Kayserili

loading...

Ünlü sanayicimiz Sakıp Sabancı bir gün bir ili ziyarete gitmiş. Onu tanıyan yaşlı bir adam yanına yaklaşarak: -Ağam Lassa, Toyotasa, Çimsa senin mi? demiş. Sabancı “evet” demiş. Bu söz karşısında yaşlı adam yine sormuş: -Manisa, Fransa, Bursa’da mı senin? 
fıkranın devamı

Beyaz eşya ticareti ile uğraşan S.P. nin buzdolabı sattığı bir müşterisi önceden borçlandığı halde borcu ödemek istememiş ve hatta imzasını inkar etmiş. Olaydan çılgına dönen S.P. bir öfkeyle dükkanından fırlayıp soluğu yakın dostu O.A. nın yazıhanesinde almış. 
fıkranın devamı

Geyik Ali Ağa koyu bir CHP muhalifi, karısı da koyu bir CHP’li. 27 Mayıs ihtilalinin CHP’lilerin kışkırtmaları sonucu meydana geldiğine inandığından olacak 27 Mayıs sabahı 
fıkranın devamı

Adamın ödünç ve borç aldığı  şeyleri geri vermemek gibi bir huyu
varmış. Borç taktığı bir dükkan komşusu alacağını istemiş tahsil edemeyince:

fıkranın devamı

Köyünden kalkıp alışveriş için şehre gelmişti. Hacı efendi
çarşısında bir manifaturacının önüne heybesini bırakıp selam verdi.

fıkranın devamı

Nevşehirli Mal Müdürü Süleyman bey Kayseri’den evlenmiş. Peş
peşe beş kızı olmuş. Bir gün  sohbet esnasında yakın dostu Cıngıllıoğlu Salih Efendiye bu durumdan şikayetçi olunca,

fıkranın devamı

Zeki Yahyabeyoğlu İstasyon lokalinden çıkarak bir taksiye biner.
Aylardan Ramazan vakit iftara yakın. Taksi biraz hızlıca gitmekte iken Arif Molu’nun apartmanının önünden bir genç kız ellerinin üzerinde iki pideyle karşıya geçmek üzere yola atlar. 

fıkranın devamı

Yakın bir arkadaşı rahmetli Taki Cebeci’ye sorar:
-Şu şu haltları, şu şu kusurları işledim. Acep Allah günah yazar mı?

fıkranın devamı

İki katlı bir evde mutlu bir yaşantıları varmış. Hatice Hanım büyük bir şanssızlık eseri felç olmuş. Yatalak hale gelmiş. Evine, eşine, işine bakamadığı gibi kendisi bakıma muhtaç bir duruma düşmüş. Eşi Mustafa Ağanın çok zorda kaldığını gözleyen yakınları onu evermeye karar vermişler. Amaçları eve, aşa, bu arada yatalak hastaya bakacak biri olsun. Münasip bir aday bulmuşlar. 
fıkranın devamı

Kayseri Halkevinde vatan şairi Namık Kemal’i anma toplantısı yapılıyordu. Bilindiği gibi Namık Kemal’in babasının adı Asım’dır. Ön sıralarda oturan halkevi başkanı Kazım Yedekçioğlu bloknotundan kopardığı kağıda bir şeyler yazarak arka sırada oturan Asım Yahyabeyoğlu’na uzattı. 

fıkranın devamı

Valilerimizden  rahmetli Nazmi TOKER denetim ve gezi amacıyla Erkilet bucağına gitmiş.Bucak halkı vali beyi karşılayıp gereken hürmeti göstermişler. Mevsim yaz köy kahvehanesinin önünde sohbet başlamış. Vali beye Türk kahvesi ikram edilmiş. 
fıkranın devamı

Kayseri Hava İkmal Merkezinin Havagücü Spor Kulübü vardı. Mahalli ligde birinci olunca maç yapmak üzere Adana’ya gitmesi gündeme gelmiş. Hava İkmal Merkezi Genel Müdürü ve Komutanı Pilot Tuğgeneral Mehmet Ali PEKMAN, Beden Terbiyesi Bölge Müdürü İbrahim BAMYACIOĞLU ve Beden Terbiyesi Bölge Saymanı Zeki YAHYABEYOĞLU birlikte takımla Adana’ya gitmişler. 
fıkranın devamı

Rahmetli Mehmet Turnacıoğlu uçakla Ankara’ya gidiyormuş. Uçak
havalandıktan biraz sonra Turnacıoğlu zile basıp hostesi çağırmış:
-Namaz vakti geldi kızım kıble ne taraf?

fıkranın devamı

Hacı Seyit Mehmet Ağa yardımsever, kimseyi incitmeyen, insanlara iyilik ve yardım edinmeyi şiar edinmiş kişiliği ile ün edinmiş bir insanmış. Bir gün bir tanıdığı hocadan beş lira ödünç istemiş. Hoca efendi dükkanın ön kısmında üzerinde oturduğu minderin ucunu kaldırıp oradan aldığı beş lirayı adama uzatmış. Aradan zaman geçmiş, aynı kişi yine gelmiş. 
fıkranın devamı

Mehterin Yunus Ağanın Armenek adında gayrimüslim bir katibi vardı. Bir gün Armenek’in karısı hastalandı. Armenek ağanın huzuruna çıkıp ilaç almak için para ihtiyacını söyleyince ağa büyük bir iyi niyetle :

fıkranın devamı

Yüzbaşı birliğine yeni gelen erleri tanımak istiyormuş. Sabah
içtimasında erleri dizmiş ve:
- Sivaslılar bir adım öne çıksınlar.
Birkaç Sivaslı çıktı.
- Nevşehirliler bir adım öne çıksın. çıktılar.

fıkranın devamı

Kuşoğlu Bekir Efendi öğretmen okulunu bitirip geldikten sonra
Billur Bağlarında otururken karşı tepeleri  işaret ederek:
-Şu tağlar, ne tağları, diye güya dil kırmış.

fıkranın devamı

Rahmetli Ahmet Hilmi Güçlü Düvenönün’de Asım YAHYABEYOĞLU’na rastlamış. Yahyabeyoğlu hocanın elini öpüp hatırını sormuş. Hoca:
-Kulak asma iyi değilim.

fıkranın devamı

Hacı Seyit Mehmet Ağa Hisarcıktaki bağını belletmek için amele götürmüş. Bir süre çalışan işçiler:
-Ağa karnımız acıktı. Bize biraz yemek ekmek getirsen, demişler.
Hacı:
-Şimdi ekmek mi yersiniz yoksa biraz bekler kete mi yersiniz, diye sormuş.

fıkranın devamı

Uzunyayla’da etnik kabileleri bir arada tutan kültürler mozaiğidir. Pınarbaşı’nın Yukarı Boran köyü daha önce Çerkezlerin çoğunlukta olduğu bir köydür. Ali Çavuş kabilesi de bu köye göçmüş. Köyde büyük zorluklarla karşılaşmış. Her gün kavga nizah... Yıllar bu şekilde akıp gitmiş. Artık Ali Çavuş ve akranları yaşlanmışlar. Köyde kavga ettiği komşuları, arkadaşları birer ikişer bu dünyadan göçüp gitmişler.
Harman zamanı bakmış ki Ali Çavuş, kendini yıllar önce döven bir komşusu geliyor. Çocuklarını, kabilesindeki gençleri toplamış.

fıkranın devamı

Kayseri eşrafından Cıngıllıoğlu’nun Nuh Naci Ağa, bağına bir Kıbrıs eşeği ile gider gelirmiş. Bir ayağı aksayan ve baston kullanan Esat Ağa ise katırla. Bir gün Nuh Ağanın eşeği aksamaya başlamış. Esat Ağa yolda yetiştiği Nuh Ağaya saygıda kusur göstermek istemediği için geçmezmiş. Yanında durur ama takılmadan da edemezmiş:

fıkranın devamı

Kayserili Mehmet Ağa, Çanakkale’ye askerlik görevine gider. Orada
Trabzonlu Cengiz ile aynı bölükte görev alır ve onunla tanışıp candan arkadaş olurlar. 36 ay askerlik süresince birbirlerine kenetlenir kan kardeşi olmaya karar verirler. Derken askerlik bitiminde Mehmet Ağa Kayseri’ye, Cengiz Ağada Trabzon’a döner. Aradan 25 yıl geçer. Birbirleri ile sadece mektupla iletişim kurarlar. Cengiz Ağa bir gün yol güzergahı Adana’ya giderken Kayseri’de iner ve askerlik arkadaşını ziyaret için evine gider. Hoş-beşten sonra hal-hatır sorulur. 

fıkranın devamı

Anadolu’da Osmanlı diye tabir edilen kadınlarımızdan biri ilçemize
bağlı Ganişeyh köyünde aile içerisindeki otoriteyi eline almış. Bu anamız sadece otoriteyi değil parayı da eline almış. Bir gün beyine 10 lira para vererek Akkışla’ya gidip bozdurmasını tembih etmiş. 

fıkranın devamı

Ticarette ün yapmış Kayserili iş adamlarımızın yurt içinde olduğu
gibi dünyada da ünü duyulur. Bunu duyan İsrailli bir esnaf :
-Bu nasıl olur, dünyada ticarette bizim üzerimize insan yoktur.
Bunun için Kayseri’ye gelir. Tam çarşı ortasında yürürken eski bir bakkalın önünde bir kedi bir çanaktan karnını doyuruyor. 

fıkranın devamı

Camikebir Mahallesinde Cin Padişahı namıyla bilinen merhum Mustafa Bediz, Camikebir’de müezzinlik yapmaktadır. Caminin biraz yakınında Sadilerin Kayanın altında da kendisinin bahçesi vardır. O devirde de ezan Türkçe okunuyor.
Padişah Emmi, minareye çıkar vaktin ezanını okumaya başlar:

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama