun?" demiş.
Adam:
-"BBC'yi arıyorum" diye yanıtlamış. Bunun üzerine kadın çok ağır hareketlerle adamın pantolonunun içine elini sokup adamın şeyini tutarak:
-"Sen bu antenle BBC'yi zor bulursun demiş"...
fıkranın devamı

Kazanovalığı ile ünlü bir adam bir partiye davet edilmiş. Ev sahibesi konukları ile gayet iyi bir şekilde ilgileniyormuş. Tam eğlencenin en güzel anında elektrikler kesilmiş. Hemen hizmetkarlar mumları yakmışlar. Ancak müzik olmadığından tüm konuklar sıkılmaya başlamışlar. Bizim kazanova bir öneride bulunmuş. Sıra ile her davetli bir soru soracak, soruyu bilen sorandan 100 $ alacak. İlk soruyu sormuş kazanova:
- Elim cebimde cebim delik elimde ne var?
Ev sahibesi hemen arkasını dönüp uşağa seslenmiş:
- Sebastian beyefendinin paltosunu getir!
Adam hemen atılmış
- Bir dakika lütfen beni yanlış anladınız.
Elini cebinden çıkarmış, avcunun içinde bir bozuk para durmakta imiş. Ev sahibesi adamdan özür dilemiş, tüm konuklar çok eğlenmişler bu durumdan. Sıra diğer konuğa gelmiş. Tüm konuklar birer soru sorduktan sonra sıra yine bizim kazanovaya gelince aynı soruyu tekrarlamış:
- Elim cebimde, cebi delik, elimde ne var?
Tüm konuklar başlamışlar saymaya:
- Bozuk para, top, kumaş, kalem, vs.
Adam her defasında hayır cevabını veriyormuş. Merak içindeki insanlar dehe fazla dayanamamışlar ve yalvarmaya başlamışlar cevabı öğrenmek için. Adam arkasını dönmüş ve uşağa seslenmiş:
- Sebastian paltomu getir!
fıkranın devamı

Onsekiz yıl kadar önce sinemalarda "camdan kalp" diye bir film oynamıştı. o filmde öyle bir detay var ki fıkra gibi:

Birbirini tanımayan iki adam trende yanyana yolculuk ediyor:(biri genco erkal,diğeri almanya'da çalışan işçi)
Derken muhabbet başlıyor. İşçi olan elindeki teybe bir kaset yerleştiriyor ve kasette konuşanlarla ilgili genco'ya bilgi veriyor:

Kasetteki ses:
-Babacığım,karlar erimiştir,çiçekler açmıştır,seni çok özlemişem,ne zaman gelisen?

Adam genco'ya:
-Bu benim oğlan,yedi yaşındadır. diyor.

bu defa kasette yine aynı cümlelerle bir kız sesi.

adam:
-Bu benim kızdır,oniki yaşındadır. diyor.

.................................??
(kaset dönmeye devam ediyor,ancak ses yok.)

-Bu da benim karı,utaniy,gonişmiy..

fıkranın devamı

Bir sosyolog anket yapmak için bir iş yerine gitmiş. Çalışanlara toplu olarak sorular soruyor, aldığı cevapları kaydediyormuş. Sıra cinsel hayat ile ilgili sorulara gelmiş.
- Haftada 3 kez sex yapanlar elini kaldırsın demiş. Birkaç kişi elini kaldırmış, sosyolog not etmiş.
- Haftada 1 kez sex yapanlar elini kaldırsın.
Yine birkaç kişi elini kaldırmış. Köşede duran ortayaşlı adam hiç elini kaldırmıyormuş.
- Ayda 1-4 arası sex yapanlar kimler?
Hiç kimse elini kaldırmamış.
- 3 ayda bir sex yapanlar kimler?
Köşedeki adam hiç oralı değil.
- Yılda bir kez sex yapanlar...
Deyince köşedeki adam sevinçle zıplamaya başlamış
- Ben ben
Sosyolog:
- İyi ama bunda bukadar sevinecek ne var ki?
- Nasıl sevinmem o gün bugün, o gün bugün!...

fıkranın devamı

Bir adam iş için Ankara`dan Adana`ya gitmiş.
İşi bitince dönmeye karar vermiş.Otogara gitmiş.
En erken otobüs 17.00 deymi, saat daha 13.00.
Adam çarşıda gezerken bi tabela görmüş:
Saatte 10 kg vermeye ne dersiniz?
Adam merak etmiş içeri girmiş, parayı ödemiş.Oranın sahibi gideceği yeri tarif etmiş.
Adam içeri dalmış, bir bakmış çıplak sarışın süper bi kadın.
Boynunda bi yazı , yakalarsan *kersin.
Adam koşmaya başlamı, kadın kaçmış o kovalamış yakalayamamış.
Adam bir hafta gitmemeye karar vermiş, karısını aramış gelmiycem demiş.
1 hafta hazırlanmış, yine oraya gitmiş.
İçeri dalmış ne görsün, izbandut gibi bi arap.
Boynunda yazı, yakalarsam *ikerim kaç.
Arabın kocaman bi taragı varmış.Adam kaçmaya başlamış.Arap yakalayamamış. Sonunda pes etmiş.Adam kendini dışarı zor atmış. Sonra demiş, Allahtan idmanlıydım yoksa 45 inden sonra *öt gidiyordu..
fıkranın devamı

TIR şoförü orta yaşlı bir adam, kamyoncuların durup yemek yedikleri benzin istasyonunda kahvaltısını ederken içeriye, deri ceketli, dev gibi üç tane serseri girmiş...
Birincisi adamcağızın tabağındaki çorbada sigarasını söndürüp barın önündeki sandalyeye oturmuş...
İkincisi adamın içtiği suyun içerisine tükürüp bardaki yerini almış..
Üçüncüsü de adamın tabağını ters çevirip arkadaşlarının yanına geçip oturmuş...
Adamcağız en ufak bir itirazda bulunmadan, barı sessizce terk etmiş. Kısa bir süre sonra serserilerden biri garson kıza dönüp;
-"Ne biçim herif bu? Erkekliği beş para etmezmiş!.." demiş.
-"Evet!" demiş kız,
-"Şoförlüğü de beş para etmezmiş... Benzinlikten çıkarken dev gibi tırı ile üç Harley Davidson'un üzerinden geçti!.."
fıkranın devamı

Üç Yahudi genç kardeş kendi işlerini kurup zengin birer adam olmuşlar ve yaşgününde annelerine aldıkları hediyeleri birbirine anlatarak böbürlenmişler.
Birincisi demiş ki:
-"Ben anneme kocaman bir ev aldim"
İkincisi:
-"Ben bir mercedes aldım ve bir de şoför tuttum"
Üçüncüsü:
-"Benim hediyem hepinizden güzel. Annemin Tevratı okumayı ne kadar çok sevdiğini ve artık gözleri iyi görmediği için okuyamadığını biliyorsunuz.
Ona bütün Tevratı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim.
Onu eğitmek için 12 haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca her yıl 1 milyon dolar bağışlayacağım ama buna değer.
Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.
Kısa bir süre sonra anneleri üçünede birer teşekkür mektubu yazdırmış:

Birinciye:
"Milton, bu ev çok büyük. Bana birtek odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum"

İkinciye:
"Marvin, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba"

Üçüncüye:
"Canım Melvin'im, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin.
Tavuk çok lezzetliydi, teşekkür ederim.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama