Hayvan Fıkraları

loading...

Tilkinin karnı cok acıkmış, aslanın yanına gidip; "geyik yakalamayı banada öğretir misin" demiş aslan; "benınmle gel" deyıp ormanda geyık aramaya baslamışlar... Bır geyik görmüşler, aslan tılkıye sormus;
-Gozum kızardı mı?
Tilki bakmış aslanın gozune gercekten de kızarmıs;
-Kızardı.
Demiş.
-Şimdi de kıçıma bak acılıp kapanıyor mu?
Tilki;
-Acılıp kapanıyor.
Demıs. Aslan ; "tam zamanı" diyerek kosup geyıgı yakalamıs ve hepsını yemıs...
Tılkı kurdun yanına gıdıp;
-Ben aslandan geyık yakalamasını ogrendım sana geyık yakalayayım mı? Demış. Kurt;
-Yakala da gorelım...
Tılkı;
-Gozum kızardı mı?
Dıye sormus kurt bakmıs,
-Bırsey yok demıs
Tılkı;
-Olsun sen kızardı de demiş...
-Kıçıma bak acılıp kapanıyor mu?
Kurt
-Yoook...
Demıs. Tılkı;
-Olsun sen acılıp kapanıyor de.
Demiş
Tılkı "tam sırası" deyıp geyıge dogru kosmaya baslamıs geyık bakmıs tılkı kosarak gelıyor tam yaklastıgı sıra tılkıye bır cıfte vurmus tılkı kayalara dogru ucmus kurt hemem tılkının yanına gıtmıs
-Hah sımdı hem gozun kızarmıs hemde kıcın acılıp kapanıyor... demış
fıkranın devamı

Gecenin bir yarisi hirsizin biri bir eve girmis. Etrafa bakinirken birden bir ses duymus:
- Polis herseyi goruyor, diye.
Hemen korkudan lambayla kim dedi diye etrafa bakiyormus ama kimse yok. Tekrar o sesi duymus:
- Polis herseyi goruyor, diye.
Hirsiz bu sefer korkudan kacmaya karar vermis ve tam camdan atlarken, bakmis ki perdenin arkasinda bir papagan var. Papagan'a yaklasmis ve sormus:
- Sen mi diyordun, polis her seyi goruyor, diye.
Papagan:
- Evet
Hirsiz:
- Senin ismin ne?
Papagan:
- Sekretergibicokkonusanpapagan.
Hirsiz:
- Hangi salak sana bu ismi koydu?
Papagan:
- Evin dobermanina polis ismini koyan salak...
fıkranın devamı

Eşekle serçe karşılaşmışlar.
Eşek sormuş:
-Serçe kardeş cinsel hayatın nasıl gidiyor
Serçe:
-Valla ne olsun eşek kardeş gördüğüm yerde tıklıyorum, günde 15-20 sayısını hatırlamıyorum
Eşek:
-Yapma ya o kadar çokmu ?
Serçe:
-Ya senin nasıl eşek kardeş
Eşek:
-Valla benim senede bir ama gören Allah için konuşsun...
fıkranın devamı

Ormanlar kralı aslan tatile çıkmadan önce tüm hayvanlara haber göndererek ormandaki meydanda toplanmalarını ister hayvanların hepsi toplanır aslan konuşmaya başlar:
- Arkadaşlar ben tatile çıkıyorum ben gelene kadar vekilim tilkidir ona yapılan yanlışlığı kendime yapmış sayarım ona göre davranın
der ve tatile çıkar. Sabah olur olmaz tilki kasıla kasıla ormanda dolaşmaya başlar. Kurdun yanına gider ve basar tokadı
- Ben kimim lan
der. Kurt:
- Sen kralımızın vekilisin emret
der. Tilki:
- Hep böyle ol
der ve domuzun yanına gider, onada basar tokadı
- Ben kimim
der.
- Sen kralımızın vekilisin
der, tilki kasıla kasıla ayının inine girer
- Ben kimim
deyip ilk tokadı vurduğunda ayı buna bir pençe atar tilki inin dışına fırlar. Tilki dışardan söylenmeye başlar
- ...na koyduğumun ayısı zaten hiç bir toplantıya katılmazsınki
fıkranın devamı

İki tavuk markette geziyorlarmış. Yumurta reyonuna geldiklerinde l.tavuk diğerine 40.000 TL. değerindeki yumurtaları göstererek
- "Bak bunları ben yaptım"
der. Biraz daha ilerler, biraz önceki yumurtalardan daha küçük ve 30.000 tl değerindeki yumurtaları görürler. Bu sefer diğer tavuk:
- "Bak bunları da ben yaptım, seninkilerden yapacaktım ama kocam 10.000 TL. için k...ını yırtmaya değmez dedi"
der.

fıkranın devamı

Adam, avlanmanın son derece yasak olduğu, yakalanınca çok yüklü para
cezalarının kesin uygulandığı milli parkta, göl kenarında,
kucağında kocaman bir balık ile parkın polis müdürüne yakalanmış..
"Avlanma izniniz var mı?.." diye sormuş, polis müdürü..

"Yok.." demiş adam, "Gerek de yok çünkü bu balığı ben evimde besliyorum.
Her gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum, ıslık
çalıyorum dönüp geliyor, alıp eve götürüyorum.."

"Tamamen palavra..!" demiş polis müdürü, "Balıklar bu dediğinizi yapamaz.."

"İnanın bu gerçek efendim.. İsterseniz göstereyim.." "Tamam.. Görelim
bakalım.."
Adam balığı gölün derin sularına bırakmış, aradan birkaç dakika geçmiş,
polis müdürü adama dönüp "Evet?" demiş

-Evet ne?

-Ne zaman geri çağıracaksın?

-Neyi?

-Balığı..

-Hangi balığı?..

fıkranın devamı

Serçenin bir tanesi bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş.
Bir anda farketmiş ki, bir yolun üstünde uçuyo ve karşıdan da
motorsikletli bir adam geliyo.
Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar ama nafile...
Serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş.
Şimdi, motorcu arkadaşımız, Allahı var sıkı bi hayvansever.
Doğal olarak hemen atlamış motordan ; koşmuş serçenin yanına.
Serçe baygın yatıyo.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.
Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. Baygın serçeyi kafesin içine
güzelce yerleştirmiş..
Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış....
Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış..
Daha tam seçemiyo ortalığı.. Hafif bulanıklık var yani...
Bi bakmış parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde...
Birden dank etmiş vaziyet:
- Motorcuyu öldürmüşüz beaaa ...!!!!!!

fıkranın devamı

İki esek yolda karsilamislar,dertlesiyorlarmis.Birisi digerine
- "nasıl? memnun musun sahibinden"
- "evet oldukca çok memnunum, sahibim iyi davranıyor,fazla yük yüklemiyor sirtima, yemegimi bol veriyor.Daha ne isteyim ki. Peki sen memnun musun sahibinden"
demis digerine; öbürü de:
- "Hayır hic memnun degilim, sahibim kötü davranıyor,her gün dövüyor, sırtıma asırı yük yüklüyor, doğru düzgün yemek vermiyor"
- "e o zaman ne diye yanındasın hala, kac kurtul"
- "Ya geçen sahibim hanimiyla sürekli kavga ediyor ve dövüsürken hanımına
- "sen daha dur.. şu dışarda duran eşeğe
senin .mını ....recemm' dedide onu bekliyorum"

fıkranın devamı

Bir Fransız turist kafilesi Erzurum'a gelir. Şehri gezerler. Oradan Aziziye Tabyaları Palandöken Dağları derken dönüş vakti gelir. Herkez otobüslere biner ancak bir Fransız kadının eksik oldugu anlaşılır. Ararlar ve sonunda Palandöken dağında kadını bir çobanla birlikte bulurlar. Çoban kadını iyice becermiştir. Her ikisinide yakalayıp karakola götürürler ve kadına şikayetçi olup olmadığını sorarlar. Kadın da:
-"Ne şikayeti ben bugüne kadar böylesini görmedim. Yanlız benimle birlikte Fransa'ya gelirse şikayetçi olmam"
der.Durumu çobana söylerler çoban da :
-"Nasıl gelirem karı burda, çoluk çocuk burda, sürü burda"
der ve ekler :
-"Benim biraderim var askerdedir. Teskeresine az kaldı eğer olursa o gitsin"
der. Durumu kadına söylerler. Kadın da:
-"Eğer kardeşi de onun kadar iyiyse gelsin"
der. Kadının bu sözünü çobana iletirler. Çoban:

-"Valla bilemem ama askere gitmeden önce bizim birader bir ayı becerdiydi şerefsizim ayı ona hala bal getiriyor"

fıkranın devamı

Çılgınca geçen bir parti sonrasında, gençler kumsala dağılırlar. Kuytu bir köşede bir genç kızla delikanlı mehtabı seyretmektedir. Biraz çakırkeyif olan genç kız, delikanlının omzuna başını yaslayarak mırıldanır:
- Her şey bir rüya gibi, değil mi, sevgilim? Deniz, kumsal, mehtap ve ağustos böceklerinin sesi.
Delikanlı düzeltir:
- Ağustos böceklerinin değil, fermuarın sesi...

fıkranın devamı

Şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş... bi sure yurudukten sonra sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş...

Birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!! Bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, her birinin kafasinda adamin şapkalari.... adam duşunmeye başlamiş:
-Ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam...?

Duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş, maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki sapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar.. adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş.....
Aradan 50 yil gecmiş... artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş... gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş..

hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş.... bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka.... adam duşunmuş:

-Dede yillar once bana bir hikaye anlatmişti. napicagimi cok iyi biliyorum... Adam kafasini kaşimaya başlamiş, maymunlar da aynisini yapmişlar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş.... ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş... o anda maymunlardan biri agactan inmiş, adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmiş ve :
-Sadece senin mi deden var !..??

fıkranın devamı

Genç deve annesine sormuş;
- anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş;
- çölde kuma batmamak için.
Genç deve tekrar sormuş;
- peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş;
- çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormus;
- bizim niye hörgüçlerimiz var?
Anne deve sabırla yanıtlamış;
- çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız demiş.
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş;
- Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne *ok yiyoruz?''...
fıkranın devamı

Bir gün aslan ile boğa bara gitmişler bir iki tek attıktan sonra aslan
müsade istemiş. Boğa bununla dalga geçmiş:
- "Koskoca aslansın, Ormanlar kralısın. Saat daha sekiz. Hiç yakışır mı sana kılibiklik..."
Aslan kükremiş :
- "Eee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek değil..."

fıkranın devamı

Bir grup kaplumbağa pikniğe gitmeye karar vermişler. Bunlar böreklerini almışlar, koyulmuşlar yola... Piknik yerine gitmeleri de 1 yıl sürmüş. Kaplumbağalar da tuz olmadan yaşayamazlarmış yolda giderken bütün tuzu bitirmişler.1 yıl geçmış sonunda piknik yerine ulaşmışlar neyse böreklerini açmışlar bir bakmışlar ki; tuzları bitmiş. Elbette tuzsuz yaşayamazlar, kim gitsin derken en yaşlıları gitse gelene kadar ölür en iyisi "en gencimiz gitsin" demişler. Genç kaplumbağa da kabul etmiş ama "bir şartım var" demiş:
- Ben gidip gelene kadar kimse bu börekleri yemeyecek.
Herkes kabul etmiş.
Genç kaplumbağa gitmiş. Aradan 6 ay geçmiş yaşlı kaplumbağa ölmek üzereymiş, herkes "sen ye yaşlısın ölüceksin." demiş.
O :
- Hayır söz verdim gelene kadar yemiyecem.
1 senenin dolmasına cok az kalmış ki yaşlı kaplumbağa dayanamamış tam elini böreğe uzatmış çalıların arasından genç kaplumbağa çıkmış:
-Yaa ! Demek ki gitseydim börekleri yiyecekmişsin...
fıkranın devamı

Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi farkeder; onde giden kopekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek sIra olmus yaklasIk 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basındaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar;
- "Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatırlatmak istemem ama olenler neyiniz oluyor?"
Adam yanitlar
- "Ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
- "Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?"
- "Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde karima yardima gelmis onu da oldurmus."
Adam biraz dusundukten sonra sorar;
- "Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
- "Siraya gec"

fıkranın devamı

Tilki ormanda gezmektedir.
Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür.
Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir
tuzak...
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve
başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir,
budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar:
- "Napıyorsun dostum?"
Tilki cevap verir
- "Hiçç... yatıyorum"
- "Burda bir but var"
- "Evet var"
- "Neden yemedin?"
Tilki sakince cevap verir:
- "BU GÜN ORUCUM"
Kurt kendinden emin:
- "Ben yiyeyim o zaman"
Tilki:
- "Buyur afiyet olsun"
der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt
yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki
sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt:
- "LAN Ş*R*FS*Z HANİ ORUÇTUN?"
Tilki pişkin pişkin:
- "Biraz önce top patladı duymadın mı?"
der....

fıkranın devamı

Adamın biri birgün papağan almış. Bu papağan sahibini her görmesinde;
- ''*ötünü *ikim *ötünü *ikim'' diyormuş.
Adam almış bunu veterinere götürmüş durumu anlatmış.
Veteriner;
- ''Sen bunu götür üzerini kapat hiç ışık görmesin bir ay sonra aç'' demiş.
Aradan bir ay geçmiş adam papağanın üzerini açmış papağan adama dönmüş;
- ''Gene *ötün kaşındı dimi?'' demiş...
fıkranın devamı

Adamın biri otomobiliyle şehirler arası yolda gidiyormuş yol kenarında bir köylünün otostop yaptığını görmüş,
yanında bir inek olan köylü geçen araçlara durmaları için el ediyormuş.
Durumu merak eden adam köylünün yanında durmuş;
-Hayırdır hemşerim, ne tarafa gideceksin?
-İlerdeki kasabaya kadar beyim,
-İyi ama bu inek ne olacak?
-O önemli değil beyim arka tampona bağlarız o gelir.

Bu duruma pek aklı yatmayan adam köylünün durumuna acıyarak onu arabaya almış.
İneği ise köylünün dediği gibi arka tampona bağlamışlar.
Araba yavaş yavaş ilerlemiş. Adamın hızlanmaya çekindiğini anlayan köylü;
-Sen yürü beyim o gelir. demiş

Bunun üzerine adam hızlanmaya başlamış. 20,30,40 bakmış inek gerçekten geliyor.
Adam şaşırmış, 50, 60, 70 bakmış hala geliyor ve inekde hiçbir yorgunluk belirtisi yok.
Artık şaşkınlığı iyice artmış ve sinirlenmeye de başlamış.
Öyle ya sonuçta bir inek ne kadar hızlı koşabilir ki.
Derken adam iyice hızlanmış.
Kilometre 120 yi gösteriyor.
Dikiz aynasyndan ineğe bir bakmış ve gülümseyerek köylüye dönüp;

-Senin inek yoruldu herhalde baksana dili dışarda.
-Ne tarafa çıkarmış dilini.

Buna dikkat etmeyen adam tekrar bakar ve sol tarafa der.
Bunun üzerine köylü kendinden emin bir tavırla;
-O yorgunluktan değil, seni sollayacak da sinyal veriyor...


fıkranın devamı

3 Rahibe kiliseye giderlerken bir kuşçu dükkanının önünden geçerlermiş. Dükkanın dışarısında kafeste bir papagan varmış, ve rahibeler ne zaman geçse bu papagan bagıra bagıra 3 renk söylermiş, mesela bir sabah beyaz! beyaz! kırmızı!, bir sabah mavi! siyah! kırmızı! dermiş. Rahibeler bir anlam veremez gülüp geçerlermiş. Amaaa rahibelerden birisi bu olayı çözmüş; ''BANA BAKIN! BU PAPAGAN BİZ OGÜN NE RENK İÇ ÇAMAŞIRI GİYİYORSAK O RENKLERİ SAYIYOR!!!
Öteki ikisi çok şaşırmışlar inanamamışlar, ama hep birlikte emin olmak için ertesi sabah üçüde siyah iç çamaşırı giyinmişler, papaganda o sabah ''siyah! Siyah! siyah! diye bagırmış.
Böylece olay iyice anlaşılmış. Bunun üzerine rahibeler papagana oyun etmek için ertesi sabah iç çamaşırı giymeme kararı almışlar, yine yola çıkmışlar.
Kuşçu dükkanının önünden geçerken heyecan dorukta.... Ve papaganın sesi duyulmuş;
''KIVIRCIK! KIVIRCIK! DÜZ!''

fıkranın devamı

Adamın birinin dişi eşşegi kızana gelmiş..Eşşek bu dururmu kızana gelince başlarmış geceleri anırmaya.Komşular demişlerki adama:
- "Tepeköyde bol erkek eşşek var git orada çifleştir."
Adam atmış eşşeği traktörün römorguna çıkmış tepe köye çifleştirmiş eşşegi.Yalnız adama demişlerki:
- "Eger tutarsa eşşek ot yer tutmassa çamura yatar ozaman yine getirir yine çifleştiririz."
Adam tutmuş köyünün yolunu...Sabah olunca ilk işi eşşege bakmak olmuş, bakmış eşşek çamurda yatıyo doğru tepeköye tekrar..Öteki sabah yine bakmış eşşeğe "çamurda mı yatıyo yoksa otluyo mu" diye ..Eşşek yine çamurda:)adam atmış eşşeği römorga yine:)Bu böyle 1_2 ay sürmüş adam artık bıkkın bir şekilde hanımına sormuş :
- "Hanım baksana bizim eşşek yine çamurda mı yatıyo..yoksa artık tuttu da ot mu yiyooo??"
Kadın:
- "Hayır bey çamurda yatmıyoo.."
Adam:
- "Eee hele şükür be o zaman ot yiyooo tuttu tuttu"
diye bagırır!hanımı:
- "Hayır hayır bey hemen sevinme eşşek römörga çıkmış seni bekliyoooo:)"
fıkranın devamı

Küçük Ali okula başladığından beri her gün öğretmeni Aysel Hanım'a gidip,
- "Öğretmenim beni yanlış sınıfa koydunuz, benım yerim birinci sınıf değil, ablam üçüncü sınıfta ama ben en az onun kadar akıllıyım, hiç olmazsa beni üçüncü sınıfa alın" diye şikayet edermiş. Bundan sıkılan Aysel Öğretmen bir gün Ali'yi kaptığı gibi okul müdürüne çıkmış ve olayı anlatmış. Okul müdürü:
- "Peki" demiş, "Bu çocuğu bir imtihan edelim, yeri üçüncü sınıfsa o sınıfa koyalım" ve başlamış sorgulamaya,
- İki kere iki?
Ali hemen
-"Dört" demiş,
-"Sekiz kere dokuz?"
Ali hemen
-"Yetmiş iki" demiş,
-"Kaç mevsim var?"
Ali hemen
-"Dört" demiş.
Bu sirada Aysel Hoca da
-"Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayım" demiş ve sormuş:
-"Söyle bakalım Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane var, bu nedir?"
Ali hemen
-"Ayak" demiş, Aysel Hoca sormuş
-"Peki senin pantolonunda olupta benim pantolonumda olmayan şey nedir?"
Ali hemen yanıtlamış
- Cep.
Bunun üzerine Aysel Hoca dönmüş müdüre,
-"Üçe koyalım hocam" diyecekken;
Müdür,
-"Hocam, bu çocuğu üçe değil beşinci sınıfa koyalım, zira son iki
soruya ben doğru cevap veremedim."
fıkranın devamı

Kirmizi baslikli kiz ormanda dolasirken kurtla karsilasir.. Kurt kirmizi baslikli kizi bir sure kovaladiktan sonra kuytu bir yerde kistirir.. Kirmizi baslikli kiz..

-Yakisikli kurt sen beni yeme. Ben de sana bir kere vereyim..

demis ve kurt oracikta baslamis kirmizi baslikli kizi goturmeye. Aradan biraz zaman gecince kurdun isi bitmis ve artik avini yemek zamanı geldigini dusunmus. Ama kirmizi baslikli kiz tatmin olmamis ve bir kez daha istemis. Kurt zaten dunden razi ikinci kezde isi bitirmis.

Bu boyle altinci yedinci derken kurt kirmizi baslikli kizin uzerine yigilivermis. Kirmizi baslikli kiz da pantolonunu giyip babaannesinin evinin yolunu tutmus.Yolda bekci ile karsilasmislar..

Bekci kirmizi baslikli kizi yakaladigi gibi asilmis kulagina.

-Bak kizim bu, bu hafta ucuncu kurt..... bir daha olmasin.

-Kirmizi baslikli kizdan yanit gelir bi kerem verim beni birak.

fıkranın devamı

Ahmet papağan almaya karar verir. Beğendiği papağanı almak için dükkan sahibi ile anlaşırken dükkan sahibi,
- Beğendiğiniz papağanın ağzı bizar bozuktur tavsiye etmem der.
Ahmet yinede papağan hoşuna gittiği için alır onu. Evet Getirdiği papağanın ağzından çıkan ilk laf,
- Ahmet Dötünü tikeyim olur.
Gel zaman git zaman papağan bu lafi ağzından düşürmez. Hemen papağanı aldığı yere gider çaresini papağanı aldığı adama sorar. Aldığı tavsiyede papağanın kafesi üzerine örtü örtülüp 60 gün açılmamasıdır. O zaman düzeleceğini söylerler. Aradan bir hafta geçer örtülü papağandan ses çıkmaz. 2 hafta üç hafta derken 59. gün dayanamayan ahmet papağanın öldüğünü düşünüp örtüyü aralayıp papağana bakmak ister. örtüyü araladığında papağanla göz göze gelir. Ve papağan derki;
- Ahmet Dötünmü kaşındı.
fıkranın devamı

Adam, avlanmanın son derece yasak olduğu, yakalanınca çok yüklü para
cezalarının kesin uygulandığı milli parkta, göl kenarında, kucağında
kocaman
bir balık ile parkın polis müdürüne yakalanmış..
"Avlanma izniniz var mı?.." diye sormuş, polis müdürü..

"Yok.." demiş adam, "Gerek de yok çünkü bu balığı ben evimde besliyorum.
Her
gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum, ıslık çalıyorum dönüp
geliyor, alıp eve götürüyorum.."

"Tamamen palavra..!" demiş polis müdürü, "Balıklar bu dediğinizi
yapamaz.."

"İnanın bu gerçek efendim.. İsterseniz göstereyim.."

"Tamam.. Görelim bakalım.."
Adam balığı gölün derin sularına bırakmış, aradan birkaç dakika geçmiş,
polis müdürü adama dönüp "Evet?" demiş

"Evet ne?"

"Ne zaman geri çağıracaksın?"

"Neyi?"

"Balığı.."

"Hangi balığı?.."
fıkranın devamı

Aslan ile boga birgün kafalari cekiyormus. Saat gece 12 ye dogru Aslan saate bakmaya baslamis.
Boga : hayrola aslan kardes, senki ormanlar kralisin sana yakisiyormu, yengedenmi korkuyorsun.
Aslan: Senin gibi evde bizi bekleyen bir inek olsa problem yok, evde bizi bekleyen bir aslan
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1...3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama