Nam-ı Kemal

loading...

Nam-ı Kemal kanserden ölüyormuş. Ölüm döşeğinde oğlu sormuş:
- Baba neden AIDS'ten öldüğünü söylüyorsun herkese?
Nam-ı Kemal demişki:
- Oğlum ben öldükten sonra kimse annenle berabar olamasın diye!
fıkranın devamı

Bir gün Nam-ı Kemal yolda giderken bir bayan görür ve derki:
- Bayan önünüzdeki göbek mi bebek mi?
Kadında "bebek" der.
Nam-ı Kemal de:
- Aletini versem bir tanede bana yapar mısın?
fıkranın devamı

Günün birinde içine alma yarışması düzenlenir. İngiliz, Alman ve Nam-ı Kemal. İlk önce İngiliz masanın yanına gelir ve büyük bir karpuz koyar ve üstüne oturur karpuz kaybolur herkes alkışlar. Sıra Almana gelir oda masanın üstüne büyük bi kabak koyar oturur ve kabak kaybolur. Alkışlar daha da yükselir ve sıra Nam-ı'ktadır oda masanın üstüne bir tane elma koyar herkes yuhalamaya başlar ve Nam-ı Kemal masaya oturur herkesin sesi daha da artmıştır çünkü ne elma ne de masa ortada yoktur.
fıkranın devamı

Bir Amerikalı, bir İngiliz birde Namık Kemal bir nehir kenarına tatile gitmişler. Hepsi kendinin özelliklerinden bahsediyormuş. Neyse laf dönmüş dolaşmış. Amerikalı demiş ki:
- Ben, demiş şu nehrin suyunun sıcaklığını derece kullanmadan bilirim demiş.
Neyse nehrin kenarına gelmiş pantolonunu indirmiş ve penisini çıkarmış suya sokmuş. Demişki: su 23 derece.
Sıra ingilize gelmiş o da aynı işlemi yapmış ve demiş ki : su 25 derece.
- En son sıra Namık Kemal'e gelmiş. Namık Kemal de aynen nehrin kenarına gelmiş ve pantolonunu
indirip penisini suya sokmuş. İkisinin yanına gelmiş hiç tepki yok.
Herkes bir tahmin bekliyormuş Namık Kemal'de ses yok. Meraklanmışlar ve sormuşlar:
- Senin tahmini ne demişler. Namık Kemal yanıtlamış:
- Valla demiş suyun sıcaklığını bilmem ama derinliği 60cm.'di

fıkranın devamı

Adamın biri Nam-ı Kemal'in garsonluk yaptığı lokantaya gider. N.Kemal adamın yanına gelir ve sorar ne istersiniz. Adam bizim N.Kemal'e şaka yapmak için derki "Bana cacik macik daracik ....mcik getirirmisiniz." Bunu duyan N.Kemal'de lafmı yok. Adama şöyle der: Bugünkü mönümüzde bunlar yok. Bugun mönümuzde dalak malak kol gibi ....arak var


fıkranın devamı

N.Kemal bir adaya düşmüştür. Fakat ada o kadar tenhadır ki kimsecikler yoktur. Yalniz ada büyük bir adadır. N.Kemal'de abazalıktan kuduruyordur. Bu adada *ik*cek birini aramaktadır, aradan yıllar geçer ve nitekim adanın sonuna yaklaşırken birini görür. Kör bir yerli adam. Ne yapıp ta onunla muhabbet kurayım diye düşünürken, derken çareyi kör takliti yapmakta bulur ve kör adama yaklaşır şöyle bir omuz atar ve kim var orda diyip kör olduğuna inandırır ve muhabbete başlarlar. Muhabbet iyice koyulaşmıştır. Nam-ı Kemal der ki "benim iki tane kör arkadaşım vardı der. Onlar *ikistiler ve onlarin gozleri açıldı" der. Kör hemen atılır hadi ya! hemen biz de yapalım der. N.Kemal tamam önce sen sok der. Tam sokacakken kör N.Kemal dur görüyorum der. Kör hadi çabuk başla der. Nam-ı Kemal'de başlar aradan saatler geçer N.Kemal devam ediyor. Kör yaaa neden olmuyor nasıl olucak bu iş der. N.Kemal: Sen doğuştan körsün senin ananı *ikmek lazım der.
fıkranın devamı

Bi gun İngiliz, Alman, Fransız ve bizim Nam-ı Kemal yarışıyorlar
yarışmada en fazla hangisi maymun dogurtacak. Neyse kısa keselim. İngiliz .. baslamış. 5 maymun doğurtturmuş. Alman 7 tane, Fransız 10 tane..
Sıra bizim Nam-ı Kemal'e gelmiş. Uğraşmış, uğraşmış. Ama 1 tane maymun doğurtturmuş.
Tabi orada bulunan bizim Türk seyirciler kızmışlar. Ne yaptın, şanımızı şerefimizi 5 paralık ettin. Bizi rezil ettin diye.
Nam-ı Kemal de kaşlarını çatarak :
- Hass..tirin lan. Bana erkek maymun vermişler...
fıkranın devamı

Bir gun Nam-ı Kemal nasıl olduysa şeyinden rahatsızlanmış ve hastaneye
yatmış. Şeyini alçıya almışlar bunun. Gel zaman git zaman
odaya bir sinek girmiş ve tam alçılı organın açık kısmına (tepesine)
konmus. Tabii N.Kemal rahatsız.. Hemen hemşireyi cağırmış.
Hemşire demiş şu sineği kovalar mısın. Hemşire bakmış yetişilecek gibi degil merdiven aramış yok. En sonunda zıplayarak kovmaya
karar vermiş. Bir zıplamış sineği ıskalamış N.Kemal'in şeyinden kayarak yaralanmadan yere inmiş. Bir daha, bir daha nafile sinek hala
orada. Bir kaç kere daha deneyip N.Kemal'e donup: Nam-ı Kemal bey kusura bakmayın
yetişemiyorum demiş. N.Kemal'de: Hemşire hanım bir kere
daha zıplarsan tavana yapıştıracam o sineği.
fıkranın devamı

Bir gün Nam-ı Kemal bir komutanın kızına aşık olmuş, komutan kızını vermemiş ve bir şart sunmuş demiş ki kızımı ..kince *mından kıvılcım çıkaracaksın demiş. Nam-ı Kemal kabul etmiş. Komutan ne yaptığını kendisine bildircek adamlar koymuş Nam-ı Kemal'in arkasına. Nam-ı Kemal ne yapacağını düşünmeye koyulmuş. Bir gece dolaşırken yolda bi ateş böceği görmüş ve aklına bi fikir gelmiş. Gitmiş komutanın kızını almış yanına gece yarısı götürmüş ormana. Bu arada bir sürü ateş böceği toplamış bi poşetin içine kıza bi soktukça bi ateş böceğini havaya atıyormuş, arkasındaki komutanın adamlarıda onu kıvılcım zannediyormuş ve komutana sokuş bir kıvılcım bir diye söylüyormuş sokuş 2 kıvılcım 2 sokuş 3 kıvılcım 3.... Nam-ı Kemal tam 31e gelince boşalmış ve elindeki poşeti salıvermiş. Poşetteki ateş böcekleri etrafa yayılmış. Arkasındaki adamlar da komutana haber vermiş. sokuş 31 *m infilak etti...
fıkranın devamı

İtalyan, Fransız ve bizim Nam-ı Kemal gene bir boşalma yarışmasında. Ama bu sefer çıkan spermlerle ülkelerinin isimlerini yazmaları gerekiyor. İtalyan başlıyor ve İTA yazıyor. Fransız geliyor ve FRANS yazıyor. Sıra bizim Nam-ı Kemal e geliyor. N.Kemal bir başlıyor. Aradan 1-2 saat geçiyor. Herkes noooldu N.Kemal tıkandı galiba diyor. Nam-ı Kemal bir bırakıyor NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
fıkranın devamı

Bir gün Nam-ı Kemal kamyon şöfürlügü yapıyormuş N.Kemal tam olarak bilmesekte tahmini olarak 3 ay kadar uzun yolda kalmış ve eve dündüğünde karısına "hadi yatalım" demiş karısı olmaz çocuklar evde der N.Kemal o zaman sen git sıcak bir corba hazırla der ve servis yaparken üzerine dök ve banyoya git ben gelirim der. Kadın akşam Çorbayı yapar sofrada üzerine döker. Bunu öğrenen N.Kemal koş banyoya der. Ardından gider ve karısını ..kmeye başlar. Annesinin gelmediğini gören çocuk kalkıp banyoya gider ve gördügü manzara karşısında korkup kardeşlerinin yanına koşar ve kardeşlerine derki aman oğlum üzerinize corba dökmeyin babam sizide ..ker
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal bigün uçakta yolculuk ediyormuş kadının birisiyle tartişmaya başlıyor kadın diyor ki İsveç Türkiye'den daha büyük Nam-ı Kemal olmaz Türkiye daha büyük falan diyor, neyse bunlar iyice tartışıyorlar kadın diyor ki sana adresimi veriyim gel gösteriyim İsveç daha büyük. Neyse Nam-ı Kemal akşam gidiyor bi güzel seks yapıyorlar sabah kadın diyor gördünmü İsveç daha büyükmüs tr'yi içine aldı, Nam-ı Kemal gülüyor içine aldı ama adalar dışarda kaldı.
fıkranın devamı

Bizim Nam-ı Kemal doktor olmus bir zaman, ve kasaba kasaba dolasip derdi olana care bulurmus. Ama bizim N.K. cok capkinmis ve gozune kestirdigi hatunu hic affetmez, şu veya bu şekilde muhakkak elinden geçirirmiş.

Bir gün N.K. bir kasabaya gider. Orada çok güzel bir hanım görür ve bu hanımı becermeyi kafasına koyar. Bir iki karşılaşmadan sonra anlar ki karının da bunda gözü var. Ama küçük bir sorun var o da karının hayvan gibi bir kocası var. (kasabanin agalarindan). N.K. kadına der ki sen al kocanı denize git, ondan sonra kocana de ki a..`a yangeç kaçtı beni doktora götür, o da seni bana getirsin da ben seni hallederim. Kadın da tamam der. Kadın kocasıyla denize gider ve denizde yüzerken ansızın kocasının yanına koşarak gelir ve şöyle der:
"Kocacığım a..`ma yengeç kaçtı çok acıyor beni doktora götür"
Adam da hemen karıyı alır ve N.K.`in kliniğine gelirler.
N.K. sorar: Hayırdır n`oldu?
Adam da der ki: "Bizim hanımın kutusuna yengeç kaçtı bir bakıverin Dr. Bey".
N.K. söyle der: "E vallahi dostum bunun bir tek yolu vardır o da; sen karının kutusuna seninkini sokacan, yengeç ısırınca çekecen yengeçi çıksın dışarı."
Adam der ki" Yooooo Dr. Bey , doktor sizsiniz siz yapacaksınız"
N.K. : "Ama nasıl ben sizin karınızın şeyine kendi şeyimi sokmam olmaz"
Neysa biraz münakaşadan sonra N.K. bayılarak bu görevi kabul eder ve başlar kadının üstünde gidip-gelmeye.
Bu arada koca sorar "n`oldu n`oldu?" N.K. der ki " daha daha".
Biraz sonra bizim N.K. şöyle derin bir " Oooooohhhhhhhh " çeker.
Koca hemen sorar n`oldu ısırdı mı? der.
N.K. da bunun uzerine " Hayır , yengec boğuldu!!!" der.
fıkranın devamı

Alman, İngiliz ve bizim Nam-ı Kemal yine bir yarışmada karşılışırlar. Yarışma eşeği anırtma yarışmasıdır. Önce ingiliz girer, eşeğe vurur, iter kakar ama eşek gık demez, oda vazgeçer. Alman girer, kuyruğundan çeker, kulağından ısırır ama eşek gene ses çıkarmaz. Sıra Nam-ı Kemal'dedir. Eşeğin yanına girer arkasına geçer ve eşekle birlikte olur. Eşek bi anda çılgınlar gibi anırmaya başlar. ilk yarışmayı Nam-ı Kemal kazanır. İkinci yarışmaya geçilir. Bu sefer amaç eşeğin kafasını önce yukarı aşağı daha sonrada sağa sola hareket ettirmektir. İngiliz girer gene, hayvanın kafasını aşağı çeker sola iter ama kıpırdatamaz. Alman kendinden emin gelir, eşeğin kafasının üzerinde zıplar, sağa iter ama eşek yine kıpırdamaz. Sıra Nam-ı Kemal'e gelir, Bu sefer N.Kemal eşeğin karşısına geçer ve sorar "beni tanıdınmı" eşek evet anlamında kafasını bi aşağı bi yukarı sallar. N.Kemal ikinci sorusunu sorar. "Bidaha yapıyımmı" eşek korku dolu gözlerle kafasını iki yana sallar.
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal köy kahvesinde oturmuş arkadaşlarıyla muhabbet etmektedir. Yanında oturan arkadaşlarına demiş: Şu karşıdaki köprüyü görüyor musunuz? Evet demişler görüyoruz. İyi, o köprüden ilk geçeni s*kicem. Arkadaşları "hadi ordan canım olur mu öyle şey, hayatta yapamazsın" demişler. Bekleyinde görün demiş. Bir kaç dakika sonra köprüden bir hatun geçer. Namı-Kemal birde bakar, geçen hatun kendi kızı.. Arkadaşları "hadi sözünde dur" demişler.
Çaresiz gider Nam-ı Kemal, çaktırmadan bişeyler yaparmış gibi takılırım der. Köprüde kızına der: Kızım ben büyük bir iş yaptım... Durumu anlatır. "Sen şimdi bana arkanı dön altını indir, ben sadece değdiricem, merak etme der. Kızı çaresiz kabul eder.
Namı-kemal değdirmeye başlar, bir yandan da mırıldanır, "Allahım günah yazma" derken değdirmekle zevke gelmeye başlar, yarısına kadar sokar, kızı; "napıyosun baba?" , "sus kızım, biraz daha inandırıcı olsun." bu arada mırıldanır, "Allahım biraz yaz, biraz yazma".. Nam-ı Kemal iyice zevke gelir ve kendini tutamaz.
"İster yaaaz ister yazma, ister yaaaz ister yazma!"
fıkranın devamı

Bir gün stadyumda en çok kim boşalacak diye yarışma düzenleniyor. Önce alman boşalıyor ve tam 2 litre çıkartıyor. Spiker stadyumdaki seyircilere 2 litre diye söylüyor. Sonra Fransız boşalıyor ve tam 5 litre çıkartıyor. Spiker 5 litre çıktı diyor seyircilere. Bizim Nam-ı Kemal geliyor. Spikerin elinden mikrofonu alıyor ve şöyle diyor:
-Lütfen yüzme bilmeyenler stadyumu terk etsin.
fıkranın devamı

Bir ülkede yaşayan bir kralın kızı sevişmelerden tatmin olmaz ve hiç zevk alamaz. Bunu üzerine kral kızını zevkten bağırtabilene 2 kasa dolusu altın verecegini söğler ve her ülkenin en azılı insanları çağrılır. Alman, Fransız ve Nam-ı Kemal. Alman hazırlıklarına yapar ve kral sorar ''Seninkinin boyu kaç metre?'' Alman'' 1.30 metre der. İçeri girer fakat hiç ses çıkmaz.
Kral Fransıza sorar ''Seninkinin boyu kaçmetre'' Fransız 2 metre''der.
Fransız da prensesi bağırtamaz.
En son Nam-ı Kemal gelir ve kral ona da sorar seninki kaç metre? Nam-ı Kemal 90 cm der ve girer. Girer girmez içeriden inanılmaz bir çığlık gelir ve Nam-ı Kemal dışarı çıkar. Nam-ı Kemal'e sorarlar ''Yav bizimki bukadardı ama yapamadı seninkinin boyu alt tarafı 90 cm nasıl yaptın derler. Nam-ı Kemal cevap verir ''Bizim orada önce enini söylerler''
fıkranın devamı

Bir yarışma düzenleniyor. Yarışmacılar Fransız, Alman ve Nam-ı Kemal. Yarışmada 3 katlı bir bina ve her katta 20 kadın kim bu kadınların hepsiyle beraber olursa yarışmayı o kazanacak. Yarışma başlamış Fransız girmiş binaya 2. Katın merdivenlerinde bayılıp kalmış. Alman girmiş oda 3. katın merdivenlerinde bayılmış. Nam-ı Kemal'e sıra gelmiş Kemal binaya girmiş aradan 4 saat geçmiş hala ortalarda yok bi bakalım demişler binanın 1-2-3 katındakı kadınlar baygın halde bizim Kemal yok terasa çıkmışlar bizim Nam-ı Kemal bir kedinin peşinde gel pisi pisi gel pisi.
fıkranın devamı

Bir gün İtalya'nın Roma kentinde 'Dünyanın en büyük marraklısını seçme' yarışması yapılıyormuş. Yarışmaya adaylar Nam-ı Kemal, Alman, Rus ve Arap.
Neyse! yarışma başlamış. Rus çıkarmış okşamış! okşamış! 3 metre 72 santim. Alman çıkarmış 3 metre 75 santim. Arap bi çıkarmış 6 metre 99 santim. Bütün stad tezahürata başlamış! Fakat bizimki ortalıklarda yokmuş. Herkes bizimkinin korkup kaçtığını düşünmüşler. Tam yarışma sona ererken. Dağların arasından büyük bir gürültüyle büyük bir nesne (marrak) stada düşmüş. Ucunda da bir not. 'Kusura bakmayın. Acil işlerimden dolay yarışmaya İstanbul'dan katılıyorum'
fıkranın devamı

Bir gün Nam-ı Kemal'in oğlu şeyinle oynuyormuş. Bunu gören Nam-ı Kemal;
- Oğlum şeyinle oynama taş olursun taş!
Oğlu da;
- Sertleşmeye başladım bile...
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal sarayın bahçesinde çobanlık yapıyormuş. Bu ara padişahın kızı ile sevişiyormuş. Bunu duyan padişah sarayın kapılarını Nam-ı Kemale kapatmış. Bizim Nam-ı Kemal sarayın duvarından bir delik açmış ve kızla burada sevişiyormuş. Birgün padişah kızı iş başında görmüş.
-Kızım ne yapıyorsun orada?
Kız:
-Baba götümde çıban bitti keçiye yalatıyordum . İyi gelirmiş diyorlar.
Padişah:
-Kızım benimkinde de çıban bitti bende yalattırayım.
Neyse padişah götünü deliğe koymuş birden çekmiş. Kızı:
Ne oldu baba?
-Keçi boynuzlarını soktu kızımmmmmm!
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal günün birinde Afrika'da yamyam bir kabilenin eline düşer. Kabile reisi Nam-ı Kemal'e kurtulabilmesi için tek şartın bir dizi testten başarıyla geçmesi olduğunu söyler. Bunun üzerine Nam-ı Kemal ölmektense testi kabul eder. Bunun üzerine kabile reisi testin kurallarını açıklar. Testte üç ayrı kulübe bulunmaktadır. Birinci kulübede bir kasa viski, ikinci kulübede dişi çekilecek vahşi bir aslan, üçüncü kulübede ise kabilenin en azgın hatunu. Nam-ı Kemeal önce bir kasa viskiyi içecek sonra aslanın dişini çekecek en sonolarakta kadını mutlu edecek. Derken test başlar ve Nam-ı Kemal birinci kulübeye girer, aradan saatler geçer bizimkinden ses yok derken 6-7 saat sonra yalpalayarak dışarı çıkar ancak ayakta zor durmaktadır. Zar zor ikinci kulübenin yolunu bulur ve girer. Girmesiyle birlikte kulübede gürültüler kopmaya başlar, toz duman birbirine girmiştir, aslanın acılı kükremeleri kulakları sağır eder. Aradan 2-3 saat geçtikten sonra Nam-ı Kemal sallanarak dışarı çıkar ve reise dönerek "dişi çekilecek orospu nerde" diye sorar.
fıkranın devamı

Dünya cik buyuklük yarışması oluyormuş almanyada. Bizim ülkedende Nam-ı Kemal katılmış. Neyse herkes teker teker cikini çıkarıp masaya koyuyormuş. Kimininki 2 metre kimininki 5 metre, sıra geliyor bizim Nam-ı Kemale. Birde bakıyorlar Nam-ı Kemal yok. Hemen ''tamam bukadar buyuk cikleri gorunce kesin kaçtı''demişler. O anda bir gürültü camdan yapilan ev paramparça oluyor ve ortaya bir cik düsüyor. Bursadayım geliyorum...
fıkranın devamı

İngiliz Fransız ve Nam-ı Kemal trende yolculuk ederken İngiliz kendi posta sistemlerinin çok hızlı olduğunu söyler buna karşılık Fransız kendi sistemlerinin daha hızlı olduğunu ve 1 günde postanın alıcıya ulaştığını belirtir. Nam-ı Kemal de onlara elindeki mektubu gösterir ve bunu anında köyüne göndereceğini belirtir. İngiliz ve Fransız şaşırarak izlerler Nam-ı Kemal trenden dısarı bakar ve koyun otlatan çobana elini sallar ve "bu kime bu kime?" Çoban da karşılık verir "ananaa ananaa..."
fıkranın devamı

Birgün işeme yarışı yapılıyormuş. Nam-ı Kemal bu yarışmaya katılmış. İngiliz 3 şişe Alman 4 şişe işemiş.
Sıra Nam-ı Kemale gelmiş. Nam-ı Kemal:
Yüzme bilmeyenler dışarı demiş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama