Diğer

loading...

Evin babası bir türlü karısı ile sevişemiyormuş çocukları hiç fırsat vermiyormuş bir gün baba karısına demişki sen akşam yemeğinde üzerine çorba dök mutfağa git üzerini değiştirirken bende yardıma gelirim ve orda işimizi hallederiz diyor.
Ve akşam yemekte çorbayı kadın üzerine döküyor mutfakta üstünü değiştirirken adam karısıyla sevişmeye başlıyor çocuğu bunları görüp ablasının yanına gidip diyorki:
Abla sakın üzerine çorba dökme çünkü üzerine çorba dökeni babam *ikiyo demiş...
fıkranın devamı

Seçim gezileri için Erzincan'ın Kemah ilçesine giden Akbulut heyeti akşam olunca kalacakları ve ertesi gün propaganda çalışmaları yapacakları komşu ilçeye gitmeye karar verirler.
Fakat komşu ilçedede otel yoktur.
Belediye Başkanı: "akşama kadar yorulduklarını ve komşu ilçedede Otel olmadığını belirtip, Kemah'ta kalmalarını ve ertesi gün gitmelerini" önerir.
Akbulut ve heyetine bu fikir iyi gelir ve akşam heyetteki herkes evlere dağıtılır ve Akbulut'ta Belediye Başkanının evinde misafir edilir.
Ama gece vakti Akbulut'un çişi gelir. Tuvalet evin dışında ve heryer karanlıktır. Tahminen bulurum diye gece vakti ilerlerken, ayağı kapının yanındaki bir çiçek saksısına takılır, içinden çiçek kalıplaşmış toprağı ile fırlar çıkınca Akbulut'un aklına hemen iyi bir fikir gelir ve çiçek saksısının içine büyükçişini yapıp üstüne çiçeği toprağı ile geri oturtur.
Ertesi günü geç kaldıkları için apar topar komşu ilçeye geçerler.
Aradan 10 gün geçtikten sonra Ankara'ya dönen Akbulut: "Kemah Belediye Başkanına bir telgraf çekin misafirperverliği için teşekkür edin" der. Gereken yapılır. Telgıraf çekilir ama; çekilen telgırafa, aradan henüz bir gün geçmeden Belediye Başkanından cevap gelmiştir.
"Sayın Akbulut; Siz gideli taşındığımız 5. ev oldu, koku halen gitmedi. teşekkürü meşekkürü bırakın. nereye s*çtınız onu söyleyin yeter" der.
fıkranın devamı

Çobanın biri dağda koyun otlatmaktadır.O sırada ihtiyar bir adam çobanın yanına gelir ve su ister. Çoban ihtiyar adama su verir. İhtiyar da çobana teşekkür ederek biraz soluklanmak için çobanın yanına oturur. O sırada ihtiyarın gözü çobanın köpeğine takılır ve çobana dönerek
- Ey çoban senin bu köpeğin konuşur mu? der
Çoban gülerek
-Amca o bir köpek köpek nasıl konuşsun der
I sıra ihtiyar adam elindeki asasını köpeğin önüne vurarak
-Ey köpek anlat bakalım çobanın sana ne yapıyor, nasıl davranıyor diye sorar.
Köpeğin gözleri açılır ve başlar konuşmaya
-Çobanım bana çok iyi daranıyor, her gün yemeğimi veriyor, ben de sürüsüne bakıyorum der.
Çoban çok şaşırır. Tam o sıra ihtiyarın gözüne çobanın koyunları takılır ve çobana dönerek,
-Ey çoban senin bu koyunlar konuşur mu? der
Çoban;
-Amca hadi köpek bi şekilde konuştu ama onlar koyun nasıl konuşsun der.
İhtiyar koyunların birinin önüne asasını vurarak;
-Ey koyun anlat bakalım çobanınız size ne yapıyor, nasıl davranıyor? der
Koyunun gözleri açılır ve başlar konuşmaya
-Çobanımız bize çok iyi davranıyor. Sabahları ahırdan alıp, akşama kadar otlatıp başımızda bekliyor tekrara akşam ahıra götürüyor,der
Çoban iyice şaşırmıştır. Tam o sıra ihytiyarın gözü bu sefer çobanın eşeğine takılır ve çobana sorar.
-Ey çoban peki senin bu eşek konuşur mu? der
Çoban kızarır, bozarır ve ihtiyara dönerek
-Konuşur ama hep yalan söyler... der.
fıkranın devamı

Sadece vampirlerin takıldığı bir bar varmış.burada sadece kan içilirmiş.
Hey barmen! bana bir 0 rh(+) ya da duble a rh(-) gibi..
Bir gün bara oralarda pek görülmeyen bir vampir girer, bara yaklaşır.
Barmene,
-Hey barmen! bana bir sıcak su.(yan masalardan hadi len sesleri felan..)
-Hey barmen! sıcak su dedim.
-Bayım burda sadece kan içilir,istediğiniz bir grup varsa söyleyin.
-Hayır, sadece sıcak su..(yan masalardan homurtular yükselmeye başlar.)
Bizimkisi hiç istifini bozmadan önüne gelen sıcak suya cebinden çıkardığı kullanılmış orkid'i batırır, sonra da pişkin pişkin,
-Ben sadece sallama içerim de..
fıkranın devamı

Adamın biri yüksekçe bir yerden düşer.
Düştüğünü gören bir başkası koşarak yanına gelir. Bir yandan adamı kaldırmaya çalışırken,diğer yandan telaşla sorar:

-Ne oldu ?

Adam, sinirli bir halde, bir yandan da üstünü başını silkeleyerek cevaplar,

-Ne biliyim ..mına koyiim, ben de şimdi geldim..

fıkranın devamı

Bir hoca sınav yapıyormuş.Herkes ona sıfırcı diyormuş.Hiç iyi not vermezmiş. Bir gün sınav yapmak istemiş.Sandelyeyi masanın üstüne koymuş.Soru:
-Sandalye nerededir? Sınavda herkes 0 almış.Tek kişi 5 almış.Cevabı buymuş:
-Hangi sandalye?
fıkranın devamı

Lokantacılık yapan adamın biri kendi lokantasından başka daha güzel yemek yapan bir lokanta varmı diye lokantaları gezmek ister birinci lokantaya gider o kadar beğenmez ikincisine gider onu da beğenmez üçüncü de bir bakar ki yemeklerin tadı süper hemen lokanta şefini çağırıp sorar?
-Be ustam sen bu yemeklere ne koyuyorsun da boyle süper oluyor,şef lokantacıya
-Vallahi beyim ben bütün yemeklerde sana koyarım.
Lokantacıda hiç bozuntuya vermeden.İyi o zaman der bende şeflerime soyleyeyim de onlarda sana koysunlar.
fıkranın devamı

huriye,nuriye,duriye 75-80 yaşlarında çok eski
üç arkadaştır.huriye nuriye'ye telefon eder ve
duriye'ye gitmek için anlaşırlar ve giderler.
biraz muhabbetten sonra duriye arkadaşlarına
kahve yapar ve içerler.biraz muhabbetten sonra duriye:
_ay kusura bakmayınunuttum birer kahve yapayımda içelim der.huriye ve nuriye bir şey
demezler.aradan zaman geçer ve duriye:
_size birer kahve bile yapamadım,hemen yapayımda içelim der.bizimkiler yine ses çıkarmazlar.akşama doğru huriye ve nuriye kalkarlar.yolda bastonlarıyla tin tin yürüken aralarında şu konuşma geçer:
_kız gördün mü duriye'yi ne kadar pinti olmuş
bir kahve bile ikram etmedi.nuriye:
_sen duriye'yi ne zaman gördün ki!
fıkranın devamı

Adamın biri bara gitmiş...Bir içki söylemiş...Tam içecek..kapı açılmış..
Bir goril içeri girmiş..Adamın içkisine şeyini sokup kaçmış..Adam
şok içinde iğrenerek bir tane daha içki söylemiş..
Tekrar kapı açılmış..Bir goril içeri girmiş..Adamın içkisine şeyini sokup kaçmış..Adam tekrar iğrenmiş..Bir içki daha söylemiş..
Gene aynı olay olunca Barmene gitmiş.."Afedersiniz..Deminden beri gorilin biri gelip viskime çükünü batırıp gidiyor.. niye biliyor musunuz?" demiş..
Barmen:"Valla bilmiyorum..Bir de piyaniste sorun..O bilir belki demiş.."
Adam da gidip piyanistin yanına
"Afedersiniz..Viskime çükünü sokup kaçan gorili biliyor musunuz?" demiş..
Piyanist :"Bilmiyorum..Ama biraz mırıldanırsanız çalabilirim.."

fıkranın devamı

Bir Kırşehirli, kahveci arkadaşının dükkanının önünden geçreken her sabah "Soğuk çay var mı" diye sorar. Arkadaşı da "Yok" der.
Bu soru ve cevap hergün devam edince kahveci birgün sabah çayı soğutur ve arkadaşını bekler.
Her zamanki gibi Kırşehirli gelip "Soğuk çay var mı" diye sorar. Arkadaşı "var" der.
Kırşehirli gayet sakin "Isıt da içelim ozaman" der.

fıkranın devamı

Bir yığın sebze yüklenmiş el arabasını kan ter içinde yokuş yukarı
çıkarmaya çabalayan manav çırağına acıdı, yardım etti. Güç bela
yokuşun başına geldiler. Geniş bir soluk alarak sordu:
- Oğlum, tek başına bu kadar yükü taşıyamayacağını ustana söylemedin mi?
- Söyledim ama...
- Öyleyse niye taşıttı?
- "Sana yardım edecek bir enayi bulunur" dedi.
fıkranın devamı

Bir kayın validenin üç damadı varmış. Birgün bunlar tatile denize gitmişler. Kayınvalide "bakayım damatlarım beni ne kadar seviyor" deyip atlamış denize ve boğulma taklidi yapmaya başlamış. "Büyük damadım boğuluyorum ne olur kurtar beni" demiş. Büyük damatta hemen kurtarmış. Ertesi sabah büyük damadın kapısında bi reno laguna üzerinde de bir not "sevgili damadım hayatımı kurtardın kayınvaliden". Ertesi gün ortanca damadı denemiş aynı şekilde oda hayatını kurtarmış onunda kapısında bi reno safrane ve üzerinde bi not: "sevgili damadım hayatımı kurtardın kayınvaliden". Sıra küçük damadı denemeye gelmiş. Ertesi gün yine denize girmiş. "Damadım boğuluyorum ne olur kurtar beni" demiş. Küçük damat "s.kt.r lan boğulursan boğul demiş. Kadında oracıkta boğulup ölmüş. Ertesi gün küçük damadın kapısının önünde bi ferrari üzerinde de bi not "Sevgili damadım hayatımı kurtardın kayınpederin."
fıkranın devamı

Safça bir delikanlı çıktığı geziden sonra, arkadaşıyla dertleşmektedir:
- Sorma birader perişan oldum, tren yolculuğu berbattı.
- Hayırdır, ne oldu ki?
- Trende ters tarafta oturdum, midem bulandı, içim dışıma çıktı.
- Aman be kardeşim, karşındakine söyleseydin de yer değiştirseydiniz.
- Ya benim de aklıma geldi gelmesine de, karşımda kimse oturmuyordu...
fıkranın devamı

Bir gazeteci, ülkenin en zenginlerinden, 65 yaşlarında bir
işadamıyla röportaj yapmaktadır. Sorar:
- Efendim, bize bugünlere nasıl geldiğinizi, bu serveti
nasıl oluşturduğunuzu anlatır mısınız?"
- Zevkle... 1920'lerin sonuydu. 1. Dünya Savaşı'nın etkileri
yeni yeni siliniyordu, benimse cebimde birkaç sentten başka
bir şey yoktu. Cebimdeki 5 sentimle, bir elma aldım. Akşama
kadar onu parlatıp, 10 sente sattım. O gece sabahı zor
ettim. Ertesi sabah, 10 sentimle 2 elma aldım ve onları da
sattım. Böyle çalışarak, bir ay sonunda, 10 dolardan fazla
para kazanmış oldum. Ertesin ayın başında, karımın halası
öldü ve bize 20 milyon dolar miras bıraktı...
fıkranın devamı

Of sporla Ordu spor mac yapacakları stada gelmişler stadın hemen yanında tren rayları varmış. Hakem başlama düdüğünü çaldıktan 5dk
sonra tren gecmiş ötmüş tabiki Of sporlular bu düdüğü bitiş düdüğü sanıp sahayı terk etmişler. Kalan 85 dk boyunca Orduspor gol atamayınca maç 0-0 sona ermiş.
fıkranın devamı

Köyün birinde cuma namazı kılınırken bir köylü camiye gelerek köyü sel basmak üzere oldugunu söyler. Tüm cemaat camiyi bosaltır. İcerde sadece imam kalır. İmama gelmesini söylemisler fakat imam onlara Allah'ın (C.C.) kendisine yardım edicegini söyleyip camiden cıkmamıs. Camiyi yavas yavas sel basmaktadır. İmam minareye cıkar. Köylüler kayıkla gelir kendisini kurtarmak icin fakat o gelmez.daha sonra tekneyle gelirler imam yine allah bana yardım etmek isterler fakat teklifi geri cevirir. Köylüler helikopterle gelirler fakat bizim imam yinede binmez. Sonra imam bogularak ölür.cennet kapısındaki melek:
- Buyrun efendim icerde köskünüz hazır, der. İmam:
- Ben Allah'a (C.C.) kırgınım,bana yardım etmedi, der.
Yukardan bi ses:
- Bir kayık, bir tekne, bir de helikopter gönderdik ya.
fıkranın devamı

Amerika'da kucuk bir kasabada tenha bir pub.. Hayli carpici bir sarisin bara dogru yaklasir ve barmene dogru egilir..
Barmen hemen karsilik verir, o da egilir barin uzerinden sarisina dogru.. Sarisinin hareketleri de, sesi de ic giciklayicidir.. Elini uzatir, parmaklarini barmenin sakallarinin icine sokarken konusur:
"Buranin yoneticisi sen misin?.."
Sarisin, barmenin yuzunu iki eli ile oksarken adam yanit verir..
"Pek sayilmam.."
Kadin ellerini barmenin sakallarindan saclarina kaydirirken gene kisik sesle fisildar:
"Bana yoneticiyi cagirabilir misin hemen, ona soyleyeceklerim var.."
Adamin nefesi kesilir..
"Su anda cagirmama imkan yok.."
Tahrik oldugu artik iyice anlasilmaktadir.. "Bana soyleyin, ben yardim edebilirim belki.."
"Tabii edebilirsin" der, sarisin iyice kisiklastirdigi sesi ile.. Bu sirada parmaklarini barmenin agzina uzatmis, adamin onlari emmesine de izin vermistir..
"Tabii yardim edebilirsin hayatim.. Ona de ki, bayanlar tuvaletinde, tuvalet kagidi kalmamis!.."
fıkranın devamı

Kayseri'ye yeni gelen yabancı, ayakkabısını boyatırken boyacıya takılmış:
- Siz Kayserililer esegi boyayip babaniza satarmissiniz. Nasil yapilir bu is?
Boyaci, firca sallamayi sürdürerek:
- Iste, demis.
- Esegi böyle boyariz!
fıkranın devamı

Temel İngiltere'ye arkadşı dursun un yanına gider. Sabah oluyor dursun işine gidiyor. Temel'de gezmeye çıkıyor. Gidiyor bir büfeye.
- Bana bir M***bora, diyor .. Büfedeki kız :
- M***bora yok, diyor.
Akşama kadar dolaşıyor hiç bir yerde M***bora bulamıyor. akşam durumu dursuna izah ediyor . Dursun'da:
- Temel burda büfelerde kızlar çalışır ve onlarda lazlara gıcık bu yüzden sana M***bora vermediler, diyor. Temel de:
- Vay öylemi ben yarın onlara sorarım, der.
Ertesi sabah temel en yakın büfeye gidip:
- Bana bir M***bora, diyor.
Büfedeki kız da yine:
- M***bora yok, diyor.
Temel hışımla büfenin içine giriyor ve kızı yere yatırıyor .. pantolanunun fermuarını açmaya çalışırken kız yalvrıyor :
- Please no f*ck no f*ck ..
Temel de :
- Ufak mufak ama idare et işte, diyor.
fıkranın devamı

Sabah kahvaltıda kadın;
- Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile, dedi..
- Tabii, hatırlıyorum, dedi adam...
Çıktı, gitti. Öğleye doğru kapı çalındı.. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı... Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa kösedeki pastanenin çırağıydı gelen... Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti. Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı.. Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı..
- Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise.. Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı...
Adam:
- .........Hadi beeeeee.
fıkranın devamı

Dün gece seni o kadar aradım ki, soğuk vücuduma dokunmanı o kadar çok istedim ki yatağa sensiz ve çıplak girmek zorunda kala kaldım nerdeydin benim canım pijamalarım!!!
***
Bu güzellik, bu gülüş, bu zeka, bu akıl hele anlam dolu gözler varya; Tüm güzellikleri bir arada toplamış. Neyse kendimden çok bahsettim senden ne haber?
***
Bir göz gördüm masmavi denizin dibine sinmiş,bir göz gördüm simsiyah gecelerden bezmiş, bir göz gördüm yemyeşil yaprağı ucuna değmiş, bir göz gördüm mosmor üstüne yumruk yemiş :)
***
Ya ben sana çok mesaj yolladım.İnternet parası çok gelecek.Yanlış anlama paranın önemi yok.Önemli olan miktarı:)
***
Birini sevdim araba çarptı birini sevdim kanserden öldü birini sevdim çatıdan düştü bak kızdırma seni de severim ha... :)
***
Sana bi kafa korum, bi de Kamuran Akkor... Hihihi... Bu espriye kim güler? Güler Duman.Sana kim inanir? Kadir İnanır.
***
Yat dedi yattım, aç dedi açtım, aletini çıkarıp soktu. İşini bitirdiğinde kan gelmeye başladı,çok korkmuş ve çok acı çekiyordum.Çünkü ilk kez diş çektiriyordum!!
***
Elleriyle beyaz vücudumu ellediler.Dudaklarıyla emdiler.Ateşiyle yaktılar.Ne suçum vardı.Gül gibi sigaraydım?
***
Onun o sert şeyini elime aldım.Elimle sıktım.Ucunu dudaklarımın ağzına aldım.O eşsiz sıvı bana hayat verdi.Hayatın tadı Coca Cola!!!
fıkranın devamı

Köyün birinde bir çukur varmış ve pekçok kişi içine düşüp yaralanıyormuşköyün ileri gelenlerinden üç kişi toplanmış ve çözüm aramaya başlamışlar.
Birincisi demiş ki:
Çukurun yanında bir ambulans beklesin ve düşenleri hemen hastaneye yetiştirsin
İkincisi...
Çukurun yanına hastane kuralım düşenleri yatiştirmasi vakit almaz
Üçüncüşü...
Kafanız hiç çalışmıyor. Gidelim hastanenin yanında bir çukur açalım.
fıkranın devamı

Hava tasimaciliginin ilk yillarinda insanlar uçaga binmekten
korktuklari için bir türlü istenen yolcu sayisina ulasilamiyormus.
Bir sirketin promosyon sorumlusu uçaklarinda seyahat eden is adamlarina
birer mektup göndererek eger o hafta rezervasyon yaptirirlarsa bundan
sonraki ilk bes seyahatlerinde eslerinden para alinmayacagini bildirmis.
Bunun üzerine epeyce basvuru olmus dogal olarak. Ve is adamlari esleri ile
katilmislar.
Sirket kampanya sona erdikten sonra bu kez is adamlarinin eslerine
birer mektup göndererek seyahatlerinden memnun kalip kalmadiklarini
sormus. Ancak mektup gönderilen kadinlarin %90 nindan su yanit gelmis :
NE SEYAHATI? , NE ZAMANDI ?

fıkranın devamı

Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
"Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
"Henuz degil."
"Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
"Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."
George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.
"Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir. George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh
icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.
"Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
"Evet Bob. Hem de cok."
"Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."

fıkranın devamı

bir gece iki adam barda oturup içiyorlarmış. Daha yeni tanışmışlar. Ama ikiside birbirinden sarhoşmuş. Sohbet ederken biri diyerine demişki;
-şu karşıdaki gökdelenin çatısından atlarsan 14. katında hava akımı vardır durursun demiş. Diğeride tabiki olurmu öyle şey saçmalama demiş. En sonunda 100 dolarına iddiaya girmişler. 1. adam çıkmış atlamış, gerçektende 14. kata gelince pat diye durmuş, bir kuş gibi pervaza konmuş. Diğeri bunu görünce çok şaşırmış bende atlıyım bari demiş ve atlamış ama o durmamış ve yere çakılmış ölmüş. 1. adam içinden keşke 100 doları verdikten sonra yapsaydın bu aptallığı deyip bara geri dönmüş. Olanları gören barmen adama dönmüş ve demişki;
- içince çok adileşiyorsun süpermen.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama