Ölümün Fıkraları

loading...


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı



Kütüphane memuru olarak çalışan Temel'e bir okuyucu sormuş.
-'Kadınlara karşı zafer kazanan erkek' kitabını nerde bulabilirim?
-Masal pölümünde...




fıkranın devamı


Kütüphane memuru olarak çalışan Temel'e bir okuyucu sormuş.
-'Kadınlara karşı zafer kazanan erkek' kitabını nerde bulabilirim?
-Masal pölümünde...

fıkranın devamı


Gurbette çalışan iki Karadenizli den biri izinden dönmüş,hemşerisine memleketten haberler veriyordu.
-Memlekete kar yağdı;kurtlar,çakallarköye indi!deyince araların da şu söyleşi geçti:
-Bir zarar verdiler mi?
-Sizin cil horozu çakal kaptı!
-Peki,Karabaş neredeymiş?
-Eşek Karabaş ı tekmeyle öldürmüş!
-Eşek değirmen de değil miydi?
-Değirmenden babanın tabutunu getirmişti!
-Uy babam öldü mü?
-Öldü ya...Ananın ölümüne dayanamadı da!
-Ah anam ah o da mı öldü?Desene ocağım söndü.Evim boş kaldı.
-Hayır,boş kalmadı.O da yangın da yandı,kül oldu

fıkranın devamı


Hasan ile Mehmet ayni köyden olup ayni birlikte askerlik görevini yapmaktadırlar.Mehmet memleket izninden dönünce Hasan ailesi hakkında çok bilgi ister,sorar Mehmet'e:Benim sarı öküz nasıl ?-Senin öküz dedenden iki gün sonra ölmüş,-Dedemde mi ölmüş?-Ninenin ölümüne dayanamamış O da ölmüş,-Ninem demi ölmüş?-Babanın öümüne dayanamamış O da ölmüş,-Babam da mı ölmüş?-Annenin ölümüne dayanamamış O da ölmüş,- Annem de mi ölmüş?Karının ölümüne dayanamamış O da ölmüş,-Yahu karım da mı ölmüş?Çocukların sele kapılıp ölünce O da kahrından ölmüş,-Vah vah,desene bütün ailem yok oldu,evimiz kapalı kaldı ,deyince Mehmet -Yok canım o kadar merak etme babanın borcuna karşılık icra memurları kapınızı alıp gitti eviniz açık kaldı,demiş...

fıkranın devamı


Sayın Teknik Servis Yetkilisi,

Geçen yıl aldığım "Erkek Arkadaş 5.0" programını "Koca 1.0" seviyesine yükselttim. Ama tüm sistem performanslarında bir yavaşlama söz konusu.

Özellikle "ErkekArkadaş 5.0" bölümünde bulunan "Çiçek 8.0" ve "Mum IşığındaYemek 6.3" işlemleri "Koca 1.0" programında yok.

"Koca 1.0" programı devreye girince bir çok program devre dışı kaldı. "Romantizm 9.5" ile "Özel İlgi 6.5" kesinlikle devre dışı, ama bunu yerine "Sınırsız TV 0.4" ve "Maraton 1.35" sürekli çalışıyor. "Sohbet 8.0" ve "EvTemizliği 2.6"yi çalistirinca da sistemi çökertiyor. "Kavga 5.3", "Evi Terk Et 3.2" programı fayda etmedi.

"Koca 2.0" sürümünü yüklesem işe yarar mi? Sizce ne yapmam gerekiyor?


İmza

Umutsuz


Sayın Umutsuz.

Bir kere bu olayı şöyle görmeniz gerek "ErkekArkadaş 5.0" bir eğlence paket programıdır, "Koca 1.0" ise başlı başına bir işletim sistemi.

"http:/ Beni sevdiğini düşünüyordum.html" komutunu yazarak "GözYaşı 6.2"'yi indirin ve "Suçlu His 3.0"'ı güncellemeyi unutmayın. Eğer bu uygulamalar doğru sonuç verirse "Çiçek 2.0" ile "Mum Işığında Yemek 2.1" kısa bir süre için devreye girebilir. Ama sakın çok sık uygulamaya koymayın yoksa "Koca 1.0" otomatik olarak koruma programı olan "Sessizce Surat Asma 2.5"’i devreye sokar.

Ama ne yaparsanız yapın kesinlikle "Kaynana 1.0"'ı çalıştırmayın. Ekran görüntüsünü bozan ve sistem kontrolünü kaybettiren bir virüs ortaya çıkar.

Ayrıca "Erkek Arkadaş 5.0"'ı kesinlikle yeniden yüklemeyin. Bu kabul edilmez uygulama ciddi sorunlar yaşatabilir ve "Koca 1.0" bunu kaldıramaz.

"Koca 2.0" ise size ek yük getirmekten baska ise yaramaz.

Kısacası "Koca 1.0" çok güzel bir işletim sistemi, ama sınırlı hafızaya sahip ve yeni uygulamaları hemen kavramaya müsait değil.Performans arttırıcı ek programlar tavsiye ederiz, mesela, "SıcakYemek 3.0" ve "Sevgi Sözcükleri 7.7" çok faydalı olur.

İyi Şanslar

fıkranın devamı


Bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir ziraat mühendisi, zirai kredi başvurularını yerinde incelemek için bir köye iş ziyaretinde bulunur. Akşam hava kararmak üzereyken köyden ayrılır. Yarı yolda arabası arızalanır ve inip baktığında tamirinin mümkün olmadığını görür. Bu gece burada bir başıma ne yapacağım diye kaygılanırken ileride bir ev olduğunu ve ışığının yandığını görür. Eve giderek kapıyı çalar. Kapıyı genç ve oldukça güzel bir bayan açar. Ve bayan şöyle der:
- Buyrun beyefendi. Ben kocası askerde olan ve burada yanlız yaşayan bir bayanım. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Adam da:
- Ben bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir Ziraat Mühendisiyim. Arabam bozuldu ve yolda kaldım. Geceyi burada geçirmem mümkün mü acaba?
-Tabiki der kadın ve birlikte içeri girerler. Kadın adamın yanına gelerek:
-Bakın beyefendi ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Her hangi bir arzunuz var mı?
diye sorar. Adam da acıkmış olduğunu ve mümkünse kadından yiyecek birşeyler hazırlamasını ister.
Kadın adamın isteğini yerine getirir ve çok güzel bir sofra hazırlar. Yemekten sonra kadın adamın karşısına geçerek:
- Beyefendi, ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Başka bir arzunuz var mıydı acaba?
diye sorar. Adam yemek için teşekkür eder ve eğer mümkünse yemeğin üzerine çay içmek istediğini söyler. Kadın çayı demler ve birlikte çaylarını içerler.
Çay faslından sonra kadın yatak odasına gidip en şuh ve seksi geceliğini giyerek adamın karşısına çıkar ve
- Beyefendi, ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Başka bir arzunuz varsa çekinmeden söyleyin onu da yerine getireyim. der. Adam da artık uyku saatinin geldiğini ve kadının ona bir yatak hazırlaması halinde uyumak istediğini söyler. Kadın yatağı hazırlar ve Ziraat Mühendisi uyur.
Sabah olup uyandığında adam kadını evin içinde göremez ve eviv bahçesine çıkar. Kadın orada hayvanlara yem vermektedir. Fakat bir olay adamın tuhafına gider. Çünkü bahçede bir tavuk ve 5 horoz vardır. Adam kadına sorar:
- Hanımefendi,1 tavuğa 5 horoz fazla değil mi? Ben bu durumdan bir şey anlayamadım da... Kadın bu soruya cevap verir:
-ANLAMAYACAK BİRŞEY YOK BEYEFENDİ. O HOROZLARIN 4 TANESİ ZİRAAT MÜHENDİSİ...

fıkranın devamı


40 yaslarindaki kadin kalp krizi nedeniyle hastaneye yatirilmisti.Kendinden geçmis durumdaydi. Doktorlar kurtarmak için çilginlar gibi ugrasiyordu..Tam bu sirada Tanri kadina göründü.
-"Yanina geliyorum Tanrim," diye inledi kadin.
-"Hayir," diye cevap geldi yücelerden,"daha önünde 35 yil, 2 ay, 8 gün var..."
Kadin nihayet kendine gelmisti. Doktorlar mutluydu. Kadin daha da mutluydu.
Biraz iyilesince kesenin agzini açti.
Yüzünü gerdirdi.Liposuction yaptirdi.Gögüserini silikonla diklesirildi.Kadinin israrlarina dayanamayan hastane yönetimi bir kuaförün gelip saçlarini platine boyamasina izin vermisti.Artik bomba gibiydi kadin. Kendini çok iyi hissediyordu.
Hayatinin kalan bölümünü mutlu bir biçimde geçirmeye hazirdi.Nihayet taburcu oldu.
Disariya çikip temiz havayi içine çekti.
Taksiye binmek üzere caddenin karsisina geçerken bir ambulans çarpti kadina.
Vahimdi durumu. Derin karanliga dogru kayarken sordu:
-"Ulu Tanrim, sen her seyi daha iyi bilirsin, ama hani önümde daha 35 yil vardi?"
Tanri'nin cevabi söyle oldu:
-"Taniyamadim..."

fıkranın devamı


Amerika’da ölen bir kadin için kilisede cenaze töreni düzenlenmisti.
Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu tasirken, tabutun ön bölümünü
yanlislikla kilisedeki sütunlardan birine çarptilar. Bu olaydan sonra
tabuttan bir inilti sesi duyuldu. Tabut açildi ve öldügü sanilan kadinin
yasadigi anlasildi. Bir süre hastanede tedavi edilen kadin iyilesti ve 10
yil daha yasadi. 10 yil sonra öldügünde ise cenaze töreni yine ayni kilisede
yapildi. Tören sonrasi görevliler tabutu tasirken, kilisedeki ayni sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadinin kocasinin, arkalardan sesi duyuldu;
"Lütfen sütuna dikkat ediniz..."

fıkranın devamı


Atesli bir köy çocugu sehrin en büyük marketinde ise basvurur. Dünyanin bu en büyük alisveris merkezinde her sey ama her sey satilmaktadir. Patron sorar :

- Daha önce hiç saticilik yaptin mi?

- Evet köyümde bu isi yaptim. Patronun gözü çocugu tutar :

- Iyi, yarin basliyorsun.

Ertesi gün aksam olur ve patron çocugu karsisina alir ;

- Evet, bugün kaç satis yaptin??

- Bir!

- Ne bir mi? Digerleri 20-30 satis yaptilar, Nasil bir? Kaç dolar tuttu peki?

- 320.334 USD dolari. Patron sasirir ve sorar:

- Nasil becerdin bunu?

- Adama basta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattim. Adama nerede balik tutacagini sordum. Kiyida diyince bir tekneye ihtiyaci oldugunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattim. Vosvosuyla bunu çekemeyecegini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattim. Patron kendinden geçer:

- Ne diyorsun, bütün bunlari bir küçük olta almaya gelen adama mi sattin? Genç çocuk cevap verir :

- Yoo aslinda karisi için bir tane orkid istemisti... Ben de ona söyle dedim:" Hafta sonun mahvolmus, sen en iyisi baliga git..."

fıkranın devamı


20. yüzyılın ilk yarısında yoksul bir adam falcıya gider. Falcı kadın fanusta korkunç geleceği görür: - Eyvah! Gelecekte milyonlarca insanın ölümüne sebep olacaksın! Adam kahrolur.. "Milyonların katili olmaktansa kendimi öldürürüm, daha iyi!" deyip tren yoluna koşar. Raya kafasını dayayacak, istikbaldeki korkunç felaketin önüne geçecektir! Ama o da ne? Raya kafasını dayamış bir küçük çocuk... Tren de 100 metre ötede ve hızla geliyor.. Hemen fırlayıp çocuğu rayın üstünden çeker.. Ufaklığı yatıştırmak için başını okşarken sorar: - Adın ne senin, söyle bakalım? - Adolf efendim...

fıkranın devamı

Katolik okulunda minikler yemek saati gelince yemekhanede siraya girmisler.. Derken bir de bakmislar...
fıkranın devamı

Temel ile Dursun Almanya'ya gitmeye karar vermişler. Bir de bakmışlar ki , o dönemde Almanya'ya ...
fıkranın devamı

Parkta oturan Hıristiyan delikanlı ve genç kız birbirleriyle konuşmamaktadırlar. Delikanlı, ...
fıkranın devamı

Temel ile Dursun ordunun hava bölümündeler ve savaşa hazırlık için tatbikat yapıyorlar.50-60...
fıkranın devamı

Iki bebek süpermarketin sebze bölümünde pusetlerinde sohbet ediyorlarmis."Ay" demis biraz büyü...
fıkranın devamı

Parkta oturan Hiristiyan delikanli ve genç kiz birbirleriyle konusmamaktadirlar. Delikanli, genç k...
fıkranın devamı

Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: -"Beyefendi, bir bebeğiniz ol...
fıkranın devamı

Amerika'da ölen bir kadin icin kilisede cenaze töreni düzenlenmisti. Tören sonunda cenaze görev...
fıkranın devamı

Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi bilmiyoruz ama biraz düşününce aşağıdaki bütün maddelerin doğru olduğu ortaya çıkıyor.

1. Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır.

2. Amerika'daki bütün telefon numaraları 555 ile başlar.

3. Biri sizi sehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve kalabalığa karışırsınız.

4. Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.

5. Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.

6. Herhangi bir binanin havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hic bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.

7. Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima muhimmatınız bulunur... daha önce hiç taşımıyor olsanız bile.

8. Şehriniz tabii bir felaket ya da bir canavar tarafindan tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya yakında açılacak bir sergidir.

9. En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gıkını bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler.

10. Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır.

11. Taksiye ödeme yapmak icin cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret kadar olacaktır.

12. Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiginizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir.

13. Kelime işlemciler asla cursor ekranı gostermez. Onun yerine hep "Şifreyi giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tuşa basildiginda bip sesi çıkarırlar.

14. Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak zamanları hiç olmaz.

15. Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur.

16. Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün aların üzerinde anın ne zaman patlayacağını bildiren büyük ekranlar vardır.

17. Ziyaret ettiginiz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür.

18. Bir detektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir.

19. Bütün uzaylılar Amerika'ya iner.

20. Bir çok laptop bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıklarının iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür.

21. Dövüş sanatları içeren bir kavgada dusmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp dururlar ve öncekiler nakavt oldukca sırayla kavgaya girerler.

22. Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez.

23. Polis departmanları memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek icin onlara kişilik testleri uygularlar.

24. Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar Ingilizce konuşmayı tercih ederler.

25. Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mümkündür.

26. Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi, bu kapı içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı değilse.

27. Hiç bir araba kilitlenmez camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası calınır ama bunlar hariç.

28. FBI, CIA'in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap versek tarzında çok misafirperver calışmalar içindedirler.

fıkranın devamı

ÇİN LOKANTASI
Sanıldığının aksine Çinlilerin eti hiç de lezzetli değil. Ben her
seferinde çıkarıyorum...

GENELLEME
Konuşurken genelleme yapmak sağlığınız için onulmaz yaralar
açabilir. Mesela bütün solak yeminli müşavirlerin sarışın ve kekeme
baldızları seks delisidir gibi bir genelleme yaparsanız bir daha
genelleme yapacak kadar yaşamanıza imkan tanımayabilirler.

MATEMATİK 3 (GENİŞLETİLMİŞ BASKI)
Tanrının o kadar kutsal kitap indirdikten sonra insanlara daha
faydalı olabilecek bir kitap indirmeye karar verdiğini hiç kimse
bilmez. Ben bile çok sonraları öğrenebildim. Tanrının yeni kitabı
belki hiç kimseye doğru yolu göstermeyecekti ama en azından
insanlar, kendilerine altı kere sekiz diye bir soru sorulduğunda
apışıp kalmayacaklardı. Evet Tanrı'nın indirdiği bu kitap şimdilerde
Lise 3 Matematik ders kitabı olarak okutulan kitaptır. Çok
şaşırdınız değil mi? Tabi hemen şunu da ifade etmeme izin verin ki
Matematik 3 kitabı da incil gibi tahrif edilmiş bu yüzden de
güvenilirliğini yitirmiştir. Bu yüzden bu kitaptan yola çıkarak
şer'i hükümler vermemiz maalesef pek mümkün değildir. Ama hiç
olmazsa artık altı kere sekizin kaç ettiğini biliyoruz. (kırksekiz)

ŞAMPUAN
Şayet saçınızın yarısını normal şampuanla saçınızın diğer yarısını
da Recois'la yıkarsanız bir süre sonra kişilik çatışması
yaşayabilirsiniz.

MÜSAİT BİR YER
İlk duyduğum zaman ben de sizin gibi minibüs duraklarını kasteden
bir laf sanmıştım ama sonradan araştırmaya başlayınca işin renginin
aslında hiç de öyle olmadığını farkettim... Yolcular aslında müsait
bir yerde diyerek şöföre bir mesaj vermeye çalışıyorlardı... Peki
yolcuların bu lafından sonra şöförün hemen düğmeye basarak otomatik
kapıyı açması hiç mi ilginç gelmedi size?..

DENİZ
Bir kahramanlık öğesi... Doğu Anadolu bölgemizde de deniz olsaydı
şimdi "kodumun Ermenilerini Doğu'da nasıl denize döktük ama" diye
övünebiliyor olacaktık...

GİZLİ AJAN
Ne yani, şimdi ajanlığı alenen yapanlar da mı var? Açık Ajan yani.
Madem yok, niye peki gizli ajan, o zaman? Salaklığın dikalası işte!

PREZERVATİF
Tecavüzlerde çük izi bırakmamak için icad edilmiş bir tür koruyucu.
Bizim Sağlık bakanlığımız da olayı ne sanıyor oysa.

OTOMATİK KAPI ÇARPAR
Evetş hemf de çofk kötü çarfıyorş... şlafş

KAVA
Kava demirci değil de şayet çıplak model olsa onunla bugün yine
böyle övünebilecek miydik, merak ediyorum doğrusu.

SAVAŞ
Geleneksel bir doğum kontrol yöntemi.

ALP BAHADIROĞLU
Halkı peşinden sürükleyip kurtuluşa götürecek bir kahraman olmak
için herşeye sahipti fakat kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçerken
ezildi.

İZLENİMCİ CABBAR BABA
Türk mafyacılığında bir devrim yaratarak ilk izlenimci hareketi
yaratan Erzurumlu mafya babası. Daha küçük yaştayken babasından
yediği tekme ve tokatların düzeysizliğinden ve bayalığından rahatsız
olan Küçük Cabbar otuzlu yaşlarında kurduğu mafyasıyla izlenimci
hareketi de başlatmış oldu. İşkence ettiği kurbanlarının
bedenlerinde virgül biçimli küçük dokunuşlar, mavi ve mor gölgeler
kaba saba işkenceye alışmış insanları şaşırttı. Çek ve senet
tahsilinde kullandığı teknikle her ne kadar Portekiz Fovistlerini ve
Fransız yeni avangardistlerini çağrıştırsa da arazi ve uyuşturucu
ticaretinde kullandığı işkence teknikleriyle yerini sağlamlaştırmış
oldu. Özellikle Heybeliada'da Bir Pazar Öğleden Sonrası adlı
izlenimci işkencesi, türünün en yetkin örneklerindendir. Fakat daha
sonra yapıtlarını Karaköy Vapur İskelesi Sergi Salonunda sergilemek
isteyince polis taafından enselendi ve idam edildi. Mezarı hala
izlenimciler tarafından ziyaret edilmektedir.

NOTA
Eşcinsel müzisyenlerin birbirlerine yazdıkları şifreli aşk
mektupları...

415.MURAT
Hepiniz şimdi kim bu ya diyorsunuz ama Cumhuriyet kurulmamış olsaydı
şu anda tahtta oturuyor olacaktı. Ya da kahraman yeniçerilerin
başında ikinci sefer sayılı Boing24 numaralı uçakla New York'un
fethine gidiyordu. Oysa Osmanlı Hanedanının son varisi 415.Murat şu
anda Kadıköy postanesinde Telefon tahsilatı bölümünde çalışmaktadır.
Bu arada bu sülaleye 1.Berke ve 1.Tonguç'un da eklendiğni
belirtmemde fayda var...


fıkranın devamı

- Filler günde ortalama 2 saat uyurlar.
- Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardir.
- Hastalanmayan tek hayvan köpek baliklaridir.
- Köpek baliklarinin kansere karsi bagisikligi vardir.
- Timsahlar derine batabilmek için tas yutarlar.
- Bir istakoz 7 senede ancak yarim kilo alabilirler.
- Penguen yüzebilen fakat uçamayan tek kustur.
- Atlarin insanlardan 18 tane daha fazla kemigi vardir.
- Büyükçe bir yunus günde 2 ton yiyecek tüketir.
- Sivrisinek insanlarin ölümüne en fazla sebep olan hayvandir.
- Bir inek hayati boyunca yaklasik 200.000 bardak süt üretir.
- Mavi balinanin agirligi 22 ayda 26 tona kadar ulasir.
- En hizli büyüyen hayvan mavi balinadir.
- Bir karinca kendi agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir.
- En hizli kara hayvani çitadir. Hizi saatte 95 km'ye ulasabilir.
- En hizli balik yelken baligidir. Hizi saatte 109 km'ye ulasabilir.
- En hizli kus bogazli kirlangiçtir. Hizi 3 saniyede saatte 128 km'ye çikabilir.
- Mavi balinanin çikardigi ses 850 km öteden duyulur.
- Mavi yunuslarin kalbi dakikada sadece 9 kere atar.
- Suaygirlari su altinda dogar ve dogar dogmaz yüzebilirler.
- Hayvanlar alaminde sadece domuzlar günesten yanabilir.
- Suaygirlari agizlarini 120 cm açabilirler.
- Bir pire kendi boyunun 150 kati yükseklige ziplayabilir.
- Son 4000 sene içinde herhangi bir yeni hayvan evcillesmemistir.
- Karincalarin koku alma kabiliyeti en az köpekler kadar gelismistir.
- Insanlari parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanimak mümkündür.
- Ayni parmak izi gibi her insanin dil izi de farklidir.
- Hamamböcekleri yaklasik 250 milyon yildir hiçbir degisime ugramamislardir.
- Balinanin derialti yagindan sabun, güzellik kremi, margarin elde edilir.
- Vampir yarasalari hayvanlarin kanini emer ve günde 1 çorba kasigi kanla doyar.
- Bilgisayarla ugrasmak gözleri bozmaz, sadece yorar.
- Dünyadaki isi 1900 yilindan itibaren 0,7 derece artti.
- Yunuslarin beyni insanlarinkinden büyüktür.
- Yanlis dereceli gözlük gözü bozmaz.
- Insan, ömrü boyunca 20 kg toz yutar.
- Kibrit kutusu kadar bir altin, bir tenis kortu büyüklügüne kadar inceltilebilir.
- Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur.
- 600 tane bitki cinsi etyiyendir.
- 60 yasinda, insanlar tat alma duyularinin %50'sini kaybederler.
- El tirnaklari ayak tirnaklarindan 4 kat daha hizli büyürler.
- Gülmek için 17, surat asmak için 43 adaleye ihtiyaç vardir.
- Beynin %85'i sudur.
- Dünyada en çok kullanilan isim Muhammed'dir.
- Eskimolar buzdolaplarini yiyeceklerin donmamasi için kullanirlar.
- Fare bir deveden bile daha fazla süre susuz kalabilir.
- Kendi dirseğini yalamanin imkansiz olduğunu
- Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadıgını ve bunu kimsenin açıklayamadıgını ?
- Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyecegini
- İdrarın zifiri karanlıkta parladığını ?
- Eğer cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini ?
- Hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini ?
- Hapşırdıgın sırada gözlerını açık tutmaya calışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini ?
- Domuzların vucut yapılarından dolayı hicbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını?
- Dünya nufusunun %50 sinin hiç telefonla konusmadıgını ?
- Farelerin ve atların kusamadıklarını ?
- 1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini ?
- Çakmagin kibritten once bulundugunu ?
- Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu ?
- bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini:)
- Hapşırdığınız Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarınız Bir An İçin Durur.
- Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir.
- Zürafaların Ses Telleri Yoktur.
- Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler.
- Kangurular Geri Geri Yürüyemezler.
- Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar.
- Kadınlar Erkeklere Oranla 2 Kat Fazla Göz Kırpar.
- İnsan Vücudundaki En Güçlü Kas Dildir.
- Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır
- İnsan Elinde; En Yavaş Uzayan Tırnak Baş Parmağınki, En Hızlı Uzayan Tırnak İse Orta Parmağınkidir.
- Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır.
- İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık Kaldırabilecek Esnekliktedir.
- Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
- Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir.
- İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin Olduklarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor.
- Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı Kaldırabilir.
- üzerinde barkot olan ilk ürün Wrigley cikletti.
- Yilda 2500 solak sag elini kullananlar icin yapilan ürünler yüzünden ölüyor.
- Empire State binasinda 10 milyondan daha cok tugla var.
- Canli gömülme korkusuna "Taphephobia" denir.
- Timsahlar eski disleri yenilemek icin yeni dis üretir.
- Kadinlarinin goguslerinin yüzde 70 yagdir.
- Günes Dünyadan 330,330 kat daha büyüktür.
- Clinophobia yatak korkusudur.
- Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalirlar.
- Kaydedilen en uzun Tavuk ucusu 13 saniyedir.
- Kedi sidigi karanlikta parlar.
- Dünyadaki beyaz karincalarin toplam agirligi insanlarin 10 katidir
- Bir insan hayatinda ortalama 6 örümcek yutar.
- Elekrikli sandalye bir Disçi tarafindan icat edildi.
- Bütün Yeldegirmenleri saatin ters yonunde doner. Irlanda'dakiler hariç
- Cicekli bir bitki bir milyar polen sacabilir.
- Ortalama bir kirpinin kalbi saatte 300 kere atar.
- Develerin gözlerini kumdan korumak icin 3 göz kapagi vardir.
- Eseklerin gözleri dört ayaklarini da görebilecek sekildedir.
- Insan disleri kaya kadar serttir.
- Eski Misir'lilar tastan yapilmis yastiklarda uyurlardi.
- Bir hipopotam agzini 1.2 metrelik bir cocugun sigacagi kadar acabilir.
- Dünya yaklasik 6,600,000,000,000,000,000,000 tondur.
- Hamambocegi kafasi koptuktan sonra haftalarca yaşar,en sonunda açliktan ölür
- Her pul yalayisinizda 0.1 kalori alirsiniz.
- Ortalama bir insan yilda 1460 rüya görür.
- Her 4 Amerikali'dan biri Tv de gözükmüstür.
- Amerika'nin Omaha ve Nebraska eyaletlerinde kilisede yellenmek, gaz - cikartmak ve hapsirmak kanuna aykiridir.
- Dogdugunuzda 300 kemikle dogarsiniz daha sonra bu sayi 206 ya iner.
- Insanlardaki legen kemikleri betondan daha saglamdir.
- Amerikalilarin 7% si Amerikan milli marsinin ilk 9 kelimesini bilmezken Kanada milli marsinin ilk 7 kelimesini bilir.
- Kanadalilarin 5% i Kanada milli marsininin ilk 7 kelimesini bilmezken Amerikan marsinin ilk 9 kelimesini bilir.
- Yilda 10000 kus cama carptiktan sonra ölmektedir.
- Florida eyaleti Ingiltere'den büyüktür.
- Dünya üzerinde bir milyon hayvan türü yasamaktadir.
- Bir zamanlar Izlanda'nin bir sehrinde köpek beslemek yasakti.
- Kalbiniz günde 100000 kere atmaktadir.
- Thomas Edison, ampulun mucidi , karanliktan korkardi.
fıkranın devamı

ASAGIDAKI "SEHIR EFSANESI" DEGIL, "GERÇEK" :BORNOVA
ANADOLU 'DAN BIR FIZIK HOCASIYMIS
İzmir'in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu
garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda,
karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin
dengede durup durmadığını belirlemelerini
istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle,
rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır
almış. Dehşet, "Doğru cevap 'makara yere
düşer' olacaktı" demiş. Meğer çizimdeki
makara tavana bağlı değilmiş.
Dehşet Neşet müthiş bi Fenerbahçe
fanatiğiymiş. Bi sınavda da, Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla ilgili bi soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan

bir şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği haraketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu

topun gol olup olmayacağıymış. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için.Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun yanıtı

şöyleymiş: "Rüştü ordan
gol yemez!"
Dehşet'in bir de, kendinden 1 saniye sonra gelenlerden dahi geç kağıdı istemek gibi katı bi prensibi varmış. O lisesinin

müdür yardımcısı da sertliğiyle efsaneleşmiş bi hocaymış. Geç kağıdı almak için gidenler genelde sopa yiyip çıkarmış. Bir gün

bi öğrenci Dehşet Neşet'in dersine geç kalmış. Sınıfın bulunduğu koridora girince Dehşet'in sınıfa doğru geldiğini görmüş.

Hemen koşmaya başlamış.Bi bakmış Neşet Hoca da depar atıyor. Yarışı Dehşet kazanmış ve "Git geç kağıdı al!" demiş.Bu efsaneyi

Egemen Seven gönderdi. Sağolsun, varolsun :)
Gul Yanmaz: Dehşet'tin dehşet sorusu
Dehşet Hoca hakkında burada anlatılanlar kesinlikle doğrudur. Neşet lakabıyla o kadar özdeşleşmiş bir insandır ki; çok az

kişi onun
soyadının ne olduğunu bilir. Ben hem ortaokulda hem lisede fizik dersini Neşet'ten alma şanssızlığına uğramış az sayıda

insandan
biriyim. Bir sınavda Kepler yasalarıyla ilgili bir soru sormuştu.Sınıfta bir tek baya inek bir arkadaş bu soruyu

bilebilmişti.Bu sınavdan tek sıfır alan da o oldu. Çünkü o sorunun cevabı "Daha o dersi işlemedik hocam" olacaktı.
Mehmet Kaya: Yaşayan efsane
Dehşet Neşet'in eski bir öğrencisi olarak, onu efsane olarak lanse etmenizi şiddetle kınıyorum. O, olsa olsa "Yaşayan efsane"

olarak nitelendirilebilir. Kendisi ayrıca sıkı bir Clint Eastwood hayranıdır. Tahtada elinde tebeşir, fukara İngilizcesi'yle

birtakım garip hareketler eşliğinde "this is this, this goes this" diye ders anlatması hala kulaklarımda çınlıyor. Evrensel

çekim konusunun ardından yaptığı sınavda, bir gezegenin dünyaya olan uzaklığını milimetre cinsinden
sormuştu. Sorunun verileri de kilometre, feet, inch gibi aklına nasıl eserse öyle vermişti. Çevirmeleri yapacağız diye kafayı

sıyırmıştık.
Yanıt tabii ki "Bu verilerle bu soru çözülemez" gibi dehşetengiz bir şeydi.
SERTAN ERGUR: Psikopat Neşet
Bir gün öğlen teneffüsünde G Blok'un önünde yemek yiyodum.Dehşet Neşet, 5 Mat B sınıfından çıktı ve beni göstererek, "Gel

bakiyim buraya" dedi. Çekinerek yanına gittim. Elimde de tost ve kola vardi. Neşet Hoca, 5 Mat B sınıfını o öğlen

cezalandırıp öğle teneffüsüne çıkarmamıştı.Bana, "Ye lan o tostu sınıfın önünde" dedi.Tostu 45 kişinin önünde yemeye

başladım. Dehşet Neşet bir yandan da, "İç, kolayı da iç" diyodu. Ama esas olay sonraki cümlede patladı:"Ağzını da şapırdat

lan, canlari çeksin!"
Seçil Totan: Pastadan köprü
Dehşet Neşet orta 2 ve orta 3'de fizik dersimize girmişti. Okul nöbetçisi onun dersinde sınıfa girmeye görsün, tahtadaki

fizik
problemini ona çözdürürdü. Çocukcağız konuyu bilmediği için çözemezdi. Dehşet'in gazabına uğrayıp genelde ağlayarak sınıftan

kaçardı. Ağlattığı öğrencilerin arkasından da "Sümüklüüüü!" diye bağırırdı. Bir de sorduğu soruya doğru cevap veremeyen

öğrenciye
"Eylül'de gel!" şarkısınının nakaratını söylerdi. Bir keresinde, dönem ödevi olarak tahtadan köprü yapmamızı istemişti.

Hepimiz tahtadan köprü yaptık. Ancak annesi yemek öğretmeni olan bir arkadaşımızla ailesi zengin bir diğer arkadaşımızdan

pastadan bir köprü
yaptırmalarını istemişti. Ödev teslim günü pastalardan birini öğretmenler odasına gönderdi, diğerini ise bizler afiyetle

yemiştik.
Gunsil Tokcan: Dehşet'in kravatı
Dehşet Neşet'in kulak çekiş stili de ilginçti. Elleri kirlenmesin diye, öğrencinin kravatıyla çocuğun kulağını tutar, öyle

çekerdi.
Hakan Gokalp: Bu soru çözülmez
Ben lise 1'deyken Dehşet Neşet bizim fizik hocamızdı. Bir sınavda sorduğu sorunun cevabı "bu soru çözülemez" olduğu için

sonraki
sınavda çözemediğim sorulara "bu soru çözülemez" cevabını yazmıştım. E, haliyle fizikten geçebilmek için öbür sömestr bayaa

bir
çaba sarfetmem gerekmişti. Vektörlerle ilgili bir şeyleri anlatırken sarfettigi "a kar vit di zpidoff dördi kilomaytir

peravir iz goink du
fuaaaaaaaaaaaaaar" (a car with the speed of thirty km/h is going to fuar) (İzmir fuarı) cümlesi hala kulaklarimda

yankılanıyor.
Orcun Ozelmas: Dehşet'in diğer sorusu
Anlatılanlar doğrudur. Dehşet Neşet'in sorduğu ilginç bir soru daha var: Örümceğin biri arabanın ön camına ağ yapar. Bu ağa

bir sinek
takılır ve örümcek tarafından yenir. Dehşet, ağın gerilme kat sayıları, sineğin öz kütlesi, ağırlığı ve sindirim sonrası

kaybolan kütle gibi değerleri verir ve öğrencilerden ağın gerilme eğrisini bulmalarını ister. Sorunun yanıtı x= 0 (Örümcek

cama ağ yapmaz)'dır.
Alp KAYIRAN: Dehşet teknik direktör olursa
Dehşet Neşet, öğle tatilinde futbol oynayanları seyrediyormuş. Kalecilerden birine kızmış, kulağından yakalayıp bir kenara

çekmiş.Maç yapanlar Dehşet'ten korktukları için maçı kesememiş, kalecisi olmayan takım 4 gol yemiş. Bir de hocamız

Fenerbahçe'nin ancak
kendisi takımın teknik direktörü olduğu zaman şampiyon olabileceğini iddia ederdi. Takıma uygulayacağı müthiş taktiğin devre

arası kötü oynayanları odunla dövmek olduğunu söylerdi.
Serkan Gazel: Dehşet'in görünmeyen yazısı
Dehşet Neşet'in öğrencisi olduğum yıllarda kara tahta - tebeşirden cam gibi tahtalar ve marker diye tabir ettiğimiz

mürekkepli kalemlere geçilmişti. Sınıfta da her gün kalemlerin mürekkepleri ile ilgilenmesi
gereken bir öğrenci vardı. Neşet Hocanın dersi olduğu bir gün görevli zat-ı muhterem kalemleri doldurmayı unutmuş. Neşet Hoca
tahtaya yazmaya başladı ama kalemin boş olduğunu görünce durdu. Sınıfta bir ölüm sessizliği oldu. Biz tam kalemleri

doldurmakla görevli arkadaş için fatiha filan okumaya hazırlanıyorduk ki, Neşet Hoca yazmaya devam etti. Adam boş kalemle

tahtaya görünmeyen yazılar yazdı. "Bakın buraları iyi not edin", "şekilde de görüldüğü gibi" gibi
repliklerle şovunu süsledi. Hatta ara sıra bizden birini çağırıp boş tahtayı sildirdi. "Şurayı iyi temizle" filan dedi.

Gülemiyorduk doğal olarak. O gün anlattığı ve bizim göremediğimiz yazılardan bayaa bi
soru sormuştu.
Alp KAYIRAN: Balıklar neden aptaldır?
Dehşet Neşet'in bence en gırgır sınav sorusu "Balıklar neden aptaldır"dı. Dehşet'e göre bu sorunun doğru yanıtı şu olacakmış:
Balıklar suyun içinden baktıklarından balıkçılar uzakta görünür. Balıkçı nasıl olsa uzakta diye rahat rahat dolanırken ağa

yakalanırlar.
Umut Özdemir: Dehşet'in garip huyları
1- Sözlülerede asla soru sormaz, isimleri okur, öğrencilerin yüzlerine bakarak not verirdi.
2- Lisede henüz tebeşir kullanılırken, silgi
sorunu yaşanırdı. Eğer o ders tahtanın silgisi yoksa, tahta dolduğunda sanki temizlenmiş gibi yazıların üzerini yeniden

yazardı veya sınıf nöbetçisine tahtayı nöbetçinin ceketiyle sildirirdi.
3- Eğer bir cümle yazıyorsa ve tahtanın boyu o cümleyi tamamlamaya yetmezse duvara yazmaya devam ederdi.
4- Fenerbahçe'nin yenildiği haftanın ilk günü okula gelmezdi.
Berker Kilinc: In Torki diziplin iz veri importinıt
Ben 89 mezunuyum. Orta ikideyken sınıfımıza bir yıllığına Amerika'dan bir arakadaşımız gelmişti.Amerika'da büyüdüğü için

Türkçesi bozuktu. Birgün bu arkadaşımız Dehşet'e "Sayın hocam" diye hitap edeceğine karıştırıp "Hocacığım" demişti. Dehşet

muhteşem İngilizcesiyle "In Torki, diziplin iz veri importinıt" diyip bu çocuğun kulağını (tabii kravatıyla ) çekmiş ve ceza

olarak "Eylül de gel" şarkısını ezberlerleme ödevi vermişti.
Leon Telyaz: Kar yağarsa Lise yılları boyunca Neşet Hoca'nın bir öğrencisi olarak anlatılanların tümünü doğruluyorum. Dehşet

Neşet'in dersleri her zaman atraksyon dolu geçerdi. Bütün öğrencileri sınıfın en arkasına
toplayıp tahtaya karınca duası gibi mini minnacık yazarak ders anlatırdı. Ders sonunda da "haftaya bu anlattıklarımdan sınav

olacaksınız" der ve tahtayı sildirirdi. Derste bir tek kelime not alamayan bizler diğer haftayı merakla beklerdik. Bir de her

ders yılı başında "Bu yıl kar yağarsa hepinizi fizikten geçiricem" derdi. Ama beni lise yıllarımda İzmir'e hiç kar yağmadı.
Gözde KAVALCI: Tren, örümcek ve Dehşet
Neşet'ten "Dehşet" bir soru daha: Bir tren ...m/s hızla gidiyor. Bu sırada bir örümcek ...m/s hızla trenin camına tırmanıyor.

Aynı zamanda hızı ... m/s olan yağmur damlası trenin camına kaç derecelik bir acıyla gelmelidir ki; örümceğe göre hızı ...m/s

olsun? Buyrun burdan yakın.
Umut Korkmaz: Yangın kolunda integral sözlüsü
Ben Almanca bölümünde okuyordum ama iki sene eğitsel kollarda Dehşet Neşet bizim kollara gelmişti. Lise 2'de Yangın kolunda

iken
Dehşet, kendi öğrencisi olan Lise Son'lara integral soruları soruyordu. Bu arada sınıfa Orta 1'lerden nöbetçi bir çocuk

geldi.
Dehşet Neşet çocuğu yaklaşık 5 dakika kaale almadan beklettikten sonra (sınıfa giren nöbetçilerle hiç muhatap olmazdı nöbetçi

bir süre bekler sonra sıkılıp dışarı çıkardı) çocuğa integral sorusu sordu. Çocuk tabii ki bilemedi. Dehşet çocuğa " Lise

sona gelince bana hatırlat sana sıfır veriyim" dedi.
irfan bekleyen: Dehşet'ten hayat bilgisi
Dersin konusu elektriksel yüklerdi ve Dehşet sözlü yapıyordu. Tahtaya kimi kaldırsa problemi sorup, hemen akabinde "Nasılsa
bilemeyeceksin. Otur yerine" diyordu. Sıra sınıfımızdaki okul ikincisi arkadaşa geldi. (Bu arkadaş bir yıl sonra ÖSS-ÖYS'de

Türkiye
ikincisi oldu.) Arkadaş rahat, Dehşet ne sorsa bilecek durumda. Ama Dehşet Neşet'in sorusu şuydu "Bir salata tarifi ver

bakalım". Tabii
arkadaşımız ve bütün sınıf şoka girdi. Dehşet gayet sakin bir şekilde ünlü açıklamasını yaptı: "Arkadaşlar iyi salata yapmak, iyi fizik bilmekten daha yararlıdır".
YORUMSUZZZ...
fıkranın devamı

Küçük Nazlı 19 yaşındadır ve tek isteği üniversite sınavını kazanmaktır.Fakat salaktır.İlk sene sınavlara çok çalışır fakat salak olduğu için kazanamaz.Babası Mustafa amca onu döver sonra çok çalışır ikinci girişinde ODTÜ tuvalet bölümünü kazanır.Onun gibi salak olan arkadaşları Gökçe,Didem onlarda Odtü tuvalet bölümüne girerler.Küçük Nazlı çok çalışır ve tuvalet işinin piri olur.Herkes tuvaletini ona temizletir.5 yıl sonra tuvalet işinden trilyonlar kazanır.Ve bir iş kurar ne olduğunu tahmin edin;Tuvalet malzemeleri Ltd.
10 yıl sonra çok çalışır üniversite sınavında Oxford'u kazanır tabii artık koca karı olmuştur.Fakat çok parası olduğu için Kanalizasyonlar genel müdürü ile evlenir.Adam yakışıklıdır.Fakat salaktır......3 yıl sonra adam bok yoluna gider.Yani ölür.Nazlı dul kalır.
fıkranın devamı

yıl 2003 yer datça saat 8:30 suları bizim arkadaş gurubu sahil boyunca yürümeye karar verdik. Tam başladık yürümeye orada rusların oteli wardı iddaaya girdik ingilizce bilen gidip ruslarla basket maçı için konuşacak bende yabancı dil bölümündeyim. benim yapacağım Allah'ın emri zaten neyse gittim önce işte kaça kaç falan muhabbeti, ayarladık 5 e 5.ben arkadaşları çağırdım hadi oynuyoruz diye geldi bizim grup we ruslardan birinin sorusu aynen şu:
-kaçta bitiyo?
ben de dedim ki:
-onbir gibi bırakırız.
bizim gruptan çıkan ses:
-olum salak mısın? iki saat basket oynanır mı hiç?
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama