Diğer

loading...

Okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı:
- Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
- Hayır düşmedim. Arkadaşım Orhan'la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim! Annesi yatıştırmaya çalıştı:
- Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?
- Olur anneciğim, barışırız. Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.
Annesi merakla sordu:
- Yine ne oldu?
- Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
fıkranın devamı

Çoban´ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.
- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?
Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış,
- Tamam
diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,
- Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş. Çoban
- Doğru
diye cevap vermiş,
- Koyununu alabilirsin.
Genç adam koyunu almış ve jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş,
- Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin?
diye sormuş. Adam,
- Evet neden olmasın
diye yanıtlamış.
- Sen Dunya Bankasi´nda Danışmansın
demiş çoban. Adam sormuş,
- Nasıl oldu da bildin?.
Çoban
- Çok basit
diye cevap vermiş.
- Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!

fıkranın devamı

Ahmet kahveye girmiş ve bağırmış:
- Heeeeeeeyt varmı lan bana yan bakan, diye.
Adamın birisi kalkmış
- Var lan, demiş.
Ahmet adamın yanına gelmiş ve elini adamın omuzuna atmış ve yine bağırmış,
- Heeeeeeeyt varmı lan bize yan bakan.....
fıkranın devamı

Adamın biri yolculuk yapmak üzere trene biner.Kompartımana girdiğinde içeride hamile bir bayanın oturduğunu görür.
Kadının karşısına geçer ve oturur,aradan belli bir zaman geçer adam tam sigara yakacakken;
Kadın:
- aa şey o sigarayı yakmasanız (karnını işaret ederek) benim için değil küçük için
der. Adam sigarayı yakmaktan vazgeçer belli bir süre sonra tam camı açacak kadın:
- aaa lütfen camı açmasanız hani benim için değil (yine işaretini yapar ) küçük için
der. Adam camı açmaktanda vazgeçer ama ufaktanda sinirlenmeye başlar. Birsüre sonra adam yemek yiyecek bizim hatun yine atılır.
- Lütfen yemeseniz olmaz mı benim için değil küçük için
adam bunada ya sabır çeker ve yemekten vazgeçer.
Aradan bi süre daha geçer kadın bacak bacak üstüne atmaya çalışırken bir yerleri gözükür ve Adamda:
- Hanımefendi biraz daha dikkatli otursanız (şeyini işaret ederek) benim için değil küçük için küçük...
fıkranın devamı

Kadının biri eczaneden içeri hışımla dalar ve eczacıdan bir şişe arsenik ister. Eczacı, kadına arsenikle ne yapacağını sorar ve kadın ;

- "Kocamı öldüreceğim"

diye cevap verir.

Eczacı;

- "Kusura bakmayın ama size bu sebeple arsenik satmam olanaksız"

der.

Bunun üzerine kadın çantasına uzanır ve içinden kocasıyla eczacının karısının yatakta çekilmiş fotoğrafını çıkarır. Eczacı fotoğrafa bakar ve;

- "Reçeteniz olduğunu neden daha once söylemediniz!!!"

fıkranın devamı

Adamın birisi eve geldiğinde karısının kolunda çok pahalı altın bir saat görünce şok olur ve onu nereden aldığını sorar. Karısı:
- Komşumuz Celal beyden aldım
der. Adamda:
- Sana bedavaya bu kadar pahalı saati nasıl verdi
deyince kadın:
- Ne bedeavası canım bende ona tam 6 saat verdim
der.
fıkranın devamı

Dünyanın en ünlü bira fabrikalarının patronları toplantının yapıldığı otelin barına ugramis... Corona nın patronu gelmiş, barmene seslenmiş :
- Çek bir Corona!..
Bir süre sonra Budweiser in patronu bara yanaşmış :
- Ver bir Bud!..
Miller in patronu bara oturmuş :
- Miller!..
Ardından Efes Pilsen in patronu bara gelmiş :
- Bir CocaCola lütfen...
Diğer patronlar kendisine hayret dolu gözlerle baktığında su cevap gelmiş :
- Madem hiçbiriniz bira içmiyorsunuz,katılayım dedim...

fıkranın devamı

Kovboy hışımla bardan içeri girer ve:
- Benim atımı kim boyadıysa ayağa kalksın
der. En arkadan zebellah gibi bir kovboy kalkar:
- Ben boyadım ne olacak?
der. Bizimki:
- Hiç, ikinci katı ne zaman atacaksın diye soracaktım
der.
fıkranın devamı

Köye tayin olan cami imamı kadınlara düşkünlüğü ile hemen tanınır. Amacı öncelikle muhtarın şuh karısını becermektir, ama ne yaptıysa bir türlü başaramaz. Sonunda muhtarın karısının da hoşuna gider bu durum yardımcı olur imama, derki:
- Yarın tarlaya gideceğiz sen akşam vakti oralarda ol ben dönüşte traktörün ön koltuklarına torba yüklerim benim bey seni camiye yetişsin diye mutlaka alır sende ön tarafın dolu olduğunu söyleyip remorka binersin köye varana kadar birlikte oluruz.
Bu teklif imamın çok hoşuna gider, akşamüstü tarla civarındadır.
Dönüşte muhtar görür imamı karısının düşündüğü gibi alır remorka 'Hoca adam becerecek değil ya' düşüncesiyle. Ama içine kurt düşer ya becerirse.... ya becerirse diye düşünürken traktörü devirir, lastiklerin altında kalır ayakları. Köylü olayı uzaktan görür koşar yardıma. Muhtarı kurtarırlar acı içinde kıvranan muhtarın birden aklına remorktaki karısı ile imam gelir. Yardıma gelenlere:
- Arkada hatun ile imam efendi vardı ses soluk çıkmıyor bir bakın der. Römorkun arkasına gelen gruba iş üstünde yakalanan imam pişkin pişkin:
- Rabbim korudu.... ya gözüne kulağına filan gitseydi...

fıkranın devamı

Kadının biri kocasını aldatmaya karar verir ve köyün imamına bunun cezasının cehennemde ne kadar olucağını sormaya gider..

-İmam efendi anlatmaya başlar işte kızım köyün muhtarıyla kocanı aldatırsan altı ay öğretmeniyle yaparsan bir yıl bekçi ile yaparsan iki yıl...

-Kadın dayanamayıp sorar peki imam efendi ya köyün imamıyla aldatırsam cezası nekadardır?

-İmam gevrek gevrek gülerek seni gidi kafir seni der cennette gözün var demi...
fıkranın devamı

Bir anne ile kızı geziyormuş, bir mağzaya girmişler, mağza büyük ama çok az eşya varmış, ses yankı yapıyormuş .Annesi sorumluyla konuşuyormuş kız:
- anne çok sıkıştım demiş.anne:
- bekle işim var demiş.Kız o anda çıkartmış ses yankı yapmış müşteriler kaçmış.
annesi kızına vurmuş:
- niye yaptın demiş.kız:
- anne benle ilgilenen yoktu sen sohbetine devam et bende şunu bitiricem.

fıkranın devamı

Uçağın havalanmasını beklerken adamın yanında oturan diğer yolcu, adama dönmüş ve:
- Biliyor musunuz, bir yerde okumuştum eğer yolculuk esnasında yanınızdaki ile sohbet ederseniz, seyahat süresi daha kısa geliyormuş insana.
Kucağındaki kitabı okumak üzere yeni açmış adam, kitabı yavaşça Kapatmış ve adama;
- Hangi konuda sohbet etmek istersiniz?
- Bilmem ki, nükleer enerji konusunda konuşmak ister misiniz?
- Olabilir,bu ilginç bir konu olabilir ancak nükleer enerji konusuna girmeden önce size başka bir soru sorayım. Bir at, bir inek ve bir keçi, üçü de ot yiyerek beslenmelerine rağmen, keçi misket şeklinde, inek sıvı şeklinde, at ise kurutulmuş ot şeklinde dışkılar. Sizce neden?
Sohbet etmek isteyen adam, hayretle bakmış;
- Hiçbir şey aklıma gelmiyor, bilmiyorum.
Kitabını okumak isteyen adam;
- Hiç bir b.k hakkında bilgin yoksa ne demeye nükleer enerji konusunda sohbet etmek istedin.

fıkranın devamı

Bir hacı kafiilesi Erzurum'dan çıkmış yola bi köyde mola vermişler.Bu köyde imam yokmuş.Köylüler sormuş:
-İmam olmak isteyen var mı?
Akıllı bir Erzurum'lu tamam demiş. Bi cuma günü cenaze namazı var.Bizim Erzurum'lu cenaze namazını bilmiyor.Erzurum'lu başlamış okumaya:
-Erzurum'dan çıktık yola bu köyde verdik mola 400 koyun verecekler bana.
Bir daha tekrarlamış. Köyün büyükleri:
-Bizim hoca hiç böyle okumazdı.
Deyip Din'le uğraşan adama söylemişler adam:
-Ben bi dinliyim öyle kara veririm demiş.Bi cuma günü cenaza namazında bizim hoca başlamış:
-Erzurum'dan çıktık yola bu köyde verdik mola 400 koyun verecekler bana arkadan bi öhö öhö diye bi ses gelince adam anlamış duayı bilen bilen birinin olduğunu tekrar başlamış duaya:
-Erzurum'dan çıktık yola bu köyde verdik mola 400 koyun verecekler bana yarısı sana yarısı bana.Namazdan sonra sormuşlar dinle uğraşan adama adam
-Önce hata yaptı ama tekrarını doğru okudu demiş.
fıkranın devamı

Gecen hafta bir aksam arkadaslarla yemege gittik. Lokantada siparisimizi alan garsonun, gomlek cebinde bir kasık tasidigini
farkettim. Once biraz garip geldi, ama fazla dikkat etmedim. Daha sonra,masaya su ve catal kasık getiren kominin de cebinde bir
kasık tasidigini gordum. Salona baktigimda tum garsonlarin cebinde birer kasık tasidigini anladim. Siparislerimizi kontrol etmeye
gelen garsona:
-"Neden kasık?"
diye sordum.
-"Soyle anlatayim," diyerek soze basladi,
-"lokantanin sahipleri Andersen Danismanlik"tan, yaptigimiz islerle ilgili danismanlik aldilar. Aylar suren istatistiksel analizlerden
sonra musterilerin kasıklarini, catal bicaklara oranla %74 daha sık dusurdugune karar verildi. Bu durumda, masa basina saatte
dusen kasık adedinin uc oldugunu gorduler. Garsonlarimizin bu duruma karsi hazirlikli olmalariyla, mutfaga gidip gelmelerden
yapacagimiz tasarruf, vardiya basina saatte bir bucuk adam ediyor."
Konusmamiz bittiginde arka masadan metalik bir ses duydum. O anda garson, yere dusen kasık yerine cebindekini koyarken
-"bir dahaki mutfaga gidisimde yeni bir kasık alacagim, boylece fazladan mutfaga gidip gelmeme gerek kalmiyor,"
dedi. Etkilenmistim;
garson masadaki diger siparislerle ilgilenirken ben de cevremi incelemeye koyuldum. Bu sefer dikkatimi baska bir sey cekti.
Garsonlarin tumumunun fermuarlarindan disari incecik ipler sarkiyordu.
Merakima yenik dusup garson uzaklasmadan sordum:
-"Ozur dilerim, suradan sallanan ip ne isinize yariyor, soyler misiniz?"
-"Tabii ki!"
diye yanitladi, sesini alcaltarak.
-"Herkes sizin gibi iyi bir gozlemci degil. Bu bahsettigim danismanlik firmasi tuvaletlerde de zaman kazanabilecegimizi kesfetti."
-"Nasil yani?"
-"Bakin,"
diye devam etti,
-"ipin ucunu ...seyimize...bagladigimiz zaman pisuar onunde elimizi degdirmeden disari cekebiliyoruz,
boylece elimizi yikamaya gerek kalmadigi icin tuvalette harcadigimiz sureyi %76 oraninda azaltmis oluyoruz."
-"Tamam, mantikli... ama bu ip disari cikmasina yardimci oluyor da, geriye nasil sokuyorsunuz?"
-"Sey,"
diye fisildadi, sesini iyice alcaltarak,
-"Baskalarini bilmiyorum ama ben kasigi kullaniyorum."

fıkranın devamı

Afrika yolculuğundan dönen bayan, arkadaşına anlatıyormuş:
- Sorma şekerim... Ormanda gezerken yamyamlar beni yakalamaz mı!
- Deme! Vallahi ölürüm! Sonra ne yaptılar?
- Reislerine götürdüler. Reis bana "Ya kazana girmeyi kabul edersin, ya benimle yatmayı." dedi. Ne yapayım? Ben de çorba olmaktansa yatmayı tercih ettim.
- Kim bilir ne acı çekmişsindir.
- Çekmez olur muyum şekerim. Herifin yatağı öyle rahatsızdı ki..

fıkranın devamı

Bush öğrencilerle sohpet amacıyla bir lisye gitmiş.Girdiği sınıftan Boby söz almış ve;
-Size 3 soru soracağım:
1-Daha az oy almanıza rağmen nasıl Başkan oldunuz?
2-Hiroşamaya atılan atom bombası tarihin en büyük terör eylemi değil mi
3-Bu sıralar neden sebebsiz yere Irak'a saldırmaya çalışıyorsunuz.
Boby sorlularını bitirir bitirmez zil çalar ve tüm öğrenciler teneffüse çıkar.Teneffüs bitip derse geri dönülünce bu sefer Tommy söz alır ve
-Sayın Başkan siz 5 soru soracağım der.
1-Daha az oy almanıza rağmen nasıl Başkan oldunuz?
2-Hiroşamaya atılan atom bombası tarihin en büyük terör eylemi değil mi
3-Bu sıralar neden sebebsiz yere Irak'a saldırmaya çalışıyorsunuz
4-Neden teneffüs zili her zamankinden yarım saat önce çaldı
5-BOBY NEREDE???
fıkranın devamı

Amerika da bir süper markette, müşteri yarım kivi satın almak istiyor.Tezgahtar bunun mümkün olmadığını söylüyor. Kavga çıkıyor.Tezgahtar koşa koşa müdüre çıkıyor:
- "Efendim, hayvanin biri yarim kivi almak istiyor", der demez söyle bir arkasına dönünce ne görsün!!Müşteri birlikte gelmiş, ensesinde duruyor... Tezgahtar hemen müşteriyi işaret ediyor:
-"Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor, efendim..." Mudur durumu anlıyor, adama yarim kiviyi mecburen verip gönderiyorlar. Mudur bir saat sonra tezgahtarı çağırtıyor:
-"Tebrik ederim, çok zeki davrandın, iyi idare ettin, nerelisin sen?
-" Brezilyalıyım efendim..."
-"Amerika'ya niye geldin?"
-"Brezilya cazip bir yer değil efendim,orada insanlar ya orospu, ya da futbolcu..."
-"Biliyor musun benim karim da Brezilyalı..."
-"Yaa öyle mi, acaba kariniz hangi takımda futbol oynuyordu?

fıkranın devamı

Trakya'dan yaslı bir amca eseginin üzerinde karayolunda seyretmektedir.
Bunu gören trafik polisleri amcaya takilmak isterler ve durdururlar.
Polis:
- Be amca, necin dakman golani? (Golan:Emniyet kemeri)
Amca:
- Dakmam be iste!
Polis:
- E bak gordun mu, simdi ceza keseceyik.
Amca:
- Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele isim var.
Polis:
- Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam esege mi?..
Amca:
- ???
Polis:
- Yani cezayi sana yazarsak 5 milyon ödeycen, esege 3 milyon ödeycen.
Amca:
- Bana kes o zaman.
Polis:
- Neden sana keseyoz amca?
Amca:
- Onun sicili temiz ossun trafik polisi yapcez onu!

fıkranın devamı

Bir yıldır hiç konusmadığı karısından ayrılmak isteyen adama hakim sorar:
-Neden karına bir yıldır tek bir söz bile söylemedin?
- Lafını kesmek istemedim, hakim bey !..

fıkranın devamı

Cebinde meteliği yoktu. Bir lokantanın önünde durdu, gözü vitrinde bir levhaya takıldı: "Girin ve istediğinizi yiyin. Hesabınızı torununuz ödesin." Adam, "tam bana göre", diye mırıldanarak içeri daldı. Havyar, ıstakoz, karides, kuzu pirzolası... Doyduğu halde ne varsa söyledi. Yemeği bitirince, çıkmak üzere hazırlandı. Fakat garson yetişip, hesap pusulasını burnuna dayamasın mı? Hem de tuzlu bir hesap... "Ama", diye derhal itiraz etti bizimki tabii. "Kapıda hesabınızı torununuz ödesin diye yazmıyor mu?" Garson gayet nazik cevap verdi: "Yazıyor tabi efendim. Ama bu size takdim ettiğim hesap, sizin büyükbabanızın."


fıkranın devamı

Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve girdiğini duyar. - Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran. Bu arada adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe pudrası serper. - Sakın kımıldama ve heykelmişsin gibi davran! ... - "Bu nedir, hayatım?" diye sorar kocası kapıdan girer girmez. - O mu? Sadece bir heykel. Smith'ler yatak odaları için bir tane almışlardı. O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım... O gece heykel hakkında konuşulmaz; hatta herkes yatana kadar. Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfağa gider, bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile geri döner. - "Al bakalım" der, "bir şeyler ye. Ben 3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemişti."


fıkranın devamı

Yıllarca, iki kahraman heykeli; biri erkek, biri dişi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmış, ta ki bir gün bir melek cennetten gelene kadar... - "Sizler iyi ve örnek birer heykel oldunuz, bu yüzden ben de size özel bir hediye vereceğim. Yarım saat için sizi canlandıracağım, siz de bu süre içinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demiş. Ve melek ellerini çırpar çırpmaz heykeller canlanmış, birbirlerine biraz utanarak yaklaşmışlar, ama sonra hızla parktaki çalılıkların arkasına koşmuşlar. Kısa bir süre sonra çalılıkların arkasından kikirdeşmeler, kahkahalar duyulmuş, çalılar sallanmış. Onbeş dakika sonra, çalılıklardan çıkmışlar, ikisinin de yüzünde geniş bir tebessüm varmış. - "Onbeş dakikaniz daha var!" demiş melek, gözlerini anlamlı anlamlı kırparak... Dişi heykelin yüzündeki tebessüm biraz daha yayılmış ve erkek heykele dönmüş: - "Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut, ben pisliyim kafasına!"


fıkranın devamı

İsrailli güzel casus Suriye'den dönüp İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - Hafız Esad'ın son saldırı planını gece masasından çaldım. Üstelik, bununla kalmayıp oğlunu da hapsettim. Generaller sevinçle haykırırlar: - Harika, oğlunu hemen bize ver, sorguya çekelim. Güzel casus üzgün bir yüzle cevaplar: - İşte bu hemen olmaz, dokuz ay beklememiz lazım...


fıkranın devamı

üç adam ölür ve cennete giderler. sorgu meleği birincisine sorar, "seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: karına karşı sadık oldun mu?" adam yanıtlar; "evet, asla bir başka kadına bakmadım." sorgu meleği, "suradaki rolls-royce'u görüyor musun? o senindir. cennetteyken kullanabilirsin.." sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." bunun üzerine sorgu meleği, "şuradaki mercedes'i görüyor musun? cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "karını hiç aldattın mı?" adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. üzgünüm." sorgu meleği; "ehh" der, "ama temelde iyi bir adamsın. şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? cennette onu kullanacaksın." bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın rolls-royce'unu görürler. bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "cennettesin, altında bir rolls-royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "bugün karımı gördüm!" der birinci adam. diğerleri; "aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. adam içini çekerek konuşur, "kaykay'la dolaşıyordu..."
fıkranın devamı

Kadının evinde cam kırılmıştı. Camcıyı aradı ve sipariş verdi. Yarım saat sonra zil çaldı. Kadın megafondan seslendi:

- Kim o?

- Camcı bea..

Kadın kapıyı açtı ve camın takılacağı yeri gösterdi. Beş dakika sonra yine zil çaldı.

- Kim o?

- Camcı bea..

- Yanlışlık var. Az önce bir camcı gelmişti.

- Düştük bea..

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama