Sarışın Fıkraları

loading...

N.Kemal'in 11ci oglu askerdedir ve 12ci oglunuda askere cagirmaya padisahin adamlari gelir, Nam-i Kemal sinirlenerek adamlara bagirir; soyleyin padisahiniza benim seyime guvenip saga sola zirt pirt savas acmasin...
fıkranın devamı

New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın aptal görünüşlü bir hanım yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşca vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. kabul görünce oyunu anlatıyor;
- ''Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim''. Ve ilk soruyu soruyor;
- ''Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?''.
Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru sorma sırası sarışına gelmiş;
- ''Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?''.
Adam dakikalarca düşünmüş... Yanıtı bulamamış. Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış. Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş;
- ''Cevap ne?''.
- ''Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış''...
fıkranın devamı

Bir sarışının para sıkıntısı varmış. Çaresiz, bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.
Parkta bir çocuğu yakalayıp;
- ''seni kaçırıyorum'' demiş ve bir fidye notu yazmış;
- ''Çocuğunuzu kaçırdım, onu tekrar görmek istiyorsanız, bir kesekağıdına 10 bin dolar koyup oyun parkının kuzey tarafındaki kayın ağacının kovuğuna bırakın''. İmza: Bir sarışın.
Sonra da, yazdığı notu bir iğne ile çocuğun sırtına iliştirdikten sonra;
- ''git bu notu anne babana göster'' diyerek çocuğu evine yollamış.
Ertesi gün sarışın parka gidip, ağacın kovuğuna bakmış, gerçekten'de bir kese kağıdı ve içinde de 10 bin dolar var.
Bir de not;
- ''Teessüf ederim. Bir sarışın, böyle bir şeyi başka bir sarışının oğluna nasıl yapar?''...
fıkranın devamı

Sarışının birisi erkek arkadaşıyla seks yaparken sorar;
- ''Sende AIDS yok değil'mi?''.
Adam;
- ''hayır'' der ve devam ederler.
Biraz sonra tekrar sorar;
- ''Gerçekten sende AIDS yoktu değil'mi?''.
- ''Hayır dedim ya, hem niçin durmadan soruyorsun?''
Sarışın cevaplar;
- ''İkinci kez yakalanmak istemiyorum'da''...
fıkranın devamı

Bardaki taburede oturan kör adamın biri barmene;
- ''Hey! Bir sarışın fıkrası duymak istermisin?'' demiş.
Barmen birden tamamıyle sessizleşmiş. Yanındaki adam fısıltı ile ona;
- ''Fıkrayı anlatmadan önce bilmen gereken bir şey var barmen sarışın, fedai sarışın, ben de 1.95 boyunda, 200 kg ağırlığında karatede kara kuşaklı bir sarışınım. Bununla birlikte yanımda oturan adam 2.02 boyunda, 225 kilo ağırlığında sarışın bir halterci. Senin sağındaki arkadaş ise 2.20 boyunda, 300 kg ağırlığında sarışın bir güreşçi. Bunu ciddi olarak düşün bayım. Hala bu fıkrayı anlatmak istiyormusun?''
Kör adam;
- ''Hayır, en az beş kez açıklamak zorunda kalırım''...
fıkranın devamı

Sarışın bir gün ata binmeye karar veriyor. Daha önceden hiç ders almamasına rağmen yardım istemeden sıçrayarak atın üstüne çıkmayı başarır. Ancak atın üstüne çıktığı anda at harekete geçer ve hızlanarak yola koyuluyor. Biraz ürken sarışın atın boynuna sıkıca tutunur. Bu arada at biraz daha huysuzlanarak üstündekini atacakmış gibi çırpınmaya başlar. Sarışın atın altına doğru kayarken can havli ile atın yelesine tutunur. Bir eli yelede bir ayağı üzenğide yere düşecek gibi hızla hareket eden atın altında durmaya çalışırken, lunaparkın kahraman görevlisi gelerek atlı karıncayı durdurur...
fıkranın devamı

Orta yaşlı yakışıklı, barda yalnız başına oturan fevkalade seksi sarışının yanına oturmuş. Laf lafı, laf kapıyı açmış tahmin edersiniz. Hanği kapıyı... Yatak odasının kapısını tabii. Soyunmuşlar.. Bembeyaz çarşafların üzerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş;
- ''Siz dişçisiniz galiba''.
adam;
- ''Evet'' demiş.
- ''Nerden anladınız?''.
- ''Yatağa girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim'de''.
Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış;
- ''Siz sadece dişçi değil, çok büyük, çok usta bir dişçi olmalısınız''.
Adam hafiften kasılmış. Yatağın baş ucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş;
- ''Peki bunu nerden anladınız?''.
- ''Hiçbir şey hissetmedim'de''...
fıkranın devamı

Bir büroda biri sarışın, biri esmer ve biri kumral üç kadın, bir bayan şefin sekreteri olarak çalışıyorlarmış. Bakmışlar ki şefleri her çarşamba günü iş saatinden bir-iki saat önce bürodan tüyüp gidiyor. Bir süre sonra kendi aralarında o halde biz de şef gider gitmez erken kaçalım diye anlaşmışlar.
Ertesi çarşamba şef gider gitmez bunların üçü de erkenden tüymüşler. Esmer olan çarşıya gitmiş, alış, verişini yapmış, zamanını değerlendirmiş. Kumral önce bir berbere gitmiş, sonra da çıkıp bir sinemaya girmiş. Keyifli bir öğleden sonrası geçirmiş. Sarışın ise doğru evine gitmiş. Kapıyı açmış, bakmış şefi ve kocası yatakta sarmaş dolaş. Hiç gürültü yapmadan kapıyı kapamış ve evden çıkmış gitmiş.
Ertesi çarşamba, şef yine erken tüyünce sekreterler hadi biz de gidiyoruz diye hazırlanmaya başladıklarında sarışın dönmüş ve;
- ''Yook! Ben yokum, öyle erken falan tüymem! Geçen defa az kalsın şefe yakalanıyordum''...
fıkranın devamı

Sarışın ile esmer köşeyi kolay dönmek için banka soymaya karar vermişler...
Esmer bütün gece oturup plan yapmış... Sabah masanın üzerine kağıtları sermiş, soyğunu tüm ayrıntıları ile sarışına anlatmış.
- ''İyi anladın değil'mi?'' diye sormuş.
- ''Burası küçük bir semt bankası Bir tek güvenlik görevlisi var işi üç dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyeceğim''.
Binmişler arabaya, gitmişler bankaya esmer motoru çalışır tutarak direksiyonda beklerken, sarışın bankaya girmiş.
5 dk. geçmiş, 10 dk. geçmiş, 15 dk. geçmiş, esmer korkmaya başlamış
tam gaza basıp kaçmaya karar vermişken, bankanın kapısı büyük bir gümbürtüyle sonuna kadar açılmış...
Önde sarışın elinde bir ip... İpin ucuna kasa bağlanmış, sürükleye sürükleye arabaya koşmaya çalışıyor...
Arkasından güvenlik görevlisi;
- ''DUR'' diye bağırarak ateş ediyor Ama koşamıyor çünkü pantolonu ve iç çamaşırı dizlerinden aşağıya inmiş sarışın arabaya atlamış esmer gaza basmış ve öfkeyle seslenmiş;
- ''Bir'de bana planı tam anladığını söylemiştin''.
- ''Anladım tabii''.
- ''Ben sana GÜVENLİK GÖREVLİSİNİ BAGLA, KASAYI BOŞALT demiştim gerzek''...
fıkranın devamı

Bir sarışın, bir kızıl saçlı ve bir esmer kadın çölün ortasında arabayla yol almaktadırlar. Hava korkunç sıcaktır. Arabanın motoru birden stop eder.
İnip baktıklarında, motoru tekrar çalıştıramayacaklarını anlarlar. Mecburen çölde uzunca bir yürüyüş yapmaları gerektiğinden, her biri arabadan bir şeyler alır.
Esmer, bir şişe su, kızıl saçlı bir paket bisküvi ve sarışın'da arabanın kapısını söküp alır. Çölde yürümeye başlarlar ve bir süre sonra dinlenmek için mola verirler.
Mola sırasında sarışın ve esmer kadınlar kızıl saçlıya döner ve niye bir paket bisküvi aldığını sorarlar.
- ''Acıkırsam yerim, diye düşündüm'' cevabını verir kızıl saçlı.
- ''çölde ne kadar yürüyeceğimiz belli değil''.
Hepsi'de bunun çok mantıklı olduğunu düşünür. Ve sonra sarışın kadınla kızıl saçlı olanı esmere döner ve niye yanına bir şişe su aldığını sorarlar.
- ''Eğer susarsam, yanımda içecek bir şeyim olması gerektiğini düşündüm''. diye cevaplar esmer kadın;
- ''Evet, bu çok akıllıca bir fikir'' diye düşünür diğer ikisi.
En sonunda esmer ve kızıl saçlı kadınlar sarışına dönerler ve arabanın kapısını niçin söküp aldığını sorarlar.
- ''Şeyy.. çok sıcak olursa pencereyi açıp serinlerim diye düşündüm''.
fıkranın devamı

Sarışının biri kütüphaneye girmiş ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle;
- ''Anlatamadım galiba beyefendi, bana bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması'' demiş.
Artık iyice sinirlenen görevli;
- ''Hanfendi burası kütüphane!'' demiş.
Sarışının yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak;
- ''Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması''...
fıkranın devamı

Amerika'da küçük bir kasabada tenha bir pub.. Hayli çarpıcı bir sarışın bara doğru yaklaşır ve barmene doğru eğilir.. Barmen hemen karşılık verir, o da eğilir barın üzerinden sarışına doğru.. Sarışının hareketleri de, sesi de iç gıcıklayıcıdır.. Elini uzatır, parmaklarını barmenin sakallarının içine sokarken konuşur;
- ''Buranın yöneticisi senmisin?''.
Sarışın, barmenin yüzünü iki eli ile okşarken adam yanıt verir;
- ''Pek sayılmam''.
Kadın ellerini barmenin sakallarından saçlarına kaydırırken gene kısık sesle fısıldar;
- ''Bana yöneticiyi çağırabilirmisin hemen, ona söyleyeceklerim var''.
Adamın nefesi kesilir;
- ''Şu anda çağırmama imkan yok''.
Tahrik olduğu artık iyice anlaşılmaktadır..
- ''Bana söyleyin, ben yardım edebilirim belki''.
- ''Tabii edebilirsin'' der, sarışın iyice kısıklaştırdığı sesi ile; Bu sırada parmaklarını barmenin ağzına uzatmış, adamın onları emmesine de izin vermiştir..
- ''Tabii yardım edebilirsin hayatım Ona de'ki, bayanlar tuvaletinde, tuvalet kağıdı kalmamış!''...
fıkranın devamı

Vantrolog eline geçirdiği kukla ile konuşuyor ve aptal sarışın fıkraları anlatıyormuş. Gösterisi biraz ilerledikten sonra birden orta sıralardan sarışın bir kadın ayağa kalkmış ve yüksek sesle;
- ''Affedersiniz''.
Bu çıkış üzerine Vantrolog ve kalabalık durmuşlar ve sarışına bakmaya başlamışlar.
sarışın;
- ''Görüyorum'ki sarışınların ne kadar aptal olduğuna dair şakalar yapmaktasınız, peki söylermisiniz, bu kanıya nereden vardınız tek suçumuz saçımızın rengi'mi yani, sizin bu yaptığınız ırkçılık olmuyor'mu? kadınların bir çoğunun sarışın olduğu ülkelerdeki kadınlara'da hakaret etmiş olmuyor musunuz? tanımadığınız bu kadar kadına ettiğiniz hakaretler sizi rahatsız etmiyor'mu?''.
Bunun üzerine Vantrolog çok mahçup ve üzgün bir yüz ifadesiyle;
- ''Şey, ben özür dilerim, sadece şaka yapıyordum. Eğer sizi''...
Sarışın Vantrolog'un sözünü keser ve;
- ''Ben sizle konuşmuyorum bayım. O elinizdeki küçük terbiyesiz adamla konuşuyorum! Siz onu savunmayın, o cevap versin''.
fıkranın devamı

Temele padişahın habercisiyle bir yazı gelir,yazıda padişah savaşdan dolayı temelin oğlunu askere çağırmaktadır.
Temelin oniki oğlu vardır ve bunların 11 zaten askerdir.
Temel padişahın habercisiyle oğlunu gönderir ve padişaha habercisiyle bir not iletir,Padişaha söyleyin benim s*kime güvenipte oraya buraya savaş açmasın der....
fıkranın devamı

Casino'da 2 görevli sıkıntıdan patlamış bi şekilde rulet masasında
dikiliyorlarmış. derken içeri fıstık bir sarışın girmiş, masaya
10.000 dolar koymuş veee;
- ''Baylar,umarım sizin için sorun olmaz ama ben çıplakken kendimi daha şanslı hissediyorum'' diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş..
Sonra elindeki zara bir öpücük kondurmuş ve;
- ''haydi tatlım bana yeni kıyafetler lazım'' diye zarı fırlatmış.
- ''evet evet kazandım'' diye sevinç çığlıkları atarak 2 adama sarılıp
öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün paraları almış ve koşa
koşa gitmiş... iki adam bakakalmış.
Biri;
- ''vaavv ne kadındı be peki kaç atmıştı?''.
Öteki cevap vermiş;
- ''bilmemm''...
fıkranın devamı

Temel banka soymak suçundan yargılanıyordu. Son celseye gelindi. Hakim ağır konuşmaya başladı:
"Delil yetersizliğinden dolayı sanık Temel'in tahliyesine karar verildi."
Bu sözleri duyan Temel, bir sevinç çığlığı attı ve hakime dönüp konuştu:
"Gözünü sevdiğimin hakimi, şimdi bu paralar benim oldu değil mi?"
fıkranın devamı

Temel ile Dursun Amerika'ya giderler. Bir sure sonra paralari biter, bes kurussuz kalirlar. Dil bilmediklerinde is de bulamazlar ve en sonunda banka soymaya karar verirler. Sehirdeki en gosterisli bankanin onunde durular gecenin bir yarisi ve iceriye dalarlar. Iceride iki tane kasa vardir, bir buyuk bir kucuk. "Buyukte daha fazla para vardir" deyip buyugu kirarlar. Icinde buyuk bir kase muhallebi vardir. Cok sasiran Temel ve Dursun kucuk kasayi da kirarlar ve bunun icinde de daha kucuk bir kase dolusu muhallebi oldugunu gorurler. Bu arada bankanin alarm sistemi calisir. Panikleyen kafadarlar "Bu kadar ugrastik bari elimiz bos donmeyelim" derler ve iki kase muhallebiyi de afiyetle yerler ve yakalanmadan kacarlar. Kisa sure sonra olay yerine gelen polis ekiplerinin sefi basina aciklama yapar:
"Endiselenecek bir durum yok. Sadece kasabamizin sperm bankasi soyuldu"...
fıkranın devamı

Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar.
Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşlar ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görürmüşler.
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.
Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş;
- ''Efendim, ben çok üşüyorum''.
Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış.
Tam uyumak üzereyken sarışın yine;
- ''Efendim, ben hala çok üşüyorum'' demiş.
Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş.
Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.
Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
- ''Efendim, ama ben çooooook üşüyorum''. demiş.
Adam sarışına dönüp;
- ''Burası ıssız bir yer Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz'' demiş.
Sarışın cilvelenerek;
- ''Tabii efendim siz nasıl isterseniz'' demiş.
Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
- ''Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al''...
fıkranın devamı

Bir büroda biri sarışın, biri esmer ve biri kumral üç kadın;
bir bayan şefin sekreteri olarak çalışıyorlarmış. Bakmışlar ki  şefleri her çarşamba günü iş saatinden bir-iki saat önce  bürodan tüyüp gidiyor. Bir süre sonra kendi aralarında o halde  biz de şef gider gitmez erken kaçalım diye anlaşmışlar. Ertesi  çarşamba şef gider gitmez bunların üçü de erkenden tüymüşler.
Esmer olan çarşıya gitmiş, alış-verişini yapmış, zamanını  değerlendirmiş. 
fıkranın devamı

Sarisin ile esmer de, köseyi kolay dönmek için banka soymaya karar vermisler...
Esmer bütün gece oturup plan yapmis... Sabah masanin üzerine kagitlari sermis, soygunu tüm ayrintilari ile sarisina anlatmis...
-"Iyi anladin degil mi ?" diye de sormus.
"Burasi küçük bir semt bankasi.. Bir tek güvenlik görevlisi var... İşi üç dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyecegim."
Binmisler arabaya, gitmisler bankaya...
Esmer motoru çalisir tutarak direksiyonda beklerken, sarisin bankaya girmis.
5 dk. geçmis...10 dk. geçmis... 15 dk. geçmis... Esmer korkmaya baslamis...
Tam gaza basip kaçmaya karar vermisken, bankanin kapisi büyük bir gümbürtüyle sonuna kadar açilmis...
Önde sarisin elinde bir ip... Ipin ucuna kasa baglanmis, sürükleye sürükleye arabaya kosmaya çalisiyor...
Arkasindan güvenlik görevlisi "DUR" diye bagirarak ates ediyor... Ama kosamiyor...
Çünkü pantolonu ve iç çamasiri dizlerinden asagiya inmis...
Sarisin arabaya atlamis... Esmer gaza basmis ve öfkeyle seslenmis...
-"Bir de bana plani tam anladigini söylemistin !.. "
-"Anladim tabii..."
-"Ben sana GÜVENLIK GÖREVLISINI BAGLA, KASAYI BOSALT demistim gerzek
fıkranın devamı

Bir sarisin, bir kizil saçli ve bir esmer kadin çölün ortasinda arabayla yol almaktadirlar. Hava korkunç sicaktir. Arabanin motoru birden stop eder.
Inip baktiklarinda, motoru tekrar çalistiramayacaklarini anlarlar. Mecburen çölde uzunca bir yürüyüs yapmalari gerektiginden, her biri arabadan birseyler alir.
Esmer, bir sise su; kizil sacli bir paket bisküvi ve sarisin da arabanin kapisini söküp alir. Çölde yürümeye baslarlar ve bir süre sonra dinlenmek için mola verirler.
Mola sirasinda sarisin ve esmer kadinlar kizil saçliya döner ve niye bir paket bisküvi aldigini sorarlar.
- "Acikirsam yerim, diye düsündüm" cevabini verir kizil saçli "..çölde ne kadar yürüyecegimiz belli degil.."
Hepsi de bunun çok mantikli oldugunu düsünür. Ve sonra sarisin kadinla kizil saçli olani esmere döner ve niye yanina bir sise su aldigini sorarlar.
- "Eger susarsam, yanimda içecek birseyim olmasi gerektigini düsündüm.." diye cevaplar esmer kadin.
Evet, bu çok akillica bir fikir, diye düsünür diger ikisi. En sonunda esmer ve kizil saçli kadinlar sarisina dönerler ve arabanin kapisini niçin söküp aldigini sorarlar.
- "Şeyy.." der sarisin "..çok sicak olursa pencereyi açip serinlerim diye düsündüm de.."
fıkranın devamı

Bi ayna varmis karsisina gecip yalan söylediginde yok oluyormussun, esmer hatun gecmis aynanin karsisina ve demiski;
-"I think I have the most beautiful eyes in the world." (Dünyadaki en güzel gözlere sahip olduğumu düşünüyorum)
Poff yok olmus..
kızıl hatun gelmis ve demiski,
-"I think I have the most beautiful hair in the world" demis, (Dünyadaki en güzel saçlara sahip olduğumu düşünüyorum)
Pofff ... o da yok olmus..
Sonra sira sarisin hatuna gelmis, gecmis aynanin karsisina
-"I think.. " POFFFFF!...........
(düşünüyorum)
fıkranın devamı

Sarışının biri kütüphaneye girmiş ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle
-"Anlatamadım galiba beyfendi, bana bir hamburger,bir kola, birde patates kızartması" demiş.Artık iyice sinirlenen görevli
"Hanfendi burası kütüphane!" demiş.Sarışının
yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak

-"Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması."
fıkranın devamı

Hollywoodda bir parti veriliyor,guzel bir evde.Partinin sahibi partiye heyecan ve degisim katmak icin mikrofonu eline alip basliyor:
-Arkadaslar akvaryumdaki iki piranayi bu havuza atacagim. Havuza atlayip karsiya cikan arkadas su gordugunuz sarisinla sabaha kadar eglenebilir. Kimsede ses seda yok.
-Bu esmeride sunuyoruz.
Yine kimsede ses yok.
-Bu kumral bayani da hadiye ediyoruz.
Yine ses yok.
-Bu ibneyi de veriyoruz.
Slaaaaash¦... Adamin biri suda hizla yuzuyor ve karsiya geciyor.Tekrar kosup havuzun obur kenarina geliyor:
-Nerede o ibne?
-Beyefendi o havuzun karşısında
Adam saskin saskin:
-O degil, Beni havuza iten ibne nerede?
fıkranın devamı

Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar. Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis.. Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala bacaklarinin arasinda kelepceli.. "Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.."
Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda..
Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum.. Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

« 1 2 3 4 5 6 »
Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama