Doktor Fıkraları

loading...


Bashekim bir gün deliler hastanesinde hastalari ziyarete çikar ve bir kösede delilerin kendi aralarinda bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve sorar: - "Neden söylediginiz her rakamdan sonra gülüyorsunuz diye?" Delinin biri cevap verir: - "Biz der bütün bildigimiz fikralara numara verdik.. 5 dedigimiz zaman 5 numarali fikra aklimiza geliyor gülüyoruz; 8 deyince 8 numarali fikra aklimiza geliyor, gülüyoruz", demis. Bashekim "bir de ben söyleyeyim o zaman", demis. "5", demis çit yok, "7" demis çit yok.. Bakmis çit yok; sormus "ben söyleyince neden gülmüyorsunuz?" Delinin biri cevap vermis: - "Bashekimim anlatmadan anlatmaya fark var..."

fıkranın devamı


Efendim, Temel'in karisi hasta.. Teshis koyamiyorlar.. Tomografi çekilmesine karar veriliyor. Karisi scanning odasina aliniyor. Temel'e "Sen kapida bekle" diyorlar.. Hasta boylu boyunca cihazin altina uzatiliyor. Her sey hazir. Fakat, çekimi yapacak asistan bir turlu scan aletini bulamiyor ve ofke ile bagiriyor: "Bunun scani nerde ?.." Temel paldir kultur odaya daliyor: "Burdayim doktor bey!.."

fıkranın devamı


Bir akil hastasi, bulundugu kaldirimdan karsiya geçip rastladigi ilk görevliye sormus : -Affedersiniz, karsi kaldirim nerede acaba?
Görevli sasirmis ama yine de karsi tarafi göstererek :
-Iste surada, demis.
-Kime yutturuyorsun yahu... Daha simdi orda sordum, burayi gösterdiler!...

fıkranın devamı


Hemsire Doktora, "Ne zaman tansiyonuna bakmak için egilsem hastanin nabzi hizlaniyor, tansiyonu yükseliyor. Ne yapsam Doktor Bey?" "Bu sagliklilik belirtisi Hemsire Hanim. Yakanizi iliklemeniz yeterli."

fıkranın devamı


Ünlü Psikiyatr Mazhar Osman bir gün tüm akil hastalarinin duvarda bir yere baktiklarini görmüs.Yanlarina gitmis, kimse orali degil, herkes ayni yere bakmaya devam ediyor. Hoca da bakar, ama bir sey göremez. Bakilan yerde bir delik vardir. Hastalara sorar, “Neye bakiyorsunuz öyle? Ben baktim bir sey göremedim.” Hastalardan biri, “Hocam, biz bir saattir bakiyoruz da bir sey göremedik, sen öyle bir bakmayla ne göreceksin!” diye yanitlar.

fıkranın devamı


Doktor, yasli hastasina, reçete yaziyordu..
-Bundan sonra, içki yok, kadin yok, heyecan yok, kavga yok, dedi..

Hastanin yüzünün bozuldugunu görünce ekledi..
-Alçak bir sesle, siir okuyabilirsiniz!..

fıkranın devamı


Kadin apandisitten ameliyat olmak üzeredir.
- Doktor bey, ameliyattan sonra herkes benim yara izimi görecek mi? diye sorunca
Doktor hemen ciddi takir tavinarak,
- Size bagli efendim.

fıkranın devamı


Ünlü dis hekimi Sam ve esi 50. evlilik yildönümlerini kutluyorlardi. Sam birden esine bir soru sordu :

-"Sevgilim, bu elli yil içinde beni hiç aldattin mi?"

-"O da nerden çikti?" diye sinirlendi esi, "cevabi ögrenmek istemezsin herhalde" dedi.

-"Isterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."

-"Madem ögrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattim" diye cevap verdi esi.

-"Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam.

-"Ilki" diye anlatmaya basladi esi "hani sen 30 yasindaydin ve kendi klinigini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmiyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir sey sormadan tüm kagitlari imzaladi ve sen en modern aletlerle klinigini açabildin..."

-"Canim benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karicigim" dedi Sam. "Peki ikincisi?"

-" Hani 50 yasinda kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyati olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalkti geldi, ameliyatini yapti. Sen hayata döndün" dedi esi.

-"Ah benim sevgili karim. Hayatimi kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatisin?"

-"Hatirliyor musun, yillar önce dis hekimleri odasi baskani olmak istemistin de 247 oy eksikti...'

fıkranın devamı


Ormanda oturan acil vaka bir hasta varmış, hastaneye gitmesi mecburmuş. Bizim doktor da ne yapsın, almış jipini gitmiş kadının ormandaki evine. Almış kadını atmış jipinin arkasına ve ormanda gidiyorlarmış. Önüne kıpkırmızı bir adam çıkmış, ben demiş ormanın kırmızılı i.nesiyim . Bana bir yiyecek. Adam düşünmüş, sandvicini vermiş ib.eye. Sonra bir gölün etrafından geçerken sapsarı bir tip çıkmış, el kol sallamış falan, bizimkini durdurmuş. Ben demiş bu gölün sarılı i.nesiyim demiş. Bana bir içecek. Bizimki durmuş düşünmüş, vermiş kolasını. Sonra yola devam etmiş. Bizimki işte bildiğimiz asfalta çıkmış en sonunda. Önüne masmavi bir adam çıkmış, el kol sallamış falan durdurmuş bizimkini. Bizimki sinirlenmiş. "Yaa asfaltın mavili i.nesi!!!! Sen ne istiyorsun????" Mavili herif dönmüş: "Ehliyet, ruhsat lütfen!"

fıkranın devamı


Tıp Fakültesi birinci sınıfta, profesör öğrencileri kadavranın başında toplamış ve "arkadaşlar" demiş "birinci kural; kadavradan iğrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak" der ve hemen kadavranın arkasını çevirir, parmağını kadavranın kıçına sokar ve sonra da ağzına götürüp yalar, tüm öğrenciler de iğrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de aynı hareketi tekrarlar. Bütün sınıf aynı işlemi yaptıktan sonra profesör yeniden kadavranın başına geçer ve "arkadaşlar" der; "ikinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksınız, asla en küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksınız... Mesela az önce ben işaret parmağımı kadavranın kıçına sokup, orta parmağımı ağzıma götürdüm ama hepiniz bunu atladınız...

fıkranın devamı


Hastanenin çocuk hastalıkları servisine yeni tayin olan genç hemşireye servis şefi olan doktor sordu: - "Çocuk sever misiniz?" Hemşire yavaş sesle: - "Severim doktor bey. Ama biz yine de önlem alsak daha iyi olur..."

fıkranın devamı


Yeni uzman olmuştu. Kasabada muayenehane açtı. Birkaç gün sonra biri geldi, onu doğuma çağırdı. Ertesi gün eve dönen doktoru, karısı merakla karşıladı: - "Nasıl oldu" - "Ah sorma, iyi değil. Çocuk ters geliyordu. Forsepsle almak zorunda kaldım. Fakat bir türlü çıkmadı, parçalandı. Bir saat sonra da annesi öldü." - "Vah vah, zavallı baba kimbilir ne kadar perişandır?" - "O da öldü." - "Anlayamadım... Nasıl o da öldü?" - "Forsepse dayanmış, bütün gücümle çekiyordum. Çocuğun bacağı kopunca bütün ağırlığımla arkaya düştüm. Adamcağız arkada duruyormuş. Başı duvara çarptı, beyin kanamasından öldü." Bir hafta sonra doktoru yine doğuma çağırdılar. Geç saatte yorgun argın dönünce, karısı: - "Doğum nasıl oldu?" diye sordu. Doktor: - "Gelişme var karıcığım. Bugün babayı kurtardım."

fıkranın devamı


Doktorun telefonu geceyarısı deli gibi çalıyor. Doktor gidip açıyor, karşısında telaş içinde bir adam: - "DOKTOR! Hemen gelmelisiniz! Eşim duştan çıktı, havlusunu yere düşürünce almak için eğildi, tam o anda poposundan içeri bir fare girdi!" Doktor: - "Tamam sakin olun. Poposuna doğru bir parça peynir tutun bekleyin, ben geliyorum", der ve arabasına atladığı gibi adamın evine gider. İçeri girince ne görsün, adam kadının arkasına eğilmiş, elinde peynir yerine bir balık! - "Ben size ne dedim?" demiş. "Peynir dedim ama bu balık da nerden çıkıyor?" Adam kan ter içinde: - "Dediğinizi yaptım doktor" demiş. - "Ama fare tam kafasını uzatmıştı ki kedi onu avlamak için atıldı..."

fıkranın devamı





Kadın oğlunu doktora götürmüş. "Oğlum yürüyemiyor" demiş, "gözü görmüyor, sağır ve dilsiz, akli dengesi de bozuk. Size getirdim". Bir kadına, bir de çocuğa bakmış doktor: - "Soyunun", demiş. - "Ne soyunması" demiş kadın, "hasta olan ben değilim, oğlum..." - "Biliyorum da" demiş doktor, "onu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay."

fıkranın devamı


Doktor Temel, Cemal'in karısını muayene etmiş: - "Karın ya bunuyor ya da AIDS." - "Nasıl anlayacağız?" - "Ankara'ya götür bırak, kendi kendine donecek olursa onunla yatağa girme."

fıkranın devamı


Bir doktor, hemşiresi ile buluşmalara başlar. Bu buluşmalardan kısa bir süre sonra, hemşire gelir ve hamile olduğunu söyler. Fakat doktor, bu olayı karısının duymasını istemediğinden, hemşireye bir miktar para verir; İtalya'ya gitmesini ve çocuk doğana kadar orada kalmasını ister. Hemşire, "Bebeğin doğdugunu sana nasıl haber vereceğim?" diye sorar. Doktor da; "Bana hemen bir kart gönder ve arkasına "spagetti" diye yaz. Ben durumu anlarım. Başka bir açıklama yapmana gerek yok" der. Hemşire parayı alır ve uçağa binip İtalya'ya gider... Altı ay kadar sonra, bir gün doktorun karısı evden arar ve doktora: - "Sevgilim, bugun postadan senin adına İtalya'dan postalanmış ilginç bir kart geldi. Fakat ne anlama geldiğini anlayamadım..." der. - "Peki karıcığım, ben akşama eve gelince sana gerekli açıklamayı yapacağım" der doktor ve telefonu kapatır. O akşam doktor eve geldiğinde; kartı alır okur ve kalp krizinden olduğu yere düşer. Acil yardım ve tibbi mudahelelerin sonunda doktor kendine gelir ve biraz rahatladıktan sonra acildeki doktorlar adamın elinde hala sıkı sıkıya tuttuğu kartı alır ve okurlar... "Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti... İkisi sosisli; ikisi sade!"

fıkranın devamı


Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın: - "Ah doktorcuğum", dedi. "Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim." Doktor: - "Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin."

fıkranın devamı


Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktor da adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki: - "Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel." Adam bir hafta sonra gelince doktor: - "Öksürüğün nasıl oldu?", deyince adam da: - "Cesaret edip de öksüremiyorum ki!"

fıkranın devamı





Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. Bebeğe bakan doktor: - "Bu çocuk iyi gıda almıyor", der ve kadına dönerek: - "Lütfen soyununuz", diye rica eder. Soyunan kadının göğüslerini iyice kontrol eden doktor: - "Düşündüğüm gibiymiş hanımefendi" der, "sizin hiç sütünüz yok." Kadın: - "Tabi olmaz doktor bey", der. "Ben çocuğun teyzesiyim..."

fıkranın devamı


Senem, Berke ile yatağa giderken :
- Doktor bunu bana yasakladı!..
- Neden hasta mısın?
- Hayır, doktor benim kocam!..

fıkranın devamı


Fevkalade sosyetik bir kokteyl.
Dr. Gurel smokinleri icinde iki kat yakisikli. Agzindan da bal akiyor ya. Etrafi her zamanki gibi genc ve guzel hanimlarla cevrili..
Bunlardan biri "Ah doktor, disim oyle agriyor ki gunlerdir" demis.. Sonra yakalamis doktorun elini.. Agzina dogru cekmis.. Cekmekle de kalmamis.. Sokmus doktorun parmagini agzina.. Sol tarafa kaydirmis. Isaret parmagini azi disine dogru zorla uzatiyor.
- Iste burasi.. Tam burasi.. Oyle agriyor ki?..
Doktor parmagini kadinin agzindan kurtarmaya calisirken soyleniyor?..
- Hanimefendi, iyi ki jinekolog degilim..

fıkranın devamı


Bir kadın ve bir erkek doktorun özel muayenehanesine giderek vizite ücretin öderler ve muayene olmak istediklerini söylerler.
Doktor; anlatın bakalım neyiniz var?
Adam; doktor bey, ben 15 yıllık evliyim fakat bugüne kadar karımı hiç mutlu edemedim. Sağlıklı bir cinsel ilişkimiz olmuyor.
Doktor çifte şöyle bir bakar ve masanın çekçecesinden çıkardığı bir tane hapı erkeğe uzatarak; "bunu yut ve arka odaya gidip deneyin"
Adam hapı alır ve yanındaki kadınla birlikte doktor muayenehanesinin arkasındaki odaya geçerek sağlıklı bir şekilde işini görür ve mutlu bir ifadeyle çıkarlar, doktora da teşekkür ederler.
Doktor çiftin mutluluğunu görünce dayanamaz ve; "Aslında bu bir doktor sırrı, söylenmez ama yine de ben size bir sır vereyim. Sizin hiç bir şeyiniz yok. Sadece psikolojik. Çünkü size verdiğim ilaç Aspirin'di."
Adam sırıtarak; "Doktor bey, bende size bir sır vereyim mi? Bu kadın benim karım değil, yatacak yer bulamadık da.

fıkranın devamı


Kadının biri doktora gitmiş.

-"Doktor bey, bacağımda leke çıktı" demiş.

Doktor kadının bacağında, vajinasına yakın bir yerdeki lekeyi incelemiş daha sonra bir parça pamuğa bir ilaç döküp bu ilaçla lekeyi yok ettikten sonra

-"Tamamdır bayan" deyip parasını almış.

Kadın teşekkür ederek ayrılmış. 2 gün sonra aynı kadın yine gelmiş.

-"Doktor bey yine çıktı aynı leke" demiş.

Doktor yine aynı yöntemi kullanarak lekeyi yok etmiş ve kadın teşekkür ederek ayrılmış.

Bu belli süre hep böyle devam etmiş kadın 2-3 günde bir doktora geliyormuş. En son geldiğinde doktor çok sinirliymiş. Kadını koltuğa oturtmuş dizlerinin üzerine çökmüş lekeyi temizlemeye koyulmuşken bir yandan da kadına sormuş :

-"Hanım hanım senin kocan marangoz mu ?"

-"Evet nerden bildiniz ?"

-"Söyle o salağa bir daha ki sefere vajinanı yalarken kulağının arkasındaki kalemi çıkartsın.."

fıkranın devamı


Cobanin biri babasi ile birlikte cok uzun yillardan beri her seyden uzak, hic bir seyden habersiz yasiyormus. Bir gun coban ergenlik cagina gelince aleti kalkmis. Hicbir seyden haberi olmadigi icin hemen babasina kosmus

-"Baba baba suna bir baksana birseyler oldu, odun gibi sertlesti" demis.

Babasida oyle seyleri unutali cok oldugu icin;

-"Valla ben bilemiyecegim sen istersen kasabaya in doktora bir goster" demis.

Ve coban kasabanin yolunu tutmus. Doktor soyle bir baktiktan sonra:

-"Senin isin kolay" deyip bir odunla aletin kafasina bir tane oturtmus ,cobanin cani cok yanmis ama alette inmis. Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar kasabaya inmis, odunu tekrar alete yemis, tekrar daga cikmis. Sonra tekrar alet kalmis, coban tekrar kasabaya inmis fakat bu sefer kapiyi doktorun karisi acmis :

-"Hayirdir delikanli derdin ne" demis çobana.

Çoban da boyle boyle diye anlatmis. Kadin

-"Gel seni ben iyi ederim" diyerek cobana iyi bir muamele cekmis. Coban da mest bir sekilde daga geri donmus. Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar buyuk bir hevesle kasabaya inmis,kapiyi calmis ama kapiyi doktor acmis.

Çoban doktora :

-"Doktor bey yenge yok mu?" demis.

Doktorda sinirli bir sekilde :

-""Ne yapacaksin yengeyi?" demis.

Çoban da :

-"Tamam da yenge hem canimi yakmiyor, hem de icinin pisligini de aliyor."

fıkranın devamı


Temel bel ağrısı çekiyormuş. Bir gün bu ağrıya dayanamayıp doktora

Gitmeye karar vermiş. Doktor bel ağrıları için temele fitil vermiş ve bunu her gün anal yoldan al demiş.

Temel tamam diyerek evine dönmüş. Evde karısı Fadime sormuş;

"Doktor ne dedi Temel?"

-"Valla böyle bir şey verdi."

-"Eee ne yapacakmışsın bunu?"

-"Her gün anal yoldan alacakmışım."

-"O ne demek ki? "

-"Bilmiyorum"

-"Ben de bilmiyorum, doktoru arayıp öğrensene."

Temel doktoru aramış.

-"Doktor bey kusura bakmayın ben bunu ne yapacağımı anlayamadım"

Doktor: -"Anüsten alacaksınız beyefendi."

Temel tamam diyerekten telefonu kapatmış ve karısına dönüp;

-"Anüsten alacakmışım"

Fadime: -"O ne demek?"

-"Bilmiyorum"

-"E ben de bilmiyorum şunu adam gibi yarın doktora gidip öğrenelim."

Ertesi gün Temel doktorun odasına girer.

-"Doktor bey ben bunu ne yapacağımı gene anlamadım."

Doktor: -"Makattan alacaksınız."

Temel dışarı çıkıp tekrar anlamadığını Fadime�ye söyler.

Fadime sinirli bir şekilde:

-"Niye şunu adam gibi öğrenmiyorsun" der.

Temel cesaretini toplar doktorun odasına tekrar girer ve sorar:

-"Doktor bey cehaletime verin ben bunu gene anlayamadım."

Doktor:

-"Beyefendi kıçınıza sokun"

Temel dışarı çıkar, Fadime sorar:

-"Ne oldu Temel?"

-"Valla bilmiyorum ama doktor çok kızdı."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...13 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama