Komik Olaylar

loading...

ASAGiDA OKUYACAGiNiZ HERSEY GERCEKTiR...VE HACETTPE UNiVERSiTESi
EDEBiYAT FAKULTESi BiLGiSAYAR LABiNDA OGRENCiLER iLE GOREVLiLERARASiNDA
GECMEKTEDiR.

1-Bilgisayarda calisan ogrencinin elektrik kesildikten 15 dakika
sonraki sorusu;
- Elektrik mi kesik?
2- Bos bilgisayar yok mu?
- Yok
- Hic mi yok?

3- Word'lü bilgisayar var mi?
- Hayir cilekli ve vanilyali var sadece.

4-cikinti alabilirmiyim?(Printerdan cikti almak icin ogrencininsorusu)

5- Disketi print alabilir miyim?

6-ciktilar hep siyah beyazmi oluyor?
-Hayir ara sira yesil üzerine eflatun ordek desenli de cikiyor.

7- 14 numarali bilgisayar cok salak hocam yaaaaa....

8-Chat yapabilirmiyim hocam?
-Hayir!
-Ama niyeeeee?...

9- Bilgisayarinda resimli ekran koruyucusu cikan ogrenci kosarak
gelir;
-Hocam bilgisayarima bisey oldu!!

10-Bilgisayar alabilirmiyim?
-Tabi 1 mi olsun 1,5 mu

11-Bos masa var mi?
-Masa degil bilgisayar var.

12-internet geri geldimi?

13-Hocam 1 saat sonra bu odevi teslim etmem lazim. 4 sayfa
yazilacak.
Ay
ne
yapicam ben?
-Son 1 saate kadar aklin nerdeydi?

14-iceriye yiyecekle girme lütfen arkadasim!..
-Hocam hemen cikicam
-E herhalde cikacaksin. Yatiya gelmedin di mi?

15-Hocam ....... adli sarkiyi calarmisiniz?
-Peceteye yaz ver...
10 dakika sonra ogrenciden peceteye yazili olarak sarki istegi geldi.

16-Hocam sinavdan ciktim cok kotü gecti...
-Olsun mühim olan katilmakti...

17-Saat baslarina ceyrek kala dagitilan bilgisayar kartlarini almak icinogrenciler ceyrek gecelerde siraya giriyorlar...


18- Hoca; - Ama tezgahin onünü kapatiyorsunuz...

19-internet yok mu?
-Hayir erisim su an yok. Sorun bizden kaynaklanmiyor.
-Niye Superonline kullanmiyormusunuz?

-internet baglantisi geldimi?
-Bugün internete giremeyecekmiyiz yani?
-internet düzeldimi?
-internetler acikmi?
-Baglanti gelmedimi?
-Gelmeyecekmi hic?
-Ne zaman gelecek?
-Niye kesik?
-Ne zaman kesildi?
-1 saate kadar gelirmi?

20-Ben sabah geldim. Diger amca vardi. O amca varken.........
-O amca degil Erol Hoca

21-Disketle birliktemi yazmaya baslayacagim?
-Evet bir iki üc diyince ayni anda baslayacaksin..

22-3.5 A'yi bulamiyorum (ogrenci disket sürücüyü soruyor)

23-A 3.5'mu atiyor???

24-internet var mi?
-Hayir kesik..
30 dakika sonra ayni insan
-internet geldimi?
-Hayir hala yok.
30 dakika sonra ayni insan
-Hocam baktim ama internet hala yok galiba!
-internet var mi?
-Hayir kesik
-Peki ne zaman geleyim?

25) 2-3 dakika yaziciya cikti gondermeyin...
-Yani yaziciya cikti gondermiyecekmiyiz?

26-cikolata ikram edilen ogrencinin ilk sozleri;
-Ellerim cukulata olucak

27-Masa alabilirmiyim?
-Sitelerden bulabilirsin


28-Telnet geldimi?

29-Word'un oldugu bir yere oturup yazi yazabilirmiyim?
-Word'e sor kabul ederse oturursun

30-internet baglantisi kesik.
-Ben telnet kullanacaktim ama...

31-Ders mi var?
-Hayir internet kesik.
-O zaman girmeyeyim.

32-internet hala gidik mi?
-Hayir gelik.
-Hii?!

33-Bilgisayara disket sokabilirmiyiz?
34- Pardon 11 numara nerde oluyor?
-Buyrun ben gostereyim..

35-Bilgisayar disketi hapsetti vermiyor.. naapicam?

36-Yeni seansa uzatabilirmiyim?
-Yeni seans ne zaman basliyacak?

37-Printer sayfasi ne kadar?
-40 bin
-25'di artmis dimi?
-Afferin

38-Bir word'lü birde internet'li bilgisayar alabilirmiyim?
-Ortaya karisik yaptiralim istersen

39-cikti alamazsiniz. Toner yok
-Niye yok?
-Ne niye yok?
-cikti
-Toner yok
-Haaa

40-internet kesikmi?
-Kesik
-Hepsindemi kesik?
-Hayir.. Sirayla gidiyor..1 kesik 1 bagli....

41-internet kesikmi?
-Kesik
-E-maillerimize bakamazmiyiz??

42-Sadece bilgisayar istiyorum.

-Ama biz yaninda plastik tarak, 10 tane cengelli igne, birde limon internet baglantisi var mi?
-Yok
-LES sonuclarina bakacaktim
-Ama internet kesik iste.. bakamayacaksin
-Hemen bir baksak??
-Yaw iyide internet kesik amaaa
-Gercekten yok mu?
Yanindaki diger ogrenci;
-Bak bak orayada yazmislar zaten
-Daha ne diyim bilmiyorum valla. Yok iste internet..
-E peki aksam evden bakarim o zaman
-En iyisi

61-cikti veriyormusunuz?
-Veriyoruz.. ne kadar lazimdi?
-Yaaa cikti almam lazim benim
-Tamam 3 numarali bilgisayara gecebilirsin
-Ama tek basima yapamam
-O zaman 2-3 arkadasini daha cagir..

62-Burdaki amca nereye gitti?
-Ne amcasi?
-Bi dayi vardi ya
-O dayi veya amca degil Erol Hoca
-Yaw bizim hemsehri oluyorda..
-Gene de Erol Hoca

63-Bilgisayarda ne yapabilirim?
-Valla bilmiyorum senin yetenegine kalmis

64-Bilgisayar alabilirmiyim
-Tabii

65-internete giricem.. ilk defa geliyorum
-Heyecanlimisin?

66-Hocam yazici calisiyormu?
-Hayir bugün izinli..
-Nasil yani???

67 -internete girmek istiyorum.. Girebilirmiyim?
-Tabii ama bu kiyafetle giremezsin.. Üstünü degistirmen lazim

68 -Ama bu printer basiyoooorr
-Ne yapmasini bekliyordunuz?
-Ama durduramazmisiniz.. Ben sadece bastaki sayfayi gondermek istemistim
-Bunu daha once soylemeliydiniz
-Ama ne yapayim o kadar cok isim var ki...
-Sormayin bizim de... bizim de....

69- 6 numarali bilgisayari alabilirmiyim?
-4 numara bos.. ama merak etmeyin 6 no.lu bilgisayarla ozellikleri ayni
-Ama onda chat yapamiyorum da
-Chat zaten yasak..yapmayin lütfen
-Peki o zaman bende microsofta bakayim (Gozler alternatif gorsün)

70- Monitorün üzerinde takili duran kagit tutacagini goren ogrenci;
-Hocam bu dikiz aynasi mi????

71-Gorevli bilgisayarinda icide @ isareti bulunan bi salyangoz resmini cizmekte ve begenmeyip yeniden cizmekte, cizilen bu

salyangozlar
A4
boyutunda bir kagit üzerinde birikmektedir. ogrenci gorevliye sorar;
-Afedersiniz bu salyanozlari ne yapacaksiniz?
-Aksama misafir var da,salata yapip yiyicez
-Fransiz misiniz??

72- ogrenci bilgisayar karti almak icin numara soruyor;
-3 ve 4 arasinda en iyisi hangisi?
-Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri

73-Elektrikler kesikken ogrenci gelir;
- Aaa ne kadar bos
- Evet bos
- calisabilirmiyim
- Olmaz
- Niye hocam... Hemen maillerime bakip cikicam
- Olmaz mümkün degil
- Ama niye hocam
- cünkü elektrikler kesik
- Hadi yaaaa...
- Yaaaaa

74- internet var mi?
- Var.. Ne kadar lazim?

75-Yer var mi?
-Var..Pencere kenarimi olsun koridor mu?
-Hii?..
fıkranın devamı

AMERİKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?

Amerika'da yasayan bir Turk'den gelen mesaj:

Butun arkadaslara merhaba. Bugune kadar sahit oldugum olaylar aklima, basliginda belirttigim soruyu getirdi. Bazi olaylari size de anlatiyorum.Bu konuda herkes kendi kararini vermekte ozgurdur.

AMERIKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?

En son basima gelen hadiseden baslayayim. Dun (2 Ekim Cumartesi) sabah 9`da, AT&T adli dunyaca meshur telefon firmasindan aradilar. "Bize uye olmak istermisiniz?" dediler. (Burada telefon sirketini kendin belirliyorsun, Turkiye`deki gibi tek sirketin yani Turk Telekom`un tekeli yok) Ben, "Turkiye`yi aramanin dakikasi kaca?" dedim, telefondaki "45 cent" dedi. "Ben, 10 dakikalik gorusmeyi 2$`a yapiyorum" dedim. "Iyi ya, bizimkisi 2$ degil 45 cent" dedi. "Bak kardesim, ben 2$`a 10 dakikalik gorusme yapiyorum, anlatamadim mi" dedim. Bana "O zaman dakikasina kac para veriyorsunuz?" demez mi? Kendi kendime "Al iste, sabah sabah bir gerizakali Amerikali daha" dedim.Kendisine kibarca izah ettim: "10 dakika 2$`sa dakikasi 20 cent yapar" dedim. Telefondaki beyinsiz "Mumkun degil bu kadar ucuza olamaz, siz islem hatasi yapmissinizdir" dedi. Kendi kendime "Sen beni Amerikali mi zannettin ki, 2$`i 10`a bolerken islem hatasi yapayim" dedim ve sabah sabah gunaha girmemek icin "Kardesim, sagol, ben sizin sirkete uye olmayacagim" dedim ve kapattim.

Gecenlerde McDonalds`da 3.01$ tutan borcumu odemek icin 5$verdim, 1 cent daha verdim. Herif, once 5$`dan ne kadar para ustu vermesi gerektigini hesap makinesi ile hesapladi, once hesap makinesinin gosterdigi 1.99$`i bana bir suru bozukluk olarak geri verdi, sonra 1 cent daha verdi. Ben "Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direk 2$ kagit para versene" dedim. Kusbeyinli, bu sefer 5.01`den 3.01`i cikardi ve hesap makinesinde 2 rakamini gorunce bendeki parayi alip, 2$ verdi. Simdiye kadar hicbir magazada, kasiyerlerin bozuk para odemek zorunda kaldiklarinda bir miktar daha isteyip, butun para geri cevirebildiklerini gormedim. Mesela hesap 15.25$ tutsa ve siz 20 $ verseniz, size 4 tane 1`lik, 3 tane 25 centlik verirler. hicbirisi 1 tane 25cent alip, tek bir 5dolarlik geri cevirmeyi dusunemez/hesap edemez.

Buyuk bir magazanin girisine ve raflarina su uyariyi asmislardi: "Magazamizda gizli kamera sistemi vardir." Daha sonra sunu eklemeyi ihmal etmemisler, malum bu yaziyi okuyan Amerikalilar "Bana ne, ben zaten buraya gizli kamera sistemi almaya gelmedim" diyebilir diye. "Gizli kamera sistemi sayesinde, yapilan hirsizliklari tesbit edebiliyor ve mahkeme onunde delil olarak gosterebiliyoruz."

Bir bankanin ATM karti muracat formunda su paragrafin altini imzalamanizi istiyorlar:" 5 haneli banka sifremi sayilardan ve harflerden olusturacagima, sifrenin tamaminda ayni rakami veya harfi kullanmayacagima, Q ile 0`i, 2 ile Z`yi birbirine karistirmayacagima..... soz veririm" Anlasilan bankaya gelen bircok sifre probleminde bunlari birbiri yerine kullanip da unutan o kadar cok insan vardi ki bu paragrafi eklemeye luzum gormusler

Su olayi da bir arkadastan duydum, gercek oldugunu soyledi: Kadinin, biri evine yeni bir mikrodalga firin almis. Kadinin, bir de cok sevdigi bir kedisi varmis. Birgun kadinin, kediyi yikamasi gerekmis. Tabi kediyi yikadiktan sonra bir de kurutmak lazim. Aklina bu isi cabucak halledebilecegi parlak(!) bir fikir gelmis. Islak kediyi alip, mikrodalganin icine koymus. Tabi zavalli kedi, mikrodalganin kapagi tekrar acildiginda olu bir sekilde firinin icinde boyluca yatiyormus. Bu durum karsisinda kadin, sevgili kedisini kaybetmenin intikamini almak icin mikrodalga ureticisi firmanin aleyhinde yuklu bir tazminat davasi acmis. Mahkemenin karari ise su: Uretici firma, firinin kullanma klavuzunda "Icinde kedinizi kurutmayiniz" yazmadigi icin sucludur ve istenen tazminati odemekle yukumludur.

Su hadiseleri hepiniz duymussunuzdur: CD suruculer Japonya`da uretilip Amerikan piyasasina ilk girdiginde Amerikalilar`in "Su japonlar ne pratik insanlar, kolaylik olsun diye bilgisayarlara 'mug holder' (seramikten yapilan buyuk bardaklar ki Amerikalilar kahve ve corba icmek icin cok kullanirlar) ilave etmisler" diyerek bir cok CD surucunun 'tray' (CD surucunun CD-ROM koymak icin disariya cikan kismi, CD tepsisi) kısmını içi dolu agir bardaklari koymak suretiyle kirdiklarini; bilgisayarda "Press any key to continue" yazisi çıkınca fellik fellik klavyede 'any' yazili tusu aradiklarini duymayan yoktur.

Isin tuhafi, galiba Amerikalilar`da salak olduklarinin farkinda. Bir gun Elektromanyetik dersinde cocuklara soru cozerken "Biz, bu dersi 2. sinifta aliyoruz" dedim (burada son sinifta okutuluyor). Cocugun biri daha evvel Turklerle kalmis, onlari o kadar zeki bulmus ki, bana "Ortaokul iki de mi, lise iki de mi?" diye sordu. Ben de "İlkokul ikide" diyecektim de cocuklarin gerizekaliligini yuzlerine vurmak gibi olmasin diye "Universite iki" dedim.

Hepinize sevgilerimle...

A. B. . Syracuse University Department of Electrical Eng.& Computer Science
fıkranın devamı

Renkli kişiliğiyle ün yapmış bir felsefe hocası, yılın son sınavını yapmak üzere sınıfa girmiş...Bütün öğrenciler çok heyecanlı, hepsi merakla soruları bekliyorlar. Felsefe hocası sınıfa şöyle bir bakmış, derken sandalyesini kaptığı gibi kürsünün üzerine koymuş..
"İŞTE 100 PUANLIK TEK SORU" demiş.. "BANA BU SANDALYENİN VAROLMADIĞINI ISPAT EDİN"
Herkes bir girişmiş yazmaya efendim hızlı hızlı yazanlar harıl harıl düşünenler derken, aralarından biri kağıda tek bir cümle yazmış sonra kalkmış hocasına vermiş, ve sınavı bitirip çıkmış....
Sonuçlar açıklandığı zaman bir bakmışlar koca sınıfta 100 üzerinden 100 alan tek kişi var, o da sınavı 2 dakikada bitirip çıkan çocuk..!!!
Peki acaba çocuğa 100 puan getiren o tek cümle neymiş???? Cevap kağıda sadece şunu yazmış:
"HANGİ SANDALYE?"
fıkranın devamı

Ingiltere'nin Dorset limanina gectigimiz nisan ayinda gelen ve George adi verilen bir erkek yunus baligi, biranda ada halkinin sevgilisi oldu. Herkesle oyunlar oynayan George ciftlesme doneminde birden degisti.

Kadinlara karsi cinsel istek

Ancak Georg'un sorunu ciftlesme doneminin gelmesi degil, ciftlesmek icin insanlara saldirmaya baslamasi. onceki gun bir kez daha kiyiya gelen yunus, kadinlara yaklasarak sarkintilik etmeye baslayinca ortalik karisti.

Duyanlara 'Olur mu canim oyle sey' dedirten olay Ingiltere'nin Weymouth kentinde meydana geldi. Kentin Dorset limanina gectigimiz nisan ayinda gelen ve George adi verilen bir erkek sise burun cinsi yunus, insanlarin sevgilisi oldu. Fakat herkesle oyunlar oynayan George son donemde birden degisti cunku ciftlesme donemi geldi. Ancak Georg'un sorunu ciftlesme doneminin gelmesi degil, ciftlesmek icin insanlara saldirmaya baslamasi. 10 yasindaki 180 kiloluk yunus, israrla kiyiya geliyor ve insanlara yaklasiyor. Yunus uzmani Ric O'Barry, "George'un insanlara duydugu cinsel istek tehlike olusturuyor. Bircok kez yuzenlerle ciftlesmeye calisti" diye konustu. O'Barry, ozellikle bayan yuzuculeri uyardi: George bayan yuzuculeri etraflarinda daireler cizerek kiyidan uzaklastiriyor sonra da saldirip ciftlesmeye calisiyor. Bogulmaniza neden olabilir. Dikkatli yuzun, denizde size sarkintilik yapabilecek bir yunus var uyarisinda bulundu.
InternetHaber.Com - 05.06.2002
fıkranın devamı

Devlet tiyatrosundan bi arkadas, bi
oyun için mi ne
artik, Akçaabat'a gitmis. Ekip olarak
sehir
merkezine gelmisler. Kafalarini
kaldirinca koca bir bez
afis
görmüsler. Söyle yaziyo:
Ben de sporcunun zeki, çevik ve
ahlakli olanini severim.
AKÇAABAT BELEDIYE BASKANI
fıkranın devamı

Olay Odtu'de geçiyor. Disarıda bahar
havasi; amfide kalkülüs
dersi, hem
de
ıngilizce. İnsanlar seçimlerini doğru
yönde kullanmis
olacaklar ki,
100
kisilik
siniftan anca 15-20 kisi var içerde.
Onlar da kağıt falan
oynuyolar.
Bir
tek
en önde bi kızcağız dersi dinliyor...
Aklina bisey takiliyor,
hocaya
ingilizce
soruyor.
-Şurdaki nevaleyi tekrar anlatir
misiniz diye... Hoca
eyvallah diyor,
dönüyor...
Basliyor bütün konuyu yeniden, ama bu
sefer türkçe
anlatmaya.
Bitiriyor...
Kıza
dönüp;" simdi anladin mi?" diye soruyor.
Kizdan gelen cevap
yarim
yamalak bi türkçeyle ;"ama hocam siz
türkçe anlatiyor ben
anlamadi."
Hoca
durur, amfi yerlerde...
fıkranın devamı

Genç kadın bebegin güzelligi karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bi burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördügü en cana yakın kız çocuguydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için egildiginde;
Dokunma bana...'' diye bir ses duydu.
''Beni okşamaya hakkın yok senin...''
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka kimse yoktu içeride.
Aynı sesi tekrar duydugunda bebege döndü. Aman allahım!.. Yeni dogmuş görünmesine ragmen konuşan oydu.
''Bana yaklaşmanı istemiyorum'' diye devam etti.
''Hemen uzaklaş benden...''
Kadın, biraz olsun kendini toparlayarak:
''Çocuklarımız hep erkek oluyor'' dedi.
''Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim.''
''Beni öpemezsin'' diye aglamaya başladı bebek.
''Benim de seni öpemeyecegim gibi...''
''Neden?'' diye sordu kadın. ''Neden öpemezsin ki?''
Bebek, hıçkırıklara bogulurken:
''Bunun sebebini bilmen gerekir'' dedi.
''Düşünürsen mutlaka bulacaksın...''
Kadın, neler olup bittigini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkarıp kadına uzatırken:
''Geçmiş olsun hanımefendi'' dedi.
''Başarılı bir kürtajdı dogrusu.
Ha..! Sahi, ''kız''mış aldırdıgınız bebek.''
fıkranın devamı

Arkadaşlarla yemek yiyecektik. Lokantaya gittiğimde henüz kimse yoktu..
Bir süre sonra kalabalık bir grup halinde geldiler. Öpme faslında o sırada sipariş almak üzere bekleyen garsonu da öpmüştüm! Tabii kahkaha tufanı kopmuştu. İste o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Gece otobüsle İstanbul'dan İzmir'e gidiyordum. Yanımda oturan da benim gibi iri kıyım olunca komple vücut teması oldu. Gecenin ilerleyen
saatlerinde, ikimiz de uyumuşken, yanımdaki yolcu birden sıçradı. Karımdan alışık olduğum için,"Geçti bitanem. Ben yanındayım, yok bir şey" deyiverdim!
Adam gözlerini aralayıp dehşetle bana bakmıştı. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

6 yaşındayken komşu ablaya izlediğim çizgi filmi anlatıyordum. Babası da yanımızda oturuyordu. Çocuk salaklığıyla, gorilleri anlatırken,"Böyle
böyle göğüslerine vuruyorlardı abla. Hem de göğüsleri seninkilerden daha büyüktü" demiştim! Yıllar sonra bizi ziyarete geldiklerinde adam bunu
hatırlattı. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Dünyanın parasını verip aldığım yırtık model jean pantolonumu giymiş sevgilimle dolaşıyorduk. Babamla karşılaştık. Bacaklarıma doğru
aşağılayıcı bir şekilde bakıp,"Hayrola, mahallenin köpekleri kovaladı galiba?"demişti! İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Üniversite yıllarım... Kulak rahatsızlığımdan dolayı hastaneye gitmiştim. Doktor muayene esnasında rahat olmam için benimle sohbete başladı. "Ögrenci misin?""Evet." "Hangi üniversite?" "Uludağ" "Ben de oradan mezun
oldum. "Hangi bölümde okuyorsun?" "İşletme" dedim ve bombayı patlattım: "Siz hangi bölümden mezun oldunuz?" "Sence?" İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Sabah ofiste telefonla konuşuyordum. Telefonu omuzumla başımın arasına sıkıştırmıştım. Elimin birinde cep telefonu, diğerinde poğaça vardı.
Cep telefonumu şarj etmek isterken şarj aletinin ucunu birden poğaçaya soktum! Gören oldu mu diye kafamı çevirince de müdürümle göz göze geldim. Sırıtıyordu. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Lise 1. sınıftaydım. Kimya dersinde "ısınan maddeler genleşir" konusunu anlatan hocamız, "Örneğin pirinç "deyince atladım: "Haklısınız hocam yaa! 2 bardak pirinci ısıtinca koca bir tencere pirinç pilavı oluyor." Hoca, "Oğlum bu yemeklik pirinç değil, metal olan pirinç "deyince bütün sınıf
gülmekten yerlere yatmıştı. İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Yirmili yaşlarım. Çok romantik bir sahneydi. Sevgilim kucağıma başını koymuş, ben de saçlarını okşuyordum. Birden başını kaldırdı, "Pantolonunun yıkanma zamanı gelmiş" dedi! İşte o an benim bittiğim andır Seyit Abi...

Eve gitmek üzere Bakirköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp, "Bir Monte Carlo" dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp, "Abi bu Bakirköy'e gider" diye cevap verdi! İste o an benim ve şoförün bittiği andır Seyit Abi...

fıkranın devamı

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto
muhabiri çemberleri aşamayınca "Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. :-))))
fıkranın devamı

Amerikali ile Türk arkadaş olmuşlar.Amerikali bizim Türk'ü Amerika'ya davet etmiş.Amerikali bizim Türk'e amerikanin heryerini gezdirmiş NASA'yıda gezdirmiş uzay araclarini göstermis.bizim türk demis sizde teknoloji büyük hayran kaldigini belirtmis
Neyse türk türkiyeye dönmüs bu sefer amerikali türkiyeye gelmiş.bizim türk acaba amerikalıyı nereye götürsem gezdirsem diye düsünmüs.
en sonunda hamama götürmeye karar vermis.amerikaliyla hamama giriyorlar her taraf buharrr tamama tamam pes vallahi hayran kaldim
- Memlekete dönmüs eee türkiyede ne gördün YA arkadaslar bizim NASA boş iş,türkler insan yapıyorlar ben vardigimda zımpara cekiyorlardı demiş
fıkranın devamı

Çiçekçiye giren adamın kolunda sıyrıklar, sol gözünde bir morluk vardı.
- Bir düzine kırmızı gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi. Karımın doğum günü için, tazesinden rica ediyorum.
Çiçekçi:
- Başüstüne, dedi. Hangi gün için?
Adam koluyla gözünü işaret etti:
- Dündü
fıkranın devamı

Temel Eskişehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmiş. Karşısındakinin nereye gittiğini sormuş İstanbul'a gittiğini öğrenince, - Teknoloji ne çadar celişti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen karşumda oturaysun İstanbul'a cideysun.
fıkranın devamı

Uzun yıllar arkadaşını görmeyen asker arkadaşı arkadaşının ziyarete gider. Yerler içerler hoş sohbet ederler, akşam olur ve yatma zamanı gelir... Ev sahibi nerede yatmak istersin der
bizim odada yatarmısın der
arkadaşı olurmu yaa... diye hayıflanır arkadaşının yatağında hiç olurmu? Olmaz der... Peki bebeğin odasında kal derler ama düşünür yaa şimdi bebek gece ağlar beni uyutmaz yok yaa bebeği rahatsız etmeyelim der arkadaşına peki ozaman salonda yat, peki der ve yatarlar sabah olur uyanır ve eline su dökmek üzere 19 yaşında güzel mi güzel bir kız su döker adam kızım senin adın ne der... BEBEK der adam şaşırır, afallar bu sefer kız adama sorar sizin adınız ne? *Eşşek kızım eşşek*
fıkranın devamı

Yine bir gün televizyonda müslüm baba bir kaç parçadan sonra şöyle dedi evet sayın izleyicilerim şimdi biraz coşuyoruz.
ŞU DAĞLARDA KAR OLSAYDIM.
fıkranın devamı

Temel ile Dursun tarlada çalışırken Temel'i penisinden yılan sokmuş..
Dursun hemen koşarak telefonda doktora
- Temeli yılan soktu ne yapalım?
Doktor:
- Yılan sokulan yeri emip emip tükürün.
Dursun Temel'in yanına gitmiş, Temel merakla "Doktor ne dedi?" demiş. Dursun cevap vermiş:
- Ölsün pezevenk dedi.
fıkranın devamı

Temel, Dursun ve Cemal bir gün bir karinin evine zamparalik icin giderler.Tam is üstünde iken kadini kocasi geliir, Dursun yatagin altina, Cemal dolaba, Temel de pencerenin disina saklanir.Adam odaya girer. Yatagin altindan bi ses gelir, bakar ki kimi gorsun.
-"Dursun ne ariyorsun burada?" diye sorar.
Dursun:
-"Yatagi tamir ediyordum." der
Adam:
-"Borcumuz ne kadar? diye sorar.
Dursun:
-"10 milyon" der.
Adam parayi verir, Dursun gider. Dolaptan bir ses gelir. Bu sefer adam bakar ki Cemal.
-"Ne ariyosun burada?" der.
Cemal:
-"Dolabi tamir ediyorum." der.
Adam:
-"Borcumuz ne kadar?" diye sorar.
Cemal:
-"15 milyon." der.
Adam parayi verir, Cemal de gider.Temel adamin arkadaslarina para verdigini görmektedir fakat konusmalari duymamaktadir içeri girer ve bagirir:

-"BEN DE S.KTIM BEN DE"
fıkranın devamı

Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz her şey %100 doğru fakat verdiğiniz bilgiler hiç bir işe yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi, nereye gitmek istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal ile bir Fransız bir gün Palandökene geziye çıkar. Şanslarına çığ düşer ve en yakın mağaraya girerler. Çığ mağaranın girişini kapatmıştır artık.
1 gün 2 gün bunlar açlıktan ölecek hale gelirler ve kurnaz Nam-ı Kemal akıllı bir fikir atar ortaya:
-Böyle olmaz aclıktan ölürüz böyle giderse gel sen benim ağzıma et bende senin der. herkes eşit miktarda... Fransızda okey der. Önce fransız eder 200 gr sıra Nam-ı Kemal'e gelmiştir. N.Kemal ağzına ederken Fransız da bunun pipisi ile oynar ve Nam-ı Kemal 2kg sıçar.
Fransız itiraz eder sen neden fazla ettin diye Nam-ı Kemal'de söz mü yok:
- "kardeşim sende teraziyle oynamasaydın"
fıkranın devamı

Cep Telefonunun ilk çıktığı zamanlar. Kahveci Mustafa yeni bir panasonic cep telefonu almış. Hava atmak için o akşam bara içmeye gitmiş. Gecenin ilerleyen saatlerinde gözü cep telefonuna takılır cep telefonunda (cep telefonunun çekmediği yerlerde telefonun ekranında yazan) ŞEBEKE ARIYOR yazısını görür. Barda fazla gürültü olduğundan telefonu alır ve dışarıya çıkar. Dışarı çıktığında telefondaki şebeke arıyor yazısı haliyle silinir. Kahveci Mustafa şaşırır. İçeri girer Şebeke arıyor, dışarı çıkar birşey yok. Kim Lan Bu Şebeke ikide birde beni arıyor der.
fıkranın devamı

Temelin bir gün çişi gelmiş. Ormanda çalıların arasında işiyomuş. O sırada bir kadın çocuklarıyla geçerken Temel'i görmüşler. Çığlık atmaya başlamışlar. Temel de;
- Haçan geçun geçun korkmayun tuttim oni da!
fıkranın devamı

Çok uzun sure araba kullandıktan sonra küçük bir kasabada ihtiyaç molası vermiştim.Şirin sevecen bir yere benziyordu.Dinlenme tesisinin tuvaletine girdim.Tüm tuvaletler dolu gibi görünüyordu.Sonunda sonlara doğru bir tuvalet bulup oturmuştum tam keyifle tuvaletimi yapacakken yan tuvaletten "selam naber" diye bir ses duydum.Tuvalette böyle konuşmaların olmayacağını düşünürken birden bire ağzımdan "iyilik senden naber" lafı çıkıvermişti bile. Yandaki ses "ee neler yapıyorsun" dedi.Ben de "doğuya doğru gidiyorum" dedim biraz şaşkındım bu tuhaf diyalogdan dolayı. Taaki yandaki adamın "aşkım ben telefonu kapatıyorum yan tuvaletteki geri zekalı benim sana sorduklarıma cevap veriyor" dediğini duyana kadar ...
fıkranın devamı

Fıstık gibi bir sarışın kucağında bir bebek ile eczaneye girip;
"-Bebeği tartmak istiyorum." deyince eczacı;
"-Efendim bebek tartımız bozuk. Onun için anneler bebeklerini kucaklarına alıp büyük tartısına çıkıyorlar. Sonra ben bebeği kucağıma alıp anneyi bir daha tartıyorum. Aradaki farktan da bebeğin ağırlığını buluyoruz." demiş.
Kadın ;
"-Hay aksi şeytan !" deyip kapıya doğru yürüyünce eczacı;
"-Ne oldu efendim?" diye sormuş,
Sarışın;
"-Ben bu bebeğin annesi değilim ki, teyzesiyim.Gidip bebeğin annesini getireyim bari..."
fıkranın devamı

Bir Türk, Japon arkadaşının daveti üzerine Japonyaya gidiyor.
Birkaç gün gezdikten sonra arkadaşı onu çalıştığı fabrikaya gütürüyor.
Teknoloji muazzam. japon;
- ''Bak, burada robot yapıyoruz. Şu robotlar üç öğün yemeğini hazırlar ve getirir. Şunlar bebek bakar. Şunlar araba bile kullanır''.
Bizim Türk vatandaşı hayretler içinde kalır.
Dolaştıkça gözleri fal taşı gibi açılır. Japonyadan ayrılırken
arkadaşı Türkiye'ye mutlaka gelmek ve teknolojisini görmek istedigini söyler ve o gün gelir. Fakat bizim Türk nereyi gezdireceğini bir türlü bilemez. Düşünür ne göstermelide altında kalmamalı Japonyada gördüklerinin. Aklına hamam gelir.
Japon ne anlar Türk Hamamından, alır götürür. Japona ilginç gelir;
- ''Ne oluyor burada?''.
- ''Biz burada insan yapıyoruz''.
- ''Sahi'mi?'' der Japon. Bir odanın kapısını açarlar. İçeride tellak
bir adamın kolunu ovmaktadır.
- ''Bak, burada kollar monte ediliyor''.
Bir başka odada bacak ovulmaktadır.
- ''Buradada bacaklar takılıyor''.
Japon bu sefer hayrette. Diğer odanın kapısını açarlar. İçeride iki adam altlı üstlü iş üstündeler. Japon sorar;
- ''Peki burada ne oluyor''.
- ''Burada montaj bitmiş delikler deliniyor''.
fıkranın devamı

Temel Fransız ve İngiliz bir toplantıya katılmışlar.
Fransız:
- Biz yerin 50 metre altına indik ve telefon bulduk demekki bizim atalarımız yıllar önce telefon kullanıyorlarmış.
İngiliz:
- Biz yerin 100 metre dibine indik telefona rastladık.Demekki yıllar önce atalarımızın ataları telefon kullanıyorlarmış.
Sıra Temel'e gelmiş.
Temel:
- Biz yerin 500 metre altına indik hiçbirşey bulamadık demekki bizim atalarımız asırlar önce telsiz telefon kullanmışlar.
fıkranın devamı

Ayyaş adamın biri karısını hergün içtikten sonra dövermiş. Karısı buna bayağı katlanmış "kaderim" diyerekten ama sonra tak demiş canına kocasını öldürmeye karar vermiş ama onu öldürünce hapislerde çürüyeceğini düşünerek vazgeçmiş. Olaya kaza süsü vermek aklına gelmiş.
Hemen ertesi gün bir tane kobra almış. Adam gene zil zurna sarhoş gelmiş.
Karıyı bi güzel pataklamış, sonra hiç bir şey olmamış gibi yatıp uyumuş. Sonra kadın hemen kobrayı çıkarmış adamın külodunun arasından içeri sallamış, sonra adamın yanına yatıp izlemeye koyulmuş. Aradan saatler geçmiş adam acılar içinde kıvranıyor tabi sonra kalkıp paytak paytak inileye inileye tuvalete gitmiş.
Sonra tuvalleten şöyle bir ses duymuş kadıncağız
-"NE BAKIYON LEYYNN İŞESENE"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama