İngiliz Fıkraları

loading...

Bir İngiliz bir Fransız bide temel uçağa binmiş,Fransa'nın üstünden geçerken Fransız bi sandalye bırakmış,sonra İngiltere nin üstünden geçerken İngiliz bi masa bırakmış,Türkiye'ye uğramadan olurmu temel gelmiş bi el bombası atmış sonra bakmak için Fransa'ya gitmişler bi Fransız ağlıyormuş neden ağlıyon diye sormuşlar salağın biri kafama sandalye attı demiş,sonra İngiltere'ye gelmişler bi İngiliz ağlıyormuş neden ağlıyorsun diye sormuşlar oda salağın biri kafama masa attı demiş Türkiye'ye gelmişler bi adam gülüyormuş neden gülüyorsun diye sormuşlar oda öyle bi osurdumki arkadaki bina patladı demiş.
fıkranın devamı

Uluslar arası Polis Teşkilatı.Düzenlediği yarışmayla,ormanda en önce fil yakalayıp getiren polislere büyük ödül verilecekmiş.Alman polisleri ormana girip 25 dk.da fil yakalamış.İngiliz polisleri 30dk da fil yakalamış.Fransız polisleri 20 dk.da.fil yakalayıp getirmiş.Türk polisleri süratle ormana dalıp 10 dk.da ağzı burnu kan revan içinde bir boğa yakalayıp getirmişler.Bunu gören hakem heyeti itiraz etmiş.Bu Boğa demiş bu sayılmaz.Boğa başlamış yalvarmağa.Sağlam kalan gözüyle türk polislerine bakmış vehakem heyetine :İnanın bana anam avradım olsun Filim .
fıkranın devamı

Jhon BP de işlemek üçün Azerbaycana gelir. Bir iki yıl geçince komikde olsa Azerbaycan Türkçesini öğrenir. Bir gün kömekçisi (yardımcısı) Elçinle beraber sahede (sahada) işlerken (çalışırken) uzun vahtdır (süredir). Aklına takılan soruyu sorar. aaa Elçin bir şey soruşmak olaar. Olar jhon neye göre olmasın. Men bu Türklerle Azeriler arasında ne ferg (fark) var. Yazık Elçin başını kaşır içinden indi (şimdi) gel bu Allahın İngilizen aradaki farkı başa sal (anlat) diye düşünür. Bir den ilerde bir şey görür ve jhon'a dönerek. Jhon yolu görürseen der. Jhon heee Yolun kırağını (kenarını) görürseen Hee Yolun kırağında mal pohu (tezek) var gürürseen Deyir hee İndiii der fikir ver. (Şimdi dikkat et dikkatle düşün.) onun üzerinden maşın tekeri geçip (araba tekerleği) ve ortadan iki ye ayırıp Jhon hee der gördüm. Hah işte der. Onun sağ tarafı Türklerse sol tarafı azeriler. Bir çok fıkralar yazmaışlar azeri fıkrası diye uydurma. Benzetme sözler ve tercümeleri doğru değil.
fıkranın devamı

bizim temel bir ingiliz bir de fransız yahşi bir adaya düşmüşler. denizden bi lamba cini çıkmış.ne isterseniz isteyin demiş. ingiliz ve fransız evine gitmek istemeiş. bizim temel e sıra gelince temelde ben çok sıkıldım onları geri getir demiş hahahah
fıkranın devamı

birgün,bir faransız,bir ingiliz ve temel yarış yapalım demişler ve sonra bir duvarın önüne geçerek hangimiz duvara yakın durursa o kazanır demişler ve ilk olarak fransız arbasına binerek basmış basmış tamdura 3cm kala durmuş ve şunu demiş. -benim arabam gdf li çok iyi durar,demiş sonra ingiliz arabasına binmiş ve başlamış basmaya basmış basmış duvara 2cm kala durmuş ve şunları demiş. -benim arabam abs çok iyi durur, demiş. en son temel arabasına binmiş basmış basmış duramamış ve çarpmış ve şu sözleri söylemiş. -benim arabam asd li anasını sikseler durmaz, demiş.
fıkranın devamı

Bir gün temel, fransız ve ingiliz bir uçağa binmişler. Uçak rötar yapmış ve her yolcu bir eşyasını uçaktan atacakmış. Fransız karpuz, ingiliz kavun, temel de bomba atmış. O sırada bir adam yolda yürüyormuş. Yürürken bir çocuk görmüş. Çocuk ağlıyormuş. Adam: - 'Oğlum neden ağlıyorsun? 'demiş. Çocuk: - 'Başıma karpuz düştü'.demiş Adam yolda yürürken başka bir çocuk görmüş. O da ağlıyormuş. Adam: -Sen niye ağlıyorsun? demiş. Diğer çocuk: - 'Başıma kavun düştü'. demiş Adam yürümeye devam ederken bir çocuk daha görmüş. Ama çocuk gülüyormuş. Adam : - 'Oğlum arkadaşların ağlıyor. Sen niye gülüyorsun?' demiş. Çocuk: - 'Amca, ben bir osurdum arkamdaki bina uçtu.' demiş.
fıkranın devamı

temel ve ingiliz alman fransız bir uçakta gidiyorlarmış uçagın biraz ilerisinden bir ses gelmiş önce ingiliz merak etmiş bakmamya sonra uçakta böyle bir ses ben mor gözlü bir canavarım ingliz korkmuş atlamış sonra alman bakmış oda ben mor gölü bir canavarım o da korkmuş atlamış sonra fransız bakmış oda korkar sonra temel bakar yine bir ses gelir ben mor gözlü bir canavarım der temel gelirsem diger gözünüde ben patlatırım haaaaa derr sonra uçaktan yoluna devam eder
fıkranın devamı

temel ve ingiliz alman fransız bir uçakta gidiyorlarmış uçagın biraz ilerisinden bir ses gelmiş önce ingiliz merak etmiş bakmamya sonra uçakta böyle bir ses ben mor gözlü bir canavarım ingliz korkmuş atlamış sonra alman bakmış oda ben mor gölü bir canavarım o da korkmuş atlamış sonra fransız bakmış oda korkar sonra temel bakar yine bir ses gelir ben mor gözlü bir canavarım der temel gelirsem diger gözünüde ben patlatırım haaaaa derr sonra uçaktan yoluna devam eder
fıkranın devamı

Nasıl Atladılar Bir grup ingiliz, amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. birden şiddetli bir fırtına kopmuş.Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş.fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle ka…rşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. “Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi” demiş.Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: -Eee,noldu? -Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: -Nasıl olur,daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay. İngilizlere “sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar” dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu icin çok faydalı olduğunu söyledim. -Peki ya Türklere ne dedin? -onlara da “Denize girmek yasak! ” dedim.
fıkranın devamı

Yine,İngilizler,Fransızlar ve Temel yarışma yapmışlar. Bu yarışma,`fasülyeyi en uzağa kim atacak` yarışmasıymış.İngilizler 50 m atmış.Fransızlar 100 m atmış.Sıra gelmiş Temele.Temel bi atmış, nereye gittiği belli olmamış.Temel kazandı sayılmış.Hediye olarak televizyon vermişler.Temel sabah haberlerini açmış -Aman ALLAH'IM.Temelin attığı fasülye 4 kişiyi öldürdü 3 kişiyi yaraladı.
fıkranın devamı

İngiliz,Fransız ve Temel `en yükseğe kim çıkacak`yarışması yapmışlar.İngilizler 20 kat çıkmış.Fransızlar 40 kat çıkmış.Temel en sonkatın bir kat aşağısındaymış.Tam Temel yukarı çıkacakken Temelin büyük tuvaleti gelmiş.Yolda bir bebek varmış.Bebekte de bez varmış.Temel almış o bezi içine sıçmış.Temel yarışmayı kazanınca ona televizyon vermişler.Temel sabah uyanınca haberleri açmış. -İnanılmaz bir şey,bebekten 50 kg bok çıktı.
fıkranın devamı

bir gün 1 adam ingilizce öğretmeni olmak için sınava girer sınavda what your name derler adam my name is hikmet der adama tenk you verimaç derler adam deperim geri gaç der
fıkranın devamı


Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Iraklikahvede oturmus cay iciyorlar.Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz" Ingiliz de bunun uzerinecayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parcalamis: "Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere cay icmeyiz" Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus
"Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz..."

fıkranın devamı


temel fransız ve ingiliz 6 yıl hapse girerler 6 yıl hapisi yer ve çıkarlar çıktıklarında nerede kalacaklarını aralarında tartışırken fransız atılır:

-benim 6 bin katlı binam var isterseniz oaraya gidelim

ingiliz:

-benimde 850 bin katlı binam var isterseniz oraya gidelim demiş

temel:

-haçen uşaklar kavga edeysuz ama benim bir binam var hapse girmeden önce aşagı tükürdüm hala yere düşmedi demiş

fıkranın devamı


birgün temel,ingilizve fransız bır otel odasında kalmıslar fakat bu otele daha önce gelmıs olan fransız temele karıncalı odayı vermiş.ertesi gün fransız dalga gecmek ıcın
-nasıl karıncalarla iyi uyudun mu
demiş bunun ustune temel
-evet odaya geldıgım de karınca vardı ama ben nasıl kurtulacağımı buldum içlerinden birini öldürdüm hepsi onun cenazesine gittiler demiş



fıkranın devamı


Bir kadının bir süreliğine is seyahati için İngiltere ye gitmesi gerekmektedir. Kadının kocası esini havaalanına kadar götürür. Karisi: - "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere den ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanıtlar: - "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatim..." Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanından almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasıldı?" Karisi: - "Teşekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadın: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir İngiliz kız istemiştim ya..." Kadın: - "Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, simdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için.

fıkranın devamı



İskoçyalı'nın tavuğu İngiliz'in bahçesine yumurtlamış.
Biri "Tavuk benim, yumurta da benimdir" diyor.
Diğeri "Benim bahçem, yumurta da benimdir."
En sonunda İskoç "Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalım.
Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın" diyor. İngiliz de kabul ediyor.
İskoç'un önce tekme atmasına karar veriyorlar. İskoç en ağır postallarını giyip geliyor.
İyice bir abanıp İngiliz'in bacaklarının arasına bir tekme atıyor.
İngiliz yarım saat sonra ancak kalkabiliyor. İngiliz tam tekmeyi atmak için hazırlanıyorken,
İskoç yumurtayı uzatıyor: "Al senin olsun, bir yumurta için değmez."

fıkranın devamı


Bir kompartımanda İngiliz, Fransız, Alman ve oldukça güzel genç bir bayan seyahat ediyorlarmış. Bir ara genç ve güzel bayanın başının üzerindeki sepetten sıvı damlayınca İngiliz hemen oturduğu yerden fırlayıp, parmağını değdirerek sıvıyı yalamış ve;
- Hıımmm, bu halis viski...
Fransız aynı işlemi yaparak;
- Hadi canım bu bal gibi şarap...
Alman;
- Yanılıyorsunuz beyler bu olsa olsa bira olur...
Genç ve güzel bayan gülümseyerek ayağa kalkmış ve sepete hafifçe dokunarak;
- Kız FİFİ, bir türlü öğrenemedin çişini tutmayı...

fıkranın devamı


Bir Fransız Vampir Yarasa, bir İngiliz Vampir Yarasa ve
bizim Temel Vampir Yarasanın bir gece, canı muthiş derecede sıkılmış.
Düşünmüşler ve kan içme yarışması yapmaya karar vermişler.
Önce Fransız Vampir Yarasa havalanmış pırrrr diye...
15-20 dakika sonra geri dönmüş bizim avcı.Döndügünde ağzı ve dişleri kan içindeymiş.
Diğerleri merakla sormuşlar :
-Ne oldu ya?.. Anlatsana bizimki hiiiç, demiş pişkin pişkin.
-Hani şu ilerde bir köy var ya.
-Eeee.
-Hani orada bir eşek var ya, işte bütün kanını içtim onun!!!
-Vovvvv, demiş diğerleri, büyüksün valla,....
Biraz sonra İngiliz Vampir Yarasa havalanmış yalpalayarak yarım saat sonra geri dönmüş.
Geri döndüğünde yüzü kan içindeymiş...Diğer ikisi hemen sormuslar :
-Eee baba, anlat bakalım sen ne yaptın... Başlamış bizimki :
-Hani ilerde bi köy varya, hani orada bir eşek leşi var ya.
-Eeee.
-Hani orada büyük bir Çınar var ya,
hah...Evet evet işte orada iki inek vardı, içtim ikisinin kanını...
Diğer iki yarasa hayretler içerisinde bakakalmışlar,.
-Uff be, demişler.Senin üstüne Yarasa cıkmaz bu alemde...
Sıra bizim Temel Vamir Yarasaya gelmiş....Pırrr...1 saat 2 saat yok bizimki,
derken sabaha karşı çıkagelmiş...
Yalpalaya yalpalaya,
zarzor iniş takımlarıyla tutunmuş diğer iki vampirin yanına geldiğinde yüzü gözü,
eli ayağı kan içindeymiş...Diğer iki yarasa hemen atlamışlar : -Ne oldu? Anlatmış bizimki :
-Hani ilerde bi köy var ya, hani orada bir eşek leşi var ya.
-Eeee, demiş diğerleri merakla.
-Hani orada büyük bir Çınar varya, o Çınarın altında iki inek leşi var ya...
-Eeee...????
-Hani leşlerin yanında büyük bir kaya var ya...
-Evet???
-Görmedim....Görmedim anasını satımmmm....

fıkranın devamı


Temel, Fransiz ve ingiliz'in bindikleri gemi batmis.Günlerce aç susuz kaldiktan sonra bir adaya çikmislar.Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamyn bas uçlarinda belirdigini görmüsler.Yamyamlarin niyetinin kötü oldugunu gören kazazedeler :

- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar. Kral yamyam :

- Sizleri bir teste tabi tutacagizz, en basarili çikani affedecegiz. Her birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun verecegiz. Bir yil sonunda en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis Kulubeler hazirlanmis, maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergün kapi altindan yemekler gönderilmis.

Birinci yilin sonunda kapilarin açilma zamani gelmis.

Ilk olarak Fransizin kapisi açilmis. Üç tane yavru maymun oradan oraya zipliyor. Fransiz pestili çikmis bir durumda.

Ikinci olarak ingilizin kapisi açilmis. O da harap durumda ama bes tane yavru dogurtmus.

Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam hokomoko :

- Bu Türkler uçkurlarina çok düskün millettir. simdi kapiyi açacagiz en azindan on yavru üzerimize atlayacak demis.

Kapi açilmis ama ne görsünler Temel bir kösede kös kös oturuyor., Temel'e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafasi gövdesinden büyük, kisacasi tam bir hilkat garibesi!

- Ne lan bu!, demis hokomoko...

Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
- Ulan serefsizler, demis Temel.

Vermissiniz yanlislikla erkek maymunu, bunu buldudugunuza sükredin!

fıkranın devamı


Temel, Fransiz ve ingiliz'in bindikleri gemi batmis.Gunlerce ac susuz kaldiktan sonra bir adaya cikmislar.Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamin bas uclarinda belirdigini gormusler.Yamyamlarin niyetinin kotu oldugunu goren kazazedeler :

- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar. Kral yamyam :

- Sizleri bir teste tabi tutacagiz, en basarili cikani affedecegiz. Her birinizi birer kulubeye hapsedip birer maymun verecegiz. Bir yil sonunda en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis Kulubeler hazirlanmis, maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergun kapi altindan yemekler gonderilmis.

Birinci yilin sonunda kapilarin acilma zamani gelmis.

Ilk olarak Fransizin kapisi acilmis. Uc tane yavru maymun oradan oraya zipliyor. Fransiz pestili cikmis bir durumda.

Ikinci olarak ingilizin kapisi acilmis. O da harap durumda ama bes tane yavru dogurtmus.

Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam hokomoko :

- Bu Turkler uckurlarina cok duskun millettir. simdi kapiyi acacagiz en azindan on yavru uzerimize atlayacak demis.

Kapi acilmis ama ne gorsunler Temel bir kosede kos kos oturuyor., Temel'e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafasi govdesinden buyuk, kisacasi tam bir hilkat garibesi!

- Ne lan bu!, demis hokomoko...

Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
- Ulan serefsizler, demis Temel.

Vermissiniz yanlislikla erkek maymunu, bunu buldudugunuza sukredin!

fıkranın devamı


Günün birinde alman,fıransız,ingiliz ve daha bir çok ülkenin zengini aralarına bizim TEMEL`i de alarak gönüllerince eylenmek için ucakla seyahate cıkmışlar.Eğlence adına herşeyi yapıp bol bol da içki tükettikleri bian alman birden ucağın kapısını acıp bırakın beni,ölmek istiyorum,Temel sormuş ulu uşağum habi süle bakiüm neden da alman benim annem kötü kadındı yani or...demiş ve atlamış.aradan daha on dakika gecmemişken bakmışlar busefer fıransız aynı nidayla kapıyı acıp atlamış.temel bi düşünmüş,bi düşünmüş tam atlayacak biri tutmuş,yarım yamalak bi türkceylelaz oğlu sen neden yoksa, Temel yooo demiş öyle diil da uşaum .adam sormuş peki neden?Temel :ula uşağım benim bu kadar or..... cocuğu içinde ne işim var da demiş




fıkranın devamı


Temel ingiltere`ye gidecekti. Onun icin bir arkadasindan Ingilizce hakkinda bilgi istemisti. Arkadasi turkce kelimelerin son hecesinin uzatilmasi seklinde Temel`e bilgi verdi. Temel ucaga bindi ve on dakika sonra hostesi cagirmak icin, Hosteeees. O da ne hostes gelmisti. Temel ingilizce`yi sokmeye basladigini dusunuyordu. Havaalanindan cikti...Taksiiiii Vay be taksi de durmustu. Temel agir agir kendini kaptirdi...Hoteeeeeeel Otele gitti. Odasina cikti, dus aldiktan sonra bara indi...Viskiiiii. Daha snra Londra sokaklarinda dolasmaya basladi. Parkta bir adam gordu:
-Merhabaaaaa,nasilsiniiiiz?
-Iyiyiiiiim,sagoooooool
-Turk musunuuuuz?
-Eveeeeet
-Kardesim Turksun de neden iki saattir Ingilizce konusuyorsunnn

fıkranın devamı



Bir İngiliz, bir Alman, bir de bizim Temel arabalarıyla şov yapıyorlarmış. İngiliz binmiş Mercedes'ine bir fren yapmış araba olduğu yerde durmuş. İnmiş arabadan "abs abs" demiş. Alman binmiş BMW'sine bir fren yapmış, onun arabası da olduğu yerde durmuş, o da "abs abs" demiş. Sıra gelmiş bizim Temel'e... Binmiş Murat'ına basmış frene durmamış, bir daha bir daha derken duvara girmiş. "Asd asd" diye diye arabadan. Herkes merak etmiş 'asd'nin ne olduğu tabii. Temel açıklamış:
"Anasını sattığımın durmayi!"

fıkranın devamı



Bizim Temel, Amerikali ve İngiliz’le telefon diregi dikme ihalesine girmis. Müdür söyle bir öneri getirmis:
-"Hepiniz ayni teklifi verdiniz ama bizim için sürat önemli. Bir yarisma yapalim, kim daha çok direk dikerse ihaleyi o alacak..."
Üçüne de 5 saat süre ve yeterince direk verilmis. Amerikali 40, Ingiliz 50, Temel de sadece 4 direk dikmis. Müdür kizmis:
-"Nasil olur, bak digerleri bir sürü direk dikmis??..."

-"Mudür bey siz onlarin diktugu direkleri görmedunuz... Nerdeyse tamami disarda..."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama