Çeşitli Fıkraları

loading...

Emekliliği gelmiş ilkokul mezunu çalışan derecem ve maaşım artsın düşüncesiyle dışardan ortaokul bitirme sınavına girer.Yazılı Sınavda çeşitli konulardan sorular ve cavapları. Soru :1Dindersinden abdesti bozan şeyleri sayınız Cevap :1 Sen osurusan, sen işersen, sen tuvalete gidersen abdestin bozulur şeklinde yanıtlar Hocanın şifai değerlendirmesi: Oğlum ben osurusam,ben işersem ben tuvalete gidersem senin abdesttine ne oluyor. Soru :2Gap nedir. Gapın önemini anlatınız. Cevap :2 Gap yemek pişirmeye yarar.Kalaylı gap, çelik gap, toprak gap gibi çeşitleri vardır Soru :3 Dünyada yaşayan memelilere birkaç örnek veriniz. Cevap :3 İnek,koyun,deve,keçi,Karı Gerçek hayatta yaşanmış bir olaydır.
fıkranın devamı

ulusar arası ölçekte bir araştırma yapan sosyolog dünyanın çeşitli yerlerinde kadınlara bir soru sormuş kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız naparsınız????? soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise şöyle olmuş İSVEÇLİ:neyimi beğenmediğini sorarım RUS: evi terk ederim YUNAN: kocamı vururum TÜRK: benim kocam yapmazzzzzz!
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın kadılığı sırasında birkaç kişi mahkemeye müracaat edip, komşularından çok çeşitli konularda şikâyett...
fıkranın devamı

Bir gün Hoca’nın yanına dört çocuk gelmiş. Torba içinde getirdikleri bir miktar cevizi Hocanın önüne koyup;- “Hoc...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya bir gün :- “Efendi” demişler, “sabah olunca insanların kimisi o yana, kimisi bu yan...
fıkranın devamı

Afrika’dan yeni dönmüş birisi, oralarda kavurucu sıcaklar yüzünden insanların çırılçıplak gezdiklerini anlatıyormuş. Ho...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, > çeşitli bahanelerle ibadetten birçok zaman kaytaran birileri ile sohbet ediyormuş. Mazeretleri de bir sürü ...
fıkranın devamı

Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Cumadan cumaya ...
fıkranın devamı


Bilimadamları çeşitli ülkelerin insanlarının sosyolojik yapılarını ölçmek için bir test yapmaya karar vermişler. İlk denemede üç kişi kullanılmış. Biri Fransız, biri Alman, diğeri de Türk. Etrafı aynayla çevrili bir odanın ortasına bir yatak konmuş. Yatağa üzerinde hiçbir şey olmayan dünya afeti bir kadın konmuş. Yatağın yanına da bir ütü masası, ütü ve birkaç buruşuk gömlek bırakılmış. Aynaların etrafına da bilimadamları toplanmışlar ki, denekler nasıl davranacak diye. Önce Fransız girmiş. Doğru yatağa koşmuş, kadına birkaç güzel laf söyledikten sonra aşk yapmış. Sonra da ütünün başına geçip gömlekleri ütülemiş. Arkasından Alman girmiş içeri. Kadına bir selam vermiş, sonra ütüleri bitirmiş ve kadınla aşk yapmaya girişmiş. Sonuncu giren Türk ise olayı izleyen bilimadamlarının hayret dolu bakışları arasında, kadını ütü masasının başına getirip "Ütüle bunları" demiş, aynı anda da aşk yapmaya başlamış. Sonunda bilimadamları denekleri sorgulamaya başlamışlar. "Davranış biçiminizi açıklayın" demişler. Fransız "Bizim için önce aşk gelir, sonra iş" demiş. Alman "Bizde önce iş, sonra aşk gelir" cevabını vermiş. Sıra Türk'e gelmiş. Şöyle demiş: "Bizde adettir, çalışanı becerirler."

fıkranın devamı


Akşehirde otururken, Nasrettin Hoca'nın evine dostlarından biri konuk olarak gelmiş.Nasrettin Hoca bu konuğa çeşitli yemekler hazırlatarak ikramlarda bulunmuştu.Tam yatacakları sırada, durmaksızın yemek yiyen bir obur konuk, bir mani söylemeye başlamıştı:
- "Bizim iller, bizim iller,
Yatarken üzüm yerler... "
Nasrettin Hoca,konuğun ne demek istediğini anlamıştı.Ona bu saatte üzüm ikram etmeyi uygun bulmadığı için, hemen bir karşı mani söyledi:
- "Bizde böyle adet yoktur,
Saklarlarda güzün yerler... "

fıkranın devamı


Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş.
Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız???
Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise söyle olmuş:
İsveçli: Neyimi beğenmediğini sorarım.
Rus: Evi terk ederim.
Fransız: Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
İtalyan: Kadını vururum.
İspanyol: Kocamı vururum.
Yunanlı: Her ikisini de vururum.
Türk: Benim kocam yapmaz!

fıkranın devamı

Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir kimyacıyı bir ay süreliğine ayrı ayrı odalara kapatmış...
fıkranın devamı

Akşehirde otururken,Nasrettin Hoca'nın evine,dostlarından biri konuk olarak gelmiş. Nasrettin Ho...
fıkranın devamı

Adamın biri çok çirkinmiş, kasabalı yüzüne bakmaya iğreniyormuş bu adamı kasabadan kovmak ...
fıkranın devamı

Bütün bebekler aynı sayıda hücreden oluşurlar. Embriyodaki hücreler 9 ay boyunca gelişerek
fıkranın devamı

Köye yeni tayin olan hemşireyi gözüne kestiren muhtar, çeşitli yöntemlerden sonra köyün orm...
fıkranın devamı

Fadime köfteleri irili ufaklı yapıyormuş,-Niye hepsini aynı büyüklükte yapmıyorsun?-Temel p...
fıkranın devamı

futbolla sexin 10 benzer yanı..
1. ikisindede milli olunur.
2. ikisininde sonunda insan kan ter içinde yapılır.
3. ikisindede bi şey bi yere sokulmaya çalışılır.
4. ikiside takım oyunudur.
5. ikiside 2 kere üst üste dayanılmaz eziyet verir.
6. ikisinide başkaları seyretmek için para verir.
7. ikisindede çeşitli pozisyonlar vardır.
8. ikisinide kadınlar sevmez.
9. ikisinin sonundada zafer sevinci vardır.
10. ikisinden sonrada işi yapan dötünü devirip yatma ihtiyacı duyar.
fıkranın devamı

Cinsel isteği arttıran çeşitli mekanik cihazlar vardır, özellikle bayanlarda. Bunların en başında Mercedes-Benz SL500 gelir."

PJ O'Rourke

"Cinsel birliktelik sırasında duymayı hiç istemediğiniz üç sözcük nedir?
'Tatlım, ben geldim.' "

Ken Hammond.

" Paralı seks ve parasız seks arasındaki en büyük fark şudur: paralı seks daha ucuza gelir."

Brendan Francis

" 'Entellektüel' , yaşamında seksten daha ilginç birşeyler bulmuş kimseye denir."

Edgar Wallace

"Prezervatif takarken sandığınız kadar güvende değilsiniz. Geçenlerde bir arkadaşıma, prezervatif takmasına rağmen, otobüs çarptı."

Bob Rubin

"İki kişi arasındaki cinselligin güzel olduguna inanıyorum. Ama beş kişi arasında muhteşemdir. "

Woody Allen

"Aşkta çok başarılıyım, çünkü sürekli kendi üstümde pratik yapıyorum"

Woody Allen

"Mutluluk, elektrik kesintisi sırasında kız arkadaşının evinde TV
seyredebilmektir."

Bob Hope

"İyi ki biseksüel değilim. Kadınlar yetmiyormuş gibi bir de erkekler tarafından reddedilmeye dayanamazdım."

Bernard Manning.


"Aşık olduğum kızla büyük bir ortak özelliğimiz var: İkimiz de kızlar için hasta oluyoruz!"

Anonim

"Nenfomen(*), ortalama bir erkek kadar seks tutkunu olan kadındır."

Mignon McLaughlin
__________________________________________
(*) Nenfomani: Sürekli seks düşünme ve cinsel doyumsuzluk gibi belirtileri olan bir psikolojik-cinsel rahatsızlık. (Ç.N.)
fıkranın devamı

Çeşitlili abuk sabukluklar



-Çok basim agriyor ne yapsam off.
-Bir arkadasimin disi agrimisti ayni senin gibi kivraniyordu sonunda
çektirdi kurtuldu.

-Saatin kaçi gösteriyor.
-1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12

-Pardon su adres nerde acaba?
-Elinde ya.

-Aloo kardesim sizin sirket bizim sirkete yanlis fatura kesmis bunu
duzeltin.
-Pardon efendim bu olay beni baglamiyor ben sizi muhasebeye bagliyorum.

-Alo iyi günler gazetedeki ilanininiz için aramistim hani meraklisina doberman dediginiz ilan.
-Evet buyrun satin almak istiyorsaniz adresi veriim.
-Hayir almayacagim ben sadece merak ettigim için aradim doberman napiyo iyi mi ?

-Benim derdim ne biliyormusun anlasilamamak. Kimse beni anlamiyor.
-kpişsş jdüyhdj
-Diyorumki kimse beni anlamiyor
-Sişüida dkağlfk kdkoğüq
-Neyse bosver.

-Sayin itfaiye müdürüm yanginin nerden çiktigini buldum.
-Öyle mi çok iyi, aferin nerden çikmis peki.
-Su kapidan çikmis zaten üzerinde "YANGIN ÇIKISI" yaziyor.

-Baba Amerikaya daha çok var mı?
-Kes sesini de yüzmeye devam et.

-Bu ay elektrik faturalari yüksek gelecek anlasilan.
-Nerden anladin?
-Baksana elektrikler bir geliyo bir gidiyo.

-Herseye yeni bastan baslamaya ne dersin Leyla.
-Tabi yeni bastan baslicaz beceriksiz herif bu sefer yumagi dogru tut karistirma.

-Müjgan beni seviyormusun?
-Evet hem de çok
-Ben de kendimi çok severim desene ayni kisiyi seviyoruz.

-Pişman misin?
-Evet keşke 250 isteseydim.

-Imameyi yanlis yere koymussun.
-Tesbihte hata olmaz.

-Hayirli olsun araba almissin
-Evet Arab'a aldim ama simdi Çinli de istiyor ona da almak lazim.

Batik banka kapisinda bekleyen müsteri görevliye tartismaktadir.
-Birakin kardesim ben hesabimdaki parayi çekmek istiyorum.
-Beyfendi sizin hesabiniz öldü çekemezsiniz.
-Nasil yani ?
-Vadesi dolmus.

Yine Batik banka kapisinda bekleyen müsteri görevliye tartismaktadir buradaki banka ve sahis farkli olay benzer.
-Birakin kardesim ben hesabimdaki parayi çekmek istiyorum.
-Beyfendi sizin hesabiniz öldü çekemezsiniz.
-Nasil yani ?
-Faiz alirken paranin dogurduguna inaniyorsun da simdi oldugune niye
inanmiyorsun?

-Aman Allahim ! Neriman beni aldatiyorsun ha hem de ikiz kardesimle!!!
-Ne! Recai bu kardesin miydi ama ben bunu sen sanmistim.
-Hayatim korkma salak kardesimin bir sakasi bu. Recai benim zaten

-Kaç yasindasiniz.
-Bilmem her yil degisiyor.

-Alooo su anda nerdesin?
-Telefondayim ya.

Bir röportajda Kaya Çilingiroglu'na soruyorlar:
-Ikinci cocugu yapmayi düsünüyormusunuz
-Düsünüyoruz ama Hülyayi yakalayamiyorum ki yakalasak düşünücez.
Bence Kaya çok espirili adam.....

-Ya parasütüm açilmazsa ne olacak
-Merak etmeyin degiştiririz.

Bir Rus vatandaşı, getirdiği tişörtleri satıyordu. Türkçe bilmediği için de tişörtlerin fiyatını kağıda, Giresunlu birine yazdırmış olmalı. Kağıtta
aynen şunlar yazıyordu: '80 bin, en son 70 bin...' Nasıl yani diye kendi kendime sorup uzun süre güldüm.
fıkranın devamı

BIRINCI DAKIKA
Sevgili günlük,
Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Simdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.

SEKIZINCI SAAT
Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır misin, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim, ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman'ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adini takti. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu". Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Y_a_v_s_a_k iste, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu isten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman i_t_i_n_d_e_n ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....

ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.

ON BIRINCI SAAT
Acaba azaltarak mi bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.

ON ÜÇÜNCÜ SAAT
İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."

ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teoman mis. "Sağlığında yeni düzelmeler var mi?" diye sorup kahkaha attı. Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde basarisiz olmamı bekliyor demek ki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk isim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak.

ON YEDINCI SAAT
Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı g.türmüs. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakin?

YIRMI DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman'ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından söz ettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdeği alayım.

IKINCI GÜN
Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hincal Uluç kösesinin yazısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkılarına ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundan sonra o dükkanın önünden geçemem.

ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari...

DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. kız kaçmaya başladı, ben de pesinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını fark edince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.

BESINCI GÜN
Bu sabah İstikbal'den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal'i arayıp siparişi iptal ettim, Yataş'ı var Mobella'si var canim, banane yani...

ALTINCI GÜN
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. Zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara içmesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be...

YEDINCI GÜN
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic'i açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mi-yo-rum. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz essogluessekler sizi be!

SEKIZINCI GÜN
Aksam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Bu insanlar ne kadar anlayışsız var ya günlük, aklin oynar. Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığından beri kilo aldın lan koca g.t" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.

SEKIZINCI GÜN
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabi verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.

DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi fark ettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyor musun, sevgilim beni terk etti. Alçak kadın, manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin b.kunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.

ONUNCU GÜN
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden söz etmiştim. Ben iki yöntemi
birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.

ON BIRINCI GÜN
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, simdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani...

ON IKINCI GÜN
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.

ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgilimi ve Teoman'ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarin aksam buluşmaya karar verdik.

ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Teoman'la ocak başına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman'ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sanane?

ON BESINCI GÜN
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha isim olmaz seninle.
fıkranın devamı

1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .

2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)

3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)

4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.

5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.

6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.

7.. Lourvre müzesinde kapkaççılık yapar.

8.. Chapms Elises Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.

9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.

10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.

11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.

12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.

13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.

14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.

15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.

16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.

17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.

18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.

19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.

20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.

21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.

22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.

23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.

24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.

25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. Turizm patlar.

26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.

27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.

Yaaa ! Dostlar . İşte böyle . Bundan sonra kimse "Biz Müslüman bir ülkeyiz; Avrupalılar bu yüzden bizi AB'ne almıyorlar" ya da "Türkiye'de demokratikleşme sağlanamadı; onun için giremiyoruz AB'ne" savunmalarını yapmasın . Çünkü alakası yok . İşte yukarıda sayılan maddeler yüzünden giremiyoruz AB'ne. Onlar yeni bir İstanbul olmaktan korkuyorlar . Kendi milletini tanımayan bazıları da hemen işi siyasi ve dini nedenlere dayandırıyorlar. "Yahu bir beceremediler şu AB'ne girmeyi" diye siyasetçileri suçluyorlar. Zavallı siyasetçi ne yapsın. Eldeki malzeme bu. AB'ne girer miyiz, girmez miyiz bilinmez ama fırsat bu fırsat, Avrupalılar Türkiye'deki bazı aksaklıkları gidermek için türlü şartlar sürüyorlar ortaya. Devlet seviyesinde çözülmesi gerekenlere eyvallah. Elbet çözülür ama ya bireyler ? Yani yukarıda anlatılanlar. Onu çözecek babayiğit ne Türkiye'de var ne Avrupa'da. Yoksa AB adam olana çocuk oyuncağı ama biz adam olamadık ki.
fıkranın devamı

Genç bir erkeğin dört kız arkadaşı vardı ve bir turlu hangisiyle evleneceğine karar veremiyordu. En sonunda doğru kararı verebilmek için bir test yapmaya karar verdi. Her birine 1000$ verdi ve bu parayı istediğiniz gibi harcayın dedi..
Birinci kız arkadaşı kendisine yeni elbiseler ve ayakkabılar aldı, kuaföre ve güzellik salonlarına gitti. Genç erkeğe geri geldiğinde söyle dedi:
- "Senin için en güzeli ben olmak istiyorum, çünkü seni seviyorum!"
İkinci kız arkadaşı ise genç erkeğin tuttuğu takımın iki kombine biletini, en sevdiği türden bir suru video CD ve bir ay yetecek bira ile geri geldi ve söyle dedi:
- "Bunlar senin için aldığım hediyeler, eminim seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla bende mutlu olacak."
Üçüncü kız arkadaşı ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı ve kısa bir sure içersinde para kendini ikiye katladı ve bu parayida çeşitli yatırım alanlarında kullandı. Genç adama geri gelerek söyle dedi:
- "Bana verdiğin parayı birlikte yaşayacağımız mutlu bir gelecek için çoğalttım, çünkü seni seviyorum!"
Dördüncü kız arkadaşı ise bu paranın bir kısmıyla bir suru kitap aldı, kalan kısmıyla ise fakirlere yemek dağıttı. Genç adama geri gelerek söyle dedi:
- "Verdiğin paranın bir kısmıyla sana layık olabilmek için bir suru kitap aldım diğer kısmıyla ise senin adına fakirlere yemek dağıttım."
Genç erkek dört kız arkadaşının yaptıklarından çok etkilenmişti. Karar vermek için arkadaşlarının verdiği cevaplar hakkında bir sure düşündü ..... düşündü........... düşündü.........Çok iyi düşündü... bu belki de hayatinin en önemli kararı olacaktı..... kolay bir karar değildi.... arkadaşlarının verdiği cevapları bir daha düşündü..... ve en iri göğüslü olanla evlenmeye karar verdi...

fıkranın devamı

Bir gün bi uçakta çeşitli ülkelerden işadamları Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış.Rus her konuşmasında Rus KGB sinin çok iyi çalıştığını herşeyden haberdar olduğunu çok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu iyice sıkmış.Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa'nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın. Derken Almanya'ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda'nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur... Uçak geçiyor Rusya'ya sonra (nasıl bi rotaysa artık) Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran'a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Türkiye'ye... Türk sinirli muhabbetten....mına koyim bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız'ın kızını, içer İngiliz'in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz.

fıkranın devamı

Çeşitli milletlerden temsilciler,uzay konferansında buluşmuşlar.bizim Türkiye'yi de temel temsil ediyormuş.
Konferansa katılan ülkelerin temsilcileri uzaya yolculuk hakkında ülkelerinin çalışmalarını anlatıyorlarmış.işte:"biz marsa gidicez","biz stüründe hayat kuracaz" "ayla dünya arasında seferler yapacağız" gibi,herkes tek tek çıkıp anlatıyormuş.
Yanlız bizim temel sus pus, ne anlatsın. En sonunda konferans üyeleri durumu fark edip Temel'e sormuşlar: "siz Türkiye olarak çalışmalarınız nedir?" bizim Temel'de hiçbir şey dememektense bir şeyler uydurayım diye düşünmüş ve:
"biz çalışmalarımızı sürdürüyik, gunese gieceğuz." demiş.hemen üyeler şaşkın bir vaziyette hep bir ağızdan:"olur mu öyle şey yanarsınız,manyak mısınız siz?"gibisinden laflar etmişler.
Bizim Temel de cevap vermiş:"o kadar enayü değülüz uşağum,biz günese akşamüstü serinliğinde gideceğuz." demiş...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama