Diğer

loading...

Kürtlerin köyünde bir çukur varmış ve pekçok kişi içine düşüp yaralanıyormuş. Köyün ileri gelenlerinden 3 kişi toplanmış ve çözüm aramaya başlamışlar. Birincisi demiş ki:
- "Çukurun yanında bir ambülans beklasin ve düşenleri hemen hastaneye yetiştirsin."
İkincisi:
- "Çukurun yanına hastane kuralım düşenleri yetiştirmesi vakit almaz"
demiş.Üçüncüsü:
- "Kafanız hiç çalışmıyor"
demiş.
- "Gidelim hastanenin yanında bir çukur açalım"
demiş.
fıkranın devamı

Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yakalanmışlar. Olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar: - "Terziyim... - "Kesin makasla!" Fransıza sormuşlar: - "Oduncuyum..." - "Kesin baltayla!" Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş. Merakla sormuşlar: - "Ya, neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın?" - "Ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum..."
fıkranın devamı

İki denizci oturmuş sohbet ediyorlar :
- "Sana iki haberim var, biri iyi, diğeri kötü..."
- "Önce kötüsünü söyle..."
- "Biz seninle zamanımızın çoğunluğunu seferde geçirirken
karılarımızın dostluğu çığırından çıktı, ikisi de lezbiyen oldu!.."
- "Vay canına! Peki, iyi haberin nedir?"
- "Senden hoşlanıyorum!.."

fıkranın devamı

Adamın biri sinemaya gitmiş. Gişeden bilet almış ve içeri girmiş. Çıkmış, tekrar almış, içeri girmiş, biraz sonra tekrar çıkmış ve bilet almak gişeye gelmiş.
Gişedeki adam dayanamayıp sonunda sormuş :
- Bu kaçıncı biletiniz beyefendi?
Adam cevap vermiş :
- İçerde bir deli var biletimi durmadan yırtıyor!..
fıkranın devamı

Küçük bir köyde imamlık yapan Ahmet ezanın okunmasıyla namazı kıldırmak üzere caminin yolunu tutar.Yine her zamanki gibi dualarını,ayetlerini okumaya başlar.Ortalık sessiz,herkes Allah aşkıyla duasını ederken Ahmet kendini tutamaz ve osurur.Herkes kahkalarla gülmeye başlar.Atılan kahkalar bütün köye yayılmıştır.Ahmet ne yapacağını bilemez.Utancından yerin dibinde yer olsa oraya da girecek.İnsan içine çıkamıyor.En sonunda tayin istemekten başka bir çözüm yolu bulamaz.Aradan uzun seneler geçer.Ahmet içindeki köy özlemini yenemeyerek kendi kendine :
-"Olayı ben bile hatırlamıyorum köydekiler de unutmuştur"
der ve kendini köyün yolunda buluverir.
Köye vardığında bir çocukla karşılaşır onunla koyu bir muhabbete dalarlar.
İmam:
- "Sen kaç yaşındasın evladım?"
Çocuk:
- "İmam osurduğunda 3 yaşımdaymışım..."
fıkranın devamı

Adamın biri California'da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumlarn içinden çıkarmış, ovalamış lambayı, harbi harbi cin çıkmış. Adam çok şaşırmış, cin başlamış konuşmaya
- "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardin vs vs vs... Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım, bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkın var!"
Adam oturmuş ve bir süre düşünmüş ve
- "Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok kötü tutar. Benim için Hawaii'ye bir köprü yap, böylece arabayla oraya gidebileyim"
demiş. Cin gülmüş ve:
- "Bu imkansız. Bu işin lojistiğini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün! Hayır, başka bir dilek düşün"
demiş, Adam:
- "Tamam"
demiş ve güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda,
- "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum. Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini, onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum..."
Cin:
- "Köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi?"


fıkranın devamı

Cezaevinde cimo dayı adlı bir mahkum yaşarmış.cimo dayının yemedigi halt işlemedigi şuç yatmadıgı cezaevi kalmamış.sonunda cimo dayının tahliye zamanı gelmiş.her kez çıkarken cimo dayının elini öpmeye baslamış cimo dayı biraz sinirli heybetli bir çıkış yaparak:benim yatagımı sakın toplamayın!içlerinden biri:niye cimo dayı'diye sorar.cimo dayı:'2 güne kadar gelecegim gardaşlar!oradakiler hep beraber:niyee cimo dayı diye sorarlar.oda gardaşlarım 20 yıl önce dışarıda bir namussuz bırakmıştım onuda temizleyip geri dönecegim.aradan 2 gün geçer 3 gün gecer 1hafta gecer cimo dayı yok.1 ay sonra cimo dayı çıkar gelir ve derki:geri verin lan benim yatagımı gavşaklar!herkes şaşkın bir şekilde :cimo dayı hani sen bu adamı temizleyip aramıza gelecektin şimdi yanmı çiziyosun der.cimo dayı heybetli bi şekilde cevap verir:hadi lan dürzüler 20 sene önce dışarıda 1 namussuz vardı şimdi heryer namussuz dolmuş!!!
fıkranın devamı

Adam kirmizi isikta dururken karsida kucaginda köpek olan bir cocugun bir trafik polisinin pacasindan cekistirdigini gormus ve olayi izlemeye koyulmus.
Cocuk cekistirdikce polis sinirlenip "git buradan" der gibi bir seyler yapiyormus.
Cocuk birazdan tekrar gelip adamin pacasindan cekistirip kopegi isaret ediyormus ve bu olay bir kac dakika devam ettikten sonra polis bir ara iyice kizmis ve cocugu oradan kovmus.
Olayi izleyen adam oraya dogru gidip polise cikismis:
"Ayip ayip! Kucucuk cocuga nasil davraniyorsunuz!!!"
Polis adama dönerek:
-Kardesim sen cocugun ne dedigini biliyor musun?
-Yahu kucucuk cocuk ne diyecek!?? Herhalde karsiya gecmek isteyecekti...
-Yok yaaa... O cocuk kucagindaki kopegi becermemi istiyor!! Yavrularinin Polis Kopegi olmasini istiyormus!!!



fıkranın devamı

Dört arkadas barda muhabbete dalmistir. Içlerinden biri tuvalete gider. Üç arkadas sohbetlerine devam ederler.
Birinci adam oglundan söz eder, "Benim oglan araba yikamakla ise basladi. Bir baltaya sap olamayacagindan korkuyordum ama bir gün arabasini yikadigi adamlardan biri ona is teklif etmis. Sonra iyi bir araba saticisi oldu. Hatta o kadar iyi para kazandi ki geçenlerde bir arkadasinin dogum gününde ona Mercedes aldi !"
Ikinci adam da mevzuya girer, "Benim oglum da biraz problemliydi. Büyük bir emlak sirketinde çalisirken inanilmaz bir is kapti ve ondan sonra ilerledi acayip zengin oldu. Çalistigi sirketi de satin aldi. Bir arkadasinin dogum gününde ona bir ev bile hediye etti."
Digerlerini dinleyen üçüncü adam da heyecanla söz alir, "Aynen benimki de öyle. Ise bir borsa sirketinde temizlik elemani olarak basladi. Bir gün kendi kendine hesaplar yaparken patron tarafindan fark edilince broker oldu ve büyük basarilarla inanilmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadasina bir milyon dolarlik hisse senedi armagan etti !"
Bu sirada dördüncü adam tuvaletten çikmis ve sohbete katilmistir. Digerleri ona çocuklarindan bahsettiklerini söyleyince adam içini çekerek konusmaya baslar,
"Ehh...benim oglumun bir hayal kirikligi oldugunu itiraf etmeliyim. Dogru düzgün bir iste dikis tutturamadi, berber çirakligi falan yapti, eroine bulasti. Derken onun yoldan çikmis oldugunu fark ettim, maalesef homoseksüelmis ! Çok çok üzüldüm. Bir sürü erkekle birlikte oldugunu duydum."
Adam, gülümsemeye çalisarak konusmasina devam eder, "Ama ise iyi tarafindan bakmaya çalisiyorum. Geçen dogum gününde bu homoseksüel arkadaslari ona bir Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlik hisse senedi hediye etmisler !"
fıkranın devamı

Adamın biri sabah uyanınca, o gün 90 yaşında oldugunu hatırlamış...
Yavaş yavaş yataktan kalkarken, gözü ayaklarına ilişmiş, "Sevgili ayaklarım" demiş..
"Bugün 90 yaşına girdik... Bu kadar sene beni istedigim yere götötürdünüz... Bu yaşıma sizinle girdigim için bahtiyarım... Sizlere çok teşekkür ederim... Nice seneler dilerim...''
Sonra dizleri dikkatini çekmiş...
"Sevgili dizlerim, bugün 90 yaşıma girdik... Bu kadar sene beni taşıdınız... Bükül dedi büküldünüz.... Çömel dedim, çömeldiniz... Sizlere çok teşekkür ederim, nice seneler dilerim..."
Sonra gözü biraz yukarı kaymış..
"Eee, emektar" demiş,
"Eger sen de yaşasaydın, bugünümüzü birlikte kutlayacaktık..."
fıkranın devamı

Bir gün konyada spikerlik seçmeleri yapılıyormuş.ortala yüz kişi katılmış.
Yarışma başlamış yarışmadaki herkeze küçük yazılar okutturmuşlar.konyalılar "k" harfine "g" diyorlar diye(mesela ''gonyalıyım'' )herkezi elemişler sadece iki kişi kalmış aslında onlarda g diyormuş ama onların yazılarında şanslarına k harfi geçmiyormuş.
bu ikisini bekleme odasına almışlar.ve ne içersiniz diye sormuşlar.
bi tanesi: ben gola alayım.
onuda elemişler.öteki de hemen aklından ''demek g diyenleri eliyorlar'' demiş.bu sırada adam sormuş.peki siz ne alırsınız
cevap: ben bi kazoz alıyım
fıkranın devamı

657 ye tabi bir devlet memuru araba almak istemektedir fakat parası yetmemektedir.Düşünür ve banka kredisi kullanmaya karar verir.En düşük faizli bankayı tespit eder.Ön hazırlık olsunda fazla uğraşmayayım diye tahmini gerekli evrakları hazırlar.2 fotoğraf,nufus c.örneği,ikametgah,maaş bordrosu v.s.
Bankaya gelir müdür beye kendisini takdim eder ve
-sayın müdürüm araba kredisi kullanmak istiyorum der.
Müdür
-tabi bey efendi evraklarınız hazır mı?
-evet efendim der ve getirdiği evrakları gösterir
Müdür, beyefendi üzgünüm bu evraklarla kredi vermiyoruz der.
Adam şaşır ne gerekiyor efendim
Müdür-Bakın bizim çalışma sisitemimiz farklı;bizden kredi almak istiyorsanız bir gözünüzün,birde dötünüzün resmini getirmeniz gerek der.
Adam biçare peki efendim der ve ertesi gün fotoğraflarla tekrar bankaya gelir.
Müdür bey fotoğrafları alır ve krediyi size verip vermeyeceğimizi bir toplantı ile görüşelim siz biraz bekleyin diyerek toplantı odasına girer.
Belli bir zaman sonra müdür kapıda görünür.
-Üzgünüm bey efendi bu krediyi size veremeyeceğiz
Adam telaşlanır
-ama neden müdür bey der.
müdür-bey efendi bakın incelemelerimiz sonucuda gördükki sizde bu krediyi alacak göz var ama ödeyecek göt yok. der.


fıkranın devamı

Okyanus uzerinde gece ucan bir ucak... Iki fisilti... Biri
kadin,biri erkek...
- "Herkes uyudu hadi gidelim..!"
(Ayak sesleri..)
- "Bu tuvalet bos.. Buna girelim.. Kimse bakmiyor.."
- "Sen once gir..!"
- "Biraz heyecanliyim.. Ben oturabilir miyim?"
- "Prezarvatifin var
degil mi? Haydi tak!"
(Derin nefes sesleri..)
- "Ah parfum de var.. Herseyi de dusunursun..!"
- "Ooh! Harika"
(Uzun sessizlik)
Birden ucagin hoparlorlerinden sert ve dinamik bir
ses...
- "Dikkat dikkat! Kaptaniniz konusuyor..! Arka tuvaletteki iki
kişi size sesleniyorum! Ne yaptiğinizi biliyoruz.. Bu yaptiginiz ucus kurallarina aykiridir.. Simdi lutfen sigaralarinizi sondurun ve duman alarmindan prezervatifi çkarın!"
fıkranın devamı

Temel bir maskeli balonun yarismasinda kompozisyonuyla birinci gelmis.
Çirilçiplak, kafasinda gaz maskesi, elinde bir demet çiçek ve orasinda sallanan bir prezervatif.
Juriye göre: Çiplaklik fakirligi, gaz maskesi hava kirliligini, prezervatif bedensel kirliligi, bir demet çiçek ise doğayi simgeliyormus.
Hemen itiraz etmis Temel.
- Punu temek istemiştum. Kaput kullanmak, çiçegi gaz maskesiyle koklamaya penzer.
fıkranın devamı

1 - Sizin Kizdan Ne Haber?

Iki aile varmis ve her iki ailenin de birer kiz çocugu varmis. Birgün misafirlikte
sohbete baslamislar;
-Eee sizin kizdan ne haber?..
-Valla iste ne olsun biliyorsunuz ise girdi geçen sene. Basini kasiyacak vakti
yok. Ilk baslarda geceleri fazla mesai yapiyordu. Sonra hafta sonlari da
çalismaya basladi. Patronu çok sevmis her isi ona veriyormus. Derken Ankara
seyahatleri basladi. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya.
Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu is böyle olmayack dediler, patronu
ev tuttu. Deli gibi çalisiyor evladim. Ee , peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki orospu oldu, ben sizin kadar güzel anlatamiyorum...



2 - Tüleyman

Ögretmen bir gün ögrencilerine söyle bir soru sormus :
- Insanlarda istem disi çalisan sey nedir ?
Ögrencilerden biri parmak kaldirip cevap vermis :
- Tik tir hocam...
Ögretmen soruyu bilen ögrencisine :
- Aferin oglum senin adinne? diye sormus.
Ögrenci :
- Tüleyman hocam... demis...



3 - Emeklilik

Bir adam son günlerini yasiyormus. Uzuvlari meleklerin huzuruna çikmislar.
Göz saygiyla ayaga kalkmis, kibarca söze baslamis :
-Efendim... Sizden bir ricam var. Emekliye ayrilmak istiyorum. Yetmis yildir
görmekten yoruldum...
Göz sözlerini bitirdikten sonra sirayla, kulaklar ve ayaklar söz alip emekliliklerini
istemis. Derken arkadan çok kisik bir ses duyulmus :
- Asil emeklilik benim hakkim!..
Melekler öfkeyle bagarmis :
- Ayaga kalkip konussana saygisiz...
-Ayaga kalkacak güçte olsam, emekliligimi ister miydim hiç?..



fıkranın devamı

Adam günün yorğunluğu üzerinde, perişan bir vaziyette İETT durağında otobüs beklemektedir. Nihayet uzun bir zaman sonra beklediği güzerğahın aracı gelir ve biletini attıktan sonra arka taraflara doğru ilerlemeye başlar. Bir-iki adım ilerisindeki çift kişilik koltuğun boş olanına doğru ilerler, tam oturacağı sırada engelleyici bir ses tonu onu durdurur;
- ''Buraya oturamazsın! Ben kimim biliyor musun?''.
- ''Kim olduğunuzu bilmeli miyim?''.
- ''Ben Yrd. Doç. falan kişiyim''.
- ''Evet?''
- ''Benim gibi kıdemli birinin yanına oturamazsın!''.
- ''Size bir soru sormak istiyorum, Siz Yrd. Doçentlik ünvanınızdan sonra ne olacaksınız?''.
- ''Doçent''.
- ''Peki sonra''.
- ''Şayet başımıza bir şey gelmezse Profesör''.
- ''Daha sonra''.
- ''Belki zor ama, Ordünaryus Profesör''.
- ''Evet... Peki bu dereceden sonra?''.
- ''Hiiç''...
- ''Ben şimdiden hiçim lütfen müsade edin yanınıza oturayım''...
fıkranın devamı

John Wayne bi arkadaşı ile Nevada çölünde dolaşıyorlar bi film çekimi sırasında. Bi ara arkadaşına dönüyor ''bas gaza'' diyor. ''Çabuk bas ve ilk benzincide dur ''diyor.
Kİlmoetre ibresi 160'ı gösteriyor, bi süre... Acı bi fren ve John wayne fırlıyor arabadan tuvalete girmesi ve çıkması bi oluyor ve ön tarafı sırılsıklam. ''Çabuk, öteki benzinciye'' diyor. Neyse bu böle sürüyor, arkadaşı diyorki 'sen tuvalet begenmezsen böle olur işte''.''ne begenmemesi'' diye gürlüyor, koca kovboy. Ne zaman tuvalete giripte şeyini eden birisinin yanındaki pisuvarın önüne durdugum zaman, yanımdaki ''ooo john wayne...'' deyip dönüyor ve ben böle ıslanıyorum.
Bunun üzerine arkadaşı kovboya demişki;
''Bundan sonra sıkışınca kadınlar tuvaletine git. O zaman başına bu tür şeyler gelmez''
Bu fikri çok begeniyor ve kendini ilk fırsatta kadınlar tuvaletine atıyor, ve atmasıylada içeriden canhıraş bi kadın çıglıgı..
''Hayrola ''demiş john wayne..''Hayrola bişeymi oldu hanımefendi''
''Daha ne olsun burası kadınlar tuvaleti.. Burası kadınlara mahsus''
John Wayne şöyle aşagı dogru bakıp gürlemiş:
''Peki ama hanımefendi, ya bu kime mahsus ?'' demiş.
fıkranın devamı

Sarah daha 17 yaşındaymış. Ama günlerdir gözleri yaşlı geziyormuş evde. Babası biraz sıkıştırınca korkunç gerçeği öğrenmiş. Sarah çocuk yaşta gebe kalmış. Kimden? Milyarder iş adamı Elie Epstein'dan.
Baba, atladığı gibi Elie denilen adamın iş yerine gitmiş. Adını taşıyan gökdelenin 52. katındaki bürosuna dalmış. Epstein, kızın babasının geldiğini duyunca, Yönetim Kurulu toplantısını yarıda kesip yanına gelmiş.
- Dur, söyleme, niye geldiğini biliyorum,
demiş.
- Bir halt ettim, ama kendimi affettireceğim.
- Nasıl affettirebilirsin ki?
demiş kederli baba.
- Kızım bugün yarın ana olacak, daha 17 yaşında...
- Biliyorum,
demiş Epstein.
- Ama sana önerim şu: Kızına, doğum yaptığı gün, 10 milyon dolar vereceğim, ömür boyu rahat etsin diye. Sana ve eşine de, çektirdiğim acılar için, birer milyon dolar. Dur, bitmedi! Doğacak çocuğun bakımı, eğitimi için de size her ay yüz bin dolar vereceğim...
- Tamam,
demiş kederli baba.
- Ama ya düşük yaparsa? Bir şans daha verirsin değil mi kızıma?
fıkranın devamı

Bir gun ,Turkmenin biri hanımı ile aksam yemegine oturmus. Bakmiş her gun rutin yemekler,
-Avrat ,yahu yarın ben bir tavuk alayım da ,sen de pisir ,adam gibi bir tavuk yiyelim, biktim bu yemeklerden.demiş.
Karisi:
-Adam ne bicim konusuyorsun, insan nasipse yiyelim der. demis.
Adam:
-Yahu avrat nasibi mi var bunun, ben parayi verecem ,sen de pisirecen o kadar. Kadin sesini cikarmamis, ertesi gun kararlastirdiklari gibi adam tavuk satin almis, karisi da pisirmis. Aksam kadin sofraya tavugu koymus. Kadin mutfakta salatayi hazirlarken, adam yemek icin paldir kuldur tavugu parcalamis. Ilk lokmayi tam eliyle ağzına götürdüğü anda kapi calınmış.
Kapiya akşam akşam erkeğin bakması lazım, ağzında yemekle de kapıyı açmak olmaz, mecburen lokmayi geri birakmiş kapiya gitmiş.
Bakmış kapida polisler:
-Hakkında ihbar var, kanunsuz işler yapıyormuşsun, yürü karakola. demişler.
Adam caresiz ac bir sekilde karakola gitmis. Bunu iceri bir almışlar, üç gün üç gece konuşturmak için bazı sorgulamalardan geçirmişler,iyice bir dövmüşler.
Sonunda ihbarın yalan olduğu anlaşılmış , adamı salivermişler. Adam bitkin bir şekilde evin yolunu tutmuş.
Eve gelmiş kapıyı calmış. Içeriden karısı korku ile sormuş
-kim O ?
Adam cevap vermiş :
-Nasipse kocan.

ONAY TARİHİ : 05.09.2004
fıkranın devamı

Bir uçak Afrika'nın balta girmemiş ormanlarının üzerinden geçerken düşer. Uçak küçük bir nakliye uçağıdır ve sadece Amerikalı pilot kurtulur. Ormanda yaşayan bir zenci kabile bu pilotu bulur. İyileştirir ve pilot gel zaman git zaman bu kabilenin içinde yaşamaya alışır. Derken yıllar geçer ve kabilede çocuklar beyaz ve sarışın doğmaya başlar. Bir, iki... Kabile şefi bakmış ki bu iş böyle olmayacak pilotu karşısına alıp konuşmaya karar verir. Pilotu çağırır ve sorar:
- "Nedir bu, yani sen geldikten sonra çocuklarımız beyaz doğmaya başladı?" der şef.
Pilot da kendini savunmak için şöyle der:
- Sayın şefim siz burada ormanların içindesiniz bilmezsiniz, doğal seleksiyon denen birşey var yani canlılar zaman geçtikçe özelliklerini değiştirir. Mesela şu atı ele alalım; bakın at çok güzel beyaz bir at, ama yavrusu siyah olmuş?
Şef bir ata bakar, bir yavrusuna, bir de pilota ve şöyle der:
- Tamam sen onu unut, ben de bunları unutacağım.
fıkranın devamı

Neredeyse dümdüz denecek kadar küçük göğüslü bir kadın, eninde sonunda kendine bir sütyen almaya karar vermiş ve bir iç çamaşırı mağazasına girmiş. Satıcı kıza sormuş: - "50 beden sütyeniniz var mı?" Tezgahtar kız kahkahalarla gülmeye başlamış ve kadın büyük bir hayal kırıklığı içinde başka bir mağazanın yolunu tutmuş. Yine aynı şekilde aşağılanarak reddedilmiş. Kadının morali o kadar bozulmuş ki, son kez ve bütün cesaretini toplayarak bir grosmarket'in kapısından içeri girmiş ve önüne çıkan ilk görevlinin karşısında bluzunu yırtarak: - "BUNLARA İYİ BAKIN! BUNLAR İÇİN BIR ŞEYİNİZ VAR MI!" diye bağırmış. Adam bir gördüklerine bir kadına bakmış ve cevap vermiş: - "Hanımefendi, sivilceler için ürünlerimiz 4. reyonda..."




fıkranın devamı

Adamın karısı hamileymiş.Bir gece yarısı sancılanmış.Çağırılan ebe tam doğuma başlarken elektrikler kesilmiş.Adamcağız mecburen fener tutarak doğuma yardımcı oluyormuş.
Nihayet bebek sağlıkla doğmuş.Ancak ebe bakmış bir bebek daha geliyor.Onu da doğurtmuş.
Bitmemiş ardından bir tane daha..
Adam derhal feneri söndürmüş.Ebe;
- "Ne yaptın,yak şu feneri!.."
- "Olmaz ebe hanım,baksana ışığı gören geliyor!.."



fıkranın devamı

"Arattırma görevlim"
"Göstergebilimin ustasıyım gözlerinin hastasıyım"
"Yüksek lisanslım"
"Entelim ama para bende."
"Tek rakibim james joyce"
"Entelsem günahım ne"
"Varoluşcum"
"İrdeleme beni, irdelerim seni"
"Çenemdeki piercing kadar yakınsın bana boğaziçili."
"Ömur biter, nietzsche bitmez"
"Rampaların ustasıyım rembrandtin hastasıyım"
"Bilgi birikimimin getirisi olan aydin sifatının bana sağladıkları sağolsun"
"Rahmetli de yapibozumcuydu"
"Yapma demagoji alırım aklını, girme polemige yıkarım değer yargılarını"
"Algıda seçiciysem günahım ne"
"Tek rakibim kant"
"Yine mi sen ronesanslı"
"Freud'da sollardi."
"Entelsin dediler kız vermediler"
"Diyalektik bakar gözlerin"
"O şimdi dadaist"
"Sen sus, birikimin konuşsun"
"imgelemim yeter"
"Baba parası değil, 4 yıl lisans, 2 yıl master ve doktora teri."
"Feng Shui'nin hastasıyım rampaların ustasıyım"
"Beatnik isen vur saza, nihilist isen bas gaza"
"Huzur balzacta"
"Bohemia ovası entel yuvası"
"Pozitif alanlarda imge olmaktansa negatif alanlarda bir leke olurum"


fıkranın devamı

Kari koca müthiş kavga etmişler ve küsmüşler bakmışlar olacak gibi
değil ve birbirlerine notlar yazarak anlaşmaya karar vermişler.Bir gün
adam bir is görüşmesi yapmış ve sabah 8.30 da ise gitmesi gerek
komidinin üzerine bir not yazıp koymuş:
- "Sabah beni saat 8.00 de kaldır"
Ertesi gün olmuş adam bir kalkmış saat 10.00 müthiş sinirle
fırlamış yataktan ve başucunda bir not
- "Saat 8.00 kalk"

fıkranın devamı

Bir adam son günlerini yasiyormus. Uzuvlari meleklerin huzuruna çikmislar.
Göz saygiyla ayaga kalkmis, kibarca söze baslamis :
-Efendim... Sizden bir ricam var. Emekliye ayrilmak istiyorum. Yetmis yildir
görmekten yoruldum...
Göz sözlerini bitirdikten sonra sirayla, kulaklar ve ayaklar söz alip emekliliklerini
istemis. Derken arkadan çok kisik bir ses duyulmus :
- Asil emeklilik benim hakkim!..
Melekler öfkeyle bagarmis :
- Ayaga kalkip konussana saygisiz...
-Ayaga kalkacak güçte olsam, emekliligimi ister miydim hiç?..
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1...4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14...22 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama