Hayvan Fıkraları

loading...

Karısının sözünden hiçbir şekilde çıkmayan bir iş adamı varmış. Bu adam bir gün iş için Japonya'ya uçacakmış ki karısı ondan gelirken bir sincap getirmesini istemiş. Adam tamam karıcım diyerek Japonyaya uçmuş. İşlerini bitirdikten sonra karısının isteği üzerine bir sincap almış ve havaalanına gitmiş. Kapıda uçağa hayvanların bindirilemeyeceğine ilişkin bir yazı görmüş ve WC'ye gitmiş. Sincabı donunun içine koymuş. Uçağa binmiş. Uçak havalandıktan bir süre sonra adam bi "Ah" çekmiş. Yanında oturan adam
-"Beyfendi noldu bişeyiniz mi var?" demiş. Adam yok bişey diyerek geçiştirmiş... 1 saat kadar sonra bir kez daha "Ah" çeker. Bu sefer bütün yolcular sorar;
-"Beyfendi noldu bişeyiniz mi?" var diye. Adam yine yok bişey diyerek geçiştirir. Kısa bir süre sonra yeniden "Ah" çeker ve hosteslerden biri gelip
-Beyfendi ne oldu bişeyiniz mi var der. Adam yine yok bişey der. Uçak artık Türkiyeye inmek üzeredir; bizim ki öyle bir "AH" çeker ki pilotlar bile gelip nasıl olduğunu sorarlar adam
-"Yok bişey siz sadece uçağı yere indirin yeter!" der. Uçak iner ve bizim ki hemen WC'ye gider sincabı çıkarır ve başlar onunla konuşmaya:
-"A.... kodumun sincabı, s.k.mizi dal sandın sallandın bişey demedik, g.tümüzü yuva sandın girdin çıktın birşey demedik, ...aşşaklarımızı ceviz sandın birbirine vurup kırmaya çalıştın bişey demedik, be or.spu evladı o cevizleri o yuvaya sokmanın ne anlamı vardı?"

fıkranın devamı

Çiftçi tavukları için hiç yorulmayan bir horoz almak için pazara
gider. Pazarci :
-İstediginiz herşeyi bu horoz yapar, diye azgın mı azgın bir horoz satar bizim çiftçiye. Adam çiftlige döner ve horozu kümese koyar koymaz tüyler uçusur, gıdaklama sesleri, feryat figan, çiftçi çok memnundur. Ama horoz çok azgındır, sadece kümesi değil, çiflikteki hayvanlar, atlar, koyunlar, inekler vs. vs. Adam memnundur ama bir yandan da endişelenir, horoz iki günde ölecek diye.
Horozu tutmaya çalışır ama nafile. Neyse der eve girer.
Ertesi gün bir bakar ki, horoz ayaklar havada, dili dışarda kümesin önünde
pestil vaziyette yatıyor ve hatta tepesinde bir akbaba uçuyor.
Çiftçi kendi kendine :
-Ehh işte sana dedim geberecen diye,şeklinde söylenir.
Horoz, bir gözünü hafif açarak çiftçiye kısık sesle homurdanır;
-Hişşşt! Akbabayı kaçıracan sus!

fıkranın devamı

Bir gün bir tavşan kerhaneye gitmiş. İçeri bir bakmış bütün hepsi tavşan içerdekilerin. Artık yeni arayışlar içine girmek istemiş. Sonunda bir yılan bulmuş. Anlaşmışlar, ama yılanın karnı acıkmış.Tam icraata geçeceklerken yılan bizim tavşanı yemiş. Sonra kendi kendine düşünmüş
-"Ulan ben bunu yedim ama ya yanlış anlaşılıp kimse gelmezse bana" sonra pişman olup bizim tavşanı kusarak çıkarmış. Tavşan sonra sormuş
-"Sen yenisin heralde",Yılan
-"Yoo nerden çıkardın?" tavşan
-"Böyle ağıza mı alınır ....mına koyyim? "

fıkranın devamı

Bir tane papağan varmış ve bu hergün komşularının tavuklarını ...ikiyormuş en sonunda sahibi dayanamamış ve eğer bir daha komşuların tavuğunu ....ikersen senin tüylerini yolarım demiş papağan bir daha ....ikince sahibi bunun kafasındaki tüyleri yolmuş.Aradan uzun zaman geçmiş sahibi bir davet veriyormuş papağanda gelenlere baylar bu tarafa bayanlar bu tarafa demeliymiş herşey yolunda giderken içeri kel bir adam girmiş ve papağan
-Patron tavuk .....kenler nereye demiş.
fıkranın devamı

Aslanın karısını birgün ormanda bir hayvan becermiş. Bunu duyan aslan bütün hayvanları ormanın meydanına toplamış ve bunu yapan kimse bir adım öne çıksın diye kükremiş, tabi kimseden çıt yok. Bu sırada toplantıya geç kalan çakal koşa koşa tilkinin yanına yaklaşarak;
-Aslan neden topladı hepimizi diye sormuş
tilki de
-Aslan ormana genel müdür atayacak isteyen bir adım öne çıksın dedi ama kimse çıkmıyor demiş.Bizim çakal atlamış hemen öne aslan diğer orman sakinlerini dağıttıktan sonra sabaha kadar çakalı fena kalde becermiş. Sabah olup çakal yorgun bi şekilde sallana sallana yürürken tilki görüp bağırmış
-Ulen yavşak sayemde müdür oldun hemen yürüyüşün değişti
fıkranın devamı

ormanın kralı olan aslan akşam yatakdaki karısıyla sevişmek ister karısıda olmaz der ve ikiside uykuya dalarlar
bunlari titizlikle izleyen tilki yataktaki aslanın karısının arkadan işini bitirir 10dk. sonra uyanan aslan hala karısıyla sevişmek ister kız zilli nevar bikere versen der karısıda ulan it daha on dakka önce yaptınya der aslan walla ben yapmadım derve sabah bütün ormanı iştimaya toplar
ulan akşam benimkarıyı kim s*kti çıksın ortaya der kimseden ses seda çıkmaz çalıların arasındaki tilki hemen koşup çakalı uyandırır çakal kardeş çakal kerdeş kalk çakal yarı uykulu yarı uyanık bir vaziyette uyanır nevarlan der tilkiye çakal kardeş aslan ormana müdür arıyor gitte sen older
buarada aslan bagırıyrmuş kimise erkekce çıksın diye çakal ellerini gösüne vurarak benim benim diyerek aslanın yanına varmış aslan gel gel demiş çakalı çalıların arkasındaki derenin kenarında iyicece *ikip dereye atmış.
yürüyemez halde dereden çıkan çakal ayagının bir bitarafta biri bitarafda yürümeye çalışıyormuşki o arada tilki bagırmış ooo çakal kardeş bakıyorumda müdür olalı yürüyüşünbile deyişmiş demiş
fıkranın devamı

Beyaz ve yakışıklı bir doktor siyah ırk yamyamların kabilesine tayin edilir. Fakat bir yıl içerisinde kabilede hamile kadınlar beyaz çocuk doğurmaya başlar. Kabilenin erkekleri bu durumdan çok rahatsız olurlar. Kabilenin reisine:
-Git şu doktorla konuş, yoksa çok kötü olacak, derler..
Kabile reisi doktora:
-Yahu doktor; bizim kadınlarımız siyah, doğan çocuklar ise beyaz. Burada beyaz olan sadece sen varsın. Kabilenin erkekleri bu durumdan hoşnut değiller...
Doktor da cevap olarak:
-Şef,ben masumum. Hem senin dediğinle bir ilgisi yok bu işin. Olayın genetik boyutları var. Bak karşıdaki beyaz ata. Ama tayı siyah.
Kabile reisi telaşla:
-Tamam doktor. Sen tayı unut, ben de çocukları.
fıkranın devamı

İki bit bir insan vücudunda dolaşıyorlarmış. Birinin aklına bir fikir gelmiş, demişki:
- Burada ayrılalım sen yukarıya doğru git, ben aşağıya doğru gideyim daha sonra burada buluşup gördüklerimizi birbirimize anlatırız.
Diğeri kabul etmiş ve ayrılmışlar. Ertesi gün göbek üzerinde buluşup başlamışlar gördüklerini birbirlerine anlatmaya.
- Azizim ben yukarıda yan yana iki tane yanardağ gördüm. Hiç ses çıkarmadan beyaz beyaz lav püskürtüyorlardı.
Diğeri:
- Ya sorma ben aşağıya doğru inerken birden karanlık bir kuyuya düştüm. Beni oradan kel başlı bir amca kurtardı...
fıkranın devamı

Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış dolaşıyorlardı. Erkek ahtapot eğildi hafif bir sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı:
-Ne güzel bir gece değil mi sevgilim?...Mehtap,yıldızlar,sen,ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz...

fıkranın devamı

Maymun birgün ormanda yürürken hayvanların can havliyle kaçıştıklarını görür. karşısına çıkan ayıya neden kaçtığını sorar. Ayı:
- Maliye geliyor. Yahu ben de kürk hanımda kürk çocukta kürk ben kaçmayayımda kim kaçsın?
Maymun biraz daha yürüyünce karşısına kaplumbağa çıkmış. kaplumbağa sen niye kaçıyorsun, demiş. kaplumbağa:
- Yahu ben de ev hanımda ev çocukta ev nasıl kaçmayayım?
Bunu duyan maymun da koşmaya başlamış. Epeyi bir koştuktan sonra birden durmuş ve "ulan benim kıçım açıkta hanımın kıçı açıkta çocuğun kıçı açıkta ben niya kaçıyorum", demiş.
fıkranın devamı

Çıplak maymun birgün ormanda yürürken hayvanların can havliyle kaçıştıklarını görür. Neler olduğunu sorar etrafta kaçışanlara biri:
-Ormana maliyeci gelmiş, herkes variyeti kadar vergi verecekmiş der..
Bunun üzerine karşısına çıkan ayıya neden kaçtığını sorar. Ayı:
-Yahu ben de kürk hanımda kürk çocukta kürk ben kaçmayayım da kim kaçsın.
maymun biraz daha yürüyünce karşısına kaplumbağa çıkmış. Kaplumbağa sen niye kaçıyorsun demiş. Kaplumbağa:
-Yahu ben de ev hanımda ev çocukta ev nasıl kaçmayayım. Bunu duyan maymun da koşmaya başlamış. Epeyi bir koştuktan sonra birden durmuş ve ulan benim kıçım açıkta hanımın kıçı açıkta çocuğun kıçı açıkta ben niye kaçıyorum demiş.
fıkranın devamı

Bir gün ormanda büyük bir yangın çıkar ve bütün hayvanlar telaş içinde bir o yana bir bu yana koşuşmaya başlarlar.
Aslan kral olarak hepsini bir araya toplar ve kendini düşünerek arkadaşlar alfabetik sıraya göre kaçacağız der ve en önde koşmaya başlar
koşarken yamacına bir bitin geldiğini gör bit çılgınca koşmaktadır aslan rrrr geç arkaya ben aslanım sen bitsin der bit hiç istifini bozmadan asıl sen geç ben am bitiyim.
fıkranın devamı

İki yılan yolda giderken ilk yılan demiş:
- Biz zehirlimiydik yahu.
- Ne oldu gene?
- Dilimi ısırdımda zehirlenmeyeyim.
fıkranın devamı

14-15 yaşlarındaki bir kızda durup dururken hamilelik belirtileri başlamış: Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri geliyormuş, sabahları yataktan hasta gibi kalkıyormuş... Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün olamayacağını, çünkü hiç bir erkekle bu sonucu doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyormuş.
Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, "Bu yaşta... Allahım Allahım, kepazelik bu" dese de kız hala hamile olmadığını söylüyormuş. Sonunda anne küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri göze alarak kızını hastaneye götürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece büyük boyutlara ulaşmış bir tümör tesbit edilince şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.

Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış tabii. Doktorlar rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör sandıkları şey kocaman bir ahtapotmuş. Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış.

Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle birlikte okyanus kenarındaki bir kasabada tatil yapmış. Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan doğal olarak okyanus sularında milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış.

fıkranın devamı

iki cocuk oturmus konusuyorlardi.Biri sordu:
-Baliklar acaba terlermi?
-TABIIIIIIIIIIIII TERLER.
-Nerden biliyorsun?
-Terlemeseler denizin suyu tuzlu olur muydu?
fıkranın devamı

Yavru tavsan yeni dunyaya gelmis ve ormani tanimak icin gezmeye baslamis. Her gördugu canliya " ben tavsanim sen kimsin sana neden ... diyorlar" diye soru soruyormus. Böylece her kezle tanismaya calisiyormus, canlilardan köpek, kurt, at, esek, kus, deve, ayi, tilki vs. canlilarla tanistiktan sonra karsisina bir canli daha cikmis,
- Merhaba ben tavsanim sen kimsin
- Ben katirim.
- Sana niye katir diyorlar.
- Benim babam at, annem essek ikisi beraber olunca ben dunyaya gelmisim, banada katir diyorlar, demis.
tavsan yine yola koyulmus, yine birine rastlamis,
- Merhaba ben tavsanim sen kimsin
- Ben kurt köpegiyim
- sana neden kurt köpegi diyorlar?
- Benim babam kurt annem köpek ikisi beraber olunca ben dunyaya geldigimden banada kurt köpegi diyorlar, demis
Tavsan yine yola koyulmus yine bir canliyla karsilasmis,
- Merhaba ben tavsanim sen kimsin.
- Ben deve kusuyum.
Yavru tavsan dusunmus ve saskinla
-Yooook artik!
fıkranın devamı

karinca hanim gelinlikle sarki söyleyerek kosturuyormus ormanda.bunu gören karga bay sormus
- hayirdir karinca hanim
Karinca hanim
- evleniyorum, demis karga bey
- kiminle?
Karinca hanim
- fil beyle , diye yanitlamis.
Aksama dugun yapilmis takilar takilmis ve karinca hanimla fil bey gerdege girmek icin evlerinin yolunu tutmuslar.Aradan kisa bir zaman sonra karinca hanimin cigliklari duyulmaya baslamis,kapi acilmis ve karinca hanim aglayarak evden cikmis. Bunu görenler merakla sormuslar
- Ne oldu karinca hanim?
Karinca hanim aglayarak
- fil bey kalp kirizinden öldü, demis. Herkez uzulmus ve sormuslar:
- Ne oldu kizligini kaybettinmi?
Karinca hanim
- Hayır tam o sırada öldü.
Sasirmislar
- Peki niye agliyorsun ozaman?
Karinca hanim dusunceli ve aglayarak
- Bir ömür çalış çabala evlen, simdide bir ömur koca mezari kazarak yasamina devam et, ona agliyorum, demis.
fıkranın devamı

Adamin biri Afrika'da safariye çikarken yanina minik köpegini de
almis. Minik köpek bir gün ormanda dolasip,kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kayboldugunu fark etmis.Ne yapacagini
düsünürken bir de bakmis ki karsidan bir leopar geliyor ve belli
ki günlük yiyecegini ariyor.

"Simdi basim dertte" diye düsünmüs minik köpek.

Etrafina bakmis yerde kemik parçalarini görmüs.Hemen arkasini
leoparin geldigi yere dönerek kemikleri kemirmeye baslamis, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalisiyormus.

Leopar tam saldiracakken minik köpek kendi kendine konusmus; "Ne kadar lezzetli bir leoparmis. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?

"Bunu duyan leopar bir anda donmus kalmis ve en yakindaki agaca tirmanmis. "Tam zamaninda kurtardim yoksa bu köpege yem olacaktim" diye düsünmüs. Bütün bunlar olup biterken bir baska agacin üstündeki bir maymun olanlari izliyormus.

Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabilecegini
düsünmüs Leoparin yanina giderek neler oldugunu anlatmis.. Leopar çok sinirlenmis ve maymuna

"Atla sirtima,gidip sunu yakalayalim"demis.

Ancak minik köpek neler oldugunu ve leoparin sirtinda maymunla birlikte süratle kendisine yaklastigini fark etmis.

"Simdi ne yapacagim" diye düsünürken, kaçmaya tesebbüs etmemis.

Bunun yerine arkasini leoparin geldigi yöne dönerek, kemikleri
kemirmeye devam etmis.Tam leopar saldiracakken yine kendi kendine konusmus;

"Bu aptal maymun nerede kaldi? Yarim saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim hala haber yok!"
fıkranın devamı

Temel İle Dursun 5 İla 10 yıl arasında Amerika'da yaşarlar ve orada kürkü çok pahalı bir sincap çeşidi bulurlar Türkiye'ye gelirken bundan getirip, üretip, çok zengin olmayı tasarlarlar. Dursun sincabı sırt çantasına koyar ve havaalanından içeri sokar Temel de hemen arkasından havaalanına gelir ve uçağa binerler. Bir süre sonra Dursun uyur kucağında bulunan çanta yere düşer ve sincap çantadan dışarı çıkar. Hemen Temelin kucağına gelir onunla oynar ve sonra Temel sincabi öldürür.
Dursun uyanıp sincabı ölmüş görünce hemen temele sinirle sorar
- Ne oldi buna? Temel cevaplamaya başlar sincap çantadan çıktı kucağıma geldi oradan pantolonuma girdi aleti yakaladı bir sağa salladı bir sola salladı kaldırdı üzerine çıktı İndi çıktı İndi çıktı sesimi çıkarmadım. Sonra biraz aşağı İndi *aşakları buldu oynadı, tokuşturdu ceviz zannetti oynadı ellemedim. Biraz daha aşağıya indi deliği buldu yuva zannetti galiba girdi çıktı girdi çıktı yine ellemedim, ama ne zaman cevizleri yuvaya taşımaya kalktı İşte o zaman öldürdim oni.
fıkranın devamı

Bir avcı diğerine sordu:
Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?
Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.


fıkranın devamı

Bir avcı diğerine sordu:
Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?
Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.


fıkranın devamı

Adamın tek bir papağanı varmış ve evde tek dostu oymuş ama papağanın bir kusuru varmış; papağan 'c'leri 's' 's'leri 'c' olarak anlıyormuş ve söylüyormuş. Papağan çok akıllıymış. Adam işe gittiğinde papağan sıkılıyormuş. Ve adama söylemiş adamda bi kuş almış yanına koymuş ve işe gitmiş adam eve geldiğinde bakmış ki aldığı kuş ölü. Papağana sormuş "Ne oldu bu kuşa? " Papağann cevaplamış " Cik dedi ciktim cik dedi ciktim cik dedi ciktim öldüü !!
fıkranın devamı

Her yıl dünyanın bir bölgesini gezmeyi adet edinen Tortumlu, dönüşünde de gördüklerini etrafına anlatırdı.
-Memmet, bu sene nereye getdün?
-Efrikiye.
-Eeee?
-Orada safari yapduh.
-Ula safari nedür?
-Çeşüt çeşüt yaban hayvani vurduh da!
-Ya sen ne vurdun?
-Zürafa vurdum.
-Ula zürafa nedür?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Onun ayahlari iki metre, boyni iki metre olani.
-Başga?
-Kergedan vurdum.
-Ula o nedir?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Ondan üş teneyi birleşdirirsin burnuna da bir tikinti yapirsin, o.
-Başga?
-Piton vurdum.
-Piton ne ki?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Şeyini de bülirsin?
-Helbe.
-Onun dört metre olani. Ama eşşeg yoh!
fıkranın devamı

adamın birinin evine bir gün 3.5 milyar telefon faturasi gelmiş... Adam duruma sasirmis böyle birseyin olamayacagini düsünmüs ve faturanın dökümünü istemis. Bir de bakmis ki hep kendi arkadaslarinin numaralari fakat hep gece yarisi aranmis. Adam iyice hayrete düsmüs o sırada gözüne papagani ilismis. "Yok" demis kendi kendine o yapmamistir heralde. sonradan düsünmüski neden olmasin gece kalkip kontrol edeyim en iyisi demis. Gece kalkmis bir de ne görsün papagan almıs ahizeyi acmıs rehberi telefonun tuslarini gagaliyo... Gitmis hemen yakalamıs hayvani kanatlarından duvara carmiha gerilmis gibi civilemis... Sonrada "bir hafta burda bole kalda gör ebenin a..ni demis. Hayvan orda dururken bide bakmis karsisında Hz. isa'n1n carmihtaki heykelcigi Duruyor... Sormus "abi sen ne kadardir carmihtasin" diye. O da "asagi yukari 2000 yil diye cevaplamis. Papagan:
"oha a..na koyim nereyi aradın sen okadar"
fıkranın devamı

Bir gun ucakta giderken karganin biri habire hostesi cagiriyormus,daha
sonra hostes gelip ne istedigini sorunca :
-hiccc i*nelik olsun diye".. diyormus
bunu izleyen essek te olayi hayretle izliyormus. Karga gene hostesi
cagirmis hostes niye yaptigini sormus.karga:
-" hiccc i*nelik olsun diye" demis.
Bu sefer bunu goren essek dayanamamis ve oda hostesi cagirmis Hostes
niye cagirdigini sorunca :
-"hiiiiic i*nelik olsun diye" demis
Sonun da hostes dayanamamis ve pilota sikayet etmis.Pilotda bunlari
ucaktan asgi atmis. Havadan yere duserken essek kargaya küfrediyormus
-"ulan ne geldiyse senin yuzunden geldi" diye..
Karganin essege cevabi:
-"OGLUM MADEM UÇMASINI BILMIYON NIYE I*NELIK YAPIYOSUN!!!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12...14 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama