İngiliz Alman Fransız

loading...

Bir gün bilim adamları bi Türk bi İngiliz ve Almanı teste tabi tutmaya karar verirler.
Test için bi odaya güzel bi kadın, kırışık bi gömlek ve ütü bırakırlar.
Bizimkiler sırayla içeri alınmaya başlamışlar.
Önce İngiliz girmiş odaya, ilk olarak güzel kadını eder sonra gömleği ütüler ve dışarı çıkıp
- "bizim orda önce ...ş sonra iş gelir"
demiş.
Alman girmiş, ütü yapmış sonra kadını güzelce etmiş dışarı çıkıp
- "bizim orda önce iş sonra ...ş"
demiş
En son Türk girmiş odaya bizimki kadını ederken kadına ütü yaptırmış, işi bitip dışarı çıkınca da söyle demiş
- "bizim orda çalışanı ederler!!!"
demiş.
fıkranın devamı

Bir uçakda ingiliz alman birde türk varmış alman kendi ülkesinin üzerinden geçerken elma atmış ve çocuğun üstüne düşmüş ona sormuşlar niye ağlıyorsun?
-yukardan ayının biri elma attı!...
ingilizin ülkesine gelirler ve oda ayva atar çocuğun kafasına gelir..onada sorarlar ne oldu diye.
-yukardan öküzün biri ayva attı!
türkiyeye gelirler ve türkiye ye bomba atar.bomba apartmana gelir çocuğun biride güler ona sorarlar niye gülüyorsun diye.
çocuk:
-bir ossurdum apparman yıkıldı.
fıkranın devamı

almanin biri bi gun memlekete donmek icin ucaga biner,
iceri girince karsisinda ingilizle fransizi gorur.
-ulan!! der...
-yine mi siz?..
fıkranın devamı

temel uçagına ingiliz alman fıransız 3 yolcu alır dünya turuna çıkarlar.londranın üstünden geçerken ingiliz kapıyı açıp intihara kalkışır zor zaptedip yerine oturturlar.neden diye sorarlar ingilize
-:benim annem londranı en ünlü orospusudur der.bunun için bu lekeyle yaşayamam bunun için intihar edecektim der. uçak tam berlinin üstünden uçarken bu seferde alman aynı şekilde intihara kalkışır.onuda zor ikna ederler yerine oturturlar.oda aynı şeylri söyler annesi için.intihar sebebide aynıdır.derken parisin üstünden uçarkende aynı şekilde fıransızda.bu şekilde uçak ANKARAnın üstünde uçarken TEMEL aynı şeyleri yapar .onuda zor ikna ederler.
-senindemi annen orospu derler. oda :
-hayır annemden bir şikayetim yok ben bu kadar orospu çocuğunun içinde ne işim var diyerek intihar edeceğim.der.
fıkranın devamı

Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yakalanmışlar. Olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
- ''Terziyim''...
- ''Kesin makasla''..
Fransıza sormuşlar;
- ''Oduncuyum''...
- ''Kesin baltayla''..
Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş, merakla sormuşlar;
- ''Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın''...
- ''Ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum''...
fıkranın devamı

Birlikte kamuflaj üzerine bir çalışma yapılıyordu. İlk olarak bir asker küçük bir odada bir çuvalla başbaşa bırakıldı. Bomboş odada bir çuvalla kalan asker doğal olarak çuvalın içine saklanmıştı. Biraz sonra içeri giren diğer askerler odanın ortasında duran çuvalın yanına yaklaşıp "Bu çuvalın içinde ne var acaba ?" diyerek çuvalı tekmelemeye başladılar. Bunun üzerine çuvalın içinden "Miyavvv" diye bir ses gelince komutan afferin oğlum iyi fikirdi dedi, daha sonra ikinci asker odaya girdi. Diğer askerlerde ilkinde olduğu gibi biraz sonra içeri girdiler ve çuvalı tekmelemeye başladılar. Birkaç saniye sonra çuvalın içinden "Hav Hav" diye bir ses gelmişti. Bunun üzerine komutan "Köpek takliti iyi fikirdi afferin" diyerek o eri de takdir etmişti.
Sıra Temel'e gelmişti. Temel odaya girdikten birkaç saniye sonra arkadaşları odaya girmişler ve acaba bu çuvalda ne var diyerek çuvalı tekmelemeye başlamışlardı. Aradan epey bir zaman geçmesine rağmen çuvaldan hiç bir ses gelmiyordu. Bunun üzerine tekmeler iyice sertleşmişti, çuvalın sağından solundan da kanlar sızmaya başlamış fakat halen en ufak bir ses yoktu. Aradan on onbeş dakika geçmiş ve çuval kıpkırmızı olmuştu, tam bu sırada çuvaldan cılız ve ağlamaklı Temel'in sesi duyuldu,
- Patatess beee patatesss !
fıkranın devamı

Çeşitli milletlerden temsilciler,uzay konferansında buluşmuşlar.bizim Türkiye'yi de temel temsil ediyormuş.
Konferansa katılan ülkelerin temsilcileri uzaya yolculuk hakkında ülkelerinin çalışmalarını anlatıyorlarmış.işte:"biz marsa gidicez","biz stüründe hayat kuracaz" "ayla dünya arasında seferler yapacağız" gibi,herkes tek tek çıkıp anlatıyormuş.
Yanlız bizim temel sus pus, ne anlatsın. En sonunda konferans üyeleri durumu fark edip Temel'e sormuşlar: "siz Türkiye olarak çalışmalarınız nedir?" bizim Temel'de hiçbir şey dememektense bir şeyler uydurayım diye düşünmüş ve:
"biz çalışmalarımızı sürdürüyik, gunese gieceğuz." demiş.hemen üyeler şaşkın bir vaziyette hep bir ağızdan:"olur mu öyle şey yanarsınız,manyak mısınız siz?"gibisinden laflar etmişler.
Bizim Temel de cevap vermiş:"o kadar enayü değülüz uşağum,biz günese akşamüstü serinliğinde gideceğuz." demiş...
fıkranın devamı

Avusturalya'ya gezmeye giden bir Amerikalı yerli bir rehber tutmuştu. Bir gün dolaşırlarken bir inek gören Amerikalı:
-Bu nedir ? deyince rehber:
-İneek demişti. Bunun üzerine Amerikalı küçümser bir tavırla:
- Siz buna inek mi diyorsunuz ? Bizim kuzularımız bile bundan büyüktür, demişti. Yerli rehber bu olaya çok bozulmuştu ama çaktırmamıştı.
Gezmeye devam ederlerken bu sefer de bir tavuk gören Amerikalı ya ya:
-bu nedir bu ? diye tuhaf tuhaf sormuş, rehber de:
-tavuk, deyince:
- Siz buna tavuk mu diyorsunuz ? Bizim serçelerimiz bile bundan büyüktür, diye yine dalga geçmişti.
Bütün bu olanlar karşısında rehber fena bozulmuştu. Tam o sırada zıplayarak geçen bir kanguruyu gören Amerikalı, "peki bu nedir?" diye sorunca, daha önce olanlardan dersini almış olan rehber
- Çekirgee, diye cevap verdi.
fıkranın devamı

Bir gemi yolculuğu sırasında kaza geçiren Alman İngiliz Fransız ve Türk bir yamyamların yaşadığı bir adaya sağsalim çıkarlar. Karşılarında yamyamların reisini gören davetsiz misafirlere reis canlarını kurtarabilmeleri için bir tek şanslarının olduğu söyler ve
-"Sizi bir goril ile tek başınıza bir kulübeye kabatacağız çıktığınızda gorilden bir çocuk yapabilirseniz yaşamanıza izin vereceğiz" der.
Aradan geçen zaman sonunda Alman'ın beraber olduğu goril bir erkek çocuk doğurur ve bunu gören reis şimdiye kadar böyle bir şey görülmediğini söyler ve herkes şakınlıktan dona kalır.Arkasından İngilizin beraber olduğu goril bir ikiz doğurur ve herkes daha bir şaşkınlık içindedir. Daha sonra Fransız'ın birlikte olduğu goril üçüz doğurur. Durum daha bir akıl almaz olmuşutur.
Ve sonunda Türk'ün beraber olduğu goril doğurur ve doğan şeyi kimse bir şeye benzetemez. Çocuk ne bir gorile benmektedir ne de bir insan yavrusuna tam bir hilkat garibesidir.
Tüm bu olanlardan sonra şankınlık içindeki Reis Türk'e biraz da çıkışarak sen nasıl bir erkeksin arkadaşların hepsi gorilleri hamile bırakırken sen neden bu işi beceremedin diye sorar.
Türk sinirli bir şekilde
--"Develer banada onlara verdiğiniz gibi bir dişi goril verseydiniz bizde elbet bu işin altından kalkacaktık" der.
fıkranın devamı

Bir kompartımanda İngiliz, Fransız, Alman ve oldukça güzel genç bir bayan seyahat ediyorlarmış. Bir ara genç ve güzel bayanın başının üzerindeki sepetten sıvı damlayınca İngiliz hemen oturduğu yerden fırlayıp, parmağını değdirerek sıvıyı yalamış ve;
- Hıımmm, bu halis viski...
Fransız aynı işlemi yaparak;
- Hadi canım bu bal gibi şarap...
Alman;
- Yanılıyorsunuz beyler bu olsa olsa bira olur...
Genç ve güzel bayan gülümseyerek ayağa kalkmış ve sepete hafifçe dokunarak;
- Kız FİFİ, bir türlü öğrenemedin çişini tutmayı...
fıkranın devamı

Bir Alman bir Fransız birde Temel bir guzergahı hava yolu ile katetmek zorundalar..
Almanya semalarındayken Alman
-"bizim buraların patatesi cok meshurdur.. Bizde de adettir" diyip elindeki patatesi camdan aşşağı atar..
Fransadan gecerken de Fransız
-"bizim buralarında şarabı meşhurdur.. bizde de adettir" diyip şarap şişesini aşşağı fırlatır..
-Karadenizden geçtikleri sırada Temel dinamiti çıkarır.. Ateşlemek üzereyken diğerleri zıplar..
-"Napıyorsun arkadaşım delirdin mi?" dediklerinde Temelde
-bizim buralarında madeni meşhurdur kardeşim" diyerek elindeki dinamiti ateşleyip aşşağı sallar..
Aynı güzergahı karayolu ile gitmek zorunda olan adamlarımız Almanyadan geçerken yol kenarında ağlayan bir çocuk görürler.. kafası bantlıdır..Alman iner arabadan:
-Noldu evladım neden ağlıyorsun
-Amca geçen burda dikilirken kafama patates düştü kafam yarıldı ühühühü diyerek ağlar..Alman'ın kalbi sızlamaktadır..
-Ah canım kıyamam al bu parayı git kendine gazoz gofret filan al..
Fransadan geçerken yine yol kenarında ağlayan bir çocuk.. Fakat bunun kafa bantlı kol alçıda.. Fransız iner..
-Neden ağlıyorsun evladım..
-Gecen burda dikilirken üstüme şarap şişesi düştü amca canım çok acıdı..der..Suçluluk içersindeki Fransız parayı uzatır..
-Git kendine bişiler al.. ağlama lütfen..
Neyse en son durak Trabzon.. ve yol kenarında yerde tepinen bir çocuk.. Kahkaya boğulmuş gülmekten kıvranıyor..Temel iner aşağıya..
-Noldi la ne tepineysun ?
-Ahahaha amcacum geçen şu karşiki köye doğru bi osurdum havaya uçti daaaa ahahhah !!!!!!!
fıkranın devamı

Bir Fransız, bir İtalyan ve de klasik olarak bir Türk avrupada trenle seyahat etme kararı vermişler. Neyse trenin birinin kompartımanına girmişler. Bir de ne görsünler. Bir Japon, yanında da taş gibi bir hatun oturuyor. Bizimkiler de tam karşılarına oturmuşlar. Başlamışlar Japon'u çekiştirmeye. İtalyan
-"maymun gibi Japon taş gibi hatunu götürüyor" demiş ve
-"ben şimdi hatunu ayarlarım" demiş.
-"Önce Japon'u halletmek lazım" demiş Fransız.
İtalyan dışarı çıkarken Japon'a seslenmiş. Bir iki dakika sonra dışarıdan pata küte sesler duyulmuş. Kompartımanın kapısını İtalyan açmış, yüzü gözü kan içerisinde, bir gözü şişmiş falan filan. Bizimkiler sormuş ne oldu diye. İtalyan
-"tam herife girecektim, ne olduğunu anlamadım" demiş. Japon da gelmiş, selam vererek yerine oturmuş. İtalyan sormuş,
-"ya kardeş sen ne yaptın öyle ya", diye. Japon da
-"bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem var demiş", onu uyguladım.
-"Ne biçim yöntem bu" diye sormuşlar. Japon da
-"Oshidonun Koshidosu" demiş. Fransız bu olaya çok kızmış.
-"Benim arkadaşıma bu yapılır mı" ulen demiş. Fransız Japon'u dışarı çağırmış. Yine bir iki dakika sonra dışarıdan pata küte sesler duyulmuş. Fransız içeri bir girmiş, yüzü gözü dağılmış, iki üç dişi kırılmış. Bizimkiler sormuş
-ne oldu diye. Fransız da
-" abi herife tam girecektim, dünyam karardı" demiş.
Japon girmiş, selam vermiş yerine oturmuş. Fransız
-" birader ne biçim bir yöntem bu yahu?" diye sormuş. Japon da
-bizim orada çok ünlü başka bir yöntem daha var demiş.
-"Moshidonun Koshidosu" demiş. Hepsi şaşırmış.
Bizim Türk içinden
-"iki tane dev gibi herif dayak yedi, ama ne etcez Türklüğe bok sürdürmücez, dayak yersek biz de yeriz" demiş.
Bizimki dışarı çıkarken Japon'a da seslenmiş. Dışarı çıkar çıkmaz
..."küüüt" diye bir ses duyulmuş.
İtalyan'la Fransız içeride şaşırmış. Bir bakmışlar Japon içeri girmiş, kafası yarılmış, yüzü gözü kan içinde. Sormuşlar
-Japon'a ne oldu diye.
Japon da hiç bir şey anlamadığını söylemiş. Hemen arkasından Türk girmiş. Japon
-"ne oldu ya, hiç bir şey anlamadım, ne yaptın" diye sormuş. Bizim Türk de
-"sizin oralarda çok kullanılan bir yöntem" demiş. Japon şaşırmış.
-"Ne bu ya" demiş. Bizimkide elindekini göstermiş:
"Toyota'nın Krikosu" ...
fıkranın devamı

Hindistana uçmakta olan bir uçakta bir İngiliz, bir Fransız ve bir italyan yolculuk etmektedirler. Hostes güzel mi güzel alımlı bir kadındır. İlk önce Fransız hostesi yanına çağırır ve
" inince birlikte yemek yiyebilirmiyiz" diye sorar. Hostes çapkınca gülümser;
" Bahreynde aktarma için 6 saat bekleyeceğiz. ama şimdiden söyleyeyim ben prezervatifsiz ilişkiye girmem."
Fransız umduğundan fazlasını elde etmiştir sevinçle gözleri parlar. aynı konuşma sırasıyla italyan ve ingilizle de tekrarlanır
Birbirinden habersiz üç adam bahreyne kadar heyecanla bekler ve uçak alana iner inmez prezervatif almak için alandaki eczaneye dalarlar.
Önce Fransız fransızca prezervatif ister. Arap eczacı anlamaz. italyan ve ingiliz de şanslarını denerler ama arap ne ingilizce ne italyanca biliyor, boş boş bakar.
Üçü de telaşla el işaretleri ile ne istediklerini anlatmaya girişirler ama arap hala boş boş bakıyor.
İtalyanın aklına bir hinlik gelir çıkartır aletini tezgahın üzerine koyar yanına da para koyar. Bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünen Fransız veİingilizde aletlerini tezgahın üzerine koyup yanına parayı koyup heyecanla beklemeye başlarlar.Arap bir süre baktıktan sonra anladım der gibi gülümser.Aletini çıkartıp tezgahın üzerin koyar, yanına da bir miktar para koyar sonra bütün paraları alır.
fıkranın devamı

birgün bilim adamları bi türk bi ingiliz ve almanı teste tabi tutmaya karar verirler.test için bi odaya güzel bi kadın ,kırışık bi gömlek ve ütü bırakırlar .bizimkiler sırayla içeri alınmaya başlamışlar.önce ingliz girmiş odaya .ilk olarak güzel kadını s*ker sonra gömleği ütüler ve dışarı çıkıp
-"bizim orda önce s*kiş sonra iş gelir demiş.
alman girmiş, ütü yapmış sonra kadını güzelce s*kmiş dışarı çıkıp
-"bizim orda önce iş sonra s*kiş demiş"
en son türk girmiş odaya bizimki kadını s*kerken kadına ütü yaptırmış,işi bitip dışarı çıkıncada şöyle demiş
-"bizim orda çalışanı s*kerler!!!"demiş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama