Diğer

loading...

temel ve dursun bir banka soymaya karar verirler. ertesi gün bankaya girip kasayı boşalttıktan sonra kaçmaya başlarlar. ama arkalarından güvenlik görevlisi bağırır;"kaçmayın lan o****u ç****u"
temel durur ve der ki;"Dursun sen kaç beni tanıdı"
fıkranın devamı

1 - Tuvalet kapagi konusu artik netlesmeli. Bize yukarida lazim, size

asagida. Yukarida bulursaniz asagiya indirin. Söylenmenize gerek yok. Biz asagida bulunca söyleniyor muyuz?

2 - Pazar günü maça gidilir. Bu ibadet gibi birseydir.Artik kabullenin.

3 - Alisveris asla bir spor degildir ve olmayacaktir.

4 - Ne istiyorsaniz acik isteyin. gizli imalar, ya da acik imalar

tarafimizdan asla anlasilmaz. Sadece ne istiyorsaniz onu söyleyin. O zaman anlariz.

5 - Her türlü sorumuzu mümkün oldugunca "evet" ya da "hayir"la cevaplayin.

6 - Bir sorununuzu çözmek istediginizde bize gelin. Biz bunun için variz. Empati yapamayiz. Bu bayanlar içindir.

7 - 17 aydir süren basagrisi bir problemdir. Artik doktora gidin.

8 - 6 Ay once bir tartismada söyledigimiz seyler geçersizdir. Daha dogrusu söyledigimiz ve 7 günü geçen hersey geçersizdir.Aleyhimizde kullanilamaz.

9 - Sisman oldugunuzu düsünüyorsaniz muhtemelen öyledir,bize sormaniza gerek yok.

10 - Bizden birsey yapmamizi isteyin. Ya da nasil yapmamiz gerektigini söyleyin. Ama ikisini birden yapmayin. Nasil yapildigini biliyorsaniz kendiniz yapin.

11 - Kristof Kolomb'un yön bilmesine ihtiyaç yoktu. Bizim de yok.

12 - Bütün erkekler ayni default windows ayari gibi sadece Onalti renk görür. Örnegin seftali ya da portakal bizim için birer meyvedir renk degildir.

13 - Biz size "neyin var" dedigimizde, "hiçbirsey yok" diyorsaniz hiçbir seyiniz yoktur. Yalan söylediginizi biliriz ama kurcalayinca nasilsa altindan hayrimiza birsey çikmaz.

14 - Bir yere giderken üstüne ne giyersen giy, hiç farketmez. Gerçekten sormana gerek yok.

15 - Eger futboldan, otomobillerden anlamiyorsan ne düsünüyor diye sorup durma.

16 - Kesinlikle yeterince elbisen var.

17 - Kesinlikle yeterince ayakkabin var.

18 - Tamam bu gece koltuktayim ama hiç sorun degil. Biz bunu kamp yapiyor gibi algilariz.




fıkranın devamı

Avukat, müvekkiline telgraf çekti:
-"Başınız sağolsun. Karınızın gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?"
Ertesi gün yanıt geldi:
-"Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın."

fıkranın devamı

birgün kadın evde yemek yaparken salonun camı kırılmış kadında camcıya telefon etmiş:
-alo camcı mı?
-he camcı *mına koyayım.
-salonun camı kırıldı gelip takarmısınız ?
-takarım *mına koyayım.
bir zaman sonra kapı çalmış.
-kim o?
-camcı *mına koyayım.
kadın camcıyı içeri almış ve kırık camı göstermiş,biraz sonra kapı tekrar çalar:
-kim o?
-camcı.
-ne camcısı camcı salonda cam takıyor.
-düştüm *mına koyayım.kadın camcıyı tekrar eve alır camcının işi biter giderken kadın:
-sen neden hep*mına koyayım diye konuşuyorsun?
-konuşurum *mına koyayım
-seni şikayet edicem?
-etmezsen *mına koyayım der kadın şikayetçi olur.mahkemede hakim sorar:
-neden küfürlü konuşuyorsun ?
-sanane konuşurum *mına koyayım.
-bak seni asarım.
-asmassan *mına koyayım.
-asın bu *bneyi.
cellat ipi adamın boğazına geçirmeden sorar.
-son bir isteğin varmı?
-yok *mına koyayım der cellat ipi boynuna geçirir sandalyeye tekmeyi atar adam sallanırken eliyle bir dakika işareti yapar.cellat heralde son bir isteği var diye düşünerek ipi gevşetir bizimki:
-napıyon boğuluyodum *mına koyayım ya der.
fıkranın devamı

hapishanenin birinde idam mahkumunun infazı gerçekleşecekmiş herşeyi hazırlamışlar mahkumu elektirikli sandalyeye oturtmuşlar ve hapishane müdürü mahkuma son isteğini sormuş mahkum çok korkuyorum elimden tuarmısın demiş.
fıkranın devamı

Markete giden inşaat işçisi sıranın kendisine gelmesini beklerken önündeki adamın alışverişine dikkat eder adam 3 kilo bal, 2 kilo kaşar, 3 kilo salam diye devam ederken işçi araya girer "hayırdır düğün var herhalde der" Adam: "hayır damada alıyorum kızımı iyi halletsin diye" der. İnşaat işçisi tereddüt etmeden beyfendi siz bana yarım ekmek içinde 50 Gram zeytin alın ben sizin sülalenizi S....kerim demiş...
fıkranın devamı

Genç bir erkeğin dört kız arkadaşı vardı ve bir turlu hangisiyle evleneceğine karar veremiyordu. En sonunda doğru kararı verebilmek için bir test yapmaya karar verdi. Her birine 1000$ verdi ve bu parayı istediğiniz gibi harcayın dedi..
Birinci kız arkadaşı kendisine yeni elbiseler ve ayakkabılar aldı, kuaföre ve güzellik salonlarına gitti. Genç erkeğe geri geldiğinde söyle dedi:
- "Senin için en güzeli ben olmak istiyorum, çünkü seni seviyorum!"
İkinci kız arkadaşı ise genç erkeğin tuttuğu takımın iki kombine biletini, en sevdiği türden bir suru video CD ve bir ay yetecek bira ile geri geldi ve söyle dedi:
- "Bunlar senin için aldığım hediyeler, eminim seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla bende mutlu olacak."
Üçüncü kız arkadaşı ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı ve kısa bir sure içersinde para kendini ikiye katladı ve bu parayida çeşitli yatırım alanlarında kullandı. Genç adama geri gelerek söyle dedi:
- "Bana verdiğin parayı birlikte yaşayacağımız mutlu bir gelecek için çoğalttım, çünkü seni seviyorum!"
Dördüncü kız arkadaşı ise bu paranın bir kısmıyla bir suru kitap aldı, kalan kısmıyla ise fakirlere yemek dağıttı. Genç adama geri gelerek söyle dedi:
- "Verdiğin paranın bir kısmıyla sana layık olabilmek için bir suru kitap aldım diğer kısmıyla ise senin adına fakirlere yemek dağıttım."
Genç erkek dört kız arkadaşının yaptıklarından çok etkilenmişti. Karar vermek için arkadaşlarının verdiği cevaplar hakkında bir sure düşündü ..... düşündü........... düşündü.........Çok iyi düşündü... bu belki de hayatinin en önemli kararı olacaktı..... kolay bir karar değildi.... arkadaşlarının verdiği cevapları bir daha düşündü..... ve en iri göğüslü olanla evlenmeye karar verdi...

fıkranın devamı

Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş:
- "Güm Güm Güm !!"
İçeriden seslenmişler:
- "Kim o?"
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:
- "Biz İstanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!"
İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış:
- "Güm Güm Güm !!!"
İçeriden sormuşlar:
- "Kim o?"
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:
- "Biz İstanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!"
İçeriden hemen cevaplamışlar:
- "Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi!"
Dışarıdan yine ses gelmiş:
- "Biz mehter takımıyız ancak geldik!!!"

fıkranın devamı

Adamın Birininin ineği hastalanmış.Adam Allah'a dua etmiş.
-İneğim iyileşirse 10 gün oruç tutacağım.
Bu duasından birkaç gün sonra inek iyileşmiş. Adam da söz verdiği gibi orucunu tutmaya başlamış. Fakat inek 9. gün ölmüş.
-Adam mağdur durumdadır.Düşünür taşınır ve kendi kendine şu kararı alır:
-9 günlük orucu ramazandan düşerim,ineği de kurbana sayarım olur biter...






-
fıkranın devamı

Gazetede yayınlanan "Daktilo Bilen Bayan Sekreter Aranıyor" ilanı uzerine uzun boylu yakışıklı bir adam da başvurmuştu. Şirketin patronu,
-İyi ama yanlışlık olacak.Biz bayan sekreter arıyorduk
deyince,adam elindeki bavulu açmış. İçinden cansız manken çıkarmış,
-İste efendim
demis.
-Modern tekniğin son buluşu olan sekreteriniz! Yemez içmez. Hic bir kaprisi yoktur.İzin nedir bilmez. Telofonla aynı anda sekiz kişiyle görüşür, bu arada da beş ayrı daktilo makinesinde beş ayrı yazı yazar.Bunlara kendisinin dokuz yabancı dil bildiğini ve anında çeviri yaptığını da eklemeliyim. Maaşı filan da yok.Bana hemen Beşyüz milyon lira ödeyeceksiniz. Bu kadar!.
Patronun aklı yatmamış,yüzünü buruşturmuş. Harika manken sekreteri getiren adam hemen
sekreteri oturtmuş, bes dakikada elli sayfalık bir kitabi sekiz dile cevirmiş, aynı anda telefonlara cevap verilmiş falan filan... Patronun gözleri faltaşı gibi açılmış, derhal beşyüz milyonluk çeki yazıp adama vermiş ve cansız manken sekreteri almış. Adam odadan çıkıp elinde boş bavulla asansörün gelmesini beklerken, içeriden feci bir feryat yukselmiş,
-Ahhhhh!
Bunu duyan adam elini alnına vurmuş,
-Tüh be! Mankenin alt tarafının kalemtraş olduğunu söylemeyi unuttum!

fıkranın devamı

Üç bayan ve üç erkek iş icabı trenle bir seyahate çıkmaları gerekir. Tren garına giderler. Üç bayan 3 bilet aldığı halde erkekler
tek bilet alır. Bayanlar bunun sebebini sorduklarında erkekler
- "Bekleyin ve görün"
derler.
Trene binerler ve tren hareket ettikten bir süre sonra üç erkek kalkıp hep beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra kondüktör
gelir ve üç bayandan üç bileti alır. Tuvaletin önünden geçerken kapıyı tıklatıp,
- "Bilet lütfen"
der. Kapı açılır ve bir el bileti uzatır. Bayanlar bunu görürler. Taktiği kapmışlardır. Dönüş yolculuğu için yine gara giderler. Bayanlar bu sefer tek bilet almışlardır. Erkekler ise hiç bilet almaz. Bayanlar yine şaşırıp sebebini sorduklarında Erkekler
yine bekleyip görmelerini söylerler. Bir süre sonra yolculuk başlar. Önce bayanlar kalkıp tuvalete girer. Ardından da erkekler
karşısındaki tuvalete. Kondüktörün gelmesine yakın bir erkek çıkıp karşı kapıyı tıklar ve:
- "Bilet lutfen"
der.
Açılan kapıdan bir el bileti uzatır. Bileti alan erkek diğer tuvalete geri girer!..

fıkranın devamı

Yaşlı amca Viagra adlı bir ilacın piyasaya salındğını duymuş.Ancak nereden ve nasıl temin edileceğgini bilmiyormuş. Torununa başsvurmuş bu konuda:
- At bakalım büyükbaba 10 milyon lira ortaya.
demiş bıçkın torun:
- Sana bulayım o ilaçtan...
- Şimdi yanımda yok
demiş büyükbaba:
- Sen ilacı al ben odana bırakırım 10 milyon lirayı...
Torun ilacı sağlayıp büyükbabasına vermiş. Ertesi akşam işten dönünce odasına bakmış bir kenarda 100 milyon lira duruyor. Dışarı seslenmiş:
- Büyükbaba ilaç 10 milyon liraydı sen 100
milyon vermişsin.
- Ben 10 milyon verdim evlat
demiş büyükbaba:
- 90 milyon da büyükannen verdi...

fıkranın devamı

Peder ve Bahadır ölmüşler.Cennetin kapısında onları bir melek beklemekteymiş.Melek sormuş:
- "Yaşadığınız sürece ne günah işlediniz?"
Peder hemen atlamış:
- "Ben sürekli Tanrı için dua ettim. Hayatım boyunca onun yolundan hiç çıkmadım"
demiş.Bahadır ise:
- "Valla benim tek kötü huyum vardı oda çok hızlı araba kullanırdım"
demiş. Peki demiş melek:
- "Peder sana cennetin gümüş anahtarını, Bahadır sana da cennetin altın anahtarını veriyorum".
Peder bu duruma çok sinirlenmiş ve meleğe sormuş:
- "Ben hayatımı Tanrı ya adadım,sürekli onun için dua ettim, şimdi bu çocuk niye benden üstün tutuluyor?"
Melek cevap vermiş:
- "Peder sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Bahadır araba kullanırken herkes dua ediyordu"

fıkranın devamı

Kadının biri "armudun sapı üzümün çekirdeği" deyip yıllarca evlenmemiş, bu konudaki tüm teklifleri geriye çevirmiş.Neden sonra birine razı olmuş ve evlenmeyi kabul etmiş.Güzel bir düğün yapılmış ve yeni evlerine taşınmışlar.
Tabii henüz kocasını tam olarak tanıma fırsatı bile bulamamışken ilk sabah kocası erkenden kalkmış ve karısına mükemmel bir kahvaltı hazırlamış.Yumurta rafadan, tam istediği gibi. Ekmekler kızarmış, taze portakal suyu vs... Bir kuş sütü eksikmiş. Kahvaltıyı yatağa kadar getirmiş ve nazikçe hanımını uyandırmış.Tabii kadın bunu görünce çok sevinmiş ve:
-Yahu durduk durduk ama turnayı gözünden vurduk diye içinden geçirmiş.Kadın bunları düşünürken kocası sormuş:
-Nasıl karıcığım, beğendin mi? Kadın cevap vermiş:
-Evet evet çok teşekkür ederim, harikasın kocacığım. Bunun üzerine kocası ilave etmiş:
-Bundan sonra hep böyle isterim.

fıkranın devamı

Kadının biri temizlik yaparken bir lamba bulmus. Bunun tozunu alırken icinden bir
Cin çikmis ve "Dile benden ne dilersen..." demis. "Ama sakin unutma, benden
sadece üç dilek dileme hakkin var ve de her isteginin iki katini kocana verecegim"
demis. Kadinda "Tamam" demis. Ve ilk dilegi "Beni dünyanin en guzel kadini yap"
olmus. Cin, "Bak ama kocan iki kat daha yakisikli olacak" demis. Kadin "Sorun degil."
demis. Ikinci dilegini, dünyanin en zengin kadini olmak olmus. Cin kadini yine
uyarmis... "Bak kocan senin iki katin kadar zengin olacak" demis... Kadin yine
"Sorun degil." demis... Sira üçüncü ve sonuncu dilege gelmis ve kadin gülerek;
"Simdide beni öldurmeyecek hafiflikte bir kalp krizi geçirmemi sagla..." demis.

fıkranın devamı

Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev
alır. Emekliliğinin ilk birkaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra
ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler
yollarının üzerindeki her çöp bidonunu bağırıp çağırarak tekmelerler. Bu
çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir.
Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne
çıkar, onları durdurur ve:

"Çok tatlı çocuklarsınız çok da eğleniyorsunuz. Sizden bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi
hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size birer dolar vereceğim..." der.

Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün
sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der;

"Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı bundan böyle size sadece 50 sent
verebilirim."

Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine gürültüye devam ederler. Aradan bir kaç
gün daha geçer ve yaşlı adam onları karşılar. "Bakın" der, "Henüz maaşımı
alamadım bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?".

"Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Günde 25 sent için bu işi
yapacağımızı sanıyorsanız
yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz."

fıkranın devamı

Çok cimri olan bi köylü yemek zamanı reçeli sofraya kapağı kapalı olarak getirir, çocuklarda ekmeklerini reçelin kavonozuna süre süre yermiş.Daha sonra adam kavanozu alır ve dolaba kilitlermiş.
Köylü birgün tarlada çalışırken, reçelin dolapta kilitli kaldığı aklına gelmiş ve çocukları katıksız kalmasın diye öğle yemeği sırasında eve geri dönmüş.Bir de ne görsün...Çocuklar ekmeklerini dolaba sürüp öyle yiyiyorlar.Dayanamayarak söylenmiş:
-Yahu birgün de kuru ekmek yiyemez misiniz???
fıkranın devamı

Rebaka ile Moiz biraz kültür ve sanatla ilgilenmeye karar vermişler.Bunun üzerine AKM'ye gitmiş ve bilet kuyruğuna girmişler.Arada hangi oyuna bilet alacakları konusunda da fikir edinmek için etraflarına bakınıyor, kulak kabartıyorlarmış:
-Kerem ile Aslı'ya 2 bilet.
-Romeo ve Juliet'e 2 bilet.
-Yusuf ile Züleyha'ya iki bilet.
Sıra bizimkilere gelmiş:
-Rebeka ile Moiz'e 2 bilet.
fıkranın devamı

İmamın birisini bir köye tayin ediyolar ama bu koydeki herkes her cümlesinin basinda veya sonun da:
- "..... koyum"
lafını eklermiş. İmam köye giderken yolda birisine rastlıyor ve :
- "Selamun aleyküm"
diyor. Adam:
- "Aleyküm selam ..... koyum"
diyor. Tabi hoca şaşkın ve tekrar soruyor:
- "Beni şu isimli köye tayin ettiler acaba biliyo musun sen nerdedir bu köy?"
Adam gulerek:
- "Tabi bende o köydenim ..... koyum, tepenin arkasında ..... koyum istersen seni götürüyüm ..... koyum"
der ve giderler. Tabi bizim imam köye varıyor yerleşiyor gel zaman git zaman bizim imam alışıyor ve birgün köyde birisi ölüyor. Bizim imam geçmiş tabutun başına ve sormuş:
- "Eyyy cemaat nasıl merhumu bilirdiniz?"
Cemaat hep bir ağızdan:
- "İyi bilirdik ..... koyum"
diyorlar.
- "Hakkınızı helal ediyo musunuz"
diye soruyor ve gene hep bir ağızdan:
- "Helal olsun ..... koyum"
Bizim hoca da zevke geliyor:
- "GÖMÜN LAN ..... KOYUM."

fıkranın devamı

Bir zamanlar kuru fasulyeye çılgınca düşkün bir adam varmış. Kuru fasulyeye bayılırmış, ama her zaman fasulyenin sonraki etkisi utandırıcı ve canlı bir tepki oluyormuş. Bir gün bir kıza rastlamış ve aşık olmuş. Evlenmeye karar vermişler fakat kız ancak kuru fasulye yemeği bırakırsan evlenmeyi kabul ederim diye şart koşmuş. Adamımızda büyük bir fedakarlık gösterip fasulyeyi bırakmış. Kısa bir süre sonra evlenmişler.
Bir kaç ay sonra, bir aksam adamımız işte iken telefonu çalmış. Arayan hanımı. Akşamleyin bir saat geç gelmesi için rica etmiş, adam kabul etmiş. İşten çıkan adam dışarıda bir saati doldurmak için gezinirken bir restoranttan gelen kuru fasulye
kokusuna yenik düşmüş. Sadece bir porsiyon yerim diye içeri girmiş fakat
hızını alamamış. Bir, iki, üç, beş, yedi derken 10 porsiyona tamamlayıp dışarı çıkmış. Fakat dışarı çıkar çıkmaz hemen gaz olayı başlamış.
Adamda koşturarak karşıdaki parka gitmiş ve bir güzel başlamış osurmaya. Fakat durmaya niyeti yok. Osurdukça osuruyor. En sonunda tamam demiş artık kalmadı. Saatte zaten doldu, artık eve geri dönebilirim.
Eve gelmiş, zile basmış, karısı kapıyı açıp kocasının kucağına atlamış. Kocacım sana bir sürprizim var fakat biraz bekle deyip bir mendil bulmuş ve kocasının gözlerini bağlamış. Ardından kocasının koluna girip onu yemek masasının başındaki sandalyeye oturtmuş. Gözündeki bağı tam açacakken telefon çalmış. Karısı gözünü açmaması için yemin ettirdikten sonra telefona cevap vermeye gitmiş.
Fakat bu arada adamımızın gaz olayı yine son haddine gelince bakmış karısı da hala telefonla konuşuyor adam ağırlığını bir poposunun üstüne vermiş ve koyvermis. Hem yüksek sesliymiş, hem de çürük yumurta kadar olgun. Hemen el yordamıyla pencereyi bulmuş, koşmuş pencereyi açmış, pantolonunu çıkartmış, donunu çıkartmış ve dışarıda donunu sallayarak havalandırmış. Pencereyi kapatarak gene el yordamıyla yerine dönmüş. Karısı konuşmaya devam. Ee demiş bizimki fırsattan tekrar istifade edelim. Bu sefer öbür polosunun üstüne ağırlığını vermiş ve tekrar koyvermis. Bu ödül bile kazanabilirmiş.Hemen tekrar el yordamıyla pencereyi bulmuş, koşmuş pencereyi açmış, pantolonunu indirmiş, donunu çıkartmış ve dışarıda donunu sallayarak havalandırmış. Pencereyi kapatmış ve yerine dönmüş. Kulağı içerdeki telefon konuşmasında,veda sözleri özgürlüğünün sona erdiğine işaret edene kadar bu duruma beş dakika kadar devam etmiş. Mutlu bir şekilde gülümsemiş masumca. Karısı döndüğünde, onu o kadar beklettiği için özür dilemiş. Gözünü açıp açmadığını sormuş ve kocası gözünü hiç açmadığına yemin etmiş. Bunun üzerine karısı, gözündeki bağı çözmüş ve bağırmış ...
- "İYİKİ DOĞDUN ALİ, HAPPY BİRTHDAY ALİ..."
Fakat bu sırada DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ için hazırlanmış masanın etrafında oniki adet misafir ağızları bir karış açık oturmuş adama bakıyorlarmış..

fıkranın devamı

askerden yeni dönmüş bir adam evde balkonda karısıyla otururken uyanık imam minareden onlara seslenerek hey hop ne yapıyorsunuz der:adam ne yapıyoruz ki der imam:ya çok ayıp şeyler insan evin içinde yapar der.adam kötü bir sey yaptıgımız yok der.imam:burdan oyle gorunmuyo der istiyosan gelde bak adam mınareye cıkar ve bakar o arad imam karısını üstüne cıkmış tepiniyor.adam he valla doğru söylüyo imam der haklısın imam efendi bi daha olmaz der hahahhahah
fıkranın devamı

bi gün bi adam sirke iş için gitmiş. "ben çok iyi kuş taklidi yapıyorum demiş". fakat adam "bunu herkes yapıyo bu yeterli bi özellik değil" demiş. iş arayan adam da "peki" demiş açmış camı, uçarak gitmiş.
fıkranın devamı

Yaşlı bir çift her yıl düzenlenen bir festivale giderlermiş. Her yıl yaşlı adam festivalde düzenlenen "10 dolara uçak gezintisi"ne katılmak ister, her yıl da karısı itiraz eder ve şöyle dermiş:
- "10 dolar 10 dolardır.".Üç yıl beş yıl "10 dolar 10 dolardır" derken en sonunda yaşlı adam demiş ki; "Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir." Fakat karısı tınmamış ve şöyle demiş;
- "10 dolar 10 dolardır...". Ama bu sırada uçağın pilotu bunları duymuş ve ikisine bir pazarlık önermiş:
- "İkisi de uçağa binecekler, eger uçuşun başından sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa, 10 dolar ödeyecekler..."
Yaşlı çift kabul etmiş. Ve uçağa binmişler. Pilot da bahis söz konusu olunca başlamış acayip manevralar yapmaya... Taklalar atmış, uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani duruşlar, dönüşler, dalışlar yapmış.Ama arkadan ses yok! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş;
- "Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz de çıt çıkarmadınız..." Yaşlı adam cevap vermiş:
- "Karım uçaktan düşünce söyleyecektim ama 10 dolar 10 dolardır..."
fıkranın devamı

Karla kaplı sokakta sağa sola koşuyor ve rastladığı kişilere, avucunda tuttuğu şeyi gösteriyordu:

- Bak, abla ne verdi!..

Olayı başından beri görmüştüm. Okuldan çıkan liseli kızlardan birisi yanına yaklaşmış ve yanağına bir öpücük kondurup, küçücük avuçlarına birşeyler bırakmıştı. Beş ya da altı yaşlarındaki yavrucuk, kızın arkasından bir süre baktıktan sonra büyük bir sevinçle yerinden fırlamış ve belki de şimdiye kadar kendisine verilen o tek hediyeyi, başkalarına göstermek istemişti.

Sıra bana geldiğinde, gülen gözlerle yaklaşıp aynı şeyleri yaptı :

- Bak, abla ne verdi!..

O değerli hazinesine duyduğum merakla ellerini araladığımda, ne diyeceğimi bilemedim. Soğuktan moraran avuçlarında, erimeye yüz tutan bir kartopu tutuyordu.Hemde dizlerine kadar kar içindeyken.

Çocuk hızla kaybolmakta olan hazinesini birkaç kişiye daha göstermek arzusuyla koşarak yanımdan uzaklaştı.

O küçük çocuğun kim olduğunu sorduğumda, ailesinin bir kazada öldüğünü ve dedesiyle birlikte yaşadığını söylediler.

Ona, " mahallenin yetimi" diyorlarmış...

fıkranın devamı

Hoca bir gün camide vaaz veriyormuş hepte erkeklerin humarcı olduklarını, içkici olduklarını, yoldan çıkmış olduklarını falan anlatıyormuş. Oturanlardan birisi de:
- "Ya hoca bunların hepsini biz yapıyoruzda kadınların hiç bir suçu yok mu?"
demiş. Hoca kızgın:
- "Duruuun sayfayı çevireyim onlarında a...na koyacam"
demiş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1...3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama