Sarışın Fıkraları

loading...

Vaktin birinde bir doktorun yolu bir köye düşmüş. Bakmış köylüler dertli bir şekilde oturmuş düşünüyorlar, merak edip sormuş;
- ''Ne var? Nedir derdiniz?''.
- ''Genç bir kadın var çok hasta ölüyor''.
Doktor;
- ''Bir'de ben bakayım'' demiş.
Alıp doktoru genç kadının evine götürmüşler. Doktor hastanın odasına girmiş. Herkesi dışarı çıkarmış. Genç kadını muayene etmiş. Kadının hastalığı basit bir soğuk alğınlığı. Ancak ateşi çok yükseldiği için bayğın halde kendinde değil. Doktor hemen bir iğne yapmış. O sırada kadının bacakları açılmış. Güzel de bir kadın. Doktor dayanamayıp kadının koynuna girivermiş. Ama o sırada köylüler, pencereden doktoru seyrediyorlarmış. Bir süre sonra doktor kadının odasından çıkmış.
- ''Yarın sabaha iyileşir'' diye de köylüleri telkinde bulunmuş.
Gerçekten kadın ertesi sabah iyileşmiş. Doktor da birkaç gün sonra köyden ayrılmış.
Aradan bir yıl geçmiş doktorun yolu yine aynı köye düşmüş. Bakmış köylüler yine çok dertli.
- ''Ne oldu? Ne var?''.
- ''Bizim ağanın karısı çok hasta ölüyor''.
Doktor;
- ''Bir de ben bakayım'' demiş.
Köylüler umutsuzca başlarını sallamışlar.
- ''Hiç zahmet etme doktor bey, bütün köyün erkeklerine ağa emir verdi. Hepimiz sıra ile senin yöntemlerini uyğuladık, ama nafile iyileşmiyor''...
fıkranın devamı

Ülkenin birinde içip kafayı bulan bir sarhoş, sokakta;
- '''öküz başbakan öküz başbakan'' diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler.
Sonra adam mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının nedenini sormuş;
- ''Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler''.
- ''Senin suçun o değil'ki.. Devlet sırlarını açıklamak''...
fıkranın devamı

Bayan O'Dunigan, Dublin'de O'Connel Caddesi'nde yürüyordu. Karşıdan'da rahip O'Rafferty geliyordu.
- ''Merhaba'' dedi, rahip.. ''Nasılsınız?.. Bay Dunigan nasıl?.. Sizi iki yıl önce ben evlendirmemiş miydim?''.
- ''Evet'' dedi, Bayan O'Dunigan.
- ''Bebek'' dedi, rahip. ''Bebeğiniz oldu'mu, küçük O'Duniganlar?''.
- ''Maalesef'' dedi, Bayan O'Dunigan.. ''Henüz bebeğimiz yok.. Oysa öyle istiyoruz'ki?''.
- ''Gelecek hafta Roma'ya gidiyorum'' dedi, rahip.. ''Vatikan'daki büyük kiliseye sizin için bir mum dikeceğim''.
- ''Teşekkürler sevgili rahip'' diye adamın ellerini öptü kadın.
- ''Size minnettar olacağız''.
Birkaç yıl geçti aradan.. Kadınla rahip bir daha karşılaştılar..
Rahip merakla sordu;
- ''Bebeğiniz oldu'mu peki?''.
- ''Oldu'' dedi, kadın.. ''Sekiz yılda üç ikiz, dört'de tek doğurdum. 10 çocuğumuz var''.
- ''Harika'' dedi Rahip.. ''Harika.. Mucize işte bu.. Peki, o şirin kocanız ne yapıyor?''.
- ''Roma'ya gitti, dedi kadın.. ''Sizin o Allah'ın belası mumunuzu üflemeye''...
fıkranın devamı

Bir firmada elemanların maaşlarını alırken imzaladıkları kağıtta şöyle bir cümle yazıyormuş;
- ''Maaşlarınız tamamiyle size has ve özel bir meseledir bunun içindir'ki, sizden başka hiç kimse maaşınızı bilmemelidir''.
Yeni bir eleman maaşını alıp kağıdı imzalarken, bu cümleyi okumuş ve cümlenin altına şu sözleri eklemiş.
- ''Kimseye maaşımı söylemeyeceğim ben'de sizin kadar utanç içindeyim''...
fıkranın devamı

Müşteriye neyi nasıl anlattığınız çok önemli.
Bununla ilgili çok sevdiğim bir sigortacı öyküsü var.
Sigortacının biri orduya gider. Askerler iştimadadır.
Başlar anlatmaya;
- ''Ben size siğorta satmaya geldim siğorta olmayanlar savaşa gittiğinde beynine bir kurşun yerse, ailesi hiç para alamaz siğortalı olanların ailesine ise, devlet yüklü bir para öder. Şimdi kimler siğorta yaptırmak istiyor?"
Kimseden ses çıkmaz.
İki kez daha anlatır ama yine ses çıkmaz.
Siğortacı gitmek üzereyken kıdemli bir Başçavuş gelir ve;
- ''Bir de ben anlatayım, ben bunların dilini konuşurum'' der ve askerlere seslenir;
- ''Beyler, şimdi siğorta olup da beynine kurşun yiyenlere devletin ne kadar para ödeyeceğini duydunuz'mu?''.
- ''Duyduk'' der herkes.
- ''Şimdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çıkacak savaşta devlet, savaşa siğorta olanları'mı, siğortasız olanları'mı sürer?''...
fıkranın devamı

ismi; HADİ BİRLİKTE ARAYALIM
Tarih: 28.05.2004

İki adam Akmerkez'de karılarını kaybetmiş hararetle arıyorlarmış.
Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar.
- ''Ne oluyor birader'' demeye kalmamış, birisi;
- ''Kardeş kusura bakma karımı kaybettim'de onu arıyorum'' demiş.
Diğeri;
- ''sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum'' demiş.
Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki;
- ''Arkadaşım madem ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım eğer rastlarsak saat 12'de Mac Donalds'ın önüne gitmesini söyleriz'' demiş.
Diğeri;
- ''tamam'' demiş ve başlamış karısını tarif etmeye;
- ''Benim karım sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1.75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor'' demiş.
Ve diğer adama;
- ''Senin karın nasıl biri'' diye sormuş.
Diğer adam;
- ''*iktiret benimkini seninkini arıyalım''...

fıkranın devamı

Kocası sabah karanlığında balığa çıkmayı, sarışın kadınsa kitap okumayı çok seviyormuş. Bir gün Adam bir kaç saat balık avından sonra eve yorgun bir şekilde gelir ve uyumak için yatağa geçer. Sarışında fırsat bu fırsat deyip kocasının kayığına binip, çevreyi tanımadığı halde denizde biraz açılır, sonra bir yerde durur ve kitabını eline alıp okumaya başlar. Bir süre sonra güvenlik gelir ve sarışına;
- ''Günaydın, siz burada ne yapıyorsunuz''.
diye sorar.
Sarışında;
- ''Okuyorum'' der.
Bunun üzerine Görevli adam;
- ''Burada avlanmak yasak'' der.
Sarışında;
- ''Ben zaten avlanmıyorum'ki, görüyorsunuz'' der.
Görevlide;
- ''Ama gördüğüm kadarıyla avlanmak için gerekli olan tüm
takımlar yanınızda. Sizi maalesef buradan götürüp ceza yazmak zorundayım'' der.
Sarışında;
- ''Eğer siz bunu yaparsanız bende size tecavüz davası açarım'' der. Görevlide;
- ''Fakat ben size dokunmadım bile'' der.
Bunun üzerine Sarışın;
- ''Ama gördüğüm kadarıyla tüm takımlarınız yanınızda'' diye cevap verir.
fıkranın devamı

Sarışın bomba partinin en önemli kişisi oluverdi birden.
Hemen tüm erkekler etrafına toplanıverdiler. Köşede bir kadın kocasının kulağına fısıldadı;
- ''Anlamıyorum, erkekler onda ne buluyorlar''.
adam;
- ''Ben de.... gidip bir yakından bakayım."

fıkranın devamı

Delikanlı yanındaki genç kıza sorar;
- ''Neden istemiyorsun, sevgilim üç gün sonra nişanlanacak ve bir ay içinde evleneceğiz biliyorsun''.
Genç kız cevap verir;
- ''Üç nedenden istemiyorum, birincisi: uslu ve terbiyeli bir genç kız evlenmeden önce razı olmaz, ikincisi: annem yasak etti,
üçüncüsü: sonradan oramda hep yanma oluyor''.
fıkranın devamı

Tecavüze uğrayan genç kadın yakışıklı avukatına başından geçenleri anlattıktan sonra avukat sorar;
- ''Peki, ne yapmamı istiyorsunuz?''.
Kadın şehvetli bir şekilde;
- ''Hele siz olay yerini bir inceleyin'de''...
fıkranın devamı

Sarışın Kumral ve esmer olmak üzere üç kişi teker teker aynanın karşısına geçmiş bu ayna karşısında yalan söyleyenler kayboluyormuş. esmer aynanın karşısına geçince;
- ''ben dünyanın en güzeli olduğumu düşünüyorum'' demiş ve kaybolmuş. kumral;
- ''aynada kendine bakıp düşünüyorum'da ne kadar çekici bir insanım'' demiş ve o da yokolmuş sıra sarışına gelince o da;
- ''ben düşünüyorum'' der demez yokolmuş...
fıkranın devamı

Adam kızına Barbie almak ister ve bir oyuncakçıya girer
- ''Vitrindeki Barbie bebek kaç para'' diye sorar
Satıcı;
- ''Hangisi efendim'' ve devam eder;
- ''Barbie spora gidiyor 19.95 usd''.
- ''Barbie alışverişde 19.95 usd''.
- ''Barbie discoda 19.95 usd''.
- ''Barbie hede hodo yapıyor 19.95 usd''.
- ''Barbie boşandı 265 usd''.
Adam şaşırır;
- ''Neden hepsi 19.95 de boşanmış olan 265 usd?''.
Satıcı cevaplar;
- ''Çok basit, boşanmış Barbie ile birlikte Ken'in evini, arabasını, donuna kadar herşeyini'de alıyorsunuz''...
fıkranın devamı

Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
- "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
- "Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"
fıkranın devamı

Sarışın alımlı ve güzel bir bayan (manita) lüks bir halı mağazasına girerek yerde duran halının eğilerek fiyatını sorar, yanlız eğilirken gazını kaçırır, çaktırmadan arkasına bakar bozuntuya vermeden;
- ''güzel bir halı, fiyatı ne kadar?'' diye sorar.
Tezgahtarda;
- ''hanfendi siz halıyı görünce osurdunuz, fiyatını duyunca *ıçarsınız'' demiş.
fıkranın devamı

Sarışın bir hatun eski okulunu ziyaret etmiş. Spor salonunun duvarlarında eskiden oyuncusu olduğu basket takımının fotoğrafları varmış. Fotoğrafları incelerken birden;
- ''Yaa niye hep bir puan farkla kaybetmişler 77-78, 78-79, 79-80''..
fıkranın devamı

- ''Bir sarışınla evlenmenin avantaji nedir?''.
- ''Özürlülere ayrılan yerlere park edebilirsiniz''.

- ''Bir sarışını nasıl boğarsınız?''
- ''Suyla dolu küvete bir ayna koyarsınız''.

- ''Sarışın yeşilde niye durmuş?''
- ''En sevdiği renkmiş, ondan''.

- ''Sarışınlar neden "11" rakamını yazamaz?''
- ''Hangi 1'i önce yazması gerektiğini bilmediği için''.

- ''Sarışına kazaların %90'ının evde olduğunu söylerseniz ne yapar?''
- ''Taşınır''.

- ''Sarışın pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: "6 parçaya mı böleyim, 8 parçaya mı? " Sarışın "6'ya böl", der, "sekiz parçayı bitiremem''.

- ''Sarışının biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmış''.

- ''Camdan bir duvara tırmanan sarışın ne yapıyor?''.
- ''Öbür tarafta ne olduğunu görmek istiyor''.

- ''Sarışının en çok söylediği cümle nedir?''.
- ''Ay bilemiyorum''.

- ''Zeki bir sarışın nedir?''.
- ''Çelişki''.

- ''Bir sarışının bilgisayarda yazı yazdığı nerden anlaşılır?''
- ''Monitöre sürdügü Tipp-Ex'ten''.

- ''Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?''.
- ''Ne düşünüyorsun? diye sormalı''.

- ''Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı?''.
- ''Kulağına fener tutmalı''.

- ''Sarışınlar neden muz yiyemez?''.
- ''Fermuarı bulamadıkları için''.

- ''Sarışınlar balığı nasıl öldürürler?''.
- ''Boğarak''.

- ''Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?''.
- ''Üstündeki puldan''.

- ''Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor?''.
- ''Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor''.

- ''Sarışın neden üçüncüden sonra çocuk yapmamış?''.
- ''Her dört çocuktan birinin Çinli olduğunu duyduğu için''.


fıkranın devamı

Sarışın kadın çok ağrıyan dişini çektirmek için diş doktoruna gitmiş doktora dişini çektirmek istediğini söylemiş doktorda ona sandalyeye oturmasını söylemiş. Sandalyeye oturan kadın başlamış ağlamaya;
- ''Neden ağlıyorsunuz?'' diye sormuş doktor.
- ''Doktor bey çok korkuyorum dişimi çektirmektense hamile kalmayı tercih ederim''.
Bir an duraksayan doktor başlamış beklemeye.
doktorun neden beklediğini soran kadın şu cevabı almış;
- ''Hadi artık bir karar verin sandalyeyi ona göre ayarlayacağım''...
fıkranın devamı

Üç sarışın, detektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Yapılması icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek işi Komiser Kâzım'a düşmüş. Komiser Kâzım birinci kıza beş saniye müddetle bir dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş ve;
- ''Söyle kızım bu bir suçlunun resmi, bu adamın bariz ne özelliği var? Bunu ileride nasıl tanırsın?''.
Kız şöyle bir durmuş ve;
- ''Çok kolay adam tek gözlü''.
Komiser Kâzım resme bakmış ve;
- ''kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş, tabii tek göz göreceksin''.
aynı resmi ikinci kıza gösterip aynı suali sormuş ve;
- ''Bana bak'' diye ilave etmiş, ''Doğru dürüst bir cevap ver''. İkinci kız;
- ''Bu adamı tanımak çok kolay çünkü adamın tek kulağı var''.
Komiser Kâzım "kızım" diye bağırmış.
- ''Bu resim profilden dedik ya adamın suratının öbür yanını göremiyoruz, Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz''. Kâzım üçüncü kıza;
- ''kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalış, beni çıldırtma bu adamın bariz özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın?'' diye sormuş.
Kız;
- ''Bu adam lens takıyor'' diye cevap vermiş.
Komiser Kâzım şaşkın şaşkın resme bakmış, ama adamın lens takıp takmadığını bir türlü anlayamamış. Merak etmiş, adamın dosyasını açıp okumuş, dosyadaki bilğiye göre hakikaten adam lens takıyormuş. Komiser Kâzım üçüncü kıza hayranlık içinde;
- ''Aferin be kızım doğru bilmişsin, şimdi söyle bakalım bu adamın lens taktığını resimden nasıl anlayabildin?''.
Kız;
- ''Çok kolay tek gözlü, tek kulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya''...
fıkranın devamı

Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya;
- ''Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi'de kaybedeceğim lütfen lotoyu kazanmamı sağla''.
Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;
- ''Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim lüften yarın'ki lotoyu kazanmamı sağla''.
Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;
- ''Tanrım, beni neden unuttun? işyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu sefer'ki lotoyu kazanmamı sağla işlerimi yoluna koyayım''.
Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve tanrı seslenmiş;
- ''Brandi kızım, lotoyu kazanmak için önce loto bileti alman lazım''...
fıkranın devamı

okuldan gelen kız koşarak mutfağa annesinin yanına gelmiş;
- ''Anne, annecim, okulda bu gün alfabeyi saydık, herkes C'ye kadar saydı, ben G'ye kadar.. bak;
- ''A, B, C, D, E, F, G''.
Anne;
- ''Aferim benim güzel, akıllı kızım''.
Çocuk;
- ''Bütün bunlar sarışın olduğum için, di'mi annecim?''.
Anne;
- ''Evet, güzel kızım''.
Ertesi gün;
- ''Anne, annecim, okulda bu gün sayı saydık, herkes 4'e kadar saydı, ben 9'a kadar.. bak, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9''.
Anne;
- ''Aferim benim güzel, akıllı kızım''.
Çocuk;
- ''Bütün bunlar sarışın olduğum için, di'mi annecim?''.
Anne;
- ''Evet, güzel kızım''.
Ve ertesi gün;
- ''Anne, bu gün beden eğitimi dersinde soyunma odasındaydık, bütün kızların göğsü tahta gibi dümdüzdü, bir tek benim göğüslerim kocamandı. Bu da sarışın olduğum için di'mi annecim''.
Anne;
- ''Hayır yavrum, onlar 7 sen 24 yaşında olduğun için''...
fıkranın devamı

Adamın biri çok lüks bir restorana girmiş yemeğini ısmarlamış gelmesini beklerken bir bakmış yan masada sarışın, iri göğüslü uzun bacaklı bir fıstık bir süre ağzı 5 karış açık vaziyette baktıktan sonra dayanamamış garsonu çağırmış;
- ''Yan masadaki şu nefis yaratığı görüyomusun ona en pahalı şarabınızdan ısmarlamak istiyorum''.
Böylece garson restorandaki en pahalı şaraptan 1 şişeyi bizim fıstığa götürmüş kadın bir şişeye bakmış bir adama bakmış ve çantasından bir kağıt çıkarıp bişiler yazmış, adama götürmesi için garsona vermiş.
Garson kağıdı adama vermiş adam bir bakmış'ki şöyle yazıyor;
- ''Bayım, eğer garajınızda son model bir BMW, banka hesabınızda 10 milyon ve bacaklarınızın arasında'da 20 cm'lik bir şeyiniz varsa gönderdiğiniz şişeyi zevkle kabul ederim''.
Adam bunları okuduktan sonra bir an durmuş, o da bir kağıt çıkarıp bişiler karalamış ve garsona vermiş;
- ''bayana götür bunu'' demiş garson notu götürmüş sarışın afet kağıdı açmış ve aynen şöyle yazıyor;
- ''Sadece bilmeni istedim benim garajımda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir'de Mercedes 560SEL var, banka hesabımda ise tam 30 milyon dolar var ama senin gibi muhteşem bir kadın için bile 3 cm. kestirmeye hiç niyetim yok onun için şişeyi geri gönder''...

fıkranın devamı

Çok güzel bir sarışının otomobilinin lastiği patlamış.
Arabayı yolun kenarına çekip beklemeye başlamış, birkaç dakika geçmeden, yoldan geçen başka bir araba durmuş, içindeki adam inip, büyük bir nezaketle sarışına;
- ''Yardıma ihtiyacınız var mı?'' diye sormuş.
Sarışın;
- ''Bilmem'ki, arabamın lastiği patladı''...
Adam hemen aletlerini toparlayıp, arabanın tekerleğini çıkarmış, kan ter içinde lastiği tamir etmiş ve yeniden yerine takmış.
Konuşa konuşa iyice ahbaplığı ilerletmişler, sıra randevu istemeye gelmiş;
- ''Acaba sizinle bir daha nerede görüşebiliriz?''.
Kadın, çapkın bir ifade ile;
- ''Valla bilmem'ki.. Arabamın lastiği bir daha ne zaman patlar''.
fıkranın devamı

Genç ve güzel sarışın, alış veriş merkezinin beyaz eşya reyonuna girer ve satıcıya sorar;
- ''Şu küçük televizyonu almayı düşünüyorum, fiyatı nedir?''.
- ''Kusura bakmayın hanımefendi sarışınlara satış yapmıyoruz''.
Genç kadın sinirlenir, evine gider, saçının rengini değiştirir ve ertesi gün mağazaya geri gelir, aynı satıcıya yaklaşır;
- ''Şu küçük televizyonu satın almak istiyorum'' der.
- ''Kusura bakmayın hanımefendi sarışınlara satış yapmıyoruz''.
Kadın iyice sinirlenmiştir, soluğu bir kuaförde alır, bu defa köklü bir değişiklik yapar, hatta makyajından, göz rengine o tam bir esmer bombadır artık.. Aynı mağazaya gider, aynı satıcının yanındadır ertesi gün;
- ''Şu küçük sevimli beyaz renkli televizyon ne kadar?''.
- ''Kusura bakmayın hanımefendi, sarışınlara satış yapmıyoruz''.
- ''İnanmıyorum, nasıl anladınız sarışın olduğumu, üç gündür kendimi esmere çevirmek için yapmadığım kalmadı''.
- ''Hanımefendi 3 gündür satın almaya çalıştığınız şey mikrodalga fırın''...
fıkranın devamı

Sarışının biri ilkokul öğretmeni olarak staja başlar, çok heveslidir.
Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür. Çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını söyler. Bir süre sonra sarışın çocuğun yine tek başına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak;
- ''Senin arkadaşın olmamı istermisin?'' diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte;
- ''tamam'' der.
İlerleme kaydettiğini düşünen sarışın öğretmen;
- ''Bütün çocuklar topun peşinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?''.
Afallayan çocuk hayretle cevap verir;
- ''Çünkü ben kaleciyim''...
fıkranın devamı

Bir sarışın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. İtfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları çıkarmış. Çatıdan atlayanları tutmak için yanlarında getirdikleri çarşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
- ''Atlayın bu tek şansımız''.
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış. İtfaiyeciler tekrar çatıya seslenmişler;
- ''Hadi atlayın yoksa kurtulamayacaksın''. Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;;
- ''Atlamam biraz önce yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz''. İtfaiyeciler;
- ''Hayır çekmeyiz biz sadece esmerler için bunu yaparız''.
Böyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşağıya bırakmış. İtfaiyeciler esmer kızda olduğu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saçlı'da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. İtfaiyeciler daha önce'de yaptıkları gibi;
- ''Atla atla yoksa yanarak öleceksin''.
Sarışın;
- ''Kesinlikle atlamam iki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz, ben atlarken'de çekersiniz''.
İtfaiyeciler;
- ''Kesinlikle çekmeyeceğiz söz veriyoruz''.
Sarışın kız;
- ''Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. Şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin''...


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama