İletişim Fıkraları

loading...


Günlerdir Karadeniz radyolarında yerel televizyonlarında şu anons yapılmaktadır:

"Dikkat!Dikkat! Türk Hava Kuvvetleri uzaylılarla temasa geçmiştir

ve edinilen bilgilere göre uzay araçları karadeniz bölgesi

civarlarında dolaşmaktadır. Eğer herhangi bir uzaylıyla

karşılaşırsanız sakın telaşlanmayın uzaylılar kesinlikle zararsızdır.

Bu durumda mutlaka iletişim kurmaya çalışın fakat uzaylılar dilimizi

yeni öğrendikleri için kelimelri yuvarlamadan tane tane konuşun ki

anlaşabilesiniz"



Bu anonsu kahvedeki arkadaşlarıyla birlikte dikkatle dinleyen temel

herkes gibi epey heyecanlanmıştır. Artık akşama kadar kahvedeki bütün muhabbet uzaylılar üzerine dönmüştür.



Kahveden çıkıp evin yolunu tutan temel aklı uzaylılarda biraz da telaşlıdır ve eve geç kalmıştır. Temel biraz ilerde bir yol ayrımına gelir; önünde biri kalabalık ve uzun diğeri biraz karanlık fakat kestirme bir yol vardır



bi anlık tereddütten sonra eve geç kalmış olmanın verdiği telaşla

karanlık olan yolu seçer Korku içinde ilerlerken bi de ne görsün,

biraz ilerideki çalının içinde garip bir çift göz görür



"hah tamamdur işte bir uzaylı cöriyrum" der kendi kendine

hemen aklına yapılan anonslar gelir ve çalıya doğru yaklaşıp



tane tane :



"benum



adum



temel



napiysun " der



Karşı taraftan cevap gelmez



"benum



adum



temel



napiysun " der yine



Fakat yine cevap alamaz



Bu sefer daha dikkatli ve elinden geldiğince anlaşılır ve yavaş bir şekilde tekrar dener

"benum



adum



temel



napiysun "



Bu sefer cevap gelir:

"Benum



adum



dursun



s*çeyrum"

fıkranın devamı

Günlerdir Karadeniz radyolarında yerel televizyonlarında şu anons yapılmaktadır:"Dikkat!Dikkat...
fıkranın devamı

Kari koca muthis kavga etmisler ve kusmusler bakmislar olcak gibi deyil ve birbirlerine notlar yazar...
fıkranın devamı

Yeni evli bi çiftin aralarında iletişim sorunu warmış.Sex yapıcaklarını birbirlerine söyley...
fıkranın devamı

Stres'le nasıl başa çıkacağımı bilirim(Genelde Prozac kullanırım. Eğer bulamazsam sigara v...
fıkranın devamı

Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi bilmiyoruz ama biraz düşününce aşağıdaki bütün maddelerin doğru olduğu ortaya çıkıyor.

1. Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır.

2. Amerika'daki bütün telefon numaraları 555 ile başlar.

3. Biri sizi sehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve kalabalığa karışırsınız.

4. Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.

5. Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.

6. Herhangi bir binanin havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hic bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.

7. Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima muhimmatınız bulunur... daha önce hiç taşımıyor olsanız bile.

8. Şehriniz tabii bir felaket ya da bir canavar tarafindan tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya yakında açılacak bir sergidir.

9. En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gıkını bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler.

10. Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır.

11. Taksiye ödeme yapmak icin cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret kadar olacaktır.

12. Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiginizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir.

13. Kelime işlemciler asla cursor ekranı gostermez. Onun yerine hep "Şifreyi giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tuşa basildiginda bip sesi çıkarırlar.

14. Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak zamanları hiç olmaz.

15. Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur.

16. Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün aların üzerinde anın ne zaman patlayacağını bildiren büyük ekranlar vardır.

17. Ziyaret ettiginiz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür.

18. Bir detektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir.

19. Bütün uzaylılar Amerika'ya iner.

20. Bir çok laptop bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıklarının iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür.

21. Dövüş sanatları içeren bir kavgada dusmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp dururlar ve öncekiler nakavt oldukca sırayla kavgaya girerler.

22. Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez.

23. Polis departmanları memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek icin onlara kişilik testleri uygularlar.

24. Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar Ingilizce konuşmayı tercih ederler.

25. Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mümkündür.

26. Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi, bu kapı içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı değilse.

27. Hiç bir araba kilitlenmez camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası calınır ama bunlar hariç.

28. FBI, CIA'in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap versek tarzında çok misafirperver calışmalar içindedirler.

fıkranın devamı

Bir şirkete kozalanmak
(Koza: Tırtılın kelebek
oluncaya kadar misafir kaldığı korunaklı yuva.)
Yeni mezun elemanın; askerliğini beklerken, daha iyi
bir iş ararken veya yurt dışında bir master kazanana
kadar düşük profilli ve sıkıcı bir başlangıç
pozisyonunda çalışmayı kabul etmesi. Kelebek olur
olmaz da arkasına bile bakmadan o şirketten uçması...

Leblebi Profesörü
Astları ona bir şey açıklamaya çalışırken, daha leb
demeden bütün konuyu anladığını düşünüp, ikinci
kelimede söz kesen, her şeyi en iyi kendisinin
bildiğini sanan dinleme özürlü yönetici.

Bariyer Plânlaması
Çekirdekten yetişmiş alaylı yöneticinin, ileride
kendisine rakip olabilecek zehir gibi ve eğitimli genç
elemanını, "Rotasyon iyidir; satışı da öğrenirsin.
Kariyerin için faydalı olur." ayaklarıyla kandırıp
başka bir bölüme postalaması. Koltuğunu elinden almak
amacıyla gelecekte yapılabilecek olası hamlelere karşı
engel yaratması.

Hız Tümseği
En basit görevlerde bile bin bir zorluk çıkartarak
işlerinizin akışını yavaşlatan kıl meslektaş.

Iş Ingilizcesi
Türkçe cümlelerin içine Ingilizce kelimeler
serpiştirilerek konuşulan ucube şirket lisanı. Örnek,
"Ebru, benim reportu final hâle getirdim; yarın
birlikte review edelim mi?" Gerçek Ingilizce ile
ilgisi olmadığı için, bu lisan yabancılarla iletişimde
pek işe yaramaz. Az önce Amerikan aksanıyla Türkçe
konuşan kişinin, böyle bir durumda aniden nutku
tutulur. Kekelemelere gelir...

Pijama Yakalı
Mavi veya beyaz yakalıyken, işini kaybedip evde
oturmak zorunda kalan kimse.

Menopozisyon
Sittinsene olarak ifade edilebilecek uzun bir süredir
şirkette çalıştığı için işten çıkarılamayan sadık
çalışanın, emekliliğini beklerken oyalandığı,
yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış pozisyon.

Kalite Çemberi
Kaliteyi iyileştirmek veya işin asıl sahiplerinin bile
bulaşmak istemediği kemiklikteki sorunları çözmek
hedefiyle bir araya getirilen insanların, bir dolu
mesai saati ve tonla kırtasiye malzemesi harcadıktan
sonra, bir tam daireyi tamamlayarak başladıkları
noktaya geri dönmeleri.

Kartvizit Bebeği
Çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe
alınmak zorunda kalınan, müdürlerin kendi bölümlerinde
istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi
yaptığı vasıfsız kimse.

Masa Saati
Bütün gün ceketini çıkarmadan masasında oturan, mesai
saati bittikten sonra ofiste bir saniye bile durmayan,
suya-sabuna ve zor işlere dokunmayan kişi. Saatinizi,
hareketlerine göre ayarlayabileceğiniz dakik insan...

Ego Müzesi
Üst düzey yöneticinin odasında; diplomalarını, dandik
golf kupalarını ve önemli kişilerle çekilmiş
resimlerini sergilediği bölüm.

Ritm Saz Tamiratı
Bilgisayar, printer, fotokopi makinesi gibi elektronik
ofis ıvır zıvırından hiç çakmayan tiplerin, arıza
anında bir bileni çağırmak yerine alete vurarak tamir
etmeye çalışmaları.

Geyik Fırtınası
Ofis insanlarının bir odaya tıkılıp, saatler boyunca
akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hazırlık
yapılmadan gelindiği için de hiçbir sonuç veya karar
alınamadan biten, litrelerce çay ve kahvenin
tüketildiği plânsız, programsız toplantılar. Iş
hayatının yüzde altmışını oluşturan akla ziyan
seanslar.

Estrojenerasyon
(Estrojen: Kadınlık hormonu)
Eğitimli, vasıflı ve ekonomik özgürlüğe sahip
kadınlardan oluşan profesyonel nesil. Sağlıklı bir
gelişme; kahvehaneleri andıran klâsik iş
ortamlarımızın panzehiri.

fıkranın devamı

Bilinen bir fıkra ama ben iletişemediğim (!) zaman bunu örnek olarak anlatırım. Tavsiye ederim....:)
Neyi neden istediğini açıkça söylemeli insan.

İzmir'den trene binen yaşlı teyze, kondüktöre Ege şivesiyle:

- "Menimen'e gelence beni haber et yavrııım, unutma"

der.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Menemen'i geçer geçmez yaşlı teyzenin Menemen'de ineceği kondüktörün aklına gelir hemen makiniste gidip haber verir. Makinist de:

- "Gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremiyeceğimize göre geri geri gideceğiz soran olursa "tren makas değiştiriyor deriz"

diyor.

Bir yarım saat geri geri giderek Menemen'e geliniyor ve Kondüktör, teyzeye gidip haber veriyor:

" Hadi teyze Menemen'e geldik."

Teyzem:

- "sağol yavrııım...",deyip çantasndan hapını cıkarıp iciyor.:)
.

fıkranın devamı

Kari koca müthiş kavga etmişler ve küsmüşler bakmışlar olacak gibi
değil ve birbirlerine notlar yazarak anlaşmaya karar vermişler.Bir gün
adam bir is görüşmesi yapmış ve sabah 8.30 da ise gitmesi gerek
komidinin üzerine bir not yazıp koymuş:
- "Sabah beni saat 8.00 de kaldır"
Ertesi gün olmuş adam bir kalkmış saat 10.00 müthiş sinirle
fırlamış yataktan ve başucunda bir not
- "Saat 8.00 kalk"

fıkranın devamı

Adam günün birinde bir bara girer. Barda çok çekici bir kadının oturduğunu gördüğü gibi kadının yanına gider ve oturur. Meraklı bir şekilde sürekli olarak kol saatine bakmaya başlar. Yanında oturan kadın bir süre sonra dayanamaz ve:
-Randevunuza gelecek arkadaşınıız geç mi kaldı? diye sorar.
Adam;
-Hayır. Sadece günümüzün en modern ürünü olan bu saati yeni satin aldım. Test ediyorum.
- En modern saat mi? Ne farkı var bu saatin?
- Benimle beyin dalgalarını kullanarak iletişim kurabiliyor.
- Şimdi ne diyor?
- Sizin iç çamaşırı giymediğinizi söylüyor.
Kadın kıkırdayarak;
-Öyleyse saat arızalı olmalı. Çünkü benim iç çamaşırım var
Adam tebessüm ederek;
- Bu cihaz yine bir saat ileriyi gösteriyor...

fıkranın devamı

Murat kendisini dünyanın en şanssızlarından biri olarak görüyordu. Ne zaman bir kızı sevse ya da bir kız onu sevse her zaman bir talihsizlik olur ve o ilişki hiçbir zaman olmazdı. Her zaman "Neden ben?" diye kendine sorar cevabını ise asla bulamazdı. Yaş 21 olmuştu ama bütün maceraları başlamadan hüzünle bitmişti ve tek bir kızla bile çıkamamıştı. Vardı bir terslik ama neydi bilemiyordu.Sorun kendisindemiydi ; kendisine göre değildi.yakışıklıydı bir kere esprili bir yapısı da vardı , kızlarla iletişimi de iyiydi ama ne zaman ki onlara duygusal anlamda yaklaşsa hep bir şeyler ters gidiyordu. Olmuyordu açıkçası. Ne zaman ki kızlar ona açılsa bu sefer de heyecandan ne yapacağını bilemiyordu afallıyordu. Bunun sonucunda da gene olmuyordu yani.

Gene bir kızı sevmişti. Bu sefer açılacaktı kıza. Ne olursa olsun açılacaktı. Kendisi açılamazsa bile başkasını araya koyup açılacaktı. Bu kızı gerçekten seviyordu. Aşık olmuştu kendince. Aşık olduğuna kesin karar vermişti. O kızı ne zaman görse heyecandan elleri titriyor , kalp atışları hızlanıyordu.Ne zaman ki onunla konuşsa konuşmakta zorlanıyor hatta bazen kekelediği bile oluyordu. Evet gerçekten aşıktı bu kıza . İlk defa gerçekten aşık olmuştu bir kıza.

Kızın ahım şahım bir güzelliği yoktu. Kahve gözlü , siyah saçlı normal bir kızdı işte. Nedense ona aşık olmuştu. Sanırım kızın konuşmasından etkilenmişti ya da hareketlerinden ya da her ikisinden. İlk defa bir kızın onu sevdiğini hissediyordu. Kesin kız onu sevdiğini söylemiyordu ona. Bu yüzden kendisinin söylemesi gerekiyordu. Bir şekilde söylemeliydi ama nasıl. Kızın adı Yeşim'di bu arada. Aynı sürücü kursuna gidiyorlardı. Orada tanışmışlardı zaten. Orada aşık olmuştu kıza ve orada ilan edecekti aşkını kıza ve o gün bugündü. Söyleyecekti kıza kurs çıkışı aşkını.

Kıza kurs bitiminde özel bir şeyler konuşmak istediğini söyledi kız da kabul etti. Daha da heyecanlanmıştı şimdi. Nasıl söyleyecekti acaba. Bu duruma kadar gelmişti ama bitirebilecek miydi? Yoksa evvelden olduğu gibi kötü mü bitecekti ? Bütün bu düşünceleri attı kafasından , rahatlatmalıydı kafasını temizlemeliydi düşüncelerden sadece kıza odaklanmalıydı ona olan aşkına.

Kurs bitmişti. Kız ona "Bana anlatacağın önemli şey nedir?" diye sorduğunda heyecandan dilini yutacaktı. Konuşmaya başladı.

- Ben şey.
- Evet sen.
- Yani nasıl diyeceğim bilemiyorum.
- Neyi diyeceksin ki?
- Kızabilirsin ama.
- Söyleyeceğin şeyi çabuk söyleyebilir misin acelem var çıkmam gerekiyor.
- Sen ve ben.
- Evet.
- .
- Ben çıkıyorum söyleyeceğin şeyi daha sonra söylersin. Görüşmek üzere iyi akşamlar.
- İyi akşamlar.

Gene olmuştu işte dili tutulmuştu. Gerçekten de dünyanın en şanssızlarından birisiydi. Aşkını söyleyememişti işte kıza. Ama kesin söyleyecekti kıza ama kesinlikle kendisi değil başkasının aracılığıyla söyleyecekti. Çünkü kendisi söylese gene batıracaktı işi biliyordu. Sonra sevdiği kız Yeşim'in annesinin kuaförünün yardımısı olduğu aklına geldi. Tabi ya o yüzden başlamışlardı kursa indirim yapılır diye. En iyisi annesini araya katmaktı başka çaresi yoktu. 21 yaşında olmasına rğmen öyle bir şey yapmanın utancını falan hiçe saydı. Bütün bahtsızlığını üstünden atmanın vakti gelmişti. Annesiyle konuştu açtı derdini konuştukça konuştu.

Annesi kabul etti tabi. Oğlu bir kız sevmişti ve ona açılamıyordu. Oğluna yardım etmek onun en doğal hakkıydı. Annesi oğlu için gitti kuaföre kızla konuştu. Kız annesine "Keşke benimle yüz yüze konuşsaydı" demişti ama kabul de emişti. Annesine yarın oğlunu arayacağını ve onunla o gün buluşacağını söyledi. Annesi oğluna bunu söylediğinde Murat'ın ne kadar sevindiğini annesine nasıl sarıldığını anlatmak kelimlerle ifade edilemez. O günü sabırsızlıkla bekledi. Bir gündü ama sanki yıllar geçmiş gibi gelmişti ona. O gün kızın aramasını bekledi. Saatler ilerliyordu ama kız aramıyordu. Artık ne yapacağını bilemez duruma gelmişti Murat. Kızın işyerini bile aramak ancak akşam 8:00 gibi aklına geldi. Kızın işyerini aradı oranın sahibi kızın o gün işyerine gelmediğini söyledi hatta kızın evini aramışlar evdekiler de kızın işyerine gittiğini söylemişlerdi. Murat şok üstüne şok yaşıyordu. Ne olmuştu anlayamamıştı. Bütün bunlar bir kabus olmalıydı. Nerede hata yapmıştı bütün bu olanlar ne demekti bilemiyordu. O gün sabaha kadar yatamamıştı. Sabah olmuştu ve Murat o günü gezmekle geçirmeye karar vermişti. Böylelikle bütün olanları unutabileceğini umuyordu. İşe de yaramıştı biraz da olsa. Öğleden sonra cep telefonu çaldı. Arayan annesiydi.
- Oğlum hani senin çıkmak istediğin kız var ya hani dün çıkacaktın.
- Evet anne.
- O kız başkasına kaçmış
- Pekala anne görüşürüz.
Sesi çıkmıyordu sadece düşünüyordu. Düşündüğü şey ise gerçekten de dünyanın en şanssızlarından biri oluşuydu.

fıkranın devamı

Kayserili Mehmet Ağa, Çanakkale’ye askerlik görevine gider. Orada
Trabzonlu Cengiz ile aynı bölükte görev alır ve onunla tanışıp candan arkadaş olurlar. 36 ay askerlik süresince birbirlerine kenetlenir kan kardeşi olmaya karar verirler. Derken askerlik bitiminde Mehmet Ağa Kayseri’ye, Cengiz Ağada Trabzon’a döner. Aradan 25 yıl geçer. Birbirleri ile sadece mektupla iletişim kurarlar. Cengiz Ağa bir gün yol güzergahı Adana’ya giderken Kayseri’de iner ve askerlik arkadaşını ziyaret için evine gider. Hoş-beşten sonra hal-hatır sorulur. 

fıkranın devamı

Kari koca muthis kavga etmisler ve kusmusler bakmislar olcak gibi
deyil ve birbirlerine notlar yazarak anlasmaya karar vermisler.Bir gun
adam bir is gorusmesi yapmis ve sabah 8.30 da ise gitmesi gerek
komidinin uzerine bir not yazip koymus "sabah beni saat 8.00 de"
kaldir ertesi gun olmus adam bir kalkmis saat 10.00 muthis sinirle
firlamis yatakdan ve basuncunda bir not
"Saat 8.00 kalk"
fıkranın devamı

Stresle nasıl başa çıkacağımı bilirim
(Genelde Prozac kullanırım. Eğer bulamazsam sigara ve kahve de işimi görür)

Güçlü iletişim ve organizasyonel becerilerime dayanan bir iş arıyorum
(Çok fazla konuşurum ve insanlara ne yapmaları gerektiğini söylemek isterim)

Her çeşit ofis organizasyonuna kolayca uyum sağlayabilirim
(Microsoft Office kullanmayı bilirim)

Eski iş deneyimlerimi şöyle sıralayabilirim:
(Umarım sakız sattığım günleri sormazsınız)

İşime ciddiyetle yaklaşırım
(hatalarım için başkalarını suçlarım)

Mizah anlayışım güçlüdür
(Bir sürü eski, aptalca fıkra bilirim ve bunları anlatmasını da beceremem)

Şirketin uygun gördüğü herhangi bir yerde çalışabilirim
(Bu berbat kasaba haricinde!)

Olağanüstü profesyonel meziyetlerim vardır
(Cebimde bir elektronik ajanda taşıyorum)

Geçmiş tecrübelerim sizin beklentilerinizi karşılıyor
(Muhtemelen daha tecrübeli birini arıyorsunuz)

Ben kolay uyum sağlarım
(Çok iş değiştirdim)

Hareketli iş yapmayı severim
(Beni masamda bulamazsanız merak etmeyin!)

İyi bir eğitim geçmişim var
(Liseden kovulmuştum!)

İş arkadaşlarımla uyumluyumdur
(Sarkıntılıktan hapis yatmıştım!)

Ayırdığınız zaman ve gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler
(Lütfen, beni hemen fırlatıp atmayın!)
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama