Doktor Fıkraları

loading...


Kadın doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi:
- Hamileyim!
Adam şaşkınlık içerisinde:
- İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim...

Emin olmak için doktoru ziyaret etti:
- Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim.

- Bakın bayım... Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!..

fıkranın devamı

Kadının dudakları yanmış.Estetik olmaya doktora gitmiş. Bakmışlar .Sadece a..ndaki deri uyuyormuş. Oradan kesmiş dikmişler.
Arada zaman geçmiş kadın doktora rastlamış
-Doktor bey, doktor bey nasılsınız demiş
Doktor bakmış ama hatırlayamamış
- Pardon hatırlayamadım demiş
Kadın benim ağzımda yanık vardı siz beni ameliyat ettiniz ya! demiş
Doktor
Ha ha tamam hatırladım. Sen şu a.cık ağızlı karısın

fıkranın devamı

Akıl hastanesine yeni tayini çıkmış olan doktor tesadüfen bahçeye bakar neredeyse delilerin hepsi bahçenin ortasında öylece duran bir kapının karşısında sıraya geçmişler sırası gelen anahtar deliğinden bakıp tekrar sıraya geçiyormuş bu yaptıkları doktorun tuhafına gitmiş ve oda sıraya geçmiş sırası geldiğinde bakmış kapının anahtar deliğinden ve boş hiç bir şey yok sasırmış herhalde göremedim deyip tekrar geçmiş sıraya bir daha bakmış yine bir şey yok hemen arkasındaki deliye sormuş ya iki seferdir bakıyorum bir şey yok göremedim ne var orada demiş deli doktora ulan ..mina koyduğum biz üç aydır bakıyoruz bir bok göremiyoz sen iki sefer bakmakla mı göreceksin...
fıkranın devamı

Bir gün adamın birinin sesi ince çıkıyormuş,
bu yüzden hastanede muayene olmaya karar vermiş.
Hastanede doktor cop sokma uygulaması yapmış;
adam kahveye gittiği zaman (ince bir sesle)bana bir içki diye bağırmış,bunu duyan esnaf kıkır kıkır gülmüş.
Aradan bir gün geçmiş adam bir daha hastaneye gitmiş,doktora şikayetini anlatmış,
doktor yine cop uygulaması yapmış.
Bir gün adam tekrar kahveye gittiğinde (kalın bir sesle) bana bir içki diye bağırır,bunu duyan esnaf korkar kaçar.adam sonraki gün tekrar kahveye gelir ve (ince bir sesle) bana bir içki diye bağırır,adam şaşırır ve eve gider,evde duran karısına,karıcığım benim cop'umu gördün mü der karısı (kalın bir sesle)nerden bileyim ben senin cop'unun nerde olduğunu der.

fıkranın devamı

80 yaşındaki Ahmet Bey doktora gider. Doktor sorar:
- Neyiniz var Ahmet Bey?
- Hiç bir şeyim yok, turp gibiyim ve 18 yaşındaki karımdan bir çocuk sahibi olacağım. Doktor bunun üzerine Ahmet Bey'e bir hikaye anlatmaya başlar:
- Avcının biri her gün tüfeğini alarak geyik avına çıkarmış. Bir gün tüfeği yerine dalgınlıkla şemsiyesini almış. Ormanda ilerlerken karşısına kocaman bir geyik çıkmış. Avcı şemsiyesini geyiğe doğrultmuş ve PAAT. Geyik yere yığılmış.
Ahmet Bey hemen atılır:
- Öyle şey mi olur? Başkası vurmuştur. Doktor cevap verir:
- Kesinlikle!

fıkranın devamı

Ağanın birisi Amerika'ya gitmiş.tatiline devam ederken başına feci bir kaza gelmiş ve milyonlarca parçaya bölünmüş.olay yerine gelen polisler bakmışlar adamın vücudunun parçaları toplamayla bitmeyecek Amerikalı kıvırcık beyaz saclı bütün profesörleri olay yerine yönlendirmişler.profesörler parçaları bir bir toplamaya başlamışlar günlerce uğraşmışlar.çünkü bu adam Türk'müş ve Amerika Türklere iyi görünmek için onun vücudunun bütün parçalarını toplayıp Türkiye'ye teslim etmek istiyorlarmış. Neyse toplamaya devam etmişler ama bir türlü adamın kolun bir tanesini bacağının tekini ve adamın s.k.ni bir türlü bulamamışlar.topladıkları bütün parçaları laboratuarlarına götürmüşler ve olayı beyaz saraya bildirmişler.beyaz saray da madem parçaları eksik adamı kobay olarak kullanıp üzerinde denemeler yapabilirsiniz diye haber göndermiş.
buna sevinen profesörler ne yapsak ne yapsak derken adamın eksik olan kolunun yerine bir maymunun kolunu eklemeye karar vermişler yapmışlar ve fena görünmemiş ayağına ne yapalım derken profesörün bir tanesi avcı imiş ve geçenlerde bir leopar vurduğunu söylemiş ve bunun ayağını takabileceklerini söylemiş oda akıllarına yatmış ve nasıl olsa kobayımız istediğimizi yapar diyerek kabul etmişler ve bacağı da takmışlar.derken sadece adamın s.ki eksik kalmış ona da bir şey yapalım demişler ve her kafadan bir ses çıkmaya başlamış birisi demiş essek s.ki takalım birisi at birisi sinek derken adamın birisi buna filin burnunu takalım demiş ve oy birliği ile kabul edilmiş bu fıkır ve adama s.ikinin yerine filin burnunu monte etmişler günlerce uğraşmışlar ve birden bu canlıyı canlandırmışlar tam profesörler sevinirken bizim ağa oradan kaçmış ve Türkiye'ye köyüne gelmiş.aradan aylar geçmiş profesörler dayanamayıp Türkiye'ye gelmişler ve ağanın köyünü bulmuşlar. Köyde gezerlerken tarlasında gezen ağayı görmüşler ve sormuşlar ağam nasılsın falan filan derken lafa girmişler ve kolundan memnun olup olmadığını sormuşlar ağa valla çok memnunum keşke öbür kolumu da bulamasaydınız da iki kolumda maymun kolu olsaydı demiş adamlar şaşırıp nasıl yani demişler ağa valla ağaçlara bir çırpıda çıkıyorum hiç merdiven kullanmıyorum derken profesörler sormuşlar ağam peki ya bacağın nasıl ağa ondan da çok memnunum keşke öbür bacağımı da bulamasaydınız da iki bacağım da leopar bacağı olsaydı bir yere gitmek istesem hiç arabaya gerek yok bir koşuda arabadan daha hızlı gidiyorum demiş. profesörler gururlanmış ve biraz çekinerek peki ya s.kin nasıl demişler ağa biraz kızmışş yoo ondan hiç memnun değilim tamam büyük hanım zevkten havalara uçuyor bütün koylu kızlar denemek için sırada bekliyor ama benim büyük bir şikayetim var demiş ağa
profesörler meraklanıp sormuşlar ağam sorun nedir diye
ağa:beni ibne yaptı a.ına koduum yerde ne bulursa g.tüme sokmaya çalışıyor

fıkranın devamı

Kadın göğsünden rahatsızmış ve bir röntgen mütehassısına gitmiş.
Doktor __soyunun lütfen....demiş.
Kadın : Beyefendi ben utanırım ışıkları kapatabilir misiniz acaba? diye sormuş.
Neyse doktor ışıkları kapatmış beş dakika sonra kadın sormuş: Doktor bey elbiselerimi nereye koyayım?
Benimkilerin üzerine....

fıkranın devamı

Doktorun biri köyün birinden geçiyormuş. Bir de bakmış köyde ki herkes ağlıyor merak edip durmuş ve sormuş bir köylüye neden ağladıklarını.
köylü: Bizim köyün en güzel kızı öldü ondan ağlıyoruz demiş.
doktor:ben doktorum bir de ben bakayım belki daha tam ölmemiştir demiş.
köylüler bir umut diye kabul etmişler ve doktor kızın olduğu odaya girmiş nabzını kontrol etmiş ve anlamış ki kız daha tam ölmemiş.Doktor kızla oda da yalnızmış kız da o biçim seksi bir vücuda sahipmiş.doktor da biraz abazalığın etkisi ile ulan sunu bir s.k.yim nasıl olsa herkes öldü sanıyor sonra boynunu sıkar öldürürüm demiş.
doktor kızı bir güzel becermiş ve kız seksin etkisi ile birden canlanmış doktor tekrar öldürmeye çalışırken köy ahalisi sesleri duymuş ve içeri gırmış bir de ne görsünler kız sapa sağlam bütün koylu doktora teşekkür etmişler ve sormuşlar.
yaa doktor bey bunu nasıl yaptın bize anlatır mısın nasıl canlandırdın ölüyü
doktor: valla olmaz meslek sırrı anlatamam meslek sırrı dese de köylüler meraklıymış ve doktorun kafasına silah dayayarak tekrar sormuşlar nasıl yaptığını doktor da anlatmak zorunda kalmış bi güzel s.kt.m canlandı demiş.
köylüler valla ölüme çare buldun sağ olasın doktor bey deyip doktoru uğurlamışlar.
aradan bir ay geçmiş aynı doktor aynı köyden geçmek zorunda kalmış bir de ne görsün köydeki herkes yine ağlıyor.yine merak edip sormuş ne oldu yine niye ağlıyorsunuz
köylünün birisi başlamış anlatmaya
yaa bizim köyde bir imam vardı bir hafta önce öldü bir haftadır s.k.yoruz hala canlanmadı

fıkranın devamı

75-80 yaşlarında bir adam doktora gider, elindeki levitrayi göstererek doktora; olum bu ilaci yurtdisindan arkadaşım gönderdi bunu içsem ne olur? der.Doktor bi ilaca bakar bi hastaya bakar amca der, bu ilacı içsen ölmeye ölürsün ama namın yürür....
fıkranın devamı

Hastanenin çocuk hastalıkları servisine yeni tayin olan genç hemşireye servis şefi olan doktor sordu:
- Çocuk sever misiniz?
Hemşire yavaş sesle:
- Severim doktor bey. Ama biz yine de önlem alsak daha iyi olur...
fıkranın devamı

Doktorun telefonu geceyarısı deli gibi çalıyor. Doktor gidip açıyor, karşısında telaş içinde bir adam:
- "DOKTOR! Hemen gelmelisiniz! Eşim duştan çıktı, havlusunu yere düşürünce almak için eğildi, tam o anda poposundan içeri bir fare girdi!
Doktor:
- Tamam sakin olun. Poposuna doğru bir parça peynir tutun bekleyin, ben geliyorum,
der ve arabasına atladığı gibi adamın evine gider. İçeri girince ne görsün, adam kadının arkasına eğilmiş, elinde peynir yerine bir balık!
- Ben size ne dedim? Peynir dedim ama bu balık da nerden çıkıyor?
Adam kan ter içinde:
- Dediğinizi yaptım doktor demiş.
- Ama fare tam kafasını uzatmıştı ki kedi onu avlamak için atıldı...
fıkranın devamı

Doktor Temel, Cemal'in karısını muayene etmiş:
- Karın ya bunuyor ya da AIDS.
- Nasıl anlayacağız?
- Ankara'ya götür bırak, kendi kendine donecek olursa onunla yatağa girme.
fıkranın devamı

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- Ah doktorcuğum", dedi. "Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim.
Doktor:
- Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.
fıkranın devamı

Kadının birinin ne yapsa da çocuğu olmaz, bu durumdan kocası da şikayetçidir komşusunun tavsiyesi üzerine doktora gider ,doktorda öyle bir ..ik vardır ki rengarenk ve her renkte bir meslek dalı bulunur sarı:doktor yeşil müteahhit en sondada siyah renk.. siyah ise cumhurbaşkanlığıdır.doktor sorar çocuk büyünce hangi meslekte çalışsın kadın:doktor olsun der tam doktor ..ikini sarıya getirir o anda kadın içinden derki neden çocuk cumhurbaşkanı olmasın ki; ..iki sonuna kadar alır.dokuz ay sonra çocuk dünyaya gelir fakat çocuk özürlü doğar hemen doktora koşar kadın. Benim çocuğum özürlü doğdu der doktora
doktorda söyle buyurur: sen birden içine alınca renkler karıştı.

fıkranın devamı

Kadın doğum uzmanı bir doktor yaptığı işten zevk almamaya başlamış. Yıllardır doğum yaptırmak artık doktara eğlenceli gelmiyormuş ve sonunda işini değiştirmeye karar vermiş. Bir takım araştırmalar sonucunda motorcu olmaya, bu işin çok eğlenceli olduğuna karar vermiş. Hemen bir eğitim kurumuna başvurarak kurs almaya başlamış.
Nihayet kurs bitmiş ve usta öğretici kursiyerleri sınava almış ve sonuçları bakanlığa yollamış. Bakanlık sonuçları incelerken bi bakmışlar bizim doktor 100 puanlık sınavdan 150 almış. "Nasıl olur bu. Bu işte torpil var muhakkak" deyip hemen iki müfettişi göndermişler kurs merkezine. Usta öğreticiyi bulup sormuşlar:
- Ne iş bu ne sordun sınavda.
- Müfettiş bey ne sorayım klasik şeyler işte, yağı değiştir, bujileri temizle, yağ filitresini sök değiştir, radyatörün suyu falan işte.
- İyide kardeşim bu adam nasıl aldı bu notu.
- Valla müfettiş bey adam ne dersem hepsini yaptı.
- Tamam anladık kardeşim onu niye 100 değilde 150 onu soruyorum.
- Haaaaa... İyide müfettiş bey adam bütün dediklerimi ekzos deliğinden yaptı kaç verseydim!
fıkranın devamı

Temel Doktora gider ve doktor teşhisini koyar temel basur olmuştur ve makata masaj yapmak gerekmektedir. Temel başkasına yaptırmaya utanacağı için doktor günlük olarak buna masaj yapmaya başlar. bir hafta kadar sonra doktor bir iş dolayısı ile şehir dışına çıkınca çaresiz kalan temel eşi fadime'den masaj yapmasını ister ; soyunur dizlerinin üzerine çöker ve fadime'ye yapacaklarını tarif eder :
"Şimdi kremi al oraya sür. evet. şimdi sağ elinle sağ omzumu tut. tamam.şimdi sol elinle sol omzumu tut. Hah şimdi masaja başla. Unutma önce yavaş sonra hızlı hızlı yapacaksın.
fıkranın devamı

Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktor getirir
köylüler. Doktor hastaya fitil verir ve
köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler
köylülere. köylüler tabi;
'Tamam dohtor bey' diyip köye giderler. Köydeki
herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir
bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın
durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü.
Neyse durumun vahameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün
köylü toplanır santrale, muhtar arar;
"Biz ne yapacağamızı bilemedik dohtor bey"
der. Karşıdan doktor bişiler söyler. Muhtar döner
arkasına:
"Makattan verin dedi dohtor" der.
Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini
yollayıp sordururlar ama makat ne bilen yoktur yine.
Hasta ıse gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyor.
İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha
aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez doktoru. Nihayetinde
yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan
söylenmektedır:
"Çok kızacak dohtor çok!!!" diye.
Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler
yine. Telefondakı köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner ve:
"Çok kızacak demiştim; götüne sokun dedi"
fıkranın devamı

Bir Köyde Ateşli Bir Hasta Vardır, Kasabaya Doktora Getirir Hastayı
Köylüler. Koca Devletin Koca Doktoruna. Doktor Hastaya Fitil Verir Ve
Köye Döndükleri Gibi Hastaya Fitili Anüsten Vermelerini Söyler
Köylülere. Köylüler Tabı 'Tamam Dohtor Bey' Diyip Köye Giderler. Köydeki
Herkese Sorarlar, En Bilgelere Bile, Ama Kimse Anüs Ne Demektir
Bilemez. Bu Nedenle Bir Türlü İlacı Da Veremezler Hastaya. Hastanın
Durumu Da Gitgide Kötüleşmektedir. Bunun Üzerine Köylü, Doktora, Koca
Devletin Koca Doktoruna Telefon Etmeye Karar Verir Ama Kimse Buna
Yanaşmaz. Ne Cüret Di Mi Doktoru Arayacak Bir Köylü.
Neyse Durumun Vahameti Üzerine Muhtar Aramayı Kabul Eder. Bütün
Köylü Toplanır Santrale, Muhtar Arar, "Biz Ne Yapacağımızı
Bilemedik Dohtor Bey"
Falan Der Iste. Karsıdan Doktor Bir şeyler Söyler. Muhtar Döner
Arkasına: "Makattan Verin Dedi Dohtor" Der.
Yine Tüm Köye Sorarlar, Komsu Köylere Birilerini
Yollayıp Sordururlar Falan, Ama Makat Ne Bilen Yoktur Yine.
Hasta İse Gitti Gidecek, Ateşler İçinde Kıvranıyor Baya.
İhtiyar Meclisi Toplanır. Son Çare, Doktorun Bir kez Daha
Aranmasına Karar Verilir. Yine Kimse Aramak İstemez Doktoru. Nihayetinde
Yine Biri Kandırılır, Telefonun Basına Geçer, Ama Bı Yandan
Söylenmektedir:
"Çok Kızacak Dohtor Çok!!!" Diye.
Sonunda Telefonu Açar, Durumu Anlatır, Doktor Bir şeyler Söyler
Yine. Telefondaki Köylü, Yüzü Allak Bullak, Arkasını Döner:
"Çok Kızacak Demiştim; Götüne Sokun Dedi"

fıkranın devamı

Kadının biri bir gün göğüsleri küçük olduğundan silikon yaptırmaya karar verir. ertesi gün özel bir doktora gider ve:
- doktor bey ben göğüslerime silikon yaptırmak istiyorum, der
Doktor:
- güzel ama silikon yaptırmanız burada pahalıya mal olur, siz en iyisi SSK'ya gidip orda yaptırın der.
Neyse kadın umutları kırılmış bir halde SSK'nın yolunu tutar. ssk'ya gider ve doktora derdini anlatır. Doktor:
-tamam yapalım der.
Kadın silikonlarını yaptırır ve doktor kadına:
- yalnız bu silikonlar ara sıra söner yani iner. böle durumlarda siz kollarınızı kanat çırpar gibi çırpın ve silikonlarınız tekrar şişer, der.
Kadın ne yapsın bir defa olan olmuştur.
Kadın ertesi gün sevgilisi ile buluşmaya gider. Yemekte aniden silikonları iner ve erkek arkadaşı anlamadan hemen kollarını çırpmaya başlar. Yemek sırasında erkek arkadaşı aniden yanına doğru sokulur. Tam kadını öpecekken adam birden bacaklarını kanat çırpar gibi çırpmaya başlar. Kadın erkek arkadaşına dönüp:
- sende mi SSK dan der...............

fıkranın devamı

Genç bir sanatçı adayı kız, doktoruna telefon açıp aldığı randevuya gelemeyeceğini söyledi. Doktor sordu: "Neden çok mu hastasınız?" -Yoo değilim. Yalnız bugün bir prodüktöre gidip bir rol istedim. Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık. Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı!

fıkranın devamı

3 Uzman cerrah tıp seminerine gitmişler. Akşam otelin barında oturmuş birbirlerine hava atıyorlarmış. Birincisi;
- 2 yıl önce bana bir piyanist getirdiler, adamın ellerinin üzerinden kamyon geçmiş. Zavallının bütün parmakları kırılıp kemikleri tuzla buz olmuştu. Son derece başarılı bir ameliyat ile adamın bütün parmaklarını tedavi ettim. Bu yıl çıkarttığı albüm satış rekorları kırdı.
İkinci cerrah;
- Oda bir şeymi azizim ben geçen yıl trafik kazası geçirip iki bacağıda kopmuş bir adamı ameliyat ettim. O kadar başarılı bir ameliyat oldu ki adam bu yıl atletizmde rekor üstüne rekor kırdı. Üçüncü doktor Amerikalı imiş ve dayanamamış;
- Sizinkilerde birşeymi be, bundan birkaç yıl önce Texas'lı bir kovboy uyuşturucuyu çekip atı ile dolaşmaya çıktığı sırada tren altında kalıp paramparça olmuştu. Gece yarısı beni evimden apar topar çağırdılar. Ameliyat masasında hasta önüme geldiğimde yalnızca bir kovboy şapkası ve atın poposu vardı. O kadar başarılı bir ameliyat ile parçaları birleştirdim ki o adam 3 yıldır ABD'yi yönetiyor.
fıkranın devamı

Adam, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...ve doktor korkarak:
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...
fıkranın devamı


Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler. Doktor ilk yaşlı adama sorar:
-Üç kere üç kaç eder?
-274..?
yanıtını alınca doktor üzgün bir şekilde
ikinci yaşlı adama döner:
-Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?
-Salı..?
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
-Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?
-Dokuz..?
cevabını sevinçle karşılayan doktor
-Bu harika, nasıl buldunuz? der.
Üçüncü yaşlı adam sakince:
-Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım.?


fıkranın devamı

Adamın biri büyük tuvaletini yapamıyormuş. En sonunda doktora gitmeye karar vermiş. Doktor muayeneden sonra bir reçete yazıp hemen ilacı alıp doktorun yanına gelmesini istemiş. Adam söyleneni yapmış. Doktor adamın arkasına geçip eğilmesini istemiş. Adam eğilince doktor fitili adamın arkasından içeri göndermiş ve tuvalete gidip rahatlayabileceğini söylemiş. Adam rahatladıktan sonra doktorun yanına gelip muayene ücreti olan 50 YTL. yi ödedikten sonra evinin yolunu tutmuş. Ancak 1 hafta sonra yine aynı şikayetle doktorun yolunu tutmuş. Aynı tedavi ve 50 YTL. Bu tedavi birkaç ay sürdükten sonra adamın canına tak etmiş ve karısına:
- Hanım ben ilacın adını biliyorum, eczaneden alayım sen arkadan yerleştir, boşu boşuna doktora onca parayı vermeyelim.
Demiş. Karısı kabul etmiş. Adam eczaneye gidip fitili almış. Eve gelip soyunmuş, karısı arkasına geçmiş, doktorun yaptıklarını karısına uygulatmaya başlamış.
- Hanım şimdi sağ elini sağ omzuma koy.
Kadın söyleneni yapmış.
- Şimdide sol elini sol omzuma koy.
Kadın yine söyleneni yapmış. Adam bir an düşünmüş ve;
- Vay *rospu çocuğu vay!...
fıkranın devamı

adamın birinin karnında kurt varmış ve adam çok rahatsız oluyormuş bu olaydan adam birgün doktara gitmiş demişki doktor bey benim karnımda kurt var çok rahatsızım ne yapmam gerekiyo demiş doktor demişki bisküvü ye gecer demiş aradan zaman geçmiş adam baya bi bisküvü yemiş ve kurt ıyıce buyumuş adam bu sefer başka bi doktara gitmiş olayı anlatmış doktor ceviz kabugu ye demiş adam ceviz kabugu yemiş bu sefer ve adam tuvaletini yaparkan kurt düşmüş adam söyle kurta bi bakmış kurt demişki... bisküvü yokmu bisküvü...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...13 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama