Hayvan Fıkraları

loading...


Maymunla aslan karsilasiyorlar. Aslan,
- Gel konusalim, arkadaslik yapalim.
- Önce kendini bagla, senden korkuyorum, der maymun.
aslan kendini hareket edemeyecegi sekilde bagladiktan sonra,
- Tamam artik neden titriyorsun. Artik istesemde sana zarar veremem.
Kendimi iyice bagladim, der...
Maymun cevap verir:
- Ilk kez bir aslan becerecegim de ondan heyecanlandim...

fıkranın devamı


Iki karadenizli yilan, karadeniz ormanlarinda geziyorlarmis. Biri digerine sormus :
- Ula piz zehirlu yilanmiyik da?
- Haçan nerden çikti pu simdu?
- Az önce dilimu isirdimda...

fıkranın devamı


Aslan ile boga barda oturmus,sohbet ediyorlardi..Aslan bir ara saatine bakti ve telasla ayaga kakti;
-"Geç olmus gideyim..Hanim bekler simdi..
Boga güldü;
-"Koca ormanlar krali hanimdan mi korkacak canim..
Aslan;
-"Öyle deme.beni evde bir disi aslan bekliyor..Seninki gibi inek degil...

fıkranın devamı


Avusturalya'ya gezmeye giden bir Amerikali yerli bir rehber tutmus. Bir gün dolasirlarken bir inek gören Amerikali, "Bu nedir ?" deyince rehber "Ineek" demis. Bunun üzerine Amerikali küçümser bir tavirla,
- Siz buna inek mi diyorsunuz ? Bizim kuzularimiz bile bundan büyüktür, demis. Yerli rehber bu olaya çok bozulmustu ama çaktirmamis.
Gezmeye devam ederlerken bu sefer de bir tavuk gören Amerikali ya bu nedir bu ? diye tuhaf tuhaf sormus, rehber de "tavuk" deyince,
- Siz buna tavuk mu diyorsunuz ? Bizim serçelerimiz bile bundan büyüktür, diye yine dalga geçmis.
Bütün bu olanlar karsisinda rehber fena bozulmus. Tam o sirada ziplayarak geçen bir kanguruyu gören Amerikali, "peki bu nedir?" diye sorunca, daha önce olanlardan dersini almis olan rehber atilmis;
-Çekirgee..

fıkranın devamı


Soguk bir kutup gecesi..
Yavru kutup ayisi annesine yaklasir :
- Anneeeee, ben kutup ayisi miyim ?
- Evet oglum
- Eee peki anneee sen de kutup ayisi misin ?
- Evet oglum ?!
- ee peki anne babam da kutup ayisi mi ?
- Tabii ki oglum ?!
- Ee peki anne dedem, dedemin dedeleri falan hepsi kutup ayisi miydi ?
- Evet oglum hepsi kutup ayisiydi ?!
- Eee peki anne yani sülalemizde bi karisiklik falan yok di mi anne ?
- Yok tabi oglum hepimiz kutup ayisiydik, niye soruyorsun ?
- O zaman ben niye bu kadar üsüyorum?..

fıkranın devamı


Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok dedik ya
- ekmek var mı
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
- çivi var mı
- yok
- ekmek var mı

fıkranın devamı


Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış dolaşıyorlardı.Erkek ahtapot eğildi hafif bir sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı:
-Ne güzel bir gece değil mi sevgilim?...Mehtap,yıldızlar,sen,ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz...

fıkranın devamı


Bir gün aslanın birinin canı çok sıkılmış, şöyle bir ormanı gezeyim tebamla eğleneyim biraz demiş. Ormanda gezerken bir devekuşu görmüş, yakalamış devekuşunu boynundan; öteki pençesiyle de "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat atmış hayvana, "söyle bakalım!" demiş, "kim bu ormanın kralı?", devekuşu ürkekçe "Sensin aslan abi" demiş, "tabi benim" demiş aslan ve "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat daha atıp fırlatmış hayvanı. Derken aslanın karşısına bir kurt çıkmış, tutmuş kurdu boynundan; "Şak, Şak, Şak" diye atmış tokadı, "Söyle" demiş, "kim bu ormanın kralı", kurt da ürkek "sensin aslan abi" demiş, aslan da "tabi benim" demiş, "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat daha atmış, fırlatmış bir kenara. Derken bu defa aslanın karşısına bir fil çıkmış, tam korkarak kenardan sıyrılacağı sırada kurtla devekuşu gelip "sen bu ormanın kralı değil misin aslan abi? koş yakala şu hayvanı" demişler. Bu gazı yiyen aslan koşmuş tutmuş fili "Şak, Şak, Şak" diye patlatmış tokadı ve hemen sormuş "söyle bakalım; kim bu ormanın kralı?". Filin kafası bir atmış, tutmuş hortumuyla aslanıyla "Pat, Pat, Pat" diye üç kere yere çarptırıp fırlatmış atmış. Aslan yerden zorlukla kalkıp elleriyle üstünü silkerken, file dönmüş ve şöyle demiş "Bilmiyorsan bilmiyorum de kardeşim.."

fıkranın devamı

Günün birinde karıncalar ile kırk ayaklar maç yapacakmış.ve sonunda maç günü gelmiş.karıncalar sahaya çıkmışlar.beklemişler beklemişler bir türlü kırk ayaklar sahaya çıkmamış.sonunda birinci yarı bitmiş.ikinci yarıda kırk ayaklar sahaya çıkmış.karıncalar sormuş:
-neden bukadar geciktiniz?
kır ayaklar hemen cevap vermiş demişlerki:
-biz kramponlarımızı giyinene kadar ilk yarı bitti onun için geciktik
fıkranın devamı

Amerikalının biri kızılderili çadırının yanından geçerken kızılderiliyi görür. yanına gider nasılsın iyimisin derken kızılderilinin atını görür ve kızılderiliye at senin mi onunla konuşabilir miyim der. Kızıl derili at benim olmak ama ta konuşamamak der amerikalıya. Amerikalı aldırış etmeden kızıl derilinin atının yanına gider ata sorar nasılsın iyimisin sahibinle aran nasıl der. at amerikalıya cevap verir sahibim çık iyi beni hergün yürüyüşe götürür suyumu verir yemeğimi verir der kızılderili şaşkın bir şekilde atına bakar.
Amerikalı kızılderilinin yanına gider köpeğini görür sorar köpek seninmi onunla konuşabilirmiyim. Kızılderili köpek benim olmak ama köpek konuşamamak der. amerikalı köpeğin yanına gider sorar nasılsın iyimisin sahibinle aran nasıl. köpek amerikalıya cevap veriri iyiyim sahibimle aram çok iyi bana hergün kemik verir ben onu yerim der. Kızıl derili şaşkın şekilde amerikalı ile köpeğine bakmaktadır.
Amerikalı kızılderiliye yaklaşır eşşeğini görür. sorar bu eşşek seninmi onunla konuşabilirmiyim der.
Kızıl derili eşşek benim olam ama eşşek çok yalan söylemek.der
fıkranın devamı

Adamın biri karısının kendisini aldattığını düşünür ve boşanmak ister. Ancak karısı boşanmak istemez ve her mahkemeye gidişlerinde durumu ispat edemeyince boşanamazlar. Adam hangi dedektifi, hangi teknolojiyi denerse denesin kadını bir türlü yakalayamaz. Bir gün gazetede bir ilan görür. ""Dedektif Köpekle biz bütün sorunları çözeri diye"". Hemen müracaat eder ve köpeği alıp eve getirir. Karısı istemesede köpeği eve bırakır ve iş seyahatine çıkıyorum diye evden ayrılır. Bir müddet sonra evini telefonla arar. Telefona çıkan köpektir. Köpeğe sorar? Karım beni aldatıyormu? Köpekten cevap gelir Hav(evet), tekrar sorar; peki şu an ne yapıyor? Köpek cevap verir. Ihıhıhııhıhıh. Ya kaç kişiyle peki diye sorar adam? Cevap gecikmez; Ouooouooov..Ouoooouuoov...Ouoouooouv
fıkranın devamı

Bir gün ormanın kralı aslan, tatile çıkmak
ve bazı işlerini yapmak için ormandan
ayrılmaya karar verir. Etrafına bakar
kendisi yokken işlerini kim götürebilir diye.
Bir de bakar ki tavşan geliyor,
tavşana, "Gel lan buraya" der kükreyerek,
tavşan gelir yanına, "Bak der, ben tatile
çıkacam,gidince benim yerime bakabilirmisin?
Tavşan olur der çekinerek. Bunun üzerine bir
toplantı yapar ve ormandaki hayvanları toplar,
onlara bakın der, "Ben bir süre olmayacağım,
benim yokluğumda bütün yetkilerim tavşanda
olacak ve ona yamuk yapanı gelince yamulturum"
Tüm hayvanlar olur derler ve aslan
tatile çıkar. Tavşan, krallığının ilk gününde
ormanı dolaşır gerinerek, bakar ki maymun,
"dur der şuna bir parmak atıyım", gider bi
parmak atar, maymun sinirlenir bişey demez,
gergedanı görür ona da bir parmak atar,
gergedan çok sinirlenir ama bir şey diyemez,
zürafada aynı akibete uğrar, tavşan neşeli
dolaşır ormanda ve AYI'ya rastlar. Ayıya da
bir parmak atar ama ayı döner buna bi güzel
kayar,ama ne kayış. Tavşan can acısıyla,
uzaklaşırken kendi kendine söylenir,
"A..na ko...mun Ayısı, hiç bir toplantıya
katılmaz ki !!!!"

fıkranın devamı

Tavşan kafasına koymuş tilkiyi s*kecek.
Tilkinin yuvasına gidip yavrularına "ananızı s*kecem ananızı s*kecem diyormuş
yavrularıda "lan tavşan s*ktir git akıllı ol seni severiz" demişler ama tavşan aklına koymuş tilkiyi s*kecek bu böyle 3 5 gün devam etmiş en son yavrular analarına söylemiş tavşan önde tilki arkada kovalamaca başlamış tavşan tam kendisinin girebileceği bi ağaç kovuğu bulmuş tavşan girmiş ama tilki vucudunun yarısı girdikten sonra sıkışmış öbür taraftan tavşan elleri g*tünde eeeeeee demiş tilki kardeş koştuk koştuk yoruldulduk bebelerede söz verdik.....
fıkranın devamı

Büyük bir ormanda büyük bir fil küçücük bir karıncaya aşık olur. Küçük karınca ilk başta razı gelmez.Ama uzun bir nazdan sonra kabul eder ve aralarında büyük bir aşk başlar. Fakat küçük karıncanın annesi siz ayrı dünyaların hayvanlarısınız der ve karşı gelir. karınca ne yapsa annesine fili kabul ettiremez ve sonunda büyük gerçeği açıklar;
Annecim eğer bana acımıyorsan karnımdaki file acı.
fıkranın devamı

Bir gün adamın biri evden işe döner posta kutusuna bir bakar normal halinden 4 kat fazla fatura merak eder telefon şirketini arar bir sorun olamadığını söylerler adam der çaresiz ödeyecez sonra gece yarısı kalkar bir bakar papağanı telefonu açmış konuşuyor çok kızar ve papağanı kanatlarından duvara çiviler 1 hafta boyunca orada kalacağını söyler 15-20 dakika geçer canı sıkılır orada asılı duran hz.isanın haça girilmiş heykelini görür der
- Eeee, birader sen ne zamandır burdasın
heykel der
- Ben 2000 yıldır buradayım
papağan,
- Ohaaa nereyi aradın lan öyle
fıkranın devamı

Vaktiyle kilisenin birinde bir papaz ve iki tane papağanı varmış. Papaz papağanları öyle dindalarmışki her gün durmadan dua ederlermiş ve bulundukları yerde herkes takdir edermiş. Papaz ve papağanları birgün aynı yerde birkadın iki adet dişi papağan almış ama bu papağanlar çok edepsizmiş. Her türlü küfür, ahlaksızlık bunlardaymış. Kadın çareyi papazdan yardım aramakta bulmuş. Almış papağanları gelmiş bizim papazın yanına.
Başlamış konuşmaya,
- Papaz efendi şu benim papağanlar çok terbiyesiz. Bunları seninkiler gibi nasıl yaparız? demiş
Papaz
- kolayı var ver şimdi şunları bana bir hafta sonra gel demiş,
bunun üzerine kadın oradan ayrılmış.
Sonra bizim papaz almış hayvanları koymuş bizimkilerin yanına. Tabi kadınınkiler fırlama.hemen sarkmaya başlamış.
- hey iki fıstık gibi kıza ne dersiniz? demiş birisi.
- bizim dindar papağanlar bakmış one 2 adet dişi papağan biri diğerine
- olum çarli bak gördümmü sonunda dualarımız kabul oldu len...
fıkranın devamı

Yaşlı bir adam otobüste giderken yanına genç bir çocuk oturmuş. Çocuğun saçlarının bir tutamı mavi, bir tutamı sarı, bir tutamı kırmızı, bir tutamı yeşil anlayacağınız saçlar rengarenkmiş. Yaşlı adam genci süzmeye başlamış. Çocuk yaşlı adama dönüp;
-Ne bakıyosun moruk? Hayatında hiç çılgınlık yapmadın mı? demiş
Adam da;
- Yaptım, yaptııım... Vaktiyle bir papağanla ilişkiye girdiydim sen oğlum olabilirmisin diye bakıyorum...
fıkranın devamı

Sonradan olma zengin ağalardan biri safariye gitmeye
karar vermiş. Uzun zaman sonra geriye döndüğünde
köydekilere bahsetmeye başlamış.
Yol boyunca zenginlerin neler yaptığını ve nasıl
yaşadıklarını anlatmış. Bir süre sonra köylünün biri
sormuş.

''Ağam neler görmüşsen hele anlat''
Ağa anlatmaya başlar.
'' Bizi kocaman uçaklarla götürmüşlerdir.
Kocaman tekerlekli jiplerle ormanların, nehirlerin,
köprülerin üstünden geçirmişlerdir.''
Derken bir köylü sorar.
'' Hiç hayvan yok mudur? Ağam.''
'' Olmaz mı. Hele zürefa görmüşem ilk önce'' der ağa.
'' O nedir'' diye sorar köylü.
Ağa görmüş tavırları ile hem sorar hem anlatır.
'' Eşeği biliy misiniz?''
'' Biliyiiiz '' der köylüler
'' İşte eşeğin uzun bacaklı olanı ve boynu eşeğinin üç
katı, üzerinde yuvarlak benek olana zürefa diiyler.''
Köylüler hayalinde zürefayı canlandırmaya çalışırlar.
Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar.
'' Başka hayvanda var mıdır ağam?''
'' Olmaz mı. Zebra görmüşem bir sürü''
'' O nedir'' diye sorar köylü
Ağa görmüş tavırları ile tekrar anlatır.
'' Eşeği biliy misiniz?''
'' Biliyiiiz '' der köylüler
'' İşte eşeğin aynı boyunda yukarıdan aşağıya çizgili
pijama giyenine zebra diiyiler.''
Köylüler hayalinde zebrayı canlandırmaya çalışırlar.
Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar.
'' Başka hayvanda var mıdır ağam?''
'' Olmaz mı. Gergedan görmüşem bir sürü''
'' O nedir'' diye sorar köylü
Ağa görmüş tavırları ile tekrar anlatır.
'' Eşeği biliy misiniz?''
'' Biliyiiiz '' der köylüler
'' İşte eşeğin yana doğri iki katı, burnunda iki tane
boynuz olanına diiyiler.''
Köylüler hayalinde gergedanı canlandırmaya çalışırlar.
Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar.
'' Başka hayvanda var mıdır ağam?''
'' Olmaz mı. Boğa yılanı görmüşem bir tane''
'' O nedir'' diye sorar köylü
Ağa boğa yılanı ile eşek arasında nasıl bir bağ kurarım
da anlatırım diye biraz düşünür.
Köylüler merakla bekler.
Ağa sorar.
'' Eşeği biliy misiniz?''
'' Biliyiiiz '' der köylüler.
'' Eşeğinkini de biliy misiniz?''''
'' Biliyiiiz '' der köylüler
'' İşte eşeğinkinin 5 katı uzunlukta amaaa eşek yok
ortalıkta !!.....

fıkranın devamı

Kurt ormanda yalnız başına gezerken ormanlar kralı aslana rastlamış. Aslan:
-Kurt kardeş gel benimle takılda sana delikanlılık öğreteyim demiş. Kurt kabul etmiş.
Birlikte ormanda gezmeye başlamışlar. Derken ormandan bir hayvanın gürültüsü duyulmuş. Arslan şöyle bir diklenmiş kurta demiş ki:
-Kurt kardeş bak bakalım gözlerim kanlandımı?
-Kurt bakmış evet abi kanlandı demiş.
Arslan:
-Kurt kardeş geç bakalım arkama dötüm gidip gidip geliyormu?
Kurt geçmiş arkasına ve:
-Evet abi dötün gidip gidip geliyor demiş
Arslan hemen gitmiş ve gürültü yapan hayvana bir pençe vurmuş hayvan paramparça yerde.
Kurt bu olaydan çok etkilenmiş ve arslana demişki:
-Arslan abi ben delikanlılığı öğrendim bana müsaade et gideyim demiş. Arslanda izin vermiş.
Neyse Kurt ormanda gene gezmeye başlamış. Tilkiye rastlamış. Tilki kardeş gel sana delikanlılık öğreteyim demiş. (arslandan öğrendi ya öğretecek)
Beraber gezmeye başlamışlar. Derken ormandan bir atın kişnemesi duyulmuş.
Kurt şöyle bir diklenmiş tilkiye demişki bak bakalım tilki kardeş gözlerim kanlandımı. Tilki bakmış ve
-Yook kanlanmadı demiş.
Kurt:
-Lan oğlum deki kanlandı.
Tilki:
-Tamam abi kanlandı demiş.
Kurt:
-Geç arkama bak bakalım dötüm gidip gidip geliyormu.
Tilki geçmiş arkasına bakmış.
-Yook abi dötün gidip gidip gelmiyor.
Kurt Kızmış:
-Lan oğlum deki gidip gidip geliyor.
Tilki çaresiz:
-Tamam abi dötün gidip gidip geliyor.
Kurt hemen koşarak kişneyen atın yanına gitmiş.
At buna öyle bir çifte savurmuşki kurt 2.80 yerde.
Tilki hemen kurdun başucuna ve demişki:
-Aha kurt abi şimdi hem gözlerin kanlandı hem de dötün gidip gidip geliyor!
fıkranın devamı

Çiftçinin biri kümesteki horozun çok yaşlandığını düşünüp kasabadan genç bir horoz almış. Genç horoz kasıla kasıla kümese girer girmez, yaşlı horoz onu durdurmuş.
- Bak hemşerim bu kümese iki horoz fazla. En iyisi gel seninle bir müsabaka yapalım, kazanan tüm kümese sahip olsun, kaybeden defolup gitsin.
Demiş. Genç horoz "Nasıl olsa yenerim bu ihtiyarı" diye düşünüp kabul etmiş. Yaşlı horoz:
- Bak seninle ikimiz çiftliğin ucundaki çitlerden, öbür uçtaki çitlere kadar koşacağız. Kim önce varırsa o kazanıp herşeye sahip olacak.
Genç horoz kabul etmiş. Ancak yaşlı horoz;
- Delikanlı ben senden çok yaşlıyım. Sen burada bekle ben 10 adım önden başlıyayım. Genç horoz kendine çok güvendiği için kabul etmiş. İki horoz yerlerini almışlar. 1,2,3 demiş yaşlı horoz ve yarış başlamış. Genç horoz hızla arayı kapatıyormuş. Bu sırada bir silah sesi duyulmuş ve genç horoz tam yaşlı horoza yetişmek üzere iken kan içinde yere serilmiş. O sırada herkez elindeki çifte ile duran çiftçiye dönmüş. Çiftçi:
- Lanet olsun bu hafta içinde aldığım dördüncü horozda ibne çıktı...
fıkranın devamı

Sirkte bir arslan terbiyecisi eğittiği arslan ile birbirinden ilginç ve tehlikeli gösteriler yapıyormuş. En son gösterisinde eline bir sopa almış, arslanın kafasına sopa ile vurmuş, arslan ağzını açmış, adam da erkeklik organını arslanın ağzına sokmuş. Seyirciler çılgınca alkışlamışlar. Adam seyircileri selamladıktan sonra;
- Aranızda bu hareketi yapabilecek bir gönüllü var mı?
Diye sormuş. Arkalarda oturan bir adam seslenmiş;
- Ben yaparım ama kafama vurmayacaksın...
fıkranın devamı

Ormandaki hayvanlar bir gün orkestra kurmaya karar vermişler ve her hayvana bir alet düşmüş küçük ayı yavrusunada zurna çalacaksın demişler.
Ayıcık,
-Zurnayı nerde bulucam demiş, diğerleri
-Zurnanın sopa gibi olduğunu ve ormanda bulacağını söylemişler.Bunun üzerine ayıcık aramaya başlamış epey aradıktan sonra güneşlenen bir eşşeğe rastlamış
-Eşşek amca zurna nerde bulurum demiş, eşşekte aletini gösterip işte zurna bu demiş.
Bunun üzerine ayıcık,
-Hadi gidelim demiş.Başlamışlar yürümeye derken dere kenarına gelmişler eşşek ayıya
-Zurnanın ıslanmaması lazım yoksa çalmaz demiş onun için sen önüme geç ben zurnanın ucunu içine koyacagım demiş.
Ayı tamam demiş dereye girmişler.
3-5 metre sonra ayı dayanamamış kaçmış ve diğer hayvanların yanına gelmiş hani zurna nerde demişler ayıda
-Zurna derenin kenarında g..... ü yiyen varsa alsın demiş.
fıkranın devamı

İki horoz mutfağa girerler. Etrafa meraklı gözlerle bakarlarken tezgahın üzerinde bir yemek kitabı görürler. Kitabın üzerinde:
-"Yumurta yapmanın 100 yolu" yazmaktadır. Biri digerini dürter ve der ki :
-Oğlum bak lan seks kitabı bulduk !.

fıkranın devamı

Bir gün ormana bir maliyeci gider ve ormanda bütün hayvanlarda panik başlar. Leylek hanımını çocuğunu alarak hemen ormandan kaçmaya başlar, bunu gören kaplumbağa:
- Hayırdır leylek kardeş nereye kaçıyorsun böyle, diye sorar. Leylek:
- Ormana maliyeci geldi ondan kaçıyorum, der. Kablumbağa:
- İyide seninle ne alakası var maliyecinin, der. Leylek:
- Olurmu kablumbağa kardeş bende yazlık, hanımda yazlık, çocukta yazlık ben kaçmayımda kim kaçsın, der.
Bunu duyan kaplumbağa kan ter içinde çocuğunu ve hanımını alarak ormandan kaçmaya başlar. Bunu gören maymun:
- Nere kaçıyorsun kablumbağa kardeş, der. Kablumbağa:
- Ormana maliyeci geldi ondan kaçıyorum, der. Maymun:
- İyide kablumbağa kardeş maliyeci ile senin senin işin olur, diye sorar. Kaplumbağa:
- Olurmu maymun kardeş bende ev, hanımda ev, çocukta ev ben kaçmayımda kim kaçsın, diye cevap verir.
Bunu duyan maymun çocukları ve hanımı alarak herkesten daha hızlı kaçmaya başlar. bunu gören diğer hayvanlar sorarlar:
- Hayırdır nereye kaçıyorsun maymun kardeş. Maymun:
- Ormana maliyeci geldi ondan kaçıyorum, der. Diğer hayvanlar:
- İyide senin maliyeciyle ne işin olur, diye sorarlar.
Maymun durur düşünür:
- Sahi yav ben niye kaçıyorumki, benim k*çım açık, hanımın k*çı açık çocuğun k*çı açık.
fıkranın devamı

Yaşlı horoz, kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim?
Genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?
Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onu son bir kez s*keyim.
- Hayır, olmaz.
- O zaman bana son bir şans ver.
- Neymiş o?
- Kümesin dışına çıkıp, şu ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım.
Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar.
Birden GÜÜMM diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...14 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama