Kadın - Erkek

loading...

Genel müdür ve şoförü, Paris'te bir randevu evine giderler. Her ikisi de birer hatun alıp odalara çıkarlar. Dönüş yolunda genel müdür sorar:
- Dün geceden memnun kaldın mı?
- Evet, sayenizde efendim, ya siz?
- Ben mi? Doğrusunu söylemek gerekirse, karım o orospulardan daha tatlı ve daha becerikli!

Soför kendini tutamayarak konuşur:
- Haklısınız efendim. Karınız, o kadınlardan bin kez daha tatlı ve becerikli.
fıkranın devamı

İki kadın dertleşmektedirler. Biri:

- ''Kocam eve gelirken bana kırk adet gül almış. Anlaşılan, bir hafta bacaklarım havada açık kalacak. ''

Yeni evli ve biraz safça olan diğeri sorar:

-'' Niye vazo kullanmıyorsun? ''
fıkranın devamı

Bir kadınla erkek araba içinde gitmektedirler. Birbirlerine çok sokulmuşlardır. İkisi de aşırı derece heyecanlanıp adeta kendilerinden geçmişler.

Bir ara kadın elini aşağı doğru uzatarak sorar:
- Baksana, bu sert şey ne? Vites kolu mu, yoksa yanılıyor muyum?
fıkranın devamı

Kadın süslü püslü masayı hazırlıyor kocası iç çamaşırlarıyla dolaşıyormuş.
Kadın:
- Pantalonlarını bari giyseydin, misafirler her an gelebilirler.
- Olsun bacaklarımın ne kadar zayıf olduğunu görsünler ve bana iyi bakmadığını anlasınlar.
- O zaman donunu da çıkar sana iyi bakmam için bir neden var mı anlasınlar!!!
fıkranın devamı

Dört kişi tarafından kaçırılıp tecavüze uğrayan kadın, bu olayı futbolcu kocasına nasıl açacagını düşünüp durmakta, bunun için en uygun zamanı kollamaktadir. Günün birinde maçtan yorgun argın dönen kocası, sevinçle karısının boynuna sarılarak:
- Karıcığım, bugün çok neşeliyim. Kendi sahamızda rakibimize tam üç gol attık.
Kadın bu fırsatı kaçırmaz ve kocasına seslenir:
- Kocacığım, ben de yabancı sahada dört gol yedim.
fıkranın devamı

Genç nişanlılar ertesi gün evleniyorlardı. Erkek:
"Sevgilim, sabrım tükendi. Ne olur odama gel. Nasıl olsa yarın evleneceğiz."
Kız öfkeyle yanıt verdi:
"Yağma yok öyle. Her seferinde böyle kandırdılar. Bir daha çürük tahtaya basmam............
fıkranın devamı

Fenerbahçeli bir şoför, kaza yapmış.
Arabasının kırılan farından bir cin çıkmış.
"Dile benden ne dilersen?" diye sormuş.
Şaşkınlığı hemen üzerinden atan şoför,
"İstanbul'un bütün caddelerini dört şeritli yap" isteğinde bulunmuş.
Cin, başını kaşımış, "Bu çok zor, daha kolay birşey iste" demiş.
Şoför, sevinçle atılmış: "Fenerbahce'yi şampiyon yap o zaman."
Cin, şöyle bir düşünmüş, yeniden sormuş:
-Pardon, İstanbul'un caddelerini kaç şeritli istemiştin?

fıkranın devamı

Temel Cemal'e anlatıyormuş:
- Bi herif bana çok sempatiksiniz dedi.
- O ne demektir?
- Pek de pilmeyrum ama, her ihtimale karsi furdum oni.
fıkranın devamı

- Bakin simdi su bogayi nasil tek basima devirecegim.
- Komutanim, pimini çektikten sonra kaça kadar sayicaktik?
- Olum bu mantarlar zehirli degil, bak ben nasil yiyorum.
- Amma keskin virajmis yav!!
- Evet,Murteza benim, bi durum mu var?
- Bak simdi tren durmadan nasil atliycam.
- Yapma oglum seytan doldurur.
- Ben zaten ölmüsüm, hadi vur beni.
- Caniiim!!! Ne kadar sevimli bir köpeksin sen öyle.
- Merdiveni siki tut, tamam mi?
- Aaaa!! Kim koymus bu kabloyu yolun ortasina? Dur sunu kaldirayim suradan...
- Önüne baksana lan! Ne çarpiyon omzuma?
- Pardon, isteyerek olmadi.
- Evet arkadaslar! Dikkatle izliyorsunuz. Simdi bombanin pimini çekip 10'a kadar sayiyoruz... Bir, iki, üç, dört, bes, al...
- Bu kadar korkma canim! Bu yilanlarin hepsinin zehirleri alinmis.
- Vay beee!! Ne kadar da yüksekmis bu bina! Insanlar... Arabalar... Buradan karinca gibi gözüküyo.
- Oolum! Gel buraya çik. Armutlarin en iyisi agacin yukaris...
- Bu barajin ülkemiz için hayirli, ugurlu olmasini diliyor ve hafriyat çalismalarini baslatacak ilk dinamitleri patlatmak için dügmeye basiyorum.
- Aklinca beni kandirican öölemiii! Yutar miyim ben o oyuncak tabancayi?
- Höst ulan pis inek! Kalk su yolun ortasindan! Ne isin var burda! Deh! Deh! Deh! Ahh! N'oluyo size yaaa? (Hindistan'da)
- Uçagin pervanesini görüyon mu? O kadar hizli dönüyo ki sankim dönmüyomus gibi.
- Hey garson! Bir adet ketçap getirir misiniz? (El isareti kullanarak.)
- Yaklasmayyn!!! Atarim kendimi yoksa. Ahh imdaaaat.
- Yahu, su öndeki arabanin fren lambalari neden bu kadar sari ve parlak!
- Gel gel.Soguk ama alisiliniyor.
- Hazir misin? OK. Once bombadan cikan kirmizi kabloyu kes.
- Basagrisi ilacimi icip hemen gelicem.
- Kaplanlarda ayni kedi yavrulari gibidir. Bak boyle gidisindan sevicen bak iyi bak...
- Sakin olun, onlarla ben konusurum.
- Bu yol kestirmeden direk ana yola cikar.
- Hayir, ters tutmuyorum.
- Unutmadan, hemen hatirlatiyim, herhangi bir kaza ihtimaline karsi silahi temizlerken namlusunun ..
- Gel gel, boyu gecmiyo.
- Bakin simdi ayni seyi geri geri yapicam.
- Buralarda cig dusmesi pek ender gorulur, korkacak bisey yok.

fıkranın devamı

- Bak simdi nasil solliycaz...
- Gel abi burasi boyu geçmiyo.
- Aya bak aya, kamyon fari gibi !!!
- Ben denedim korkmayin.
- Bak Kadri abi, suyun derinligi önemli diil, asil is atlamasini bilmek...
- Yav Hayrettin abi, burasi Galatasaray tribünü diil galiba...
- Vakkas abi. senin için öyle böyle diyorlar, dogru mu?
- Hihoha... Bak gelen sey köpekbaligina ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapisi kapali degil mi?
- Nalan, bi kibrit yak da bak bakalim ne kokusuymus...
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satilmis abi, seytan doldurur.
- Rasim abi su omzumu bi kütürdetsene.
- Sözünü geri alman için sana bes dakka veriyorum.
- Bu külüstür essahtan 200 yapiyor mu?
- Ben bunu bilir bunu söylerim Refik. Tren yolculugu en guvenilir yolculuktur.
- Arkamda duracagina gel de uçurumun manzarasina bak kocacigim...
- Semra'cigim bak arabanin ibresi 200'u gösteriyor.
- Valla bak sarhos bile olmadim bacanak. Gel bir büyük daha devirelim sonra yola çikariz.
- Korkacak bir sey yok sevgilim. Bir imza icin karakola cagiriyorlar... Hepsi bu...
- Yapma Sefik abi seytan doldurur...
- Bak bu sana son tras olusum Refik abi. Pesin pesin söylüyorum bu sefer de orami burami kesersen bundan sonra baska berbere tras olurum haberin olsun.
- Durumum cok mu kötü doktor bey?
- Nesi var bu kapuskanin?
- Ben öldükten sonra tablolarim cok para edecek Aysegül..
- Bogaza gelip temiz hava almayi iyi akil ettik... Çocugum oynama su arabanin el freniyle...
- Aaa evler ne kadar yakinlasti Perihan. Sanki uçak çatilarin üstünden uçuyor. Aaaa...
- Operasyon basariyla tamamlanmistir.
- Elektrikçiye gerek yok. Ben simdi hallederim...
- Öyle mutluyum ki. Gazetedeki yildiz falimda yüz yasina kadar yasayacagim yaziyor.
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Sssst çocuklar, simdi hepimiz birden sandalin öbür tarafina yüklenelim. Sandal batacak diye Selami'nin ödü kopuyor...
- Hani bu kontrol kalemi bozuktu? Bak ne güzel gösteriyor iste.
- Mektubunda diyorsun ki gel gayri.
- Ibibikler öter ötmez ordayim.
- Vatan borcu biter bitmez ordayim..
- Ulan bir de memleket ilerlemiyor derler. Su bindigimiz asansorler on sene öncesine kadar Yugoslavya'dan getirtilirdi. Bunu bizimkiler yapmis. Ne eksigi var?
- Iddia etme Ebru'cugum. Fren sagdaki pedal bence
fıkranın devamı

"Bak karıcığım, ben ölmek üzereyim. Ölmeden önce sana bir itirafta bulunacağım. Seni aldattım, hem de bu evde senin yatağında." der... "Biliyorum" der kadın da, "Yoksa seni niye zehirlerdim ki?"


fıkranın devamı

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya:
- Bana prezervatif verir misiniz?
Eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa :
- Ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum.
Çocuk da kıza :
- Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!
fıkranın devamı

Durulmaya yüz tutmuş seks hayatlarını yeniden canlandırmakta, suyla doldurulan yatakların birebir olduğunu duymuştu adam...
"Yatağımıza uzandınız mı, fırtınaya yakalandınız demektir." deniliyordu su yataklarının reklamlarında...
Hemen bir tane aldı.
İki gün sonra da, sevinçle kendisi gibi orta yaşlı bir arkadaşının yanına koştu. "Bu su yatakları bir harika azizim." diye haykırdı. "İki gecedir yaşadığımız fırtınalı seksi, son iki yıldır yaşamamıştık. Sen de bir tane alsana.."
Acı acı güldü arkadaşı... "Marifet yatakta değil, senin karıda olsa gerek." dedi. "İki yıl önce aldığım yatak hala Ölü Deniz gibi..."

fıkranın devamı

2 adam Akmerkez de karilarini kaybetmis hararetle ariyorlarmis. Ortada kosusturup dururken birbirlerine çarpmislar. Ne oluyor birader demeye kalmamis, birisi:

-"Kardes kusura bakma karimi kaybettim de onu ariyorum" demis. Digeri

-"Sende kusura bakma ama bende karimi ariyorum" demis.

Adamlardan birinin aklina bir fikir gelmis ve

demis ki:

-"Arkadasim madem ikimizde karilarimizi ariyoruz, karilarimizin tipini birbirimize tarif edelim ve ayri ayri yerlerde aramaya baslayalim. Eger rastlarsak saat 4'te Mac Donalds 'in önüne gitmesini söyleriz demis. " Digeri tamam demis ve baslamis karisini tarif etmeye:

-"Benim karim sarisin, mavi gözlü, 25 yasinda, 1,75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabi ve kirmizi mini etekli tek parça elbise giyiyor" demis. Ve diger adama

-"Senin karin nasil biri?"diye sormus.

Diger adam : -"Siktir et benimkini seninkini ariyalim...

fıkranın devamı

İki arkadaş pire birbiriyleriyle konuşurken biri diğerine biz ikimiz hep yerde yaşadık birazda bir insanın üzerinde yaşasak nasıl olur?
Der.öbür pirede tamam der ve bir bayanın üzerine zıplarlar, bayanın saclarının arasında burada ayrılalım yarın aynı yerde burada buluşuruz derler ve ayrılırlar.

Yarın aynı yerde buluşurlar diger öbürsüne ne oldu gözlerin balon gibi uyumadınmı. Hiç sorma arkadaş ben bir Tünele girdim, tam uyuyacaktım tek gözlü bir canavar geldi, o kovaladı ben kactım o kovaladı ben kactım. En sonunda yakalayamıyacagını anlayınca suratıma tükürdü gitti.....
fıkranın devamı

Padişah bir gün bir ferman yayınlayarak o haftaki cuma namazında orada yaşayan herkesin bulunmasını zorunlu kılmış. Dört bir yana haber salınmış ve cuma vakti gelmiş. Bir adam dışında bütün ahali cumaya katılmış. Ertesi gün padişah sadrazamı yanına cağırıp sormuş:
- Dün kü cumaya ahaliden katılmayan var mı_?
- Evet efendim, bir kişi katılmadı_!
- Tez getirin o deyyussu karşıma_!
Adamı bulup yaka paça padişahın huzuruna çıkarmışlar. Padişah, Adam ve Sadrazam kaldığında Padişah sormuş,
- Söyle bakalım neden gelmedin dün ki cuma namazına ?''
- Çok onemli bir işim vardi padişahim_!
- Hımmm demek önemli bir işin vardı. Öyleyse sana ölmeden önce üç dilek dileme hakkı tanıyorum. Söyle bakalim ilk dileğini.
- Yok padişahim ben en iyisi dilek dilemeyeyim siz beni öldurun.
- Dile lan deyyus çabuk adamı çileden çıkartma_!
- Peki. Eeee şey padişahım. Ben sadrazamın karısına hastayım, madem öyle ölmeden önce bir yatsam onunla.
Tabi bunu duyan sadrazam olaya şiddetle karşı çıkmasına rağmen, padişahın:
- Boşver takma kafana nasıl olsa ölecek gibi sözlerinden
sonra istemeye istemeye razı olmuş. Ardından sıra ikinci dileğe geldiğinde Adam da yine aynı naz ve padişahın azarlaması. Sonunda adam ikinci dileğini söylemiş.
- Eeee şey padişahım ben sizin karınıza da hastayım, ölmeden önce onla da...
- Ne diyorsun lan sen (falan padişah köpürmüş)
Tabii bu kez de sadrazam telkinde bulunmuş ve adam Padişahın karısıyla da... Veee sıra gelmiş üçüncü dileğe;
- Söyle bakalım şu üçüncü dileğini de bitirelim artık şu işi.
- Yok padişahım söylemeyeyim, ilk ikisini söyledim ama bunu nasıl söylerim bilmiyorum.
Ilk ikisinden daha kötü ne olabilir ki diye düşünen padişah kızarak
- Oğlum söyle bak işkence yaptırırım, söyletirim
- Peki efendim_' ben sadrazamla size de hastayım.
Ardından kısa bir sessizlik ve Sadrazam:
- Padişahım ben sanki bu adamı namazda görür gibi oldum. Hatırlıyor gibiyim.
Padişah :
- Nasıl hatırlamazsın lan eşşoğlu eşek yanımda oturuyordu.!
fıkranın devamı

Günün birinde Vezir'i Kral'a ben daha büyüğüm demiş .Kral haklı olarak kaldıramamış bu lafı ve sormuş:
-Nasıl büyüksün?
Vezir de:
- Vergileri ben topluyorum halka ben bakıyorum vs...
diye cevap vermiş. Kralda halkına sormaya başlamış. Önce bir çobana sormuş:
- Fare mi büyüktür, deve mi?
Çoban cevap vermiş;
- Tabii ki deve büyüktür.
Kral bir kez daha sormuş :
- Köpek mi daha büyüktür, fil mi?
Çoban:
- Fil
Kral:
- Son bir soru daha
demiş.
- Kral mı daha büyüktür, Vezir mi?
Çoban cevap vermiş :
- Vallahi o hayvanları tanımıyorum!!!
fıkranın devamı

İdris ile Dursun, kahvede ayrı masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.
İdris sesleniyor:
- Bana ayran desene...
- Ayran!
- Uyy, ben da senun karuna hayran!
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra İdris'e sesleniyor:
- Bana gazoz desene...
- Gazoz...
- Uyy, ben da senun karini öptim...
İdris, dudak büküyor:
- Bu söylediğunun kafiyesi yoktir...
Dursun sözü bağliyor:
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur da!

fıkranın devamı

Kucuk cocuk babasına 'Babacıgım evlenmek kaca malolur?'
Baba 'Bilmiyorum oglum, hala oduyorum.'
fıkranın devamı

Birinci adam gururla:
- "Benim karım bir melek"
İkinci adam:
- "Şanslısın benimki hala yaşıyor."
fıkranın devamı

Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın gördüler.
Oğul sordu :
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an düşündükten sonra :
-Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! dedi

fıkranın devamı

Adam karisına demis:''Karicigim isler biraz kotu gidiyor,biz cok para harciyoruz.Sen yemek yapmasini ogrensende mutfakta calisan ascinin isine son versek...''
Kadin hemen cevaplamis:''Eger sen sevismeyi ogrenirsen ilk once makam söförünü kovalım istersen .

fıkranın devamı

Olum yatagindaki kadin kocasina sormus:''Bana soz ver ben oldukten sonra elbiselerimi evlenecegin kadina giydirmeyeceksin''...adam da demis:
''sacmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyilesirsin,ikincisi onun boyu seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...''

fıkranın devamı

İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu. Biri
-"Ben" dedi, "Evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar, nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım."
Diğeri içini çekerek sordu "Ya şimdi?"
-Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!..

fıkranın devamı

İki arkadaş karılarına ne kadar harçlık bıraktıklarını konuşuyorlarmış. birincisi halinden pek şikayetçi olmamış; 'ne biliyim işte bizimki az bir parayla idare ediyi' demiş. İkincisi 'yok anam ben hergün para bırakayrum, kari yine istiyor, bıktım valla' demiş. 'Allah allah, ne yapar ki bu kadar parayı' demiş birinci. İkinci adam sıkıntılı, 'valla içki desen yok. Kumar desen yok.Kari desen kendisi kari...'
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...20 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama