Akşehirde tarlalarına doğru eşekleriyle giderlerken, Nasreddin Hoca’ya bir yol arkadaşı “aç avucunu” diyere...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, birkaç arkadaşıyla beraber Timur Han’ı ziyarete gitmiş. Biraz sohbet etmişler. İkram edilen şerbetleri ...
fıkranın devamı

Bir akşam çayhanede, sohbet sırasında Şeyyat Hamza, Nasreddin Hoca’ya;- “Behey Hocam” demiş, “bana ba...
fıkranın devamı


Zengin, kibar orta yasli adamin biri kerhaneye gitmis.Bir kadini gözüne kestirmis ve anlasmislar. Adam kadina :

-"Yalniz hanfendi ben saksafon çaldirmayi çok severim. Raziysaniz odaniza çikalim." demis. Kadin razi olmus ve odaya çikip baslamislar icraata.Islem esnasinda adam agirbasli bir sekilde ve periyodik olarak: -"Em! Em!" sonra "Üfle! Üfle!.." Is bitmis, adam kadina çikarip yüklüce bir para vermis.Kadin :

-"Yalniz beyfendi bir sey sorabilir miyim?" demis.Adam

-"Buyurun!" demis.Kadin:

-"Demin "Em! Em!" demenizi anladim da o "Üfle! Üfle!" ne oluyordu?" demis.Adam:

-"Valla hanfendi o kadar güçlü emiyordunuz ki çarsaf g*tüme kaçiyordu."

fıkranın devamı


Adamın biri s.kişemiyorum şikayetçi olarak doktora gitmiş.
-Doktor bey ben s.kişemiyorum.) der
Doktor bir ilaç yazar ve adama bunu kullanıp bir hafta sonra gelmesini söyler.
Adam ilacı kullanır ve bir hafta sonra doktorun yanına gider.doktor sorar
-Nasıl s.kişebildin mi? diye sorar.
-Hayır doktor bey.
Doktor:
-O zaman ben seni bu konuda uzman bir arkadaşıma gönderiyim der
adam doktorun arkadaşına gider ve derdini anlatır.
-Uzman bayan doktor buna bir ilaç verip denemesi için gönderir.
Adam ilacı bir hafta kullandıktan sonra bayan doktorun yanına gider.
Doktor,
-Nasıl işe yaradımı?
-Hayır
Doktor ilacın dozunu artırır ve adama tektar kullanması için bir hafta süre verir.
Bir hafta sonra gelen adam doktora işe yaramadığını söyler ve bunu duyan doktor ilacın dozunu artırır ve adama ,
-Bu verdiğim en güçlü ilaç bunun mutlaka işe yarayacaktır. der ve adama bir hafta sonra gelmesini söyler.
adam bir hafta sonra gelir ve doktara s.kişemediğini söler. Bu işe çok kızan doktor adama,
-Yat şuraya. der
adam doktoru bir güzel iker
doktor,
-hani s.kişemiyordun.der
Adam,
-bulunca s.kişiyorum canım. der

fıkranın devamı


Fadime ölmek üzereymiş ve doktorlar artık birşey yapılamayacağını söyleyince Temel alıp ümitsizce eve getirmiş. Yemiyor içmiyor ve inilti halinde yatıyormuş. Eve gelince Fadime güçlükle;
- Temel demiş. Sen hep arkadan yapmak isterdin de ben itiraz ederdim. Gel bir kere yapta gözüm arkada kalmasın. Biraz ısrarda edince Temel yapmış.
Birkaç gün sonra Temel eve geldiğinde Fadime'nin yemek yediğini görmüş ve çok sevinmiş. 1 hafta sonra Fadime artık yavaş yavaş oturmaya hatta ayağa bile kalkmaya başlamış.
Yine bir gün Temel eve gelirken bakmış Fadime cam siliyor.
- Acaba.. demiş kendi kendine.
- Pederi de kurtarabilirmiydik ki...?

fıkranın devamı


Adamın birisi çölde aç susuz ve yorgun ancak cepleri para dolu vaziyette yolunu bulmaya çalışırken karşısına bir deve satan adam çıkar. Adam hemen sorar develerin fiyatlarını. Satıcı tek tek gösterir.
- Şu gördüğün genç deve 1200$
- Yanındaki iri olan 1500$
- Şu ufak olan ama çok güçlüdür 2000$
- Şu en sondaki ise 5000$
Adam merakla sorar;
- Yahu o en yaşlı ve güçsüz olanı niçin bu kadar pahalı?
Satıcı;
- O Deve özel bir devedir. Yolda teklemeye başladığı zaman hemen masturbasyon yaptırırsın ve fişek gibi yola devam eder.
Adam şaşırmış ama hoşuna gitmiş olay ve deveyi almış. Yola koyulmuşlar. Bir kaç km gittikten sonra deve birden durmuş. Adam hemen inmiş deveden, almış eline deveninkini ve başlamış masturbasyona. Deve aşka gelmiş başlamış koşturmaya. Bir kaç km sonra yine durmuş. Adam aynı şekil yine asılmış deveninkine deve yine canlanmış tabii. Derken deve ileride yine durmuş. Adam inmiş 1 posta çekmiş tık yok. 2. kez asılmış yine tık yok. Allah allah demiş 3,4,5 olmuyor. Adam kara kara düşünürken deve adamın kulağına eğilmiş,
- Ağzına alsana.

fıkranın devamı


İngilterede dünyanın en güçlü adamını seçme yarışı yapılacakmış. Her ülke ön elemelerden sonrat temsilcilerini göndermiş. Türkiyedende bizim meşhur HASO seçilmiş. Yarışmanın üç kriteri varmış:Kurulan üç çadırın ilkinde üç şişe sek rakı,ikincisinde boz ayı,üçüncüsünde üç tane doyumsuz hatun bulunuyormuş. İlk önce Alman Hans birinci çadıra girmiş ilk rakıyı içmiş ve bayılmış. Fransız girmiş rakıları içmiş ama çadırdan çıkınca o da bayılmış. İngiliz de ikinci çadıra kadar gitmiş ama ayıya yenilmiş. Bizim Haso ilk çadıra girmiş rakıları hızlı bir şekilde içtikten sonra ayının bulunduğu ikinci çadıra girmiş. İçerden acayip sesler gelmiş.İki dakika sonra Haso çadırdan fermuarını çekerek( dövülecek kadınlar nerde) diyerek çıkmış.

fıkranın devamı


Okyanusun ortasındaki ıssız adalarda aşağıdaki kimseler ayrı ayrı mahsur kalmış.
2 İtalyan erkek, bir İtalyan kadın
2 Fransız erkek, bir Fransız kadın
2 Alman erkek, bir Alman kadın
2 Yunan erkek, bir Yunan kadın
2 İngiliz erkek, bir İngiliz kadın
2 Bulgar erkek, bir Bulgar kadın
2 Japon erkek, bir Japon kadın
2 Çinli erkek, bir Çinli kadın
2 Amerikalı erkek, bir Amerikalı kadın
2 İrlandalı erkek, bir İrlandalı kadın
2 Türk erkek, bir Türk kadın

Aradan bir ay süre geçtikten sonra ıssız adalardaki durum şöyle:
Bir italyan erkek diğer italyan erkeği italyan kadın için oldürdü.
iki Fransız erkek ve bir Fransız kadın mutlu bir üçlü ilişki yaşıyor.
iki Alman erkek disiplinli bir şekilde haftalık proğrama göre sırayla Alman kadını görmekte. iki Yunan erkek biribiriyle yatarken Yunan kadına bütün temizlik ve mutfak işlerini bıraktılar. iki ingiliz erkek onları ingiliz kadınla tanıştıracak birilerini bekliyor.
iki Bulgar erkeği önce uzun uzun okyanusa sonra uzun uzun Bulgar kadına baktıktan sonra yüzerek kurtulmaya karar verdi. iki Japon Tokyo'ya faks çekti ve talimat bekliyorlar. iki Çinli erkek eczane/tekel bayii/restorant/kuru temizleyici açtılar ve işçileri olsun diye de kadını hamile bıraktılar. iki Amerikalı erkek intiharı tartışıyor çünkü Amerikalı kadın sürekli olarak vucudundan şikayetçi, feminizmin doğasını tartışıyor, nasıl onların yapabildiği herşeyi yapabilecegini hatırlatıyor, orgazmın gerekliligini konuşuyor, ev işlerini paylaşmayı tartışıyor, palmiyelerin nasıl şişman şişman gösterdiğinden yakınıyor, eski sevgilisinin onu nasıl bu iki erkekten daha iyi tatmin ettiğini anlatıyor, annesiyle arası düzeldiği için kendini tebrik ediyor ve en azından yağmur ve vergi olmadığı için minnettarlığını vurğuluyor.
iki irlandalı erkek adayı Kuzey ve Güney'e böldükten sonra bir içki fabrikası kurdular ama hayatlarında seks var mı hatırlamıyorlar çünkü beş litre hindistan cevizi viskisinden sonra hatırlamak zor.
iki Türk erkek deli gibi masturbasyon yapıyor çünkü kadın resmi nikah olmadıkça vermemekte kararlı!!!

fıkranın devamı


Bir gün üç tane üçüz doğmuş. Bu üçüzlerin pipileri küçükmüş. Bunlar büyüyünce üçüzlerden biri bir doktora gitmiş ve demiş ki,
-"Doktor bey benim cinsel organım küçük."
Doktor ona cinsel organ büyütme ilacı vermiş ve bir hafta sonra ara demiş.
Aynı gün üçüzlerden ikincisi gelmiş ve demiş ki,
-"Doktor bey benim cinsel organım küçük!".
Doktor, aynı adam neden geldi diye düşünüp biraz daha güçlüsünü vermiş ve bir hafta sonra ara demiş.
Yine aynı gün üçüzlerden üçüncüsü gelmiş ve demiş ki;
-"Doktor bey, benim cinsel organım küçük!".
Doktor sinirlenmiş ve en güçlüsünü vermiş . Bir hafta sonra ara demiş.
Bir hafta sonra üçüzlerden birincisi aramış ve
-"Tam istediğim gibi oldu" demiş.
İkincisi aramış ve
-"Biraz büyük oldu ama idare eder" demiş.
Üçüncüsü aramış ve
-"Şu sokaktan geçebilirsem ananı zitecem" demiş.

fıkranın devamı


ceza evinde tutuklu olan ingiliz fransız ve temele bi gün hapishane müdürü bi yarışma düzenler.üç tutuklununda hücresine birer köpek konulacak,1 yıl köpekle ilişkiye girecek mahkumlar ve bu bir yılın sonunda köpeği en çok doğurtan serbest kalcaktır.aradan bir yıl geçer ve tüm basın ve tüm mahkumlar merakla kapıların açılmasını bekler.ilk olarak fransızın kapısı açılır ve yanına konulan köpekle birlikte 9 köpek daha çıkar.dokuztane yavrulatmıştır.sonra ingilizin kapısı açılır.tam 31 tane köpek yavrulatmış,kazandığından emin ve bitkin şekilde çıkar hücresinden.ve temelin kapı açılır.yanına konulan köpek çıkar.ve ardından sadece bir köpek daha çıkar.sadece bir tane yavrulatabilmiş.herkes alaylı bi gözle temele gülerler.ingiliz mahkum:yuhhh be bizde türkleri güçlü kuvvertli bilirdik sexe düşkün bilirdik der ve herkes güler.temel yorgun argın:senin köpekte erkek olasydı görürdün:)

fıkranın devamı


Adamın biri bağırsaklarında duyduğu rahatsızlıktan dolayı doktora gitmiş. Şikâyetini uzun uzun anlatan adam doktor tarafından iyice bir muayene edilmiş. Kontrolden sonra doktor durumu şöyle bir değerlendirip hastasına bir fitil yazmış ve 1 hafta sonra tekrar gelmesini istemiş.
Bir hafta sonra adam durumunda hiçbir düzelme olmadan gelmiş. Doktor duruma biraz şaşırıp daha güçlü bir fitil yazarak adamı yollamış.
Bir hafta ara ve adam tekrar aynı sorunla gelmiş. Doktor en kuvvetli fitillerden birini yazıp adamı evine yollamış.
10 gün sonra adam sinirli bir şekilde hastaneye gelip doktorun önüne ilaç kutusunu atıp:
-Verdiğin ilaçlar bi boka yaramıyor... diye çıkışmış
Doktor sonunda dayanamayıp sormuş:
-Kardeşim ne yapıyorsun sen yutuyomusun bunu yahu!
Adam yanıtlamış:
-Ne yapacaktım ya, g*tüme mi sokacam ilacı!

fıkranın devamı


Bunun da ayakkabısı yok!

Florida, Miami modası var ya sanatçılarımızda...
Banu Alkan da atlamış gitmiş Miami'ye... Türkiye'de iken demişler ki, "Florida timsah cennetidir. Timsah orda çok ucuzdur."
Hemen bir timsah ayakkabı almak için dalmış ilk dükkana Banu. Seçmiş. Fiyat?. Ateş pahası... Öbür dükkan. Ateşpahası. Tepesi atmış Banu'nun. Tezgahtara bağırmış.
"Şimdi gider, kendime bir timsah avlarım. O zaman daha uygun bir fiyatla timsah ayakkabım olur."
"Hemen!" demiş tezgahtar.
"Hemen gidin.. Büyük bir tane yakalayın ama."
Banu dalmış, Florida'nin uçsuz bucaksız bataklıklarına.
Akşam tezgahtar evine dönerken bir bakmış Banu. Elinde bir tüfek. Sulara dalmış. 5 metre boyunda bir timsah da ona doğru yüzüyor. Kıyıda 10, 12 timsah ölüsü, sırtüstü çevrilmiş yan yana yatıyor. Çekmis tetiği Banu. Tam açık ağzından vurmuş hayvanı. Sürükleyerek kıyıya çekmiş. Bin güçlükle sırtüstü çevirmiş ve öfkeyle bağırmış:
"Hay Allah kahretsin.. Bunun da ayakkabısı yok!..!

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...




fıkranın devamı


Bir Çinli, biri Zenci ve bizim Temel, ceplerindeki son paralari ile
aldiklari sarabi sirayla içerek Kansas caddelerinde ilerlerken bir
tabelaya rastlarlar:
Eleman Araniyor.
Zenci, tabelayi görünce heyecanlanir ve ise talip olmak üzere derhal dükkana girer.
Dükkandaki adam, kendisine is soran zenciye asagilayici bir bakis firlatir
ve onu dükkandan çikartirken: "Biz burada zencileri istemiyoruz!" diye bagirir.
Zenci dostunun basarisiz olmasi üzerine bu kez Çinli sansini denemeye karar
verir. Ancak sonuç hemen hemen aynidir: "Sarilara is yok, defol!"

Son olarak bizim Temel girer dükkana. Dükkan sahibi Temeli görünce
gülümser ve: "Tamam dostum, yarin saat yedide gel ve ise basla." diyerek
temelin omuzunu sivazlar.

Üç arkadas, sevinç içinde evlerine dönerler. Temel, sabah uyanmakta güçlük
çekecegi için Çinliden kendisini uyandirmasini rica eder ve heyecanla
uykuya dalar.
Zenci ve Çinli, irkçi dükkan sahibine bir oyun oynamaya karar verirler
ve Temel uyurken, yüzünü kömürle simsiyah yaparlar !
Ertesi sabah Çinli, Temeli tam zamaninda uyandirir ve ise yollar.
Dükkan sahibi karsisindaki siyah suratli adami görünce öfkeyle bagirir:

-"Defol burdan ! sana daha dün söyledim zencilere is yok diye !."

Üzüntüyle dükkandan ayrilan Temel, rastladigi bir aynada kendini
görünce sasirir ve söyle der:

-"Uyyyy ! aptal Çinliii, yanlus adami uyandirmus daaa!"

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...

fıkranın devamı


Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..

- Senin adın Temel mi ?

- Evet Temel

- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;

- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...

- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...

- Anlat bakalım..

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...

- Dur,dur be,ne diyorsun sen...

- N'oldu Hakim bey ?

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler
yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya
baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye
baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet
üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine
satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada
hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina
gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...

fıkranın devamı


Temel, Dursun un yanina kosarak gelmis ve :
- Ula Dursun, üçlü seksi sever misin?
Dursun :
- Sevmek ne demek bayulurum Temel...
Temel :
- O zaman hemen eve kos, katil...

fıkranın devamı


Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir

trafik kazasi

geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun

büyük bir ideali

varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak

istiyormus. Sol kolunu

kaybetmekle birlikte, bu hayali de yikilan

çocugunun büyük bir

depresyona girdigini gören babasi, Japonya'nin

ünlü bir Judo

ustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini

sormus..

Hoca:

-Getir çocugu ..bir bakalim, demis.

Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina..

Hoca çocugu süzmüs ve

-Tamam demis..yarin esyalarini getir,

çalismalara basliyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir

hareketgöstermis ve

bu

hareketi çalis demis.

Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis..

Sonrahocasinin yanina

gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket

göstermeyecek misiniz?"

diye

sormus.Hocanin cevabi:

Çalismaya devam et olmus...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir

yilinidoldurmus..

Çocuk

bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis.

.Hocanin yanina

tekrar

gitmis:

-Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana

baska hareket

göstermeyecek misiniz?

-Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince

yeni harekete

geçeriz..

2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10.yilini doldurmus.

.Bir gün hocasi yanina gelip. .."Hazir ol ! "

demis.. "Seni

büyük

turnuvaya yazdirdim. Yarin maça

çikacaksin!"..Delikanli sok olmus..

Hem

sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.

..Ünlü

judocularin

katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi

düsünmüs ; ama

hocasina

saygisindan ses çikarmamis. ..

Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina

çikmis. Rakibine

bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis.

Derken.. ikinci

üçüncü

maç....çeyrek, yari final ve final...Finalde

delikanlinin karsisina

ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.

.Tam bir üstat

delikanli

dayanamayip hocasini yanina kosmus..

-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama

rakibime bir bakin

hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir

hareket var..bu

kadar

bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin

verin turnuvadan

çekileyim..

-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs.

Yenilirsen de

namusunla yenil.

Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç

baslamis.Delikanli yine bildigi

o

tek hareketi yapmis ve tak.!Yenmis rakibini sampiyon

olmus. Kupayi

aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:

-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve

bildigim tek

bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?

-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O

kadar çok

çalistin ki , artik yeryüzünde o hareketi senden

daha iyi yapan hiç

kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi

hareketi vardir.

Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi

gerekir.!

Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi:

İnsanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en

güçlü

taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik

kafalarinda

olmasin..

fıkranın devamı


Aslan ile kurt arkadas olmuslar... Açliktan kivrandiklari bir gün, ovada otlayan bir at görmüsler. Tepenin üstünde ati seyreden aslan, kurda dönüp sira ile sormus:
- Gözlerim kizardi mi?
- Evet, demis kurt.
- Kuyrugum dikildi mi?
- Evet...
- Tüylerim diken diken oldu mu?..
Kurt, yine; "Evet" deyince aslan yildirim gibi ata saldirmis ve yere devirmis... Iki arkadas, kendilerine güzel bir ziyafet çekmis.

Bir zaman sonra ayni kurt tilkiyle dolasmaya çikmis. Karinlari iyice acikmis. Tam o sirada ovada otlayan bir at görmüsler ve kurdun aklina önceki olay gelip, tilkiye sormus:
- Gözlerim kizardi mi?..
- Yooo, demis tilki.
- Kuyrugum dikildi mi?
- Hayir!
- Peki tüylerim diken diken oldu mu?..
- Olmadi, diyerek gördügü gerçegi söylemis tilki... Ama duyduklarina bozulmus olan kurt;
- Evet, desene!.. diye kükremis.
Tilki bakmis ki pabuç pahali... Çaresiz;
- Evet... Evet, evet, demis.
Marifetin, tilkiden duyacagi "evet"lerde oldugunu sanan kurt bir hisimla atin üzerine saldirmis... Saldirmis saldirmasina da, ömrünün en siki ve en güçlü çiftesini yemis!..
Tilki, cansiz bir halde ve pestil gibi önüne yigilmis olan kurdun basinda ona uzun uzun bakmis ve demis ki:
-Hah iste. Simdi gözlerin kizardi, kuyrugun dikildi ve tüylerin diken diken oldu!..

fıkranın devamı


Acaip utangaç bir kadin bir sex-shop tan içeri girer.Binbir güçlükle saticiya,
-"Hey,Ben bir vibrator alacaktim."
Satici gayet rahat,
-"Vibratörler karsi duvarda hanimefendi.
Siz seçin begenin, ben begendiginizi getiririm." der.
Kadından terler bosanir, kizarir, bozarir en nihayetinde,
-"O zaman,şu kirmizi olani istiyorum."
Satici derin bir nefes alip sabirla:

-"Hanimefendi,Vibratörler yangin tüpünün sagindakiler..."

fıkranın devamı


Günün birinde üç kadın ormanda yürürlerken karsılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı. Ama nehrin karşi kıyısına mutlaka geçmeleri
gerekiyordu.

Peki bunu nasıl başaracaklardı?

Birinci kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver!"
Pppppfffffuuuuuffffff....
Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı
kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma
tehlikesi geçirdi. Ama, başarmıştı!!!!

Bunu gören ikinci kadın da Tanrıya dua etti:Tanrim lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli
aracı ver!"
Pppppfffffuuuufffff.......
Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı kıyısına geçmeyi
başardı, ancak birkaç kez teknenin alabora olma
tehlikesiyle karşilaştı..

Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya yalvardı: "Tanrım,lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç, araç ve zekayı ver!"
Ppppppfffffuuuuffff.....
Tanrı kadını bir erkeğe dönüştürdü... erkek haritaya baktı.... Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya
geçti....



fıkranın devamı

TEMEL BİRGÜN ÜSTÜ BAŞI YIRTIK,ÇOK YORGUN VE TERLİ BİR VAZİYETTE KAHVEYE GİRER. TEMELİN BU...
fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey