Diğer

loading...

Antikacı dükkanına giren adam,hiddetle bağırdı:
bana gerçek fildişi diye sattığınız biblo,meğer fildişi değilmiş,sahteymiş!..
antikacı hiddetli müşteriyi dinledikten sonra sakince cevap verdi:
olamaz efendim,dedi.Çünkü bizim biblolarımızın,hepsi gerçek fildişidir.Haa,ama fil takma diş takıyorsa onu bilemem.
fıkranın devamı

İki eski arkadaş seneler sonra yolda karşılaşırlar. Eski günleri andıktan sonra biri diğerine sorar.
-Yahu senin benimkiyle yaşıt bir kızın vardı, o ne yapıyor şimdi?
Adam da övgüyle kızını anlatmaya başlar:
- Sorma, bizimki liseyi zorla bitirdi sınavı kazanamadı ama özel bir şirkette sekreter olarak çalışmaya başladı. Kısa sürede patronun gözüne girdi, özel sekreter oldu. Patron nereye gitse onu da beraber götürüyor. Kürkler, pırlantalar hediye ediyor. Yurt dışına bile beraber gidiyorlar. Hatta yakında kızıma bir araba bile alacak. Eeee senin kız ne yapıyor?
Diğer baba biraz düşünmüş ve biraz mahcup cevaplamış:
- Sorma, benimki de orospu oldu ama ben senin gibi güzel anlatamıyorum.

fıkranın devamı

Kilisede dugunun baslamasina cok az zaman var. Damat rahibin yanina yaklasip fisildar:

- 'Bakin. Size verecegim $100 karsiliginda evlilik yeminimizde birtakim degisiklikler yapmanizi istiyorum.. Hani su bana soracaginiz

'Sonsuza dek seveceginize, koruyacaginiza, sadik kalacaginiza yemin ediyor musunuz? ' kismi var ya, onu metinden cikarmanizi istiyorum.'

Rahip gulumseyerek basini sallar ve damat rahibin avucuna $100 sikistirip iceri doner.

Ve dugun baslar, herkes yerini alir, gelin ve damat rahibin onunde bulusur ve yeminler okunmaya baslanir.

Sira damadin yeminine gelince damadin gozleri hain hain parlar ve rahip damata sorar:

- '....... esinizin daima bir adim gerisinden yuruyeceginize, her emrini ve dilegini yerine getireceginize, her sabah kahvaltisini hazirlayip ayagina kadar gotureceginize, ve ikiniz de yasadiginiz surece baska kadinlara yan gozle bile bakmayacaginiza yemin ediyor musunuz...? '

Tabi damadin bu beklenmedik is karsisinda gozleri faltasi gibi acilir. Saga sola bakar, bir yutkunur.. ve kisik bir sesle:

- 'E..eee.. evet efendim'

Ama toren sona erdikten sonra damat hisimla rahibin karsisina dikilir:

- 'Bir anlasma yaptigimizi saniyordum! ! ! ! '

Rahip gulumseyerek cevaplar:

- 'Esiniz daha iyi para verdi..'

fıkranın devamı

Kamyon şoförü soluk soluğa karakola girdi:
-Bu bölgede siyah bir inek var mı?
Polis:
-Yok
Şoför:
-Siyah bir at
Polis:
-Yok
Şoför:
-Siyah çoban köpekleri
Polis:
-Yok
Şoför:
-O zaman papazı ezdim
fıkranın devamı

Afrika gezisinde bir turist devamlı tamtam çalan yamyamın yanına giderek sordu:
- Niçin durmadan çalıyorsunuz?
Yamyam cevap verdi:
- Suyumuz hiç yokta...
Turist başını salladı:
- Anladım...Tanrı'dan yağmur yağdırmasını istiyorsunuz...
Yamyam:
- Yok canım, muslukçuyu çağırıyorum.
fıkranın devamı

Çocukla annesi, birgün plaja gitmişler. Annesi güneşlenirken çocuk, sürekli annesini üzerine kum serpiyormuş. Annesi, çocuğa ne kadar kızsa da, çocuk, devam ediyormuş. Bu sırada yanlarına bir kıro gelmiş. Kıronun geldiğini duyan kadın, kıroya:
- Amcası, bu çocuk yaramazlık yaparsa döversin, değil mi?
Kıro pala bıyıklarını sıvazlayarak:
- Anasını bile **kerim...
fıkranın devamı

Turhal'lı ağa günübirlik denize gider. Deniz kıyisında kabinlerde soyunur. İçeriden karısına:
- Ver şu benim mayomu.
Torbayı karıştırır bi türlü bulamaz.
- Yok bey unutmuşuz.
Adam:
- Kahretsin..ver şu çuvalı beni burda kim tanıyoki..
Verir karısı çuvalı altına iki delik açıp giyer bizimki çuvalı mayo niyetine. Denize girer o girerken sahildekiler ellerini ağızlarına götürüp bakarlar bizimkine. Denizden çıkarken de denizdekiler ağızlarna ellerini götürüp hayretler içinde kalırlar. Turhal'lı sorar karısına:
- Bu millet ben denize girerken önüme bakıp, hayret işareti yaptı, çıkarken de arkamdan hayretle baktı bak bakalım der önümde arkamda ne var?
Karısı adamın arkasına bakar okur:
- Kayseri Şeker Fabrikası ,
Önünü okur:
- Net: 50 KG...

fıkranın devamı

Kadın 7-8 yaşlarındaki oğluyla alışverişe çıkar. Oğluna da
bir tişört alırlar. Tişörtçüden çıktıktan bir süre sonra
yağmura yakalanıverirler. Daha 10-15 dakika geçmeden tişört
çekiverir. Kadın hışımla mağazaya döner, tam ağzını
açacakken mağaza sahibi pişkin pişkin çocuğa döner:
-"Yahu görmeyeli hemen de büyüyüvermişsin, bak eski
tişörtlerin sana küçük geliyor!"

fıkranın devamı

Karı-koca ağız münakaşası yapmaktadırlar. Koca:
- Hanım, komik oluyorsun. Hem göğüslerin yok, hem de sütyen takıyorsun.
Kadın kızar ve cevap verir:
- Ben sana neden don giydiğini soruyor muyum, kocacığım?

fıkranın devamı

Yaşlı kadın, yaşlı kocasının ölümüne ağlıyordu.Komşular kendisini yatıştırmak için ne söyledilerse, ihtiyar dul dinlemiyor, aglamasını sürdürüyordu :
-Ah benim ritmik kocacığım...Ah benim ritmik kocacığım..Aaaah, ah!......
-Ritmik koca- deyiminden birşey anlamayan komşuları, dayanamayarak sordular :
-Kuzum, ritmik kocam diye ağlıyorsun.Ne demek bu ritmik koca?
Kadıncağız, hıçkıra hıçkıra konuşmaya çalıştı.
-Aaaah, ah! Bilirsiniz, epey ihtiyardı rahmetli.... Ama seks durumunu gayet iyi ayarlamıştı. Karşımızdakı kilisenin çanına
ayarlamıştı doğrusu...çan, Daaan diin...Daaan diin...diye ağır ağır çaldıkça ....Biz de o ritimle...Anlıyorsunuz ya...ikimiz de memnunduk, kilise çanının ritmine uyarak idare edip gidiyorduk...Ama aaah ah! O itfaiye arabası...çan, çan, çan diye hızlı hızlı çalıp da kapımızın önünden geçince...Bizimki de itfaiye sireninin ritmine uymaya kalkınca ...Aaaah...ah!...Gitti işte...

fıkranın devamı

Pansiyoncu kadının evinde genç bir erkekle genç bir bayan oturuyordu. Pansiyoncu kadın sabaha karşı genç bayanın odasında bir gürültü duydu. Kalkarak bayanın odasına gitti ve orda delikanlıyı yakaladı.
Genç adamın üstünde sadece pijamasının üstü bulunuyordu.
"Burada ne işin var?" diye sordu.
Delikanlı boynunu bükerek yanıt verdi:
"Buraya sadece ilaç getirmek için geldim. Bu bayanın başı ağrıyormuş da..."
Pansiyoncu kadın yataktaki bayanı ve ayaktaki delikanlıyı yukarıdan aşağıya süzdükten sonra:
"Peki" dedi. "Yalnız sokağa çıkmadan önce eczanenizi kapasanız iyi olur!"

fıkranın devamı

Yargıç:
- Altı kadın, sekiz çocuk olmak üzere toplam ondört kişiye tecavüz etmekle suçlanıyorsun. Bir diyeceğin var mı?
Suçlu:
- İnsanları seviyorum, sayın yargıç.

fıkranın devamı

Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu
en büyük alışveriş merkezinde herşey ama herşey satılmaktadır.
Patron sorar:
- Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
- Evet köyümde bu işi yaptım.
- Patronun gözü cocugu tutar:
- İyi, yarın başlıyorsun. Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına
alır;
- Evet, bugün kaç satış yaptın??
- Bir!
- Ne bir mi? Ötekiler 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu
peki?
- 320.334 USD doları.
- Patron şaşırır ve sorar:
- Nasıl becerdin bunu?
- Adama batta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir
olta sattım.
- Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye
gereksinimi olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu,
yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince
son model 4x4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer:
- Ne diyorsun, tüm bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın?
- Genç çocuk yanıt verir:
- Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... Ben de ona şöyle
dedim:
- Haftasonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git...

fıkranın devamı

İnşaat amelesi viziteye çıkıp haftalardır tuvalete çıkamadığını söylemiş.. Doktor muayene edip, amelenin külotunu indirip masaya yatmasını istemiş, adam denileni yapınca doktor içeriden getirdigi beyzbol sopasını 3-4 kere sertçe indirmiş amelenin kıçının tam ortasına,
- Tamam
demiş. Sonra,
- Şimdi tuvalete gidin
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamış olarak çıkan amele
- Sağol doktor bey..
demiş.
- Hep böyle olabilmek için ne yapmalıyım?
- Birşey yapmana gerek yok..
demiş doktor,
- Tuvaletini yaptıktan sonra k**ını çimento torbasıyla silme yeter...!

fıkranın devamı

Telefon çalar,
A: Kızım benim, hanımı çağırıver sen bana
H: Bir dakika efendim
H: Alo
A: Ne oldu kızım, hanım nerede?
H: Ay beyfendi nasıl söylesem, hanımefendi yatak odasında biriyle
beraber.
A: Ne, bir adamla mı?
H: Maalesef, beyfendi.
A: Ne?!, hem de benim evimde ha! Bana bak kızım, git benim çalışma
odama, aç masamın çekmecesini ordaki tabancayı al, ikisini öldür,
emrediyorum sana!
H: Beyfendi, ben nasıl yaparım öyle şeyi?
A: Yaparsın, bak telefonda bekliyorum, yürü haydi
İki el silah sesi duyulur..
H: Alo, beyfendi
A: Ne yaptın kızım?
H: Söylediğiniz gibi silahı aldım, ikisini de öldürdüm efendim. Sonra
da silahı havuza attım.
A: Ne havuzu?
H: Bahçedeki yüzme havuzuna beyfendi, nereye olacak?
A: Ulan bizim villada yüzme havuzu yok ki, orası neresi Alooo?
fıkranın devamı

Adamın biri durup dururken kendini birden, lağım kuyusuna atmış....
Tabi bunu gören herkes şaşırmış ve sormaya baslamışlar ne oldu neden atladı, diye... Ordan birisi hemen cevaplar....
- Ya adam kendini bir b*k zannediyordu!, demiş...
fıkranın devamı

Kendini dünyevi işlerden soyutlayan bir hoca ağır bir şekilde hastalanmış ve doktora gitmiş doktor hocaya bir kadınla birlikte olması gerektiğini yoksa öleceğini söylemiş hocada olurmu doktor bey demiş ben hocayım ve bana kadın yasak demiş doktorda ölürsün ozaman demiş hoca gitmiş bakmışki olmayacak bir kadın bulmuş nikahı kıydırmış ve kadınla birlikte olmuş ve tabiki hoca iyileşmiş aradan zaman geçmiş hoca tekrar gitmiş doktora ve doktor sormuş hoca efendi nasılsın demiş hocada:
- Ben bunun böyle bir şey olduğunu bilseydim anamı da becerirdim babamı da
fıkranın devamı

Son model bir Ferrari otobanda süratli bir şekilde ilerlerken birden yanında daha hızlı bir şekilde bir Anadol geçer. Sürücü şaşkın bir şekilde onu izler ve çok kısa bir süre içinde Anadol gözden kaybolur. Bir süre gittikten sonra yol kenarında Anandol şöförünün aracın altında bir şeylerle uğraştığını görür. İçinden "O araçla o kadar hızlı gidersen böyle yolda kalırsın" diye düşünürken yola devam eder. Bir kaç dakika sonra aynı anadol tekrar çok hızlı bir şekilde tekrar ferrariyi sollar ve geçer. Ferrari söförü yine şaşkın bir vaziyette bakakalır. Fakat bir süre sonra tekrar Anadol yol kenarındadır ve sürücüsü aracın altında uğraşmaktadır. Ferrari sürücüsü aynı düşünceler içinde hiç durmadan yoluna devam eder. Aynı olay 4 - 5 defa tekrarlanır. En sonunda Ferrari sürücüsü dayanamaz ve Anadol'un altında duran adamın yanına gelir ve:
- Kolay gelsin. der.
Anadol sürücüsü teşekkür ettikten sonra Ferrari sürücüsü dayanamaz ve sorar:
-Madem sürekli arıza yapıyor neden hızlı gitmeye çalışıyorsun. Bu arabanın bir limiti var. Sen de o limite uyarsan hiç bir sorun çıkmaz.
Anadolun sürücüsü başını arabanın altında çıkarır ve diğerine bakar ve aynen söyle söyler:
- Yok be kardeş. Arabanın problemi hızlı gitmem falan değil başka. Sabahtan beri uğraşıyorum. Bir yerde problem var onu araştırıyorum. Nedense bu mereti bir türlü 2. Vitese geçiremedim...
fıkranın devamı

Bir kovboy çiftliğine dönmektedir.Bindiği atı yeni satın almıştır.Atın üstünde bir gün evvel evlendiği genç bir kadını da getirmektedir.Sel yatağı boyunca ilerlediklerinden, kötü bir rastlantı sonucu at kayar.
-Bir,der kovboy kısaca.
Ve on dakika sonra at yine bir yoldan sapma yapar.
-İki, der kovboy.
Biraz daha ileride, at bir engel karşısında, az kalsın dengesini kaybeder gibi olur, bu kez kovboy ne bir, ne iki der.Kadını attan indirir ve :
-Üç, der!
Ve bir tabancayla atı öldürür.
Genç evli kadın, dehşete düşmüştür.İtiraz etmekten kendini alıkoyamaz.
-Herşeye karşın, biraz sert, yapmamalıydın!
Ve kovboy sayar :
-Bir!

fıkranın devamı

HALE ile JALE adında iki dönme Antalyanın Konyaaltı sahilinde bir müşterinin arabasına biner.giderken yolda HALE uyuya kalır .ilerde polislerin kimlik sorduğunu gören araç sahibi HALE ile JALE ye arabadan inmelerini söyler...uyuyan HALE ye JALE seslenerek 'HALECİĞİM uyanırmısın?'der... HALE den ses çıkmaz.tekrar seslenerek 'HALECİĞİM uyannırmısın polisler yolda çevirme yapıyor,iniceğiz.'der HALE den yine ses çkmayınca JALE HALE yi dürterek yüksek bir sesle 'HASAN ABİİİİ!!!'HASAN ABİİİ!!! KALKK.KALKK.KALKK.... der

fıkranın devamı

Günün birinde üç adam yürürken karşılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı.. Nehrin karşı kıyısına mutlaka geçmeleri gerekiyordu.
Birinci adam, dizlerinin üzerine çöktü ve tanrıya dua etti:
"Tanrım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver!"
Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi.
Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boguştu ve neredeyse 3-4 kez bogulma tehlikesi geçirdi. Ama başarmıştı.
Bunu gören ikinci adam da Tanrı'ya dua etti:
"Tanrım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver!"
Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı kıyısına geçmeyi başardı, ancak birkaç kez alabora olma tehlikesiyle karşılaştı..
Tüm bu olanları izleyen üçüncü adam, dizlerinin üzerine çöktü ve Tanrı'ya yalvardı :
"Tanrım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç , araç ve zeka ver!"
Bunun üzerine Tanrı adamı bir kadına dönüştürdü.. Kadın haritaya baktı.. Nehrin biraz yukarısa dogru yürüdü ve köprüden karşıya geçti..
fıkranın devamı

Babası,üç yaşındaki oğlunu yatırdıktan sonra kendi yatağına giderken,oğlu arkasından seslendi:
Babaaa... Susadım,bana su getirirmisin?
Baba mutfağa gitti,oğluna bir bardak su getirdi ve yeniden odasına döndü.Beş dakika sonra içeriden oğlu yeniden seslendi:
Babaaaa... Bir bardak su getirirmisin lütfen?
Tam uykuya dalmak üzereyken oğlunun seslenmesine sinirlenen baba bağırdı:
Suyunu şimdi içtin dedi.Gözlerini kapa ve uyu...
Aradan beş dakika geçtikten sonra oğlu içeriden bir kez daha seslendi:
Babacığııııım... Çok susadım...
Bu kez uykusundan fırlayan baba,daha sert bir sesle bağırdı:
Bir daha beni uyandırırsan,gelir popona,üç tokat atarım...
dört beş dakika sonra oğlu,içeriden yine seslendi:
''Popoma üç tokat atmaya gelirken,bir bardak da su getirirmisin lütfen baba?''
fıkranın devamı

Adam doktora gider:
-Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?
-Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre tedavi uygularız.
Adam eve döner. Mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın cevap vermez. Adam yaklaşır tekrar tekrar sorar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın yine cevap vermez. Adam iyice yaklaşıp tekrarlar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Karısı cevap verir:
- 3 seferdir köfte diyorum ya!...


fıkranın devamı

Köylü ihtiyar eşeğine binmiş ilçeye inerken ilçenin girişinde trafik polisi çevirmiş emniyet kemerin bağlı değil demiş ihtiyar şaşkın bir şekilde eşeklerde emniyet kemeri zorunluluğu varmı diye sorunca polis elbette ceza yazmak zorundayım sana yazarsam 100 lira eşege yazarsam 20 lira hanginize yazayım diye sormuş.İhtiyar düşündükden sonra sen demiş en iyisi bana yaz polis neden diye sormuş oğlum demiş ihtiyar eşeğimi polislik sınavına sokacagımda sicili temiz kalsın
fıkranın devamı

Adamın biri bir rüya görür ve sabah kalktığında işe gider ve patronuna anlatmaya başlar;
- "ATIF bey ikimizde aynı yolcu uçağında seyir halindeyken ikimizde yuvarlanıp uçaktan düşüyoruz. Siz bal çukuruna ben ise bok çukuruna düşüyorum",
patron hemen atılarak:
- "O kadar olacak tabiki patronluk..."
- "Fakat ilginç yanıda bu ya, ikimizde birbirimizi yalayarak temizliyoruz..."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama