Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve yüksek sesle Cami Cemaatine sorar :
-Aranızda müslüman olan var mı ? korkudan kimse bişey diyemez. Bir müddet sonra yaşlı bir adam ayağa kalkar ve ' ben müslümanım' der.
fıkranın devamı
Muzip bir dostu, bir gün Hoca’ya :- “Şu avucumun içindekini bil, sana bir kayganalık vereyim” demiş.- ̶...
fıkranın devamı
Timur Han’ın askerlerinin atları, Akşehirlilerin tarlalarına girip ekinlere zarar veriyorlarmış. Nasreddin Hoca’d...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca Sivrihisar’da imamlık yaparken, huysuz bir adam olan kasabanın subaşısı ile kavga etmiş. Bir süre sonra ...
fıkranın devamı
Hoca bir gün Timur Han’ın adamlarından birine sorar:- “Kimin mezhebindensin ?”Adam elini göğsüne götürüp ku...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’yı bir köyde imamlık yapmak üzere, iki öküz bedel karşılığında razı etmişler.“Bize vakit namazlar...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca Konya’ya gidiyormuş. Yolda, Konya’ya gitmekte olan Sivrihisarlı bir hemşerisiyle karşılaşmış. Selâ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca ve hanımı, diğer bir kasabadaki imam arkadaşlarına misafir olmuşlar. Ev sahibesi hanım akıllı, güzel ahlâklı v...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:- “ ?”- “Karım ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet kopacak,...
fıkranın devamı
Kadının biri kocasını aldatmaya karar verir ve köyün imamına bunun cezasının cehennemde ne kadar olucağını sormaya gider..
-İmam efendi anlatmaya başlar işte kızım köyün muhtarıyla kocanı aldatırsan altı ay öğretmeniyle yaparsan bir yıl bekçi ile yaparsan iki yıl...
-Kadın dayanamayıp sorar peki imam efendi ya köyün imamıyla aldatırsam cezası nekadardır?
-İmam gevrek gevrek gülerek seni gidi kafir seni der cennette gözün var demi...
fıkranın devamı
imam köyde güzel ve çekici bir kadına hasta olur kadından ister kadın vermezderken kadın daha fazla dayanamaz ve kocasına durumu anlatır hemen bir plan yaparlar kadın çocuğu ile imama haber gönderir çocuk gider ve imama:
-annem dediki imam efendiye söyle bir keklik avlayıp gelsin
imam durur mu hemen bir keklik bulur ve eve gider
kadın imamı buyur eder kekliği ocağa koyacağını onun soyunup beklemesini söyler imam soyunur soyunmasına ama tam o sırada tabii anlaşmalı olarak koca gelmez mi ne yapacağını düşünem imamı kadın hemen alt kattaki ahıra sarı dananın yanına bağlar adamı içeri adam derki:
--ulan karı her gün seni *ikmekten bıktım bugün değişiklik olsun diye bizim sarı danayı *ikeceğim der ve ahıra inip dananın yerine bağlı olan imama bir güzel kayar
bu olay birkaç kez tekrarlanır artık imam anlar ve haberi getiren çocuğa:
--git anana söyle anan keklik eti yemekten baban dana *ötü sikmekten bıkmadı ama imam *arak yemekten bıktı.
fıkranın devamı
Adamın biri ölür, cenaze yıkanır tam imam tabuta yerleştitiken fıkra bu ya adamınki kalkar ve tabutun kapağını kapatamazlar. İmam adamın dul eşine sorar;
- ''Eeee ne yapacağız şimdi''.
kadın cevaplar;
- ''İmam efendi sağa doğru eğiver''.
imam yatırır ama adamınki tekrar tekrar yukarı bakar.. imam tekrar kadına döner;
- ''Kadın söyle ne yapalım, bu böyle gömülmez''.
- ''imam efendi bir de sola doğru eğiversen''.
İmam kadının dediğini yapar ama elini çekince tekrar dikelir adamın ki.
İmam;
- ''Kadın bu böyle olmaz ne yapalım'' der.
- ''İmam efendi kes dötüne sok'' der.
İmamda adamınkini keser ve merhumun dötüne sokar. Sokunca merhumun gözünden yaş gelir bu nu gören kadın;
- ''Ahhhh herif, ahhhh gençliğinde sana acıtıyo derdim de inanmazdın bana''...
fıkranın devamı
Köyün en güzel kızı 18 yaşında ama fakirdir. Yine köyün en yaşlısı ama en zengini 70 lik bir ihtiyarla evlenir. Annesi düğün günü kızı tenbihler;
- ''Kızım kocan bu gece seni soyup bişeyler yapacak sakın itiraz etme''..
Gerdeğe girerler. İhtiyar kızı soyup kendi işaret parmağını yalayarak kızın göbeğine;
- ''biiir-ikiiii--üüüüüçççç-döööörttt'' diye değdirir.
Herkes heyecan içinde gerdek kapısında sabahlar ve sabah uyanıp görünen saf kıza sorarlar;
- ''ne oldu? ne oldu?''.
Kız cevap verir;
- ''Hiiiiç 4 kere yaptı''.
Herkes afallar, derler'ki;
- ''adam yıllardır aç tabii bu gecelik normal tabii''..
Ama ertesi sabah da bekleyip 3, daha sonra yine 3 -4 -2 cevabını alınca dudakları uçuklaaar. Köyün genç ve yakışıklı imamı olanları duyar ve;
- ''bu kız 70'lik adama gecede 3-4 performans sağlıyabiliyorsa ben bunu bir göreyim''. Gece olmadan yatağın altına gizlenir. İhtiyar gene 1-2-3-4 deyip sırtını dönüp uyuyunca imam, kızı normal biçimde halleder. Her ikisi de hoşlanırlar. Ertesi gece yaşlı adam gene kızı çırılçıplak soyup göbeğine doğru biiiiir-ikiiiii diyecekken
kız, ihtiyarın eline sertçe vurur; YETER BE, BAŞLARIM SENİN İKİNDEN ÜÇÜNDEN, BİR KERE YAP İMAM GİBİ YAP''...
fıkranın devamı
İmamın şehrin en güzel kadınını becermek istiyormuş. bir gün bu isteğini kadına söylemiş. kadın demiş ki seninle beraber olucam ama beni kocamın önünde si*eceksin demiş.imam da düşünmüş taşınmış bi yolunu bulmuş.
bi gün bu kadınla kocası kadınla balkonda kahvaltı yaparken gören imam "tu imansız kafirler ulu orta bu iş yapılır mı hiç demiş. kadının kocası da ne diyosun sen imam efendi ben hiç öyle şey yapar mıyım? demiş.imam da ama buradan öyle gözüküyor, inanmıyorsan gel bak demiş. imam geçmiş kadını becermiş. dışardan kocasıda bağırmış "kusura bakma imam efendi buradan hakketen öyle gözüküyor" demiş!!!!.
fıkranın devamı
askerden yeni dönmüş bir adam evde balkonda karısıyla otururken uyanık imam minareden onlara seslenerek hey hop ne yapıyorsunuz der:adam ne yapıyoruz ki der imam:ya çok ayıp şeyler insan evin içinde yapar der.adam kötü bir sey yaptıgımız yok der.imam:burdan oyle gorunmuyo der istiyosan gelde bak adam mınareye cıkar ve bakar o arad imam karısını üstüne cıkmış tepiniyor.adam he valla doğru söylüyo imam der haklısın imam efendi bi daha olmaz der
fıkranın devamı
Köyün birinde bir gün çok küfür eden bir adam var mış.Adam vefat etmiş cenazesi kalkacakmış köyün imamını çağırmışlar imam demiş ben öyle terbiyesizlerin cenazesini kaldırmam gidin başka imam getirin demiş.Başka bir köye gitmişler imam getirmişler.Cenaze namazını kıldıktan sonra imam cemaat'e sormuş:Merhumu nasıl bilirdiniz?Cemaat:İYİ BİLİRİZ *mına koyalım demişler.İmam şaşırmış bir şekilde demişki hiç cenazenin arkasından böyle konuşulur mu?imam kendi kendine:Ben bir daha sorayım demiş.Eyy cemaat'i müslimin Merhumu nasıl bilirdiniz?Cemaat:İYİ BİLİRİZ *mına koyalım demiş.İmam dayanamamış ve gömün o zaman *mına koyduğumu demiş.
fıkranın devamı
Köyün birinde bir kör imam varmış. Kör olduğu için minare ile evin arasına ip çekmiş ve ezan okumaya ipe tutunarak gidermiş. Komşunun karısı bir gün iyice azmış ve ipin önüne soyunarak domalmış. Hoca ezan vakti gelince ipe tutunarak minareye doğru ilerlemeye başlamış. Karının kabak gibi malına *arrağı deyince dayanamayıp donunu indirdiği gibi karıyı *ikmiş.
Bu bikaç defa tekrarlanmış.
Durumu sezen karının kocası ezan vakti ipin karşısına geçip *arrağı çıkarmış ve beklemeye başlamış. Hoca ipe tutunarak ilerliyormuş, şöyle eliyle bir yoklamış, *mcığa benzemiyor, durumu farketmiş ve çaktırmadan sol eliyle adamın *arrağını kavrayıp, öteki eliyle üzerine tık tık vurarak şöyle demiş;
- ''ses kontrol!...ses kontrol!..1,2,3,deneme''
fıkranın devamı
Temel 25 yıldır görmediği Dursunu görür. Dursun buna çok sevinir.
-c ''Ula uşağım bu gece bizde kal'' demiş.
Temel biraz mızmızlanmış ama sonra da kabul etmiş. Akşam olunca Temel Dursun ve Dursun'un iki karısı yemeğe oturmuşlar. Bu arada Dursun'un birinci karısı resmi ikincisi ise imam nikahlı. Gece olmuş ve bunlar yatmış. Gece Dursun'un nikahlı karısı yanına gelmiş. Dursun'a ben azdım beni mik dursun demiş. Dursun da olmaz evde misafir var demiş. karısı kudurmuş, illede beni mik demiş. dursun da git buzdolabının kapağını aç ışığından bak temel uyuyorsa yanıma gel demiş. kadın da bakmış temel uyumuş numarası yapmış. dursunun yanına gitmiş. sonra imam nıkahlı karısı gelmiş. oda beni mik demiş. aynı şeyi o kadına söylemiş. kadın da buzdolabını açmış bakmış temel uyuyor sonra dursunun yanına gitmiş ertesi gün kahvaltıda dursun temel'e sormuş;
- ''akşam nasıl uyudun''
temel de;
- ''iyi uyudum ama akşam çok susadım'' demiş.
dursun da;
- ''kalkıp içseydin'' demiş.
temel de;
- ''nasıl içeyim akşam her dolabı açanı *ikiyosun'' demiş.
fıkranın devamı
orosbu bi kadın varmış ve bu kadın birgün kötülüğe yemin etmiş ve evine imam çağırıp kuranı_ı kerim'i okutup tövbe edecekmiş.ve imam gelmiş kadın bakmış ki imam çok yakışıklı duramamış imamın dikkatıni çekmeye çalışıyomuş ama bi tülü dikkatini çekemiyomuş imam durmadan kur'an okuyomuş sonra kadın imamın karşını geçip pantolonun ağını yırtıp amını açmış ve bizim imam bunu hemen görmüş ve ku'an okurken başlamış
_muz ile besledin mi sen oni
_inne iplik bulamadında dikemedinmi donini
_mevlit bitsin hoca siksin amini
fıkranın devamı
Bir gün bir papazla Nam-ı Kemal aynı kodese düşmüşler. Günler,aylar geçmiş ikisinin de abazanlıktan gözü dönmüş. Papaz dönmüş Nam-ı Kemal'e:
- Bak demiş bu böyle olmayacak önce sen domal ben yapıyım sonra sen beni demiş.
Nam-ı Kemal kabul etmiş papaz kaldırmış Nam-ı Kemal'e doğru gelirken bizim ki bağırmış:
- Ya İsa!!! diye
Papazın ki inmiş tekrar kaldırmış bu sefer:
- Ya İncil !!! diye bağırmış papazınki tekrar inmiş.
- Bak papaz bu son yaptın yaptın yapamadın ben seni yapacam. demiş
papaz kaldırmış gelmiş bu sefer bizimki
- Ya Meryem !!! demiş. Papazın ki inmiş sıra gelmiş Nam-ı Kemal'e. Kaldırmış papazın üstüne doğru giderken papazda akıllılık edecekya
Papaz:Ya allah
Nam-ı Kemal:Ya bismillah
çaaaat!!!!!
fıkranın devamı
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir dostor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muyene etmeye başlamış. Elini bekçinin kırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni birkere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp altan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.
fıkranın devamı
İmamın birisini bir köye tayin ediyolar ama bu koydeki herkes her cümlesinin basinda veya sonun da:
- "..... koyum"
lafını eklermiş. İmam köye giderken yolda birisine rastlıyor ve :
- "Selamun aleyküm"
diyor. Adam:
- "Aleyküm selam ..... koyum"
diyor. Tabi hoca şaşkın ve tekrar soruyor:
- "Beni şu isimli köye tayin ettiler acaba biliyo musun sen nerdedir bu köy?"
Adam gulerek:
- "Tabi bende o köydenim ..... koyum, tepenin arkasında ..... koyum istersen seni götürüyüm ..... koyum"
der ve giderler. Tabi bizim imam köye varıyor yerleşiyor gel zaman git zaman bizim imam alışıyor ve birgün köyde birisi ölüyor. Bizim imam geçmiş tabutun başına ve sormuş:
- "Eyyy cemaat nasıl merhumu bilirdiniz?"
Cemaat hep bir ağızdan:
- "İyi bilirdik ..... koyum"
diyorlar.
- "Hakkınızı helal ediyo musunuz"
diye soruyor ve gene hep bir ağızdan:
- "Helal olsun ..... koyum"
Bizim hoca da zevke geliyor:
- "GÖMÜN LAN ..... KOYUM
fıkranın devamı
Köyün birinde ölüyü diriltecek kadar güzel bir ebe varmış. Komşu köyde bir kadın doğurmak üzereymiş. O köyde ebe olmadığından bu köye gelip ebeyi götürmek istemişler. Köylüler ebeyi *ikerler diye gelenlere güvenmemişler. Kendileride bir tek köyün imamına itimat etmişler. İmam'a katmışlar ebeyi yöneltmişler. Ebe fıstık gibi, İmamı şeytan gıdıklamaya başlamış;
- ''Ne yapsam, ne desemde ebeyi *iksem'' diye düşünüyormuş. Yollarının üzerinde bir orman varmış. Ormandan geçerken İmam;
- ''Ben ormanı öyle çok severim'ki, ormanın bir dalına zarar vereni *ikerim'' demiş.
Ebede Allah'tan arıyormuş. Çıt diye bir dal kırmış. İmam ebeyi yatırmış *ikmiş. Birazdan ebe bir dal daha kırmış, imam gene *ikmiş. Birkez, birkez daha. Ebe başlamış sıradan dal kırmaya. İmam artık biçare;
- ''Hoop'' demiş,
- ''Artık bundan sonrasına orman işletme bakıyor''...
fıkranın devamı
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede nara attım" demiş.
fıkranın devamı
İmam iki metre ilerisinde duran cami görevlisine sormuş:
- Gizli gizli sen mi yiyorsun kurbanlık etleri?...
Görevlide derin sessizlik... İyice köpürmüş İmam:
- Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim...
- Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun...
Görevli bıyık altından gülmüş;
- İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız...
Yer değiştirmişler. Bu defa görevli seslenmiş:
- Bayramda toplanan camii derneği bağışlarını kim iç ediyor?..
İmam kendi kendine söylenmiş:
- Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerSatışın İçinde Kabak Vasiyetini Hepsi Vampir Kapıcı Aldatma Muhallebi yigit-ozgur-1289 Adamı Fadimenin İlk Pipi Biyoloji Soğuk Mühendis Meşe Hayalet Ayı Meeee Memurum Burada Tecavüz Sarışın Giysilerin İşin MÜEBBET Tren Maymun Bunak Kaybettin Rahibe Yine Kırmızı Cennet Marangoz Tetikçi Kızılderili Boşuna Sihir Evli Ruhi İstikamet Limuzin Isırık Balık Porsche Papaz Temelin Ziraat yigit-ozgur-1016 İş Adam yigit-ozgur-1426