Kadın - Erkek

loading...

Viagra kullanımının yasak olduğu Mısır'da bir mısırlı pazarda gezerken yanına bir yabancı kaçakçı yaklaşmış.
- Beyefendi demiş, Viagra almak istemez misiniz. Sadece 100 Mısır lirası!
- Değmez...
- 50 Mısır lirasına ne dersiniz?
- Değmez...
- Peki ya 20?
- Hayır değmez...
- Peki ya 10 Mısır Lirası?
- Değmez...
- Bakın, bu hapların her bir tanesi 10 Mısır Lirasına maloluyor. Nasıl olur da "Değmez" dersiniz !
- Yo yo, Haplara değer. Ama karım buna değmez..

fıkranın devamı

Minik oğlan bahçede oynarken; babasının arabasıyla sokaktan geçip, ormana doğru gittiğini görmüş. Merak bu ya. O da arabayı izleyerek ormana gitmiş.
Bir de ne görsün. Babası ile teyzesi arabanın yanında durmuş öpüşüyorlar. Çocuk bu ya, gördüğünden etkilenmiş durumda koşarak eve dönmüş, nefes nefese heyecanlı bir şekilde annesine :
- Anne! anne! Biraz önce babamı ormanda
derken annesi sözünü kesmiş ve :
- Dur biraz. Nefes al. Sakinleş. Öyle anlat.
Oğlan sakinleştikten sonra devam etmiş :
- Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler.
Anne çocuğa dönmüş :
- Dur bakalım, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamını anlatma, sakla. Aksam yemeğinde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanın suratını görmek istiyorum.
Akşam olmuş, yemeğe oturmuşlar. Anne çocuga dönmüş ;
- Bu gün neler yaptığını bize anlatsana.
Oğlan baslamış :
- Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler. Ardından geçen sene babam seyahatteyken senin Amcamla yaptığın şeyden yaptılar_!
fıkranın devamı

Vietnam savaşının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu:
- Sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.
Kısa süre sonra eşinden şöyle bir cevap geldi:
- Sevgilim, sakın onlara 50 dolardan fazla para verme, ben burada ancak o kadar alabiliyorum.

fıkranın devamı

Adamın biri kitapçıya gider ve tezgahtara :
- Evin reisi erkektir adli kitap varmı?.
diye sorar.
Tezgahtar:
- Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz.
fıkranın devamı

Adam arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu... Bir ara bir otomatik makinanın başına geldi ve makinadan şu seslerin geldiğini duydu ;
- Pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !..........
Merak edip sordu bu makinanin ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini... Arkadaşı cevapladı :
- Bu makina biberon emziği yapıyor... Pisst sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını, pat seside ucuna açılan deliğin sesini belirtir...
Geziye devam edip baska bir makinanin başına geldiler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamalari farklıydı ;
- Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !.....
Adam yine meraklanıp sordu ;
- Peki bu ne makinası?
- Bu bir prezervatif makinasıdır...
- Ama neden 4 Pisst'tan sonra 1 PAT sesi geliyor...
Arkadaşı yanıtladı ;
- Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan... Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu...
- Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil...
Arkadaşı cevap verdi :
- Öyle ama... O zaman da emzik işi fazla para getirmiyor...

fıkranın devamı

Temel ile Dursun'un canı bayan çeker ve e-5 karayolunda orospu aramaya koyulurlar. 2 tane bulurlar.Sıkı pazarlıktan sonra anlasılır ama orospular biz dönmeyiz der.
Temel hemen atlar
ee daha iyiya işte bizde kalırsınız.
fıkranın devamı

Bir gun Cin Ali evde prezervatif bulur ve bunun ne oldugunu annesine sorar..
- Anne bu nedir?
- Yavrum onunla baban fare olduruyor.
- Haaaaaa babam fareleri si...rek mi olduruyor.
fıkranın devamı

Kadın aylardır kocasına vitrinde gördüğü saati alması için yalvarıyormuş.
Adamın'da inadı tutmuş, bir türlü almıyormuş.
Bir gün işten eve döndüğünde ne görsün?
Karısının kolunda vitrindeki saat.
Hemen sormuş;
- ''Karıcığım nasıl aldın bu saati?''.
- ''Çok basit hayatım yarım saat verdim, bir saat aldım''...
fıkranın devamı

Ormancının biri günlük kontrollerini yaparken, bir kadının elindeki küçük baltayla ağaçlardan dal kestiğini görmüş.
Hemen müdahale etmiş. "Ber dal daha kesersen..." "Eeee" demiş kadın. Ormancı düşünmüş... "Yatırır sikerim."
Bunun üzerine kadın bir dal daha kesmiş.
Ormancı da sözünü tutmuş. Muamele kadının hoşuna gitmiş ve kalkar kalkmaz bir dal daha kesmiş.
Ormancı yine sözünü tutmuş. Kadın hem gidiyor hem önüne çıkan ağaçlardan dal kesiyor ve ormancı tarafından cezalandırılıyormuş.
Bu işlem üç beş kez tekrarlanmış. Tabii bu arada ormancıda derman kalmamış. Kadın ise dal kesmeye devam ediyormuş.
Ormancı, son dalı kestikten sonra yine cezalandırılmayı bekleyen kadına dönmüş ve "Valla, buradan sonrası Ali ormancının mıntıkası" demiş.
fıkranın devamı

Bir gün Ali annesi banyoda yıkanırken annesinin a.ını görmüş ve annesine sormuş;
- ''anne BU NE?''
Annesi;
- ''hiç sadece küçükken oraya balta düştü'' demiş.
Ali;
- ''Kahkaha atarak vayyy beee tamda a.ının ortasına düşmüş'' demiş. :D
fıkranın devamı

Çok güzel bir genç kadın bir gece klubünde stiprizci olarak iş bulmuştu. İlk kez sahneye çıkacağı için çok heyecanlıydı. Ancak ışıklar üzerinde parlar parlamaz öyle bir alkış tufanı koptu ki, heyecanı hemen yatıştı. Üzerindeki elbiseyi çıkardıktan sonra, alkışlar biraz azaldı. Çoraplarını çıkardıktan sonra ise alkış seslerinde biraz daha azalma oldu. Sütyenini çıkardığında salondan tek tük alkış sesleri geliyordu. Nihayet, üzerinde kalan son giysi parçasını da çıkarıp attı. Artık salondan tek bir alkış sesi bile gelmiyordu. Vücudunun güzelliğinden son derece emin olan yıldız adayı şaşkınlık içerisinde ön masada oturan bir adama yanaşarak sordu:
- "Şey acaba vücudumu beğenmediniz mi?" Adam heyecandan soluyarak:
- "Nereden çıkardınız bunu?" dedi.
- "Ne bileyim. Ben soyundukça alkışlar kesildi de..."
- "Tabi kesilecek" dedi adam. "İnsan tek elle nasıl alkış tutabilir ki?"
fıkranın devamı

Eve bir gün tesisatçı çağırmışlar. Adam çalışırken evin küçük oğlu gelip seyretmeye başlamış. Tesisatçı da çocuğun ilgisini görünce takım çantasından tornavidayı çıkartıp çocuğa: "Bu ne biliyor musun?" demiş. Çocuk da "biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğüyle prizleri kontrol eder, büyüğüyle masanın bacaklarındaki vidaları sıkar" demiş. Tesisatçı: "İyi, aferin oğlum" demiş. Sonra eline anahtarı almış "Peki bu ne biliyor musun?" demiş. Çocuk: "Biliyorum. Babamda bundan iki tane var. Küçük olanıyla muslukları değiştirir, büyük olanıyla boruları tamir eder." demiş. Tesisatçı "Çattık be..." demiş içinden. Bu kez de çekici alıp "ya bunu bilecek misin?" deyince çocuk "Biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğünü cam takarken kullanır, büyüğünü de duvar kırarken kullanır" demiş. Her sorduğuna cevap yetiştiren çocuğa tepesi atan tesisatçı bu sefer fermuarını açıp göstermiş: "Bunu da bilecek misin lan ukala?" deyince çocuk: "Biliyorum, bundan babamda iki tane var. Küçüğüyle çişini yapar, büyüğüyle de annemi" demiş.


fıkranın devamı

Çocuk peltekmiş.
Öğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sütü iç" yazısını okumasını istemiş.
-Çocuk "tedi tütü it" demiş.
-Öğretmen bağırmış "doğru söyle" demiş.
-Çocuk yine "tedi tütü it" demiş.
-Öğretmen acaip sinirlenmiş ve çocuğu dövmüş, "doğru oku dedim sana şunu!" demiş. Çocuuğun artık canına tak etmiş ve bağırmış:
- "Anatını tittimin tediti ittene tu tütü!"


fıkranın devamı

Fevkalade sosyetik bir kokteyl. Dr. Bey smokinleri içinde iki kat yakışıklı. Ağzından da bal akıyor ya. Etrafı her zamanki gibi genç ve güzel hanımlarla çevrili. Bunlardan biri:
- Ah doktor, dişim öyle ağrıyor ki günlerdir, demiş.
Sonra yakalamış doktorun elini. Ağzına doğru çekmiş. Çekmekle de kalmamış. Sokmuş doktorun parmağını ağzına. Sol tarafa kaydırmış. İşaret parmağını azı dişine doğru zorla uzatıyor.
- İşte burası... Tam burası... Öyle ağrıyor ki?" Doktor parmağını kadının ağzından kurtarmaya çalışırken söyleniyor:
- Hanımefendi, iyi ki jinekolog değilim...
fıkranın devamı

Çingenelerde bir adet vardır. Bir bebek doğunca annesi bir törenle onun adını koyar. Ama o anda ne söylerse ad olarak o kalır. Bir gün bir bebek doğar ve tam adını koyacağı sırada annesinin *oku gelir. Ve "*okum geldiii!" diye bağırır ve çocuğun adı "*okum geldi" olarak kalır... *okum geldi büyür ve askerlik çağına gelir. Askere gider, komutan adını sorunca "*okum geldi" der. Komutan "git tuvalete yap da gel" der. *okum geldi de gider tuvalete ve gelir. Bu olay bir kaç kez tekrarlanır. Sonunda bir arkadaşı "onun adı *okum geldi komutanım" der. Günler böyle geçip giderken *okum geldinin askerlikten canı sıkılır ve kaçmaya karar verir. Akşam olunca duvardan atlayarak kaçarken, komutan kaçtığını görür ve hemen bağırmaya başlar "*OKUM GELDİİİ KAÇIYOR LANNNN!" Bunu duyan askerler saf saf bakarlar. Komutan tekrar tekrar bağırır: "BOKUM GELDİ KAÇIYORRR LANNN!" bunu duyan askerlerden biri şöyle bağırır: - "YAPINDAAA YAKALIYAAALIIIMMMM KOMUTANIMMMMMMMMMMM"


fıkranın devamı

Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu:
- Sizde "Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkek" romanı var mı?
Tezgahtar eliyle az ötesini işaret etti:
- Var efendim, orada masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
fıkranın devamı

Çapkın bir sürücü çok güzel bir otostopçu kızı arabasına alır. Yolculuk bir ağaca bindirmekle son bulur. Yoldan geçen bir köylü kaza yerine gelir ve sürücüye:
- Ucuz atlatmışsınız. Arkadaşınız da öyle. Kız çayıra fırlamış ama sapasağlam...
İki büklüm sürücü ağlamaya başlar. Evet o sapasağlam ama ben değilim. Gidin bakalım elinde tuttuğu ne? ahhhhhhh!!!!!!

fıkranın devamı

Temel ile Dursun çalışmaya Amerika'ya giderler bir süre sonra temel dayanamayıp
- Dursun ya ben memleketi özledim bu yüzden iki haftalığına memlekete gideceğim söyleyeceğin var mı?
Dursun:
- Selam söyle.
Temel iki hafta sonra gelir. Dursun sorar:
- Memleketten haber getirdin mi?
Temel de:
- Bir iyi bir kötü haberim var sana_!
Dursun da ne olduğunu sorar. Temel ise:
- İyi o zaman önce kötüsünü söyleyeyim de peşinden iyisini söylerim moralin düzelir. Oğlun ibne olmuş_!
Bunu duyan Dursun çok üzülür ve sonra sorar:
- İyi haberin nedir?
- Ama bir muamelesi var çok iyi_!

fıkranın devamı

Ferit ölüm döşeğindedir. Karısı Cavidan da bu son anlarında onun yanındadır ve çok üzgündür. Kocasının elini tutar ve gözlerinden yaşlar boşanır. Ferit son gücüyle fısıldar: Cavidan! Cavidan yaşlı gözlerle; sus sevgilim! der. Ferit; Cavidan sana itiraf etmem gereken bir şey var der. Cavidan; Kendini yorma sevgilim. İtiraf edecek hiçbir şey yok!der. Ferit ısrarla; Hayır var! Huzur içinde ölmek istiyorum der. Cavidan susar ve dinler. Ferit devam eder; Kız kardeşinle yattım. En iyi arkadaşın ve annenle de yattım der. Cavidan sükuneti bozmadan ve kocasının elini bırakmadan cevaplar; Biliyorum sevgilim. Seni o yüzden zehirledim zaten

fıkranın devamı

Bir gün, kadının biri evdeki gardolabı ses yaptıgı icin eve marangoz cagırmış,marangoz, kadına sikayetini sormus ''dolabın nesi var? ''Kadın, dolabım cok ses yapıyor demiş, adam dinlemiş dolabı cıt yok. Kadın, sesin dolabın dısından degil, icinden geldigini söyleyip, adama dolabın icine girip de dinlemesini söylemiş. Adam da bunun üzerine dolabın icine girip ses dinlemeye başlamış. Beklemiş ,beklemiş yine cıt yok, bu sefer kadın marangoza, otobüs gectigi zaman dolabım ses yapıyor demiş, adam da bunun üzerine dolabın kapagını kapatıp otobüsün gecmesini beklemiş. Ne olsa begenirsiniz, adam dolabın icindeyken kadının kocası eve gelmiş, ceketini asmak icin dolabı actıgında, dolabın icinde bizim talihsiz marangozu bulmuş!! Kadının kocası sinirli bi sekilde marangoza sormus, ''sen burada ne arıyorsun'' marangoz ise ''simdi size ne diyeyim ki, otobüs bekledigimi söylesem inanmazsınız''

fıkranın devamı

Adamin biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama "terliklerim yukarıda kalmis onları bana getirirmisin lütfen" diye rica etmiş.
Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün! Felçli arkadaşının afet gibi iki kızı varmış. Hemen pratik zekasını çalıştırarak
- Babanız beni sizinle yatmam için gönderdi. demiş.
Kizlar
- Nasıl olur! imkanı yok demişler!
Adam "inanmıyorsanız soralım" demiş ve aşağıya seslenmiş:
- İKiSiNiDE Miiii!".
Felçli adam bağırmış:
- iKiSiNiDE! iKiSiNiDEEEE!
fıkranın devamı

Üç arkadaş, üçü de birbirinin canı. Tek sorun yaşlarının artık fazlaca kemale erip, eşlerinin pek de genç olması. Günlerden bir gün biri diğerlerine:
- Beyler benim keyfim çok kaçık. Karım beni aldatıyor galiba. Üstelik de bir marangozla.

- Olmaz öyle şey, sen içini ferah tut, bizimkiler aldatmaaz... Ama nerden anladın?

- Karyolanın altında hep tahta talaşları görüyorum.

Derken ikincisi de karısından kuşkulanmaya başlar. Onun takıntısı da bir boyacı. Kuşkularının ana sebebi de karyolanın çevresindeki farklı renklerdeki çizikler ve üstüne üstlük bulunan iki adet fırça kılı.

Aradan zaman geçer ve nihayet üçüncüsü utana sıkıla derdini döker ortaya.
- Arkadaşlar benim derdim hepinizden büyük, üstelik tam bir felaket. Karım beni aylardır bir at ile aldatıyor.

Diğerleri:
- Saçmalama lan olmaz öyle şey!

- Nasıl olmaz? Ne zaman karyolanın altına baksam hep aynı jokeyi görüyorum.
fıkranın devamı

Terzi ölmüş, karısı haliyle dul kalmış. Onun bunun dedikodusundan, çapkın erkeklerin bakışından tak etmiş kadıncağızın canına ve evlenmeye karar vermiş. Bir demirci ustasının evlenme teklifini kabul etmiş ve evlenmişler. İlk gece demirci pazusunu şişirerek kadına dönmüş;
-Senin terzinde böyle pazu var mıydı
Kadın;
-Yoktu!
Demirci, öne doğru hafifçe kasılarak ve göğüs kaslarını şişirerek kadına yine sormuş;
- Senin terzinde böyle göğüs kasları var mıydı?
Kadın;
-Yoktu!
Demirci baldırlarını şişirerek bir daha sormuş;
- Senin terzinde böyle güçlü bacak kasları var mıydı?
Kadıncağız;
-Yoktu
Bu şekildeki güç gösterileri devam edip gidince kadın artık daha fazla dayanamayıp açmış ağzını, yummuş gözünü;
- Bana bak! Benim terzide böyle şeyler yoktu, ama şimdi o burada senin yerinde olsaydı, bu sürede hem beni becerirdi, hem seni becerirdi, üstüne de bir takım da elbise dikerdi!'
fıkranın devamı

İki bayan manava sessiz bir şekilde fısıldar. "Lütfen iki muz verir misiniz ?" Manav muzları tartar ve 3 tane vereyim bir kilo olsun der. Bayanlardan biri heyecanla atılır. "Olsun napalım birini de yeriz.!!!"
fıkranın devamı

Adamın biri eczaneye girmis ve bir kutu prezervatif istemiş.Eczaci kadın sormuş:
- Hangi boy olsun?
Adam yanıtlamış:
- Bilmem ki.
Bunun üzerine Eczaci kadin adamın fermuarını indirmiş ve aletini dışarı çıkarıp eliyle bir süre yoklamiş. Ardından kalfaya seslenmiş:
- Oğlum bir kutu orta boy prezervatif getir.
Bir süre sonra baska bir adam gelmiş ve bir kutu prezervatif istemiş. Eczaci kadın yine sormuş:
- Hangi boy olsun?
Adam yanıtlamış:
- Bilmem ki.
Yine kadın fermuarı indirip aleti eliyle iyice yoklar ve kalfaya seslenir:ı
- Oğlum hemen bir kutu büyük boy prezervatif getir.
Bunları gören karşı bakkalın çırağı hemen soluğu eczanede alır ve bir kutu prezervatif ister, ancak alet büyüklüğünü bilmediğini ekler. Eczaci kadın çırağın fermuarını açar, aleti eliyle güzel bir yoklar ve kalfaya seslenir:
- Oğlum hemen peçete getir!!!


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11...20 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama