bu olay inanması zor ama tamamen gerçektir.Zonguldakta sene 1998 o zaman 3 arkadaş 2. ligde olan kilimlispor - hatayspor maçını seyretmeye gittik aynı zamanda amatör olarak top oynuyoruz üçümüzde. birimiz kaleci adı murat. Ben sinan diğer arkadaşımın adıda Osman. ilk yarının ortalarında murat bize dönerek: bu kaleler çok ufak geldi bana ben bile bu kalelerde gol yemem dedi. tabi biz ciddiye almadık. 5 dak. sonra yine bize dönerek: valla bu kalelerde birşey var dedi çok ufak baksanıza kaleci zayıf ama kaleyi kaplıyor. artık biz dayanamadık ya dedim; orda 4. hakem var,gözlemci var, saha görevlisi var, bırak onları kaleciler var onlar ordan göremiyorlarda sen mi görüyorsun hem dünyanın neresinde görülmüş kalelerin küçük olduğu kes sesinide maç seyredelim dedim. ama tartışmamız maç bitene kadar devam etti, tabi biz muratla dalga geçmeye devam ediyoruz. neyse maç1-1 bitti ve biz evlerimize gittik. ertesi gün yani pazar günü akşam murat aradı çabuk maraton programını aç dedi. bende onu seyrediyordum zaten dedim.canlı yayında erman toroğlu aynen şu ifadeleri kullandı:dün oynanan kilimli spor hatayspor maçında 4. hakemin (gözlemcide olabilir) yaptığı ölçümlere göre saha direklerinin enden 7 cm küçük olduğu anlaşılmıştır. bu sahadaki tüm maçların iptal olması gerekmektedir....inanın şaşkınlıktan öyle kalakaldım.bu olayda hayatımın en ilginç anısı olarak kaldı...
fıkranın devamı
Bundan yıllar önce Isparta'nın Eğirdir ilçesine bir otobüs dolusu Alman turist gelmiş. Başlarında ise o bölgeye ilk defa gelen Türk rehber varmış. Turistler iyice gezip turu bitirdikten sonra tuvalet ihtiyaçları olduğunu söylemişler rehbere. Rehber de onları ilçe merkezindeki halk tuvaletine götürmüş. Turistler sıra ile içeriye giriyorlar ve her çıkanın suratında bir mutluluk okunuyormuş. Bir tanesi rehbere:
- Siz Türkler rahatınıza çok düşkün insanlarsınız, çok rahat bir tuvalet yapmışsınız.
Deyince rehber merakla tuvalete girip bakmış. Normal alaturka bir tuvalet. Bir anlam verememiş ve aynı turiste yaklaşıp tuvaletin neyini rahat bulduğunu sormuş. Cevap şöyle olmuş:
- Bizim tuvaletlere tüner gibi otururuz, sizin tuvalete oturup ayaklarımızı uzatabiliyoruz, yanlarada dirseklerimizi koyabilmemiz için yer yapmışsınız çok rahat çok...
fıkranın devamı
Küçük bir tavşan birgün bir eczaneye gider ve;
-Havuç var mı havuç?diye sorar ...şaşıran eczacı "yok"diye yanıtlar ve tavşan gider.Ertesi gün tavşan tekrar gelir ve eczacıya ;
-Havuç var mı havuç? diye sorar .eczacı sinirlenerek "yok" der ve tavşam gider.Ertesi gün eczacı tavşanını yıne dükkanında görür ve tavşanın "Havuç var mı havuç "sorusuna karşılık onu "Al sana havuç" diyerek dişlerini dökene kadar döver.Tavsan ertsei gün tekrar gelir ve sorar;
-Havuç suyu var mı havuç suyu?
fıkranın devamı
bu bir kamyonun arkasında yazıyordu:
hatalıysam hata yaz 3650 ye yolla 'hatasız kul olmaz melodisi' cebine gelsin
fıkranın devamı
Arkadaşımla otobüse binmiş kalkması için bekliyorduk.Tam o sırada yaşlı bir bayan binmiş akbil basarken,kadın;
-Kaptan hemen kalkar mı ?diye sormuştu ;
şoförde;
- Sen otur hemen kalkar.
Deyince gülmekten yerlere yatmıştık. Şoförde bizi yaka paça dışarı atmıştı.
fıkranın devamı
Büyük sehirlerimizden birinde iki bayan gezmeden dönerlerken dolmusa biniyorlar. Dolmusta o an icin bir önde bir de arkada yer var.Birisi öne digeri arkaya oturuyor haliyle. Önde oturan hemen cikarip iki kisilik ücreti veriyor dolmus söförüne. Arkada oturan bayan da ücret vermeye niyetlenince öndeki bayan arkaya sesleniyor:
-"Naimeeee, ben önden verdim zaten. Bir de sen arkadan vermeee!. "
fıkranın devamı
Bir Gün Ali Ahmet Mehmet Bir Ormana Gitmisler.Ormanda Bir Agacin Üstüne Ahmet Ve Mehmet Cikmisti.Ali İse Asagida Kalmisti.Ormanda Kizildereliler Varmis.Kizildereliler Demiski Senin burda Ne İsin var demis. Ali de demis ki Arkadaslarimi Bekliyorum..Tabi Kizildereliler Buna inanmaz. Aliyi güzel bi döverler. Sonra ikinci günüde Ahmet Ve Mehmet Agacin tepesine Cikmis Ali yine Asagida Kalmis Kizildereliler Yine Aliyi Dövmüs.Sonra da Ahmet Ve Mehmet demiski Ali hep biz Yukariya cikiyoruz.Birazda yukariya sen Cik demis.Ali de Cikmis.Kizildereliler de demiski:Ya hep biz asagidakini dövüyoruz birazda yukardakılerini dövelim demis ve ali yine dayak yemis...
fıkranın devamı
Otobüse bindik şehirden kampüse çıkacağız (19 Mayıs Üniversitesi) belediye otobüsünü ortası doldu arka boş ama kimse ilerlemiyor şöför söylendi ön kapıdan biletleri verin arka taraftan binin dedi, herkes bileti verdi arka kapıdan binmeye başladılar şöför ayağa kalktı kaynama olmasın diye bakıyor o sırada seslendi pardüseli bacım sen verdinmi gelen cevap:
-Vallahi kardeş biraz önce önden verdik yaa!!!!!!!1
fıkranın devamı
Üniversite kampüsünden bindik şehre iniyoruz(19 Mayıs Üniversitesinde gecmekte olay) dolmuş şöförü genç birisi ön koltuğa arkadaşını oturtmuş öne müşteri almıyor hemen onun arkasında ben varım(ben daha birinci sınıftayım yani) şöför arkadaşına gülümseyerek dolmuşun arkasındakilere seslendi,
-Arkadan vermeyen varmı!! anladık ama sesimiz çıkmadı o sırada üst sınıflardan bikaç kişi,
-Biraz önce eline verdik ya!!'
fıkranın devamı
Fenerbahçeli bir kardeşimizin sıçtığı an:
1994 yılıydı . Ali Sami Yen'de derbi var.Bir yolunu bulup Galatasaraylı bir arkadaşımın sayesinde bilet buldum. Ancak işin kötü yanı maçı Galatasaray tribünlerinden izleyecek olmamdı. Stada girerken cimbom'lu arkadaşım beni uyarmayı ihmal etmedi:
-Bana bak,maçı yanyana izleyeceğiz,Galatasaray tribünlerinde olduğunu unutma.
-Tamam diye kestirip attım maçın heyecanıyla.
Maçın başlamasına on dk. kala Galatasaray çıktı sahaya. Bir uğultu,gürültü anlatamam.
Ben de,kendi mi o atmosfere kaptırıp,Galatasaraylıların arasında olduğumu unutmuşum. Galatasaray MARSHALL BOYA logolu formasıyla tünelin ucunda görününce aynen şu kelimeler döküldü ağzımdan:
-Bak bak! çıktı yine amına kodumun boyacıları...
fıkranın devamı
Genç bir kızı olan bir dulla evlendim. Babam da benim kızımla evlendi. Böylece babamın kayınpederi oldum. Bir yıl sonra bizim bir çocuğumuz oldu. Bu çocuk babamın kayın biraderi aynı zamanda benim de dayım oldu. Bir süre sonrada babamın bir çocuğu oldu. Bu çocuk benim kardeşim aynı zamanda torunumda oldu. İnsanın kardeşinin dedesi onunda dedesi olacağından kendi kendimin dedesi oldum.
Amerikalı bir yazardan alıntı.
fıkranın devamı
Bizim sülale Rize'lidir; ben de dahil. Yıl 1992 veya 1993 tam hatırlamıyorum. İstanbul'dan Karabük'e anneannemle yaptığım çileli otobüs seyahatini sizlerle paylaşmak isterim. Önce çok direndim. Kaybedeceğim karizmamın hasretini çekmeye başlamıştım bile. Teyzem ki; onu çok severim ,sırf onun hatırına kabul ettim bu kahır yolculuğunu...
Karabük gibi bir yere giden otobüs'e Türkiye'nin seçme güzelleri binmiş bir de.
-Eyvah! dedim, içimden.Her zaman hacı otobüsüne rastlardım anasını satiim. Bu ne yaaa!
Otobüse bindik ve kahır başladı. 10 dakika sonra anneannem:
-Celduk mi?
-Yok anneanne daha Topkapı'dayız.
-Orasi neredur?
-Yani daha İstanbul'dayız.
-Ula ne tersun!
.....
O soruyor ben cevap veriyorum. Yan koltukta kızlar. Onlarla sohbet edebilmek için bahane kollamaya çalışırken anneannem:
- Ha boyle orospilardan almayasun ha! Yoksa sağa hakkumi helal etmem. Namazinda Kuraninda kapali bi kiz bul çendune.
-Haydaaaaa. Anneanne yavaş konuş duyacak kızlar.
-Yok duymaz o. Sağur zaten. Bak kulaklarina bişey var. Kulaklari sağir ya ondan.
-Anneanne o müzik dinliyo onunla. Ama yine de yavaş konuş.
Bu arada kızlardan biri kikiriki diye gülmeye başlamıştı. Herhalde anneannemin ona yakıştırdığı sıfata meyilli bir hatundu.
......
Maltepe; E5 karayolu üzerinde orta şeritteyiz hala. Çünkü trafik çok yoğun. Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit. Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor. Anneannem de cam kenarında oturuyor.
-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şofore iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.
Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde. Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.
Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM lik laflar etmesi. Ki çok şeyler söylemişti otobüste. 30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti. Zor susturabilmiştim.
Neyse...Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.
-Ne arıyorsun anneanne?
-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.
-Yok anneanne merak etme. Buluruz.
Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta... Anneannem ağlamakta...
Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.
Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum. Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık. Bir tanesi:
-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.
Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım. Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu. Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...
Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz. Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime....Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
fıkranın devamı
Olayı yaşayan biri olarak sizlerle paylaşmak isterim.
Trabzon'dayım. Binaenaleyh bunalımdayım. Çay tiryakisi olduğum için, bir çay ocağına attım kendimi. Bunalımdayım ya; dedim ki:
-Demlice bir çay lütfen ve hiç su katmayın.
Çayım geldi, ama yarım bardak.
-Ne bu? dedim.
Adam:
-Su katma dedin ya! Öyle yok bedava!
Ben de:
- O zaman bana iki bardak çay ver. Parasıyla. dedim. (Tarih: 1995 yılı)
fıkranın devamı
Bir gün geç vakit eve geldim hafif alkollü.O sıra telefon çaldı,açtım.karşımda tanımadığım bir ses
-"Kimsiniz " sorusunu dahi sormadan direkt girdi mevzuya:
-Mesut orda mı?
-Yok.
-Mücahit'i versene bana.
-O da yok.
-İyi,Serpil yengemi ver öyleyse.
-O da yok,burda onlar yok.
-Allah allah! iyi de,sen kimsin kardeşim?
-"Ben hırsızım" dedim ve kapattım herifin yüzüne telefonu.
fıkranın devamı
Üç zenci arkadaşlar yolda giderken bir lamba bulurlar. Lambayı temizlerken lambadan bir cin çıkar. Üç arkadaşa her birine bir dilek dileyin benden der. Hemen atlar biri beni beyaz yap der ve beyaz olur. İkincisi beni daha beyaz yap der. O da daha beyaz olur sonuncusuna gelir sıra hepsi merakla bekliyor ne dilek dileyecek diye o da diler arkadaşlarımı zenci yap der.
fıkranın devamı
İstanbul-Bolu arasındaki tünellerin girişinde birkaç yıl öncesine kadar "Farlarınızı yakınız" çıkışında ise "Farlarınızı söndürünüz" yazıyordu. Karadenizli bir vatandaşımız gece yolculuğu sırasında tünel çıkışında "Farlarınızı söndürünüz" yazısını görüp gece farlarını kapatınca tünel çıkışındaki uçurumdan aşağıya uçmuş. O günden sonra artık tünel çıkışlarında "Farlarınızı kontrol ediniz" yazıyor.
fıkranın devamı
Yıl 1993. Diyarbakır'da askerliğim nedeniyle bulunuyorum. Bir arkadaşımla birlikte şehir turuna çıkıyoruz. Karnımız acıkıyor. İyi bir lokantaya oturuyoruz.(En azından menüdeki fiyatlar nedeniyle iyi olmasını umuyoruz.)
Garsonların bıçkın görünüşünden safkan Diyarbakır`lı olduğu anlaşılıyor. (Servisteki ilgisizliğinden dolayı,onun gözünden bizim de asker olduğumuz anlaşılıyor,herhalde..)
Siparişler geldi;talihsizlik bu ya benim yemeğimden sinek mi böcek mi ne idüğü belirsiz,ancak son derece kızarmış bir şey çıkıyor.
Tüm cesaretimi toplayıp çağırıyorum garsonu ve cevap bekleyen gözlerle bir tabağa,bir garsona bakıyorum. Garson da bir tabağa,bir bana bakıyor
ve diyorki:
-"Allaasen yaov. Muhatap etme beni Allahın hayvanıyla,çek kenara devam et."
fıkranın devamı
Yıl 1986. İzmir`li fırlama bir arkadaşımla Kordon'da dolaşıyoruz. Karşımızdan hayat kadını olduğunu tahmin ettiğim bir hanım geliyor. Yaklaşık iki metre kadar mesafe kaldığında,arkadaşım, benim de şaşkın bakışlarım arasında kadına
-"..mını yerim" deyiverdi. Ve kadın bombayı patlattı:
-"Ay başında gel; salçalısını yersin."
fıkranın devamı
Temel bir gün evinde otururken büyük tuvaleti gelir. Evinde tuvalet olmadığı için komşusunun evindeki tuvalete girer ama orası çok temiz olduğu için bir poşete büyük tuvaletini yapıp apartmandan aşağıya atmış, ..ok turistin kafasına gelmiş tusist parmağını ..oka batırmış demişki,
-Lokum lokum
Temel`de apartmandan,
-O benim bokum demiş.
fıkranın devamı
Merhum siyasetçilerden Osman Bölükbaşı yaptığı Avusturya gezisi sırasında bir gazetecinin "Atalarınızın viyanada ne işi vardı" sorusuna "Haçlı seferlerine iadeyi ziyaret" cevabını verir.
fıkranın devamı
Babasıyla birlikte hastaneye giden çocuk sıra bekledikten sonra doktorun muayene odasına girmiş
Doktor
-Hasta kim?
Baba
-işte çocuğumdur doktor bey, der
Doktor çocuğu alıp suratına 2-3 dk hiç muayne etmeden baktıktan sonra ilaçlarını yazmaya başlamış
Babada hemen atılıp demiş ki
-Ulan doktor bey bir daha kine çocuğun vesikalık fotoğrafını getirim ona bakarak muayene edersiniz, demiş!.
fıkranın devamı
Bundan yaklaşık 3 sene önce çocukluk arkadaşımla en büyük zevkimiz gece mezarlığa girip geçen arabalara yumurta atmaktı.. Birgün yine bir kutu yumurta alıp mezarlığa girdik saat 00:30 civarı falandı. Tam mezarlıkların arasından geçerken siyah cübbeli başında kapşülü elinde bıçağı bişey fırladı mezarların arasından. Ben önde yürüyordum ve birden o şeyle burun buruna gelince can havliyle arkamı döndüm ve arkadaşımla kafa kafaya çok sert biçimde çarpıştık. Tabiri caizse patates çuvalı gibi ikimizde yere yığıldık.. Sonra o şey başımıza geldi ama biz korkudan altımıza kaçırıcaz.. Dilimiz tutuldu.. Sonra kapşülü çıkardı. Normal bir adam. Ama o korkuyla biz hortlak falan diye düşünüyorduk meğerse adamın arabasına tam 5 gece üst üste yumurta atmışız adamda en sonunda dayanamayıp bu yola başvurmuş. Yani durumu farkedince dumuru anlarsınız artık.
fıkranın devamı
Maalesef dişlerimize düzenli olarak bakamıyoruz.Ben de bu kategoriye giriyorum. Dişlerimiz de problem olduğu zaman dişçileri hatırlıyoruz.O gün çürük dişim beni sabahlatmıştı.Sigortalı olduğum için hastahaneye gidip çektirmek istedim.Doktor bey muayene ettikten sonra dişin tamamen çürümediğini kurtarabileceğimizi söyledi.Ben de dışarıda gidebileceğim tanıdığı diş doktoru olup olmadığını sordum.Doktor bey de bana kendi kartını verdi.İşte o an yıkıldım...
fıkranın devamı
Adamın biri birgün eve giderken dilenciye 5 ytl veriyor ve ertesi gün ölüyor. Azrail yanına gelip sırf dilenciye verdiğin 5 ytl için seni cennete bırakacam. Adam cennete gider biraz bekler ve Azraili çağırır ona derki
-"Off burda hiç pislik yok bunların hepsi iyi sen beni cehenneme at "
Azrail onu cehenneme atar. Adam biraz bekledikten sonra Azraili çağırır ve
-"Burası çok pis herkes birbirini *ikiyor sen beni en iyisi cennetle cehennem arasında bir yere at "der.
Azrail dediğini yerine getirir.
Adam biraz bekledikten sonra off buradanda sıkıldım yine Azraili çağırır. Tam bir yalan bulacakken yukarıdan bir ses gelir.
-"Verin bu piçin parasını s...tır olup gitsin "
fıkranın devamı
Avrupa ve Amerika'da 2-9 yaş çocuklara Tanrı'ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar. Dinsel eğitimin bir parçası olarak çocuklara Tanrı'ya bir mektup yazın ve duygularınızı isteklerinizi anlatın demişler.. Ve işte cevaplar:
1. Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. Seni seven Eric --5 yaşında-
Not: Noel Baba'nın olmadığını biliyorum.
2. Canım canım Tanrı,
Astronotları öyle yukari firlatip firfir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N'olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme.
Dostun Norman --4.5 yaşında-
3. Sevgili Tanrım,
insanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Jane --6 yaşında-
4. Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce --4 yaşında-
5. Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma.
Sevgilerle.
Martin --5 yaşında-
6. Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. Nolur söyle ona bir daha öyle yapmasın.
Ellen --3 yaşynda-
7. Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann --6 yaşında-
8. Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark --8 yaşında-
9. Tanrı'cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan --5 yaşında-
10. Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. --7 yaşında-
11. Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey --8 yaşında-
12. Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie --6.5 yaşında-
13. Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy --9 yaşında-
14. Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var.
Norman --6 yaşında-
15. Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean --9 yaşında-
16. Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia --5 yaşında-
17. Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John --8 yaşında-
18. Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman --4 yaşında-
19. Tanrım,
İncil'de neden hiç karının adi geçmiyor? Yoksa İncil'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry --6 yaşında-
20. Sevgili Tanrım,
Tamam incil'de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım?
Sevgiler, Teresa --5 yaşında-
21. Sevgili Tanrı,
Tanrı oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene --3 yaşında-
22. Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy --4 yaşında-
23. Sevgili Tanrım,
Eger Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle --6 yaşında-
Alıntıdır
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerKusurlu Evlenirken Müebbet Kral Yangın Müdür Pipi Bilet Anan Damızlık Rontgen Evlenmeye Basıyomm Kompozisyon yigit-ozgur-1258 Paramı Alkış Alıştıra Yüzme Kurbağa Kırmızı Devekuşu Kahraman Dişisi Deli Mühendis Teras Kaymış Muavin Potansiyel Şiirsel estetik İsabet Sigara Bari Domatesler İmam Beton Ağlayan Bandırma Profesyonel Mönü Hasta Sarışınlara selcuk-erdem-256 Seytan Tamamdır Leyla Yeni Sünnet Papağan yigit-ozgur-1356 Kapı