Bir padişahın eşşeği varmış fakat hiç anırmıyormuş. Padişah tüm ülkeye haber saldırtmış eşşeğini anırtana malvarlığının 5'te 1'ini vericekmiş.Başarısız olanların da kellesi vurulacakmış.

Gün gelmiş eşşeği anırtmaya gelenler sıraya geçmiş. Kimse başarılı olamamış gelen gidiyor,gelen gidiyor.En sonda Namık Kemal varmış.
-Ben bu eşşeği anırtırım fakat eşşekle beni bir odaya koyun demiş.
Padişah kabul etmiş. İkisi odaya girmişler.Girmeleriyle bir eşşek başlamış anırmaya.Çılgınlar gibi anırıyo eşşek. Padişah Namık Kemal'e vermiş parasını gitmiş.

Fakat bu sefer de aradan 1 hafta geçmesine karşın eşşek susmamış.Herkesi rahatsız ediyormuş bu durum. Padişah:
-Çabuk o adamı çağırın buraya gelip sustursun şunu.Mal varlığım 5'te 1!ini de varicem demiş.
Namık Kemal gelmiş.
-Bizi yine bir odaya sokun demiş.
İkisi odaya girmişler ve 2 dakika içinde eşşeğin anırması durmuş. Padişah ve etraftakiler şaşırmış. Padişah:
-Oğlum paranı vericem sana demiş fakat bu işi naıl yaptığını söyle bana demiş.
Namık Kemal:
-Anırtmak için kulağına eğilip 'benim *ikim seninkinden büyük'dedim. Eşşek inanmadı başladı gülmeye.
Padişah:
-peki nasıl susturdun?
Namık Kemal:
-Gösterdim sustu.

fıkranın devamı


4 Rahibe ölmüş ve Cennet Cehennem sınırında sorgulamaya alınmışlar.
Sorgulama meleği demiş,
-Şimdi herkes sırayla dünyadayken işlediği en büyük günahı anlatsın. Sakın atmayın tespit ederiz.
1. Rahibe;
-Ben hayattayken bir kere penise dokunmustum parmağımın ucuyla demiş.Melek hangi parmağınla diyince sağ elinin işaret parmağını göstermiş. Melek:
-Tamam yavrum şimdi git ve günahı işlediğin o parmağı yan taraftaki kutsal suya sokarak arın günahlarından demiş.
2. Rahibe;
-Ben hayattayken bir kere penisi tutmuştum Melek:
-Hangi elinle demiş. Sağ elini kaldırmış, Melek de ona gidip o elini yandaki kutsal suya sokarak günahlarından arınmasını öğütlemiş. Bu sırada 3. rahibeyle 4. rahibe aralarında fısıldaşıyolarmış. Sonra aniden yer değiştirmişler. Sorgulama Meleği bunu farkederek:
-"Bir dakika ne oluyor, siz niye yer değiştirdiniz" diye sorunca daha önce 4. sırada olup 3. sıradakiyle yer değiştiren Rahibe:
-"İzin verirseniz, arkadaş kutsal suya g.tünü sokmadan ben bi ağzımı çalkalayıp çıkayım efendim"...

fıkranın devamı


Bizim Temel, bir Fransız ve bir İngiliz içiyorlarmış. Konu bir kadını nasıl çılgına döndürürsünüze gelmiş.

İngiliz:
- Times kenarında güzel bir lokantaya götürürüm, sonra bir müzik hole gideriz daha sonra da bir bara, hep kulağına güzel şeyler söylerim. Gece onun evine gideriz müzik, dans derken yavaş yavaş okşamaya başlarım. Uzun uzun öper, usulca soymaya başlarım . Yatak odasına götürür, sevişmeyi uzattıkça uzatırım. Kadın isteri nöbetine tutulur, çılgına döner,azgınlaşır saldırır.

Fransız
- Sen nehrinin kenarına yemeğe götürürüm. Orada pahalı bir balık ve kaliteli şarapla güzel bir akşam yemeği yeriz. Oradan Şanzelize ye gider loş kafede zaman öldürürken ellerimle masanın altından bacaklarını okşamaya başlarım. Arzu kıvamı yükselince onun evine gideriz. Yatak odasına geçeriz. Çırıl çıplak soyarım. Ayak parmaklarından başlayarak öpmeye, yalamaya başlarım. Göğüslerini okşar dakikalarca emerim. Sevişmeyi uzattıkça kadın çılgına döner, beni yiyip yutmaya başlar.

Bizim Temel,
- Fadime'yi boğaz da bir balık lokantasına götürürüm. Hamsi yeriz. Haçan bizim oralardan bahsederim. Oradan Haliç manzaralı bir kafeye gider. Muhabbete devam ederiz. Vakit ilerleyince doğru Fadime'nin eve gideriz. Hemen yatak odasına götürürüm. Daha ne oluyor demeden soyarım ve üstüne çıkarım. İşimi hallettikten sonra kalkar aletimi çok değer verdiği dantelli yatak odası perdesine silerim. Bunu gören Fadime'nin gözleri faltaşı gibi olur. Çılgına döner, bana saldırır...

fıkranın devamı


Yeni evli genç balayı dönüşü arkadaşı sorar.Nasıl dı ilk gece.Genç;İlk gece çok güzeldi çok eğlendik,çok içtik sarhoş olduk ve çılgınlar gibi seviştik.Sonra sevişme bitince ben evli olduğumu unuttum ve yataktaki karımı bir sokak fahişesi zannederek 100 dolar para verdim.Arkadaşı sorar karının tepkisi ne oldu peki.50 dolar geri verdi.

fıkranın devamı


Bir kadının üç tane kızı varmış bunlar evleneceklermiş.Kadın damatlarına bakın benim evim büyük hepinize birer oda veririm burda gül gibi geçinir gideriz demiş.
Neyse bu kızlar evlenmiş gerdek akşamı kadın büyük kızının odasının kapısını dinlemiş çılgınca sevişme ve zevk sesleri geliyomuş ve bunu duyunca sevinmiş,ortanca kızının odasının kapısını dinlemiş bu odadanda çılgınca sevişme ve zevk sesleri geliyomuş ve bunu duyunca sevinmiş,küçük kızının kapısını dinlemiş ses yok şaşırmış yine dinlemiş yine ses yok.
neyse sabah olmuş kadın küçük kızını mutfağa çağırıp sormuş.Kızım sen neden ablaların gibi şehvetli zevk dolu sesler çıkarmadın yoksa birşey olmadımı demiş.Kızıda anneciğim sen hep küçüklükten beri demezmisin ağzında birşey varken konuşma diye bende konuşmadım demiş.

fıkranın devamı


Bir kasabaya sirk geleceğini öğrenen Bill sevinçle annesinden para alıp sirke gitmiş. Sirkte "Taş *araklı Joe sirkimizde" diye bir afiş görüp merakla girmiş sirk çadırına. Hayvanların ve akrobatların gösterileri bittikten sonra sunucu;
- İşte beklenen an geldi. Huzurlarınızda Taş *araklı Joe Diye anons etmiş. Joe sahneye çıkmış. Ortaya bir masa ve üzerine bir fındık, bir de ceviz koymuşlar. Joe *ikini çıkartıp bir vuruşta fındığı kırmış. Daha sonra ikinci vuruşunda cevizi de kırmış.Seyirciler çılgınca alkışlamışlar.Bill adama hayran kalmış.Gel zaman git zaman yıllar sonra aynı kasabaya bir sirk daha gelmiş."Taş *araklı Joe bu sirkte" pankartını gören orta yaşlı Bill merak içinde sirke koşmuş.Yine hayvanlar ile akrobatların gösterilerinin ardından Joe anOns edilmiş.Joe elinde bastonu ile çıkmış sahneye. Ortaya bir masa ve üzerine bir hindistan cevizi koymuş, sonra *ikini çıkartıp bir vuruşta hindistan cevizini ikiye ayırmış. Seyirciler ve Bill çılgınca alkışlamışlar. Gösteri bittiğinde Bill koşarak kulise gidip Joe ile tanışmak istemiş.
- Efendim ben sizin hayranınızım, sizi en son 20 yıl önce burada izlemiştim, o zamanlar fındık ve ceviz kırıyordunuz, şimdi hindistan cevizi diyerek tebrik etmek istemiş.Joe:
- Sorma evlat yaşlılık işte o zamanlar gözlerim iyi görürdü, şimdi az görüyor, hindistan cevizini ancak tutturabiliyorum...

fıkranın devamı


Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafi seyrediyormuş....Derken yanina bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı... Adam çocuğa bakakalmış....çocuk da küstah bir sesle:
- "Ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca bir şey yapmadın mı" demiş.. Adam gülümsemiş:
-"Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye merak ediyorum..."

fıkranın devamı


Alman, İngiliz ve bizim Nam-ı Kemal yine bir yarışmada karşılışırlar. Yarışma eşeği anırtma yarışmasıdır. Önce ingiliz girer, eşeğe vurur, iter kakar ama eşek gık demez, oda vazgeçer. Alman girer, kuyruğundan çeker, kulağından ısırır ama eşek gene ses çıkarmaz. Sıra Nam-ı Kemal'dedir. Eşeğin yanına girer arkasına geçer ve eşekle birlikte olur. Eşek bi anda çılgınlar gibi anırmaya başlar. ilk yarışmayı Nam-ı Kemal kazanır. İkinci yarışmaya geçilir. Bu sefer amaç eşeğin kafasını önce yukarı aşağı daha sonrada sağa sola hareket ettirmektir. İngiliz girer gene, hayvanın kafasını aşağı çeker sola iter ama kıpırdatamaz. Alman kendinden emin gelir, eşeğin kafasının üzerinde zıplar, sağa iter ama eşek yine kıpırdamaz. Sıra Nam-ı Kemal'e gelir, Bu sefer N.Kemal eşeğin karşısına geçer ve sorar "beni tanıdınmı" eşek evet anlamında kafasını bi aşağı bi yukarı sallar. N.Kemal ikinci sorusunu sorar. "Bidaha yapıyımmı" eşek korku dolu gözlerle kafasını iki yana sallar.

fıkranın devamı


Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş,
derken yanına bir delikanlı gelmiş ki saçları kırmızı, turuncu,
mavi, sarı renk boyalı...
Adam çocuğa bakakalmış, çocuk da küstah bir sesle:
- "Ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca birşey yapmadın mı!" demiş.
Adam gülümsemiş:
- "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.
Şimdi de acaba sen benim oğlum musun diye merak ediyorum.."

fıkranın devamı


Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş... derken yanına bir delikanli gelmiş ki saçları kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı... Adam çocuğa bakakalmış... Çocuk da küstah bir sesle:
- "Ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca bişey yapmadın mı!" demiş... Adam gülümsemiş:
- "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. Şimdi de acaba sen benim oğlum musun diye merak ediyorum..."

fıkranın devamı


Yakışıklı bir Amerikalı çiftci kasabaya inmiş. Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satın almış. Çiftcinin bütün bunları taşımakta zorlandığını gören dükkan sahibi ona akıl vermiş :

- Çekici kovanın içine koy, kovayı bir elinde taşı. Tavukları koltuk altlarına sok ve horozu da öbür elinde taşı..!

Çiftci, adamın dediğini yapmış ve kamyonetine doğru yürümeye başlamış. Yakışıklı çiftcinin yolunu bir kadın kesip :

" Affedersiniz, acaba Çılgın Boğa Çiftliği'ne nasıl gidebilirim ? ".

Çiftci :

- Şansınız var, benim çiftliğim Çılgın Boğa'ya çok yakın. Atlayın kamyonete sizi götüreyim...!

Kadın :

" Peki ama, sizin beni şimdi bir duvara yaslayıp, öpmeyeceğinizi nereden bileyim ? ".

Çiftci :

- Hanımefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan kova, koltuklarımın altında birer tavuk, öteki elimde bir horoz varken, ben sizi nasıl duvara yaslayıp öpebilirim ? ...

Kadın :

" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayı geçir, çekici de kovanın üstüne koy ki horoz kaçamasın...! Ben de tavukları tutarım..."

fıkranın devamı


Sıcak bir yaz günü 3 çocuk kantine gitmişler.satıcı birinci çocuğa ne istediğini sormuş.çocuk bir lokum istemiş.dolayısıyla hava çok sıcak olduğu için satıcı lokumları kaldırmış.çok sinirlenip lokumları indirmiş.çocuğa lokumunu verdikten sonra lokumları yukarı kaldırmış.ikinci çocuğa ne istediğini sormuş.bu çocukta bir lokum isteyince adam çılgına dönmüş.tekrar aynı şeyleri yaptıktan sonra lokumları kaldırmadan önce üçüncü çocuğa sormuş.çocuğum sende mi bir lokum istiyorsun diye.çocuk hayır demiş.admdada rahatlıkla lokumları kaldırmış.sonra çocuğa sormuş oğlum peki sen ne istiyorsun.çocuk:ben iki lokum istiyorum.

fıkranın devamı


Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafi seyrediyormuş....Derken yanina bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı...
Adam çocuğa bakakalmış....çocuk da küstah bir sesle:
- "ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca birşey yapmadın mı" demiş.. Adam gülümsemiş: "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye merak ediyorum..."

fıkranın devamı

Zengin bi kadının kocası vefat eder. Trilyonların sahibi olan kadın bütün dünyayı gezer, he...
fıkranın devamı

Çılgınca geçen bir parti sonrasında, gençler kumsala dağılırlar. Kuytu bir köşede bir ge...
fıkranın devamı

Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı ...
fıkranın devamı

Bill Gates diğer bütün insanlar gibi bir gün ölmüş. Onu sorgu melekleri karşılamış ve -Si...
fıkranın devamı

Dört aydır evliydi. İş arkadaşlarına anlatıyordu:- Karım beni çılgına çeviriyor. Sabah, ...
fıkranın devamı

Kadın, eve aldığı aşığı ile çılgınca sevişmektedir. Tam o sırada kapı zili çalar, "Ey...
fıkranın devamı

Bizim Temel, bir Fransız ve bir İngiliz içiyorlarmış. Konu bir kadını nasıl çılgına dönd...
fıkranın devamı

Üç kovboy Teksas'ta bir barda masaya oturmuş, kafayı çekiyorlar... Bir sarhoş girmiş içeri. ...
fıkranın devamı

Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş... derken yanına bir delikanli ...
fıkranın devamı

İçerisinde 100 tane bayanın bulunduğu gemi okyanusun orta yerinde batar, kızlar yüzerek yakındaki adaya cıkarlar . Aynı anda yakınlarda da bir gemi batar ve kurtulan tek kişide kızların oldugu adaya doğru yüzer. Kızlar sahile yaklaşan kişiyi görünce birden hedefe kilitlenmiş mermi gibi erkek işte erkek diye çılgınca bizimkine doğru koşarlar bizimkisi denizde ayaklarını suda çeke çeke gelirken duydugu lafla kendine gelir ve:
- "Ay hani nerde?"
fıkranın devamı

-Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da.
-Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilirmiyim?
-Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım?
-Senin annen bir melekti yavrum.
-Neden ağlıyorsun anneciğim?
-Hayir yavrum ağlamıyorum. Gözume toz kaçtı.
-Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım.
-Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala.
-Annen sen doğarken öldü yavrum.
-N'olur gerçeği söyleyin doktor yaşayacak mıyım?
-O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim.
-Nayır Necla, n'olamaz.
-Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum.
-Tanrım, bu resim... bu resim...
-Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörün kızısın.
-Biz ayrı dünyaların insanıyız.
-Aman tanrım, göremiyorum... Göremiyorum.. Kör oldum.
-Göruyorum... Göruyorum..
-Evlenince pembe pancurlu bir evimiz olacak.
-Aman Allahım, ne kadar mesudum.
-Hayır.. Durun..! Kemal suçsuzdur.. Aradığınız suçlu benim !
-Bizim bu dünyada yaşamaya hakkımız yok mu be hakim bey abicim. Ha?
-Bu ses.. Bu ses.. Olamaz, git.. Git buradan..
-Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla.
-Üstlendiğin vazife çok mühim Kemal, bu görevi layıkıyla yapacağından eminim.
-Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak kazanırım. Rica ederim duygularımla oynamayın.
-Sen arkadaşımın aşkısın.
-Sizi ebediyete kadar bekleyeceğim.
-Lütfen haddinizi biliniz.
-Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanrıdan ümit kesilmez.
-Tanrım ne kadar bedbahtım.
-Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız...
-Babanın kanını yerde koma oğul.
-İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meğer hepsi yalanmış. Al bunları.
-Hayır Yusuf... Olaylar sandığın gibi değil.
-Fakirsin sen.. Fakir.. Fakir..
-Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?
-Bu resimdeki amca kim anne?
-Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım.
-Hayır.. Hayır.. Tertemiz hislerimle oynadın benim.
-Biliyordum.. Ölmediğini biliyordum Rıfat.
-Oh ne saadet.
-Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler.
-Yettim yiğidim.
-Yavrum İstanbul sana neler etmiş?
-Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün.
-Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşarlar, namusları için ölürler. Ama sen bunu anlayamazsın.
-Ben artık yarım bir insanım.
-Çocuğumun ameliyat parası için yaptım herşeyi.
-Ağlamak istiyorum.
-Demek ikimizde aynı kadını sevdik.
-Olmadı Neriman, yapamadım.. Seni unutamadım.
-Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum.
-Söyleyemedim anne, babamın simitçi olduğunu yine söyleyemedim !
-Son nefesimde herşeyi itiraf etmek istiyorum. Katil benim.
-Demek aşkımız bir yalandı.
-Tanrım neden, neden ben!
-N'allahım...sen sen ...bu ses n'olamaz...
-Bilmiyordum , bilmiyordum ,yemin ederim bilmiyordum...
-Lütfen beni yalnız bırakın zira ders çalışmam gerekiyor.
fıkranın devamı

Bir rahibe Chicago uçuşu için havaalanındaymış. Beklerken bir köşede bir makine görmüş, üzerinde "hem kilonuzu ölçün hem geleceğinizi öğrenin" yazıyormuş.. rahibe "hmm bi deneyelim" diyerek makineye para atmış, üzerine çıkmış veee cazurt cuzurt makineden bir kağıt çıkmış. Rahibe kağıda bakmış şunlar yazıyor:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz ve Chicago'ya gidiyorsunuz" Tabi rahibenin pek hoşuna gitmiş, ama sonra "yok canım" demiş "bu herkese aynı şeyi söylüyodur." Derken rahibe bu işi iyice kafaya takmış bi daha tartılıcam bakalım nolucak diye, gitmiş para atmış tartılmış cazurt cuzurt veeee bu sefer çıkan kağıt şöyleymiş:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz, Chicago'ya gidiyorsunuz, ve 20 dakika içinde kendinizi gitar
çalarken bulacaksınız".
Rahibe "al işte biliyordum" demiş.."ben kiiim gitar çalmak kim.. amma da yalan" diye gitmiş yerine oturmuş. Birkaç dakika sonra rahibenin yanına bir kovboy gelmiş, sırtındaki gitarı rahibenin yanına
bırakıp "5 dakika sonra dönücem gitarımı biraz size bırakabilir miyim?"
demiş, gitmiş.
Bizim rahibe kucağındaki gitari evirip çevirirken bir süre sonra yavaştan gitarın tellerini tıngırdatmaya başlamış... O anda kafasında şimşekler çakmış: "Aman tanrım gerçekten makinenin söylediği gibi oldu, burda oturmuş gitar çalıyorum!!!"
Hemen kalkmış tekrar makineye gitmiş, para atmış, tartılmış.. ve cazurt cuzurt bu sefer şöyle bir kağıt çıkmış:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz, Chicago'ya gidiyorsunuz ve birazdan herkesin içinde gaz kaçıracaksınız" Rahibe bunu okuyunca çok kızmış: "Yoooo bu kadarı da fazla..ben hayatımda asla böyle birşey yapmadım bundan sonra da yapmam!!! Bu sefer attı tutturamadı" Hışımla yerine doğru yürürken birden paaaat diye ayağı kaymış, popo üstü yere oturmuş ve o anda pırrrrt diye gaz
kaçırıvermiş!!! Rahibe artık çılgına dönmüş "Hayır..hayır buna inanamıyorum.. tanrım bi kere daha denemeliyim!!!" Ve koşa koşa tekrar makineye gitmiş, para atmış, tartılmış, cazurt cuzurt veeee kağıt gelmiş:
"Siz bir rahibesiniz, 80 kilosunuz, burda gitar çalıp gaz kaçırmakla meşgulken Chicago uçağını kaçırdınız!!!!!!!"

fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey