Adamın biri eczaneye gider viagra ister ne kadar der eczacı 20 tl der. müşteri cebinden 200 tl çıkarır ecqazacı bozuğum yok der karşıdaki komşum büfeciden bozdur gel der.uyanık müşteri büfeciye gider derki eczacı gönderdi 200 tl istio acil sizden der büfeci şaşırır eline 200 tl alıp camdan gözgöze gelir eczacıyla 200 tl yi gösterir adamı gösterir eczacıda okey işareti yaparak büfeci parayı adama verir.adam eczacıdan ilacı alır 20 tl yi verir tabi 200 tl kazık atmıştır ikisine de.neyse bu olay akşam anlaşılır iş iişten geçmiştir.ertesi gün eczaneye başka bir müşteri gelir viagra varmu der eczacı var der 20 tl der .müşteri tamam alıcam ama ilaç çabuk tesir gösterirmi diye sorar.eczacı derki hemşerim sen ne diyosun dün bi müşteri geldi daha viagrayı yutmadan hem beni sikti hemde karşı büfeciyiiiiiii.
fıkranın devamı

Birgün adamın biri 40 kişiye çarpmaktan yargılanıyormuş . Hakim adama sormuş nasıl oldu anlat: Adam ben bayır aşagı kamyonla inerken birden kamyonun firenleri patladı önüme bi baktım solda 39 kişilik bir gurup sagda 1 yaya vardı önümde uçurumdu bende sağdaki yayaya çarpıp durmayı düşündüm ama hersey sadaki nin spla dogru kaçmasıyla başladı..
fıkranın devamı

iki arkadaş doktora gider biri bilye yuttum deyince doktor öbür çocuğa sen niye geldin der oda doktor amca arkadaşımın yuttuğu bilyeler benimde onu almaya geldim der
fıkranın devamı

bu olay inanması zor ama tamamen gerçektir.Zonguldakta sene 1998 o zaman 3 arkadaş 2. ligde olan kilimlispor - hatayspor maçını seyretmeye gittik aynı zamanda amatör olarak top oynuyoruz üçümüzde. birimiz kaleci adı murat. Ben sinan diğer arkadaşımın adıda Osman. ilk yarının ortalarında murat bize dönerek: bu kaleler çok ufak geldi bana ben bile bu kalelerde gol yemem dedi. tabi biz ciddiye almadık. 5 dak. sonra yine bize dönerek: valla bu kalelerde birşey var dedi çok ufak baksanıza kaleci zayıf ama kaleyi kaplıyor. artık biz dayanamadık ya dedim; orda 4. hakem var,gözlemci var, saha görevlisi var, bırak onları kaleciler var onlar ordan göremiyorlarda sen mi görüyorsun hem dünyanın neresinde görülmüş kalelerin küçük olduğu kes sesinide maç seyredelim dedim. ama tartışmamız maç bitene kadar devam etti, tabi biz muratla dalga geçmeye devam ediyoruz. neyse maç1-1 bitti ve biz evlerimize gittik. ertesi gün yani pazar günü akşam murat aradı çabuk maraton programını aç dedi. bende onu seyrediyordum zaten dedim.canlı yayında erman toroğlu aynen şu ifadeleri kullandı:dün oynanan kilimli spor hatayspor maçında 4. hakemin (gözlemcide olabilir) yaptığı ölçümlere göre saha direklerinin enden 7 cm küçük olduğu anlaşılmıştır. bu sahadaki tüm maçların iptal olması gerekmektedir....inanın şaşkınlıktan öyle kalakaldım.bu olayda hayatımın en ilginç anısı olarak kaldı...
fıkranın devamı

Bundan yıllar önce Isparta'nın Eğirdir ilçesine bir otobüs dolusu Alman turist gelmiş. Başlarında ise o bölgeye ilk defa gelen Türk rehber varmış. Turistler iyice gezip turu bitirdikten sonra tuvalet ihtiyaçları olduğunu söylemişler rehbere. Rehber de onları ilçe merkezindeki halk tuvaletine götürmüş. Turistler sıra ile içeriye giriyorlar ve her çıkanın suratında bir mutluluk okunuyormuş. Bir tanesi rehbere:
- Siz Türkler rahatınıza çok düşkün insanlarsınız, çok rahat bir tuvalet yapmışsınız.
Deyince rehber merakla tuvalete girip bakmış. Normal alaturka bir tuvalet. Bir anlam verememiş ve aynı turiste yaklaşıp tuvaletin neyini rahat bulduğunu sormuş. Cevap şöyle olmuş:
- Bizim tuvaletlere tüner gibi otururuz, sizin tuvalete oturup ayaklarımızı uzatabiliyoruz, yanlarada dirseklerimizi koyabilmemiz için yer yapmışsınız çok rahat çok...
fıkranın devamı

Küçük bir tavşan birgün bir eczaneye gider ve;
-Havuç var mı havuç?diye sorar ...şaşıran eczacı "yok"diye yanıtlar ve tavşan gider.Ertesi gün tavşan tekrar gelir ve eczacıya ;
-Havuç var mı havuç? diye sorar .eczacı sinirlenerek "yok" der ve tavşam gider.Ertesi gün eczacı tavşanını yıne dükkanında görür ve tavşanın "Havuç var mı havuç "sorusuna karşılık onu "Al sana havuç" diyerek dişlerini dökene kadar döver.Tavsan ertsei gün tekrar gelir ve sorar;
-Havuç suyu var mı havuç suyu?
fıkranın devamı

bu bir kamyonun arkasında yazıyordu:
hatalıysam hata yaz 3650 ye yolla 'hatasız kul olmaz melodisi' cebine gelsin
fıkranın devamı

Arkadaşımla otobüse binmiş kalkması için bekliyorduk.Tam o sırada yaşlı bir bayan binmiş akbil basarken,kadın;
-Kaptan hemen kalkar mı ?diye sormuştu ;
şoförde;
- Sen otur hemen kalkar.
Deyince gülmekten yerlere yatmıştık. Şoförde bizi yaka paça dışarı atmıştı.

fıkranın devamı

Büyük sehirlerimizden birinde iki bayan gezmeden dönerlerken dolmusa biniyorlar. Dolmusta o an icin bir önde bir de arkada yer var.Birisi öne digeri arkaya oturuyor haliyle. Önde oturan hemen cikarip iki kisilik ücreti veriyor dolmus söförüne. Arkada oturan bayan da ücret vermeye niyetlenince öndeki bayan arkaya sesleniyor:

-"Naimeeee, ben önden verdim zaten. Bir de sen arkadan vermeee!. "

fıkranın devamı

Bir Gün Ali Ahmet Mehmet Bir Ormana Gitmisler.Ormanda Bir Agacin Üstüne Ahmet Ve Mehmet Cikmisti.Ali İse Asagida Kalmisti.Ormanda Kizildereliler Varmis.Kizildereliler Demiski Senin burda Ne İsin var demis. Ali de demis ki Arkadaslarimi Bekliyorum..Tabi Kizildereliler Buna inanmaz. Aliyi güzel bi döverler. Sonra ikinci günüde Ahmet Ve Mehmet Agacin tepesine Cikmis Ali yine Asagida Kalmis Kizildereliler Yine Aliyi Dövmüs.Sonra da Ahmet Ve Mehmet demiski Ali hep biz Yukariya cikiyoruz.Birazda yukariya sen Cik demis.Ali de Cikmis.Kizildereliler de demiski:Ya hep biz asagidakini dövüyoruz birazda yukardakılerini dövelim demis ve ali yine dayak yemis...
fıkranın devamı

Otobüse bindik şehirden kampüse çıkacağız (19 Mayıs Üniversitesi) belediye otobüsünü ortası doldu arka boş ama kimse ilerlemiyor şöför söylendi ön kapıdan biletleri verin arka taraftan binin dedi, herkes bileti verdi arka kapıdan binmeye başladılar şöför ayağa kalktı kaynama olmasın diye bakıyor o sırada seslendi pardüseli bacım sen verdinmi gelen cevap:
-Vallahi kardeş biraz önce önden verdik yaa!!!!!!!1
fıkranın devamı

Üniversite kampüsünden bindik şehre iniyoruz(19 Mayıs Üniversitesinde gecmekte olay) dolmuş şöförü genç birisi ön koltuğa arkadaşını oturtmuş öne müşteri almıyor hemen onun arkasında ben varım(ben daha birinci sınıftayım yani) şöför arkadaşına gülümseyerek dolmuşun arkasındakilere seslendi,
-Arkadan vermeyen varmı!! anladık ama sesimiz çıkmadı o sırada üst sınıflardan bikaç kişi,
-Biraz önce eline verdik ya!!'



fıkranın devamı

Fenerbahçeli bir kardeşimizin sıçtığı an:

1994 yılıydı . Ali Sami Yen'de derbi var.Bir yolunu bulup Galatasaraylı bir arkadaşımın sayesinde bilet buldum. Ancak işin kötü yanı maçı Galatasaray tribünlerinden izleyecek olmamdı. Stada girerken cimbom'lu arkadaşım beni uyarmayı ihmal etmedi:
-Bana bak,maçı yanyana izleyeceğiz,Galatasaray tribünlerinde olduğunu unutma.
-Tamam diye kestirip attım maçın heyecanıyla.

Maçın başlamasına on dk. kala Galatasaray çıktı sahaya. Bir uğultu,gürültü anlatamam.
Ben de,kendi mi o atmosfere kaptırıp,Galatasaraylıların arasında olduğumu unutmuşum. Galatasaray MARSHALL BOYA logolu formasıyla tünelin ucunda görününce aynen şu kelimeler döküldü ağzımdan:

-Bak bak! çıktı yine amına kodumun boyacıları...
fıkranın devamı

Genç bir kızı olan bir dulla evlendim. Babam da benim kızımla evlendi. Böylece babamın kayınpederi oldum. Bir yıl sonra bizim bir çocuğumuz oldu. Bu çocuk babamın kayın biraderi aynı zamanda benim de dayım oldu. Bir süre sonrada babamın bir çocuğu oldu. Bu çocuk benim kardeşim aynı zamanda torunumda oldu. İnsanın kardeşinin dedesi onunda dedesi olacağından kendi kendimin dedesi oldum.


Amerikalı bir yazardan alıntı.
fıkranın devamı

Bizim sülale Rize'lidir; ben de dahil. Yıl 1992 veya 1993 tam hatırlamıyorum. İstanbul'dan Karabük'e anneannemle yaptığım çileli otobüs seyahatini sizlerle paylaşmak isterim. Önce çok direndim. Kaybedeceğim karizmamın hasretini çekmeye başlamıştım bile. Teyzem ki; onu çok severim ,sırf onun hatırına kabul ettim bu kahır yolculuğunu...

Karabük gibi bir yere giden otobüs'e Türkiye'nin seçme güzelleri binmiş bir de.

-Eyvah! dedim, içimden.Her zaman hacı otobüsüne rastlardım anasını satiim. Bu ne yaaa!
Otobüse bindik ve kahır başladı. 10 dakika sonra anneannem:
-Celduk mi?
-Yok anneanne daha Topkapı'dayız.
-Orasi neredur?
-Yani daha İstanbul'dayız.
-Ula ne tersun!
.....
O soruyor ben cevap veriyorum. Yan koltukta kızlar. Onlarla sohbet edebilmek için bahane kollamaya çalışırken anneannem:

- Ha boyle orospilardan almayasun ha! Yoksa sağa hakkumi helal etmem. Namazinda Kuraninda kapali bi kiz bul çendune.

-Haydaaaaa. Anneanne yavaş konuş duyacak kızlar.
-Yok duymaz o. Sağur zaten. Bak kulaklarina bişey var. Kulaklari sağir ya ondan.
-Anneanne o müzik dinliyo onunla. Ama yine de yavaş konuş.

Bu arada kızlardan biri kikiriki diye gülmeye başlamıştı. Herhalde anneannemin ona yakıştırdığı sıfata meyilli bir hatundu.

......

Maltepe; E5 karayolu üzerinde orta şeritteyiz hala. Çünkü trafik çok yoğun. Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit. Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor. Anneannem de cam kenarında oturuyor.

-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şofore iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.

Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde. Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.

Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM lik laflar etmesi. Ki çok şeyler söylemişti otobüste. 30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti. Zor susturabilmiştim.

Neyse...Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.

-Ne arıyorsun anneanne?

-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.

-Yok anneanne merak etme. Buluruz.

Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta... Anneannem ağlamakta...

Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.

Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum. Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık. Bir tanesi:

-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.

Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım. Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu. Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...

Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz. Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime....Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
fıkranın devamı

Olayı yaşayan biri olarak sizlerle paylaşmak isterim.

Trabzon'dayım. Binaenaleyh bunalımdayım. Çay tiryakisi olduğum için, bir çay ocağına attım kendimi. Bunalımdayım ya; dedim ki:

-Demlice bir çay lütfen ve hiç su katmayın.

Çayım geldi, ama yarım bardak.

-Ne bu? dedim.

Adam:
-Su katma dedin ya! Öyle yok bedava!

Ben de:
- O zaman bana iki bardak çay ver. Parasıyla. dedim. (Tarih: 1995 yılı)
fıkranın devamı

Bir gün geç vakit eve geldim hafif alkollü.O sıra telefon çaldı,açtım.karşımda tanımadığım bir ses
-"Kimsiniz " sorusunu dahi sormadan direkt girdi mevzuya:
-Mesut orda mı?
-Yok.
-Mücahit'i versene bana.
-O da yok.
-İyi,Serpil yengemi ver öyleyse.
-O da yok,burda onlar yok.
-Allah allah! iyi de,sen kimsin kardeşim?
-"Ben hırsızım" dedim ve kapattım herifin yüzüne telefonu.
fıkranın devamı

Üç zenci arkadaşlar yolda giderken bir lamba bulurlar. Lambayı temizlerken lambadan bir cin çıkar. Üç arkadaşa her birine bir dilek dileyin benden der. Hemen atlar biri beni beyaz yap der ve beyaz olur. İkincisi beni daha beyaz yap der. O da daha beyaz olur sonuncusuna gelir sıra hepsi merakla bekliyor ne dilek dileyecek diye o da diler arkadaşlarımı zenci yap der.
fıkranın devamı

İstanbul-Bolu arasındaki tünellerin girişinde birkaç yıl öncesine kadar "Farlarınızı yakınız" çıkışında ise "Farlarınızı söndürünüz" yazıyordu. Karadenizli bir vatandaşımız gece yolculuğu sırasında tünel çıkışında "Farlarınızı söndürünüz" yazısını görüp gece farlarını kapatınca tünel çıkışındaki uçurumdan aşağıya uçmuş. O günden sonra artık tünel çıkışlarında "Farlarınızı kontrol ediniz" yazıyor.
fıkranın devamı

Yıl 1993. Diyarbakır'da askerliğim nedeniyle bulunuyorum. Bir arkadaşımla birlikte şehir turuna çıkıyoruz. Karnımız acıkıyor. İyi bir lokantaya oturuyoruz.(En azından menüdeki fiyatlar nedeniyle iyi olmasını umuyoruz.)
Garsonların bıçkın görünüşünden safkan Diyarbakır`lı olduğu anlaşılıyor. (Servisteki ilgisizliğinden dolayı,onun gözünden bizim de asker olduğumuz anlaşılıyor,herhalde..)
Siparişler geldi;talihsizlik bu ya benim yemeğimden sinek mi böcek mi ne idüğü belirsiz,ancak son derece kızarmış bir şey çıkıyor.
Tüm cesaretimi toplayıp çağırıyorum garsonu ve cevap bekleyen gözlerle bir tabağa,bir garsona bakıyorum. Garson da bir tabağa,bir bana bakıyor
ve diyorki:
-"Allaasen yaov. Muhatap etme beni Allahın hayvanıyla,çek kenara devam et."




fıkranın devamı

Yıl 1986. İzmir`li fırlama bir arkadaşımla Kordon'da dolaşıyoruz. Karşımızdan hayat kadını olduğunu tahmin ettiğim bir hanım geliyor. Yaklaşık iki metre kadar mesafe kaldığında,arkadaşım, benim de şaşkın bakışlarım arasında kadına
-"..mını yerim" deyiverdi. Ve kadın bombayı patlattı:
-"Ay başında gel; salçalısını yersin."
fıkranın devamı

Temel bir gün evinde otururken büyük tuvaleti gelir. Evinde tuvalet olmadığı için komşusunun evindeki tuvalete girer ama orası çok temiz olduğu için bir poşete büyük tuvaletini yapıp apartmandan aşağıya atmış, ..ok turistin kafasına gelmiş tusist parmağını ..oka batırmış demişki,
-Lokum lokum
Temel`de apartmandan,
-O benim bokum demiş.
fıkranın devamı

Merhum siyasetçilerden Osman Bölükbaşı yaptığı Avusturya gezisi sırasında bir gazetecinin "Atalarınızın viyanada ne işi vardı" sorusuna "Haçlı seferlerine iadeyi ziyaret" cevabını verir.
fıkranın devamı

Babasıyla birlikte hastaneye giden çocuk sıra bekledikten sonra doktorun muayene odasına girmiş
Doktor
-Hasta kim?
Baba
-işte çocuğumdur doktor bey, der
Doktor çocuğu alıp suratına 2-3 dk hiç muayne etmeden baktıktan sonra ilaçlarını yazmaya başlamış
Babada hemen atılıp demiş ki
-Ulan doktor bey bir daha kine çocuğun vesikalık fotoğrafını getirim ona bakarak muayene edersiniz, demiş!.
fıkranın devamı

Bundan yaklaşık 3 sene önce çocukluk arkadaşımla en büyük zevkimiz gece mezarlığa girip geçen arabalara yumurta atmaktı.. Birgün yine bir kutu yumurta alıp mezarlığa girdik saat 00:30 civarı falandı. Tam mezarlıkların arasından geçerken siyah cübbeli başında kapşülü elinde bıçağı bişey fırladı mezarların arasından. Ben önde yürüyordum ve birden o şeyle burun buruna gelince can havliyle arkamı döndüm ve arkadaşımla kafa kafaya çok sert biçimde çarpıştık. Tabiri caizse patates çuvalı gibi ikimizde yere yığıldık.. Sonra o şey başımıza geldi ama biz korkudan altımıza kaçırıcaz.. Dilimiz tutuldu.. Sonra kapşülü çıkardı. Normal bir adam. Ama o korkuyla biz hortlak falan diye düşünüyorduk meğerse adamın arabasına tam 5 gece üst üste yumurta atmışız adamda en sonunda dayanamayıp bu yola başvurmuş. Yani durumu farkedince dumuru anlarsınız artık.
fıkranın devamı

1 2 3 4 5 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey