Q. Kocam külot yerine boxer don giyerse hamile kalma olasılığım artar mı?
A. Evet ama hiç bir şey giymezse daha çok şansınız olur.

Q. Tam olarak ne zaman hamile kaldığımı nasıl bilebilirim?
A. Yılda bir kere sex yaparak.

Q. En sık karşılaşılan aşerme hangisidir?
A. Erkekler için, hamile olanın yerinde olma isteği.

Q. Ben ve kocam çok çekiciyizdir. Eminim bebeğimiz de reklamlara çıkmak için yeterince güzel olacak. Bu konuyla ilgili olarak kiminle bağlantı kurabiliriz?
A. Terapistinizle.

Q. Kusmalarımın hamileliğin sabah bulantılarından mı yoksa grip olduğumdan mı kaynaklandığını nasıl bilebilirim?
A. Eğer gripseniz iyileşirsiniz.

Q. Hamile kaldığımdan beri göğüslerim ve hatta ayaklarım bile büyüdü.Hamilelikte küçülen bir şey var mı?
A. Evet, mesaneniz.

Q. Hamile kaldığımdan beri kızarmış soğan halkaları olmadan yatağa giremez oldum. Bu aşerme normal mi?
A. Onlarla ne yaptığınıza bağlı.

Q. Hamileliğim ilerledikçe, yabancılar bana daha çok gülümsemeye başladı. Neden?
A. Çünkü onlardan daha şişmansınız.

Q. Hamileliğin son zamanlarındaki sex, hangi şartlarda doğumu başlatır?
A. Eğer sex, kocanız ve başka bir kadın arasında olursa.

Q. Doğum danışmanım, doğum sırasında hissedeceğim şeyin acı değil basınç olacağını söylüyor. Bu doğru mu?
A. Evet, aynen kasırganın da bir hava olayı olduğu gibi.

Q. Doğum hemoroid sebebi olabilir mi?
A. Doğum, bahane bulmak istediğiniz herşeyin sebebi olabilir.

Q. Anne sütünü saklamak için en uygun yer neresidir?
A. Göğüsleriniz.

Q. Meme pompalarının güvenli bir alternatifi var mı?
A. Evet, bebek dudakları.

Q. Bir bebeğin dişli doğması ne anlama gelir?
A. Bebeğin annesinin bebeği emzirme ile ilgili planlarını tekrar gözden geçirmek isteyebileceği anlamına.

Q. Bebeği sütten ne zaman kesmek gerekir?
A. Dişleri çıkmaya başladığında.

Q. Kavrama refleksi nedir?
A. Taze annenin memelerini gören taze babanın reaksiyonudur.

Q. Bir anne emzirirken hamile kalabilir mi?
A. Evet ama, önce bebeği memeden ayırıp uykuya yatırırsanız işiniz daha kolay olur.

Q. Atılan çocuk bezlerine ne oluyor?
A. Kimyasal bir savaş durumunda kullanılmak üzere Orta Batı'da bir siloda toplanıyorlar.

Q. Kolik ağrıları nedir?
A. Taze anne-babaya doğum kontrolunu hatırlatan şey.

Q. Bebeğimiz geçen hafta dünyaya geldi. Acaba karımın hisleri ve davranışları ne zaman eskisi gibi normale dönecek?
A. Çocuğunuz Üniversiteye başladığı zaman.

fıkranın devamı


Bir kadın ıssız bir ormanda yürürken tecavüze uğrar ve bu olayın tek tanığı bir çobandır. Kadın polise başvurur ve sapık yakalanır.Mahkeme günü geldiğinde hakim kadına sorar; Anlat talihsiz kızım olay nasıl gerçekleşti?
Kadın ağlayarak, bu ahlaksız adam üzerime saldırdı penisini vajinama yerleştirdi ve bana tecavüz etti der. hakim adamı lanetler ve tanığı çağırır, anlat evladım ne gördün der. çoban başlar anlatmaya walla hekim beg bu pezevenk pelisini..... der ve biraz duraklar sonra kadına döner ve yaw bacım senin amının adı neydi? :-)


fıkranın devamı


Askeriyede 15 tane asker ve bu askerlerin başında 1 komutan vardır. Bu 15 tane askerlerden 14 tanesi her hafta sonu kerhaneye giderler ama nedense o 1 asker gitmezmiş. Bir hafta böyle iki hafta böyle sonunda bu durumu anlayan komutan o gitmeyen askere sorar;
- ''Oğlum bak ne güzel arkadaşların her hafta sonu kerhaneye gidiyorlar peki sen niye gitmiyorsun'' diye sorar.
Asker;
- ''komutanım ben böyle şeyleri sevmem, hoşlanmam'' falan der.
Komutan;
- ''Eger oğlum bak paran falan yoksa ben vereyim'' dedikten sonra cebinden para çıkarır ve askere hadi sende git bakayım der ve asker yola koyulur. Aradan yarım saat falan geçtikten sonra karşısına 18-20 yaşlarında bomba gibi bir kız çıkar ve onu ayarlayıp *iker ve tekrar yola koyulur derken yine yarım saat sonra karşısına 40-45 yaşlarında bir kadın çıkar ve onuda ne yapar yapar *iker ve tam asker askeriyeye geri dönerken bu sefer 85-90 yaşlarında bir kadın çıkar ve onuda *iker neyseki sonunda asker çok yorulur ve herkesten önce askeriyeye geri döner ve doğru komutanın yanına gider ve verdiği parayı iade eder.
Komutan sorar;
- ''Ne oldu oğlum gitmedinmi''.
Asker;
- ''Gittim''.
Komutan;
- ''Eeee gittiysen bu para ne''.
Asker;
- ''Komutanım ben o işi beleşe yaptım'' der.
Komutan;
- ''Nasıl yaptın oğlum birde bana anlatta bende yapayım'' der.
asker başlar başından geçenleri anlatmaya;
- ''işte giderken 18-20 yaşında kız denk geldi onu yaptım, 40-45 yaşlarında bir kadın geldi onu yaptım, 85-90 yaşlarında kadın geldi onu yaptım'' der ve bizim komutan başlar soyunmaya...
Asker;
- ''Komutanım ne yapıyorsunuz ayıp değilmi'' der.
Komutan;
- ''Başlatma lan ayıbından kızımı *ikmişsin, karımı *ikmişsin, anamı *ikmişsin gel birde beni *ik'' der.

fıkranın devamı


Adamın biri dul komşusu kadından her gün istemektedir. Ancak kadın bir türlü kabul etmemektedir. Ama adam bıkmadan usanmadan istemeye devam eder.
Sonunda kadın pes etmiştir. Ve kadın bir gün adama tamam kabul ediyorum der. Yalnız bir şartla;
- ''Şehir dışına çıkıp bu işi Tren yolunda yapacağız''.
Adam şaşkınlık içerisindedir.
- ''Yav katım var, Yatım var nerde istersen orada neden Tren yolu''.
Dediysede kadın şartından vazgeçmemektedir. Kadının dediği olur ve bir Taksi'ye atlayıp şehir dışına çıkarlar. Taksiciyi gönderip Tren yolunda rayların üstünde işe başlarlar. Tam işin doruk noktasında uzaktan bir Tren gözükmüştür. Makinist bunları görerek başlar acı acı düdük çalmaya. Ama nafile bizimkiler istiflerini dahi bozmadan işlerine devam etmektedir. Makinist son çare olarak büyük bir gürültü ile frene asılır. Arkadaki vağonlar birbirine girmiş çoğu devrilmiştir. Ancak Makinist tamda kadın ile erkğin bacakları arasında durmayı başarmıştır. Milyonlarca zarara neden olan bu durum karşısında Makinist bunları mahkemeye verir. Hakim şahitleri dinler, makinisti dinler ve son olarakda adamı dinleyip;
- ''Ehhh be evladım yaptığın iş tamam iyi güzelde madem'ki Treni gördün devriliver yantarafa işine orada devam et, neden yapmadın''.. diye sorar.
Adamda yanıtlar ve derki;
- ''Hakim bey valla o anda ben geliyom, kadın geliyo, Tren geliyo freni olan dursun''....

fıkranın devamı


Adamaın biri geneleve gitmiş. Bir tane karı beğenmiş 4. kattaki odaya çıkmak üzere anlaşmışlar. Çıkarken ilk katta iri yarı bir zencinin kucağında oturan ufak tefek sarışını görmüş. Zenci sarışını belinden tutup indirip kaldırarak *ikiyor. Kadıncağız avaz avaz. Adam işini halletmiş dönüşte bakmış zenci hala kadını bağırta bağırta *ikiyor. Yanındaki kadına sormuş;
- ''Ne iş'' diye.
Kadın cevaplamış;
- ''Yeni düştü kızcağız, kalıba oturttular'

fıkranın devamı


Çok güzel bir genç kadın bir gece kulübünde sıtriptrizci olarak iş bulmuştu.
İlk kez sahneye çıkacağı için çok heyecanlıydı. Ancak ışıklar üzerinde parlar parlamaz öyle bir alkış tufanı koptu ki, heyecanı hemen yatıştı.
Üzerindeki elbiseyi çıkardıktan sonra, alkışlar biraz azaldı.
Çoraplarını çıkardıktan sonra ise alkış seslerinde biraz daha azalma oldu.
Sütyenini çıkardığında salondan tek tük alkış sesleri geliyordu.
Nihayet, üzerinde kalan son giysi parçasını da çıkarıp attı. Artık salon dan tek bir alkış sesi bile gelmiyordu.
Vucudunun güzelliğinden son derece emin olan yıldız adayı şaşkınlık
içerisinde ön masada oturan bir adama yanaşarak sordu;
- ''Şey acaba vücudumu beğenmediniz'mi?''...
Adam heyecandan soluyarak;
- ''Nereden çıkardınız bunu?'' dedi.
- ''Ne bileyim. Ben soyundukça alkışlar kesildi de''.
- ''Tabi kesilecek, insan tek elle nasıl alkış tutabilir'ki?''...

fıkranın devamı


Küçük bir balıkçı köyünde Temel tembel olduğu için eşi
Fadime balığa çıkmak zorunda kalırmış.
Sabah erkenden balıkçılar tekneleri ile denize açıldıklarında erkekler hep aynı yöne gitmelerine rağmen fadime kendine göre bir yöne gidermiş. Akşam balıktan dönüldüğünde erkeklerin çok az balık
yakalamış olmalarına fadime'nin kayığı silme balık dolu olurmuş.
Bu duruma dayanamayan erkekler, işin sırrını sormuşlar.
O da;
- ''Biliyorsunuz kocam uykucudur, sabah eşimin pijamasını açıp bakıyorum. Temelin'ki ne tarafa doğru yatmış ise o yöne gidiyorum'' demiş.
Erkek'ler;
- ''"Peki bacı sağa, sola, yukarı ve aşağı olur ise anladık ama ya dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun?'' diye sorunca
Fadime;
- ''Canım, o gün hiç balığa çıkılır'mı?''

fıkranın devamı


Temel küçük yaşta köyünden ayrılıp gurbete okumaya gitmiş. Okuyup mühendis olmuş..
Derken siyasete atılmış, önce milletvekili,sonra bakan olmuş..
Gel zaman git zaman günün birinde bakan olarak köyüne çok yakın bir yere temel atması gerekmiş. Bizim Temel, bunu fırsat bilerek, programında değişiklik yapıp seneler önce ayrıldığı köyüne uğramış.
Arkasına takılan gazeteci ordusuyla birlikte, akraba-eş-dost ziyaretlerinden sonra köyünü dolaşmaya çıkmış. Köyü dolaştıkça çocukluk anıları tazelenmiş ve başlamış anlatmaya:
- Ah ah!.. Bu yalaktan az mı su içmiştim...
- Bu dere de az daha boğuluyordum...vs,vs...
Temel ve arkasındakiler bir samanlığın önüne geldiklerinde, Temel yine derinden bir iç çekmiş ve gazetecilere dönerek:
- Bu samanlıkta da ilk seks denememi gerçekleştirmiştim...
Hem de müstakbel kayınvalidemin önünde..deyince, gazetecilerden birisi sormuş:
- Kayınvalideniz bir şey demedi mi efendim?...
- Dedi tabiki..
- Ne dedi efendim?...
Temel yanıtlamış
- Meeeeee.....

fıkranın devamı


İki rahip banyo yapmak isterler ve banyoya girerler.Derken sabunun olmadığını anlayıp 2. rahibe 1. rahip şöyle der:
_sabunlar sağdan ikinci odada bir koşu git al gel.
Ama rahip çıplaktır neyse gider sabunları alır.Derken tam o sırada içeri iki rahibe girer.Bizim rahip ne yapacağını şaşırarak kendine heykel süsü verir.Kadınlar elinde iki sabun, çıplak adama bakarak şöyle derler:
_Ne bu böyle baksana sanki gerçek gibi acaba bunu buraya kim koydu.
derken rahibelerden biri rahibin organını çeker.rahip de hemen bir sabunu elinden düşürür.
ve rahibe bana sabun verdi diye sevinir neyse ikinci rahibede bende sabun istiyorum diyerek adamın şeyini çekmeye başlar.o sırada rahip diğer sabunuda elinden düşürür.oda sevinir.içeri bir rahibe daha girer ve diğer rahibeler olanları anlatırlar ve üçüncü rahibede sabun vericekmi diye çekmeye başlar rahibin şeyini ve o sırada rahibenin eline bir sıvı akar:
_aaaa bakın bana sıvı sabun verdi...

fıkranın devamı


bir gün temel fransız ve japon bir yarışa tutuşmuşlar.yarışın kuralı şöyleymiş:kim bi seferde daha fazla karpuz taşıyacak.ilk önce fransız:
-ben bi seferde 5 karpuzu taşırım diye söylemiş.
-japonla fransız nasıl diye sorunca:
-iki tana sol iki tane sağ bitanede kafama alırım 5 eder demiş.
sıra japon gelmiş oda:
-ben bi seferde 6 tane karpuz taşırım demiş.
fransızla temel nasıl diye sorunca japonda:
-iki sol iki sağ elime bitane kafama bir tanede s*k*me koyarım eder altı demiş.
sıra bizim temele gelmiş oda:
-bende bir seferde 11 tane taşırım demiş.
-japonla fransız hayretler içerisinde bunu nasıl yapabilirsin diye sorunca temelde:
-iki sağ elime iki sol elime bir tane kafama japonuda s*k*me oturturum eder 11 tane demiş.

fıkranın devamı


Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yakalanmışlar. Olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
- ''Terziyim''...
- ''Kesin makasla''..
Fransıza sormuşlar;
- ''Oduncuyum''...
- ''Kesin baltayla''..
Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş, merakla sormuşlar;
- ''Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın''...
- ''Ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum''...

fıkranın devamı


Mehmet bey sorunsuz bir kişiliğe sahip olmasına rağmen kelliğini zamanla problem haline getirmiştir. Bir gün eski bir arkadaşı ile karşılaşır dertleşirken arkadaşına sorununu açar.
Arkadaşı;
- ''ooo bu da sorun edilir'mi çaresi var kolay'' der.
- ''Eşinle yatağa girdiğinde kel olan bölğeleri onun cinsel orğanına güzelce sürteceksin, saçların eskisinden gür olur'' der.
Mehmet bey o hızla eve gider ve reçeteyi uyğular. Bir müddet sonra gerçekten gür saçları olmuştur. Neşelidir...
Bir gün sinemaya gittiğinde önündeki sırada dazlak bir adam görür. İyilik damarları kabarır;
- ''şuna da ben iyilik yapayım da hayatı değişsin'' der.
adamın omzuna arkadan vurur.
Adam geri döner, bıyıklı, gür sakallı biri..
Şaşırır ve der'ki;
- ''yuh ulan sana hep oralarını sürteceğine biraz da kafayı sürtseydin'ya''...

fıkranın devamı


18 Yaşındaki çoban koyunları otlatırken bir ara penisinin sertleştiğini görür.Endişeye kapılır.Kalkar doktora gider.

Çoban ; Doktor bey benim penisim bir türlü eski haline gelmiyor,der.

Doktor genç çobanın şikayetini kısa zamanda anlar ve çobanın penisini eliyle okşamaya başlar bu arada çoban penisinden çıkan sıvıyı görünce doktora hastalığının ne olduğunu sorar.

Doktor çobana :

-Birşeyin yok oğlum.İltihabını aldık,der.

Çoban rahatlamış olarak işine döner.Aradan bir kaç gün geçtikten sonra çoban yine penisinin sertleştiğini görür.''Eyvah!Yine iltihap yaptı deyip doktora koşar...''

Doktora gittiğinde muaynehanede doktorun hanımı çobanı karşılar.Çoban ''doktor yokmu'' der.

Doktorun hanımı:

- Doktor yok.Şikayetiniz nedir,der.

Çoban :

- Penisim iltihap yaptı aldırmam gerekir ,der.

Kadın gencin halinden anlar ve soyunmasını söyler.Daha sonra kendide soyunur.İlişkiye girerler...

Çoban rahatlamış bir vaziyette giyinir.İşine gitmek üzere yola çıkar...

Yolda doktoru görür.Doktor çobana sorar:

- Yine ne oldu ?

Çoban:

- Penisim yine iltihap yapmıştı saolsun eşiniz iltihapımı boşalttı,der.

fıkranın devamı


hayvanlar kendi aralarında eğlence tertiplemek istemişler,hazırlıklar yapılmış,eğlence için yemekler hazırlanmış orkestra kurulmuş ,müzik aletlrini hazırlamışlar.davul var fakat zurnayı bulamıyorlar.
kendi aralarında tartışırlarken aslan hazırlıkları kontrole geliyor.
kralımız herşey tamam fakat zurnamız eksik onuda ancak sen bulabilirsin demişler.
aslan böbürlenerek yola çıkıyor,ormanları dolaşıyor bir iki derken üçüncü dereyide geçmek üzere iken,bakıyor karşı kıyıda eşek dinleniyor, *ikini sağa sola sallayıp duruyor.
aslan işte zurnayı buldum diye seviniyor,geliyor eşeğin yanına,eşeğe durumu anlatıyor,eşekte olur gelirim diyor.
fakat zurna suya girerse ötmez diyor,ne yapacağız
aslan kardeş sen bilirsin işte diyor.
neyse aslan bozuluyor kafasını sağa sola sallıyor,ne yapalım söz verdik bir kere diyor
ve eşeğin önüne eğiliyor,eşek zurnayı aslana geçiriyor dereden karşıya geçiyorlar.
ikinci dereye geliyorlar.eşek yine aslan kardeş biliyorsun işte ıslanınca ötmüyor.
aslan yine bozularak eşeğe domalıp zurnayı alıyor ve dereyi geçiyorlar.
üçüncü derenin başına geliyorlar,hayvanlar bunları görünce sevinçle bağrışıyorlar.
kralımız zurnayı buldunmu diye soruyorlar,
aslanda hiddetle ,buldum buldum buraya kadar getirdim .
işte zurna burda diyor ,götüne güvenen varsa gelsin alsın.

fıkranın devamı


Hristiyanın biri günah çıkartmak için kiliseye gitmiş. Girmiş günah çıkartma odasına, yan tarafa'da peder girmiş.
Adam;
- ''Peder bey ben çok günahkar bir kulum günah çıkartmak istiyorum''.
Peder;
- ''Tabii, anlat'da çıkartalım günahlarını''.
Adam;
- ''Ama Peder bey çok ayıp, utanırım anlatamam''.
Peder;
- ''Evladım utanmana gerek yok, hem anlatmasan nasıl çıkartabilirim'ki günahlarını''.
Adam utana sıkıla anlatmaya başlamış.
- ''Şey Peder bey, ben bu zamana kadar çok kedi *iktim''.
Öyle deyince birden Peder can kulağıyla dinlemeye başlamış;
- ''Yaaa, sahi'mi? Peki nasıl beceriyordun bu işi?''.
Adam;
- ''Basbaya, arka ayaklarından tutup *ikiyordum''.
Peder;
- ''Tüh lan desene, biz *aşakları boşa cırmalatıyomuşuz'

fıkranın devamı


İki arkadaş bara gidip içmek isterler. Üstlerinden saadece 500.000 TL çıkar. Biri ötekine;
- ''Ben şu markete girip birazdan gelicem''.
Geldiğinde elinde bir adet sosis vardır.
- ''Bak bununla hemen bara gideceğiz''.
Ötekinin şaşkın bakışları arasında bara girerler ve iki kadeh viski söyler. İçtikten sonra, şaşkın olan bunu nasıl ödeyeceklerini sorar. Diğeri;
- ''Bak şimdi, sen önümde diz çökeceksin, fermuarı açacaksın ve başlayacaksın saks çalmaya, ondan sonra olanları göreceksin''.
Şaşkın olan aynen denilenleri yapar ve birden bir azar işitir bar sahibinden. Bar sahibi ıvır zıvırlarını toplayıp derhal bardan çıkmasını söyler. Bu numara oniki barda böyle devam eder. Artık iyice sarhoş olarak onüçüncü bara geldiklerinde, şaşkın olan artık arkadaşının önüne çömelmekten dizlerinin ağırdığını, ve dermanın kalmadığını söyler.
Diğeri derki;
- ''Ya, seninkide dert'mi? Ben 6 bar önce sosisi kaybettim''....

fıkranın devamı


Serçe Eşşeğe demişki:
- sizin cinsel yaşamınız berbat...Bizler her gün her zeminde, her mekanda, her ortamda sayısız defalar birbirimizi ediyoruz...Sizler ise yılda bir defa ilişkiye giriyorsunuz, buna nasıl sabrediyorsunuz anlayamıyorum demiş.
Eşşek Serçe'ye:
-evet haklısın...bizler yılda bir defa yapıyoruz ama "Gören Allah için söylesin" demiş.

fıkranın devamı


Bir köyde bir adam, karısı, annesi ve de genç bir oğluyla beraber yaşıyorlarmış. Oğlanın evlenme çağı gelmişte geçiyormuş. Ama babası oğlunu bir türlü evlendirmiyormuş. Oğlan kadınsızlıktan dolayı iyice bunalıma girmiş ve kendi kendine;
- ''Bugün tarlada çalışırken bana kim öğle yemeği getirirse onu *ikeceğim'' demiş.
Şans bu ya o gün yemeği baba annesi getirmiş.
- ''Nene gelme. Nene gelme'' demiş ama nenesine dinletememiş ve;
- ''Kusura bakma nene yemin ettim'' diyerek nenesini *ikmiş. Nenesi ve babası genç adamdan davacı olmuşlar. Duruşma yapılmış ve son karar öncesi hakim genç adama;
- ''Son bir sözün var mı?'' diye sormuş.
Genç adamda babasını göstererek;
- ''Bu adam bunca yıldır benim anamı *ikiyor'da ben onun anasını bir kere *ikmişimde ne olmuş hakim bey'' demiş.

fıkranın devamı


Odanin birine 1 kadin, 1 ütü ve 1 gömlek koymuslar
-5 dakika içinde gömleği ütüleyip, kadinla beraber olan kisi kazanacakmis
Japon, almis ütüyü eline gömlegi bir güzel ütülemis Kadina sira gelince süre bitmis
Çikista :Bizde prensip budur demis:Önce is gelir
Fransiz girmis ve hemen kadina saldirmis
Ütüye sira gelince süre bitmis Çikista:Bizde prensip budur demis:Önce ask gelir
Türk girmis Girer girmez vermis kadina ütüyle gömlegi, o ütülerken kadinin isini bitirmis ve kazanmis Çikista: Bizde prensip budur demis:
Çalisani mikerler

fıkranın devamı


adamin biri karisina don almak için pazara gitmiş pazarci başlamiş don 50 bin kilot 30 bin adam gitmiş pazarcinin yanina don kaç para kilot kaç para demiş adam don 50 kilot 30 bin demiş adam yine sormuş don kaç para kilot kaç para adam yine ayni cevabi vermiş derken adam tekrar tekrar sormuş en sonunda pazarci sinirlenmiş don 30 bin kilot 50 bin demiş adam şaşirmiş donu niye indirdiniz pazarcida anani sikmek için demiş.

fıkranın devamı


Evli çift, seks zamanlarını bir türlü düzene sokamamışlar. Çocuklarından dolayıda, canları isteyince söyleyemiyorlarmış. Gizli bir haberleşme yöntemi bulmak için karar vermişler. Bu arada kadın seks konusunda daha isteksiz, erkek ise sürekli ister konumdaymış. Kadın söze başlamış :
- Eğer o gün saçlarım sağdan sola taranmışsa anlaki canım hiç istemiyor, hiç boşuna yaklaşma, eğer o gün saçlarım soldan sağa taranmış ise canım yine istemiyor yine sen bana hiç yaklaşma, ama eğer saçlarımı at kuyruğu yapmışsam o zaman belki birşeyler olabilir.. Erkek sükunetle dinledikten sonra;
- ''Bak hanım, eğer o akşam bir duble rakı içmişsem canım istiyor demektir, eğer iki duble rakı içmişsem anlaki canım çok istiyor demektir, ama eğer üç duble rakı içmişsem saçına başına bakmam *ikerim''...

fıkranın devamı


Bir adamın oğlu artık büyümüş, evlenmek istiyor. Fakat köyün kızları gençle evlenmek istemiyorlarmış çünkü gencin aleti çok büyükmüş.
- ''Ulan evlenemiyoz bari geneleve gideyim'' demiş.
Şehre gitmiş geneleve gelmiş. Ama aleti gören kadınlar bunu genelevden kovmuşlar. Gençte genelevin merdivenlerine oturmuş, başlamış ağlamaya. Bunu gören bir ibne;
- ''hayrola tatlım ne oldu'' demiş.
Gençte durumu anlatmış. İbne;
- ''gel benle''
diyerek genci evine götürmüş. Başlamışlar işe iş bitince genç;
- ''helal olsun sana'' demiş.
İbnede;
- ''Eeee ne de olsa erkek adamız'' demiş.

fıkranın devamı


Zaman kötüymüs ülke adeta yıkılıyormus zamanın basbakanı Demirel bu duruma cözüm bulabilmek için hemen devreye girer ve o dönemin bütün siyasi liderlerini toplar. toplantıya Ecevit Türkeş ve Erbakan katılır tabi Ecevitin toplantıda olmasından rahatsız olan Türkeş toplantıyı terk etmek ister duruma Demirel müdahale etmek ister fakat basarılı olamaz arkadan Erbakan devreye girer kardes der burada iştişare yapıyoruz biraz sakin ol der Türkeş yerinde durmaz Ecevite sataşmaya devam eder Erbakan der bak sen böyle yapıyorsun biz ise burda ülkeyi kurtarmaya calısıyoruz bak Peygamber efendimiz emretmis iştişare yapmak sünnettir. Türkeş iştişare yapmak sünnet se cihat etmek farzdır.

fıkranın devamı


Adam genç ve güzel karısıyla bir kasabada konaklamak zorunda kalır. Kalacakları otelin sahibi adamı uyarır;
- ''Bu civarda Hızlı Co diye biri var, aman ha karına dikkat et, Bir an bile gözünü ayırma''.
Akşam olunca yatarlar ama adamın içi rahat etmez. Elini karısının apış arasına koyarak uyumaya karar verir.
Tam o sırada bir sinek gelir, adamın burnunun üstüne konar. Adam diğer eliyle kovalar. Sinek tekrar konar, adam kovalar. En sonunda iki elinide kullanarak havada sineği öldürür. Elini tekrar karısının apışarasına koyduğunda, bir ses;
- ''Çek elini g*tümden''..

fıkranın devamı


3 tane bit bir kadının vücudun da kaybolurlar yollarını bulmak için bir anlaşmaya varırlar hepsi birden göbekte toplanırlar ve
ilki ben yukarı gidiyorum,ikincisi ben arkaya gidiyorum ve üçüncü de ben aşagıya gidiyorum der.
Belli bir süre sonra hepsi yine göbekte buluşurlar

-Yukarı giden başlar anlatmaya ;
Çok zor oldu,dağlar tepeler gittim çok yoruldum ama yolu bulamadım der;
Arkaya giden anlatmaya başlar:
Sen ne diyosun ya gittim gittim virajı aldım almasına iğrenç bir koku öyle böyle değil bayılıyodum der
Ve aşağıya giden artık dayanamaz hemen lafa girer.
Sizinki ne ki ;
Ben önce aşağıya indim sonra bir ormandan geçtim önüme bir mağara çıktı ve içeri daldım bir de ne oldu dersiniz ;
Bir baktım arkamda kel kafalı bir adam ben kaçtım o kovaladı,ben kaçtım o kovaladı...
Sonra baktı ki beni yakalayamiyacak çok sinirlendi yüzüme tükürüp gitti...

fıkranın devamı

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12...76 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey