İngiliz Alman Fransız

loading...

temel ve ingiliz alman fransız bir uçakta gidiyorlarmış uçagın biraz ilerisinden bir ses gelmiş önce ingiliz merak etmiş bakmamya sonra uçakta böyle bir ses ben mor gözlü bir canavarım ingliz korkmuş atlamış sonra alman bakmış oda ben mor gölü bir canavarım o da korkmuş atlamış sonra fransız bakmış oda korkar sonra temel bakar yine bir ses gelir ben mor gözlü bir canavarım der temel gelirsem diger gözünüde ben patlatırım haaaaa derr sonra uçaktan yoluna devam eder
fıkranın devamı

Bir gün bi uçakta çeşitli ülkelerden işadamları Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış.Rus her konuşmasında Rus KGB sinin çok iyi çalıştığını herşeyden haberdar olduğunu çok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu iyice sıkmış.Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa'nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın. Derken Almanya'ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda'nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur... Uçak geçiyor Rusya'ya sonra (nasıl bi rotaysa artık) Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran'a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Türkiye'ye... Türk sinirli muhabbetten....mına koyim bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız'ın kızını, içer İngiliz'in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz.

fıkranın devamı

Bi gün bi uçakta fransız, ingiliz, alman, rus, iranlı, hollandalı ve
türk laylaylom gidiyolarmış. neyse uçak rotasını takip ederek giderken ingilterenin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyo:-arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim diyor, biramız acaip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içimine doyamazsınız.
ingiltere bitiyor. Uçak Fransa'nın üstünden geçiyor ve Fransız dalıyor:
-burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmeye kıyamazsıniz.
derken Almanya ya geliyor uçak. Alman bi iç çekiyo.
-hey gidi memleket diyor, biz bi arabalar üretiriz. binmeye
kıyamazsınız.Sonra efenim geliyor Hollanda'ya. Hollandalı bakıyor şööyle bir aşağı: - burası da Hollanda diyor.. ah o güzel evler diyo. bizim evlerimiz
meşhurdur. uçak sonra Rusyaya geçiyor (nasıl bi rotaysa artık):
-Rus bakıyor aşşağı..bizim diyo kgb'miz meşhurdur. dünyada sinek
havalansa haberdardır. sonra İrana dönüyor uçak. İranlı bakıyo şöyle bi göz süzerek:
-abiler diyor. burası da İran bizim de halımız meşhurdur diyor. yumuşacıktır.
geldik Türkiye'ye. Türk bakıyor aşşağıya. düşün düşün.. nerden başlasam ki (o
kadar çok meşhur şeyimiz var ki, en orjinalini söylemeliyim ) hah buldum diye düşünüyor ve başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar diyor..burası Türkiye.. bizim, diyor..delikanlımız çok meşhurdur... öyle ki alır Fransızın kızını, içer ingilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısına..çatır çatır s.ker.. kgb nin de bi s.kimden haberi olmaz



fıkranın devamı

Temel,İngiliz,Fransız bir fren yarışı yapmışlar.yarışta bir duvar varmış o duvara en yakın duran kazanırmış.Fransız 20 metre kala durmuş.hangi fren sistemi demişler 'ABS' demiş.İngiliz 10 metre kala durmuş.hangi fren sistemi demişler 'ABS' demiş.Temel gitmiş duvara vurmuş.Hangi sistem demişler 'ASD'demiş.O ne diye sormuşlar oda anasını s*ksen durmaz demiş.
fıkranın devamı

amerikalılar son model bir uçak icat etip göstermek için arabları davet etmişler,uçak havalanmış birden motorlardan birisi devre dışı kalmış arablar paniklemişler ama ekranda;dont panic this is amerikan teknoloji yazısını görünce rahatlamışlar,ikinci motor devre dışı kalınca tekrar ekranda aynı yazıyı görmüşler.üçüncü dördüncü derken bütün motorlar devre dışı kalmış ve ekranda tekrar dont panic this is amerikan teknoloji yazısını okumuşlar ve uçak saglam bir biçimde yere inmiş,arablar uçagı çok begenip aynısını yapıp amerikalıları davet etmişler,uçak havalanmış ve motorlardan birisi devre dışı kalmış ve ekranda,dont panic this is arabic teknoloji yazısını görmüşler,amerikalılar kendi aralarında bizimkinin aynısını yapmışlar diye konuşuyorlarmış,2. 3. 4. motor derken motorların hepsi devre dışı kalmış tabi amerikalılar çok rahat aynı yazı çıkmasını beklerken birden degişik bir yazı;dont panic this is arabic teknoloji ripit aftır mi eşhedü enla ilahe illallah ..............
fıkranın devamı

Bir Ermeni ile Antalya'lı bir Türk birbirlerine hava atıyorlarmış. Ermeni:
- Biz bir füze yaptık, denemek için attık, füze Türkiye'yi geçti, Irak'ı geçti, Libya'yı geçti hala daha uçuyor. Ne zaman düşecek bilmiyoruz. Deyince bizim Antalya'lı anlatmaya başlamış:
- Biz geçen yıl bir kabak ektik, kabak büyüdü Konya'yı geçti, Kayseri'yi geçti, Erzurum'u geçti, Kars'ı geçti,
Deyince Ermeni daha fazla dayanamamış ve
- Oha o kadar büyük kabak olur mu?
Diye itiraz edince bizimki hemen lafı yapıştırmış
- Ulan hemen o füzeyi düşür yoksa kabağı ananın *mına sokarım.
fıkranın devamı

Bir Amerikalı bir İngiliz ve bir Iraklı barda oturmuş içki içiyorlarmış.
Amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatıp silahıyla bardağa ateş etmiş ve parçalamış : 'bizim ülkemizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz aynı bardakla iki kere içmeyiz' demiş...
İngilizde bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatıp ateş edip parçalamış ve 'bizim İngiliz sahillerinde o kadar çok bardak yapacak kum vardır ki biz aynı bardakla iki kere içki içmeyiz' demiş...
Irak lı da soğukkanlılıkla içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve Amerikalı ile İngilizi çekip öldürmüş ve 'Bağdat 'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok varki biz aynı adamlarla iki kere içmeyiz ' ...
fıkranın devamı

Bir grup ingiliz, amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş.Geminin batacağını anlayan kaptan
hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş.Fakat kimse buna
inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş.Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee,noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
-Nasıl olur,daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı.
Ne dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan
bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı
olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim
fıkranın devamı

Tom ve George nasada iki astronot.Uzay mekiği ile ertesi gün uzaya çıkacaklar.Son olarak eve gönderilirler.Akşam olunca Tom'un canı sıkılır ve George'u telefonla arar.
-"George canım çok sıkıldı .Kasabaya gidip iki bira içelim"der.
George ise
-"Tom ,benimde canım çok sıkıldı .Fakat yarın uzaya çıkacağız.Yarın alkollü olduğumuzu anlarlarsa göndermezler "der.
Tom ise
-"sadece iki tek atarız kimse anlamaz"der.
George
-"tamam"der.
Bir barda buluşurlar.Fakat buluştukları barda Barmen bunları tanır.Bunlara içki vermez.Tom ısrar eder fakat nafile.Başka bir bara giderler.Oradaki barmende bunları tanır ve bunlara bira vermez.Birkaç bara daha gittikten sonra gece ilerler ,Tom'un canı iyice sıkılır.
-"George" der Tom.
-"hani uzay mekiğine yakıt koyarlarken kokusunu sende farkettinmi aynı viski gibi kokuyor".
George
-"bende farkettim .Ama zehirlenmeyelim"der.
Tom
-"bizde bir duble alırız"der.Ve nasaya giderler.NASA'daki görevli bunları içeri almaz .Bunlarda "sonkontrolleri yapacağız"derler ve içeri girerler.Uzay mekiği yakıtından birer duble içerler .Sabah olmadan eve dönerler.Sabah Georgenin telefonu uzun uzun çalar.Telefondaki Tom'dur.
-"George seninde karnın ağrıyormu"der George
-"evet,hemde çok fazla ağrıyor".Tom
-"öyleyse sakın osurma "der.George
-"neden "diye sorar.Tom
-"çünkü ben seni tokyodan arıyorum...
fıkranın devamı

Fransada araba fren sistemleri yarışması düzenlenmiş.ilk fransız sürücü geçmiş arabasına.
bir.iki.üç..dört..beş.
yüzkırk km hızla giderken pistin sonundaki duvara otuz metre kala basmış frene araba on metre kala zank durmuş.
tribünlerde büyük bir alkış.
pilot büyük bir gururla arabadan inmiş.
gazetecile sormuşlar bu fren sistemi ne diye.
pilot gene gururla
a.s.f (yani anti blokaj sistem) demiş.
sonra alman geçmiş pistin başına arabsıyla.
bir.iki.üç.dört.beş.
duvara yüzelli km hızla giderken bir fren.beş metre kala araba zannkk diye durmuş.
tabii trübünlerden gene büyük bir alkış.pilot gururla arabadan inerken sormuş gazeteciler
-bu ne sistemi diye.
pilot
-s.a.b.s yani (süper anti blokaj sistem) demiş,
sıra bizi türke gelmiş.
binmiş brodway marka arabasına
bir.iki.üç.dört.
yüz km hızla giderken duvara atmış yetmiş metre kala basmış frene.
araba bir sağa bir sola kaymış.ama büyük bir gürültüyle duvara çarpmış.herkeste bir heyacan. tuğla yıkıntılarının altından heryanı toz içinde çıkmış bizim pilot.sormuşlar tabi bu ne sistemi diye bizimki yıkıntılardan çıkarken üzerinin tozlarını hem silkiyomuş hemde cevap veriyomuş
-a.s.f.
yani (***na *oktuğumun freni.)
..................................lütfen oy verin
fıkranın devamı

İngiliz,Alman ve Temel vampirlik yarışmasına katılırlar.İlk İngiliz gider dizine kadar kanla gelir.
-"Bu kadar kanı nerde buldun?"
İngiliz:
-"Şurdaki tavukların kanını emdim".
Alman gider beline kadar kanla döner
-"Bu kadar kanı nerde buldun?"
Alman:
-"Şurdaki ineklerin kanını emdim"
Temel gider üstü başı kanla döner.
-"Bu kadar kanı nerde buldun?"
Temel:
-"şurdaki direği görüyor musun?
sunucu:
-"evet"
Temel:
-"işte ben onu göremedim."
fıkranın devamı

İnsanların iş ve s.ks hayatına bakış açısı hakkında araştırma yapıyorlarmış. Bir Türk Bir İngiliz Bir Fransız seçmişler ve otel odasına bir ütü masası bir yatak birde kadın koymuşlar önce İngilizi göndermişler odaya İngiliz Önce kadına ütü yaptırmış sonra kadınla birlikte olmuş açıklamasında
- Bizde önce iş sonra s.ks gelir, demiş.
Fransızı göndermişler Fransız önce kadınla birlikte olmuş sonra ütü yaptırmış ve açıklamasında:
- Bizde önce s.ks sonra iş gelir, demiş.
Sıra Türk'e gelmiş Türkte kadın ütü yaparken kadını becermiş açıklamasında da:
- Bizde çalışanı becerirler, demiş.
fıkranın devamı

Bir Türk, bir Amerikalı ve bir alman birlikte saunaya gitmişler. Bellerinde birer havlu saunada oturmuşlar ter atarlarken, bip bip bip diye ses duyulmuş. Amerikalı, sağ eliyle sol koluna dokunup,
- "Çağrı cihazım çaldı. Derimin altında elektronik devre var da..." demiş. Aradan biraz zaman geçmiş, bu sefer bir cep telefonu çalmaya başlamış. Bunun üzerine alman, sol avuç içini kulağına götürmüs ve konuşmaya başlamış. Görüşmesi bitince, Türk'e ve Amerikalıya dönüp,
- "Avucumun içinde cep telefonu devresi var da..."
demiş teknolojik olarak geri kalmayı gururuna yediremeyen Türk,
- "Bana bir dakika izin verin"
demiş ve dışarı çıkmış. Birkaç dakika sonra döndüğünde poposunun arasına sıkışmış tuvalet kağıdı sarkıyormuş. Amerikalı ve Alman'ın kendisine garip garip baktığını görünce,
- "Faks geliyor da.."

fıkranın devamı

Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yakalanmışlar. olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
- Terziyim...
- Kesin makasla,
Fransıza sormuşlar;
- Oduncuyum...
- Kesin baltayla,
Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar;
- Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın...
- Ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum...
fıkranın devamı

Türk; alman ve amerikalı at çalarken jandarmaya yakalanmış...komutan sormuş türke
-neden çaldın.türk:
-bizim memlekette kriz var o yuzden ihtiyactan ..alman:
-bizde de kriz var o yuzden ihtiyactan derler.amerikalı:
-bizde kriz falan yok ben keyiften çaldım komutan der.
komutan düşünür ve derki
-almanla türkü hapse atın amerikalıyı zikin!!
çıkmışlar yola karakola doğru iki adımda bir amerikalı çavuşa..
-çavuş unutma bak *ikilecek olan bendim....
su içmeye dururlar amerikalı rahatsız olur çavuş belki unutur
-bak çavuş karıştırma *ikilecek olan bendim....
bu boyle devam eder..sonunda çavuş ya amerikalı
-sizin sapık oldugunuzu biliyodumda bu kadar *bne oldugunuzu bilmiyodum der!!
fıkranın devamı

Nasa uzaya 2 yilligina gonderilecek 3 astronot secmis. Biri amerikali, biri ingiliz ve biri de Rusmus. Her bir astronota 200 kilo bagaj goturme hakki verilmis. Amerikali karisini goturmeye karar vermis. Ingiliz yanina dil kitaplari almaya, ve almanca ogrenmeye karar vermis. Rus da yanina bir suru karton sigara almis. Ve yola cikmislar.
Iki yil sonra bir mekik onlari geri getirmis. Kapi acildiginda amerikali ile karisi cikmis, her birinin kucaginda bir bebek. Buyuk alkis kopmus. Sonra ingiliz cikmis. Sakir sakir almanca konusuyormus. Sonra da agzinda bir sigarayla rus cikmis:
- Kibriti olan var mi?

fıkranın devamı

Almanya'dan kalkan bir uçakta yolcuların hepsi Alman,biri Türkmüş..Uçak normal seyrinde giderken birden sallanmış..Tabiki herkes korkmuş..
Pilot"
-Sayın yolcularımız.Korkulacak bir şey yok..sadece yükseklik kaybediyoruz.Herkes yanındaki eşyaları atarsa sorun giderilir''demiş..
Herkes neyi var neyi yok atmış.Uçak tekrar yükselmiş.Bir süre sonra uçak tekrar irtifa kaybetmeye başlamış.
Pilot anonsla...
-Sayın yolcularımız..Tekrar irtifa kaybediyoruz..Herkes lütfen oturduğu koltuğu dışarı atsın.'' demiş...
Can tatlı..Herkes ayakta da gideriz diyerek koltukları dışarıya atmış.Uçak tekrar yükselmiş..Bir süre sonra gene aynı sorun ortaya çıkmış.
Pilot''
-Sayın yolcular..İstanbul'a çok yaklaştık..Ama uçağın altını boşandırmazsak düşeceğiz.Herkes yukarıdan tutsun,uçağın altını boşandıracağız''demiş.
Herkes iki eliyle tutmuş yukarıdan.Tam istanbul'a yaklaşırken gene aynı sorun..
Pilot''
-Çok az kaldı.Ama kurtulmamız için tek bir kişinin atlaması gerekiyor''demiş.
Tabiki kimse atlayıp da ölmek ister mi?
Bizim Türk dayanamamış:''
-Türkiye'ye girdik.Hepiniz misafirsiniz.Ben atlarım. demiş.
Herkes sevincinden Türk'ü alkışlamaya başlamışlar...
Tabiki hepsi cup aşağıya..
fıkranın devamı

Uluslararasi Cerrahlar Konferansı bittikten sonra bir Amerikalı, bir İngiliz, bir de Türk cerrah birlikte bir şeyler içmeye giderler.<BR>İngiliz başlar anlatmaya; "Geçen gün bir iş kazası geçirmiş birini getirdiler. Adam presin içine sıkışmıştı. Sadece sol küçük parmağı vardı. Bizim elemanlarımız öyle iyi çalıştılar ki, önce parmağa bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptılar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir işçi oldu ki onun yüzünden 5 işçi, işsiz kaldı." Amerıkalı söz alır; "Bana ise geçen gün saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmış. Sadece saçı vardı. Oldukça iyi bir çalışma ile önce saça bir baş, sonra vücut vs yaptık. Adam taburcu olduğunda o kadar verimli oldu ki, onun yüzünden 20 kişi işsiz kaldı. Türk söz alır; "Geçen yolda gidiyordum. Bir de baktım, yerde bir tik vardı ve kendi kendine atıyordu. Hemen yerden alıp çantama koydum. Laboratuvara gidip önce o tike uygun bir göz, sonra o göze uygun da bir baş, o başa uygunda bir vücut yaptık. Ortaya bir adam çıktı. O kadar verimli oldu, o kadar verimli oldu ki, bütün ülke onun yüzünden şimdi işşiz...
fıkranın devamı

Amerikalı bir turist bulduğu rehberiyle beraber Avustralya'yı gezmektedir. Rehber ve Amerikalı büyük bir çiftliğe gelirler. Amerikalı ileride otlayan koyunları fark ederek rehbere: <BR>-"Bunlar nedir"? diye sorar. <BR>Rehber: <BR>-"Koyun"<BR>Amerikalı: <BR>"Yapma yahu, bizde koyunlar bunların iki üç katıdır" diyerek alaylı bir biçimde güler. <BR>Biraz daha ilerlerler ve otlayan inekleri görürler. Amerikalı yine sorar: <BR>-"Bunlar nedir?" <BR>Rehber: <BR>-"İnek" diye yanıtlar. Amerikalı yine gülerek: <BR>-"Vay be bizim oralarda inekler bunların en az iki-üç katıdır". der. <BR>Bir süre daha gittikten sonra önlerinde Kangurular geçer. Amerikalı sorusunu hemen yineler: <BR>-"Peki bunlar ne?"<BR>Rehber hiç umursamadan yanıtlar:<BR>-"Çekirge"
fıkranın devamı

Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli barda oturmus içki içiyorlarmis.

Amerikali içkisini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis:

"Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis.

Ingiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parçalamis:

"bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis.

Bunun üzerine Irakli da buz gibi sogukkanli bir sekilde içkisini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi vurup öldürmüs:

"Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz"
fıkranın devamı

Bir İngiliz,bir Fransız,bir de Temel bir uçakta oturuyorlarmıştı.İngiliz bir ah çekmiş ve...
-'benim anam orospuydu'demiş.Uçaktan atlamış.Fransız bir ah çekmiş
ve'
-benim anam dahil hepsi orospuydu'demiş.Uçaktan atlamış.
Temel de bir ah çekmiş ve uçaktan atlamış.Temel'i hastanede gören uçaktakiler sormuş
-'abi sen niye atladın?'Temel de...
-'o kadar orospu çocuğunun arasında duramazdım'demiş.
fıkranın devamı

İngiliz, fransız ve alman olan bu üç kumarbaz bir gün arap çöllerinde kalırlar. Ve karşılarına sarışın bir hatun çıkar. Malum bizim kumarbazlar hatunu becermek istemektedirler. Sarışın hatun sa prazervatif'siz olmayacağını hepsini söyler. Bunun üzerine üç kumarbaz bir eczane armaya başlarlar. Eczaneyi bulurlar işeri giren üç kumarbaz dilleri yabancı oldukları için dertlerini hareketlerle anlatmaya başlarlar. İngiliz malı çıkarıp tezgaha koyar yanına parasını aynı şekilde alman ve fransızda yapar. Arap eczacıda şaşkınlıkla bakındıkdan sonra kiminkisi büyük ise parayı o alır diye arap da malı çıkarıp tezgeha koyar ve derki
-''REST '' der paraları toplar.
fıkranın devamı

Bir Alman, bir ingiliz, bir Laz barda oturmuş bir yandan içip, bir yandan karılarının aptallığı konusunda sohbet ediyorlarmış. Alman demiş ki:
- Benim karım Helga o kadar aptal ki geçen gün ucuzluk var diye marketten 300 Mark'lik et almış, halbuki bir buzdolabımız bile yok!
İngiliz gülmüş:
- O da birşey mi? demis,
- Benim karım Elizabeth daha da aptal. Babası çok zengindir, geçen hafta kendisine 6000 Pound'a araba aldırdı, ama kullanmayı bilmez.
Laz atlamış.
- Ula uşaklar, siz ne diyorsunuz. demiş,
- Benim karım Fadime hepsinden aptal. Bodrum'a iki haftalık tatile gidiyor. Dün bavulunu yaparken gördüm, 400 tane prezarvatif almış, halbuki çükü bile yok!
fıkranın devamı

Birgün arabaların hız ve frenleri hakkında yarısma başlatılır ve yarışmaya Almanyadan mercedes-benz le bi Alman katılır, Fransadan renoult la Fransız ve Türkiyeden Nam-ı Kemal katılır. Altında Murat 124. Hakem yarışmanın kurallarını okur. Kurallar çıkabildiğiniz kadar yüksek hıza çıkıp karşıdaki duvara en yakın duran kazanıcak der... Ve yarısma başlar... Önce Alman basar basar duvara 10 cm kala durur. sonra Fransız basar basar frene bir basar araba 12 cm kala durur. Bu arada Alman ve Fransız aralarında konuşur fren sistemin ne? Alman benim abs der Fransız falan filan diye cevaplar. Onlar konuşurken bizim Nam-ı Kemal gazı kökler 1. vites 2 . vites 3 4 derken duvarı deler geçer. Fransızla Almanda konuşurlarken bu olayı görür ve N.Kemal'e de sorarlar senin fren sistemin ne diye... Nam-ı Kemal'de ASD der. Alman sorar asd ne oluyor diye... anasını *iksen durmaz der...
fıkranın devamı

Bir Fransız, bir Amerikalı, bir Alman ve bir Türk, deniz kazası sonucunda ıssız bir adaya düşmüşlerdi. Bir hafta sonra Fransız konuştu:
- Ben yokken şimdi sevgilim kaç kez evime gelmiş, beni çok merak etmiştir.
Amerikalı atıldı:
- Ben yokken bütün medya gelmiş, beni arıyordur mutlaka.
Alman:
- Ben yokken patronum, yeni projeler için beni aramıştır mutlaka
Ve Türk:
- Ben yokken kimbilir ne zamlar, ne vergiler gelmiştir!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

1 2 3 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama