Ölüm Fıkraları

loading...

Adam morel sıfır, düşünceli iken bir arkadaşı gelir. Teselli amaçlı. -Hayrola dostum. Pek dalgınsın. -Bi git yav her şey de anlatılmaz ki. -Olsun yine de anlat. -Ya baktım evde süt yok. Yengen de yok. -Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Dedim. Bari ineği sağayım. -Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Ne oldu? -Ne olacak. Aldım bakracı, başladım ineği sağmaya. Da durmadı ki? -Ne durmadı? -İneğin kuyruğu. -Ee? -Ne Ee ya bi git başımdan her şey de anlatılmaz ki. -Ölümü gör. -Baktım olmuyor. Kuyruğunu yukardaki ağaca bağladım. -Ee? -Ee si.. derken ayakları da durmadı. Eee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Bak konuşmam. -Tamam derken baktım olmuyor ayağını da bağladım. Tam sağayım derken öbür ayağı. -Eeee? -Git yaa her şey de anlatılmaz ki. -Küsüyorum bak? -Tamam tamam da yaa her şey de anlatılmaz ki. -Sahi ne olda hâla anlamadım. Sonra? -Sonrası mı kaldı. -Eee? -Başlarım Eee? ne. YENGEN GELDİ.
fıkranın devamı

Nasıl Atladılar Bir grup ingiliz, amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. birden şiddetli bir fırtına kopmuş.Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş.fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle ka…rşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. “Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi” demiş.Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: -Eee,noldu? -Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: -Nasıl olur,daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay. İngilizlere “sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar” dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu icin çok faydalı olduğunu söyledim. -Peki ya Türklere ne dedin? -onlara da “Denize girmek yasak! ” dedim.
fıkranın devamı

Temel ölüm döşeğindedir karıs Fadimeyi yanına çağırır:Hizmetçi kızla aldatayirdum seni beni affet -bileyirum boşinamu zehirledum seni
fıkranın devamı

Bir adam çocuğunu kaybeder. Bir gün bir adamın yanına gider. Ve sorar (bu çocuğu gördünmü?) adam cevap verir (bak şimdi şurda 3cadde var 1.sine değil 2.sine değil 3. süne git. Orada 3 sokak var 1.sine değil 2.sine değil 3. süne git.Orada 3 mahalle var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3 ara sokak var 1.sine değil 2. sine değil 3.süne git.Orada 3 tane ev var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git. Orada 3tane kat var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git. Orada 3tane kapı var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3tane oda var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3 tane bölüm var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3tane dolap var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3tane çekmece var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Oradaki kurana el basarımki oğlunu görmedim.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, bahçesine ektiği sebzeler için, fukaraların hakkını, yâni zekâtlık kısımları evvelinden ayırırmış. Mahsuller ...
fıkranın devamı


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı


Bir futbol fanatiği adam birgün arkadaşının yanına gider. Arkadaşı ise ölüm döşeğinde azraille boğuşuyor. Adam perişan arkadaşına der:
-Bana bir iyilik yap ve öbür tarafa gittiğinde orda da futbol var mı yok mu diye haber ver. Arkadaşı tamam der. Adam öldükten iki hafta sonra fanatik arkadaşını odasında ziyaret eder. Adam arkadaşının hayaletini görünce şaşkınlıkla kalkar. Ölü arkadaşı :
-Sana bir iyi bir de kötü haberim var, ilk önce hangisini söyleyim? der.
Arkadaşı :
-"İyi haberden başla".
-"İyi haber her Çarsamba arkadaşlarla maç yapıyoruz. Kötü haber ise, bu Çarsamba kalede sensin varsın!"


fıkranın devamı


Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. > diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı


Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
"İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?"
Papaz cevap verir:
"Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur."
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
"Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım."

fıkranın devamı


Tanri bakmis ki her gelen cennete giriyor ve de artik
kapasitesi dolmak uzere, meleklerini yanina cagirip, cennete girmeye hak kazananlarin ölüm hikayelerini dinleyin mantikli ve haklı bulduklarinizi iceri alın gerisini gonderin demis.
Cennetin kapisi ilk calista bir adam gormusler melekler karsilarinda.
-Anlat bakalim hikayen nedir demisler.
Adam da
- Ben Amerika da bir apartmanin 25.katinda oturuyorum demis,
bir gün eve geldigimde karimi cirilciplak yatakta gordum ve beni
aldattigini dusunerek hemen ortaligi aramaya basladim, karim da bir yandan arkamdan yapma nolur falan demekte, fakat hicbir yerde adami bulamadim, en sonunda gozu balkon demirine takildi, orada bir adamin demirlere tutunarak asagi sarktigini gordum, hemen kosup parmaklarini ittiriverdim, adam asagi dustu, dallara falan carpti sirtustu yere yapisti fakat olmedi.
Ben de Buzdolabini adamin ustune attim ve adam oldu, ben de sevincimden kalp krizi gecirip oldum demis.
Melekler bunun uzerine gec bakalim demisler, daha sonra
cennetin kapisi tekrar calinmis, ikinci adam ayni soru sorulunca
- Ben Amerika da bir apartmanin 26. katinda oturuyorum demis.
Balkona cikip hava aliyordum dengemi kaybedip asagi dustum tam bu
anda 25. katin parmakliklarini yakalayabildim fakat manyagin biri once beni asagi attı sonra da uzerime buzdolabi firlatti ve ben de oldum demis.
Melekler bu adam da masum diyerek gec bakalim demisler. Cennetin Kapisi ucuncu kere caldiginda iceri Bill Clinton girmis, melekler onu gorunce sasirmislar ve burada ne isi oldugunu sormuslar,
- Simdi hikayem soyle, ben cirilciplak bir buzdolabinin
icindeydim......

fıkranın devamı


Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. Vasiyetim var diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

fıkranın devamı


İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı...
Derken birgün bir tanesi ağır hasta oldu.. Ölüm döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı.
"Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber ver.."
Öteki "Tamam..."dedi.. "Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapıcam.."
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
Öteki hemen sordu.
"İyi haber nedir?"
"Cennette futbol oynanıyor....."
"BU HARİKA...!!! :))) Peki kötü haber nedir???"
"Yarınki maçta kalede sen varsın...

fıkranın devamı



Kütüphane memuru olarak çalışan Temel'e bir okuyucu sormuş.
-'Kadınlara karşı zafer kazanan erkek' kitabını nerde bulabilirim?
-Masal pölümünde...




fıkranın devamı


Kütüphane memuru olarak çalışan Temel'e bir okuyucu sormuş.
-'Kadınlara karşı zafer kazanan erkek' kitabını nerde bulabilirim?
-Masal pölümünde...

fıkranın devamı


Elektrikli sandalyede ölümü bekleyen Temel yanındaki gardiyana;



-Elimi tutar misun çok korkiyrum!



fıkranın devamı


Temel bir gün kendini öldürmeye karar vermiş,
sabah olunca tepedeki çam ağacına gidip
kendini asmaya çalışıyormuş;
tarlada çalışan köylüler bunu görüp yanına gitmişler,
temel niye kendini ağaca bacağından asıyorsun demişler.
Temel ise boğazdan asınca nefes alamiyoriym daaa
köylü kahkahaya boğulmuş.

fıkranın devamı


Gurbette çalışan iki Karadenizli den biri izinden dönmüş,hemşerisine memleketten haberler veriyordu.
-Memlekete kar yağdı;kurtlar,çakallarköye indi!deyince araların da şu söyleşi geçti:
-Bir zarar verdiler mi?
-Sizin cil horozu çakal kaptı!
-Peki,Karabaş neredeymiş?
-Eşek Karabaş ı tekmeyle öldürmüş!
-Eşek değirmen de değil miydi?
-Değirmenden babanın tabutunu getirmişti!
-Uy babam öldü mü?
-Öldü ya...Ananın ölümüne dayanamadı da!
-Ah anam ah o da mı öldü?Desene ocağım söndü.Evim boş kaldı.
-Hayır,boş kalmadı.O da yangın da yandı,kül oldu

fıkranın devamı


Hasan ile Mehmet ayni köyden olup ayni birlikte askerlik görevini yapmaktadırlar.Mehmet memleket izninden dönünce Hasan ailesi hakkında çok bilgi ister,sorar Mehmet'e:Benim sarı öküz nasıl ?-Senin öküz dedenden iki gün sonra ölmüş,-Dedemde mi ölmüş?-Ninenin ölümüne dayanamamış O da ölmüş,-Ninem demi ölmüş?-Babanın öümüne dayanamamış O da ölmüş,-Babam da mı ölmüş?-Annenin ölümüne dayanamamış O da ölmüş,- Annem de mi ölmüş?Karının ölümüne dayanamamış O da ölmüş,-Yahu karım da mı ölmüş?Çocukların sele kapılıp ölünce O da kahrından ölmüş,-Vah vah,desene bütün ailem yok oldu,evimiz kapalı kaldı ,deyince Mehmet -Yok canım o kadar merak etme babanın borcuna karşılık icra memurları kapınızı alıp gitti eviniz açık kaldı,demiş...

fıkranın devamı


Sayın Teknik Servis Yetkilisi,

Geçen yıl aldığım "Erkek Arkadaş 5.0" programını "Koca 1.0" seviyesine yükselttim. Ama tüm sistem performanslarında bir yavaşlama söz konusu.

Özellikle "ErkekArkadaş 5.0" bölümünde bulunan "Çiçek 8.0" ve "Mum IşığındaYemek 6.3" işlemleri "Koca 1.0" programında yok.

"Koca 1.0" programı devreye girince bir çok program devre dışı kaldı. "Romantizm 9.5" ile "Özel İlgi 6.5" kesinlikle devre dışı, ama bunu yerine "Sınırsız TV 0.4" ve "Maraton 1.35" sürekli çalışıyor. "Sohbet 8.0" ve "EvTemizliği 2.6"yi çalistirinca da sistemi çökertiyor. "Kavga 5.3", "Evi Terk Et 3.2" programı fayda etmedi.

"Koca 2.0" sürümünü yüklesem işe yarar mi? Sizce ne yapmam gerekiyor?


İmza

Umutsuz


Sayın Umutsuz.

Bir kere bu olayı şöyle görmeniz gerek "ErkekArkadaş 5.0" bir eğlence paket programıdır, "Koca 1.0" ise başlı başına bir işletim sistemi.

"http:/ Beni sevdiğini düşünüyordum.html" komutunu yazarak "GözYaşı 6.2"'yi indirin ve "Suçlu His 3.0"'ı güncellemeyi unutmayın. Eğer bu uygulamalar doğru sonuç verirse "Çiçek 2.0" ile "Mum Işığında Yemek 2.1" kısa bir süre için devreye girebilir. Ama sakın çok sık uygulamaya koymayın yoksa "Koca 1.0" otomatik olarak koruma programı olan "Sessizce Surat Asma 2.5"’i devreye sokar.

Ama ne yaparsanız yapın kesinlikle "Kaynana 1.0"'ı çalıştırmayın. Ekran görüntüsünü bozan ve sistem kontrolünü kaybettiren bir virüs ortaya çıkar.

Ayrıca "Erkek Arkadaş 5.0"'ı kesinlikle yeniden yüklemeyin. Bu kabul edilmez uygulama ciddi sorunlar yaşatabilir ve "Koca 1.0" bunu kaldıramaz.

"Koca 2.0" ise size ek yük getirmekten baska ise yaramaz.

Kısacası "Koca 1.0" çok güzel bir işletim sistemi, ama sınırlı hafızaya sahip ve yeni uygulamaları hemen kavramaya müsait değil.Performans arttırıcı ek programlar tavsiye ederiz, mesela, "SıcakYemek 3.0" ve "Sevgi Sözcükleri 7.7" çok faydalı olur.

İyi Şanslar

fıkranın devamı


Naziler üç kişi; İngiliz, Fransız ve Laz'ı esir almışlar ve sonuçta ölüm cezasına çarptırmışlar. Ve askerler soruyor: - Beyler Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asılarak mı? Kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi: - Benim atalarım hep giyotinle öldüler ben de giyotinle. Onu almışlar kafasını yerleştirmişler giyotine. Giyotini üstten bırakıyorlar.Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Çünkü bu durumda Fransız kurtuldu. İngiliz: - Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü benide giyotinle öldürün. İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama olay aynı sekilde cereyan ediyor. Sonuçta İngilizde kurtuluyor. Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık: - Arkadaşlar asılarak ölmek gerçekten çok kötü. E zaten giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin.

fıkranın devamı


Savcı, morgdaki üç ceseti incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu:
- "Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü"
dediler.
Ikinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:
- "Bu neden sırıtıyor?"
- "Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü"
diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.
- "Bu neden öldü?"
diye sordu savcı.
- "Efendim, buna yıldırım çarptı"
dediler.
- "Peki neden sırıtıyor?"
- "Fotoğrafını çekiyorlar sanmış."

fıkranın devamı


İki mühendisin yolu afrikaya düşer. orada zenci yamyamlar bu iki mühendisi esir alırlar. yamyamların reisi mühendislerden birine sorar:
- ölüm mü mokoko mu?
mühendis çok kısa düşünür ve ölmektense mokokoyu tercih eder. fakat mokoko ne demek bilmemektedir.
daha sonra 2.05 boylarında iki zenci gelir, mühendisi alır ve tecavüz ederler.
sonra reis döner ve diğerine sorar:
- ölüm mü mokoko mu?
mühendis şereflice ölmeyi tercih eder.
- tabiiki ölüm!
yamyamların reisi komutunu verir:
- ölene kadar mokoko!!

fıkranın devamı


Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
- İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?
Papaz cevap verir:
- Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur.
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
- Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım.

fıkranın devamı


Bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir ziraat mühendisi, zirai kredi başvurularını yerinde incelemek için bir köye iş ziyaretinde bulunur. Akşam hava kararmak üzereyken köyden ayrılır. Yarı yolda arabası arızalanır ve inip baktığında tamirinin mümkün olmadığını görür. Bu gece burada bir başıma ne yapacağım diye kaygılanırken ileride bir ev olduğunu ve ışığının yandığını görür. Eve giderek kapıyı çalar. Kapıyı genç ve oldukça güzel bir bayan açar. Ve bayan şöyle der:
- Buyrun beyefendi. Ben kocası askerde olan ve burada yanlız yaşayan bir bayanım. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Adam da:
- Ben bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir Ziraat Mühendisiyim. Arabam bozuldu ve yolda kaldım. Geceyi burada geçirmem mümkün mü acaba?
-Tabiki der kadın ve birlikte içeri girerler. Kadın adamın yanına gelerek:
-Bakın beyefendi ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Her hangi bir arzunuz var mı?
diye sorar. Adam da acıkmış olduğunu ve mümkünse kadından yiyecek birşeyler hazırlamasını ister.
Kadın adamın isteğini yerine getirir ve çok güzel bir sofra hazırlar. Yemekten sonra kadın adamın karşısına geçerek:
- Beyefendi, ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Başka bir arzunuz var mıydı acaba?
diye sorar. Adam yemek için teşekkür eder ve eğer mümkünse yemeğin üzerine çay içmek istediğini söyler. Kadın çayı demler ve birlikte çaylarını içerler.
Çay faslından sonra kadın yatak odasına gidip en şuh ve seksi geceliğini giyerek adamın karşısına çıkar ve
- Beyefendi, ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Başka bir arzunuz varsa çekinmeden söyleyin onu da yerine getireyim. der. Adam da artık uyku saatinin geldiğini ve kadının ona bir yatak hazırlaması halinde uyumak istediğini söyler. Kadın yatağı hazırlar ve Ziraat Mühendisi uyur.
Sabah olup uyandığında adam kadını evin içinde göremez ve eviv bahçesine çıkar. Kadın orada hayvanlara yem vermektedir. Fakat bir olay adamın tuhafına gider. Çünkü bahçede bir tavuk ve 5 horoz vardır. Adam kadına sorar:
- Hanımefendi,1 tavuğa 5 horoz fazla değil mi? Ben bu durumdan bir şey anlayamadım da... Kadın bu soruya cevap verir:
-ANLAMAYACAK BİRŞEY YOK BEYEFENDİ. O HOROZLARIN 4 TANESİ ZİRAAT MÜHENDİSİ...

fıkranın devamı


Adamın biri ölüm döşeğindedir adam sorar
karım nazife burdamıdır
kadın-burdadır.der
adam-büyük oğlum temel burdamıdır
temel-burdayım babacuğum
adam-güzel kızım fadime burdamıdr
kız-burdadır babacığım
adam-küçük oğlum burdamıdır
çovuk -burdayım babacuğumder
adam _ ulan allah belanızı versin hepiniz burdasınız peki dükkana kim bakacak?

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama