Diğer

loading...

Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....'

fıkranın devamı

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
"Para nerede?"
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti:
- "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş."
Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadi:
- "Şimdi sor bakalım, para nerede."
Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?"
Sağır-dilsiz kan ter içinde, işaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin oldugu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda iki yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hâlâ neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş."
fıkranın devamı

Kilisenin birinde zangoç çanların altında dikiliyormuş.Papaz sinirle zangocun 2m ötesine gelmiş ve
- "Yine kutsal şarabi içtin değil mi?" diye bağırarak sormuş.Zangoç
- "Ya dediğin hiçbir şey duyulmuyor.Bağır bağır!"
demiş yandan yandan bakarak.Papaz iyice sinirlenmiş
- "2 metreden nasıl duyulmuyor?" demiş.Zangoç hala
- "Dediğin duyulmuyor.İstersen sonra konuşalım."
diyormuş.Papaz artık o kadar çok sinirlenmiş ki neredeyse zangocun üzerine üzerine yürüyecekmiş.
- "Nasıl duymuyorsun be adam?"
diye kükremiş.Sonunda zangoç
- "İstersen yer değiştirelim.O zaman belki duyulur."
demiş ve yer eğiştirmişler.Zangoç
- "Simdi sen söyle bakalım.Gecen ay toplanan hayır parasına ne oldu?" diyerek papaza bakmış.Papaz
- "Zangoççum valla sen çok haklisin.Gerçekten de 2 metreden duyulmuyormuş."

fıkranın devamı

Meşhur Yunanlı Hatip Demostenes, bir gün Atina'daki bir toplantıda konuşmak için kürsüye çıktığında, ahali aralarında konuşmayı bırakıp gürültüyü kesmedi.

Bunun üzerine Demostenes halka hitaben şöyle dedi:

"Size yalnızca iki cümlecik söyleyeceğim."

Sözünü tamamlar tamamlamaz da, bir fıkra anlatmaya başladı:

"Vaktiyle bir Atinalı bir yere gitmek için bir eşek kiralamış. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere gideceği için beraberce yola koyulmuşlar. Tam yarı yola geldiklerinde bir sıcak basmış. Dinlenmek için mola vermek zorunda kalmışlar. Fakat ortalıkta hiç gölgelik bir yer yokmuş. Eşeğin asıl sahibi hemen eşeğin gölgesine sığınmış. Bunu gören öteki adam hiddetlenmiş:

'Oraya oturmak benim hakkım' demiş.

'Niçin?'

'Çünkü eşeğini kiraladım ben!...'

'Ama ben eşeğin gölgesini kiraya vermedim ki!'

Derken aralarında muazzam bir kavga çıkmış..."

Demostenes, sözün burasına gelince, hemen kürsüden indi. Halkın:

"Sonra ne olmuş, anlatsana?" diye bağırması üzerine, tekrar kürsüye çıktı:

"Ey ahali," dedi. "Sizin iyiliğiniz için bir lâf edeyim dedim, dinlemediniz. Ama bir eşeğin gölgesini nasıl da merak ediyorsunuz..."

Onun bu sözleri orada bulunanları fena halde utandırdı ve bu sayede Demostenes, kendisini şimdi dikkatle dinleyenlere güzel bir konuşma yaptı...

fıkranın devamı

Üç adam barda oturmuş konuşuyorlarmış.

Birincisi demiş ki, "karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor."

Diğer kisi anlamamışlar. "Ne aldın?" diye sormuşlar.
"Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu." diye cevap vermiş.
İkinci adam demiş li, "Ben de geçen doğum gününde karıma 4 saniyede 0'dan 100'e çıkan bişey almıştım."
Hemen anlamışlar tabi ki: "Heey, yoksa Ferrari mi aldın?"
Adam gülümsemiş: "Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çokyakıştı." demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: "Peki sen ne aldın karına?"
Adam demiş ki: "Ben öyle bişey aldım ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor."
Adamlar şaşırmışlar: "Atıyosun!" demişer, "Öyle bir araba olmaz ki?!"
Adam cevap vermiş:"Araba aldığımı kim söyledi? İşte bunu aldım" demiş ve baskül resmi göstermiş.

fıkranın devamı

Çapkın futbolcu, New York ta dolaşırken gözü tuhaf bir otomatik makinaya ilişir. Makinanın üzerinde garip bir yazı vardır.
"Bu işi karınızdan daha iyi beceririm."
Şaşkın bir durumda makinanın çalışmasını izlemeye koyulur. Adamın biri gelir, pantolonunun önünü açar ve vücudunun altını makinaya iyice yapıştırır, biraz bekler ve memnun, önünü ilikler gider. Çapkın futbolcu yeteri kadar tahrik olmuş durumda makinaya yaraşır, madeni bir doları delikten atar, pantolonunun önünü açar ve biraz önce izlediği adam gibi makinaya yapışır. İşte o zaman korkunç çığlıklar duyulur ve zavallı kendinin makinadan kurtardığı zaman , aletinin üzerinde bir düğme dikilidir.
fıkranın devamı

3 profesör konuşuyorlarmış.Karşılarındaki binaya 2 kişinin girdiğini,3 kişinin çıktığını görmüşler.Bunun üzerine:
Fizikçi:
-Ölçme hassas değildi, demiş.
Biyolog:
-Üremişlerdir.
Matematikçi:
-Binaya bir kişi daha girerse içerdekilerin sayısı SIFIR olur.
fıkranın devamı

Adamın biri kılıbık.Yani 1 kalorilik.Canı kurufasulye ister fakat karısından çekinir.Akşam eve gelince önce karısına onu sinemaya götüreceğini söyler.Bir süre sonra canının kurufasulye çektiğini söyler.Tabi karısı her ne kadar istediği her zaman sinemaya gidebileceğini bilmesine rağmen kocasından teklif gelince memnun olur ve akşam yemeğini onun istediği şekilde hazırlar ve yemeği yerler.Sıra gelir sinemaya gitmeye.Giderler ve yerlerine otururlar.Film başlar.
Kuru adamı sıkıştırır ve adam karısına eğilir:
-Hanım bir kuş uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Hadi uçur bakalım der.Adam "ZOOORT" yapar.Bir süre sonra yine kuru sıkıştırır ve adam biraz sallandıktan sonra karısına eğilir ve:
-Hanım bir kuş daha uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Hadi uçur bakalım der.Adam "ZOOORT" yapar.Filmin yarısına gelindiğinde kuru yine sıkıştırır.Adam biraz sabreder fakat nafile. Karısına eğilir ve:
-Hanım son bir kuş daha uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Neyse hadi uçur bakalım der.Bu esnada arkadaki adam elini adamın omzuna koyar ve şöyle der:
-Eğer bir kuş daha uçur, anam avradım olsun yuvasını dağıtmazsam.!
fıkranın devamı

Üç adam barda oturmuş konuşuyorlarmış.
Birincisi demiş ki,
- "Karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan
100'e çıkıyor."
Diğerleri anlamamışlar.
- "Ne aldın?"
diye sormuşlar.
- "Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu."
diye cevap vermiş.
İkinci adam demiş ki,
- "Ben de geçen doğum gününde karıma 4 saniyede
0'dan 100'e çıkan bişey almıştım."
Hemen anlamışlar tabii ki:
- "Heey, yoksa Ferrari mi aldın?"
Adam gülümsemiş:
- "Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona
çok yakıştı."
demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar:
- "Peki sen ne aldın karına?"
Adam demiş ki:
- "Ben öyle bişey aldım ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e
çıkıyor."
Adamlar şaşırmışlar:
- "Atıyosun!"
demişler,
- "Öyle bir araba olmaz ki?!"
- "Araba aldığımı kim söyledi"
demiş adam. Diğerleri:
- "ne aldın peki?"
- "BASKÜL"

fıkranın devamı

Genç işadamı uçağa binmek üzere havaalanına geldi ve bilet denetimi yapılan masaya giderek elindeki valizleri teslim etti. "Biletimden anlayacağınız gibi, New York'a gidiyorum" dedi. Sonra da, valizlerini göstererek sözüne devam etti: "Ancak verdiğim yeşil valizini Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum." Görevli bayan, adama şaşkınlıkla cevap verdi: "Özür dilerim efendim ama, bunu yapmamız mümkün değil." Genç adam gülümseyerek: "Bunu duyduğuma çok sevindim" dedi. "Geçen sene yapmışsınız da!"
fıkranın devamı

Bir şehirde yarışma düzenlenecekmiş. Yarışmanın şartları:
1 kutu müsil hapı içip 100.cü kata s*çmadan çıkabilme. Kazanana yüklü para ödülü verilecekmiş.
Yarışma başlamış kimisi 1.katta,kimisi 5.kimisi 10. derken son yarışmacı hapları içip başlamış çıkmaya 30.katta sıkışmış koridorda bir sarhoş görmüş hemen donunu kendine doğru çekerek içine doldurmuş tekrar devam etmiş 70.katta tekrar sıkışmış orada bir kapıdan içeri girmiş kundağa sarılı bir bebek yatıyor kundağı açıp içine doldurmuş tekrar devam etmiş 99.kata gelmiş sıkışmış gene bir kapıyı zorlamış içerde masanın üstünde bir rahibe elbisesi hemen içine doldurup camdan aşağıya atmış ve yüzüncü kata çıkıp yarışmayı kazanır. Para ödülünü aldıktan sonra 5 yıldızlı bir otele tatile gider. Güneşlenirken gazetelere göz gezdirirken haberleri okur. Dünyada ilk defa bir sarhoş donu ile kilodu arasına s*çmayı başardı. İki kiloluk bir bebek 3 kilo b*k s*çtı.99.kattan atlayan rahibe b*k oldu.
fıkranın devamı

40 yaşlarındaki kadın kalp krizi nedeniyle hastaneye yatırılmıştı.Kendinden geçmis durumdaydı. Doktorlar kurtarmak için çilgınlar gibi uğraşıyordu..Tam bu sırada Tanrı kadına göründü.
-"Yanına geliyorum Tanrım," diye inledi kadın.
-"Hayır," diye cevap geldi yücelerden,"daha önünde 35 yıl, 2 ay, 8 gün var..."
Kadın nihayet kendine gelmişti. Doktorlar mutluydu. Kadın daha da mutluydu.
Biraz iyileşince kesenin ağzını açtı.
Yüzünü gerdirdi.Liposuction yaptırdı.Göğüserini silikonla dikleşirildi.Kadının ısrarlarına dayanamayan hastane yönetimi bir kuaförün gelip saçlarını platine boyamasına izin vermişti.Artık bomba gibiydi kadın. Kendini çok iyi hissediyordu.
Hayatının kalan bölümünü mutlu bir biçimde geçirmeye hazırdı.Nihayet taburcu oldu.
Dışarıya çıkıp temiz havayı içine çekti.
Taksiye binmek üzere caddenin karşısına geçerken bir ambulans çarptı kadına.
Vahimdi durumu. Derin karanlığa doğru kayarken sordu:
-"Ulu Tanrım, sen her şeyi daha iyi bilirsin, ama hani önümde daha 35 yıl vardı?"
Tanrı'nin cevabı şöyle oldu:
-"Tanıyamadım..."


fıkranın devamı

Çok iyi giyimli bir iş adamı Vatikan'a gelir papayla görüşmek istediğini söyler. Kendisini bir Kardinal'e götürürler. Adam ısrar eder.
- Sizinle değil, doğrudan Papa ile ve yalnız görüşmek istiyorum.
Sonunda adamı Papa'nın huzuruna çıkarırlar. Ama adamın ne istediğini merak eden Kardinaller kapının dışında kulak kesilmiş içeriyi dinlemektedirler.
İçeride sesler yukselmiştir.
Adam :
- 1 milyar dolar.
Papa :
- Olmaz
- 2 milyar dolar.
- Hayır.
- 5 milyar dolar.
- Hayır.
Adam kapıyı çarpar, hışımla uzaklaşırken Kardinaller içeri koşuşur.
- Sayın Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Düşünün bu para ile kaç katedral, kaç kilise yapılır, dünya üzerine kaç misyoner gönderilirdi. Parayı niçin kabul etmediniz ?
- Ne yani ? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mı deseydik ?
fıkranın devamı

FBI eleman alımı için duyuru yapar. Üç kişi başvurur. FBI binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır... İlk adam içeri alınır ve şu sorular sorulur:
- Karını seviyor musun?
- Evet, efendim.
- Ülkeni seviyor musun?
- Evet, efendim.
- Pekalâ, biz karını da getirdik. Şu an yan odada, der ve masanın üzerine bir tabanca koyar.
- Şimdi odaya gir ve karını öldür!
Adam silahı alır yan odaya geçer. 5 dakika hiç ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri döner. Kravatı gevşemiş, ter içinde kalmıştır.
- Yapamıyacağım efendim, der ve orayı terk eder.
İkinci adam içeri alınır. Aynı sorular sorulur. Aynı yanıtlar... Ve ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam yapamayacağını söyler ve ayrılır. Son adam girer. Aynı sorular. Aynı cevaplar... Ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam içeri girer. 5-10 saniye sonra içerden silah sesleri gelmeye başlar. BAM, BAM, BAM, BAM, BAM, BAM .... Derken kısa bir sessizlik ve ardından gürültülü bir cam kırılması duyulur. Adam geri döner, biraz terlemiştir. FBI personeli sorar:
- Ne oldu?
Adam cevaplar:
- Efendim bana verdiğiniz silah kurusıkı çıktı, o yüzden onu pencerden aşağıya atmak zorunda kaldım...
fıkranın devamı

Kekeme arkadaş yolda giderken bi arkadaşına rastlar
Arkadaşı:
-Eeee nerden böyle
Kekeme:
-Ra ra raadyo a a ajansından
Arkadaşı:
-Ne yaptın orda
Kekeme:
-Yaa bı bı bırak ya bi kı kı kravat takmadık diye almadılar.
fıkranın devamı

Uzun cabalar sonucunda Alman vatandasligina kabul edilen genc,
babasina surpriz yapmak icin sevinc icinde eve kosmus:
- Babaaa, bak Alman vatandasiyim artik...
Birinci kusak milliyetcilerden olan baba cok sinirlenir:
- Ulan soysuz, hangi yuzle gider de Alman vatandasi olursun, diye
gurlerken oglunun suratina bir de Osmanli tokadi askeder... Kosa kosa geri donen oglan bir yandan da soyle soyleniyormus:
- Su hale bak yaa, Alman vatandasi olali bir saat gecmedi Turklerle basim belaya girdi...




fıkranın devamı

Adamin biri ismini degistirmek icin konsolosluga basvurur. Masa basindaki memur sorar:
- Adiniz beyefendi?
Adam:
- Erkeklerden hoslanan delikanli.
Memur:
- Isminiz ne olsun?
Adam:
- TOP
fıkranın devamı

Birgün Viyana´da bir Avusturya´lı arkadaşım bir Türk`ün arabasına binmiş. Yolda ilerlemeye başlamışlar. Lambalara gelince ışık kırmızı olmasına rağmen bizim Türk gaza basıp geçmiş. Avusturya`lı şaşkın bir edayla :
- Kırmızı ışıkta niye geçtin.
Bizimki kendinden emin bir ifadeyle:
- Ben Türk´üm.
Yola devam etmişler ve karşılarına yine kırmızı ışık gelmiş, durmaksızın devam etmiş. Avusturya`lı birazda alaylı bir ifadeyle:
- Niye kırmızıda geçtin. Bizimki aynı emin ifadelerle:
- Ben Türk`üm.
Yola devam etmişler, epeyce bir yol aldıktan sonra yine lambalara yaklaşmışlar, ve ışıklarda yeşilmiş. Bizim şöför durmuş. Avusturya`lı arkadaşı:
- Yahu niye durdun, devam etsene. Bizim Türk korkak bir sesle:
Bir TÜRK GEÇEBİLİR!!!
fıkranın devamı

Kari koca bir barda oturuyorlar önlerindeki içkileri yudumlarken
bardan içeri hos bir hatun girer.
Bizimkilerin yanina yaklasip adama sarilarak yanagindan
öper. Yanyndaki karisina aldirmadan:
- Nasilsin hayatim, epey oldu görüsemedik...
Diyerek ileride bir masaya gidip oturur. Adamin karisi saskindir,
dayanamayarak kocasina sorar.
- Kim bu kadin?
Adam sakin bir sesle yanitlar:
- Metresim!
Kadin yaniti duyunca çildirir:
- Ne! Derhal bosaniyoruz! Sen ne serefsiz adammissin.
Bir de utanmadan metresim diyorsun. Her sey bitti hemen bosaniyoruz!
Adam gayet sakin siralamaya baslar:
- Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki
daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yati, altindaki son model
jeeple spor arabayi, bütün bunlari birakip benden ayrilmak mi
istiyorsun?
Kadin sakinlesir ve çevresine bakmaya baslar. Biraz
ileride bir çift dikkatini çeker, kocasina sorar:
- Surada oturan bizim Suat degil mi?
Kocasi yanitlar:
- Evet
- Peki yanindaki kim?
Kocasi gayet sogukkanli:
- Metresi...
Kadin bir duralar hemen arkasindan yapistirir:
- Aaaa! Bizimkisi daha güzel valla!..

fıkranın devamı

Bilim adamları, birgün mağarada yaşı 1.582.903 olan bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını sınamak amacıyla kullanma kararı alırlar. Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı çıkıp derler ki;
- Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000 arasında...
Daha sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havalı şekilde çıkarlar:
- Bufosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000 arasında, derler...
Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2 gün kalırlar. 49. saatte çıkar derler ki;
- Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasında...
En son olarak bizim MİT girer. Aradan bir hafta geçer mağaradan ses yok, 1 ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın dışında bekleşen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çıkar dışarıya... Yaka paça dağılmış gömleğin yarısı dışarıda... Sigarası için bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada gazeteciler heyecanla;
- İçeride çalışmalar nasıl efendim? Fosilin yaşını bulabildiniz mi?
Bizimki sigaradan bir fırt çeker ve;
- Fosilin yaşı tam olarak 1.582.903, der.
Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla sorarlar:
- Nasıl başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl tahmin ettiniz?
Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki;
- Zor oldu ama "Konuşturduk p***vengi"
fıkranın devamı

Adamın biri hacca gitmeye karar vermiş. Konuyu evde açmış açar açmaz kayın validesi:
- Bende gitmek istiyorum, demiş.
Kayın valide giderde anne dururmu o da gitmeye karar vermiş. Eşini kimse durduramamış oda gidecekmiş. Bunlar haca gidip günahlarını söylemeye başlamış.Kayın validesi:
- Allahım beni affet kocamı birkere aldattım, demiş. Adam:
- Görüyomusun kaynanayı, demiş. Az sonra annesi girmiş.:
-Allahım beni affet kocamı bir kere aldattım demiş. Adam şaşkın annesinden hiç beklemez. Sıra karısına gelmiş :
-Allahım beni affet kocamı bir kere aldattım, demiş. Adam sinirlenmiş. Sıra ona gelmiş:
-Allahım beni affet bu üç o***puyu buraya getirdiğim için, demiş.
fıkranın devamı

Adamın biri bir trafik kazası sonucu p**isini kaybeder ve doktora gider doktara durumunu anlatır ve doktor durumu gözden geçirdikten sonra hastaya takma p**isin takıp ta**aklarına da d*l yerine süt dollurur. Adam eve gider karısı ile bir birliktelik yaşar ve karısı hamile kalır. Aradan 9 ay geçer ve karısının sancıları artar adam karısını doğuma götürür doğum başarılı bir şekilde yapıldıktan sonra doktor sevinçli bir şekilde adama
- Gözünüz aydın 4 kılo 300 gram peyniriniz oldu, der
fıkranın devamı

Kadının biri kocasını aldatıyordu tam bu sırada kocası geldi eve adam hemen dolaba saklandı. Çocuk bu sırada dolapta oyun oynuyordu. Adama:
- Amcacım benim bir oyuncak maymunum var ve sen bunu 20 dolara alacaksın, dedi. Adam:
- S**tirlan ne maymunu bu 20 dolar, dedi. Çocuk:
- Bak dolaptan çıkarım, dedi.
Neyse adam 20 dolar verip maymunu aldı. 10 dk sonra çocuk tekrar:
- Amcacımm o maymunu geri vercereksin, dedi.
Adam bi küfür daha etti çocuk tekrar:
- Bak çıkarım ha, diye tehdit etti.
Neyse bu alış - veriş 3-4 defa daha tekrarladı. Ertesi gün çocuk o parayla gidip bi bisiklet almış annesi:
- Oglum nerden buldun bisikleti, diyince cocuk:
- Anne yolda para buldum aldım, demiş. Annesi:
- Git çabuk o bisikleti aldığın yere ver ve papaz efendiye git olanları anlat günah çıkar, demiş.
Çocuk kiliseye gitmis perdenin arkasından başlamıs anlatmaya tam demis ki:
- Amcağım benim bir maymunum var, diye.
Cumleyi bitirmeden içerden çok sinirli bir ses:
- Lan s****r giiiiiiiiiiiiit demiş.
fıkranın devamı

Bir gün erkeklerle kadınlar bir cafede oturuyorlarmış.
Erkekler demiş:
- Biz kahve içeceğiz.
Bayanlar demiş:
- Biz süt içeceğiz.
Aralarında böylece tartışma başlamış. Aralarından biri demiş ki
- İçeri ilk gelen erkek ise hepimiz kahve içeceğiz. Eğer kadın gelirse süt içeceğiz.
Biraz beklemişler kapıdan bir gölge belirmiş. Fatih Ürek'in geldiğini görünce hepsi sütlü kahve içmişler.
fıkranın devamı

Mahallenin bir tanesinde sık sık araba teypleri çalınıyormuş. Adamın biri de arabasına, "Araba teybi yok, boşuna uğraşmayın." diye yazı yazmış. Sabah bir de baksa araba yok ve arabanın durduğu yerde bir kağıt; "Üzülme ben taktırırım."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama