Doktor Fıkraları

loading...

Kadın eşiyle birliktelikten artık zevk alamamaya başlamıştır. Gider doktora tıpta mutlaka bir çaresi vardır diye.Doktor genç mi gençtir.
- "Doktorcuğum eşimle ilişkiden hiçbir şekilde haz alamıyorum nedense"
der.Doktor:
- "Tıp adına denemekte yarar görüyorum efendim bir sakıncası yoksa."
Kadın:
- "Kesinlikle."
diyerek paravanın arkasına girip soyunur doktor hoşuna gitmiştir.
Doktor başlar tıp adına işleme... aradabir de sormaktadır.
- "Nasıl efendim bişiler hissetmeye başladınız mı?"
diye. Kadın:
- "Kesinlikle.. hiç bişii"
Doktor kendi kendine:
- "Ulan bizim erkekliktemi gidiyor ne."
diye takar kondomu! başlar gidip gelmeye.. birkaçyüzkez gidip geldikten sonra yavaşlayıp sorar hastasına:
- "Nasıl bişiler hissetmeye başladınız mı?"
Kadın gayet şuh bişekilde:
- "Evet... doktorcuuum... hissetmeye başladımmmmm..ama emin değilim. Lastik kokusumuuu..desemmmm yanık kokusumuuu desemmmm."



fıkranın devamı

Adam 80 yaşına merdiven dayamış durumda doktora gider. Doktor muayenesini yaparken bu arada sorar
- Nasılsınız.Hayatınızdan memnun musunuz?
adam
-"Ah doktor bilemezsiniz o kadar mutluyum ki. 20 yaşında bi karım var ve benden 3 aylık hamile."
doktor çok şaşırır ve böyle bi durumu aklı almaz. Adama dönüp derki.
-"size bir hikaye anlatacağım. Adamın biri geyik avına çıkmayı çok seviyormuş." Her gün tüfeğini alır ava gidermiş. Yine bir sabah kalkar ava gitmek için hazırlanır.Yalnız yanlışlıkla tüfeğini alacağına şemsiyesini alır.
Neyse bu adam ormanda ilerlerken aniden önüne bir geyik çıkar. Adam şemsiyesini doğrultur nişanını alır güm geyik yerde. Yaşlı adam tam bu arada
- "Hayır kesinlikle başka biri vurmuş olmalı."
doktorda
-Evet kesinlikle:))

fıkranın devamı

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.

Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;

BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.

Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;

İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede nara attım" demiş.

fıkranın devamı

Yaşlı ve cahil bir köylü hayatında ilk defa rahatsızlık geçirir. şehre iner ve bir doktora gider. doktor;
- ''neyin var'' diye sorar.
yaşlı amca;
- ''karnım çok ağrıyor'' der.
doktor hastalığını bilir ve yaşlı amcaya 3 fitil vererek kullanmasını söyler. amca gider ve ertesi gün ağrıları daha fazla artmış olarak doktora tekrar gelir.
doktor;
- ''n'oldu amca'' der.
amca kıvranarak;
- ''fitilleri kullandım ama karnım daha çok ağrıdı'' der.
doktor hemen bir röntgen filmi çeker ve ayrı bir odada filme baktığında adamın midesinde 3 adet fitil görür. doktor hemen adamın yanına koşarak;
- ''amca n'aptın sen'' der.
amca;
- ''n'oldu doktor bey'' der.
doktor;
- ''amca bu fitiller yutulurmu'' der.
amca döner;
- ''n'apacaktım dötümemi sokacaktım'' der.
fıkranın devamı

Kadın doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi:
- Hamileyim!
Adam şaşkınlık içerisinde:
- İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim...

Emin olmak için doktoru ziyaret etti:
- Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim.

- Bakın bayım... Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!..
fıkranın devamı

Abazalıktan kuduran doktorun bir kadın hastası gelir
-Doktor bey göğüslerimin büyüklüğü bende kompleks oldu bi çare bulun!
Doktor:
-Hanımefendi önce kompleksinizin büyüklüğünü görmem gerek...
fıkranın devamı

Kadınla kocasının arasında uzun süredir bir faaliyet yokmuş. Koca ne yaparsa yapsın karısının ilgisini çekmeyi başaramıyormuş. En sonunda çareyi karısını bir psikoloğa götürmekte bulmuş. Psikolog genç ve güzel kadını problemini çözmek için :

"Anlatın bakalım bir gününüz nasıl geçiyor "demiş.

Kadıncağız baslamış anlatmaya ...

"Sabahlari işe geç kalmamak için taksiyle gidiyorum. Fakat yanımda para bulunmadığından şoför " Bayan ya parayı ödersiniz ya da .." diyor. Mecbur kaldığım için ' ya da ' yı seçiyorum.

Durum böyle olunca işe geç kalıyorum tabii Patronu kapıda kaşlarını çatmış beni beklerken buluyorum. Patron," ise böyle geç gelmeye devam edersen seni işten atarım ya da .." diyor. Yine 'ya da' yı tercih etmek zorunda kalıyorum.

Akşam eve yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya dayanıp kirayı yine bir hafta geciktirdiğimizi belirterek " ya kirayı hemen ödersiniz ya da ." diyor. Eee, haliyle 'yada' yı tercih ediyorum.

Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak halim kalmıyor tahmin edersiniz "

Psikolog kadına bakıyor :

"Hanımefendi tüm bu anlattıklarınızı kocanıza anlatabilirim ya da..."

fıkranın devamı

Ağanın biri istanbul'da hamama gider tellal yaklaşıp sorar;
- ''Kulak arkası masajı yapayım'mı'' der.
ağa;
- ''one oluyor'ki yap bakalım'' der.
tellal yapar ve ağanın hoşuna gider. Tellal yine sorar;
- ''topuk altı masajı yapayım'mı''.
ağa;
- ''yap'' der. tellal bilek üstü derken;
- ''iç masaj da yapayım'mı'' der.
ağa;
- ''yap'' der.
Tellal ağa'yı güzelce bi *iker ağa iş bittikten sonra;
- ''ohhhhh bizim orada yapsan adın dötverene çıkar valla'' der.
fıkranın devamı

Kadınla kocası plaja giderler.kadın orada arkadaşlarının doktor doktor diye seslendiği yakışıklı bir gence kafayı takar.ne yapayımda ben bu doktorla yatayım diye plan kurmaya başlar.denizde yüzerken kocacım kocacım yetiş diye seslenir,kocası gelir ne oldu diye soruncada yüzerken mıma bir yengeç girdi ne yapacağım diye sızlanmaya başlar,kocası nasıl olur falan derken kadın bak şu genç doktormuş sor bakalım nasıl çıkaracağız der,adam doktora utana sıkıla yanaşır durumu anlatır
,doktor şu odada bir bakalım bi şeyler yapabilecekmiyiz diye adamla kadını bir odaya alır kadını yatırır,muayene eder herhanği birşey göremez,adama derki ilaçlık bir durum yok ama eşinle cinsel ilişkiye gir eğer yengeç seninkinin kafasını tutarsa hızla dışarıya çıkarırsın yengeçte çıkar,adam ürperir aman doktor der ben nasıl yapacağım ben korkarım siz doktorsunuz siz yapın der,doktor çaresiz mayosunu indirir kadın zevkten dörtköşe kadına organını sokar eğer tutarsa tuttu deyin diye tembihler.kadın tuttu tuttu diye seslenir doktor tam çıkaracak kadın bıraktı bıraktı,doktor tekrar hamle kadın tuttu tuttu tam çekecek bıraktı hareketler hızlanmaya başlamış,tuttu bıraktı bakmış adam iş ciddi
şakayla karışık karısı gidiyor dayanamamış bağırmış doktor patlat .mına koduğum yengeci boğulsun ölsün ....
fıkranın devamı

Hasta dahiliye uzmanına gider doktor hastayı soyar ve sadece dinleme aletiyle dinleyerek <BR> - Nefes al bırak nefes al bırak diyerek muayeneyi tamamlar.<BR> Hasta parayı çıkarır doktora uzarır<BR> - Kokla-bırak,kokla,bırak..
fıkranın devamı

Adam kendisi için aldığı Viagraların papağanı tarafından yutulmuş olduğunu farkeder. Papağanı ateş basmıştır. Adam sinirlenerek ateşi düşsün, soğusun diye buzluğa atar papağanı. 4 saat sonra buzluğu açıp papağana bakan adam, papağanın hala ter içinde olduğunu görür ve şaşırır.
- "Ne oldu sana? Niye terledin? Saatlerdir buzluktasın"...
- "Lan bu donmuş tavukların, donmuş bacaklarını hiç ayırmaya çalıştın'mı sen?"...
fıkranın devamı

Bundan bir kaç yıl önce DR. Oktar Babuna isimli bir kişi, lösemili olduğunu ileri sürerek Türkiye'de Kan Örneği Bağışı Kampanyası başlatmıştır.

Bu kampanya dahilinde binlerce Türk'ten kan alınmış ve bu kanlar Amerika'ya gönderilmiştir.Daha sonra Sağlık bakanlığı olaya el koymuş fakat verilen kanlar bir türlü Türkiye'ye geri getirilememiştir. O zaman gazetelerde bu kanlardan Türk ırkının genetik şifresinin çözülebileceği ve gelecekte sadece Türkleri yok eden bir biyolojik bombanın yapılabileceği konusunda yazılar çıkmıştır.Bu miktarda ayni milliyete sahip farklı insanlardan alınan kan örnekleri Amerika'da gen bilimcilerin dikkatini çekmiş ve bu kanlar İncelemeye alınmıştır.

Sonuçları da National American Ocak 2004 sayısında Dr. B.Stone imzasıyla yayımlanmıştır. Dr. Stone olayı özetle su şekilde anlatmaktadır:

"Ayni millete sahip binlerce kan numunesinin inceleme fikri bende büyük bir heyecan yaratmıştır.Çünkü insanlık tarihinde böyle bir inceleme ilk defa yapılacaktı. Bu benim için insan oğlunun aya ayak basmasından daha önemli bir olaydı.Türklerden alınan kan örnekleri ilk defa bir milletin gen haritasının çıkarılması ve Türklerin genel olarak kültür ve karakterleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayacaktı. Daha da önemlisi ilk insan hakkında bilgi sahibi olabilecektik. Ve çalışmalarımıza heyecanlı bir şekilde başladık.
Bunun yani sıra Türklerin tarihini de okumayı ihmal etmiyorduk. Çalışmalar ilerledikçe heyecanımız da artmaya başlamıştı. Çünkü Türkler bir çok farklı milliyete sahip bir coğrafyada yaşadığı için kız alıp vermelerle gen yapısı çok zengin ve anlaşılması zor bir hale gelmişti.
Ama Türk tarihinde de olduğu gibi savaşmayı ve fetih arzusunu sağlayan B45 genine kanların % 33 ünde bulunmuştur. Misafirperverlik genine (GR785) bu kanların % 52 sinde rastlanmıştır.
Ama, bunlar bu makalenin yazılması için asil neden değildir. Tip ve insanlık tarihinde bugüne kadar hiç olmamış ve bir daha olamayacak bir durumla karsılaştık. Tüm Türklerde bulunan ortak bir gen vardı. BJK1903 geni...
Bu gen sayesinde tüm Türkler Beşiktaşlı doğmaktaydı."
fıkranın devamı

Ameliyat odasında doktorla hasta konuşuyordu. Hasta:
-"Aman doktor, çok korkuyorum. Ömrümde ilk defa ameliyat olacağım!" Doktor:
-"Korkmakta haklısın, bende ömrümde ilk defa ameliyat yapacağım!"
fıkranın devamı

Doktor, biraz duraksadıktan sonra :
-Gerceği fazla saklamak istemiyorum, dedi. Bence hastalığınız şifasız.. Son bir arzunuz varsa söyleyin. Mesela birini görmek istermisiniz? Hasta yatağından güçlükle doğruldu.
-İsterim... isterim elbette, dedi. Hem de çabuk...
-Kimi çağıralım?
-Bir başka doktor...
fıkranın devamı

Doktor, hasta yatan dedeye:
"Sizde şeker var." dedi.
Bunu duyan Orhan, dedesinin üzerine atıldı.
- Hiç anlamam, dede! Üstünü arayacağım.
fıkranın devamı

Anteplinin biri doktora gider. Kalbi ve kilolarıyla ilgili şikayetlerini iletir. Doktoru tavsiyelerde bulunur :
- Bundan sonra beyaz et salata türü yiyeceklere ağırlıklı beslen.
Hasta sorar :
- Dediklerinizi yemekten önce mi sonra mı yiyeceğim.
fıkranın devamı

Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti. Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip:''Eee, söyle bakalım fikrin ne?'' diye sordu.Doktor tabloya tekrar bakıp cevap verdi''Merak edilecek bir şey yok. Sadece üşütmüş, o kadar...''
fıkranın devamı

Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp, bacağını dört yerinden kırmıştı. Hemen hastaneye kaldırmışlar, doktor bacağı boydan alçıya almış ve:
-Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok, demişti.
Üç ay sonra kırıklar kaynadı, alçı çıkarıldı. Adam bu arada doktora:
-Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim, diye sordu, doktor da:
-Tabiî, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız, dedi. Adam doktorun bu cevabi üzerine sevinçle bağırdı:
-Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı.
fıkranın devamı

Doktor:
- Tam zamanında geldiniz, sizinle konusmam lazımdı.
Hasta:
- Niye doktor, çok mu acil?
Doktor:
- Hayır, bir gün daha geç kalsaydın zaten kendiliğinden hallolurdu.
fıkranın devamı

Adamın biri şidddetli ishal şikayetiyle Çapa Hastanesine başvurur. İşlemleri devam ederken karışan kağıtlar sonucunda adamı psikiyatri servisine havale ederler. Aradan 15 gün geçip taburcu olma günü gelince arkadaşı bizim adamı karşılamaya gelir.
-Nasıl oldu geçti mi ishal? der arkadaşı.
Bizimki ise :
-Hayır geçmedi ama artık takmıyorum.
fıkranın devamı

Adamın biri doktora gitmiş. Doktor muayene etmiş ve bizimki sormuş:
- Ne oldu doktor bey? Ne kadar ömrüm kaldı?
Doktor cevaplamış:
- 10
Bizimki de :
- Ne 10'u doktor bey, gün mü, ay mı sene mi?
Doktor:
- 9, 8, 7, 6....
fıkranın devamı

Doktorun karşısına iki küçük çocuk gelmiş. Birisi:
-Bir bilye yuttum. Onu çıkarmanızı istiyorum.
Doktor öteki çocuğa sordu:
-Ya sen ne istiyorsun?
-Onun yuttuğu bilye benim de, almaya geldim...
fıkranın devamı

Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır" yazılı doktora girdi. Gülerek :''Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mi beni?''dedi.Doktor da güldü :''Tabii, hatırlamaz olur muyum? -Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz? ''Hayır gerekmez. Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...''
fıkranın devamı

Hasta doktora şikayet ediyordu;
-"Doktor bey hafızam çok zayıf, herşeyi unutuyorum"..
-"Ne zamandan beri"?..
-"Ne, ne zamandan beri?..
fıkranın devamı

Doktor şaşırmıştı :
-Doğrusu gözlerinizdeki bozukluğu bir türlü anlayamadım. Tam 25 yıllık göz hekimi olduğum halde, böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum. Gözlerinizin biri soldan sağa bakıyor, öteki yukarıdan aşağı...
-Şey, doktor...Ben biraz bulmaca meraklısıyımdır da...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1...3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama