Kadın - Erkek

loading...

temel ,dursun iki çırak ve patron kereste atolyesinde sabah 8, akşam 9, beş yıldır birlikte çalışıyorlar.son bir ay patron 5 cıvarları birazdan gelirim deyip gidiyormuş ama ertesi gün geliyormuş.yine bir gün erken çıkmış.temel çok yorulmuş dursun nasılsa patron bu saatten sonra gelmiyor kaveye okey oynamaya gidelim demiş.atölyeyi kapatıp okey oynamaya giderken temel evden sigaramı alayım hemen gelirim demiş.evin kapısını açmış sigarasını alırken yatak odasından sesler geldiğini duyar.yavaşça kapıyı aralar ne görsün karısıyla patron yatkta.sessizce ve telaşla kahveye koşar dursuna az daha yakalanıtorduk patron bizim evdeymiş.
fıkranın devamı

Afrika'da çok geri kalmış bir köye gelen papaz yerlileri eğitmeye çalışıyormuş.
Her sabah insanların birbirlerine iyi davranmalarını, iyilik yapmalarını öğütlerken; öğleden sonraları da kabilenin reisine ingilizce öğretmeye çalışırmış.
Bir gun papaz kabile reisini yanına alıp dolaşmaya çıkmış. Bu arada gördükleri şeylerin ingilizcelerini söyleyip reisin ingilizcesini geliştirmeye çalışıyormuş
Bir katanın önünde papaz:
- Kaya
demiş. Reiste :
- Kaya
diye tekrar etmiş.
Bir göle gelmişler papaz :
- Göl
demiş. Reiste :
- Göl
diye tekrar etmiş papaz çok sevinmiş
- Aferin
demiş.
Biraz sonra çalılıkların arasında oynaşan bir çifte rastlamışlar papaz utanarak
- Bisiklete binmek
demiş.
Reis oynaşanlara şöyle bir bakmış ve tüfeği ile ateş ederek her ikisini de öldürmüş. Papaz şaşkınlık içinde bağırmış :
- N'apıyorsun¿
Bunca zamandır sizi medenileştirmek için uğraşıyorum, insanlara iyi davranmanız gerektiğini; bunun Tanrı'nın isteği olduğunu anlatıyorum. Şu yaptığın işe bak!!!
Reis parmağı ile ölü kadını göstererek :
- Benim bisikletim...
fıkranın devamı

1.65 boylarında,
iri yeşil gözlü (mümkünse mevsimsel olarak güneşe göre rengi değişebilsin)
minik çene, bıdık burun,
öpülesi, kendinden pembe dudaklar minik bir ağız.
ince bir boyun,
saçlar uzun beline doğru şöyle, esmer
yarım washinton portakalı büyüklüğünde (avuçtan taşmayacak...) gögüsler. (80 - 85 ayarında yani)
gergin bir göbek (şöyle dokunduğunda irkilmesini izleyebilecen...)
bel bölgesindeki kemikleri belli olmasın hafif basenler şöyle (hatun dediğin ele gelecek...)
hafiften iri kalçalar (basenlerle uyum içinde olacak, kalp şekli yakalanabilirse enfes olur)
düzgün bacaklar (kemikleri belli olmayacak)
ince ayak bilekleri
37 yada 38 numara ayaklar
bakımlı parmaklar, pembe topuklar

fiziksel olarak böyle bişey benim düşündüğüm.

gelelim huyuna suyuna,
1 kere eğitimli olmalı, mesela kütüphanecilik, işletme, iktisat, dietisyen mesela
2 benden az kazanmalı (uçurum olmadan, misal ben 1milyar kazanıyorsam oda 700m olsun)
3 aşret bir kız olsun, oturmayı kalkmayı, büyüklerine hürmet etmeyi bilsin.
4 herşeye peki demesin ama orta noktada buluşmayıda bilsin
5 deli gibi aşık olsun bana etrafdaki daha iyi alternatiflerle bana boynuz takmayacak kadar sevsin beni
6 anne vasıflarına sahip olsun şevkat göstermeyi bilsin (kendi isteyince anne olucak, ısrar etmeyecez...)
7 acımızdan ölmeyecek kadar yemek pişirmeyi bilsin yeter (misal yumurta, pilav, makarna)
9 hanım hanımcık giyinsin. (öyle g-string, göbeği açık gömlek tişört olayı bize ters)
10 dinlemeyi bilsin aynı zamanda kendini dinlettirsin benimle ağlasın benimle gülsün.
11 damak zevkimiz birbirine yakın olsun. yemeğe çıktığımızda birimiz aç kalmasın
12 yapmacık/yalancı olmasın, sevdiğine sevdim, sevmediğine sevmedim diyebilsin.
13 arkadaşlarımı sevsin, arkadaşlarımın kız arkadaş/eşlerini sevsin, sevmesede katlanabilsin.
14 ailesi çok zengin olmasın ama bize muhtaç durumda da olmasınlar.
15 ailesi çocuk sever olsun torunları üstlerine atıp tatile gidebilelim.
16 beni çevremdeki hatunlardan kıskansın, zaman zaman bu yüzden bana trip yapsın.
17 eski erkek arkadaşlarının büyük bir kısmı ölmüş olsun. ölmemişler evli ve çocuklu olsun görüşmeyelim.
18 kitap okusun, banada döve döve okutsun. entellektüel birikimi olsun ama entel olmasın.

işte böyle bişiy...

gelen mesajlar üzerine benim eklemeyi unuttuklarım :

19 öyle kulağına göbeğine metal şeyler takmasın
20 hiç bi yerinde dövme olmasın
21 metal müzik dinlemesin
22 evde eğlenmeyi tercih etsin ama dışarda da eğlenmeyi bilsin
23 cebinde faturalı hat kullansın, ayrıntılı faturası bana gelsin ben ödeyeyim.
24 yoga, solaryum, fitness gibi abu işlerle uğraşmasın ama kuaföre gitsin, güzellik salonuna gitsin.
fıkranın devamı

Adam eve şaşkın bir halde gelir ve karısına sorar;
- Karıcığım bıyığımın bamteli neresi? Yolda gelirken kadınıin birine laf attım oda bana bıyığının bamteline *ıcarım dedi.
Karisi gayet sakin;
- Tam ortası der, adamda;
- Vay o*ospu *ötünü oynatsa ağzıma *ıçacakmışder.
fıkranın devamı

İki arkadaş bir meyhanede kafaları bulmuştur. İyice kafaları bulduktan sonra biri diğerinin kel kafasına elini atar ve okşar sonra:
- Of ne düz kafan var, aynı benim karının g*t* gibi.
Bir kaç yudum daha içtikten sonra kel olan, kendi kafasını eller ve:
- Haklısın, aynen senin karının g*tu gibi...
fıkranın devamı

Adam barda gördüğü güzel bir bayanla konuşmanın yollarını arıyordu.Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve,
- "Biraz konuşabilirmiyiz acaba?"
dedi. Kız birden haykırdı:
- "Terbiyesiz!Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti.Herkes ona bakıyordu, gitti ve masasına oturdu.
Bir süre sonra kız ona yaklaşyı,gülümseyerek,
- "Az önceki olay için özür dilerim.Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandıklarını inceliyordum."
dedi. Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- "Ne? Gecesi 200 dolar mı?Deli misin sen?"

fıkranın devamı

Kalabalik bir IETT otobüsünde kadının biri arkasındakı adama;
- Noolorus bre habire arakamdan yüklenooorsun
der...
Genç adam gayet sakin...
- Otobüs fren yapınca yani şey pardon...
der ...
Az sonra kadın yine uyarmak zorunda kalır
- Bre yüklenip duroorsun .....
Genç adam yine sakin,
- Madam fren fren ... fren yapınca ....
derken kadın sözünü keser;
- İyi de o pantolunundaki sertlik noolooor ???
Bizimki yine yüzsüz yüzsüz;
- Madam maaşımı yeni aldım onlar para tomarı
diye yanıt verir.
Madam da boş durmaz ...
- Bre bu nasıl maasstir taksimden beri her frende zam gelorrrrrr!!!
fıkranın devamı

Yakışıklı bir Amerikalı çiftci kasabaya inmiş. Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satın almış. Çiftcinin bütün bunları taşımakta zorlandığını gören dükkan sahibi ona akıl vermiş :

- Çekici kovanın içine koy, kovayı bir elinde taşı. Tavukları koltuk altlarına sok ve horozu da öbür elinde taşı..!

Çiftci, adamın dediğini yapmış ve kamyonetine doğru yürümeye başlamış. Yakışıklı çiftcinin yolunu bir kadın kesip :

" Affedersiniz, acaba Çılgın Boğa Çiftliği'ne nasıl gidebilirim ? ".

Çiftci :

- Şansınız var, benim çiftliğim Çılgın Boğa'ya çok yakın. Atlayın kamyonete sizi götüreyim...!

Kadın :

" Peki ama, sizin beni şimdi bir duvara yaslayıp, öpmeyeceğinizi nereden bileyim ? ".

Çiftci :

- Hanımefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan kova, koltuklarımın altında birer tavuk, öteki elimde bir horoz varken, ben sizi nasıl duvara yaslayıp öpebilirim ? ...

Kadın :

" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayı geçir, çekici de kovanın üstüne koy ki horoz kaçamasın...! Ben de tavukları tutarım..."

fıkranın devamı

Mehmet, bir gün "Ayşe eger bu agaca cikarsan sana sakiz veririm demis, bunun üstüne Ayşe "anneme sorman lazim" demis, gitmis eve annesine sormus, annesi "hayir kizim olmaz kilotun görünür" demis.
Ertesi gün mehmet yine "ayse eger bu agaca cikarsan sana istendigin kadar para veririm" demiş.
Ayse'de cikmis agaca almis parayi gitmis eve, annesi ayse'nin elinde parayi görünce "neyaptin kizim, nerden aldin bu parayi? "demis oda "agaca ciktim, aldim parayi eve geldim" demis, bunun üzerine annesi, "ee kızım kilotun gözükmedimi?" Hayır annecim kilotumu cikardim da ciktim agaca" demiş.
fıkranın devamı

Hani şu meşhur dörtlu vardir ya bir ingiliz, bir
fransiz,bir amerikali bir turk iste bu defa onlarin
esleri bir araya gelmis once ingiliz hatun baslamis
anlatmaya
- Benim esim oyle romantiktir ki her sabah eline bir
gul alir o gulu tum vucudumda gezdirerek beni
uyandirir
amerikali atlamis hemen
- Aaa benim esimde cok romantiktir. Sabah ayak
ucumuzdaki pencereyi acar hafif ruzgar ayaklarimdan
baslayip tum vucudumu gezerek beni uyandirir ve esim
mutlaka basucuma bir cicek birakmis olur
Fransiz gulumsemis kendinden emin
- Bunlarda ne ki benim esim her sabah ayaklarimdan
baslayip tum vucudumu ve en son da dudaklarimi operek
uyandiri beni ben her sabah mutlulugun doruklarinda
uyanirim
Sira Türk hatuna gelince o saskin saskin digerlerine
>bakmis ve demis ki
- Ben oyle or**puluklardan anlamam çişim gelir uyanirim
fıkranın devamı

Jack ve arkadaşı Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmişler. Bir kaç saat
yol aldıktan sonra korkunç bir kar fırtınasına yakalanmışlar.
Yakındaki bir çiftlik evine arabalarını çekmişler ve evin çekici
hanımından geceyi orada geçirmek için izin istemişler.
- "Dul bir kadınım ben" diye açıklamış hanım,
- "Eğer evimde kalmanıza izin verirsem komşular dedikodu yaparlar."
- "Endişelenmeyin" demiş Jack, "ahırda da rahat edebiliriz."
Bir sene sonra Jack, dulun avukatından bir mektup almış.
Arkadaşı Bob'u çağırarak sormuş:
- "Bob, şu çiftliğinde kaldığımız çekici dul kadını hatırlıyor musun ?"
- "Evet, hatırlıyorum."
- "O gece geç vakit eve gidip, o kadınla yattın mı ?"
- "Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptım."
- "Ona kendi adın yerine benimkini verdin mi peki ?"
Bob yüzü kızararak cevap verir:
- "Evet, korkarım öyle yaptım."
- "Eh, sana çok teşekkür borçluyum dostum. Kadın ölmüş ve çiftliğini de
bana bırakmış."

fıkranın devamı

Adamın birisi kızıl derililerin çok olduğu bir yerde arabasıyla gitmektedir. Araba aniden bozulur. En yakın yerleşme yeri 3 saat uzaklıktadır. adam oraya yürüyerek gitmek zorunda kalır ve çıkar yola. biraz zaman sonra bakmış bir kızılderili yerde yatıyor alet dimdik havada. kızıl derili ona diyorki sen bana saati sormak ben sana saati söylemek.kızıl derili bir güneşe bakıyor bir şeyinin gölgesine bakıyor. saat 12 30 diyor adam saatine bakıyor doğru. biraz daha ilerliyor aynı olayları yeniden yaşıyor diğer kızıl derilide saati doğru tahmin ediyor. biraz daha ilerledikten sonra birtane daha ama bu masturbasyon yapıyor onunda yanına geliyor adam. kızılderili diyorki sen bana saati sormak ama biraz beklemek adam niye diyor kızılderili; çünkü ben saati kurmak.
fıkranın devamı

Adamın biri arabasıyla giderken öndeki arabaya çarpmış. Adam çarptığı arabanın sahibine:
- 20.000.000 vereyim anlaşalım
demiş. Adam:
- Hayır polis çağıracağız.
- 40.000.000 vereyim anlşalım
demiş adam yine:
- Hayır polis çağıracağız...
bir süre böyle geçtikten sonra adam en sonunda dayanamamış:
- Senide ederim polsi de ederim
demiş diğer adamda:
- Ay çapkın beni öyle tatlı sözlerle kandırabileceğini mi sanıyorsun.
demiş.
fıkranın devamı

Düğün gecesi kayınpeder damatla dalga geçiyormuş:
- Bakalım
demiş,
- Aslanlar gibi gerdeğe bu gece mi gireceksin yoksa fareler gibi ertesi geceyi mi bekleyeceksin?
Damat sırıtarak cevap vermiş:
- Ben tilki gibiyimdir efendim, dün gece girdim ...

fıkranın devamı

Canım Ablacığım ;
Haluk'la birbirimizi görür görmez aşık olduk... Haluk hem yakışıklı
bir cocuk hem de kırmızı BMW'si var. Beni ailesiyle tanıştırmak
için evine götürdü. Fakat evde kimsecikler yoktu. Bana :
- Şimdi gelirler, beklerken birer bardak kola içelim
dedi. Haluk kendi kolasını içer içmez uyumaya başladı. O kadar itip kaktım ama uyanmadı.
Ablacığım;
Sevdigim erkek acaba hasta falan mı? Evlenmem de bir mani var mı?
Rumuz:Bedriye

Güzin ablanın cevabı:
- Benim Sevgili Yavrum, Anan seni Kadir gecesi doğurmuş....

fıkranın devamı

Iki arkadas her pazar golf oynarlar. Bir Pazar gene golf oynamaya hazirlanirken bir adam gelir ve onlara katilmak istedigini soyler.
Elemanlar birbirine baktiktan sonra adamin teklifini kabul ederler.
Oyun ilerler ve elemanlar adama ne is yaptigini sorarlar. Adam:
- Ögrenmek istemezsiniz. Ben etikciyim. Tufek golf cantasinda. Nereye gitsem onu yanimda tasirim.Istersen bir goz at.
Biraz beklemeden sonra biri cesaretini toplayip cantaya bakar. Gercektende orada buyuk bir durbunu olan tufek vardir. Eleman heyecanlanir ve:
- Vaay! Suna bak. Eminim ki bu durbunle buradan bizim evi gorebilirim, der
Bir iki saniye baktiktan sonra :
- Evvet! Gorebiliyorum ! Hatta pencereden yatak odasini bile gorebiliyorum. Iste karim ... Dur bir dakika, ciplak! Yaninda da kapi komsum var, o da ciplak!
Bu adami bir anda yikar ve dusunmeden tetikciye donup:
- Bir atis icin kac para istiyorsun ?, der. Tetikci:
- Her tetigi cekisim icin 500 milyon.
Eleman:
- 500 milyon !!?? Cok para ama tamam. Senden iki atis istiyorum. Birincisi karimin agzina, cok dirdirlaniyor ve dayanamiyorum buna. Ikincisi ise komsumun penisine, guzel bir ders alsin!
Tetikci kabul eder, tufegi kaldirip evi nisanlar ve beklemeye baslar. 5 dakikalik bir beklemeden sonra dayanamayip neden ates etmedigini sorar. Tetikci:
- Biraz daha bekle.. Isi tek kursunda halletmek uzereyim.
fıkranın devamı

İki arkadaş konuşurlar;
"Karımla evlenmeden önce hiç yatmadım. Sen yattın mı?
Öteki başını kaşır,
"Biraz düşünmem lazım. Karının adı neydi?
fıkranın devamı

Yaşlı kadın geminin güvertesinde denizi seyrediyormuş... Hava çok rüzgarlıymış ve şapkası uçmasın diye iki eliyle sıkı sıkı tutuyormuş... Derken genç adam teyzemize yaklaşmış..
"Hanımefendi, kabalık etmek istemem ama rüzgardan eteginizin havalandıgını bilmeniz gerek diye düşündüm.."
Teyze hiçoralı olmamış;
"Evet ama ne yapabilirim, bu şapkayı iki elimle ancak tutabiliyorum, yoksa bırakayım uçsun mu?"
"Ama hanımefendi ben demek isterim ki eteginiz havalandıkça bazı yerleriniz görünüyor..!!"
Teyzemiz adama şöyle bir bakmış ve gülümsemiş;
"Evladım... Etegimin altından görünen 85 senelik ama ben bu şapkayı dün aldım!!!"
fıkranın devamı

Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış; karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama :

- 'Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum.

Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış;

- Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği o dur...

Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar... Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş... Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış.....:

- Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü..!!!!
fıkranın devamı

Adamın biri ev arıyormuş. Bir emlakçıdan bir evin anahtarını almış ve eve bakmaya gitmiş.
Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir'de ne görsün, bir adam ve bir kadın çırılçıplaklar.
Kadın elleriyle gögüslerini okşuyor, adamda *ikine bir süt şisesi takmış, bir elinde'de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelir. Evi biraz önce gördüklerinden dolayı tutamayacağını söyler. Gördüklerini bir bir emlakçıya anlatır.
Emlakçı gayet sakin bir şekilde;
- ''Haa!, Onlardan'mı bahsediyorsun onlar sağır ve dilsiz kadın elleriyle gögüslerini okşayarak, göğüslerimde süt kalmadı, git çocuğa süt al diyor adam'da dışarıda yağmur yağıyor, *ikerim sütünü'' diyor''...
fıkranın devamı

Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama:
- ''Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum''...
Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış;
- ''Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği odur''...
Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar... Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş... Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış.....:
- ''Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü..!!!!''

fıkranın devamı

Günün birinde birbirlerini deli gibi seven bir adam ve kadın varmış. Bir kaç yıl sonra sevişerek evlenmişler. Aradan geçen yıllar sevgilerine yenik düşmeye alıştırmış her ikisini de. Adam her gece eve alkollü gelir olmuş. Yine alkollü geldiği bir akşamda
- "Dur ben şu kadınla biraz dalga geçeyim..."
demiş.
- "Hatun..senin mallar epeyce büyüdü, çamaşır makinesi kadar oldun be"
demiş. Kadın bu söze hiç aldırış etmemiş. Derken bir kaç gün geçmiş aradan ve adam yine eve alkollü gelmiş.
- "Şu kadınla bir daha dalga geçeyim"
demiş ve
- "Hatun senin mallar epeyce büyüdü, çamaşır makinesi kadar oldun" diyerek şakayı tekrarlamış. Derken aradan 3-4 gün sonra adam bu kez aklı başında gelerek eve yemek yemiş ve yatmış. Adamın uykusu kaçmış kadını dürterek
- "Hatun kalk...!"
demiş tabi kadında çıt yok. Birkez daha dürtmüş ama yine kadında çıt yok. Adam bu kez tekrar ederek eklemiş:
- "Hatun kalk, canım istedi birşeyler yapalım"
demiş. Karısı kafasını kaldırıp:
- "Buruşuk bir çorap için koskoca çamaşır makinesini açtırma bana. Elinde çiteleyiver...!!!!"
fıkranın devamı

Soğuk ve karli bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulübe bulurlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye bulunmaktadır. Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir:
- "Ben yerde uyku tulumunda uyurum" der. Sekreter yatağına yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker. Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar:
- "Efendim, ben çok üşüyorum."
Adam fermuarı açar,uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak üzereyken yine sekreterinin sesini duyar:
- "Efendim, ben hala çok üşüyorum."
Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar:
- "Ben yine çoooook üşüyorum".
Adam yattığı yerden:
- "Bir fikrim var." der,
- "Burası ıssız bir yer. Neler olduğunu kimse göremez, istersen evliymişiz gibi davranabiliriz."
Genc kadın kıkırdar:
- "Tamam,bana göre hava hoş." Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır:
- "ÖYLEYSE KALK VE KAHROLASI BATTANİYEYİ KENDİN AL!!!!!"

fıkranın devamı

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses:
- "Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
- Uçak düştü kurtulan olmadı.
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında:
- "Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş:
- Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses:
- "Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, sormuş:
- "Sen kimsin yahu?"
- "Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış:
- Ulan evlenirken neredeydin?!
fıkranın devamı

Askerin biri bir gün ormanda yolunu kaybetmiş, gece olunca köye ancak ulaşabilmiş. Bir kapıyı tıklamış, karşısına yaşlı bir adam çıkmış.
Asker:
- Amcacım tanrı mirafiri kabul edermisiniz.
Yaşlı adam:
- Evladım ne demek, hele ki sen bir askersin, seve seve buyur içeriye.
Yaşlı adam ısrar etmiş bizim askere;
- Evladım sen hasta gibisin burası soğuk olur, sen git bebeğin odasında yat.
Asker:
- Hayır amca olmaz öyle şey hem bebeği rahatsız etmeyeyim.
Yaşlı adam gülümseyerek:
- O çoktan uyumuştur evladım.
Neyse ki bizim asker küçük evin soğuk girişinde ki odada yatar. Sabah olur bizim asker yüzünü yıkamak için lavobaya gider yüzünü yıkar, o sırada kendisine kar gibi beyaz bir havlu uzatılır, birde bakar ki havluyu uzatan dünya güzeli huri benzeri bir genç kız. Asker hemen sorar:
- Kimsiniz acaba?
Güzel kız kısa ve öz cevap verir;
- Benim adım bebek, ya siz.
Asker biraz üzgün cevap verir.
"Bende eşşolu eşşek"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...20 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama