Kayserili

loading...

Bir gün bir evde bi dolap varmış bu dolabın yanında kim yalan söylerse dolap sallanırmış çocuk birgün okula sınava gitmiş sınav kötü geçmiş eve gelmiş babası olum sınavın nasıl geçti çocuk baba 5 aldım demiş veee dolap sallan mış yok yok 4 aldım demiş dolap bidaha sallanmış babası OLUM BİZ HEP BİZİM ZAMANIMIZDA HEP 5 ALIYORDUK VE DOLAP DEVRİLMİŞ xD
fıkranın devamı

bir gün temel kayseriye gider.kayseride bir binaya bakarken kayserilinin biri yanına gelir; kaçıncı kata baktıysan o kadar para vericeksin demiş.söyle bakalım kaçıncı kata baktın;5 demiş temel,iyi 5 bin lira ver demiş kayserili temel vermiş.temel içinden demiki;bide kayserililere uyanık derler ben13. kata bakmıştım demiş.
fıkranın devamı

Çocuk baba demiş 5 tl ver demiş babası 4 tlyi ne yapacan alsana3 tl demiş çocukta baba ben zaten 3 tl istiyorum demiş.
fıkranın devamı


Kayserilinin oğlu kayseriliden para ister:

- "Baba beş milyon verir misin?"

Kayserili:

- "4 milyon mu dedin? Napcan lan 3 milyonu, 2 milyon neyine yetmiyo! Al sana 1 milyon yeter!" der.

Oğlu parayı alır ve:

- "Hehe.. baba zaten 500 bin lira lazımdı.." der.

Bunun üzerine kayserili:

- "Bak sen kerataya, demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni.." der.

fıkranın devamı


Gözleri kör yanlız ve yoksul bir Kayserili kırlarda başıboş dolanırken bastonuna değen sihirli lambayı alıp içinden Cin çıkarmayı başarmış. Bu isten hayli bıktığı belli olan Cin Kayseriliye şöyle bir baktıktan sonra;
- "Senin hayli isteğin vardır; şimdi sen gözlerin açılsın istersin, zenginlik dilersin, evlenmeyi arzularsın, ama uğraşamam. Sadece bir dileğini yerine getireceğim. Iyi düşün ve ne isteyeceksen iste." demiş. Kayserili biraz düşündükten sonra dileğini söylemiş;
-"Çocuğumun saatlerce altınlarımı saymasını görmek istiyorum"

fıkranın devamı


Bir uçakta 58 kayserili ile 1 laz yolculuk yapıyorlarmış kaptandan bir ses gelmiş uçaktaki ağır eşyaların hepsini atın yoksa düşecez bunun üzerine tüm ağır eşyalar atılmış. 10 dak sonra kaptan tekrar seslenmiş uçağın sağ kanadını koparmak zorundayız yoksa düşecez kanadıda koparmışlar. sonra kaptan tekrar seslenmiş sol kanadıda koparacaz. uçak kanatsız ilerlerken kaptan seslenmiş kusura bakmayın ama uçağın alt kısmını kesmezsek hepimiz ölecez tüm yolcular yukarıdaki tutacaklara tutunmuşlar ve alt kısım kesilmiş. yolculuk devam ederken kaptan bu son isteğim malesef kontrolü sağlayamıyoruz o yüzden içinizden 1 kişinin atlaması lzım der bunun üzerine 58 kayseliri laza döner laz ise şöyle der başını sallayarak tamam tamam anladım ama hani alkış der kayserililerde alkışlar.

fıkranın devamı


Zamanın birinde avukat olmadığı için dava vekilliği yapan bir Mevlüt Amca varmış.
Vatandaşın hukuki sorunları için uğraşır, dertlerine deva olurmuş.
Mesela, bir tarla için dava açılıyor. Vatandaşın hakkı gasp olmuş. Mevlüt Emmiye varıyor, derdini anlatıyor.
Mevlüt Emmi, dinliyor meseleyi, sakalını sıvazlıyor. Diyor ki:
-Üçüncü maddeden tutturursak tamamdır!
Bir cinayet davası, yahut bir kavga veya kız kaçırma olayı var. Mevlüt Emmi dinliyor meseleyi, sonra aynı cevabı yine veriyor:
-Üçüncü maddeden tutturursak tamam!
Bu nasıl üçüncü maddeyse mübarek, her derde deva... Her olayda üçüncü madde işliyor, joker gibi al oraya koy, al bu davada kullan! Yıllar sonra artık işten elini eteğini çekiyor Mevlüt Emmi. Bir adam yanına uğruyor.
-Mevlüt Emmi beni hatırladın mı? -Yooo!
-Hatırlamazsın, benim dava vekilimdin sen. Şu kadar yıl hapis yattım. Mevlüt Emmi, iştahla soruyor:
-Hangi maddeden hüküm giymiştin? Cevap:
-Üçüncü maddeden Mevlüt Emmi, üçüncü maddeden!

fıkranın devamı


Kayseri`li, trende yolculuk etmekte... Karşısında oturan zatla tanışır. Dereden tepeden konuşurlarken:
-Gel seninle birbirimize bilmece soralım der.
-Önce ben sorayım; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin liranı alırım. Sonra sen bana sorarsın; bilirsem 10 bin liranı alırım, bilemezsem bin lira veririm.
-Tamam, der adam, sor bakalım
-Söyle öyleyse: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Öteki yolcu düşünür, bilemez:
-Al 10 bin lirayı.
Şimdi ben de sana aynı soruyu soruyorum: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Kayseri`li, hiç düşünmeden, aldığı 10 bin liranın bin lirasını geri verir:
-Al şu bin lirayı. Ben de bilmiyorum.

fıkranın devamı


Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira alıyordu. Bunu öğrenen Kayseri`li, muayeneye ilk gidişinde:
-İşte yine geldim doktor bey'dedi. Doktor soyunmasını söyledi. Muayene etti, ücretini aldı,
-Sağlığınız düzeliyor. Aynı ilaçları kullanmaya devam edin!

fıkranın devamı


Birgün Kayseri ile Niğde sınırında ölmüş biri bulunur. İnsanlar hemen toplanıp ne yapacaklarını düşünürler.Polis adamı hangi şehre götüreceğini bilmiyordur. Ordan geçen bir Kayseri`li duruma el koyar ve şöyle der.
-Ağzını koklayın sarımsak kokuyorsa Kayseri`ye ;soğan kokuyorsa Niğde`ye götürün demiş.

fıkranın devamı


Kayseri`linin biri ile İstanbul`lu Sultan Ahmet Camii önündeki kuşları görmüşler ve bizim Kayseri`li aaa guşlara bak demiş yanındaki İstanbul`lu da onlar guş değil kuş demiş ve adam şöle bir bakmış:
-Emmede guşa benziyor demiş.

fıkranın devamı


Trenle İstanbula yolculuk eden Kayseri`li tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşına da ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş.

fıkranın devamı


Bölük komutanı "Ali okulu"nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oğlum, dünya kaç parçadır?
- Beş parçadır komutanım.
- Say bakalım.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseri`liyim, komutanım.
- Şu haritada Kayseri'yi göster bakalım. Hasan Kastamonu'yu işaret edince:
- Oğlum, orası Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayılır, komutanım.

fıkranın devamı


Çanakkale Muharebesinde Kayseri`li bir nefer topunun başına nöbete gelmiş. Muharebenin şiddetli bir zamanı değilmiş, şurada bir abdest tazeleyim demiş. Tüfeğini de topun üzerine bırakmış.
-Topum, tüfeğimin emaneti sana, diyerek ilerideki çukura gitmiş. Bu sırada komutan gelmiş, bakmış ki topun başında kimse yok, bir de nefer tüfeğini topun namlusuna asmış. Çok hiddetlenmiş, şu tüfeğini alayım da hesabını versin bakalım diye kızıp köpürmüş ama tüfeği de topun namlusundan bir türlü sökemiyormuş. Komutan:
-Ulan uyanık Kayseri`li bu tüfeğe ne yaptı da sökülmüyor böyle diye düşünürken Kayseri`li de çıkagelmiş. Komutan açmış ağzını yummuş gözünü, demediğini bırakmamış.
-Şu tüfeği de nasıl yapıştırdıysan sök yerinden demiş. Nefer:
-Yapıştırmadım komutanım demiş. Topa yaklaşmış:
-Topum tüfeğimi geri ver demiş ve komutanın şaşkın bakışları arasında tüfeği almış. Komutanın gözleri yaşarmış, askeri kucaklamış ve onunla helalleşip yanından ayrılmış.

fıkranın devamı


Bir İngiliz: Holigan;
İki İngiliz: Kavga;
Üç İngiliz: Savaş;
Bir Fransız: Aşık;
İki Fransız: Duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: Basketçi;
İki Zenci: Basket takımı;
Üç Zenci: Güneş tutulması;
Bir Kayserili: Satış noktası;
İki Kayserili :Küçük bir pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket.

fıkranın devamı


Kayseri`li, Papa'nın cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan'a gitmiş. Papa'ya:
-Bazı Müslümanlar cehennemlik olduğu için demiş, Cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum.
Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş. Bunun üzerine zengin Hristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş:
-Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına... Kayseri`linin elindeki fermanı gören Hristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar. Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayseriliyi çağırtmış:
-Al şu verdiğin parayı, ver cehennemin tapusuyla anahtarını! Kayseri`li:
-Ben cehennemi sattım, demiş. Geri almak için çok para gerekli.
-Ne kadar?
-Heybenin iki gözü dolusu altın. Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş:
-Doldurun bu Kayseri`linin heybesini altınla!

fıkranın devamı


Amerikalının biri esegiyle kayseri gitmiş.Semt mahallesine varmış.Canı bişeyler yemek istemiş. 10 yasında bi cocuk çagırmış gel olum demiş.çoçuga demişki benim karnımı doyuracak,eşegime yem olucak boş zamanımda beni meşggul edecek bişeyler al demiş.1 lira para vermiş.Çocuk gitmiş bi tane karpuz alıp gelmiş.amerikalı demişki ula ben bunu ne yapacagım demiş. Çocuk demişki içini kendin yiyecem,kabını eşege verecen,çekirdeğinide kendini çitecen demiş.

fıkranın devamı


Kayserili Pire Mehmet, istasyonda çok sıkışınca, gözü hiçbir şeyi görmez olup kadınlar tuvaletine doğrulmuş.
Bir hemşehrisi önüne geçmiş:
-Ne yapıyorsun, burası kadınlar için...
Uçkurunu eline almış olan Pire Mehmet:
-"Bu da kadınlar için!" deyip içeri dalmış.

fıkranın devamı


KAYSERİLİ BİR MÜŞTERİ İSTANBULDA BİR TAXİ'YE BİNMİŞ, TAKSİ YOKUŞ AŞAĞI GİDERKEN BİRDEN FRENİ PATLAMIŞ, ŞÖFÖR PANİK İÇERSİNDE HIZLA YOKUŞ AŞAĞI İNİYORMUŞ KAYSERİLİ; TAKSİ METRE YE BAKIP PANİK İÇİNDE DURDUR ŞU ARABAYI DİYEREK BAĞIRMIŞ SÖFÖR; DURDURAMIYORUM FREN PATLADI!!! KAYSERİLİ; TAKSİMETREYİ KAPAT O ZAMAN.

fıkranın devamı


Kayseri'linin birisi istanbul'a gitmek üzere trene binmiş. Tren kalktıktan sonra yanındaki çantadan pastırma çıkarmış, tam yiyecekken karşısındaki adam dikkatini çekmiş ve ona uzatarak:
-Hemşerim yir misin demiş. Karşısındaki adam:
-Sağolasın benim hemeroidim var. kayserili:
-Olsun... önce bunu ye sonra onu da yersin...

fıkranın devamı


Ermeni bir gün kayseriye gelir.Kayserili bir çocuğu kandırarak elindeki parayı almak ister.Çocuk :ona dediklerini yaptığı taktirde parayı vereceğini söyler.söyle bakalım der ermeni.çocuk:beni sırtında şuraya kadar taşı der.ermeni taşır.sonrada bir eşek sesi çıkar der. Ermeni başlar anırmaya.Sonra ermeni parayı ister.Çocuk:ermeniye sen eşşek olmakla paranın değerini biliyonda ben kayserili olarak bilmezmiyim der.

fıkranın devamı


Kayseri`li birgün hayvan pazarına bir öküz almaya gitmiş Karadeniz`linin birisiyle pazarlığa tutuşmuş anan aşağı baban yukarı pazarlığı bitirmişler. Kayseri`li parayı vermiş öküzü alıp gitmiş aradan bir iki saat geçmemiş bunlar tekrar karşılaşmışlar Karadeniz`li, Kayseri`liye
-Hani siz Kayseri`liler çok uyanıktınızya ben seni kazıkladım sana sattığım öküzün ayağı topaldı demiş.
Tabi bizim Kayseri`li de hemen yapıştırmış,
-O da bişeymi benimde sana verdiğim paralar sahteydi.

fıkranın devamı


Bir gün temel kayseriyi cok merak edip kayseriye gider.Kayseriye varinca yuksek bir bina temelin dikkatini ceker ve bakmaya baslar. O sirada uyanik bir kayserili temelin yabanci oldugunu gorur, yanina gelir ve sorar, Nereye bakiyorsun sen? Temel cevap verir ha su pinaya bakayrum. Kayerilide derki o bina benim, kacinci kata baktiysan o kadar para vereceksin bana der. temelde düsünür sonra 5. kata baktim der ve 5 milyon verir. kayserili parayi alip hemen kacar.
Temelde kendi kendine; bide bu kayserililere uyanik derler 13. kata baktim 5. kat parasi verdim enayiye...

fıkranın devamı


İki tane çiftçi; biri Adana`lı diğeri Kayseri`li, sohbet ediyorlarmış; bu arada haliyle zenginlikleriyle övünüyorlar.. Adana`lı başlamış :
-Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz demiş... Kayseri`li de bunun üzerine,
-Yav bizim de vardı öyle eski bi arabamız, ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık...

fıkranın devamı


Köyden Kayseri'ye gelen köylü sabah kahvaltısı için bir lokantaya girmiş. Sabahın erken saatleri olduğu için oldukça kalabalık olan lokantada yer bulamayan köylü kasiyerin yanındaki küçük masaya oturmuş.
Garson gelince mercimek çorbası söylemiş, fakat bizim köylünün karnı çok acıkmıştır ve çorba gelene kadar ekmek sepetindeki bütün ekmekleri yemiş.. Çorba gelince onu da içmiş. Giderken kasada oturan Hacı Ağa'ya borcunu sorduğunda Hacı Ağa: "Ekmeğin parasını ver de çorba bizden olsun" demiş.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

1 2 3 4 5 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama