ödev Fıkraları

loading...

Bir gün Ali okula gitmiş hocası ona ödev vermiş yarın istiyorum demiş alide tamam demiş eve gitmiş babası gazete okuyormuş babası demiş ki of şu ayaklara bak demiş ali de yazmış ablasına gitmiş ablası sana sana demiş yazmış annesine gitmiş bügün olmaz yarın demiş kardeşine gitmiş pili bitti pilli bitti demiş onu da yazmış yarın okula gitmiş hoca ödevini istemiş alide of şu ayaklara bak demiş hocada bana mı demiş alide sana sana demiş hocada o zaman müdüre demiş alide bügün olmaz yarın demiş hoca bayılmış alide pili pili bitti bitti demiş
fıkranın devamı

hoca çocuğa ödev vermiş çocuk yapmamış ödevi 5 tane cümle kurmakmış çocuk babasının yanına gitmiş babası program izliyormuş babası demiş ki vay be şu bacaklara bak demiş çocukta bunu ödevine yazmış sonra annesinin yanına gitmiş ve sormuş anne bu yemek kime annesi demiş ki sana sana sana demiş çocuk bunu da yazmış ablasının yanına gitmiş ablasının erkek arkadaşıyla randevusu varmış arkadaşı aramış demiş ki bize gelsene demiş ablası yok şekerim gelemem randevum var demiş çocuk bunu da yazmış abisinin yanına gitmiş abisi tanzar manyağıymış çocuk yazmış oooo ben tanzar kardeşinin yanına gitmiş kardeşi oyuncak robotuyla oynarken oyuncağı yere düşmüş ve çocuk demiş ki pili bitti pili bitti pili bitti demiş çocuk bunu da yazmış ve hocaya okumaya başlamış vay be şu bacaklara bak hoca bana mı dedin sana sana sana çabuk müdüre gidiyoruz yok şekerim gelemem randevum var demiş gitmişler müdür sormuş kimsin ooooooooooo ben tanzar müdür bayılmış çocuk demiş ki pili bitti pili bitti pili bitti demiş.
fıkranın devamı

Temel'e öğretmeni bir ödev vermiş ve oda şuymuş : evdeki sözleri yazma... Temel ödevine başlamnış . İlk babasının yanına gitmiş , babası televizyon izliyorken şunları söylemiş _ Şu bacaklara bak . demiş. Emel yazmış . Annesi margarin ile yemek yaparken: _ Sana sana sana . demiş . Bunuda yazmış . Ablası telefonda konuşurken: _ şimdi olmaz bebeğim belki yarın . demiş . Bunuda yazmış . Kardeşi oyuncak oynarken: pili bitti , pili bitti . demiş . bunu da yazıp okula gitmiş . öğretmene okumuş: _ Şu bacaklara bak . demiş ve öğretmende: kime diyosun sen bakayım . demiş . oda sana sana sana . demiş . Öğretmen seni disipline atarım . demiş . Emel ise: Şimdi olmaz bebeğim belki yarın . demiş . En sonunda öğretmen bayılmış . Emel ise pili bitti , pili bitti . demiş ...
fıkranın devamı

bir gün temel eve gelice çocuğuna demişki getur şu defterunda bir bakayum demiş. çocuk defterini getirmiş temel bakmış. uy ula defterin bomboş sen okulda naptün da. çocuk demişki ben tahtayu yazdum ama öğretmen tahtayu silincede sildim. demiş.
fıkranın devamı

temele öğretmeni ödev vermiş ödevi şumuş büyüklerimden laf almakmış.Babası vay şu bacaklara bak demiş.Annesi şu güeliğini yerim demiş.Ablası şu an meşkulüm bebişim sonra görüşürüz demiş.Abisi ooo ben tarzan demiş.Temel bunların hepsini yazmış.Ögretmeni oku Temel demiş.Temel okumuş öğretmeni tabi Temeli kolundan tutup müdürün yanına götürmüş.Müdür Temeli kulağından asmış
fıkranın devamı

Konfüçyüs"e sordular: "Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?" Büyük filozof, şöyle cevap verdi:
fıkranın devamı


öretmen

çocuklar derslerinizi yaptınız mı?demiş

çocuk demiş ki

öğretmenim insanlar yapmadıkları şeylerden suçlanır mı demiş

öğretmen

hayır diye yanıt vermiş

çocuk

oh be tamam demiş

öğretmen ne oldu niye sordun demiş

çocuk

ödevimi yapmadımda ondan demiş



fıkranın devamı


Her milletten ögrencilere hayvanlarla ilgili ödev vermisler ve Filler üzerine
istediginiz sekilde bir seyler yazin demisler. Herkes birsey yazmis...
Fransizlar : Fillerde cinsel yasam,
Çinliler : Fil pisirmenin bin yolu,
Etiyoplalilar : Bir fille bin kisi nasil doyar,
Ingilizler : Safaride fil avlama teknikleri,
Almanlar : Filler ve fillerin Alman dil ve kültürüne etkileri,
Iranlilar : Disi filler çarsafa nasil sokulur,
Amerikalilar : Daha büyük ve görkemli filnasil yetistirilir,
Japonlar : Daha küçük ve daha ucuz fil nasil yetistirilir,
Yahudiler : Filler en pahali ve en karli nasil satilir,
Brezilyalilar : Fillerle karnavalda samba yapma metodlari,
Ve Türkler : Ne olacak bu fillerin hali...

fıkranın devamı


Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar:

Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek."

Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum:

Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.

Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur...

fıkranın devamı

Din dersinde öğrencilerine ödev veren hoca bir ara oturduğu yerde uyumuştur. Bunu fark eden afa...
fıkranın devamı

Çocuk babasından matematik ödevini yapmasına yardım etmesini ister ve- Doğru olmaz oğlum. cev...
fıkranın devamı

öğretmeni Aliye dönem ödevi verir .Gerçek ve hayal arasındaki fark nedir araştır oğlum der ...
fıkranın devamı

Emrah kalkti, elinde bir listeyle bakkal Murat a gitti :- Bakkal amca, dedi, kilosu 525 liradan 7 ki...
fıkranın devamı

Öğrenci sınıfa yeni gelmişti.İkinci günü öğretmenine sordu : -Öğretmenim, insana yapmad
fıkranın devamı

1 Kopya sanatında en az iki yıl master yapmış olması

2 Lügatında ödev sözcüğü yer almamalı

3 Drsten kaytarmayı sağlayacak yeni taktikleri geliştirebilme becerisine sahip olmalı.

4 Asla telefonsuz okula gelmemeli

5 Sınıf aramalarında yılan kadar kıvrak ve puma kadar çevik olmalı.

6 Okula gelmenin temel nedeni okuldan kaçmanın keyfini yaşamaktır

7 En iyi okul kapalı okuldur, ilkesini benimsemeli
fıkranın devamı

Ödev Yapamama Bahaneleri
Simdi size "Modern Odev Yapamama BahaneLeri" nden bahsedecegim...Eskiden oLsa "Hocam, eLektrikLer kesikti odevimi yapamadim!"

der gecerdir ama gunumuzde isLer degisti! (Gerci dunya kadar elektrik kesintisiyLe degisen pek birsey yok ancak bu bahene

artik pek gecerLi degiL) simdi biz bu modern bahaneLere bakaLim ...

* Bahane : Harddiskimde bad-sector oLusmus! AraLarinda odevLerimin de buLundugu 40 kadar dosyayi kurtaramadik

ortmenimmmmmm!

Ogretmenin Cevabi : Afferim sana !!!



* Bahane : Pazar gunu ailecek Bowling oynarken basparmagim topun icine sIkIstI ve inciLdi! 2 gundur yazi yazamiyorum :(

Ogretmenin Cevabi : Ben o bowLing topunu kafanda kirmaz miyim senin!



* Bahane : Biran farkettim de sanirim bizim kopek kizdirinca o kadar da hosgoruLu olmuyormus! Beni isirdi :( (Burda

yalanciktan sargi beziyLe sarilmis eli ogretmene gostermekte fayda vardir azcik da hungur yapin aehuh )

Ogretmenin Cevabi : Ben de kizdirilinca hosgoruLu oLmam! Ac avucLarini !!! (aheuh cattttttt!)



* Bahane : Tam herseyi hazirLamis ders calismaya basLayacaktim ki birden kapi caLdi! IlkokuLda birlikte kirmizi kurdeLa

taktigim arkadasim beni ziyarete geLmis!

Ogretmenin Cevabi : Donem sonunda da karnende bolca 0 ve 1 seni ziyarete gelecek ! ( huaaa yasasi kotuLuQ)



* Bahane : O gece ruyama giren aksakalli dede "Bak evlat, o odevleri yapmazsan ogretmenin sana kizmaz, nedenini de sorma!"

dedi .. Mecburen dinledim :(

Ogretmenin Cevabi : Bu gecerLi bir bahane kabul edildi hIk mIk :(



* Bahane : Tv de hipnozla ilgili bir belgesel izliyordum nasil oldugunu anlamadan dalmisim

Ogretmenin Cevabi : Bak, gozlerime bakkkk!!! Gozlerin kapaniyor....



* Bahane : Icimdeki sesi dinledim! "Freedommmmmmmmm!!!!" (Muhauha bu diyaLog muhtemeLen ogretmenin sizi okul psikologuna

goturmesi ve psikologun da size BraveHeart izlemeyi yasaklamasiyla son buLacaktir)



* Bahane : Kedimi yedim, migdeme oturdu :(

Ogretmenin Cevabi : Afiyet oLsun!



* Bahane : Bir de baktim ki defterimde sayfa kalmamis! (Aman diim bunu denemeyin .. )

Ogretmenin Cevabi : Bak sen! aheuh (bu cevabinizla ogretmeninizi gulme krizine sokmaniz icten biLe degil, sadece yesillik

olsun diye yazdim :) )



* Bahane : Dun butun geceyi bozulan asansorde gecirdigimi soylesem?

Ogretmenin Cevabi : BiLmem inansam mi acaba aheuah? ( Bu cumle tamamlanana kadar ogretmenin eli kuLaginiza dogru bir

harekete gecmisse orda hic durmayin ufaktan kacmaya bakin :) )
fıkranın devamı

ASAGIDAKI "SEHIR EFSANESI" DEGIL, "GERÇEK" :BORNOVA
ANADOLU 'DAN BIR FIZIK HOCASIYMIS
İzmir'in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu
garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda,
karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin
dengede durup durmadığını belirlemelerini
istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle,
rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır
almış. Dehşet, "Doğru cevap 'makara yere
düşer' olacaktı" demiş. Meğer çizimdeki
makara tavana bağlı değilmiş.
Dehşet Neşet müthiş bi Fenerbahçe
fanatiğiymiş. Bi sınavda da, Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla ilgili bi soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan

bir şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği haraketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu

topun gol olup olmayacağıymış. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için.Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun yanıtı

şöyleymiş: "Rüştü ordan
gol yemez!"
Dehşet'in bir de, kendinden 1 saniye sonra gelenlerden dahi geç kağıdı istemek gibi katı bi prensibi varmış. O lisesinin

müdür yardımcısı da sertliğiyle efsaneleşmiş bi hocaymış. Geç kağıdı almak için gidenler genelde sopa yiyip çıkarmış. Bir gün

bi öğrenci Dehşet Neşet'in dersine geç kalmış. Sınıfın bulunduğu koridora girince Dehşet'in sınıfa doğru geldiğini görmüş.

Hemen koşmaya başlamış.Bi bakmış Neşet Hoca da depar atıyor. Yarışı Dehşet kazanmış ve "Git geç kağıdı al!" demiş.Bu efsaneyi

Egemen Seven gönderdi. Sağolsun, varolsun :)
Gul Yanmaz: Dehşet'tin dehşet sorusu
Dehşet Hoca hakkında burada anlatılanlar kesinlikle doğrudur. Neşet lakabıyla o kadar özdeşleşmiş bir insandır ki; çok az

kişi onun
soyadının ne olduğunu bilir. Ben hem ortaokulda hem lisede fizik dersini Neşet'ten alma şanssızlığına uğramış az sayıda

insandan
biriyim. Bir sınavda Kepler yasalarıyla ilgili bir soru sormuştu.Sınıfta bir tek baya inek bir arkadaş bu soruyu

bilebilmişti.Bu sınavdan tek sıfır alan da o oldu. Çünkü o sorunun cevabı "Daha o dersi işlemedik hocam" olacaktı.
Mehmet Kaya: Yaşayan efsane
Dehşet Neşet'in eski bir öğrencisi olarak, onu efsane olarak lanse etmenizi şiddetle kınıyorum. O, olsa olsa "Yaşayan efsane"

olarak nitelendirilebilir. Kendisi ayrıca sıkı bir Clint Eastwood hayranıdır. Tahtada elinde tebeşir, fukara İngilizcesi'yle

birtakım garip hareketler eşliğinde "this is this, this goes this" diye ders anlatması hala kulaklarımda çınlıyor. Evrensel

çekim konusunun ardından yaptığı sınavda, bir gezegenin dünyaya olan uzaklığını milimetre cinsinden
sormuştu. Sorunun verileri de kilometre, feet, inch gibi aklına nasıl eserse öyle vermişti. Çevirmeleri yapacağız diye kafayı

sıyırmıştık.
Yanıt tabii ki "Bu verilerle bu soru çözülemez" gibi dehşetengiz bir şeydi.
SERTAN ERGUR: Psikopat Neşet
Bir gün öğlen teneffüsünde G Blok'un önünde yemek yiyodum.Dehşet Neşet, 5 Mat B sınıfından çıktı ve beni göstererek, "Gel

bakiyim buraya" dedi. Çekinerek yanına gittim. Elimde de tost ve kola vardi. Neşet Hoca, 5 Mat B sınıfını o öğlen

cezalandırıp öğle teneffüsüne çıkarmamıştı.Bana, "Ye lan o tostu sınıfın önünde" dedi.Tostu 45 kişinin önünde yemeye

başladım. Dehşet Neşet bir yandan da, "İç, kolayı da iç" diyodu. Ama esas olay sonraki cümlede patladı:"Ağzını da şapırdat

lan, canlari çeksin!"
Seçil Totan: Pastadan köprü
Dehşet Neşet orta 2 ve orta 3'de fizik dersimize girmişti. Okul nöbetçisi onun dersinde sınıfa girmeye görsün, tahtadaki

fizik
problemini ona çözdürürdü. Çocukcağız konuyu bilmediği için çözemezdi. Dehşet'in gazabına uğrayıp genelde ağlayarak sınıftan

kaçardı. Ağlattığı öğrencilerin arkasından da "Sümüklüüüü!" diye bağırırdı. Bir de sorduğu soruya doğru cevap veremeyen

öğrenciye
"Eylül'de gel!" şarkısınının nakaratını söylerdi. Bir keresinde, dönem ödevi olarak tahtadan köprü yapmamızı istemişti.

Hepimiz tahtadan köprü yaptık. Ancak annesi yemek öğretmeni olan bir arkadaşımızla ailesi zengin bir diğer arkadaşımızdan

pastadan bir köprü
yaptırmalarını istemişti. Ödev teslim günü pastalardan birini öğretmenler odasına gönderdi, diğerini ise bizler afiyetle

yemiştik.
Gunsil Tokcan: Dehşet'in kravatı
Dehşet Neşet'in kulak çekiş stili de ilginçti. Elleri kirlenmesin diye, öğrencinin kravatıyla çocuğun kulağını tutar, öyle

çekerdi.
Hakan Gokalp: Bu soru çözülmez
Ben lise 1'deyken Dehşet Neşet bizim fizik hocamızdı. Bir sınavda sorduğu sorunun cevabı "bu soru çözülemez" olduğu için

sonraki
sınavda çözemediğim sorulara "bu soru çözülemez" cevabını yazmıştım. E, haliyle fizikten geçebilmek için öbür sömestr bayaa

bir
çaba sarfetmem gerekmişti. Vektörlerle ilgili bir şeyleri anlatırken sarfettigi "a kar vit di zpidoff dördi kilomaytir

peravir iz goink du
fuaaaaaaaaaaaaaar" (a car with the speed of thirty km/h is going to fuar) (İzmir fuarı) cümlesi hala kulaklarimda

yankılanıyor.
Orcun Ozelmas: Dehşet'in diğer sorusu
Anlatılanlar doğrudur. Dehşet Neşet'in sorduğu ilginç bir soru daha var: Örümceğin biri arabanın ön camına ağ yapar. Bu ağa

bir sinek
takılır ve örümcek tarafından yenir. Dehşet, ağın gerilme kat sayıları, sineğin öz kütlesi, ağırlığı ve sindirim sonrası

kaybolan kütle gibi değerleri verir ve öğrencilerden ağın gerilme eğrisini bulmalarını ister. Sorunun yanıtı x= 0 (Örümcek

cama ağ yapmaz)'dır.
Alp KAYIRAN: Dehşet teknik direktör olursa
Dehşet Neşet, öğle tatilinde futbol oynayanları seyrediyormuş. Kalecilerden birine kızmış, kulağından yakalayıp bir kenara

çekmiş.Maç yapanlar Dehşet'ten korktukları için maçı kesememiş, kalecisi olmayan takım 4 gol yemiş. Bir de hocamız

Fenerbahçe'nin ancak
kendisi takımın teknik direktörü olduğu zaman şampiyon olabileceğini iddia ederdi. Takıma uygulayacağı müthiş taktiğin devre

arası kötü oynayanları odunla dövmek olduğunu söylerdi.
Serkan Gazel: Dehşet'in görünmeyen yazısı
Dehşet Neşet'in öğrencisi olduğum yıllarda kara tahta - tebeşirden cam gibi tahtalar ve marker diye tabir ettiğimiz

mürekkepli kalemlere geçilmişti. Sınıfta da her gün kalemlerin mürekkepleri ile ilgilenmesi
gereken bir öğrenci vardı. Neşet Hocanın dersi olduğu bir gün görevli zat-ı muhterem kalemleri doldurmayı unutmuş. Neşet Hoca
tahtaya yazmaya başladı ama kalemin boş olduğunu görünce durdu. Sınıfta bir ölüm sessizliği oldu. Biz tam kalemleri

doldurmakla görevli arkadaş için fatiha filan okumaya hazırlanıyorduk ki, Neşet Hoca yazmaya devam etti. Adam boş kalemle

tahtaya görünmeyen yazılar yazdı. "Bakın buraları iyi not edin", "şekilde de görüldüğü gibi" gibi
repliklerle şovunu süsledi. Hatta ara sıra bizden birini çağırıp boş tahtayı sildirdi. "Şurayı iyi temizle" filan dedi.

Gülemiyorduk doğal olarak. O gün anlattığı ve bizim göremediğimiz yazılardan bayaa bi
soru sormuştu.
Alp KAYIRAN: Balıklar neden aptaldır?
Dehşet Neşet'in bence en gırgır sınav sorusu "Balıklar neden aptaldır"dı. Dehşet'e göre bu sorunun doğru yanıtı şu olacakmış:
Balıklar suyun içinden baktıklarından balıkçılar uzakta görünür. Balıkçı nasıl olsa uzakta diye rahat rahat dolanırken ağa

yakalanırlar.
Umut Özdemir: Dehşet'in garip huyları
1- Sözlülerede asla soru sormaz, isimleri okur, öğrencilerin yüzlerine bakarak not verirdi.
2- Lisede henüz tebeşir kullanılırken, silgi
sorunu yaşanırdı. Eğer o ders tahtanın silgisi yoksa, tahta dolduğunda sanki temizlenmiş gibi yazıların üzerini yeniden

yazardı veya sınıf nöbetçisine tahtayı nöbetçinin ceketiyle sildirirdi.
3- Eğer bir cümle yazıyorsa ve tahtanın boyu o cümleyi tamamlamaya yetmezse duvara yazmaya devam ederdi.
4- Fenerbahçe'nin yenildiği haftanın ilk günü okula gelmezdi.
Berker Kilinc: In Torki diziplin iz veri importinıt
Ben 89 mezunuyum. Orta ikideyken sınıfımıza bir yıllığına Amerika'dan bir arakadaşımız gelmişti.Amerika'da büyüdüğü için

Türkçesi bozuktu. Birgün bu arkadaşımız Dehşet'e "Sayın hocam" diye hitap edeceğine karıştırıp "Hocacığım" demişti. Dehşet

muhteşem İngilizcesiyle "In Torki, diziplin iz veri importinıt" diyip bu çocuğun kulağını (tabii kravatıyla ) çekmiş ve ceza

olarak "Eylül de gel" şarkısını ezberlerleme ödevi vermişti.
Leon Telyaz: Kar yağarsa Lise yılları boyunca Neşet Hoca'nın bir öğrencisi olarak anlatılanların tümünü doğruluyorum. Dehşet

Neşet'in dersleri her zaman atraksyon dolu geçerdi. Bütün öğrencileri sınıfın en arkasına
toplayıp tahtaya karınca duası gibi mini minnacık yazarak ders anlatırdı. Ders sonunda da "haftaya bu anlattıklarımdan sınav

olacaksınız" der ve tahtayı sildirirdi. Derste bir tek kelime not alamayan bizler diğer haftayı merakla beklerdik. Bir de her

ders yılı başında "Bu yıl kar yağarsa hepinizi fizikten geçiricem" derdi. Ama beni lise yıllarımda İzmir'e hiç kar yağmadı.
Gözde KAVALCI: Tren, örümcek ve Dehşet
Neşet'ten "Dehşet" bir soru daha: Bir tren ...m/s hızla gidiyor. Bu sırada bir örümcek ...m/s hızla trenin camına tırmanıyor.

Aynı zamanda hızı ... m/s olan yağmur damlası trenin camına kaç derecelik bir acıyla gelmelidir ki; örümceğe göre hızı ...m/s

olsun? Buyrun burdan yakın.
Umut Korkmaz: Yangın kolunda integral sözlüsü
Ben Almanca bölümünde okuyordum ama iki sene eğitsel kollarda Dehşet Neşet bizim kollara gelmişti. Lise 2'de Yangın kolunda

iken
Dehşet, kendi öğrencisi olan Lise Son'lara integral soruları soruyordu. Bu arada sınıfa Orta 1'lerden nöbetçi bir çocuk

geldi.
Dehşet Neşet çocuğu yaklaşık 5 dakika kaale almadan beklettikten sonra (sınıfa giren nöbetçilerle hiç muhatap olmazdı nöbetçi

bir süre bekler sonra sıkılıp dışarı çıkardı) çocuğa integral sorusu sordu. Çocuk tabii ki bilemedi. Dehşet çocuğa " Lise

sona gelince bana hatırlat sana sıfır veriyim" dedi.
irfan bekleyen: Dehşet'ten hayat bilgisi
Dersin konusu elektriksel yüklerdi ve Dehşet sözlü yapıyordu. Tahtaya kimi kaldırsa problemi sorup, hemen akabinde "Nasılsa
bilemeyeceksin. Otur yerine" diyordu. Sıra sınıfımızdaki okul ikincisi arkadaşa geldi. (Bu arkadaş bir yıl sonra ÖSS-ÖYS'de

Türkiye
ikincisi oldu.) Arkadaş rahat, Dehşet ne sorsa bilecek durumda. Ama Dehşet Neşet'in sorusu şuydu "Bir salata tarifi ver

bakalım". Tabii
arkadaşımız ve bütün sınıf şoka girdi. Dehşet gayet sakin bir şekilde ünlü açıklamasını yaptı: "Arkadaşlar iyi salata yapmak, iyi fizik bilmekten daha yararlıdır".
YORUMSUZZZ...
fıkranın devamı

Renk renk çiçeklerle bezenmis,mis kokulu bir bahçe düsünün.Iste insanligin kültür bahçesinden derlenen demette küçük bir güzellik armagani.

Olsa ile bulsayi ekmisler,hiç bitmis.
Türk Atasözü

Kör bir dilenci de hiç olmazsa çiçeklerin kokusunu duyar
Japon atasözü

Dinlemekten akil,söylemekten pismanlik dogar.
Italyan atasözü

Düsmek suç degildir,düsüp kalkmak suçtur.
Alman atasözü

Zorluk seni zorlayincaya kadar,sen zorlugu zorla.
Amerikan atasözü

Insani elbisesine göre karsilarlar,bilgisine göre agirlarlar.
Rus atasözü

Temiz bir vijdan kadar yumusak bir yastik yoktur.
Fransiz atasözü

Satin alirken kulaklarini degil,gözlerini kullan.
Çin atasözü

Düsünmeden konusmak,nisan almadan ates etmeye benzer.
Ingiliz atasözü

Baskasindan üstün olmamiz önemli degildir.Asil önemli olan sey,dünkü halimizden üstün olmamizdir.
Hint atasözü

Gençligin güzel bir yüzü,ihtiyarligin güzel bir ruhu vardir.
Isveç atasözü

Gençligin degeri bilinse,ihtiyarligin sikayeti azalir.
Türk atasözü

Sagir bir kocayla,kör bir kadin mutlu bir çifttir.
Danimarka atasözü

Kadeh içinde,denizde bogulanlardan çok daha fazla insan bogulmustur.
Alman atasözü

Yigit harpte,dost dertte,olgun adam hiddette belli olur.
Arap atasözü

Tutkunun bittigi yerde mutluluk baslar.
Macar atasözü

Mirasa "nereye gidiyorsun?" demisler"esip yagmaya,sürüp savurmaya"demis.
Türk atasözü

Bir dostunuz, yemis bahçesini geziyorsa, dalgin görünmeniz en büyük nezakettir.
Japon atasözü

Köpekle yatan pireyle kalkar.
Ispanyol atasözü

Dostunuzu sik sik ziyaret ediniz,çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalilarla kaplidir.
Hint atasözü

Bir kere evlenmek ödev, iki kere evlenmek eglence, üç kere evlenmek çilginliktir.
Hollanda atasözü

Asilan,hirsiz degil yakalandir.
Çek atasözü

Beyaz saç, aklin degil yasin isaretidir.
Yunan atasözü

Büyük zekalar birlikte düsünürler.
Fransiz atasözü

Sersemler, akillilarin yedi yilda cevaplandiramiyacagi sorulari bir günde sorarlar.
Ingiliz atasözü

Uyuyan tilki rüyasinda tavuk görürmüs.
Rus atasözü

Borç verirken ya parani, ya dostunu kaybedersin.
Arnavut atasözü

Cesur adamin bakisi, korkagin kilicindan daha çok düsman titretir.
Amerikan atasözü

Vaadler memleketinde insan açliktan ölür.
Danimarka atasözü

Babalar,doganin yarattigi bankerlerdir.
Fransiz atasözü

Dagin tepesine hangi yoldan çikarsan çik,manzara aynidir.
Çin atasözü

Kabahatini itiraf ederek affini iste;zira bir suçu gizlemek o suçu ikilestirir.
Arap atasözü

Kuvvetine güvenerek zayiflari hor görenin kuvveti basina bela olur.
Hint atasözü

Gözler kendilerine,kulaklar baskalarina inanirlar.
Alman atasözü


fıkranın devamı

Bir çocuk babasına sormuş:
-Baba! İnsanları yapmadığı bir şey için suçlamak dorumu. Babası:
-Elbette hayır! Demiş. Çocuk kararlı bir şekilde şunu demiş:
-İyi o zaman ben ödevimi yapmadım
fıkranın devamı

Üniversite öğrencileri yıl sonu dönem ödevleri için öğretmenlerinin tayin ettiği bir köye giderler. Bu köyün muhtarını bulup ödevleri hakkında biraz açıklama yaptıktan sonra yardım isterler. Muhtar bu öğrencileri köyün en yaşlısı olan Hasan Amca' ya gönderir.
Hasan Amca' da köyün kahvesinde oturup çay içerken öğrenciler gelir ve tanışırlar. Sonrada "Hasan Amca bize en güzel anınızı anlatmaya başlar mısınız lütfen, artık işimize başlayalım" derler. Hasan Amca anlatır;
"Bir gün köyün eşşeği kaybolmuştu ee tabii bizde o zamanlar gençtik, köyün delikanlıları toolandık 3 gün 3 gece eşşeği aradık bulduk mike mike getirdik"
Deyince gençler birden bire " Yaa Hasan Amca biz bunu ödev diye nasıl yazalım ayıp denen bir şey var, sen bize başka bir anını anlat en iyisi. Hasan Amca yine
"bir gün yine köyün horozu kayboldu, yine bizler koyulduk üç gün üç gece horozu aramaya başladık, buluncada mike mike getirdik deyince, gençler hep bir ağızdan yaa amca biz bunuda yazamayız, sen bize başka bir güzel anını anlat. Hasan Amca;
"Hah bu çok güzel bunu iyi dinleyin. Bir gün muhtarın kızı kaybolmuştu, Kızı bir görseydiniz bir içim su, tabii biz delikanlılar çıktık üç gün üç gece kızı aradık bulduk mike mike getirdik, deyince gençler yaa Hasan Amca bu da olmaz, sen bize en iyisi kötü bir anını anlat deyice, Hasan Amca;
"Bir gün de ben kaybolmuştum...
fıkranın devamı

Trabzonlu Temel Ağa'nin sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden arkadaşı Niyazi'ye başına gelenleri yazar:
- Niyazicugum. Hani benim küçük torun var ya.
Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten
dertlerini hep bağa açar.
Dedi ki;
- Ha bunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarın öğretmen beni dövecek.
Dedum ki;
- Ağlama uşağum, bunun içun ögretmen adam dövmez.. Şimdi oni çözeruk. Ne mümkün Niyazi kardasum Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmışlar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeser dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almis. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmış. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmış. Ograştum yapamadum. Usak aglay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki,
- Damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşaği şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yarış etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur.
Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemiş ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduguni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk. Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun inecegi zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Usacuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatiği. Ayuptur..
fıkranın devamı

Ögrenci sinifa yeni gelmisti. Ikinci gün ögretmenine sordu,
- Ögretmenim, insana yapmadigi bir sey için ceza verir misiniz?
- Olur mu evladim, insan yapmadigi sey için cezalandirilir mi, niye sordun bunu?
- Efendim dün verdiginiz ev ödevini yapmamistim da ceza verirsiniz saniyordum!..
fıkranın devamı

-Öğretmen;Sosyal bilgiler dersinde çocuklara bir ödev verir,
-Herkes ailesine sorup demokrasinin tanımını özet halinde çıkaracak ve ezberleyecek
-Çocuk;Eve gelir Babasına sorar,
-Baba Demokrasi nedir?
-Babası yanıtlar,
-Önce bilmen gereken terimler var.Bak şimdi.
Ben bu eve para getiriyorum ben LİBERAL sınıfıyım.Hizmetçimiz bizim rahatımız için çalışıyor ayrıca geçimini sağlıyor,o işçi SINIFI,annen DEVLET bütün içişlerinden o sorumlu,sen HALKSIN hepimiz senin için çalışıyoruz,beşikteki kardeşinse GELECEK,şimdilik bunları bil sabah sana anlatıcam,
-Gece olur çocuk babasının anlattıklarını düşünürken birden hizmetçinin odasından sesler gelir.Çocuk kalkar ve gizlice içeri bakar.Birde ne görsün?Babası hizmetçinin üzerine çıkmış gidip geliyor.Hemen annesinin yanına gider ama nafile.Annesi horul horul uyumakta.Bu sırada kardeşi ağlamaya başlar yanına gider ve kardeşini beşiğinde altına sıçmış bir şekilde bulur.
Ne yapacağını şaşırır ve yatar.
-Sabah kahvaltıda babası:
-Tanımları ezberlediysen şimdi sana anlatıcam DEMOKRASİYİ der.
Çocuk:
-Sen zahmet etme babacım.Ben çok iyi öğrendim.LİBERALLER İŞÇİ sınıfını becerirken DEVLET uyuyor HALK endişeli GELECEK'se b*k içinde !
fıkranın devamı

Fransa 98 de fransanın kupayı alması üzerine Türkiye futbol fedarasyonu Fatih Terimi başarılarının sırını öğrenmek için fransaya gönderir.
Fatih Terim uçaktan iner hemen fransa ftbol takımının kampına gider ve fransa teknik dirktörüne:
-hocam beni Türkiye futbol fedarasyonundan başarınızı sırrını öğrenmek içi gönderdiler, nasıl başarılı olduklarını sorar
Fransız hoca:
-Akıllı ftbolcular seçiyorum, der
Fatih Terim:
-Nasılyani, diye sorar.
Fransız hoca:
-örnek istiyorsun diye sorar ve zidanı yanına çağırır
ve sorar:
-Annen den doğma babandan olma kardeşin olmayan kim zidan'zidander hoca'
Terim nedemek istediğni anlamaz frn.kaldığı otelde akşam yatarken düşünür uçağa biner düşünü gs kampınageli hakan Ş.yanına çağırır soruyu hakana sorar hakan sitem eder
hocam böyle sorumu olur der
Fatih terim sana ödev bu sorunun cev.bul der hakan hagiye sorar
Hagi:
'hagi'der.
Hakan hemen terimin yanına gelir buldum hocam hagi der
Terim,hayır bulamadın zidan dı der.
fıkranın devamı

Öğretmen ödev olarak :Devlet,millet,vatandaş,istikbal kelimelerinin anlamlarını yazın gelin,demiş. Öğrenci akşam babasına:
-Baba Öğretmenim ödev verdi devlet,millet,vatandaş ve istikbalin anlamlarını yazacağım.Babası:
-Devlet benim millet annen vatandaş sen istikbal ise(kundakdaki bebeği göstererek)o demiş.
Ertesi gün ödevine şunları yazmış:
-Devlet milleti s....kiyor,istikbal bok içinde vatandaş ne yapsın?
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama