Nasreddin Hoca Sivrihisar’da imamlık yaparken, huysuz bir adam olan kasabanın subaşısı ile kavga etmiş. Bir süre sonra ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, yazdığı mektupları eliyle götürür, kendisi okuduktan sonra alıcısına teslim edermiş. Bir gün,- “Efendi&...
fıkranın devamı


Cindy Crawford ve Asım bir gemi kazası neticesinde ıssız adaya düşerler. Ne yapsınlar can sıkıntısından sabah akşam birlikte olurlar. Ancak bir süre sonra Asım durumdan zevk almamaya başlar. Cindy çıldırır. Asım'a ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. Her türlü fantaziyle ve herşeyiyle emrine âmade olduğunu, nerede hata yaptıysa düzeltmeye çalışacağını anlatır. Asım inatla Cindy'ye 'istediğim şeyi yapabilmen mümkün değil' der. Cindy çaresizlik içinde ısrar eder ve herşeyi göze aldığını söyler. Asım en sonunda 'Bir denemeye' karar verir. Önce Cindy'nin saçlarını kısacık keser. Sonra üstünü örtecek biçimde ceketini giydirir. Kestiği saçlardan bıyık yapar. Cindy, ne olduğunu anlamaya çalışırken Asım onu mümkün olduğu kadar erkeğe benzettikten sonra akşam olunca sahile gelmesini söyler. Akşam olur ve Cindy erkek kılığında sahile gelir bakar ki Asım mukellef bir rakı sofrası hazırlamış ve masayı mezelerle doldurmuştur. Asım ve Cindy masaya otururlar ve Asım elini kanka modunda Cind'nin omzuna koyar ve şöyle der:
-Ulan Kazım bir aydır kiminle sevişiyorum söylesem inanmazsın.

fıkranın devamı


uzaylılar dünyayı istila etmiş ne bulsalar lazer silahıyla patlatıyolar arabalar evler hersey yerle bir derken bir benzin istasyonuna yaklaşmışlar benzinligin pompasıda eski sistem benzin hortumunun fazlası pompanın etrafına dolanır daha sonra tabancası yandaki yuvasına yerleştirilir neyse uzaylının biri tam ateş ederken arkadaki tecrübeli uzaylı
-dur yapma...!
demeye kalmadan benzinlik patlıyor her biri bir yana sacılmış baygın vaziyet te ayılan basmıs saatine ışınlamış kendini uzay mekiğine daha sonra ateş eden sormus nerden bildin oranın bu kadar tehlikeli oldugunu diye digeride demiş ki
-kainatın neresin de olursan ol bir yaratık penisini iki defa beline dolayıp kulagına sokuyorsa ona sakın ilişme çok tehlikelidir

fıkranın devamı


Temel ile Dursun haftasonu tatilinde baliga gitmeye karar verirler. Cuma aksami yola çikarlar. Sabahin ilk isiklari ile oltalari atarlar. Bir iki saat geçer balik yok, öglen olur balik yok aksama kadar bir tek balik tutamazlar. Pazar sabah yine gün agirirken oltalari atarlar. Öglen olur yine balik yok iyice sikilirlar ama inatla beklerler en sonunda aksama dogru dönmeye karar verirler. Tam toparlanicakken ikisinin de oltasi hareketlenir. Sevinç ve heyecanla makaralari sarmaya baslarlar fakat ikiside ayni baligi yakalamistir. Temel çeker gelmez Dursun çeker gelmez balik ikisinin oltasi arasinda kalmistir. Temel baligi ben tuttum der Dursun ben tuttum der. Anlasamazlar en sonunda Temel in aklina bir fikir gelir. Dursun a der ki:
- Biz birbirimizi mikelim kim daha çok bagirtirsa balik onun olsun.
Dursun kabul eder.
Temel önce ben mikecem der. Temel geçer dursunun arkasina sokar Dursun da ses yok Temel iyice zorlar Dursun gikini bile çikarmaz. Temel son bir hamleyle köküne kadar sokar Dursun yine hiç ses çikarmaz.
Dursun sira bende der Temel e dön arkani.
Temel:
-Al ulan paluk senin olsun istemeyrum.

fıkranın devamı


Adamın bir çok kılçık biri imiş uçakta seyahat ederken hostese seslenmiş,

-Bana bir bardak su verirmisin demiş,

-Hostes adama suyumuz yok,ama kola,ayran,gazoz,limonata,verebilirim demiş,

-Adam olmaz ben su istiyorum diye inat etmiş,hostes doğru pilotun yanına gitmiş.

-Adamın biri tutturdu illa su isterim,ben başka bir şey içmem,ne yapayım der.

-Pilotta kızım git bir bardağa işe,sonrada soğut adama ver,der-hostes pilotun dediğini aynen yapar.adam suyu birdikişte içer ve şapur şupur yalanmaya başlar.hostese sağol der.25-30 dakika sonra adamım canı tekrar su ister,hostesi yanına çağırır.

-Bana bir bardak su daha verirmisiniz der.hostes yine pilotun yanına gider durumu anlatır.pilot yine kızım aynı tak tik işe soğut ver gitsin der.

-Hostes iyide bende kalmadı der.

-Pilot ver şu bardağı deyip bardağa işer.hostes soğutup adama verir.adam bir dikişte içer ve gzını buruşturur

-Bu ne böyle çok mayhoş der.hostes gülümseyerek

-Kusura bakmayın,deminde getirdiğim kuyu suyu idi,bu boru suyu ondandır...

fıkranın devamı


Sene 1940'lar..Bizim Temel,
- Ulan bu yahudi milleti nasıl zengin oluyor, benim onlardan neyim eksik
deyip, soluğu o zaman yahudilerin en çok oldugu polonyada almış.
Bizimkinde inat o biçim, zengin olmadan dönmeyecek. Derken 2.dünya savaşı patlak vermiş. Naziler, buldukları bütün yahudileri toplayıp, yakıp yakıp sabun yapıyorlarmış. Nasıl olduysa bizim Temel de yahudilerin arasında bulmuş kendini. Bi kargaşa bi gürültü derken, bizim ki başlamış bağırmaya
- Ulan bırakın beni, ben yahudi değilim, ben yahudi değiliim, Türküm!!
Bu karmaşayı duyan nazi askerleri hemen oraya toplanmışlar, tüfekleri Temel'e doğrultmuşlar ama bizimki inadım inat
- Ulan bi yanlışlık oldu a**na ko*im ben yahudi falan değilim, Türküm, bırakın beni.
diye bağırmaya devam etmiş. En sonunda, ordan geçmekte olan bir nazi subayı Temel'in bağırışlarına gelince Nazi askerleri Subay'a
- Efendim, yahudileri topladık yakıp sabun yapmaya götürüyorduk ancak bu deli ben yahudi değilim, Türküm diye bağırıyor,napalım?
Temel subayı görünce oh be yanlışlığı anladılar diye sevinirken Subay Temel'i baştan aşağı bi süzerek..
- Farketmez! Bunu da yakın a**na ko*im
demiş.
Temel de..
- Vaay bee yakın ha! Ulan köpürenin a**na ko*im!!

fıkranın devamı


Bir gün adam devesiyle çölde gidiyormus.Uzun zamandır çölde oldukları için adam artık dayanamamış.Yani adamın canı sex istiyormus ama bunu yapacak kimse yok.
Adamın aklına cin fikir gelmis.Acaba su deveyi becersem mi diye aklından geçirmiş.Geçirmekle de kalmamıs geçmiş devenin arkasına.
O sırada deve arkasına söyle bir dönmüs.Burun buruna gelmisler.Tabii adam vazgeçmiş.Ama deveye de sinir olmus,inat etmis.Adam bunu birkaç kez denemis ve deve her seferinde kafasını arkaya çeviriyor,burun buruna geliyorlarmış.Sonra nasıl olduysa çöl ortasında bir kadın çığlığı duymus.Bir de bakmıs ki bir kaç eşkiya kadına saldırıyor.Neyse kadını adamların elinden kurtarmıs.
Kadın buna 'Hayatımı kurtardınız dileyin benden ne dilerseniz,ne isterseniz yapmaya hazırım.
Adam:
Ne istersem mi?
Kadın:
Evet.
Adam :
O zaman söylüyorum.
LÜTFEN ŞU DEVENİN KAFASINI TUTARMISINIZ?
(Ne eşek adam di mi ama?)

fıkranın devamı


On yıldır evlilermiş.. Ama ilk gecelerinden beri, adam hep karanlıkta sevişmek konusunda ısrar etmiş.. Kadıncağız yıllar yılı kaç kez sabahlara kadar yalvarmış, bir kerecik olsun, ışıkları yakıp sevişmek için ama adam hep inatla "Hayır" demiş. "Kesinlikle olmaz. İlle de karanlıkta sevişeceğiz
." O gece kadıncağız gene ışıkları yakmak için yalvaracak gibi olmuş, ama hemen vazgeçmiş. Kocası on yıl sonra insafa gelecek değil ya.. Vazgeçmiş ama sadece yalvarmaktan.. Kafasına koymuş, bu kez çünkü.. Tam sevişmenin en heyecanlı anı, en doruk noktasında elini kaydırıp, yatağın baş ucundaki gece lambasının düğmesine dokunuvermiş. Bir de ne görsün..

Kocasının beline, o yapay aletlerden biri bağlı değil mi?
-"Bunu bana nasıl yaparsın" diye haykırmış. "Bunca yıldır, bu işi sahte bir aletle yaptığını bana söylemedin bile.. Hemen açıkla bana her şeyi.. Hemen.."

Adam çok ama çok soğukkanlı yanıt vermiş.
- "Tamam, tamam.. Her şeyi izah edeceğim sana.. Ama önce sen bana şu üç çocuğumuzu izah et, bakalım!.."

fıkranın devamı


Karadeniz sahilinde bir kahvede inatçilik sampiyonasi düzenlenmis. Üç müsabik ortaya çikmis, baslarindan çikan birer olayi anlatip, kahve sakinlerinden sampiyonu seçmesini istemisler.
Birinci müsabik:
"Bir aksam isten eve döndüm, kapiyi çaldim, hanim kim o dedi, kim olacak bu saatte, kapiyi baska kim çalar ki! Kizdim. Kapiyi ben çaldim, hanim israrla kim o dedi. Bu sabaha kadar böyle devam etti. Sabah oldu ise gittim."
Ikinci müsabik:
"Agriyan disimi çektirmek için disçiye gittim. Disçi hangi disin agriyor diye bana sordu. Madem koskocaman disçi, agriyan disimi o bulsun diye inat ettim. Disçi bütün dislerimi çekti. Sira agriyan disime gelince, yine agriyor demedim ve agzimdaki bu tek dis inadimdan kaldi."
Üçüncü müsabik:
"Evlendigim ilk gece hanim bana dokunma dedi. Ben de inadim tuttu. Aradan 17 yil geçti, hala dokunmadim."
Bu arada jüri baskani
"Ama senin üç tane kocaman çocugun var, nasil olur?"
diye sorunca:
"Inadimdan onlarin bile nasil oldugunu sormadim."




fıkranın devamı


Karadeniz sahilinde bir kahvede inatçilik sampiyonasi düzenlenmis. Üç müsabik ortaya çikmis, baslarindan çikan birer olayi anlatip, kahve sakinlerinden sampiyonu seçmesini istemisler.
Birinci müsabik:
"Bir aksam isten eve döndüm, kapiyi çaldim, hanim kim o dedi, kim olacak bu saatte, kapiyi baska kim çalar ki! Kizdim. Kapiyi ben çaldim, hanim israrla kim o dedi. Bu sabaha kadar böyle devam etti. Sabah oldu ise gittim."
Ikinci müsabik:
"Agriyan disimi çektirmek için disçiye gittim. Disçi hangi disin agriyor diye bana sordu. Madem koskocaman disçi, agriyan disimi o bulsun diye inat ettim. Disçi bütün dislerimi çekti. Sira agriyan disime gelince, yine agriyor demedim ve agzimdaki bu tek dis inadimdan kaldi."
Üçüncü müsabik:
"Evlendigim ilk gece hanim bana dokunma dedi. Ben de inadim tuttu. Aradan 17 yil geçti, hala dokunmadim."
Bu arada jüri baskani
"Ama senin üç tane kocaman çocugun var, nasil olur?"
diye sorunca:
"Inadimdan onlarin bile nasil oldugunu sormadim."

fıkranın devamı


Temel arkadaşına hakaret ettiği için yargılanıyomuş, mahkemede kendisini savunmuş:



-Yok hakim bey, ben kendusuna sadece hayvan dedim



-İyi ya, hayvan demek hakaret değil mi?



-Ne demek hakim bey... Yanlış anlaşılıyi... İnsan kurnaz bir dilkidur. Kurnazlıkta ileri gidersa kurttur, pek cesur ve heybetli olursa aslan, uysal olursa kuzi, korkak olursa tavşan, inatçi olursa eşek, güzel sesli olursa bülbül... velhasılı kelam, hakim bey, insan hiçbir zaman heyvanluktan kutulamaz.

fıkranın devamı


Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.



fıkranın devamı


Temel hakaret suçlamasıyla hakim karşısına çıkar. Hakim Temel"e sorar:



- "Sen bu vatandaşa hakaret etmişsin doğru mu?"



Temel,



- "Yok vallahi hakim bey. Ben kendisune sadece hayvan dedum" der. Hakim,



- "İyi ya hakaret etmişsin" deyince söze giren Temel,



- "Bir yanliş anlaşilma oliyi burda hakim bey. İnsan kurnazsa tilki, çok kurnazsa kurt, cesur ve heybetli olursa aslan, magandanın önde gideni olursa ayı, uysal ve sessiz olursa kuzi, korkak olursa tavşan, inatçi olursa keçi, güzel gözli olursa eşek, güzel sesli olursa bülbül, mercan gözli olursa hamsi oliyi. Şimdi deyin bana hakim bey, insanoğlu hayvanlıktan kurtulabilur mi?"

fıkranın devamı


Karadeniz sahilinde bir kahvede inatçilik sampiyonasi düzenlenmis. Üç müsabik ortaya çikmis, baslarindan çikan birer olayi anlatip, kahve sakinlerinden sampiyonu seçmesini istemisler.
Birinci müsabik:
"Bir aksam isten eve döndüm, kapiyi çaldim, hanim kim o dedi, kim olacak bu saatte, kapiyi baska kim çalar ki! Kizdim. Kapiyi ben çaldim, hanim israrla kim o dedi. Bu sabaha kadar böyle devam etti. Sabah oldu ise gittim."
Ikinci müsabik:
"Agriyan disimi çektirmek için disçiye gittim. Disçi hangi disin agriyor diye bana sordu. Madem koskocaman disçi, agriyan disimi o bulsun diye inat ettim. Disçi bütün dislerimi çekti. Sira agriyan disime gelince, yine agriyor demedim ve agzimdaki bu tek dis inadimdan kaldi."
Üçüncü müsabik:
"Evlendigim ilk gece hanim bana dokunma dedi. Ben de inadim tuttu. Aradan 17 yil geçti, hala dokunmadim."
Bu arada jüri baskani
"Ama senin üç tane kocaman çocugun var, nasil olur?"
diye sorunca:
"Inadimdan onlarin bile nasil oldugunu sormadim."

fıkranın devamı


Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

fıkranın devamı


Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..

- Senin adın Temel mi ?

- Evet Temel

- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;

- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...

- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...

- Anlat bakalım..

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...

- Dur,dur be,ne diyorsun sen...

- N'oldu Hakim bey ?

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..

fıkranın devamı


* Büyük bir teknolojik başarı! (Yine çuvalladık.)

* Yıllarca süren kapsamlı çalışmalar sonucunda geliştirildi.(Kazara keşfettik.)

* Tasarımlar toleranslar dahilinde oldu.(Kuralları esnettikten sonra güç bela becerdik.)

* Test sonuçları son derece memnuniyet vericiydi.(İşe yarıyor ama nasıl oldu anlamadık.)

* Müşteri memnuniyeti sağlanmıştır.(Programın öyle gerisindeyiz ki müşteri eline ne geçerse şükrediyor.)

* Yakın proje koordinatörü(Başkasına yaptıramadık bari işi paylaşalım.)

* Öngörülemeyen sorunlar nedeniyle proje programın biraz gerisinde kaldı.(Şu sıralar başka projeyle ilgileniyoruz.)

* Proje bir sonraki rapor döneminde sonuçlandırılacak.(Daha başlamadık bile ama bir şeyler söylememiz gerekiyordu.)

* Farklı yaklaşımlar denenmektedir.(Ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz ama idare ediyoruz işte!)

* Soruna yeni bir yaklaşım denenmektedir.(Yeni eleman aldık.Onun üstüne yıkacağız.)

* Tasarımı baştan yapmamız gerekecek.(Bu şeyi anlayan tek adam vardı.O da istifa etti.)

* Bazı küçük sorunları düzeltmek için üzerinde duruyoruz.(Baştan başlıyoruz.)

* Esas olarak tamamlandı.(Yarısı bitti sayılır.)

* Tahmin ediyoruz.(İnşallah)

* Çizimin hazırlanması uzun sürdü.(Daha hiçbir şey çizmedik ki!)

* İyi tanımlanmış değil.(kimse üzerinde düşünmedi.)

* Daha fazla analiz gerekiyor.(İş çığırından çıktı.)

* Proje önümüzdeki yılın son çeyreğinde hazır olcak.(O zamana kadar gecikmeden sorumlu birini buluruz elbet.)

* Senin teorini biz çok denedik. Uygulanabirliği yok.(Aslında iyi fikir, kendi fikrimmiş gibi raporumda belirteyim.)

fıkranın devamı


İki deli gece yarısı sokak lambasının altında dururken iddialaşırlar. Birisi der bu aydır ötekisi inatlaşır hayır bu güneştir der, derken yoldan gecen üçüncü bir şahsa sorarlar. O da "üzgünüm ben bu mahallenin yabancısıyım bilemeyeceğim" der

fıkranın devamı


Temel ile Dursun iki tane at almislar. Fakat devamli karistiriyorlarmis. Hangisi
kimin ati belli degil. O yüzden Temel in aklina parlak bir fikir gelmis ve atin bir
tanesinin kuyrugunu kesmis. Dursun da ona inat o da diger atin kuyrugunu
kesmis. Temel bu sefer atin bir tanesine boya ile isaret koymus. Dursun ona
inat diger atin ayni yerine ayni boya ile isaret koymus.
Temel bakmis böyle olmuyor, Dursuna :
- Dursun bak bu böyle olmayacak. En iyisu beyaz at benimki, siyah at da
seninki olsun...

fıkranın devamı


Bir gun uc arkadas birbirlerine ne
kadar inatci olduklarin ispatlamaya
calisiyorlarmis ve herkes en cok inat ettigi ani anlatiyormus. Birincisi anlatmaya baslamis:
"Ben birgun evi aradim benim hanim alo
demedi bende cevap vermedim, telefon sabaha kadar acik kaldi" demis.
2.inatci "O da bir seymi? Ben bir gun
eve geldim kapiyi caldim hanim kimsin, demedi bende kim oldugumu soylemedim sabaha kadar kapinin onunde yattim"
3.inatci "O da bir seymi? Biz
evlendigimizde karim bana dokunmadi diye bende ona dokunmadim ve hala daha dokunmuyorum" demis. Iki inatci birden "Olurmu yahu" demis, "Sizin iki tane cocugunuz var".
3.inatci ovunerek cevap vermis:
Inat ettim onlari da sormadim...

fıkranın devamı

Adamın birisi iş kazası geçirmiş kaza sonucu kulaklarını yitiren adam yüklü bir tazminat al...
fıkranın devamı

İki kardeş eşek hayat şartlarından dolayı ayrılmak zorunda kalırlar. büyük olanı çok zen...
fıkranın devamı

En yakin komsusundan 10 kilometre uzakta, yasli karisiyla birlikte yasayan çiftçi, eglence olsun d...
fıkranın devamı

Ormanlar Kralı Ormanlar kıralı aslan bir gün canı sıkılır ve ormanda yaşayan hayvanla...
fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey