Doktor Fıkraları

loading...

Afrika'da zencilerin bulunduğu bir köyde beyaz bir doktor göreve başlamış.Bir süre sonra bir zencinin üçüncü çocuğu beyaz olarak doğmuş. Zenci hemen köyde tek beyaz olan doktordan şüphelenmiş ve doktorun kapısına dayanıp doktora;
"- Ben ve karım zenciyiz, ama son çocuğumuz beyaz.Bu köyde de tek beyaz sensin! Nasıl oluyor bu?" demiş.
Doktor biraz düşündükten sonra zenciye;
"-Karşıdaki keçileri görüyor musun? Dişi olan beyaz, erkek olan beyaz, iki yavrusu da beyaz ama üçüncü yavru siyah." demiş.
Zenci hemen;
"-Tamam doktor, ben sana bir şey sormamış olayım, sen de keçilerden kimseye bahsetme!" demiş.

fıkranın devamı

Adam, karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider.Muayene bittikten sonra adam giyinirken, doktor muayene odasından çıkarak kadının yanına gelir ve kadına;
"-Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şunları uygulayacaksınız;
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve işe mutlu gitmesini sağlayın.
2- Öğlen eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin.Böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin.
3- Akşamları eve geldiğinde hafif ama özellikle sevdiği güzel yemekler hazırlayın.
4- Haftada en az üç kere, eğer isterse daha fazla birlikte olun.Ve tamamen tatmin olduğundan emin olun." diyerek devam eder ;
"-Eğer bu dediklerimi eksiksiz uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak."
Eve geldiklerinde adam karısına sorar;
"- Ne dedi doktor sana?"
Kadın ters ters bakarak cevap verir;
"- ... ölecekmişsin.."
fıkranın devamı

Fantezi düşkünü Temel karısı Fadime ye mesaj çekmiş,
"Bu aksam seni kulağından yapacagum.
Fadime yanıtlamış,
"Uy, sağır olurum Temel üm..."
Temel oturup mantıklı bir cevap yazmış,
"Bunca sene kekeme olmadın ya..."
fıkranın devamı

Adamcağız her gece yatağını ıslatır hale gelmiş.Yatmadan önce her türlü önlemi alıp çişini de yapıyor, ama gece yine yatağını ıslatıyormuş.Sonunda canına tak etmiş ve soluğu psikologda almış.
Doktor hastasını önce telkin ederek uzanıp rahat etmesini sağlamış ve terapisine başlamış;
- Eveeet... şimdi anlatın bakalım.Her gece yatağınızı nasıl ıslatıyorsunuz?
- Valla doktorcuğum, yatmadan önce çişimi yapıyorum ve yatağa yatıp uyuyorum.
- Ee? gayet güzel devam edin.
- Uyuduktan bir süre sonra rüya görmeye başlıyorum.
- Peki nasıl bir rüya görüyorsunuz?
- Rüyamda yeşil, küçücük bir adam geliyor ve bana ;"-Çişini yaptın mı?"diye soruyor.
Ben de; "-Hayır yapmadım." deyince ;"-Hadi bakalım, öyleyse şimdi yap!" diyor, ben de yapıyorum.
- Hımmm... Tamam anlaşıldı. Şimdi evinize gidin. Bu gece yine çişinizi yapıp yatın. O yeşil küçük adam gelip size "-Çişini yaptın mı?" diye sorarsa siz de "-Evet! Yaptım!." diye yanıtlayın ve yatağınızı ıslatmaktan kurtulun.

Bu reçeteyi alan hastamız eve gider.Yatma vakti gelince çişini yapar ve yatağa yatar.Kısa bir süre sonra uyuyup rüya görmeye başlar ve yeşil küçük adam gelir, bizimkine sorar;
- Çişini yaptın mı ?
- Evet! Yaptım!
- Ya büyüğünü?
- I-ıh yapmadım.
- Hadi bakalım,öyleyse şimdi yap...
fıkranın devamı

Fevkalade sosyetik bir kokteylde Dişhekimi Gürel smokinleri içinde iki kat yakışıklı görünüyordu.Ağzından da bal aktığından etrafı her zamanki gibi genç ve güzel hanımlarla çevriliydi. Bu güzellerden biri;
"-Ah doktor, dişim öyle ağrıyor ki günlerdir" dedi.
Sonra doktorun elini yakalayıp ağzına doğru çekti.Çekmekle de kalmayıp doktorun işaret parmağını ağzına sokarak sol tarafa kaydırıp azı dişine doğru zorla uzatmaya çalıştı.
- İşte burası..! Tam burası..! Öyle ağrıyor ki..!"
Dişhekimi Gürel parmağını kadının ağzından kurtarmaya çalışırken söylenmeye başladı..
- Hanımefendi keşke jinekolog olsaydım..!

fıkranın devamı

Nasrettin Hoca evinin önüne
oturmuş çocukları izlerken komşusu gelmiş. Komşusu:
-Hocam,demiş. Başım çok ağrıyor,acaba sende hap var mı?
-Hapa ne gerek var benim de geçenlerde dişim ağrıyordu çekdirdim sende başını çekdirsene, demiş.

fıkranın devamı

Adam, aile doktoruna telefonda çıkışıyordu;
"- Doktor bey, karıma plaj tavsiye etmiştiniz. Hem sağlığı hem de çocuğunun olması açısından yararlı olacak demiştiniz.Bütün bir yazı plajda geçirdik, ikimiz de hiç yararını görmedik."
Doktor;
"-Bu şekilde göremezsiniz elbet !" dedi. "-Ben plaja birlikte gidin demedim ki. Karınızın plaja
yalnız gitmesini tavsiye ettim..."

fıkranın devamı

Hemşire klinikte masasında uyukluyor, doktor masasında bir tıp kitabını okuyordu.
Doktorun karısı sessizce içeri girdi, kocasına arkadan yaklaştı, sıkı sıkı sarılıp öptü.
Doktor kadının elinden kurtulmaya çalışarak;
"- Görüyorsun ki çalışıyorum sevgilim!" dedi.
"-Daha yarım saat önce çılgınca seviştik.Şimdi biraz da çalışmama izin ver..!"

fıkranın devamı

Amerika'da bir asker, arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile oynarken parmağını kesti.Az ötede bir dispanser vardı.
Asker ;
"- Ben şurada pansuman yaptırayım." dedi.
İçeri girince karşısına iki kapı çıktı.
Birinde "Hastalıklar", ötekinde "Yaralar" yazılı idi.
"Yaralar" kapısından girdi.Yine önünde iki kapı.
Birinde "Kemik", ötekinde "Yumuşak Doku" yazıyordu.
"Yumuşak Doku" kapısından girdi.Yine iki kapı.
Birinde "Önemli", ötekinde "Önemsiz" yazıları vardı.
"Önemsiz" kapısından girince kendini sokakta buldu.
Dışarı çıkınca arkadaşı sordu ;
"- Nasıl, iyi baktılar mı?"
"- Hayır, ama teşkilat mükemmel!.."

fıkranın devamı

Doktor karısı ile birlikte yürüyüşte olduğu sırada yanlarından geçerken göz kırpan sarışın bombaya selam verdi.
Karısı suratını asarak dürttü ;
"- Nereden tanıyorsun o kadını?"
"- Meslekten..."
"- Kimin mesleği? Senin mesleğinden mi, onunkinden mi?.."

fıkranın devamı

Tıp Fakültesinde okumakta olan öğrenciye sınavda şöyle bir soru geldi ;
"- Hastayı hangi yöntemlerle terletirsiniz?"
Öğrenci bildiklerini söyledi.
"- Başka?"
Belleğini yokladı, anımsadığı başka yöntemleri de anlattı.
"- Başka?"
Ter içinde kalan öğrenci ;
"-Bütün bu yöntemlerden sonuç alınmazsa." dedi,
"-Buraya getirir, huzurunuzda sınava sokarım...!"

fıkranın devamı

Hasta, doktora derdini anlattı ;
- Sabahları bir türlü yataktan kalkamıyorum. Canım hiç çalışmak istemiyor.
- Şikayetiniz bunlar mı?
- Evet.
- Bunun adı, tembellik.
- Biliyorum, doktor. Ama patronuma hastayım demek için bunun Latince bir adı yok mu?

fıkranın devamı

Dişhekimi, dişçi koltuğunda oturan hastasına ;
- Bu diş çekimi için sizden iki misli daha ücret almak zorundayım hanımefendi.
- Neden, Doktor bey?
- O kadar yaygara yaptınız ki, bekleme odasındaki hastalarımdan ikisi çığlıklarınızı duyunca hemen kalkıp gittiler.

fıkranın devamı

İlk doğumunu yaptıran stajyer doktor, yanında kendisini izleyen hocasına sordu ;
- Nasıl buldunuz hocam?
Profesör ;
- İyi, iyi...
- Yalnız, doğumdan sonra annenin poposuna değil, bebeğin poposuna şaplak vurulur !..
fıkranın devamı

Hemşire, doktora hastayı göstererek;
- Şu hastanın kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalp atışları hızlanıyor. Ne yapsak?
- Önlüğünü ilikle !..

fıkranın devamı

Katı yürekliliğiyle ünlü sadrazam paşadan söz ediliyordu. Paşa hastalanmış, o sırada yanlarında bulunan ünlü bir doktor kendisini tedavi etmişti.
İçlerinden biri doktora sordu ;
- Şimdi nasıl?
- İyileşiyor. Maşallah, kalbi, yirmi yaşında bir gencin kalbi gibi.
Konuşmaları dinleyen Tevfik Fikret kıs kıs güldü ;
-Elbette öyle olacak. O kadar az kullanıldı ki...

fıkranın devamı

Adamın basuru varmış. Kahve telvesi sürmesini tavsiye etmişler, sürmüş ama basur iyice azmış ve sonunda doktora gidip derdini anlatmış.
Doktor;
"- Eğil bakayım evladım," demiş,
Bir süre baktıktan sonra;
"-Sana bir kısmet görünüyor, 3 vakte kadar mı desem 5 vakte kadar mı desem..?"

fıkranın devamı

Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktor adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki;
"- Bu ilaç sana kesinlikle iyi gelecek.Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve bitince kontrole gel."
Bir hafta sonra tekrar geldiğinde doktor adama öksürüp öksürmediğini sormuş.Adamın öksürmediğini duyunca da ;
"-Ben sana dememiş miydim!" diye böbürlenmiş.
Adam cevap vermiş:;
"-İyide Doktor Bey, cesaret edip öksüremiyorum ki..!"

fıkranın devamı

Adamın biri bir eczaneye girmiş ve eczacıyla aralarında şu konuşma geçmiş;
Adam;
- "Bana bir Viagra verirmisiniz?".
Eczacı;
- "Reçeteniz varmı?".
Adam;
- "Reçetem yok, karımın resmini göstersem olurmu?".
fıkranın devamı

Kadın doktora dert yanar.
- "kocamla sex hayatım çok kötü lütfen bana yardımcı olun. Eski günleri yaşamak için ne yapmam lazım doktor bey." Doktor,
- "kolay hanımefendi viagra var".
Kadın;
- "hayatta olmaz doktor bey benim kocam aspirin bile içmez".
Doktor;
- "o zaman kahvesine atın. Kesin sonuç alırsınız. Eğer bir şey olmazsa tekrar gelin".
Kadın iki gün sonra telaşla gelir;
- "doktor bey felaket felaket".
Doktor telaşla;
- "ne oldu hanımefendi kötü olan nedir?".
Kadın;
- "dediğiniz gibi ilacı kahvesine altım".
Doktor;
- "eeeeeee sonuç".
Kadın;
- "felaket, Kocam kahvesini içer içmez masanın üstündekileri yere atıp bana sahip oldu".
- "eeeeeeee kötü olan nedir? Sex'mi kötüydü?.
Kadın;
- "yooooo son on yılda yaşadığım en güzel olaydı. Ama bir daha Burger King'e gidemem herhalde....?"
fıkranın devamı

Temel tarlada çalışırken çişi gelmiş, çıkarmış oraya çişini yaparken baslamış bağırmaya
- uyy yandum!..
Fadime koşmuş yanına
- Ula ne oldi?
Temel:
- Ari sokti çukumi daa.
Hemen kasabaya doktora giderler. Doktor Temelin aletini eline alır evire çevire incelerken Fadime de yandan onlara bakmaktadır.
Fadime doktorun kulağına eğilir ve derki:
- Toktor bey acisini al ama şişluk kalsun...
fıkranın devamı

Küçük temele ileride ne olmak istedıgı sorulur.
-Tohtor , ressam veya cam silicu olacagum.
-Daha kararlı degilsin ha.?
-Yo karilaru çıplak görmeye kararliyum.
fıkranın devamı

Temel, Fransiz ve ingiliz'in bindikleri gemi batmis. Günlerce aç susuz kaldiktan sonra bir adaya çikmislar.Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamyn bas uçlarinda belirdigini görmüsler.Yamyamlarin niyetinin kötü oldugunu gören kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar.
Kral yamyam
- Sizleri bir teste tabi tutacagizz, en basarili çikani affedecegiz. Her birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun verecegiz. Bir yil sonunda en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis.
Kulubeler hazirlanmis, maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergün kapi altindan yemekler gönderilmis.
Birinci yilin sonunda kapilarin açilma zamani gelmis.
Ilk olarak Fransizin kapisi açilmis. Üç tane yavru maymun oradan oraya zipliyor. Fransiz pestili çikmis bir durumda.
Ikinci olarak ingilizin kapisi açilmis. O da harap durumda ama bes tane yavru dogurtmus.
Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam hokomoko :
- Bu Türkler uçkurlarina çok düskün millettir. simdi kapiyi açacagiz en azindan on yavru üzerimize atlayacak demis.
Kapi açilmis ama ne görsünler Temel bir kösede kös kös oturuyor., Temel'e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafasi gövdesinden büyük,
kisacasi tam bir hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demis hokomoko... Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
- Ulan serefsizler, demis Temel. Vermissiniz yanlislikla erkek maymunu, bunu buldugunuza sükredin!
fıkranın devamı

Seksenlik ihtiyar yirmi beş yaşında bir taze ile evlenmiş.Vakit geçirmeden bir çocuk yapmaya niyetlenmişler.Tabii ki önce bir doktora danışmakta yarar var...Tavsiye üzerine bu alanda ünlü bir uzman doktorun yolunu tutmuşlar.
Doktor kısa bir muayeneden sonra bir sperm testini uygun görmüş.Dedenin eline bir kavanoz tutuşturup;
"- Şu kapalı bölmeye geçin," demiş,
"-Orada bu kavanozun içine bir miktar sperm bırakıp kavanozu bana getirin..."
İhtiyar adam denileni yapmış.Biraz sonra bölmeden sıkıntılı sesler, ahlamalar, uflamalar duyulmuş.Doktor ile genç gelin içerde ne olup bittiğini merak ederken dede başını dışarı uzatıp;
- Doktor bey acaba karım da buraya gelebilir mi? diye seslenmiş.
- Elbette! demiş doktor...
Genç kadın da bölmenin arkasına geçmiş.Bu defa sesler ikileşmiş...Yine ahlamalar.. Uflamalar...Yeni evli çift bir süre sonra yorgun bir biçimde bölmenin arkasından seslenmiş;
"-Doktor Bey acaba rica etsek sizde gelip yardımcı olabilir misiniz?"
"-Eee o kadar da uzun boylu değil! Tabii ki hayır !" diye cevap vermiş doktor.
Bunun üzerine yaşlı adam ;
"-Alın o zaman!" diyerek kavanozu umutsuz bir şekilde hekime uzatmış.
Hekim kavanoza bakmış;
- Ama bu kavanoz boş...
- Evet, demiş yaşlı adam, olmadı...
- Neden olmadı?
- Olmadi işte... Sağ elimle denedim olmadı, sol elimle denedim olmadı, iki elimle denedim gene olmadı."
"-E, karınızı çağırdınız!"
"-Karım geldikten sonra, o da sağ ve sol elleriyle denedi olmadı, ağzıyla denedi olmadı, sonra ikimiz birlikte denedik gene olmadı."
"-Sizi çağırıp yardım istedik.Sizde gelmediniz."
"-Siz bu kadar uğraşıp yapamadıktan sonra ben gelseydim ne yapacaktım"
"-Siz belki kavanozu açabilirdiniz Doktor Bey!Biz başarmak için çok uğraştık ama açamadık işte..!"

fıkranın devamı

Seksenlik karıkoca sağlık kontrolünden geçmek için doktora gitmiş.Doktor önce beyefendiyi muayene etmiş.İyi bulmuş. O arada sormuş;
- Seks hayatınız nasıl gidiyor?
Seksenlik ihtiyar hafifçe içini çekmiş;
-İyi, birinci sefer gayet normal oluyor doktor bey, yalnız ikincide çok terliyorum...
Doktor şaka mı yapıyor diye ihtiyarın yüzüne şöyle bir bakmış. Adam çok ciddi.
Daha sonra hanımefendiyi almış muayeneye... O da turp gibi. Hala merak içinde olan doktor bu defa hanımefendiye sormuş;
- Seks hayatınız nasıl gidiyor?
-İyi ! cevabını almış sadece.Daha da meraklanıp;
- Eşiniz birinci seferde bir anormallik olmadığını ancak ikinci seferde terlediğini söylüyor, gerçekten öyle mi oluyor? Demiş.
- Evet öyle oluyor ama ben bunda anormallik görmüyorum...
- Neden?
- Canım yılda zaten iki defa yatıyoruz. Birincisi ocakta ikincisi temmuzda... Temmuzda haliyle terliyor insan..!

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1...3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama