İngiliz Alman Fransız

loading...

Bir gün çok zengin bir adam bir yarışma düzenlemiş ve bir havuza bütün tehlikeli deniz yaratıklarından koymuş .
Bu yarışmaya da Türkiye'den Temel,bir fransız bir ingiliz gitmiş.Bu zengin adam demiş ki bu havuzun bir tarafından diğer tarafına yüzene 1.000.000$ vereceyim.
Hiç kimse kabul etmemiş bu sefer adam yat vereceyim, kat vereceyim,ev vereceyim ,kadın vereceyim falan ama yinede hiç kimse kabul etmemiş
bunun üzerine adam İbne vereceyim demiş, o anda Temel atlamış havuza yüzmüş karşı taraftan çıkmış herkez şaşırmış ama Temel çıkar çıkmaz nerde o ibne diye bağırmış.Bunun üzerine ev sahibi Beyefendi ne kadar sabırsızsınız deyince Temel cevabı yapıştırmış.
-"Sizin vereceğiniz İbneyi değil beni suya iten İbneyi arıyorum"
fıkranın devamı

İngiliz, Fransız ve Türk 3 fare barda oturup sidik yarıştırıyorlarmış.

İngiliz bir bardak viski istemiş bir dikişte yutmuş ve demiş ki
- Bir fare kapanı gördüğümde altına yatıp ayağımın ucu ile basıyorum. Kapanın bari gelince 20 tane bench press yapıp sonra peyniri alıp gidiyorum.

Fransız 2 kadeh burbon istemiş, hepsini bir dikişte bitirdikten sonra demiş ki:
- Fare zehri gördüğüm zaman mümkün olduğunca topluyorum evde ezip onu toz haline getirip sabah kahvemin içine atıyorum ki kafa yapsın diye.

Bunlar Türk fareye dönmüşler birasını bitirdikten sonra Türk fare demiş ki:
- Sizlerle uğraşamayacağım şimdi eve gidip kediyi sikmem lazım.
fıkranın devamı

Fransız, İngiliz ve bir Türk bi uçak kazasında ölüp cehenneme gitmişler. Bizimki içeriye bir göz atıp terlemeye başlayınca yeni gelenleri karşılayan zebaniye dönüp merakla:
- Abi sizin işinizde zor valla! Nasıl ısıtıyosunuz burayı!
Zebani bizimkinin yüzüne bakıp şöyle demiş:
- Türksün sen dimi?
fıkranın devamı

Bir gün 3 futbolcu (Alman, Ingiliz ve Temel) antrenörleri tarafindan bir aksam yemegine davet edilir.Üc futbolcuda o aksam gec kalir. Ilk gelen ingiliz futbolcu antrenöründen özür diler:
-"Sorry, I'm late!"
Daha sonra fransiz futbolcu gelir ve der:
-"Sorry, I'm late, too!"
Son olarak Temel gelir ve derki:
-"Sorry, I'm late, three!"
fıkranın devamı

Bir İngiliz, bir Alman bir de Temel sahilde
Güneşleniyorlarmış. Alman birden
ayağa kalkıp, deniz kenarına gitmiş, şortunu indirip aletini denize
sokmuş.
Biraz bekledikten sonra:
- Mm, suyun sıcaklığı 32 derece geliyor, demiş.
Diğer ikisi şaşırmışlar. Beş dakika sonra İngiliz ayağa kalkmış, deniz
kenarına gitmiş, o da şortunu indirip aletini denize sokmuş. Biraz
bekleyip:
- Daha ayrıntılı konuşmak gerekirse suyun sıcaklığı tam olarak 32,3 derece geliyor, demiş ve gelip yerine oturmuş.
Temel altta kalır mı? Hemen o da ayağa kalkmış, deniz kenarına gitmiş, şortunu indirip aletini denize sokmuş.
Aradan beş dakika geçtik ten sonra geri gelip yerine oturmuş. Diğer ikisi sormuşlar:
- Ee ,sen ne ölçtün?
- Valla suyun sıcaklığını bilmem de, derinliği 70 cm!
fıkranın devamı

Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Türkiye'den de Temel'in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.
Japon firması ise:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.
Sıra bizim Temel'e gelir. Temel:
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.
fıkranın devamı

Bir alman bir fransız bide bizim temel gizli bi örgüt tarafından yakalanırlar.ve bunlara sorulur
-ÜLKENİMİ DAHA ÇOK SEVİYOSUN YOKSA KARINIMI?
İlk önce alman'a sormuşlar alman tabii ki
-ülkemi demiş.
-tamam demişler al şu silahı içerde karın var git öldür.
alman girmiş içeri 5 dakka sonra çıkmış ne oldu demişler
-vuramadım karımı daha çok seviyomuşum demiş.
fransıza sormuşlar
fransız
-ülkemi demiş tamam al şu silahı gir odada karın var öldür demişler.fransız da öldüremeden çıkmış
-karımı daha çok seviyomuşum demiş.
sıra temele gelmiş temelde
-ülkemi seviyorum demiş al şu silahı içerde karın var git öldür demişler temel içeri girmiş
15 dakka sonra içerden TAK-TUK-ÇAT-ÇUT sesler gelmiş temel dışarı çıktığında sormuşlar
-ne oldu bu kadar kaldın demişler
temelde
-ne olacak verdiğiniz silah kuru sıkı çıktı bende sandalyeyle kafasını kırdım demiş.
fıkranın devamı

Bir gemiye Ingiliz, Alman ve Laz kacak olarak binerler. Gemi diger limana vardıgında askerler tarafından yoklama yapılır.Hemen birer cuval bulup icine girerler.Askerin tekmesini yiyen alman
-miyaaaav diye bagırır, asker kedi sanarak kontrol etmez.ingiliz kopek sesi cıkarır oda pacayı yırtar. Sıra bizim laza gelir. Tekmeyi yiyen laz hemen bagırır
-PATATEEEES...


fıkranın devamı

Bir Amerikali, bir Italyan, bir de bizim Karadenizli Temel, hep birlikte bir insaatta calisiyormus.
Hergun yemek torbalarini aciyorlar; Amerikalininkinden Hamburger, Italyalininkinden spagetti, bizim Temelinkinden de hamsi cikiyormus.
Bir gun, iki gun derken bunlar dayanamamis,yarin da ayni yemekler cikarsa hep birlikte intihar edelim diyerek,karar almislar.Ertesi gun torbalarini acmislar ki ne görsunler;
gene ayni yemekler.Hep birlikte intihar etmisler.Bunlarin hanimlari cenaze toreninde bir araya gelmis.Amerikalının esi;
-"Söyleseydi yemegi degistirirdim. İntihar etmesine gerek yoktu" diyerek agliyormus. İtalyalinin esi de;
-"Bu kadar basit bir konu icin intihar mi edilir. Söylese degistirirdim" diyerek agliyormus. Temelin karisi ise;
-"Aaaah, aaahhh, hergun yemegini kendi hazirlardı..." diyerek agliyormus.

fıkranın devamı

Temel, Amerika'da bir bar'a girip bira istemiş. O anda bir Alman gelip barmeni kenara çekip kafasına bir elma koymuş ve uzaklaşarak,nişan alıp silahıyla barmenin kafasındaki elmayı tam ortasından vurmuş ve...
-"I AM RED KID" demiş.
Temel hayran kalmış.Biraz sonra aynı şeyi bir Fransız yaparak elmayı ok ile vurmuş ve...
- "I AM WILLIAM TELL" ,
bundan sonra cesaretlenen Temel dışarı çıkıp tekrar içeri girmiş ve aynı işlevi uygulayarak silahıyla ateş eden Temel barmeni alnının ortasından vurmuş adamın öldüğünü anlayan Temel,
-"I AM SORRY" demiş.
fıkranın devamı

Temel birgün sokaktan geçerken 2 kisi görür. Biri ingiliz ve biride amerikali. Ingiliz parmaklarini kulagina koyar ve konusmaya baslar. Ona
- neyapiyorsun diye sorarlar ve oda derki.
-Benim elimde bir alici ve birde verici var böylece telefonda konusabiliyorum.
Amerikali ise hiç birsey yapmadan konusmaya baslar.
-Ne yapiyorsun sen diye sorarlar.
-Benim kulagimda ve dislerimde alici ve verici var der. En sonunda bizim Temel bunları gördükten sonra şaşırır ve ne yapacağını bilemez. En sonunda
..zaaaart diye ossuruverir.
-Sen ne yapiyorsun derler, ve Temel cevap verir.
-Türkiye'ye faks çekiyorum der.
fıkranın devamı

Bir gün Fransız,bir alman ve temel vampir olmuşlar.Gök yüzündenlermiş. bunlar yarış yapmaya karar vermişler. En kısa zamanda en çok kan emen birinci olacakmış. Fransız gitmiş. 3 dakika sonra geri dönmüş ağzının kenarında kan varmış. Temel ile Alman sormuşlar:
-Yaaa ne yaptın?
-Şu kilisedeki kızın kanını emdim.
Sonra alman gitmiş bir dakika sonra dönmüş. Ağzının kenarında kan varmış.
-Ya sen ne yaptın?
-Şuradaki değirmencinin kızının kanını emdim.
Sıra temele gelmiş. Gitmesiyle gelmesi bir olmuş. Yüzünün her tarafı kanlıymış. Ne yaptın böyle, kimin kanını emdin? Temel:
-Şuradaki direği görüyor musunuz
-Eveeett.
-Ama ben görmedim.
fıkranın devamı

Temel bir gemide seyahat ederken fırtına çıkıyor ve gemi batıyor.Kazadan sadece Temel,İngiliz bir adam ve güzeller güzeli sarışın bir afet kurtuluyor.Bu üçü bir adaya çıkıyorlar.Adada sadece yüksek bir palmiye ağacı ve bir pınardan başka bir şey yok.İngiliz,
-"Uzaktan geçen gemileri görebilmek için sıra ile bu ağacın tepesinde nöbet tutalım" diye Temel'e bir teklif sunuyor. Temel
-Olur fakat ağaçtayken aşağıda kalan ve bu kadın birbirinden uzak yerlerde duracak ve kadına sarkıntılık etmek yok.
İngiliz
-Hiç olurmu öyle şey ben asil ve kibar bir ırktan geliyorum.Hiçbir kadına sarkıntılık etmem.
Temel
-Tamam sana inanıyorum.O halde ilk nöbeti ben tutarım. diyerek ağaca tırmanıyor.
İngiliz ve kadın anlaşma gereği birbirlerinden uzakta otururken Temel yukarıdan bağırıyor
-Terbiyesiz adam hani anlaşmıştık,in kadının üzerinden..
gibi laflarla bağırarak aşağıya iniyor.İngiliz..
-Yav vallahi ben birşey yapmadım,bak biz ayrı köşelerde duruyoruz,nasıl kadının üzerinde olabilirim
falan desede Temel
-Hayır efendim, ben yukarıdan baktığımda senin kadının üzerinde olduğunu gördüm.Sanamı inanayım gözlerime mi.?.
-Yahu sana nasıl anlatayım ben birşey yapmadım,O halde ağaca ben çıkayım sen aşağıda dur,fakat sende benim gibi kadından uzak duracaksın.
Temel
-"tamam" diyor.
Kadından epey uzağa gidiyor.İngiliz ağaca tırmanmaya başlayınca Temel hemen kadının yanına koşuyor ve kadını yatırıp üzerine çıkıyor. O esnada ağaca tırmanan İngiliz aşağı bir bakıyor Temel kadının üzerinde.
-Allah,Allah.. haklıymış.. diyor İngiliz,"demekki buradan öyle görünüyor".
fıkranın devamı

Alman,Fransız,İngiliz ve Temel Küçük bir uçakta seyahat ederlerken yardımcı pilot heyecanla gelerek
-"Bakın büyük bir sorunumuz var,uçağın motoru arızalandı ve düşüyoruz.Bu yüzden uçaktaki yükü hafifletmemiz lazım.içinizden birisi kendini feda etmek zorunda" deyince .
Herkes birbirinin yüzüne bakmaya başladı.Kısa bir sessizlikten sonra Alman gururla ayağa kalkarak
-"Çok yaşa Almanya" diyerek bağırdı ve kendini aşağı attı.
Fakat on dakika sonra yardımcı pilot gelerek aynı şeyleri söyledi.Bu sefer Fransız gururla ayağa kalktı ve
-"Çok yaşa Fransa" diyerek kendini aşağı attı.
Fakat biraz sonra yardımcı pilot gene gelerek
-"Maalesef inebilmek için son bir kişinin daha kendini feda etmesi gerekiyor" dedi.Temel ve İngiliz bir müddet birbirlerine baktılar ve Temel gururla ayağa kalkarak
-"Çok yaşa Türkiye" diye bağırdı ve İngilizi tutup aşağı attı.
fıkranın devamı

Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış.
Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış.
-"Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da
-"Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane: Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki."
Sıra Fransız'ın valizine gelmiş; açmışlar bakmışlar 8 tane don.
-"7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız
-"Pazartesi, Salı, Çarşamba... Her gün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş.
-"Vay be! Adamlardaki temizliğe, medeniyete bak!" demiş görevliler.
Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don.
-"Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar:
-"Neden 12 adet?"
Bizimki cevap vermiş:
-"Ocak, Şubat, Mart,.."
fıkranın devamı

Bir gün Alman İngiliz ve TÜRK trenle gidiyorlarmış Alman kendi ülkesinden geçerken gülü gösterip
-'bu bizim meşur gülümüzdür biz tuvaletten çıkınca kıçımızı sileriz'demiş.
İngiliz kendi ülkesinden geçerken'
-bu bizim meşur lalemizdir biz tuvaletten çıkınca buna kıçımızı sileriz'demiş.
Sıra bizim TÜRKE gelmiş oda kendi ülkeseinden geçerken
-'bu bizim meşhur deve dikenimizdir bunada kıçınızı silinde görüyüm...
fıkranın devamı

3 tane vampir köyün birini basıyorlar, bir tanesi iniyor bayağı bir zaman sonra geliyor, ağzı burnu kan içinde. ötekiler tabi hemen soruyorlar.
-ne oldu lan ne yaptın sen
tabi oda hemen başlıyor;
-su yolu görüyor musun
-görüyorum
-önündeki caddeyi görüyor musun
-görüyorum
-yanındaki evi görüyor musun
-görüyorum
-işte oradaki insanların kanını içtim ben
tabi ki ötekiler "yaşa yaaa helal olsun" falan diyorlar.
biri daha gidip geliyor ağzı burnu kan içinde, tabi hemen soruyorlar ne yaptın lan sen diye o da böbürlenerek anlatıyor tabi ki.
-şu yolu görüyor musun
-görüyorum
-önündeki caddeyi görü yomusun
-görüyorum
-yanındaki ahiri görüyor musun
-görüyorum
-işte oradaki atların kanını içtim ben
tabi ötekiler helal sana falan diyorlar, geriye kalan kopup gidiyor aradan bayağı zaman geçiyor sonra geliyor bu ağzı burnu kan içinde dişler dökülmüş.
tabi hemen soruyorlar
-ne oldu oğlum ne yaptın sen
oda başlıyor dertli dertli.
-su yolu görü yomusun
-görüyorum
-önündeki caddeyi görü yomusun
-görüyorum
-yanındaki ahiri görü yomusun
-görüyorum
-önündeki direği görü yomusun
-görüyorum
-yaaa ben o direği görmedim işte.
fıkranın devamı

Ajanlık yarışına Temel, İngiliz ve Alman katılmış. Demişler ki bir odaya herhangi bir cisim koyulacak ve size ona göre puan verilecek önce Alman girmiş.
İçeride sadece bir masa Alman masanın arkasına geçmiş seçmenler masaya 1-2 vurmuşlar alman
-"havvv" demiş.
-"Bu iyi köpek taklidi yapıyor bunu alalım." demişler.
Sıra İngiliz gelmiş odada sadece sandalye var İngiliz hemen sandalyenin arkasına geçmiş seçmenler yine sandalyeye 1-2 defa vurmuşlar.
İngiliz
-"miyav" diye ses çıkarmış.
-"buda iyi kedi taklidi yapıyor" diye onu da almışlar ve sıra bizim Temel'e gelmiş. Odada sadece bir çuval temel hemen çuvala girmiş seçmenler gelip çuvala tekme atmaya başlamışlar Temel den ses yok. Adam tabancasını çıkarıp şarjörü çekmiş bu nu duyan temel hemen ses vermiş;
-"patates patates".
fıkranın devamı

Vampirler birgün bir barda toplanmış ve sıcak kan iciyorlarmış. İçeriye giren vampirler hey barmen bana bir bardak sıcak kan diyorlarmış ve bizim Türk vampir içeri girmiş ve barmen bana bir bardak sıcak su demiş ve diyer vampirler gülmüş vampire bak su içiyor demişler. Bizim Türk vampir de ne gülüyorsunuz lan ibneler demiş ve cebinden orkidi çıkartıp ben sallama içiyorum demiş.
fıkranın devamı

Türk, İngiliz, Alman, ve Yunan aynı uçakta Amerikadan Türkiyeye doğru yola çıkarlar.
Uçak Londradan geçerken İngiliz kendini uçaktan atmaya kalkar fakat başaramaz.
Görevliler bunu neden denediğini sorarlar . İngiliz
-"benim annem Londra da fahişelik yapıyor. Ölmek istiyorum." diye cevap verir.
Uçak Berlinden geçerken Alman kendini uçaktan atmaya kalkar fakat başaramaz.
görevliler bunu neden denediğini sorarlar . Alman,
-"benim kız kardeşim Berlin de fahişelik yapıyor. Ölmek istiyorum." diye cevap verir.
Uçak Atinadan geçerken Yunan kendini uçaktan atmaya kalkar fakat başaramaz.
Görevliler bunu neden denediğini sorarlar . Yunan,
-"benim hem annem hem kız kardeşim Atina da fahişelik yapıyor. Ölmek istiyorum." diye cevap verir.
Uçak tam hava alanına yaklaştığı sırada Türk uçaktan atlamaya kalkar.
görevliler engeller ve
-senin kimin orospu diye sorarlar. Türk,
-"tanıdığım hiç kimse orospoluk yapmıyor." der.
Bunun üzerine görevliler iyide o zaman sen niye ölmek istiyorsun ki diye sorar.
Türk ün cevabı şu şekildedir.
-"Bu kadar orospu çocuğuyla aynı uçaktan indiğimi gören olmasın!"
fıkranın devamı

Bir deney yapiılacakmış. Bu deney için İngiliz, Alman ve bizim Temel başvurmuşlar. Deney bunları ayrı ayrı gorillerle bir araya koyup en fazla yavruyu kim yapacak.
Alman girmiş çıkmış 5 çocuk yapmış.
Fransız girmiş 7 çocuk yapmış
İngiliz girmiş 10 yapmış.
Sıra bizim laz temele gelmiş. Temel girmiş, çıkmış bakmışlar 1 tane çocuk çıkmış diğerleri dalga geçmişler ve sonra meraktan sormuşlar -niye bu kadar az çocuk diyince Temel'in cevabı şuymuş:
-Eğer goril erkek olmasaydı görürdünüz
fıkranın devamı

Günün birinde alman,Fransız,İngiliz ve daha bir çok ülkenin zengini aralarına bizim TEMEL`i de alarak gönüllerince eğlenmek için uçakla seyahate çıkmışlar.Eğlence adına her şeyi yapıp bol bol da içki tükettikleri bir an Alman birden uçağın kapısını açıp
-"bırakın beni,ölmek istiyorum",Temel sormuş
-"ulu uşağım hadi süle bakim neden da" Alman
-"benim annem kötü kadındı yani or..." demiş ve atlamış.
Aradan daha on dakika gedmemişken bakmışlar bu sefer Fransız aynı nidayla kapıyı açıp atlamış.
Temel bir düşünmüş, bir düşünmüş tam atlayacak biri tutmuş,yarım yamalak bir türkceyle
-"oğlu sen neden yoksa, Temel
-"yooo "demiş "öyle diil da uşaum" Adam sormuş
-" peki neden?"
Temel :
-ula uşağım benim bu kadar or..... çocuğu içinde ne işim var da demiş
fıkranın devamı

Temel uçağa biner, bir Alman ,bir Fransız, bir İngiliz ve bir Jamaikalı görür. Jamaikalının yanına gelir ve der ki;
-Jamaikalı kardeş sen yenisin galiba.
fıkranın devamı

Bir grup İngiliz,amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş.
Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış.
-Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş.
Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş.Kaptan merakla sormuş:
-Eee,noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
-Nasıl olur,daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.
fıkranın devamı

Bir Alman bir İngiliz ve bir Türk bir trenin aynı kompartımanında yolculuk ediyorlarmış bu sırada İngiliz sıcaktan bunaldığını söyleyip camı açmış ve içeriye bir sinek girmiş İngiliz cebinden kılıcını çıkarıp sineğe vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış İngiliz övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta İngiltere'nin en ünlü kılıç kullanan insanı yazıyormuş.
Alman'da aynı bahane ile camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş Alman'da cebinden çıkardığı tabancası ile sineğe ateş etmiş sinek paramparça olmuş Alman'da övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta Almanya'nın en ünlü silahşörü yazıyormuş.
Bizim Türk de camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş bizimki cebinden bıçağını çıkardığı gibi sineğe vurmuş ama sineğe bir şey olmamış İngiliz ve Alman içlerinden gülerlerken bizimkide övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta
Türkiye'nin en ünlü sünnetçisi yazıyormuş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 »