Kayserili

loading...

Develi’de yaşayan Seyrani Babanın ineği ölür. Niğde’deki ahbabı
Kuddisi babaya mektup yazar. “Kardeşim çocukların ineği öldü, bana bir inek bul. Yalnız sarı olmasın, kırmızı, siyah v.b. bütün renkleri sayarak zikredilen renklerden olmasın” der. Kuddisi Baba mektuba bir göz atarak cevap yazmaya başlar. “Dostum istediğin ineği buldum. 

fıkranın devamı

Bir gün padişah hazretleri tebdili kıyafet olarak İncili Çavuş ile
beraber yürüyerek gezmeye çıkmış, dolaştıkları sırada iki gözü âmâ bir dilenciye tesadüf eylemişlerdir. Padişah İnciliye bununla eğlenmesini emretmiş. Çavuş derhal bunun karşısına gidip kendisini de âmâymış gibi göğüs göğse dilenciye çarpmış. Dilenci:
-Ben körüm sen de mi körsün?

fıkranın devamı

İncili Çavuş birkaç sene padişahın hizmetinde bulunduktan sonra
izin alarak memleketine gitmiş. Orada o zamanlar Müslim adı verilen kaza kaymakamının zalim, cahil, kibirli, yıkıcı bir adam olup halka türlü türlü işkence ve mezalim ile soymakta, kasıp kavurmakta olduğunu görmüş. Bir gün ziyaretine gelmiş olan o yerin itibarlıları ve ileri gelenlerine:
-Bu zalim için neden valiye şikayet edip yenilenmesi ve değiştirilmesi hususunda çalışmıyorsunuz?
Diye sormuş, onlar da:


fıkranın devamı

Halen şehrimizde olduğu gibi eski zamanlardan beri her semtte bir
mahalle kahvesi vardı. Fakat o zamanlar bu kahvehanelere şimdiki gibi çoluk çocuk toplanıp tavla, iskambil, v.s. ile vakit öldürmezlerdi. O mahallenin ihtiyarları aklı başında bulunanları mahallenin özelliklerine dair görüşmeler yaparlar veya fıkralar, hikayeler anlatarak vakit geçirirlerdi. İşte bu kahvehanelerden birisi de Yerebatan mahallesindeydi. İncili Çavuş o mahallede oturduğundan ara sıra akşamları, bazen sabahları  dost sohbetlerine katılırdı. Adı geçen kahvehaneye devam edenler arasında birkaç tane ihtiyar, afyonkeş tiryaki vardı. Bunlar sabahtan akşama kadar kahvenin bir köşesini işgal ile orada mangalı önlerine alarak dünya haberlerini, siyasetleri tenkitle saçma sapan bir şekilde meşgul olurlar diğer devam edenleri taciz ederlerdi.


fıkranın devamı

Bir gün padişah hazretleri İncili Çavuşa bir altın saat ihsan eder ve:
- Bunu benim yadigarım olarak muhafaza et, diye emir eyler.
İncili eve gelip saati dolaba koyar. Birkaç gün sonra dolapta saati göremeyince aşırıldığını anlar. Hizmetçiyi sıkıştırır. Saati çalıp bir dükkancıya sattığını bildirirse de dükkancı hemen inkar ile saati geri vermez. İncili biraz da boşboğaz olduğundan bu olayı bir türlü gizleyemeyerek saraydan herkese anlatır. Fakat:
-Bana efendimiz yadigar olmak üzere muhafaza et buyurdular, sakın duymasın bana gücenir, demeyi de unutmaz.

fıkranın devamı

İki tane çiftçi, biri Adanalı, diğeri Kayserili, sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övunecekler... Adanalı başlamış :
-Bizim orda sabah günes doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz, demiş... Kayserili de demiş ki :
-Yav bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık....
fıkranın devamı

Bölük komutani << Ali okulu >> nu denetliyordu. Hasana sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseriyi göster bakalim.
Hasan Kastamonuyu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayserinin bir mahallesi sayilir, komutanim.
fıkranın devamı

Kayserili, Papanin cennetten yer sattigini isitince dogru Vatikana gitmis. Papaya:
- Bazi Müslümanlar cehennemlik oldugu icin, demis, cehennemin tapusuyla anahtarini simdiden almak istiyorum.
Uzun pazarliklardan sonra istedigi fermani ve anahtari elde etmis. Bunun üzerine zengin Hiristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasina girismis:
- Cehennemin tapusu ve anahtari bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarinin yari parasina...
Kayserilinin elindeki fermani gören Hiristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine iliskin belge satin almaya baslamislar...
Cennet müsterileri azalinca, Papa Kayseriliyi cagirtmis:
- Al su verdigin parayi, ver cehenemin tapusuyla anahtarini!
Kayserili:
- Ben cehennemi sattim, demis. Geri almak icin cok para gerekli.
- Ne kadar?
- Heybenin iki gözü dolusu altin.
Papa, caresizlik icinde ellerini iki yana actiktan sonra buyrugu vermis:
- Doldurun bu Kayserilinin heybesini altinla!
fıkranın devamı

Kayseri`ye yeni gelen yabancı, ayakkabısını boyatırken boyacıya takılmış :
-Siz Kayserililer eşeği boyayıp babanıza satarmısınız.Nasıl yapılır bu iş?
Boyacı, fırça sallamayı sürdürerek :
-İşte, demiş, eşeği böyle boyarız!
fıkranın devamı

Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karsisinda oturan zatla tanisir. Dereden tepeden konusurlarken:
- Gel seninle birbirimize bilmece soralim, der. Önce ben sorayim; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin lirani alirim. Sonra sen bana sorarsin; bilirsem 10 bin lirani alirim, bilemezsem bin lira veririm.
- Tamam, der Sor bakalim.
- Söyle öyleyse: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Öteki yolcu düsünür, bilemez:
- Al 10 bin lirayi. Simdi ben de sana ayni soruyu soruyorum: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Kayserili, hic düsünmeden, aldigi 10 bin liranin bin lirasini geri verir:
- Al su bin lirayi. Ben de bilmiyorum.
fıkranın devamı

Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira aliyordu. Bunu ögrenen Kayserili, muayeneye ilk gidisinde:
- Iste yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasini söyledi. Muayene etti, ücretini aldi:
- Saliginiz düzeliyor. Ayni ilaclari kullanmaya devam edin!

fıkranın devamı

Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. << Vasiyetim var >> diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı

Meleklerden biri öbür dünyada bir Kayserili bir Yahudiyi karşısına çağırarak:
- Bakın, buradaki davranışlarınız hoşumuza gitti, sizi tekrar dünyaya göndereceğiz.
Hatta size bir de dilekte bulunma hakkını tanıyoruz. Ne istiyorsunuz, söyleyin bakalım?
Yahudi hemen atılmış:
- Bana bol para ihsan edin.
Melek:
- Tamam, demiş. Sen ne istiyorsun?
Kayserili cevap vermiş:

- Ben mi? Bir şey istemem. Sadece şu arkadaşın adresini verin yeter!
fıkranın devamı

Kars tren garinda Istanbula hareket etmek üzere Dogu Ekspresi hazir beklemektedir.
Kayserili is için geldigi Karstan dönmek üzere trene biner ve kompartmanini bulur.
Içeride iki tane 45-50 yaslarinda adam ve birde 20 yaslarinda genç vardir.
-"Selamun Aleyküm" diyerek Kayserili içeri girer.Içerdekiler;
-"Aleyküm Selam" derler.
Kayserili yerine oturur ve bir süre sonra tren hareket eder.Yolculugun basinda hiç kimse konusmamaktadir.Yalniz genç çocuk biraz sikintilidir.Orta yaslilardan birisi çocugun bu halini görür ve laf atar.
-"Hayrola genç senin bir derdin mi var?"
Çocuk dayanamaz baslar anlatmaya:
-"Ya abi ben Istanbul Üniversitesinde ögrenciyim.Yari yil tatili için köyüme geldim. Zavalli anam beni okutabilmek için kötü yola düsmüs. Kadini o halde görünce çok canim sikildi.Üzüldüm" der.Bu sefer soruyu soran adam çocugu teselli etmek için söze baslar.
-"Bak aslanim ananla iftihar et kadincagiz seni okutabilmek için nelere katlaniyor. Ben falanca yerin genel müdürüyüm.Anacigim beni okutabilmek için her gece pavyonlarda konsomatrislik yapardi.Üzülme" der.Bu sefer öteki orta yasli adam lafa karisir.
-"Yavrum gördün iste analik hakki ödenmez. Beyefendi dogru söylüyor ben ki filanca sirketin patronuyum anam beni okutabilmek için her gece kendini satardi. Bosver" der.
Tabiki Kayserinin de konusmasi lazim.Elini cebine atar ve bir uzun Samsun paketi çikartir.Digerlerine ikram ederek söyle der:

-"Yakin lan orospu cocuklari birer tane...."
fıkranın devamı

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayserili musteri bagirmis..
"Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
"Durduramiyorum!.."
"O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.

fıkranın devamı

Oglu, Kayserili babasindan para ister:
-"Baba 500 bin lira verir misin?"
Baba :
-"400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor.. Al sana 100 bin yeter." der ve cikartip 50 bin lira verir.
Oglu piskin piskin guldu:
"Bana zaten 50 bin lira lazimdi " der.
Babanin yaniti :

-"Bak kerataya, sahte para vermesem kaziklayacakti beni..."

fıkranın devamı

Kayserilileri kızdiımak için, eşek etinden pastırma yaptıklarını her fırsatta soyleyen biri yine bir Kayseriliye bunu sormuş :
-Sizde eşek etinden pastırma yaparlarmış doğru mu?
Kayserili adamı rahatlatmış :
-Kayseri`ye gidecek misin?
-Yok, gitmeyecegim!
-O halde merak etme!
fıkranın devamı

Kayserili tras olacakti. Berber << buyurun >> deyip döner koltugu gösterince koltugu cevirdi, sirti aynaya gelecek sekilde oturdu. Berber sasirdi:
- Beyefendi, neden ters oturdunuz?
Kayserili, telassiz:
- Sabah sabah, dedi, Gayserili yüzü görmek istemem de...
fıkranın devamı

Kayserili,büyüksehre gelen bir vatandasimiz çevreyi seyrederken havada bir kuş sürüsü görmüs ve öylesine mirildanmis:
-Vay be! Guslara bah. Ne güsel de uçuyorlar..
O sirada yaninda duran bir bayan seslenmis
-Onlar gus degil, kuş!
Bizim ki de mirildanmis yine, saskinlikla:
-Alla Alla, amma da guşa benziyorlardi halbuki..
fıkranın devamı

Iki Kayserili uçaga biner. Birbirleriyle sohbete baslarlar. Birisi öbürüne sorar:
-"Amerikada ne is yapiyorsun.?
O da;
-"Fabrikalarim var" der ve sorar:
-"Peki sen ne is yapiyorsun?"
O da;
-"Ben de bir fabrikada isçi olarak çalisiyorum" der.
-"Peki kaç senedir çalisiyorsun?" diye sorunca "25 yildir" der.
-"Sen nasil Kayserilisin, 25 yilda o fabrikanin sahibi olman lazimdi? diyince;

-"Çalistigim fabrikanin sahibi de Kayserili idi. O yüzden olamadim.."
fıkranın devamı

Adamın biri, Kayseriliye sormuş :
-Bir eşeği boyamak için kaç kilo boya gerek!
Adamı baştan ayağa süzen Kayserili :
-Senin boydaki bir eşek için iki kilo yeter!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama